Etiket: Filmi

  • “Deliysem Deliyim De” filmi ekibinden Çağlayan’a ziyaret

    “Deliysen Deliyim De” isimli sinema filminin oyuncuları, Orhangazi Belediye Başkanı Neşet Çağlayan’ı ziyaret etti.

    Komedi tarzındaki filmin çekimleri, Bursa’nın Orhangazi ilçesinin Keramet Ilıca ve Gürle Mahallesi ile Yalova’da bir köyde devam ediyor. Film ekibi, Başkan Neşet Çağlayan’a çekimlere verdiği desteklerden dolayı teşekkür etti. Ali Sürmeli ve Yakup Yavru’nun baş rollerini paylaştığı filmde Coşkun Göğen, Hakan Eksen, Sinan Menger ve Selahattin Taşdöğen gibi birçok ünlü oyuncu rol alıyor. Senaryosu Gökhan Keskin’e ait olan filmin yapımcılığını İsmail Boyraz, yönetmenliğini ise Gökhan Keskin ve Demet Sert Ercan yapıyor.

  • Yeşilçam filmi gibi

    Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde, çocukken başka bir aileye evlatlık verilen Mukaddes Kaya, 70 sene varlıkların habersiz yaşadığı kardeşlerini tesadüfen buldu.

    Bayramiç’e bağlı Çavuşköy’de dünyaya gelen Mukaddes Kaya, annesinin vefatının ardından, 1946 yılında, 7 yaşındayken babası tarafından eski adı Papazlık olan Altınoluk köyünde yaşayan bir aileye evlatlık olarak verildi. Baba Mustafa Kaya, tekrar evlendi ve bu evlilikten 3 çocuğu daha oldu. Ancak 7 yaşındayken köyünden ayrılan Mukaddes Kaya’nın ne babasının evliğinden ne de kardeşlerinden haberi olmadı. Altınoluk’tan İstanbul’a taşınan Mukaddes Kaya, bu tarihe kadar da orada yaşadı.

    Geçtiğimiz günlerde muhtardan alması gereken bir belge için 70 yıl sonra torunlarıyla birlikte doğduğu köye gelen yaşlı kadın, burada köy kahvesi önünde tanıdık ararken, muhtarın kardeşleri olduğunu söylemesi üzerine şok yaşadı. Bugüne kadar varlıklarından haberdar olmadığı kardeşlerini görmek isteyen Kaya, eski evine gitti. Burada kardeşleri İsmail ve Hakkı Kaya ile karşılaşan Mukaddes Kaya hasret giderdi. Buluşmada, zaman zaman duygulu anlar yaşandı.

    Annesinin ölümünden sonra kendisinin evlatlık olarak verildiğini belirten Mukaddes Kaya, “Annemin vefatından sonra, sanıyorum anneannem de ölmüş. Ortada kaldım. Babam da bakamadığından beni evlatlık olarak vermiş. Altınoluk’ta zeytinyağı fabrikaları vardı bu ailenin. Onlar da sonra vefat etti. Ben yine ortada kaldım. 1950 senesinde halam ile birlikte İstanbul’a taşındık. Bu seneye kadar da orada kaldım. Ben kendimi tek evlat olarak biliyordum” dedi.

    Köye geldiğinde kardeşi olduğunu muhtardan öğrendiğini söyleyen Kaya, “Kahvenin oradan geçerken muhtar, ’Kardeşin var’ dedi. Ben itiraz ettim. Sonra çağırdılar, İsmail bey geldi. Torunlarım da bana benzetti. Sonra eve geldik, beyefendi ile karşılaştık. ’Abla’ diyerek gelip sarıldı. Şaşkınlık içerisindeyim” diye konuştu.

    İsmail Kaya, “Ablamın adını duyuyorduk, ama nerededir bilmiyorduk. Annesi vefat ettikten sonra kendisi buradan gitmiş. Babam başka bir evlilik yapmış, biz dünyaya gelmişiz. Ben de 5 yaşında yetim kaldım. Biz ablamı garibanlıktan arayamadık. Yoksa arardık. Ablam o. Görünce çok duygulandık” dedi.

    Babası ile birlikte bir kere ablasını bulmak için Altınoluk’a gittiklerini anlatan Hakkı Kaya, “Orada yerlerini bulduk. Ama bize dediler ki; ’Onlar yazın geliyorlar.’ İstanbul’a gittiklerini öğrenince daha arayamadık. Kardeşimi görünce heyecana kapıldım. İsmail haber verdi. ’Acaba rüya mı görüyorum?’ diye düşündüm. Gelince ’Abla hoşgeldin’ diyerek boynuna sarıldım, elini öptüm” diye konuştu.

    70 yıl sonra köyüne gelerek kardeşlerini bulan Mukaddes Kaya, hem kardeşleri ile hem de diğer tanıdıklarıyla görüşerek hasret giderdi.

  • Taşdiken yeni sinema filmi ’Arama Motoru’nu değerlendirdi

    Konya’da “motor” diyerek çekimlerini gerçekleştirdiği sinema filmlerinin sonrasında aldığı peş peşe ödüllerle uzun süre sanat dünyasında adından sıkça söz ettirmeyi başaran yönetmen Atalay Taşdiken, Sonsuz Şükran Köyü’nde yeni vizyona giren sinema filmi ‘Arama Moturu’nu değerlendirdi.

    Sanatçıların kerpiç evlerinin bulunduğu Şükran Köyü’ne festival çerçevesinde gelen yönetmen Taşdiken, doğduğu topraklarda çektiği “Mommo Kız Kardeşim” ve “Meryem” isimli sinema filminin ardından yine memleketi Çavuş Mahallesi’nde çekimlerini yaptığı, tamamı yörede yaşayan insanların rol aldığı, bir süre önce vizyona giren mizahi yapısıyla öne çıkan “Arama Moturu” filmi hakkında gazetecilere bilgiler verdi. Sinema filminin Çavuş’ta gerçekleştirilen Anadolu’ya Şükran Buluşmaları Festivali’nin de açılış filmi olarak gösterime girdiğini vurgulayan Taşdiken, filmin bütün oyuncularının bu yöreden olduğunu belirterek, “Oyuncular bizim köy Çavuş’tan, İlmen’den, Hüyük’ten, Suludere’den, Beyşehir’den ve Dumanlı’dan. Bu coğrafyada aklınıza gelebilecek bir sürü insanın rol aldığı bir film oldu. Ama bir seyirlik oyun değil, bayağı ciddi, bir derdi, mesajı olan bir film. İzleyen herkes de çok beğendi” dedi.

    Arama Moturu’nda önceki iki sinema filmine göre mizahi yoğunluğun fazla olduğunu, bunun da seyircinin izlemesini kolaylaştıran bir unsur olduğuna dikkati çeken Taşdiken, bu filmle ilgili ödül bekleyip beklemediği ile ilgili değerlendirmelerde de bulunurken, şöyle devam etti:

    “Vizyonunu tamamladı, TRT’de de ilk kez yayınlandı. İzleyen herkesten çok olumlu tepkiler aldık. Ben kendi adıma filmin kendisinden de, sonuçlarından da mutluyum. İnşallah seyreden herkes de aynı keyfi alacaktır. Bu film, ilk gösterimini Antalya Film Festivali’nde yaptı. İçeriği ve anlatım dili itibariyle çok tipik bir festival filmi değil. Dolayısıyla zaten çekerken ben bu filmi festival serüveni için çekmedim. Biraz daha halkın seveceği, biraz daha televizyonda izledikleri zaman insanların çok eğlenecekleri bir film. Tarz olarak diğer iki filmden farklı.”

    Taşdiken, önlerinde şu an için bir dizi film projesi olmadığını ancak bir sinema projesi için çalıştıklarını da aktararak, “En yakın tarih, önümüzdeki yaz çekebilmiş oluruz. Çekersek de bu yaklaşık 1,5 yıl sonra insanların izleyebileceği bir şey oluyor” dedi.

    Taşdiken, geride kalan sanatçı buluşması festivaline de değinirken, bu yıl 7’incisinin yapıldığını hatırlatarak, “İlk yaptığımız yıl aslında bu yöredeki hiç kimse bunun bu kadar uzun soluklu olabileceğini tahmin etmiyordu. Çünkü Türkiye’de sadece festival değil, her anlamda temel sorunumuz istikrar ve devamlılık sorunu. İstikrarlı bir şekilde 7 yıldır devam etti. Çok önemli hani, ekonomik kolaylıkları olmamasına, yükü olmasına rağmen bu festivali yapmaya hepimiz omuz veriyoruz, açıkçası burada yaşayanlar köydekiler de… Festivali organize edenler bence çok değerli. Yani, Anadolu’nun ortasında festival gibi bir festival. Sadece bir akşam, bir popüler şarkıcının gelip insanları toplayıp ‘filanı görüp şarkı dinledik’ demesinden çok daha kalıcı, kültürel zenginliği bu topraklara yakışan, kültürel zenginliği ortaya çıkarabilecek bir çabanın olduğu bir festival, filmleri var, oyuncuları var, diğer sanatçıları var ve bunlar da bu yörenin insanıyla geldikleri zaman kaynaşıp oturup çay içip aynı sofrada yemek yiyebiliyor. Sadece sahnede görmüyorlar sanatçıları, dolayısıyla biz festivalimizi çok önemsiyoruz, biz festivalimizi çok seviyoruz, inşallah ömrümüz oldukça da biz bu festivali yaşatmaya çalışacağız” şeklinde konuştu.

  • ‘Umudun Kıyısında’ filmi Tepebaşı’nda çekilecek

    Tepebaşı Belediyesi, bölgede oluşturduğu alanlarla yönetmenlerin tercihi olmaya devam ediyor.

    Ekim ayında İstanbul’da çekimleri başlayacak olan ve yüzde 80’i Tepebaşı’nda çekilecek olan Umudun Kıyısında isimli drama filminin yönetmeni Haydar Işık, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı ziyaret ederek, çekecekleri filim hakkında bilgi verdi.

    Sanata karşı duyarlı olan Başkan Ataç’ı ziyaret etmek istediklerini ifade eden Yönetmen Haydar Işık, “Eskişehir’de güzel bir projemiz var. Umudun Kıyısında isimli bir drama filmi. İki kanser hastasının hikayesini anlatan güzel bir film çekeceğiz. Ekim ayında başlayacağız. Film, İstanbul’da başlayacak ve yüzde 80’i Tepebaşı’nda olmak üzere 18 günlük bir çekim yapacağız. Film, Eskişehir’in tanıtımına da büyük katkı sağlayacak. Türkiye’nin bütün illeri dahil olmak üzere Almanya ve Azerbaycan’da gösterime girecek. Kanser hastalarının gözüyle dünyaya hiç bakmadık. Filmde anlatmak istediğimiz konu bu olacak. Aynı zamanda yenilenebilir enerjiyi de konu alıyor. Başkanımızın sanata olan duyarlılığını bizler, İstanbul’dan biliyoruz. Hem ziyaret edip filmle ilgili bilgi vermek istedik. Film çekimlerinin büyük bir kısmı Tepebaşı’nda olacağı için bilgi alışverişinde bulunacağız” diye belirtti.

    “İnşallah güzel bir film olur ve filmin galasını da burada yaparız”

    Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Ataç, “Tepebaşı Bölgesinde böyle bir filmin çekilecek olması bizleri son derece memnun etti. Belediye olarak güzel projelere imza attık ve atmaya da devam edeceğiz. İnşallah güzel bir film olur ve filmin galasını da burada yaparız. Belediye olarak elimizden geldiğince destek olmaya çalışacağız” dedi.

  • ‘Nefrin’ filmi oyuncularından epilepsi hastası gence moral ziyareti

    Nefrin isimli sinema filminin oyuncuları Eylem Doğan, Aydan Çakır, Batuhan Yar, Yavuz Ketenci, filmin yönetmeni Irmak Gülşen Açıkgöz ve yapımcı firma yöneticileriyle birlikte ailesinin tedavi masraflarını karşılayamadığı 22 yaşındaki epilepsi hastası Mustafa Çalık’a memleketi Bartın’da moral ziyareti yaptı. Ziyaretlerinde yapımcı firmanın tedavi sürecini kolaylaştırmak için gönderdiği hediyeleri aileye teslim eden oyuncular, Mustafa ile uzun süre sohbet ederek, neşeli dakikalar geçirdi.

    Filmin oyuncularından Aydan Çakır, Mustafa’nın durumunu öğrendiklerinde, büyük üzüntü duyduklarını belirterek, “Mustafa’nın durumundan Irmak hocamızın sayesine haberimiz oldu. Hepimizin canlılar aleminin birer parçası olduğunu düşündüğümüz için en kısa zamanda elimizden ne gelirse yapmaya çalıştık. Yine Mustafa’ya imkanlarımız doğrultusunda yapabileceğimiz ne varsa yardım etmeyi düşünüyoruz” dedi.

    Yönetmen Irmak Gülşen Açıkgöz ise Mustafa’nın iyileşme sürecinin başarılı şekilde sürmesinin kendilerini mutlu ettiğini belirtti. Açıkgöz, “Mustafa’nın durumunu öğrenince gelelim durumunu ve yaşam şartlarını görelim istedik. Bu konuda Hakan isimli bir beyle görüştük. Onun anlattığı şekilde Mustafa yatalak ve çok kötü bir durumdaydı. Ondan sonra ben aileyle görüştüm. Mustafa’nın daha iyi aşamada olduğunu söylediler. Birkaç kişi yardım yapıyordu onlarda yardımı kesti deyince bizde panikle ne yapabiliriz diye düşündük. Bunun ardından yapımcımızla konuştuk. Onlarda bize yapabilecekleri destekleri sıraladı. Bunları temin ettik ve getirdik. Bunun yanında Mustafa’nın rehabilitasyon tedavisi ile ilgili neler yapabilir bunları araştırıyoruz” diye konuştu.

    Filmin oyuncularından Eylem Doğan da amaçlarının Mustafa gibi hasta gençlerin sorunlarına dikkat çekmek olduğunu belirtti. Doğan, “Mustafa’nın durumunu Gülşen hocamız aracılığı ile öğrendim. Böyle bir hasta kardeşimizin olduğunu anlattılar ve durumundan bahsettiler. Konuya çok hakim değildik. Burada durumun ne olduğunu bilmiyorduk. Bizde İstanbul’dan Bartın’a bir köprü olmak istedik. Çünkü ülkemizde Mustafalar, Mehmetler, Aliler, Ayşeler sayıca çok fazla. Bizler toplumun duyarlı kesimleri olarak bir dostluk, kardeşlik bağı kurmak amaçlı ve bunun başka insanlara da örnek teşkil etmesi amaçlı buraya geldik. Mustafa’nın durumunu gördük. Anlatılanlara göre çok çok daha iyi durumlara gelmiş. Mustafa için özellikle manevi boyutta elimizden geliyorsa yapmayı düşünüyorum” şeklinde konuştu.