Etiket: Fındığı

  • Ferrero Ceo’su Oltan: “Karadeniz Fındığı Olmazsa Olmazımızdır”

    Ferrero Uluslararası Fındık Şirketi CEO’su Orhan Veli Oltan, “Bizim en büyük önceliğimiz yüksek kalite fındık üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanması ve Türk fındığının dünya pazarlarında hak ettiği yeri almasıdır” dedi.

    Ferrero Grubu – Oltan Gıda, Düzce’de düzenlediği iftar yemeğinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Ferrero Uluslararası Fındık Şirketi CEO’su Orhan Veli Oltan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen iftar yemeğine Ferrero Sürdürülebilirlik Direktörü Aldo Cristiano da katıldı.

    Yemek sonrasında açıklamalarda bulunan Orhan Veli Oltan, “Yerelden aldığımız gücü ve değerlerimizi, global bir vizyon ile birleştirerek Türkiye ekonomisi için değer oluşturmaya devam ediyoruz. Ferrero ürünlerinin olmazsa olmazı Karadeniz’in özenle seçilmiş fındığıdır. Bu sebepledir ki bizim en büyük önceliğimiz yüksek kalite fındık üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır. İddia edildiği üzere fındığı en ucuz fiyattan satın almak hiçbir suretle bizim amacımız olamaz. Fındık fiyatının düşük olması üreticinin ilgisini azaltıp, tarım arazilerinin verimliliğini düşürecektir. Bu da gelecekte fındık üretiminde düşüşe neden olabilir. Bizim hedefimiz Ferrero Değerli Tarım Projesi ile üreticinin, bahçesinde iyi tarım uygulamalarını yaygınlaştırarak kaliteyi, verimi ve kazancını artırmasını sağlamaktır. Hedefimiz, Türkiye’nin fındık üretiminde maksimum kaliteyi ve en yüksek verimi yakalamak. Bugüne kadar yaptığımız eğitimlerle 35 bin çiftçiye ulaştık ve 134 örnek fındık bahçesi geliştirdik. Örnek fındık bahçelerinde, fındık hasadında uygulanan temel tarım teknikleriyle üretimin yaklaşık olarak yüzde 30 arttığını ve kalitenin önemli ölçüde iyileştiğini görüyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE FINDIKTA LİDER ÜLKE”

    Türkiye’nin dünya fındık üretimi ve ihracatında lider konumunda bulunduğunu işaret eden Orhan Oltan, “1992 yılında 87 ülkeye ihracat yaparken bugün 112 ülkeye ihracat yapacak seviyeye ulaşmıştır. Son yıllarda yeni hedef pazar olan Çin’e 2002 yılında 613 ton fındık ihracatı yapılırken, ihracat rakamlarımızın bugün ulaştığı rakam 3 bin 500 tondur. Gururla belirtmeliyim ki; Ferrero Grubu’nun Çin’de yaptığı fabrika yatırımının, bu rakamların yükselmesine, Türkiye’den Çin’e yapılan fındık ihracatının artmasına çok büyük bir katkısı olmuştur. Bugüne kadar bizim ağzımızdan kimse rekolte ilanı duymadı. Bundan sonra da duymayacak. Biz rekolte ilanının etik olmadığını düşünüyoruz. Önümüzdeki yıl rekolte ilan etmeyiz. Piyasaya zarar verir. Biz hiç rekolte ilanında bulunmadık. Ağzımızdan herhangi bir toplumda laf çıkmadı. Rekolte hakkında kendi içimizde konuştuk ama kamuoyuna rekolte bildirmedik. Bizim işimiz fındığı almak kullanmak ve tüketiciye yedirmek” diye konuştu.

    “GÜRCÜ FINDIĞINI HİÇ ALMADIK”

    Oltan son olarak piyasada Oltan Fındığın tekelleşmeye gittiği iddialarına cevap vererek, “Tekel olmak gibi hedefimiz yok. Öyle olmak mümkün değil. Tamamen arz, talebe ve rekolteye bağlı. Biz buna müdahale etseydik geçen yıl fındığı 15 liraya almazdık. Ben hiçbir şekilde Gürcü fındığı alırım demedim. Bugüne kadar Gürcü fındığı almadık. Ama 5 sene sonra Gürcü fındığı alır mısınız derlerse ona hayır demem mümkün değil. Biz ticaretin gerçekten serbest olması gerektiğine inanıyoruz. Aksine inanlara saygı gösteriyoruz. Ama piyasa olmalı” şeklinde konuştu.

  • İftarda Fındığı Konuştular

    Ferrero Uluslararası Fındık Şirketi Ceo’su Orhan Veli Oltan fındığı ucuz fiyattan satın almak gibi bir düşüncelerinin olmadığını ifade ederek , “İddia edildiği üzere fındığı en ucuz fiyattan satın almak hiçbir suretle bizim amacımız olamaz. Hepimizin aynı gemide olduğu unutulmamalı” dedi.

    Ferrero Grubu Oltan Gıda, iftar yemeğinde gazetecilerle bir araya geldi. İftar yemeğine ev sahipliğini Ferrero Uluslararası Fındık Şirketi Ceo’su Orhan Veli Oltan ve Oltan Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Güngör Köleoğlu yaptı. Yemekte Ferrero Sürdürülebilirlik Direktörü Aldo Cristiano da yer aldı.

    Ferrero Uluslararası Fındık Şirketi Ceo’su Orhan Veli Oltan yaptığı konuşmada, en büyük önceliklerinin yüksek kalite fındık üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanması olduğunu ifade ederek “Ferrero ürünlerinin olmazsa olmazı Karadeniz’in özenle seçilmiş fındığıdır. Bu sebepledir ki bizim en büyük önceliğimiz yüksek kalite fındık üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanması ve Türk fındığının dünya pazarlarında hak ettiği yeri almasıdır. Amacımız Türk fındığının kalitesini arttırmaktır. İddia edildiği üzere fındığı en ucuz fiyattan satın almak hiçbir suretle bizim amacımız olamaz. Fındık fiyatının düşük olması üreticinin ilgisini azaltıp, tarım arazilerinin verimliliğini düşürecektir. Biz Ferrero Grubu olarak sektörün sorunlarını birlikte tartışmaya ve ortak çözümler üretmeye her zaman hazırız. Hepimizin aynı gemide olduğunu unutmamalı, ülkemizin üreticimizin, Türkiye ekonomisinin faydasını gözeterek fiyatta istikrarın sağlanması, iyi tarım uygulamalarını destekleyerek kalitenin ve verimliliğin artması için el ele vermeliyiz” dedi.

    Daha sonra söz alan Ferrero Sürdürülebilirlik Direktörü Aldo Cristiano ise bugüne kadar 35 bin çiftçiye ulaştıklarını kaydederek, “Fındık üreticilerine ulaşarak iyi tarım uygulamalarının yanı sıra iyi sosyal uygulamaların da teşvik edilmesi ve yaygınlaştırılması için çalışıyoruz. Ferrero ‘Değerlı Tarım Projesi’ kapsamında fındık üreticileri ve fındık işçilerinin yaşam koşullarının iyileştirilmesi amacıyla bir dizi faaliyet gerçekleştiriyoruz. Bugüne kadar 35 bin çiftçiye ulaştığımız eğitimlerin yanı sıra düzenlediğimiz farkındalık kampanyaları ve etkinliklerle 182 köyde 12 bin çocuğa ulaşarak çocuk işçiliğine dikkat çektik” diye konuştu.

  • Fındıkta Küllenme Kanser Gibi Fındığı Tehdit Ediyor

    Giresun Ziraat Odası (GZO) Başkanı Nurittin Karan, fındıkta küllenme hastalığının kanser gibi yayılarak fındık tarımını tehdit ettiğini söyledi.

    Türk fındığının batıdan doğuya tüm fındık bahçelerinde görülen ve artarak devam eden küllenme yüzünden büyük tehdit altında olduğunu belirten GZO Başkanı Karan, “Hasat sonrası sararması gereken yemyeşil fındık bahçeleri şuanda sararmış durumda. Yağışlı havayla birlikte küllenme kendini iyiden iyiye gösterdi. Sararan bu yapraklar havaların açmasıyla birlikte dökülecek ve fındık korumasız kalacaktır” dedi.

    Meteoroloji tahminlerine göre Temmuz ayında yüksek sıcaklıklar beklendiğine dikkat çeken Nurittin Karan, “Bugüne kadar başına gelmedik kalmayan 2016 ürünü birde yanıkla karşı karşıya gelebilir. Öte yandan küllenme hastalığı ürünü de sarmış durumda. Küllenmenin yapraktan çotanağa geçmesi nedeniyle üreticilerimiz istediği oranda ürün alamayacaklardır. Çotanağın beslenmesi yetersiz kalacağı için önemli ölçüde verim düşüklüğü yaşanacaktır. Fındık çotanakları bembeyaz küf içinde. Bu illet ne yazık ki, ürüne de zarar verecek ve olgunlaşmadan dökülmeler olacaktır. Geçtiğimiz yıllarda bu gözle görüldü. Küllenme olan bahçelerde fındıklar olgunlaşmadan döküldü. Dökülmeyen fındıklarda ise randıman düşüklüğü yaşandı” diye konuştu.

    Şuanda yapılan ilaçlamaların küllenmeyi önlemeye yetmediğini belirten Karan, “Sonuç olarak küllenme hastalığı rekolte kaybına neden olacaktır. Buda üreticinin ve ülkemizin büyük kaybı demektir. Fındığa musallat olan kanser illeriyle ilgili yetkililerin tam anlamıyla harekete geçerek bunun bertaraf edilmesi için çözüm üretmesi gerekmektedir. Bu virüs bahçelerimize bulaşmış durumda ve bu virüsün kurutulması biz fındık üreticisi için çok çok önemlidir. Daha da ötesi fındıktan ülkemize sağlanan döviz girdisi için önemlidir. Küllenmeye bağlı kalite ve verim kaybı küçümsenmeyecek kadar artmaktadır” ifadelerini kullandı.

  • 2016 Fındığı İçin Kritik Açıklama

    Giresun’da yaşanan don ve fırtına sonrası üretici 2016 yılı fındık sezonundan umudunu kesti.

    2016 fındık sezonun başlamadan bittiğini ifade eden Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, “Önce zirai don, sonra fırtına derken ürün yok denilecek kadar az. Bir ocakta 3-5 fındık ancak var. Bir dalda fındık görebilmek için mercek lazım, fındık üreticisini zor ve kıt bir sezonun bekliyor” ifadelerini kullandı.

    Karan yaptığı açıklamada, “Üreticilerimizin ve kendi gözlemlerimize göre bu yıl fındıkta yok yıl olacak gibi görünmektedir. Zirai don ve fırtına hasarını geçtik bir ocakta 3-5 fındık görmek zor. Fındık bahçeleri bu yıl resmen kendini nadasa almış durumda. 10 üreticiden 9’u bu yıl fındığın çok seyrek olduğunu ifade etmektedir. Bunu söylerken masa başında oturduğumuz koltuktan söylemiyoruz. Bizzat üreticilerimizin ifadesidir. Ayrıca oda olarak arazide yaptığımız incelemelerde bunu net olarak görmekteyiz. Eğer birileri çıkıp, ’Ziraat Odaları rekolteyi düşük göstermeye çalışıyor’ diyecek olursa çıkıp arazide gerçeği görebilir. Bu yıl fındık yok. Bunu Haziran ayında yapılacak olan rekolte tespit çalışmasından sonra herkes görecektir. Bu yıl bilindiği gibi tahmini rekolte çalışması tek elden yapılacak. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılacak olan rekolte çalışması tahmini rekolteyi net bir şekilde ortaya koyacaktır” dedi.

    FINDIKTA TABAN FİYAT ŞART

    Karan, 9 liranın altına düşen fındık fiyatına da dikkat çekerek, “Fındıkta taban fiyatın şart, Avrupa ve Amerika’da tarım ürünlerinde devletin kooperatifler aracılığıyla bir taban fiyat belirleyerek alım fiyatını bu taban fiyatın altına düşürülmüyor. Türkiye için son derece önemli bir tarım ürünü olan fındıkta da taban fiyat sistemi uygulanması gerekmektedir. Hükümetin taban fiyatla ilgili Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) veya FİSKOBİRLİK’i devreye sokması gerekiyor” şeklinde konuştu.

  • “Fındığı Da Çay Gibi İşleyip Satalım”

    Doğu Karadeniz Bölgesi’nin en önemli geçim kaynaklardan biri olan fındığın tıpkı yörenin diğer geçim kaynağı çaydaki gibi kendi sanayisi ve endüstrisini oluşturması gerektiği belirtildi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD) Trabzon Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Gökçen Alemdaroğlu, Türkiye’nin en önemli ihraç kalemlerinden olan fındığın gerektiği gibi işlenemediğini ve kendi sanayisi ve endüstrisini oluşturmadığını söyledi.

    Alemdaroğlu, Türkiye’nin fındık üretiminin yüzde 66’sını Samsun, Ordu, Giresun, ve Trabzon illerinin karşıladığını hatırlattı. En büyük fındık üreticisi ve ihracatçılarının bu illerden çıktığını ifade eden Alemdaroğlu ancak aynı illerde fındık işleyen fabrikaların yüzde 52’sinin 50 ve daha az çalışana s?hip olduğuna dikkat çekti. Alemdaroğlu “Bölgemizde hatırı sayılır bir fındık üretimi var. Biz istiyoruz ki bu fındığı sadece kavurup satmayalım, işleyelim. Endüstrisini ve sanayisini kuralım tıpkı çayda yaptığımız gibi. Kurulan bu fındık fabrikalarında marka çikolatalar marka ürünler üretilsin, işlensin. Vatandaş da ürettiği fındığı kime satacağını düşünmesin fabrika sahibi gitsin vatandaşın fındığına talip olsun. Bunun yanında fabrikalar kurulurken yan sanayi gelişsin. Fabrikalar makine parkını bu yan sanayiden elde etsin. Bu da bu bölgenin insanı olsun. Yani fındık üreticisi kazansın, fındık sanayicisi kazansın, yan sanayi kazansın, bölge kazansın ve ülke kazansın” dedi.

    Bölgedeki mevcut fındık işletmelerinin yüzde 32’?inin 50-100 kişinin çalıştığı orta ölçekli işletmeler sınıfında olduğunu vurgulayan Alemdaroğlu “İşletmelerin yüzde 88’i fındığın kabuğunu kırma, yüzde 80’i fındık kavurma, yüzde 68’i kıyılmış fındık ve fındık unu üretimi, yüzde 64’ü kabuklu fındık de?olama, yüzde 56’sı fındık püresi üretimi, yüzde 52’si dilinmiş fındık üretimi, yüzde 20’si fındık ezmesi üret?m?, yüzde 12’s? fındık ?çeren çikol?t? g?b? mamul ürün üretimi ve yüzde 8’inin kabuklu fındık kurutma pr?sesine sahip. İşletmelerin yüzde 76’sı 2000 yılından sonraki teknolojiye sahip, geri kalanı ise eski teknoloji ile çalışıyor. Bölgede fındık üretimi çok ancak üretici ve ya çiftçiler satışta sorun yaşıyor. İlimizdeki fındık fabrikaları fındığı aldıktan sonra küçük işlemlerde onu eziyor, kurutuyor ve ürettiği ürünün ihracını yapıyor” ifadelerini kullandı.

    Fındığın satış fiyatını fabrikaların belirlediğini kaydeden Alemdaroğlu, “Fabrikalar belirli bir fiyat ile fındığı çiftçilerimizden aldığı için fındığın satış fiyatını fabrikalar yönetiyor. Buradaki sorun ilimizde fındık fabrikalarının az olduğundan kaynaklıyor ve bütün fiyat piyasasını, rekabeti, yan sanayi performansını, istihdam ve ihracatımızı etkilendiriyor. Bu nedenle yan sanayimiz gelişemiyor, istihdam artışımız olmuyor. Rekabet azalıyor, çeşitli ve kaliteli markalı ürünler üretilmiyor. Çeşitli Ar-Geler yaparak, fındık ürünlerinde adımlarımızı sağlam atmak gerekmektedir. Çeşitli ürünler elde etmek için gereken üretim sistemlerini Trabzon’da yerleştirmek ve yan sanayimizi geliştirmek en baş hedef olmalıdır. Almanya’ya giden birisi nasıl çikolata almadan dönmüyorsa bizim bölgemize gelen bir turist de aynı şekilde fındıktan üretilen ürünleri almadan dönmemeli” diye konuştu.