Etiket: Filmleri

  • Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin filmleri Adana’da buluşuyor

    Adana Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen Adana Film Festivali’nde Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin filmleri Akdeniz Ötesi Bölümü’nde buluşacak. Bu bölümde Filistin, İtalya, Fas ve Tunus’tan toplam 4 film Türkiye prömiyerini yapacak.

    Filistinli Yönetmen Raed Andoni’nin yönettiği, 2017 Berlin Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülünü kazanan “Ghost Hunting”de Moskobiya’nın Ramallah’taki kıyımını yeniden kurguluyor.

    2017 Cannes Film Festivali’nden iki yıl önce Mustang’in de aldığı Label Europa Cinemas ödülü ile dönen, Yönetmen Jonas Carpignano’nun iddialı filmi “A Ciambra”da genç bir Çingene’nin gözünden İtalyan mahalle yaşamı anlatılıyor.

    2017 Berlin Film Festivali’nde çok beğenilen Yönetmen Hicram Lasri’nin eleştirel filmi “Headbang Lullaby” Fas sinemasını temsilen Adana’da gösteriliyor.

    2017 Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış Bölümü’nde gösterilip tartışmalara neden olan, Khaled Walid Barsaoui ve Kaouther Ben Hania’nın yönettiği “Beauty and the Dogs” filmi Akdeniz Ötesi Bölümü’ndeki son film olarak Adana izleyicisiyle buluşacak.

  • Bakan Kaya, otizm farkındalık filmleri ödül törenine katıldı

    İSTANBUL (İHA) – Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, otizme dikkat çekmek amacıyla düzenlenen “Farkında mısın Otizm” temalı kısa film yarışması ödül törenine katıldı.

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, otizm konusunda farkındalık oluşturmak ve insanları daha duyarlı hali getirmek amacıyla düzenlenen “Farkında mısın Otizm” temalı kısa film yarışmasının Kozyatağı’nda düzenlenen ödül törenine katıldı. Törene Bakan Sayan Kaya’nın yanı sıra Konya Selçuklu Belediye Başkanlığı’na bağlı Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı ve Otizm Meclisi Yöneticisi Bülent Biberci ve otizmli aileler ile yarışmada dereceye girenler katıldı.

    Program öncesinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın otizm konusundaki mesajları salona izletildi.

    Programda konuşan Konya Selçuklu Belediye Başkanlığına bağlı Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim Vakfı Yöneticisi Bülent Biberci, “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın düzenlediği otizmin farkındalığını artırma amaçlı kısa film yarışmamız sonuçlanmıştır. Kısa film yarışması farkındalığı artırmamıza yardımcı olacaktır. Ben uzun yıllar hekimlik yapmama rağmen otizm ile ilgili bildiklerimin birkaç kelimeyi aşmadığını 18 ay önce böyle bir gönüllü olunca anladım. Türkiye Otizm Meclisi, otizm alanında faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu olarak çalışmakta bu hususta belli mesafeler almıştır. Bu çalışmalar ileride bizleri daha verimli çalışmalara götürecektir” dedi.

    Programda konuşan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, “Otizmli kardeşlerimizi ailelerini hayata bağlayan onlara zoru kolay kılan en büyük güç sevgi. Ben bugün buradaki annelerin babaların gözünde o sevgiyi o ışığı görüyorum. İnsan iyiliği yaşatmak sevgiyi çoğaltmak için yeryüzüne geliyor. Her şey sevgiyle ilgiyle başlıyor. Otizmle mücadelenin yolu da sevgiden geçiyor. Otizmli çocuklarımızı sevgi ikliminde büyütmenin mücadelesini veriyoruz. Onlar özel güçlü çocuklar. Umutları hayalleri hedefleri var. Bizler de onların hayallerine umutlarına hedeflerine ulaşmaları için gayret ediyoruz. Bütün çabamız sizlere destek olmak için. İnşallah onların umudu yaşatmalarına destek olacağız hep birlikte” diye konuştu.

    Bakan Sayan Kaya’nın konuşması sonrasında “Farkında mısın Otizm” temalı kısa film yarışmasında dereceye giren filmler salonda gösterildi. Sonrasında ise filmleri çekenlere ödülleri Bakan Sayan Kaya takdim etti. Yarışmada “Oğlum” filmiyle Erdem Gösterişli birinci olurken, “Gözlerini Benden Kaçırma” filmiyle Anıl Can Uğuz ikinci, “Rahatsız mı Etti” filmiyle Berk Bayter üçüncü oldu.

  • Adıyaman’da filmleri aratmayan hırsızlık

    Adıyaman’da bir kırtasiyede gerçekleşen hırsızlık olayında filmleri aratmayan anlar yaşandı.

    Önceki gün sabaha karşı saat 03.40’da meydana gelen hırsızlık olayı akıllara durgunluk verdi. Gölbaşı Caddesi üzerinde bulunan kırtasiyenin yan tarafında bulunan otoparktan 6 katlı eski dershane binasının yangın merdivenini kullanarak çatıya çıkan hırsızlar, daha sonra kırtasiyenin bulunduğu çatıya atladı. Çatıdan merdiven boşluğuna inen hırsızların bu aşamadan sonra yaptıkları, iş yeri sahibi kadar polisi de şaşırttı.

    Hırsızlar merdiven boşluğundan delici alet ile yaklaşık 30×60 santimetre genişliğinde bir delik açtı. Rafın boş kısmına denk getirilen delikten giren yüzleri maskeli hırsızlar, güvenlik kameraları tarafından saniye saniye kaydedildi. Yüzlerinde maske olduğu için güvenlik kamerasına aldırış etmeyen hırsızlar, sensörü fark ettikleri için akrobatik hareketler ile sensöre yakalanmadan çelik kasanın bulunduğu yere ulaştı. Ellerinde levye, çekiç gibi kesici ve delici aletlerle çelik kasayı patlatan hırsızlar, 5 dakika gibi kısa sürede çelik kasayı açtı. Çelik kasanın içerisinde değerli bir şey bulamayan hırsızlar, kasada bulunan bir miktar parayı alarak girdikleri delikten yeniden çıktı.

    Sabah iş yerine gelen işletme sahibi hırsızlığı fark edince durumu polise bildirdi. Polis ekipleri olay yerinde yaptıkları inceleme sonrasında hırsızların yakalanması için çalışma başlattı.

    İşletme sahibi Murat Tatar, “Arka tarafta otoparkımız var. Otoparkın oradan dershanenin yangın merdivenine, oradan çatıya çıkıyor. Dershanenin çatısından bizim binanın çatısına geçiyor. Oradan bizim merdiven boşluğuna girip, bu gördüğünüz kısmı kesiyor. Çok ince bir hesap yaparak kutucuğun içerisini kesiyor. Bunu nasıl denk getirmiş biz anlamış değiliz. İnşallah polis arkadaşlar bulacak. Rafın arkasından girip kasadaki çelik kasayı 5 dakikada patlatıyorlar. Çelik kasada biz değerli emanet bulundurmuyoruz. Çelik kasayı açtıktan sonra geldikleri gibi gidiyorlar” dedi.

  • (Özel Haber) İlk Osmanlıca daktilonun filmleri aratmayan öyküsü

    Girit mübadillerinden Tütüncüzade Fazıl Bey’in, 1900’lü yılların başında Girit’te yaşarken Amerika’daki firmaya mektup yazarak sipariş ettiği ilk Osmanlıca klavyeli daktilo, mübadeleyle yerleştiği Mersin’de tam 10 yıl sonra kendisine teslim edildi. Bugün Torun Fazıl Tütüner’in Mersin’deki evinde gururla muhafaza ettiği daktilonun öyküsü filmleri aratmıyor.

    İlk Osmanlıca klavyeli daktilo Mersin’de

    İlk Osmanlıca klavyeli daktilo, Girit mübadili Tütüner Ailesine ait ve Mersin’deki evlerinde özenle muhafaza ediliyor. Mersin’in tanınmış isimlerinden, aynı zamanda Mersin’in Avusturya Fahri Konsolosu olan Fazıl Tütüner, 100 yaşını aşkın Osmanlıca daktilonun öyküsünü İHA muhabirine anlattı.

    Fazıl Tütüner, ailesi ile birlikte atalarından kalma eski eşyaları; hatıraları ve manevi değerleri olduğu için muhafaza etmiş. Çok eski bir piyano, duvarlarda Osmanlı döneminden ve Cumhuriyetin ilk yıllarından kalma siyah beyaz fotoğraflar, antika sehpalar, cam ve porselen eşyalarla bezeli evi adeta bir müzeyi andırıyor. Bu eşyalar arasında öyle bir tanesi var ki, gerek manevi gerekse tarihi değeri çok büyük. Çünkü o, büyükbabası Tütüncüzade Fazıl Bey’in, Amerikalı firmaya mektup yazarak sipariş ettiği ilk Osmanlıca klavyeli bir daktilo. Daktilonun 1913 yılındaki siparişinden Fazıl Bey’in eline ulaştığı 1924 yılına kadar geçen sürede yaşananlar ise bir romana ya da filme konu olacak kadar maceralarla dolu.

    Daktilonun siparişi 1913’ün son günlerinde veriliyor

    Büyükbabası Tütüncüzade Fazıl Bey’in mübadeleden önce ailesi birlikte Girit’te yaşayan bir Osmanlı, bir Girit Türk’ü olduğunu belirten Fazıl Tütüner, “Büyükbabam, 1900’lerin başında okuduğu bir gazetede bir makinenin yapıldığını, bu makinenin daktilo olarak adlandırıldığını öğreniyor. Daktiloyu üreten firmayı araştırıp buluyor ve New York’ta bulunan Hammond Typewriter firmasına mektup yazıyor. Mektupta, ‘Biz de böyle bir makineyi kullanmak isteriz. Acaba Osmanlıca klavyesini de yaptınız mı?’ diye soruyor. Firmadan gelen cevapta, henüz öyle bir makine yapılmadığı, ancak talep ederse üzerinde çalışıp, Osmanlıca klavyeli bir daktilo da yapabilecekleri belirtiliyor. ‘Biz sizin adresinizi ve isminizi kaydediyoruz. Böyle bir makine yapıldığı takdirde sizi haberdar edeceğiz’ diyorlar. Bu yazışmanın üzerinden kaç sene geçtiğini bilmiyoruz ama 5 Aralık 1913’te Amerika’dan kendisine bir mektup daha geliyor, ‘Böyle bir makineyi yaptık. Osmanlıca klavyeli makine elimizde mevcut. İstiyorsanız size gönderebiliriz. Bedeli de 125 dolar’ yazan mektup üzerine büyükbabam 125 doları gönderiyor, ‘Bu makineye sahip olmak istiyorum. Bana gönderin’ diye mektup yazarak daktiloyu talep ediyor” dedi.

    “Daktiloyu Girit’e getiren gemi batıyor”

    Tütüner, birçok dil bilen, birçok ülke gezen, sözü geçen, Girit’in önde gelen kişilerinden biri olan Tütüncüzade Fazıl Bey’in, Girit Yunanistan’a geçtikten sonra Rum komitalar tarafından Türklere uygulanan saldırıların azaltılması için Yunan kralına temsilci olarak giden iki kişiden biri olduğunu söyledi. Henüz bu olaylar başlamadan önce büyükbabasının Osmanlıca daktilonun siparişini verdiğini söyleyen Tütüner, “Amerikan firması daktiloyu bir gemiye yüklüyor ve Girit’e gönderiyor. Fakat aile büyüklerimizin anlattığına göre, o gemi batıyor ve daktilo Fazıl Bey’e ulaşamıyor” diye konuştu.

    “Zorlu geçen mübadele yıllarının ardından 10 yıl sonra daktilo Mersin’de büyükbabama teslim ediliyor”

    Bu arada zorlu yılların başladığını, Tütüncüzade Fazıl Bey’in, Türklerin haklarını savunmak için öne atılan kişilerden biri olduğu için saldırılara uğradığını ve çok zor dönemler geçirdiğini ifade eden Tütüner, “Hatta büyükbabam saldırılardan korunmak için evinde saklandığı halde, ‘Girit’i terk etti, İtalya’da yaşıyor’ denmiş. Bu arada zorunlu nüfus göçü gerçekleşiyor, büyükbabam ve ailesi mübadele ile 1924’te Girit’ten Mersin’e yerleştiriliyor. Bir müddet sonra kendisine yeni bir mektup geliyor. ‘Biz size daktiloyu gönderdik ama daktilo Girit’e ulaşamadı, çünkü gemi battı ama biz parasını da ödediğiniz için size borçluyuz. Daktiloyu bulunduğunuz yere göndereceğiz’ deniyor. Firma Tütüncüzade Fazıl Bey’i Girit’te bulamadığı için araştırıyor, mübadeleyle Mersin’e yerleştiğini buluyor ve daktiloyu Mersin’e gönderiyorlar. Büyükbabam da o zaman kendisine Girit’teki mallarının bir kısmının karşılığı olarak verilen Bereket Fabrikası’ndaki ofisine koyuyor. Ne kadar kullandı, ne derece kullandı bilmiyoruz, çünkü harf devrimi oldu” şeklinde konuştu.

    “Amerikalı firmadan gelen ilk mektup elimizde”

    Amerikalı firmanın büyükbabasına gönderdiği ilk mektubu da gösteren Tütüner, şöyle devam etti: “Büyükbabam siparişi veriyor, gemi batıyor, daktilo kayboluyor, daha sonra mübadele oluyor ve ailem Mersin’e yerleşiyor. Aradan uzun süreler geçiyor. Çünkü Amerikan firmasından gelen ilk mektup elimizde. Mektup 1913 yılında geliyor. Daktilonun teslim edildiği tarih muhtemelen 1924 veya sonrası oluyor. Çünkü mübadele 1924 yılında gerçekleşiyor. Dolayısıyla daktilonun öyküsünde 10 yıldan fazla bir süre var.”

    Daktilo bu kez de konaktan çalınıyor

    Osmanlıca daktilonun, büyükbabasının 1952’deki ölümünün ardından uzun yıllar ailesine ait Tütüner Konağında muhafaza edildiğini dile getiren Tütüner, ancak babasının ölümünden sonra annesi ve ablasının 1990’lı yıllarda apartman dairesine taşınmasının ardından daktilonun da diğer antika eşyalarla birlikte konakta kaldığını kaydetti. Uzun süre boş kalan konağa hırsızların girdiğini ve kalan eşyaları yağmaladıklarını fark ettiklerini anlatan Torun Tütüner, “Silahlar, çok eski bir dikiş makinesi, Osmanlıca klavyeli daktilo gibi birçok antikanın çalınmış olduğunu fark ettik. Antika meraklısı dostum Ali Merzeci’den yardım istedim, o da yardımcı oldu. Daktilonun bir kağıt toplama deposunda olduğunu öğrendik ve oraya gittik. Bunun bir çalıntı mal olduğunu, teslim etmedikleri takdirde yasal yollara başvuracağımızı söyledik. Deponun sahibi, bize daktiloyu teslim etti” ifadelerini kullandı.

    “Meraklıları ziyaret edip fotoğraflarını çekiyor”

    Daktiloyu 7-8 senedir kendi evinde muhafaza ettiklerini söyleyen Tütüner, dedesinin ve Tütüner Ailesinin yaşamını anlatan, “Mersin’de Çocukluğum ve Giritli Tütüncüzade Fazıl Bey” isimli bir kitap yazdığını, kitabın Mart 2017’de basıldığını belirterek, “O kitapta daktilodan bahsettim. Kitap epeyce ilgi gördü. Bu arada bende böyle bir daktilo olduğu da ortaya çıktı. Meraklıları ziyaret ediyorlar, fotoğrafını çekiyorlar. Enteresan bir obje olduğunu biliyordum ama bu kadar enteresan olduğunu da tahmin etmiyorduk. Büyükbabam 1952 yılında vefat etmiş, 1953 yılında ben dünyaya geldim, onu tanıma şansım olmadı. Bunlara baktığım zaman daha çok şey bilmek, öğrenmek, daha fazla şeyi araştırmak istiyorum. Ailemize ait bu daktiloyu evimde gururla muhafaza ediyoruz” dedi.

  • Adana Film Festivali’nde çocuk ve gençlik filmleri de yarışacak

    Adana’da 11-17 Eylül 2017 tarihleri arasında Altın Koza Ödülleri’nin verileceği 24. Uluslararası Adana Film Festivali kapsamında Uluslararası Çocuk ve Gençlik Filmleri Yarışması gerçekleştirilecek.

    Uluslararası Çocuk ve Gençlik Filmleri Yarışması, Adana Film Festivali’nde ilk kez yer alacak. Bu yarışmanın jürisi çocuklardan oluşacak ve bazı jüri üyeleri ünlü isimlerden oluşacak. Adana’dan çocukların da yer alacağı jüri, çalışmaya başlamadan önce eğitim alacak. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Filmleri Yarışması’nda 15 film rekabet edecek. Yarışma kapsamında 5 filmden oluşan özel gösterim bölümü de Adanalılar ve sanatseverlerle buluşacak.

    Yarışmanın koordinatörlüğünü Nursen Çetin Köreken ve Ümit Köreken üstleniyor. Nursen Çetin Köreken’in yapımcılığını ve senaristliğini üstlendiği Türk-Alman ortak yapımı “Mavi Bisiklet” filmi, ulusal ve uluslararası alanda 20’den fazla festivale katıldı ve çok sayıda ödül aldı. Çocuk ve gençlerle ilgili sinema sanatına dair çok sayıda projede yer alan Köreken çifti, sinemaya dair çalışmalarını sürdürüyor.

    Dünya algıları zenginleşecek

    Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Uluslararası Adana Film Festivali içeriğinin bu yıl zenginleştiğini ve daha etkili hale getirildiğini belirterek, yarışma kapsamına alınan Uluslararası Çocuk ve Gençlik Filmleri Yarışması’nın amacıyla ilgili bilgi verdi. Sözlü, “Çocuk ve gençlerin sinema sanatıyla ilgili vizyonlarının geliştirilmesi hedeflenmektedir. Çocuk ve gençlerin yeni filmlerle tanışması, hem kendilerini daha iyi tanıyabilmeleri hem de dünya algılarının farklılaşması ve renklenmesi adına çok önemli. Çocukların küçük yaştan itibaren farklı kültürlere ait filmleri izlemeleri, onların değişik yaşamları ve kültürleri algılamaları için iyi bir fırsat” dedi.

    Uluslararası Adana Film Festival Genel Direktörü-Altın Koza A.Ş Genel Müdürü İsmail Dikilitaş da, “Uluslararası Çocuk ve Gençlik Filmleri Yarışması ile yeni neslin Adana ve Türkiye’de sinema sanatına ilgisini erkenden çekmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak istiyoruz. Farklı kültürlere ait filmler sayesinde vizyonları gelişecek çocuklar, bu yarışmayla hayal güçlerini geliştirip, yaratıcılıklarını artıracak” diye konuştu.