Etiket: Filminin

  • Ay lav Yu Tuu filminin galası Mardin’de yapıldı

    Mardinli Sanatçı Sermiyan Midyat’ın yönetmenliği yaptığı filmin galası Mardin’de yapıldı.

    Yönetmenliğini ve senaristliğini Mardinli sanatçı, Sermiyan Midyat’ın yaptığı “Ay Lav Yu”nun 6 yıl arayla gelen devam hikayesi “Ay Lav Yu Tuu” filminin galası Mardin’de yapıldı. Bir alışveriş merkezinde yapılan galada, Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Yaman, Eşi Avukat Gülseren Yaman, İl Emniyet Müdürü Hasan Onar ve İl Kültür Turizm Müdürü Alaattin Aydın ve seyircilerin arasında yer aldılar. Film oyuncuları, adeta sevenlerinin hücumuna uğradı, seyirciler sanatçılarla fotoğraf çekmek için izdiham yarattı. Ay Lev yu Tuu filmini, vali ve beraberindekiler baştan sonuna kadar izledi. Vali Yaman, “Güzel bir film komik bir film. İnsanların gülmeye ihtiyaçları vardır, Mardin’de huzur ve güven ortamı sağlandı. Yakın zaman içinde tarihi kentte, Film ve dizi çekimlerinin tekrar başlayacağına inanıyorum. Mardin bir film platosu haline gelecek. Filmde oynayan Sermiyan Midyat ve rol arkadaşlarını tebrik ediyorum” dedi.

  • Teksas Testere Katliamı filminin yönetmeni Tobe Hooper hayatını kaybetti

    Korku filmlerinin efsanevi yönetmeni Tobe Hooper, 74 yaşında hayatını kaybetti.

    ABD’li korku filmlerinin efsanevi yönetmeni Tobe Hooper, Los Angeles’taki kaldığı evinde 74 yaşında hayatını kaybetti. Hooper’ın ölüm nedeni ise henüz açıklanmadı.

    Tobe Hooper kimdir?

    Senarist, yapımcı ve yönetmen olarak bilinenHooper, 25 Ocak 1943 tarihinde Teksas’ın Austin kentinde doğmuştur. 1960’lı yıllarda kariyerine kameraman olarak başladı. İlk yönetmenliğini, 1969’da yayınlanan düşük bütçeli bir hippi filmi olan Eggshells ile yaptı. 1974 yılında şiddet içeriği nedeniyle İngiltere dahil olmak üzere birçok ülkede yasaklanmış olmasına rağmen, gişede çok başarılı bir performans sergileyen kült film “Teksas Testere Katliamı” filmini çekti. 1982 yılında ise hikayesini Steven Spielberg’ün yazdığı “Kötü Ruh” filmini çekti. Ayrıca Stephen King’in yazdığı Salem’s Lot’u ise TV’ye uyarladı.

  • Direniş Karatay filminin çekimleri tamamlandı

    Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesinin yapımcılığını üstlendiği “Direniş Karatay” filminin yaklaşık 2 ay süren çekimleri geçtiğimiz günlerde tamamlandı.

    Tamamı Konya’da ve Selçuklu dönemine ait Hollywood standartlarında tasarlanmış Türkiye’nin en büyük platolarından birinde gerçekleşen filmin çekimlerinde savaş sahneleri için ise yine emsalsiz bir blue box stüdyosu kullanıldı. 66 bin metrekare kapalı, 20 bin metrekare açık olmak üzere toplamda 86 bin metrekare alana sahip olan Konya Ticaret Odası Fuar Merkezi’nde kurulan Direniş Karatay film platosu, aynı zamanda kurulan ilk Selçuklu platosu olma özelliğinde. Kılıçarslan Köşkü, Sultan Kapısı, Ertaş Kapısı gibi tarihi yerlerin gerçeğe yakın prototiplerinin bulunduğu plato, KTO Karatay Üniversitesinin ruhunu oluşturan Karatay Medresesi’ni de içinde barındırıyor. Platonun sokaklarında ise döneme ait kasap, manav, fırıncı, kumaşçı ve benzeri meslek sahiplerinin dükkanları bulunuyor.

    Filmde Kösedağ Savaşı çok konuşulacak

    Kösedağ Savaşının beyaz perdeye yansıması olarak gerçekleşen ve Türk sinema tarihi açısından en görkemli savaş sahnelerinden biri olarak çekilen görüntüler, dev blue box stüdyosunda çekildi. Türkiye’deki en büyük blue box stüdyosu kurularak çekilen savaş sahnelerinde bine yakın özel tasarım ok, yay, kılıç, mızrak ve kalkan kullanıldı. 65 bin metrekare kapalı alanda gerçekleşen stüdyo çekimleri esnasında savaş sahneleri için uluslararası standartta 45 kişilik dublör ekibi özel kareografileri ile görev aldı. Ayrıca savaş sahneleri çekiminde sette 500 kişi aynı anda görev alarak farklı bir rekora da imza atmış oldular. Ertuğrul Fındık ve Selman Kayabaşı’nın yapımcılığını üstlendiği filmin yönetmeni Selahattin Sancaklı.

    Dünyaca ünlü tasarımcı Zeynep Kartal’dan özel Selçuklu kostümleri

    Game of Thrones oyuncularının “red carpet” kıyafetlerini tasarlayan dünyaca ünlü tasarımcı Zeynep Kartal’ın uzun süren ciddi çalışmaları ve araştırmaları ile meydana çıkardığı ve yine ilk olma özelliğine sahip Selçuklu dönemine ait 4 bin 300 parçayı bulan kostümlerin hazırlanması ise yaklaşık 1 yılı buldu. Başrollerinde Mehmet Aslantuğ, Fikret Kuşkan, Yurdaer Okur, Nefise Karatay, Alperen Duymaz, Burcu Özberk gibi isimlerin yer aldığı ve sinemada aksiyon ve tarihseverlerin merakla beklediği Direniş Karatay şubat 2018 de vizyona giriyor.

  • “Zohak” filminin çekimleri İzmit’te başladı

    Kocaeli’nin İzmit ilçesinde çekimleri başlayan ve başrollerini Erkan Çelik ve Seda Kement ’in paylaştığı gerilim-dram türündeki “Zohak” adlı film ocak ayında vizyona girecek.

    Kocaeli’nin İzmit ilçesinde çekimlere başlanan gerilim-dram türündeki Zohak adlı filmin yönetmen koltuğunda Adem Uğur otururken, filmin başrollerini Erkan Çelik ve Seda Kement paylaşıyor. Adem Uğur, özgün konusuyla dikkat çeken filmin senaryosunu Ali Dadlı ile birlikte kaleme alıyor. Film Türkiye ile eş zamanlı olarak Almanya, Fransa ve Azerbaycan’da ocak ayında vizyona girecek.

    Filme adını veren ‘Zohak’ İran mitolojisinde şeytani bir figür olarak geçiyor. Yönetmen Adem Uğur filmin en önemli özelliğinin gerçeklik yönü olduğunu ve konusuyla izleyiciyi içine çekeceğini belirterek, “Psikolojik bir travma durumun olduğu Zohak’ın, soru işaretleri ile dolu olması seyirciyi sadece korkutmayacak aynı zamanda izleyicilere filmin bilmeceleri içinde kendine yer bulmasını sağlayarak ayrı bir keyif verecek ” ifadelerini kullandı.

    Zohak filminin oyuncu kadrosunda Gamze Bayraktaroğlu, Seyhan Arman, Gizem Nur Doğa, Ahmet Özyavuz, Abdullah Şekeroğlu, Bülent Yaşık, Anıl Yıldız ve Nigar Navruzova’da yer alıyor.

  • Başkentte “Sessiz Terapi” filminin çekimleri başladı

    Kadına şiddet ve cinsel istismar konularında mesaj veren “Sessiz Terapi” sinema filminin çekimleri Ankara’da başladı.

    Hikayesini ve Yönetmenliğini Tolga Toga, Uygulayıcı Yapımcılığını Serhat Sarıyıldız, Görüntü Yönetmenliğini Caner Çetiner, senaryosunu Süleyman Mercan’ın üstlendiği psikolojik-gerilim türünde film, birçok sosyal mesaja yer verirken toplumun bakış açısını değiştirmeyi amaçlıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Kaan Yılmaz, Esengül Aypek, Berke Üzrek, Rıza Akın, Cansu Nur Şimşek, Ercüment Fidan, Asuman Bora, Bulut Köpük ve Gülşah Senemoğlu isimleri yer alıyor.

    Film hakkında bilgi veren Yönetmen Tolga Toga, “Filmimizin teması çoklu kişilik. İnsanların ailesine, arkadaşına ve iş yerinde gösterdiği kişilikleri var. Ankara farklı kültürleri, zıt kişilikleri barındıran ve bunu hiç fark ettirmeyen bir şehir. Filmin Ankara’ya yakışacağını düşündük. Türkiye’de bu tarz filmler yapılıyor ama dikkat çekmiyor, sanat filmi diyorlar. Üst düzey sinema, dizi izleyicimiz var, o kitleyi yakalayacak bir film olduğunu düşünüyorum. Umarım Ankara, sanatın başkenti olduğunun da farkına varır. Ankaralılar bu filimle ’burada da bu iş yapılabiliyormuş’ derler ve birileri yatırım yapar. Burası Çankaya’dan ibaret değil unutulmuş muhteşem güzel yerlere sahip. Nallıhan Kuş Cenneti, Kızılcahamam, Çamlıdere gibi platoya açık yerleri var.”

    “Ankara’da süper starım”

    Behzat Ç.’de Komiser Cevdet rolüyle gündeme gelen Berke Üzrek, Ankara’ya özlem duyduğunu belirterek, “Burada insanlar daha sakin, iletişimi güçlü ve bir sistem içerisindeler. Behzat Ç’den sonra Ankara’da süper starım, acayip ilgi var. Ankara’da komedi oynuyorsan ve seyirciyi güldürebiliyorsan sınavı vermişindir. Ankara seyircisi bizim için bir sınavdır. Dizi sinema sektörü anlamında Ankara’da bir pazar oluştu ve büyüyor. Türk sinemasında çok fazla film çekilmesine rağmen gizli bir kirlilik oluştu. Nitelikli film çekmekte zorlanıyoruz. Gişe filmleri konusunda ise sadece komedi ve aşk filmleri çekiliyor. Bizim çektiğimiz bir gişe filmi ancak ne aşk ne komedi, Türk sinemasına farklı bir gişe filmi kazandırmayı ümit ediyoruz. Bu sadece Ankara’yı değil Türkiye’yi ilgilendiren bir konu” dedi.

    “AVM yerine plato yapılsa”

    “Hep kötü karakterleri oynadım, ilk defa iyi adamı oynayacak olmak bana heyecan veriyor” diyen Ercüment Fidan, “Türkiye’nin her toprağı çok güzel birlik beraberlik içinde yaşamalıyız. Ankara-İstanbul fark etmez işimi yapıyorum. İlk defa katilin peşindeyim, yıllardır başkomiseri oynamak hayalimdi, seneryoya baktığımda o kişi benim dedim. Sosyal medyada herkesin yorumuna cevap veriyorum. Bir çok oyuncu bunu yapmaz” dedi. Fidan, “Sinema sektörüne hizmet etmek ve dünyayla yarışmak istiyorsak Türkiye’nin başkentine de mükemmel bir plato kurulabilir. Ankara’nın buna ihtiyacı var, şehre de büyük katkısı olur. Bütün dizilerde aynı hastaneyi, aynı prodüksiyon, aynı karakolu görüyoruz. Keşke biri çıksa da bir AVM yerine Ankara’da plato yapsa. En çok gücüme giden, Truva filmini çekip, bize Truva atını hediye etmeleri” diye konuştu.

    “Ankara’da daha çok şey öğreniyorum”

    Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde okuyan Ankaralı Esengül Aypek, oyunculuğa tiyatroyla başladığını daha sonra Ankara’daki dizilerde yer aldığını anlatarak, “4 senede 500 bölüm çektim. İstanbul’dan teklifler geldi ama tercih etmedim. Ankara’da daha çok şey öğreniyorum, projelerde yer aldığım insanlar devlet tiyatrosunun değerli isimleri. Belki daha fazla tanınacağım ama daha az şey öğreneceğim teklifler oldu ama ben daha fazla şey öğrenmeyi tercih ettim. Ankara tiyatro konusunda ana damar gibi. Ankara’da çalışırken keyif alıyorum. Ankaralılarda sanat kaygısını görebiliyorum” dedi.

    Oyuncu olmak isteyen gençlere ipuçları veren Aypek, “Bence oyuncu olmak için değil, kişisel gelişim için yola çıkmak gerekiyor. Diksiyon, şan, ritim, dans teknik detaylar ama her kendine kattığın özellik seni öne çıkarıyor. İstanbul’da güzel yüzlü birinin daha fazla şansı olabilir ama Ankara’daki dizilere dikkat edin çok güzel yüzler bulamayabilirsiniz fakat büyük yetenekler var” diye konuştu.

    “Babadan kalma mesleğim var”

    “Bahçelievler bebesiyim” diyen Ankaralı oyuncu Bulut Köpük, şimdiye kadar İstanbul’daki bir çok sinema ve dizilerde yer aldığını ifade ederek, “7 sene sonra İstanbul’dan geri döndüm. Ankara’nın insanı kötüye kötü, iyiye iyi diyebiliyor. İstanbul’u özlemiyorum ama benim piyasamın döngüsü orada işliyor. Türkiye’de sanat biraz topallayarak geliyor. Babam antikacı, biraz da baba mesleğini öğrenmek istiyorum. Oyunculukla ilgili karamsar bir noktada değilim ama gidişat benim içimi açmıyor. Düzgün teklifler gelirse yine giderim. Babadan kalma bir mesleğim var. Antika da bir sanat. Müzik, opera, gramofon, her şeyi barındırıyor. Beni isterlerse oyunculuk yapacağım, istemezlerse antikacı olacağım” dedi.

    Ankara’da ilk projesi

    Ankara’da ilk defa bir projede yer aldığını söyleyen başarılı oyuncu Kaan Yılmaz, kente yabancı olmadığını belirterek, “Çocukluğumdan beri sürekli geliyorum. Akrabalarım burada yaşıyor. Bence Ankara’nın esnafı bile çok kibar. Eski devlet binalarını çok severim. Memur şehri derler ama buranın ciddiyetini seviyorum. Ben okulda da kravatımı düzgün takan çocuklardandım. Sektör olarak Ankara – İstanbul kıyaslaması yaptığımızda taraftar yaratıyoruz. Bizim işte en büyük risk insandır. Seti zorlaştıranlar her zaman insanlardır. İstanbul’un her yeri set oldu, ev sahipleri de setlere ev vermek istemiyor artık. Ama bizim filmin kaynağı Ankara” ifadesini kullandı.