Etiket: Filmi

  • Adıyaman’da “Ruhlar ve Tabutların Dili-Nemrut’un Laneti” filmi çekiliyor

    Yapımcılığını Nebi Fillik’in yaptığı “Ruhlar ve Tabutların Dili-Nemrut’un Laneti” filminin çekimleri Adıyaman’da başladı.

    Yapımcılığını Nebi Fillik, senaryosu ve yönetmenliğini Ömer Korkmaz’ın yaptığı filmin çekimleri başladı. Korku, gerilim ve drama filmi olan “Ruhlar ve Tabutların Dili-Nemrut’un Laneti” filminin başrolünde Tolga Yüce oynuyor. Yaklaşık 1 ay sürecek olan film çekimlerinde 50 kişilik oyuncu kadrosuna bir o kadar da Adıyaman’da oyunculuğa meraklı kişiler dahil edildi.

    Yapımcı Nebi Fillik, Adıyaman’ın kendi memleketi olduğunu ve Adıyaman’ın tanıtımına katkı sağlamak istediğini belirterek, “ Adıyaman’da tanımak için bu filmde Adıyaman’ı seçtik. Güzel bir film çekeceğiz. Tarihi mekanlarda da çekimlerimiz olacak. Filmimiz korku, gerilim, dram olup, filminde çatlak bir profesör kendisine yeni bir dünya kurmak istemesiyle ilgili hikaye ele alınıyor” dedi.

    Başrol oyuncusu Tolga Yüce ise, “İzleyicinin çok beğeneceği çok güzel bir sinema filmi geliyor. Adıyaman’a sanat ve sinema noktasında çok katkı sağlayacağına inanıyorum. Çatlak profesör ve ‘Murat’ karakterinin hikayesini anlatıyor” dedi.

    Kendisinin ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye Başdanışmanı görevine getirildiğini kaydeden Tolga Yüce, önümüzdeki günlerde Donald Trump’ın Ortadoğu Başdanışmanı Sal Saygın Şimşek’in de içinde bulunduğu bir heyetin Türkiye’ye geleceğini belirtti.

    Yüce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye yapacağı ziyarete kendisinin de davet edildiğini ve heyetle birlikte gideceğini aktardı.

  • Tuğba Özay’dan sinema filmi gibi klip

    Tuğba Özay, çıkardığı son albümün ikinci klibini çekti. Düzce Gölyaka’da çekilen klip için adeta sinema filmi gibi plato kurulurken, 50 kişilik ekip projede görev aldı.

    Tuğba Özay, 3. albümü olan Pes Etme’nin ikinci klibini “İnançsız Aşklar” isimli şarkıya çekti. Düzce Gölyaka’da gerçekleşen çekimlerde sinema filmi gibi plato kuruldu. Klibin yönetmenliğini Banu Kaptanoğlu Özay’ın yaptığı klip için 50 kişilik ekip kuruldu. 30 saatte çekilen klipte Tuğba Özay beş kostüm giydi. Bestesi Göksel Sönmezocak aranjesi Suat Aydoğan’a ait olan “İnançsız Aşklar” isimli şarkının klibinde Tuğba Özay’a oyuncu Oyuncu Serkan Gürkan eşlik etti. Tuğba Özay kliple ilgili olarak,” Senenin en iyi aşk şarkısı geliyor. Görsel olarak da çok etkili sahneler var. Gölyaka’nın muhteşem doğasından faydalanmak Harika görselliklerle dolu, film tadında bir klip çekmemizi sağladı. Banu hanım ve tüm ekibine çok teşekkür ediyorum.” dedi.

  • Adana Emniyeti’nden operasyon filmi

    Adana Emniyet Müdürlüğü, Türk Polis Teşkilatı’nın 172. yıldönümü nedeniyle kısa film çekti. Filmde polislerin havadan ve karadan gerçekleştirdikleri operasyonlar yer aldı.

    Adana Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler, her yıl 3-10 Nisan tarihleri arasında kutlanan Polis Haftası nedeniyle kısa film çekti. Geçtiğimiz hafta provası yapılan çekimler ise Galleria Alışveriş Merkezi’nin yanındaki otopark alanında Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’nda halka açık gösteri ile gerçekleştirildi.

    Filmde; motosikletli yunus timlerinin ‘dur’ ihtarına uymayan bir araca helikopter destekli düzenlediği operasyon, bir evin içerisine gizlenen şahsın özel harekat polisleri tarafından gözaltına alınması ile ‘Efe’ isimli narkotik köpeğinin araçtaki şahsı etkisiz hale getirmesi ve polisin araç içerisine gizlenen uyuşturucu maddesini bulması yer aldı.

    Kısa film, Adana Emniyet Müdürlüğü tarafından yayınlandı. Ayrıca kısa film çekimlerinin ardından polis ekipleri motosiklet ve zırhlı araçları ile karnaval alanından geçiş yaptı.

  • Özgecan filmi için Mersin’de yer tespitleri başladı

    Mersin’in Tarsus ilçesinde 2015’te vahşice katledilen ve kadına yönelik şiddetin sembol ismi olan üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın hayatını anlatacak ‘Cennetin Kuşları’ filmi için yönetmen ve yapımcı ekibi, kentte yer tespitlerine başladı.

    Tarsus’ta 11 Şubat 2105 akşamı Mersin’deki evine dönmek için bindiği midibüsün sürücüsü Suphi Altındöken tarafından cinsel tacize uğrayan, daha sonra Suphi Altındöken’in babası Necmettin Altındöken ve arkadaşı Fatih Gökçe’nin de yardımıyla vahşice öldürülerek yakılan 20 yaşındaki Özgecan’ı ve kadına yönelik şiddeti anlatacak sinema filminin hazırlıkları sürüyor. Yönetmen Ali Avcı’nın çekeceği ve Özgecan’ın doğum günü olan 22 Ekim 2017’de galası yapılacak ‘Cennetin Kuşları’ filminin yapımcı ekibi, Tarsus ilçesinde yer tespitleri yaptı.

    Yönetmen Ali Avcı, Genel Koordinatör Levent Akay, filmin yapımcıları Şaban Sarıoğlu, Güven Arifoğlu, Özgecan’ın babası Mehmet Aslan ve film ekibi, yer tespitlerinin ardından Özgecan’ın Şehir Mezarlığı’ndaki mezarını ziyaret etti. Özgecan’ın mezarı başında dua eden ve mezarını çiçeklerle süsleyen ekip, bir süre daha kentte çalışmalarını sürdürecek.

    “Cennetin Kuşları filmi, Özgecan’ın şahsında bütün kadınların hayat hikayesini hatırlatacak”

    Kızının mezarı başında basın mensuplarına açıklama yapan Baba Mehmet Aslan, Cennetin Kuşları filminin Özgecan’ın hayatını ve kadına şiddeti, dünyada ve Türkiye’de kadına yapılan haksızlıkları, Özgecan’ın şahsında bütün kadınların hayat hikayesini, ne kadar özel ve kıymetli olduklarını, ölmeden önce sahip çıkılmaları gerektiğini hatırlatacak güzel bir film olacağını söyledi. Yönetmen Avcı ve yapımcı kadrosunun, filmin çekileceği mekanların tespiti ve taslak senaryoyla ilgili olarak Mersin’e geldiklerini belirten Aslan, “İnşallah güzel bir eser olacak. Bu filmle kadınlar inşallah öncelikle kendi kıymetlerini, kendi güçlerini anlayabilirler. Bugün dünyada uyanış halinde olan bir fikrin, bir duygunun, bir gücün harekete geçtiğini ve bu gücün, bu uyanışın meşalesini taşıyacak olanların kadınlar olduğunu düşünüyorum. Filmle de bunun dünyadaki bütün kadınlara, bütün insanlara anlatılacağına inanıyorum” dedi.

    “15 günlük kampla senaryonun finalini bitireceğiz”

    Filmin Yönetmeni Avcı ise Yönetmen Kieslowski’nin ‘Sinemayla dünyayı değiştiremeyebilirsiniz ama sinema seyircisiyle dünyayı değiştirebilirsiniz’ sözünü anımsatarak, “Bizim ana amacımız, kadına şiddetin bir nebze olsun, belki de ‘bir kadının saçının bir telini kurtarabilir miyiz bir sinema algısıyla, erkekleri biraz daha kadınlara yaklaştıran bir kafa olur mu’ bunu sağlamak. Biz filmle ilgili İstanbul’da yaptığımız alt hikaye çalışmalarından 4 synopsis, iki tane senaryoyu bitirdik. Ancak, buranın ruhu yaşanmadan, buralar senaryo ekibimiz tarafından nefesi alınmadan bunların çok iyi olmayacağını düşünerek, tüm ekibi toplayarak burayı analiz etmek, insanların şivelerini çözmek, insan yapılarını öğrenmek, sevdikleri müzikleri, yedikleri yemekleri nasıl değerlendireceğimizi, filme nasıl aktaracağımızı görebilmek adına buraya geldik. Yapımcılarımızla beraber buradaki organizasyonlar hazırlandı. Şimdi biz yaklaşık 15 günlük bir kampla senaryonun finalini bitirmiş olacağız. Daha sonra oyuncu kadromuzu oluşturacağız” diye konuştu.

    “Çok iyi bir filmin hazırlığı içerisindeyiz”

    Tüm sanat camiasının bu işi çok ciddi sahipleneceğine inandığını vurgulayan Avcı, “Bunu da daha önce yaptığımız görüşmelerde, birebir iletişimlerde çok net algı olarak alabiliyorum. Dolayısıyla çok iyi bir filmin hazırlığı içerisindeyiz. Hedefimiz, hem bununla dünyadaki ve Türkiye’deki algıyı değiştirmek, Mersin’e de bir katma değer sağlamak. Bunu başarabilirsek çok memnun oluruz. Bize kapılarını açan Mersin Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere tüm Mersin halkına ve bir baba şefkatiyle bizi kucaklayan Mehmet Ağabey’e çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Filmin vizyon tarihi, Özgecan’ın doğum günü olan 22 Ekim 2017”

    Filmin çekim süresini 4 hafta olarak belirledikleri bilgisini veren Avcı, “Filmin vizyon tarihi 22 Ekim 2017. 22 Ekim Özgecan’ımızın doğum günü. O gün gala yapacağız, bu filmi onun ruhuna hediye etmiş olacağız. Onun ruhunda şiddet görmüş olan tüm kadınlara armağan etmiş olacağız. 25 Ekim Cuma günü de tüm Türkiye’de vizyonda olacak. Dublajları ve sesli betimlemeleri de yapılarak yurt dışına da yine Ekim sonu ve Kasım başı itibariyle vizyona sokmuş olacağız” şeklinde konuştu.

  • ’11’ filmi Mayıs’ta vizyonda

    Türk sinema sektöründe cin olgusu kullanılmadan, psikoloji ve şizofreni hastalığı üzerine yapılan ’11’ filmi için geri sayım başladı.

    Senaryosunu Ali Cumhur Demir’in yazdığı, Türk sinema kültüründe ilk kez cin olgusu kullanılmadan hazırlanan psikolojik gerilim filmi ’11’ Mayıs ayında beyaz perdede yerini alacak. Yapımcılığını Murat ve Zeynep Barutçu’nun üstlendiği, yönetmenliğini Can Varol yaptığı, kurgusunu Aziz İmamoğlu’nun hazırladığı ve dijital medya işlerini ise Alaattin Çağıl’ın yaptığı ’11’ filminin fragmanı tüm sosyal paylaşım platformlarında yoğun ilgi gördü. Türk sinema kültürüne yeni bir soluk getirecek olan ve İzmir sinema sektörünü geliştirmeyi hedefleyen Carat Film’in yaptığı konusu psikoloji ve şizofreni hastalığı odaklı olan ’11’ filmi, Türkiye’deki korku filmi anlayışını alt üst edecek. Türkiye’de korku filmi algısının sadece dini konular üzerinde işlenmekte olduğuna dikkat çeken Demir, ’’Dünya genelinde oldukça popüler olan korku kültürü, onlarca farklı konularla işlenerek filmlere aktarılıyor. Fakat ülkemizde korku denilince akla gelen tek şey cin olgusu kullanılan filmler, bu yüzden sinema sektörümüz de büyük bir boşluk var. Bizde Carat Film olarak sektördeki boşluğu, tüm bu algıları yenerek hem Türk sinema kültürüne hem de İzmir sinema sektörünü yeni bir soluk getirmek istiyoruz.’’ dedi. Öte yandan ’11’ filminin devamı olacağını belirten Demir, ’’Çalışmalarımız devam ediyor ’11’ filminin devamı olan ’12’ filminin senaryosu ve ön hazırlık aşaması neredeyse bitti. Herhangi bir aksilik olmaması durumunda ’12’ filmini yaz ayında bitirmeyi hedefliyoruz’’ şeklinde konuştu.

    Senarist Ali Cumhur Demir, merakla beklenen 11 filminin senaryosu hakkında şunları söyledi:

    Şizofreni hastalığının alt dalı olan otoskopi hastalığını anlatıyor. Türk Sinema Sektörümüz de bu tür filmlerle ilgili ciddi çalışmalar olmadığı için Türk sinema sektörüne katkı sağlayabilecek ve izleyici şaşırtacak bir senaryo hazırladık. Senaryoyu özetleyecek olursak; üniversite son sınıf öğrencisi Zeynep, otoskopi rahatsızlığı bulunduğu için ilaç tedavisi ve psikolojik tedavi alıyor. Nişanlısının ölümünden kendisini sorumlu tutan Zeynep, zaman zaman kendisini dışarıdan izlediğini hissine kapılır (otoskopi) ve çeşitli sanrılar yaşıyor. Zeynep’in bu durumundan; sevgilisi Barış ve en yakın arkadaşı İlke de etkilenmekte ve hayatları karmaşa içinde sürüp gitmektedir. Bir gün ileri düzeyde sanrılar yaşayan Zeynep, psikoloğunun önerisini reddederek tedaviden kaçar ve kendisini takip eden diğer kendisi ile yaşama alışmaya karar verir.