Etiket: Fındıkta

  • Fındıkta püsenekler dondu, karanfiller patladı

    Fındıkta 2017 sezonu için tehlike çanları çalmaya başladı. Fındıkta ’can suyu’ olarak kabul edilen kar yağmayınca fındık üreticisi kara kara düşünmeye başladı.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındıkta büyük risk oluşturan ayların başladığını ve mevsimsel değişikliğe bağlı olarak fındık üreticisinin diken üstünde olduğunu söyledi.

    Üreticiye dikkatli olunması konusunda uyaran Karan, “Kış ayının en çetin günlerini yaşadığımız şu günlerde fındığa cansuyu olacak olan ve soğuklama ihtiyacını karşılayacak olan kar yağışının gerçekleşmedi. Bahçelerde yaptığımız incelemelerde püseneklerin kuruyarak donduğunu, karanfillerin ise patlamaya başladığını gözlemledik” dedi.

    Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındıkta stok çağrısında da bulunarak, emanete verilen fındığın önüne stok sistemiyle geçilebileceğini belirtti.

    Yapılan tüm uyarı ve çağrılara rağmen üreticilerin ciddi anlamda emanete ürün bırakmaya devam ettiğini kaydeden Karan, “Başta ziraat odaları olmak üzere kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşlarının ‘ürününüzü emanete bırakmayın’ uyarısına ne yazık ki, kendilerine göre haklı olan üreticilerimiz geçtiğimiz sezonda çok kulak vermedi. Bazı kesimlerin işine gelen emanet sisteminin önüne geçebilmek için mutlaka bir stok yönetimi oluşturulmalıdır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı öncülüğünde sektörün paydaşları bu konuda bir an önce harekete geçerek bir çalışma gerçekleştirmelidir. Aksi takdirde emanet sistemine bağlı olarak fiyat istikrarsızlığı önüne geçilemez bir hal alacaktır” ifadelerini kullandı.

    “Lisanslı depoculuk yeterli değildir”

    “Ticaret Borsası tarafından kurulan fındıkta lisanslı depoculuk her ne kadar emanetin önüne geçecek gibi görünse de bize göre yeterli değildir” diyen Karan, “Bu sezon hizmete gireceği belirtilen tesis 17 bin ton fındık kapasiteli. Türkiye’nin yıllık fındık üretimini ortalama 600-700 bin tondan hesap edecek olursak lisanlı depo devede kulak kalır. Yıllık emanete bırakılan fındık miktarı ise neredeyse o sezon ki rekoltenin yarısı kadar. Sonuç olarak fındıkta artık bir stok yönetimi acilen elzemdir” şeklinde konuştu.

    Fiyat istikrarsızlığının üreticileri bahçelerinden uzaklaştırdığını ifade eden Karan şöyle devam etti:

    “Ülke olarak fındık üretiminde her geçen yıl geriye gitmekteyiz. Bunun başlıca sebeplerine bakacak olursak, yaşlanan fındık bahçeleri, yaşlanan üreticilerimiz, fiyat istikrarsızlığı ve küllenme hastalığı. Bu sebeplerden dolayı ne yazık ki, verim ve kalite kaybı yaşamaktayız. Yaşlanan bahçelerimizde bir taraftan verim düşerken öte yandan küllenme hastalığı kalite kaybına neden olmakta. Birde üstüne fiyat istikrarsızlığı üreticileri bahçesinden soğutarak uzaklaştırıyor. Aslında Türk fındığı sosyal yönden büyük bir tehlike altında. Elimizdeki ürünün değerini şimdi bilemez koruyamazsak ileride konuşacak bir şeyimiz kalmaz. Stok yönetiminden, bahçelerinin yenilenerek küllenme hastalığıyla mücadeleye ve fiyat istikrarsızlığına karşı topyekun hareket etmeliyiz.”

  • Fındıkta eleştirilerin odağındaki Ferrero Türkiye Başkanı Marsili’den çarpıcı açıklamalar

    Türkiye’de son dönemde fındık fiyatlarındaki düşüşün sorumlusu olarak gösterilen İtalyanlar’ın ünlü çikolata firması Ferrero’nun Türkiye Başkanı Carlo Marsili, fındık fiyatlarındaki düşüşe kendilerinin değil hesabı yanlış yaparak üreticiyi beklentiye sokanların beyanlarının sebep olduğunu söyledi.

    Nutella Markası’nı Manisa’da kurduğu fabrikada üretirken yaklaşık 2 yıl önce Trabzon’daki Oltan Gıda’yı satın alan İtalyan Ferrero’nun Türkiye Başkanı Carlo Marsili, firma olarak fındıkta Türkiye’ye bağlı olduklarını ve Türk fındığı almak için çaba gösterdiklerini ancak piyasada tekel olma konumlarının olmadığını ifade etti.

    Carlo Marsili, yaptığı açıklama da, Ferrero olarak özellikle Türk piyasasından fındık aldıklarını hatırlatarak,”Ancak yıllardır piyasada sürekli iniş-çıkışlar var. Bu doğal olarak mevsim hareketlerine göre oluşan rekoltenin etkisiyle fiyatlar artıyor, düşüyor. Fakat Ferrero her zaman Türkiye’den alımını sürdürüyor. Her fiyattan alım yaptık, yapıyoruz. 20 TL olduğu zaman bile alım yaptık. Bu yıl fındık fiyatının daha düşük olmasının nedeni, piyasada dolaşan söylemlerdir” dedi.

    “Fındık fiyatlarındaki düşüşten ‘Fındığınızı satmayın, tutun’ diyenler sorumlu”

    Özellikle Doğu Karadeniz kesiminde, yani fındığın ana üretim bölgesinde üreticilere,”Fındığınızı satmayın, tutun” çağrısı yapıldığına hatırlatan Carlo Marsili şunları söyledi:

    “Fiyat daha sonra yükselecek denildi. Bu doğru değildi. Sebebi gayet basit. Depolarda geçen yıldan 150-200 bin ton civarında fındık kalmıştı. Dolayısıyla sadece bu yıl yapılan üretim üzerinden değerlendirme yapmak yanlıştır. Geçen yıldan elde kalanları da bunun üzerine koyarak hesap yapmak gerekiyordu. Dolayısıyla halen Türk fındık piyasasında yeterli miktarda fındık bulunuyor. Bu nedenle de fiyat hareketleri böyle ve bu seviyelerde seyrediyor. Bunun sebebi Ferrero değil, hesabı yanlış yapanların üreticiyi beklentiye sokan beyanlarıdır.”

    “Ferrero tekel değildir”

    Ferrero’nun piyasada tekel olma konumu bulunmadığına, farklı firmaların da piyasadan ürün aldığına dikkat çeken Marsili, piyasanın arz talep dengesi içinde ve kendi şartlarında oluştuğuna vurgu yaptı. Marsili, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Ferrero fiyatların yüksek olduğu yıllarda bile kendisine gerekli olan fındığın alımını yapar. Dolayısıyla fındıkta tekel konusunda böyle bir düşünceye sahip olmak doğru değildir. Ferrero Türk piyasasında faaliyet göstermek için zaten bir incelemeden geçti. Rekabet kurumu incelemesinden geçti. “Tekelleşme durumu var mı” diye incelendi. Kesinlikle böyle bir durumun söz konusu olmadığı belirlendi. Biz kesinlikle tekel değil, diğerleri gibi çalışan bir firmayız. Bizim fındık piyasası için gayretimiz, sözümüz var. Biz Türkiye piyasasından fındık almaya çalışıyoruz. Ancak fiyatlar çok yüksek olursa, bazı firmalar ürünlerini değiştiriyorlar, ya da fındık kullanmamaya karar veriyorlar. Veya Gürcistan, Azerbaycan, İtalya ya da Şili gibi fındık üreten ülkelerden alıyorlar. Biz tam tersi, Türkiye’ye bağlıyız ve Türk fındıklarını almak için çaba gösteriyoruz.”

    “İtalyan Tarımcılar Derneği’nin açıklaması bizi de şaşırttı”

    İtalyan Tarımcılar Derneği’nin geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, Türk fındığını “En tehlikeli ithal ürünler arasında ilk sırada” göstermesi ile ilgili olarak da konuşan Marsili “Bu açıklamaları Ferrero’yu da şaşkınlığa uğrattı. Biz böyle bir şey beklemiyorduk. Tepkimizi de koyduk. Türk piyasası bizim ilgili olduğumuz piyasadır. Değişik kalitelerde fındıklar bulunsa da Türk fındığının mükemmel ürünler olduğunu biliyoruz. Bunu da yıllardır ürünlerimizde Türk fındığı kullanarak bunu gösteriyoruz. Tekrar ediyorum. İtalyan derneğinin ne dediği bizi ilgilendirmiyor, Türk fındığı üzerine kurulu alım politikamızı sürdürüyoruz” diye konuştu.

    Yeni yatırımlar konusuna da değinen Carlo Marsili “Ferrero’nun yeni yatırımları şartlara bağlıdır. Yatırımlar, özellikle ülkenin istikrarı ile bağlantılıdır. Kuşkusuz bir ülkede yatırım yapmak için istikrar durumunun olması ve geleceğe yönelik güven veren bir ekonomik durumun olması gerekiyor. 3 yıl önce biz böyle bir yatırımı Manisa’da yaptık. Bunu geliştirmeyi gelecek gösterecektir. Şimdilik bir bekleme anındayız. Yine de yatırımı ileriye götürme konusunda kararlıyız” ifadelerini kullandı.

  • Fındıkta külleme hastalığı korkutuyor

    Türkiye’nin tarım ürünleri arasından önemli bir yere sahip olan Türk fındığı son 3 yıldır ‘külleme ‘ hastalığı ile mücadele ediyor. Hastalığa hâlihazırda ilaç bulunamaması üreticiyi endişelendiriyor.

    Giresun Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu ve Tirebolu Ziraat Odası Başkanı Erim Yaman, fındık hakkında değerlendirmede bulundu. Üreticinin şuan için 15 lira ve üstü bir fiyatı arzu ettiğini ama ondan daha önemli olarak biran önce külleme hastalığına çare bulunması gerektiğini belirten Yaman, ”2 yıl sonra belkide fiyat konuşacak bir fındık bulamayacağız” dedi.

    Türk fındığı tekelleşme yolunda olduğunu vurgulayan Yaman, “Fındık fiyatıyla oynanmakta ve bu herkes tarafından bilinmekte. Bununla ilgili bir önlem alınmıyor ilerleyen zamanlarda alınacağını ümit ediyoruz. İhracatçı ve tekelleşen firmada şunu bilmesi lazım 2 yıl içerisinde biz küllemeye çare bulamazsak fındık fiyatını konuşacak, tartışacak bir fındık bulamayacağız ve o yüzden üreticiyle alay edilmemesi, üreticinin hak ettiği fiyatı vermesi ve bu külleme hastalığının da üreticiye destek olunması gerek. Fındığın taban fiyatının oluşturulup üreticinin morali düzeltilmelidir” diye konuştu.

    Fındığın maliyetini ve hastalıklarla mücadelesinde harcanacak tutarların çıkartılarak fiyatın ona göre belirlenmesi gerektiğini savunan Yaman, “Üretici seneye fındığı kaça satacağını bilmiyor. Külleme hastalığı üreticiyi daha da tedirgin hale getirdi. Vatandaş bu fiyat karşılaşmasında korkarak adeta bahçeye girmeye çekiniyor. Çünkü hem maliyetini kurtaramayacağını düşünüyor hem de külleme ile mücadeledeki maliyetini kurtaramayacağını düşünüyor. Onun için bir an önce fiyatlar iyileşmesi gerek. Sezonun ilk başlarında 15 TL’yi gören fiyatlar bugün itibariyle 12,25 TL ‘ye kadar geriledi ama rekoltenin düşük olduğu ortaya çıkması birazda olsa bizi umutlandırdı, fiyatların yükseleceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

  • Fındıkta Külleme Çalıştayı Trabzon’da yapıldı

    Trabzon Ticaret Borsası (TTB) tarafından düzenlenen Fındıkta Küllenme Çalıştayı’nda fındıkta son yıllarda bahçelerde yaşanan en büyük tehlike olan külleme hastalığı konuşuldu.

    Çalıştayın açılışında konuşan Trabzon Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Güngör Köleoğlu, Türkiye’nin en önemli tarımsal ihraç ürünleri arasında fındığın ilk sırada yer aldığını söyledi. Köleoğlu, “Son 10 yılın ortalamasına göre yılda yaklaşık 270 bin ton iç yani 540 bin ton kabuklu fındık ihraç etmişiz. Bundan da yılda 2.5 milyar dolara yakın döviz girdisi sağlanıyor. Fındığın dış satımında pek sorun yok gibi. Ama üretimde aynı şeyleri söyleyemiyoruz. Son 10 yıldaki ortalama üretimin ise 600 bin ton kabuklu civarında olduğu rakamlarla sabittir. Bu gerçekten hareketle, dünya fındık üretimi artarken, Türkiye’deki üretimin buna paralel gitmediğini görmemiz gerekiyor. Bu durumda üretimde verim ve kalite sorunu var demektir. Buradan çıkacak sonuçlar rapor haline getirilip, bir kitapçıkta toplanarak Ankara’ya taşınacaktır” dedi.

    “Fındık az olsun, pahalı olsun mantığı yanlış”

    Trabzon Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Cirav da, son yıllarda özellikle Ziraat Odaları temsilcilerinin “Fındık az olsun, pahalı olsun” mantığı ile hareket edildiğine dikkat çekerek “Bu yanlıştır. Bu yanlışın faturasını böyle devam ederse gelecekte çok ağır ödeyeceğiz. Verim ve kalite düşerken basında sürekli fiyatla ilgili açıklamaların yer alması ne kadar yanlış bir alanda bulunduğumuzun resmidir. Dışarıdan talep artarken içeride üretimin düşmesini anlamak mümkün değildir. Buna en büyük etken yanlış destekleme sistemidir. Bu sistem 6 yıl önce başlatıldı. Sonucu ortada. Üretimimiz düştü. Rekolte artışı yok. Bu sistemin yerine ürüne destek verilerek üretimimiz arttırılmalıdır. Üretime destek verirsek, herkes bahçesine özen gösterir, verim ve kalitede yükselir”diye konuştu.

    “Fındık hastalıkları ile mücadele etmeliyiz”

    Fındık Tanıtım Grubu Başkanı Edip Sevinç de, ihracatçılar olarak üretimle ilgili her türlü projeye destek verdiklerini hatırlatarak “Türk fındığının korunması, ancak ve ancak üretimin arttırılması ile mümkündür. Fındık Araştırma Enstitüsü ile doku kültürü laboratuvarı kurmak için çalışıyoruz. Bizim hedefimiz dış satıma paralel olarak üretimimizi arttırmaktır. Türk fındığının korunması, ancak ve ancak üretimin arttırılması ile mümkündür. Siz üretimi arttırmaz iseniz, başkaları devreye girer, giriyor da. Gürcistan da, Şili’de, Çin’de üretim arttırılmaya çalışılıyor. Bu da bizim tekel olduğumuz fındık piyasasında tehlikede olduğumuzun işaretidir. Fındık fidanımız yok. Bir de Gürcistan’a fidan gidiyor diyorlar. Biz üretimimizi arttırırsak, rakiplerimiz söker ve tekel halimiz devam eder. Bunun için en büyük tehlikelerden biri olan fındık hastalıkları ile mücadele de yol almalıyız. Külleme başta olmak üzere sıkıntılarımız var. Birde fındık üretimi arttırıp, maliyetleri aşağıya çekersek, piyasalara tam anlamıyla hakim olur, elimize geçiririz. Yine de fındıkta söz sahibi Türkiye’dir, Türk üreticisidir, son söz hep onundur” ifadelerini kullandı.

    “Fındığı sadece toplanıp, kurutulup, satılacak bir ürün olarak görmemeliyiz”

    Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu da, Türkiye’nin dünya fındık piyasasındaki hakimiyetinin tekel olma noktasında sürdürülmesi için üretimin mutlaka arttırılması gerektiğini vurgulayarak Fındığı sadece toplanıp, kurutulup, satılacak bir ürün olarak görmemek gerektiğini belirtti. Gümrükçüoğlu, “50 yıldır budama, gübreleme veya diğer tarım tekniklerinde bildiklerimizin yanlış olduğunu görmeye başladık. Bunun üreticiye ısrarla anlatılması lazım. Biz kurum olarak elimizdeki laboratuvarımızla toprak tahlilleri ile üreticilere destek veriyoruz. Fındığı sadece toplanıp, kurutulup, satılacak bir ürün olarak görmemeliyiz. Yıl boyu bahçelerde olmalıyız” şeklinde konuştu.

    Trabzon Vali Yardımcısı Necmettin Yalçınalp de ekonomiye büyük katkı sağlayan fındıkla ilgili tüm kesimlerin işbirliği yapması için devletin gerekeni yaptığını söyledi. Çalıştaya moderatörlük yapan Prof. Dr. İlhami Köksal ise, 30 yıl önce fındık alanların sınırlandırılmasından, hatta sökümünden söz edildiğini hatırlatarak “Ben o dönemde buna hep karşı çıktım. Şimdi bunun doğruluğu anlaşılıyor. Üretimimizi arttırmak için çaba göstermemiz gerektiğini görüyoruz. Bir zamanlar İspanya, Türkiye ile rekabet ederdi. Bizim üretim politikalarımız İspanya’yı sıfırladı. Şimdi durum değişti. Tehlike büyük. Üretimi mutlaka arttırmamız lazım. Bunu alan genişletme ile değil, verim artışını sağlayarak yapmalıyız” dedi.

    Çalıştay da daha sonra Ankara Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Fikret Demirci, “fındıkta küllenme”, Prof. Dr. Yeşim Okay “ fındıkta yetiştirici gözüyle küllenme” Prof. Dr. Nevzat Arık” küllenmenin fındık kalitesine etkileri “, Dr. Arzu Sezer’de “küllenme hastalığının fındık alanlarındaki coğrafi dağılımı üzerine bildiriler sundular.

  • Metin Gündoğdu: Fındıkta tekelleşmeyi kaldıracağız”

    AK Parti Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu, fındıkta en büyük alıcının dış kaynaklı bir firma olduğunu, böyle bir durumda tekelleşme ortaya çıktığı için fiyatın her geçen gün gerilediğini belirterek, “Fındıkta tekelleşmeyi kaldıracağız” dedi.

    Ordu 19 Eylül Gazeteciler Derneği’ni ziyaret eden ve burada gazetecilerin sorularını cevaplandıran Metin Gündoğdu, fındıkta yaşanan fiyat istikrarsızlığının hükümet nezdinde değerlendirildiğini belirtti. Başbakan Binali Yıldırım ile Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Ordu ve Giresun milletvekillerinin bulunduğu bir toplantı gerçekleştirdiklerini ve konuyu tartıştıklarını belirten Gündoğdu, “Yakın zamanda Afyon’da tekrar toplanarak bu konuyu ele alacağız. Kimse merak etmesin bu konuya çözüm getireceğiz. Tekelleşmenin önüne geçeceğiz. Tekelleşmeyi kaldıracağız. Fındığın bu durumda olmasının tek sebebi var. O da tekelleşme. Bunu kaldıracağız. Tekelleşme kaldırılsın bakın o zaman ne oluyor” diye konuştu.

    Fındık üreticilerine tavsiyelerde bulunan Gündoğdu, fındık dışında başka ürünlere de ağırlık verilmesini istedi. Üreticilere seslenen Gündoğdu, ”Sadece fındığın gözüne bakmayın alternatif ürünlere bakın. Yılda sadece 1 ay hasat yapıp 5 ton fındık elde edip bunu satınca 50 bin TL alıyor. Devlet memuru ise sabah 8 akşam 5 çalışıp yılda 30 bin lira alıyor. Fındık üreticisi yılda 1-2 ay çalışıp 50 bin TL alıyor. Köylerde şu an hayvan bakan yok. Yoğurdu, sütü, yumurtayı şehirden aldıktan sonra köylülük mü olur?” şeklinde konuştu.