Etiket: Fırıncıları

  • Ekmek zammı fırıncıları memnun etmedi

    Ekmek zammı fırıncıları memnun etmedi

    Eskişehir’de tartışmalı bir sürecin ardından bugün hayata geçiren ekmek zammı fırıncılar tarafından yeterli gözükmezken, vatandaşlar arasında da farklı tepkilerle karşılandı.

    Eskişehir’de 15 Ağustos tarihinden itibaren uygulanması beklenen ekmek zammı, fırıncılar arasında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle belirtilen tarihte gerçekleştirilmedi. 15 Ağustos tarihinde ilgili kurum ve fırıncılar arasında düzenlenen toplantının ardından ekmek zammının bugün (17 Ağustos) uygulanması kararının ardından Eskişehirli vatandaşlar, daha önce 1 lira 25 kuruştan aldığı 200 gramlık beyaz ekmeği bugün sabahtan itibaren 1 lira 50 kuruşla almaya başladı. Bazı vatandaşlar zam oranının fazla olduğu dile getirirse de birçoğu, ülke ve dünya şartlarına göre zammın uygun olduğunu belirtiyor. Fırıncılar ise, getirilen zammı uygulamadan una gelen zam nedeniyle yeni fiyattan pek de memnun olmadıklarını dile getirdiler.

    “Bu zamma vatandaşın tepki göstermemesi lazım”

    Eskişehir’de bir kadın girişimci olarak bulunan Berna Subaşı, bugün Eskişehir’de uygulanan ekmek zammının fazla olmadığı ve kendisinin de bir esnaf olarak zammı yerinde bulduğunu dile getirdi. Berna Subaşı, “Çok yerinde bir zam. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Ben de yemeklerimde, çorbalarımda zam yaptım. Fırınlarda ekmek fiyatlarının artması gayet mantıklı ve çok normal. Geç bile kalındı bence. Öte yandan vatandaş da zor durumda, yapılan zamlar üst üste geldi. Ama esnaf da çok zor durumda. Hepimiz ayakta durmaya çalışıyoruz. Bu zamma vatandaş olarak tepki göstermemiz gerekiyor. Çünkü bir işletme kolay kolay ayakta durmuyor. Hepimiz ekmek parasının derdindeyiz” şeklinde konuştu.

    “Bu zam yapmakta haklılar”

    Ekmek almaya gelen diğer bir vatandaş Mukaddes Canlı ise konu ile ilgili konuşurken, “Normal karşılıyorum, çünkü her şeye zam geldi. Fırıncılar da haklı yani zam yapmakta. Çalışanlarının giderlerini karşılamak için mecbur yani. Ülkemizde her şey pahalandı. Ancak bazı fırıncılar fiyatı aynı tutup gramajını düşürüyor. O da gizli zam oluyor. Bu durum bilinçli olanlar biliyor, ancak bilinçli olmayanlar bilmiyor. Böyle gramajı düşürülmemesi gerekiyor bence” diye konuştu.

    “Bence zammın miktarı fazla”

    Öte yandan emekli vatandaş Ertuğrul Ürün ise, ekmeğe yapılan zammına karşı olduğunu, getirilen yüzde 20 zammın çok fazla olduğu dile getirdi. Ürün, “Emekliyim, aynı zamanda çalışıyorum. Emeklilerin çalışması sonuçta çaresizliktendir. Konu da zamlar olduğu için biraz fazla tabii. Pandemi döneminde kemer sıkmamız gerekiyor, ama biraz da siyasilere seslenmemiz gerekiyor. En azından asgari ücreti alanları desteklenmesi gerekiyor. Ben 2015 de emekli oldum asgari ücret 950 liraydı o zaman. Euro 2 lira seviyesindeydi bugün 2 bin 300 lira oldu. Çok iyi bir para. Ama Euro da 4’e katladı. Bu ülkede Türk lirası ile maaş alan son zamanlarda daha çok ezilir oldu. Ben yurt dışından geldim. Ekmeği kilo ile alıyorduk, iki kişilik bir aile ister tüketsin ister tüketmesin kilo ile alıyorduk. Fazla sıkıntı çekmiyorduk, ama burada bir oturuyorsun bir buçuk ekmeği bir kişi yiyor. Ortalama 4 kişilik ailenin günlük ekmek gideri 10 tane. Hesabını siz yapın yani bu insanlar nasıl yaşasın?” diye belirtti.

    “Bu zam kararı Koronadan önce belirlendi”

    Uzun yıllardır Eskişehir’de fırıncılık yapan Kazım Şarlak, bugün uygulanmaya başlanan ekmek zammının dünyayı etkileyen Korona virüs döneminden önce belirlendiği, ancak virüs sürecinde vatandaşlara zor duruma düşürmemesi için uygulanmadığı ifade etti. Şarlak, “Fırıncılar çok yüksek paralar kazanan işletmeler değildir. Bizim işimiz ağır, kazancımız az. Ekmeğimiz de helal. Zor bir sektörde çalışıyoruz. Zor para kazanıyoruz, ama yapacak bir şey yok. Ülkenin şartları ve dünyanın şartları ortada. Getirilen zamlar yeterli olmasa da şükür diyeceğiz. Şu anda bu ekmeğin girdileri dolarla, yani TL bazında değil. Biz ithal buğday ile un yapıyoruz. Ülkede yerli buğday var, ama yerli buğdayla olmuyor bu iş. İthal buğdayla yerli buğday karıştırıp öyle yapıyorlar uncular unu. Bu da bir maliyet, dolar 7 lira. Yani bunun maliyeti ekmeği yansıyor haliyle. İşçinin zam var, kirası var. Hepsi var. Yani bütün piyasa şartlarında her şey yükseldi. Şimdi elektrik yükseldi, doğalgaz yükseldi, çalışan işçi de zam isteyecek. Bu bir döngü, bir çark bununla ilgili yapacak bir şey yok. Biz bu zam kararını Korona virüsten önce aldık. Ama memlekette sıkıntı var diye uygulamadık. Korona olunca mecburen bekliyorsun, çünkü vatandaşın durumu belli, şu anda en kolay aldığı şey ekmek. Kalkıp da bunu zorlarsan ülke daha çok sıkıntıya girer.” dedi.

    “Zammı alasıya kadar zaten biz zammı vermiş olduk.

    15 yıldır fırıncı Ahmet Türken ise, getirilen zam hakkında konuşurken, “Zammı alasıya kadar zaten biz zammı vermiş olduk. Bu gecikmiş bir zamdı. Un fiyatlarındaki fahiş yükseliş bize etkiledi. Zaten her yıl düzenli olarak belli bir periyotlarda ekim zamanı, biçim zamanı senede toplam 3 defa zam geliyor. Bu zam gelene kadar zaten biz bu zammı dağıttık. Nereye dağıttık? Uncuya dağıttık, mazota verdik, kiraya verdik sayabileceğim onlarca kalem var, ama bu sadece aklıma gelenler. İnsanların da kabullenebileceği kalemler bunlar” şeklinde anlattı.

  • Fırsatçıların una yaptığı zamlar fırıncıları isyan ettirdi

    Fırsatçıların un fiyatlarına yaptığı fahiş fiyat artışları fırıncıları isyan ettirdi. Temmuz ayında 75 lira olan bir çuval unun 110 liraya fırladığını anlatan fırıncılar, bu durumun fırsatçılardan kaynaklandığını, hükümetle, euro veya dolar ile hiçbir ilgisi olmadığını anlattı.

    Dolar ve euro kurundaki dalgalanmalarla birlikte her ay zamlanmaya başlayan unun çuvalı, son olarak 110 liraya kadar ulaştı. Eskişehir’de uzun yıllardır fırıncılık yapan Hüseyin Topçu, geçmiş ayın faturaları ile un fiyatlarındaki fahiş artışı gözler önüne serdi. Son 2 ayda unun çuvalına 35 liralık zam yapıldığını ve bu işin fırsatçılığa dönüştüğünü vurgulayan Topçu, bu fiyatlar ile fırıncıların yıl başına kadar dayanmasının mümkün olmadığını dile getirdi. Fırıncıların suçlanmasının doğru olmadığını dile getiren Topçu, “Biz 7’inci ayda 75 liraya aldığımız unu şuanda 110 liraya alıyoruz. Çuval başına 35 lira gibi büyük bir fark var. Bizim için bu çok büyük bir fark. Günde 20 çuval un işlerse bir ekmek fabrikası, 700 lira fark yapar. Şuanda bunu kimse bilmiyor. Bu fiyatlar da durmuyor. Bugün 110 lira oldu, yarın 115 lira olacak. Almış başını gidiyor. Kimse buna müdahale etmiyor. Şu anda vatandaşların bunu bilmesi gerekiyor. Bizlik bir şey değil bu. Fırsatçılık var bu işin içinde” şeklinde konuştu.

    “Şu anda fırıncının yılbaşına kadar dayanacak gücü yoktur”

    “9’ucu ayın 4’ünde aldığımız 100 liralık un, 9’uncu ayın 21’inde 110 liraya geldi” ifadelerini kullanan Topçu, “Aslında burada fiyatın düşmesi lazım. Bakanlık açıklama yaptı, ihracatı durdurdu. Euro düştü, dolar düştü, faizler düştü. Ama una gelince, un düşmüyor. Zam istediğimiz zaman da Bakanlık el atıyor. ‘Ekmeğe yıl başına kadar zam yok’ diyorlar. Şu anda fırıncının yılbaşına kadar dayanacak gücü yoktur. İnsanları bu ekmeği yemeye muhtaç edecekler. Bunu da fırsatçılar yapıyor. Bunun hükümetle, euro ile, dolar ile hiçbir ilgisi olmadığı kanaatindeyim” dedi.

    “Un alamayan arkadaşlarım var”

    Una gelen fahiş zamların durdurulması gerektiğini belirten Hüseyin Topçu, aksi halde bu durumu fırıncıların kaldırma gücünün olmayacağını söyledi. Topçu, konuyla ilgili şunları kaydetti:

    “Ekmeğe şu an yüzde 100 zam gelmesi gerekiyor, ama bu işi kurtarmaz. Un fiyatını durdurmak lazım. Yoksa benim ekmeğe 50 kuruş zam yapmam bu işi çözmeyecek. Yarın 120 lira yapacaklar unu. 10 günde ne değişti Türkiye’de? Şuanda iş, ekmeğe zam yapmaktan çıktı. Bizim ekmeğe 25 kuruş zam yapmamız bunu kurtarmaz. 75 lira ile 110 lira arasında 35 lira gibi büyük bir fark var. Biz şuanda sadece bunu konuşuyoruz. Diğer ham maddelerimizi konuşmuyoruz. Şuanda fırıncılar bunu cebinden karşılıyor, ama fazla karşılayamazlar ki. Un alamayan arkadaşlarım var. Biz şuanda buna bir çözüm istiyoruz. Devlet büyüklerimizden istiyoruz. Biz un fiyatları bir sabitlensin istiyoruz. Her gelişte 5 lira, 10 lira zam olmaz. Eskiden 1-2 lira zam gelirdi. Ama şimdi 10-20-30 lira zam geliyor. Bunlar çok büyük rakamlar. Bunu fırıncının kaldırma gücü yok. İnsanları ekmeğe muhtaç etmesinler.”

  • Kaçak ekmekler fırıncıları zora sokuyor

    Çanakkale Kasaplar, Fırıncılar, Lokantacılar ve Gazinocular Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Selahattin İş, köy ekmeği gibi isimler altında satılan ve kayıt dışı olarak üretilen ekmeklerin, fırıncıları zor durumda bıraktığını söyledi.

    Bu seneki ekmek fiyatlarıyla 2014 yılındaki ekmek fiyatlarının aynı olduğunu ifade eden Çanakkale Kasaplar, Fırıncılar, Lokantacılar ve Gazinocular Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Selahattin İş, “250 gram ekmek fiyatı olarak 1 TL verildi. 37 aydan bu yana ekmeğe zam verilmiyor. 37 ay önce bir çuval unun 60 TL olduğunu tespit ettik. Bugünse bir çuval un 75 TL. 2014 yılında bir ton odun 250 liraydı bu sene bir ton odun 400 TL oldu. Asgari ücret 2014 yılında 860 liraydı 2017 yılında asgari ücret bin 400 lira oldu. Kiralar, vergiler, elektrik, telefon, su bunlar esnafımıza gerçekten çok yansıdı. 37 aydan beri ekmek fiyatları verilmedi” dedi.

    “Fırıncıların ekmeğine ortak oluyor”

    Fırıncıların, maliyetler artmasına rağmen fedakarlıkta bulunarak ekmeğe zam yapmadıklarını söyleyen İş, “Fakat sadece sorun bunlar değil. Esas sorun olan kayıt dışı ekmekleri önlemek gerekiyor. Kayıt dışı ekmekler nereden geliyor? Köylerden. Köylerde üretilen kayıt dışı olan hijyen ortamında olmadan üretilen ekmekler, Çanakkale’deki fırıncıların ekmeğine ortak oluyor. Burada devlete istihdam sağlayan fırıncılarımız, devletin işsizine iş veren, en az yanında 3-4 tane işçi çalıştıran bu iş yerlerimiz gerçekten çok zor durumda kaldı. Ama bunları önlememiz gerekiyor. Nasıl önleyeceğiz? Çanakkale merkeze en az 10 bin tane kayıt dışı ekmek geliyor. Balıkesir’den, köylerden, sağdan soldan nerede üretildiği belli olmayan ekmekler. Köydeki fırınlarda mı? Hijyen ortamında olmayan üretilen ekmeklerin, Çanakkale esnafının ekmeğine ortak oluyor. Ve Çanakkale’de kayıtlı olan 42 tane fırın burada zarar ediyor. Çünkü 37 aydan beri fiyat alınmıyor. Tabi talepleri var ama biz bu talepleri değerlendireceğiz. Biz burada esnaflarımızın mağdur olmasını istemiyoruz. Tabi burada fiyatları verirken ilimize yakın olan Balıkesir, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli bunlarda fiyat veriyor. Bizde onları baz alarak esnafımıza yardımcı olmaya çalışacağız” diye konuştu.

    “Hijyen ortamı da kesinlikle olmuyor”

    Kaçak ekmeklere kendilerinin ceza olarak yetkilerinin olmadığını belirten İş, “Burada kayıt dışı çıkan ekmeklerin nerede üretildiği belli değil. Üretilen ekmek hijyenik değilse veya içinden bir şey çıktığı zaman bu iş yerine ceza yazılıyor. Neden? Yeri belli. Ama kayıt dışı olan ekmeklerin, bugün en az 4-5 bin ekmek satılıyor pazar yerinde, cami avlularının önünde, her kahvede ekmek satılıyor, sokakta da ekmek satılıyor. Bunları satmaları mümkün değil. Bu da Tarım İl Müdürlüğünün görevi. Esnaf işyeri açarken il müdürlüğüne kayıt yapıyor, oraya belli bir ücret ödüyor. Bu da Tarım İl Müdürlüğünün görevi, belediye zabıtanın görevidir. Çünkü belediye ruhsatı veriyor, esnafımız belediye işgaliye ücreti, reklam vergisi, su parası bir sürü vergiler ödüyor. Çevre temizlik vergisi, katı atık su parası ödüyor esnaflarımız. Burada hem Tarım İl Müdürlüğü hem belediye zabıtası oda olarak onlardan yardım bekliyoruz. Esnafımızı mağdur etmemek için bu konularda kayıt dışı ekmeklerin önünün kesilmesini istiyoruz. En az 10 bin tane ekmek geliyor Çanakkale’ye. Esnafımızı zor durumda bırakmamamız için bunların önünü kesmemiz gerekiyor. Çanakkale’de günlük 90 bin ekmek üretiliyor, 100 bine yakın ekmek üretiliyor. Bunların 10 bin tanesi dışarıdan geliyor ve kayıt dışı hijyen ortamı da kesinlikle olmuyor. Kayıt dışı ekmeklerin önlenmesi için elimizden gelen her şeyi yapmaya gayret edeceğiz. Ve bunların önünü kesinlikle keseceğiz. Ta Balıkesir’den Çanakkale’ye ekmek geliyor bunun önünü kesmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

  • Suriye Ekmeği Adana’da Fırıncıları Vurdu

    Adana Fırıncılar Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mahmut Alptekin, üretim kapasitesi 600 bini bulan ve denetimsiz şekilde üretilip işportalarda satılan Suriye ekmeğinin, Büyükşehir Belediyesi’nin üretim kapasitesini ikiye katladığını söyledi.

    Büyükşehir Belediyesi’nin günlük 300 bin ekmek ürettiğini belirten Mahmut Alptekin, Suriyelilerin ilk etapta mahalle aralarında üretim yaptığını ancak artık Organize Sanayi Bölgesi’nde ekmeklerini ürettiklerini ifade etti. Üretim ve satışın sağlıksız yapıldığını savunan Alptekin, bu durumun fırıncılara büyük darbe vurduğunu söyledi. Alptekin, Büyükşehir Belediyesi’nin zarar ederek ürettiği halk ekmeğinin de sektörde haksız rekabet meydana getirdiğini öne sürdü.

    Suriye ekmeğinin gramajının daha düşük olduğunu ileri süren Mahmut Alptekin, “Vatandaş kar etmek isterken zarar ediyor. Bunun bir an önce durdurulmasını istiyoruz. Esnaf perişan oldu. Her bakkalda her köşe başında artık Suriye ekmeği var. Vergi yok, sigorta yok, hiçbir şey. Bu haksız rekabettir. Bizim esnafımız, yazar kasa fişi kesmezse, poşet bulundurmazsa ceza yiyor. Bunlarda hiçbir şey yok bir de insan sağlığıyla oynuyorlar” şeklinde konuştu.

    “EKMEK DEDİN Mİ AKAN SU DURUYOR”

    Ekmeğin işportada satıldığını söyleyen Mahmut Alptekin, şöyle konuştu:

    “Ekmek dedin mi akan su duruyor. Ekmeğin çok temiz, hijyenik yerde satılması lazım. Bakanlık, bakkal dolaplarının hijyenik olmasını istiyor. Biz buna büyük özen gösterirken Adana’da ekmekler cadde ortasında, kaldırımda satılıyor. Ambalajlı da olsa Adana sıcağında sağlığı daha çok tehdit ediyor. Defalarca uyarmamıza rağmen nedense yetkililer bu duruma seyirci kalıyor. Adana’nın ihtiyacı olan bir ekmek çeşidi değil. Kendi tercihleri, birbirine destek olmak için ürettiler. Suriyelilerle birlikte Adana’nın nüfusu arttı ama pazar payımız daraldı. Çünkü Türkler de Suriye ekmeği alıyor ama Suriyeliler bizim ekmeğimizi almıyor. En büyük problem bu. Suriye ekmeği, Adanalı fırıncıyı öldürüyor.”