Etiket: film

  • 52’nci Antalya Uluslararası Film Festivali

    29 Kasım-6 Aralık 2015 tarihleri arasında 52.’ncisi düzenlenecek olan Uluslararası Antalya Film Festivali’nin “Yaşam Boyu Onur Ödülü” sahipleri belli oldu. Onur ödülleri bu yıl Erden Kıral, Ayşen Gruda ve Kayhan Yıldızoğlu’na verilecek. Yıldırım Önal Anı Ödülü ise bir yıl boyunca Tijen Par’a emanet edilecek.

    Türkiye’nin en köklü sinema etkinliklerinden Uluslararası Antalya Film Festivali’nin Yaşam Boyu Onur Ödülü bu yıl üç sanatçıya veriliyor. Son filmi “Gece” ile hala genç ve yenilikçi bir sinemanın izini süren usta yönetmen Erden Kıral, unutulmaz performansları ve klasikleşmiş yerli komedilerde Yeşilçam’ın efsane isimlerinden birine dönüşmüş olan Ayşen Gruda ile kariyeri boyunca 200’e yakın filmde rol alan, sinema ve televizyon dünyasının en deneyimli karakter oyuncularından Kayhan Yıldızoğlu festivalin açılış töreni sırasında verilecek ödüllerin sahipleri olacak. Festival tarihinde son derece anlamlı bir yere sahip olan Yıldırım Önal Anı Ödülü ise bir yıl boyunca Tijen Par’a emanet edilecek.

    USTA YÖNETMEN ERDEN KRAL

    Türk sinemasının yetmişli yıllardaki gençleşme ve siyasallaşma sürecine “Kanal” ve “Bereketi Topraklar Üzerinde” filmleriyle katkıda bulunan usta yönetmen Erden Kıral, Yılmaz Güney’le başladığı sinema kariyerini bağımsız olarak sürdürdü. Ferit Edgü’nün “O” adlı romanından yola çıkarak beyaz perdeye aktardığı “Hakkari’de Bir Mevsim” adlı filmi 1983 yılında, Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülü de dahil olmak üzere çok önemli ulusal ve uluslar arası ödülün sahibi oldu.

    Erden Kıral, Türkiye’de arthouse sinemasının dışlandığı dönemlerde ürettiği “Ayna” ve “Av Zamanı” gibi filmlerle bu zorlu günlerin sınavından başarıyla geçti. En iyi film ve yönetmen Altın Portakal’larını kazanan “Mavi Sürgün” ile birlikte girdiği olgunluk döneminde “Yolda”, “Vicdan” ve “Yük” gibi bol ödüllü, yenilikçi yapıtlara imza attı. Geçtiğimiz yıllarda 52. Selanik Film Festivali’nde Türkiye dışında ilk kez bir Avrupa ülkesinde Erden Kıral’a özel bölüm açıldı ve filmleri toplu olarak Avrupa izleyicisiyle buluştu. Kıral, son olarak başrollerini Nurgül Yeşilçay, Mert Fırat, Vildan Atasever ve İlyas Salman’ın paylaştığı “Gece” filmiyle seyirci karşısına çıktı.

    SİNEMANIN GÜLEN YÜZÜ AYŞEN GRUDA

    Rol aldığı ilk filmden itibaren büründüğü karakterlerle büyük başarılara imza atan ve tekrarı güç rekorlar kıran Ayşen Gruda, komedi dendiğinde akla gelen ilk isimler arasında yer alıyor. Kemal Sunal, Şener Şen, İlyas Salman’la birlikte rol aldığı filmlerde yarattığı karakterlerle ismini sinema tarihine altın harflerle yazdırmayı başaran Gruda; Davaro, Çiçek Abbas, Hababam Sınıfı serisi, Şekerpare, Çöpçüler Kralı, Tosun Paşa, Bizim Aile, Süt Kardeşler gibi sayısız filmde yer aldı.

    Gruda son dönem Türkiye sinemasının dikkat çeken filmlerinden “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?”, “Pazarları Hiç Sevmem” ve “Pek Yakında” gibi örneklerinde usta işi performanslar sergilerken, 2010 yılında Sinan Çetin’in “Kağıt” filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Altın Portakal’ının da sahibi olmuştu.

    TİYATRODAN BEYAZ PERDEYE KAYHAN YILDIZOĞLU

    Muhsin Ertuğrul’la tanışmasının ardından uzun yıllar İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahneye çıkan Kayhan Yıldızoğlu, sinemaya 1966 yılında Fatih’in Fedaisi ve Malkoçoğlu filmleriyle geçiş yaptıktan sonra Memduh Ün, Ertem Eğilmez, Atıf Yılmaz, Süreyya Duru, Orhan Aksoy, Ertem Göreç ve Tunç Başaran filmlerinde sıklıkla kamera karşısına geçti.

    Kült mertebesine ulaşmış fantastik ve aventür filmlerin de dahil olduğu 200’e yakın filmde rol alan Kayhan Yıldızoğlu, yer aldığı Üç Arkadaş, Şoför Nebahat, Kara Gözlüm, Keloğlan gibi klasiklerin yanı sıra, Yavuz Turgul’un “Eşkıya”sındaki Artist Kemal karakteriyle de hafızalara kazındı.

    YILDIRIM ÖNAL ANI ÖDÜLÜ

    Etkileyici bir geçmişe sahip Yıldırım Önal Anı Ödülü, tiyatrodaki İsmail Dümbüllü Ödülü’nün misyonunu Uluslararası Antalya Film Festivali aracılığıyla sinemamıza taşıyor ve her yıl bir oyuncuya emanet edilerek el değiştiriyor. Ödül bu yıl Tijen Par’a takdim ediliyor.

    Ünlü aktör Yıldırım Önal, “Dinmeyen Sızı” filmindeki rolüyle 1973 yılında “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” seçilerek Altın Portakal ödülünü kazandı. Hayatının son yıllarında girdiği ekonomik sıkıntı nedeniyle, ödülünü rehinciye bırakmak zorunda kalan Önal, geri alamadan hayatını kaybetmişti. Yıllar sonra rehincinin oğlu tarafından Antalya Kültür Sanat Vakfı’na teslim edilen Altın Portakal heykelciği, 1999 yılından itibaren Yıldırım Önal Anı Ödülü olarak her yıl bir oyuncuya emanet ediliyor. Geçen yıl Gülden Ökten’in aldığı ödül, ünlü oyuncu Tijen Par’a emanet edilecek.

    TİJEN PAR KİMDİR

    Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden 1958 yılında mezun olan Tijen Par; Haldun Taner’in “Dışardakiler” oyunuyla tiyatroya başladı. 1964 yılında yedi filmde birden rol alarak sinemaya hızlı bir giriş yaptıktan sonra Lütfi Akad, Metin Erksan, Atıf Yılmaz, Yılmaz Duru ve Duygu Sağıroğlu gibi ustaların filmlerinde yer aldı. Yönetmenlik denemesinde de bulunan Par, Selvi Boylum Al Yazmalım da dahil olmak üzere çok sayıda filmde seslendirme sanatçılığı da yaptı. Sanatçı halen Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde akademisyen olarak görev yapıyor.

  • Film Festivalinin Konukları Ünlü Tasarımcının Sergisini Gezdi

    6. Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında kente gelen yerli ve yabancı konuklar, Türkiye’nin en önemli denim tasarımcılarından Ahmet Giray Yılmaz’ın Arslantepe Höyüğü’ndeki figürlerden esinlenerek hazırladığı sergiyi gezdi.

    6. Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında Malatya’ya gelen yerli ve yabancı konuklar ile sinema sanatçıları, Battalgazi ilçesinde Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı’nda denim tasarımcısı Ahmet Giray Yılmaz tarafından hazırlanan Arslantepe Höyüğü’ndeki figürlerin yer aldığı koleksiyon sergisini gezdi. Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli denim tasarımcılarından biri olarak kabul edilen Ahmet Giray Yılmaz, Malatya Film Festivali kapsamında bu sergiyi açtıklarını belirterek, “Çok güzel tepkiler alıyoruz. Geçtiğimiz Mayıs ayında uluslararası bir defile gerçekleştirdik. Film festivalimize de bir değer katabilmek adına ürünlerimizi tekrar sergilemek istedik. Devamında ise İtalya’da koleksiyonu sergileyeceğiz. Koleksiyondan biraz bahsedersek eğer, bilindiği gibi Malatya’mızın kayısısı meşhur ama pek bilinmese de denim kumaşı yani halk arasında kot kumaşı diyoruz. Bu kumaş dünya çapında ünlüdür. Özellikle dünya markalarına üretimlerimiz mevcuttur. Buradaki kumaşların tamamı da denim kumaştır. Malatya’mızda dokunmuştur. Hepsi özel desenlerle dokunarak üretilmiştir. Üzerindeki desenler ise dünyanın ilk desenleri diyebileceğimiz desenlerden seçilmiştir. Geometrik ve hayvan desenleri vardır. Bu desenler Arslantepe’den çıkan ve saray duvarlarında olan desenlerdir. Yine kapitoneler mevcuttur. Onları da derilere işledik. O desenler de yine sarayın duvarlarında mevcuttur” dedi.

    “MODA KAVRAMI POPÜLER BİR KAVRAM”

    En büyük destekçilerinin Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan olduğunu belirten Yılmaz, “Bu konuda bizim en büyük destekçimiz Battalgazi Belediyesi’dir. Özellikle başkanımıza buradan çok teşekkür etmek istiyorum. Kendisi hakikaten ileri görüşlü bir insan. Aynı zamanda sanatsever bir kişiliğe sahip. Bu destek bizi cesaretlendirdi. Bunu sergilememiz gerektiğini, bu şekilde Arslanltepe’nin dünya lansmanına daha iyi çıkabileceğini söyledi. Moda kavramı biliyorsunuz popüler bir kavramdır. Herkes takip ediyor. Bununla ilgili yarışmalar yapılıyor. Televizyon programları yapılıyor. Gençlere bu çalışmamızı ulaştırmak için bir defile hazırladık. Bu koleksiyona tam üç yıl emek verildi. Bu anlamda hazırlanabilecek en son noktada hazırlandı” diye konuştu.

    Denim tasarımcısı Yılmaz’ın eşi tekstil mühendisi Kübra Yılmaz ise eşiyle birlikte çalıştıklarını belirterek, “Bende eşimle birlikte bu kumaşların takibini yaptım. Beraber çalıştık. Evin her yerinde kumaş vardı. Her yerde mühürler, resimler vardı. Bu işin takibini beraber yaptık. Bu süre zarfında eşime yardımlarım oldu. Ona destek olduğum için ben de çok mutluyum. Burada sergilenmesinde de yardımlarım oldu. Mutluyuz, inşallah devamı da gelir. Daha iyi işler yapmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

  • 52. Uluslararası Antalya Film Festivali

    52. Uluslararası Antalya Film Festivali Uluslararası Yarışma Bölümünde yer alan 10 film belli oldu. Altın Portakal yarışında, Hindistan’dan İsveç’e, Filistin’den Danimarka’ya uzanan geniş bir yelpazedeki yapımların yanı sıra iki yerli film bulunuyor.

    Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 52. Uluslararası Antalya Film Festivalinin Uluslararası Yarışma programı belli oldu. Dünyanın saygın festivallerinden ödül sahibi olan yapımların Türkiye prömiyerlerini yapacakları bölümde, Türkiye’yi de Rüzgarın Hatıraları ve Kalandar Soğuğu filmleri temsil edecek.

    Uluslararası basında haklarında sıkça yazılar çıkan ve sinemaseverler arasında heyecan yaratan filmler Türkiye’de ilk defa Antalya’da seyirciyle buluşacak. Bu seneden itibaren uluslararası arenada saygınlığını ve gücünü arttırmak hedefi ile son derece titizlikle oluşturulan film programında yer alan 52. Uluslararası Antalya Film Festivali Uluslararası Yarışma Filmleri:

    – BRIDGEND (Yön: Jeppe Ronde / Danimarka)

    – KUŞATILMIŞ / ENCLAVE (Yön: Goran Radovanoviç / Sırbistan & Almanya)

    – KAYIP KIZLAR / GIRLS LOST (Yön: Alexandra – Therese Keining / İsveç)

    – KALANDAR SOĞUĞU (Yön: Mustafa Kara / Türkiye & Macaristan)

    – MASAAN (Yön: Neeraj Ghaywan / Hindistan & Fransa)

    – TAŞA YAZILMIŞ HATIRALAR / MEMORIES ON STONE (Yön: Şevket Emin Korki / Almanya & Irak)

    – DEVRİMCİLER / PIONEER HEROES (Yön: Natalya Kudryashova / Rusya)

    – RÜZGARIN HATIRALARI (Yön: Özcan Alper / Türkiye & Almanya & Fransa)

    – YEMİNLİ BAKİRE / SWORN VIRGIN (Yön: Laura Bispuri / İtalya & İsviçre & Almanya & Arnavutluk & Kosova & Fransa)

    – POPSTAR / THE IDOL (Yön: Hani Ebu Essed / Filistin)

    Bu yıl ilk kez 50 bin Euro ile ödüllendirlecek En İyi Film Altın Portakal’ın yanı sıra ilk kez En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Müzik, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu kategorilerinde ödül dağıtılacak. Uluslararası Yarışmanın kazananları 6 Aralık 2015 Pazar akşamı gerçekleştirilecek kapanış töreninde belli olacak.

    BRIDGEND

    Konusunu gerçek hayattan alan bir hikaye. Sara ve babası Dave, ergen intiharlarıyla gündeme gelen Bridgend kasabasına taşınır. Kasabanın yeni polis memuru olan Dave, bu intiharlar zincirini sonlandırmaya çabalarken Sara da kasabadan bir genç olan Jamie ile bir ilişkiye başlar. Çocuklar ve ebeveynler arasındaki ilişkinin karanlık taraflarına bir yolculuk olan Bridgend’in başrolünde; Lars Von Trier’in “Dalgaları Aşmak” filminde, Harry Potter serisinde ve “Wilbur Ölmek İstiyor”da izlediğimiz Adrian Rawlins de rol alıyor. Jeppe Ronde’un yönettiği film, Tribeca Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetimi ve En İyi Kurgu dallarında ödülün sahibi oldu. Bridgend County’de 2007 Aralık ve 2012 Ocak ayları arasında resmi olarak bildirilmiş 79 intihar vakası yaşanmıştı. Çoğunluğunu ergenlerin oluşturduğu vakalarda hiçbir kurbanın intihar notu bırakmaması dikkat çekmişti.

    KUŞATILMIŞ

    Kosova-2004. Savaştan 5 yıl sonra… 10 yaşındaki Hıristiyan Nenad, dedesini defnedebilmek için düşman hattını geçmeye kararlıdır! Kuşatma altındaki bölgeden çıkıp Müslüman toplumu arasında kendine dost edinip dedesini, kendine yaraşır bir törenle toprağa vermek istiyor. Peki, bu tahmin ettiğinden zor olabilir mi? Yönetmen Goran Radovanoviç,

    KUŞATILMIŞ/ENCLAVE’de, “Nefret, iki etnik topluluğun halen aralarında duran farklılık ve çeşitlilik korkusu üzerine kurulu. Korku ise sevginin eksikliğidir” diyor. Filip Subariç, Denis Muriç ve Nebojsa Glogovaç’ın başrolleri paylaştığı film, Moskova Film Festivalinden Seyirci Ödülü ile dönmüştü.

    KAYIP KIZLAR

    Alexandra-Therese Keining’in yönettiği İsveç yapımı KAYIP KIZLAR / GIRLS LOST, kışkırtıcı bir film. Filmin uyarlandığı, Jessica Schiefuer’in Pojkarna adlı romanı, İsveç’te provokatif konusu yüzünden büyük tartışma uyandırmıştı. Peri masalı ve imajinasyon, büyümenin ne anlama geldiğini kızların perspektifinden anlatan gerçekçi bir tarifle bir araya geliyor. Film, 14 yaşındaki üç kızın, Kim, Bella ve Momo’nun cinsel kimliklerini, aşkı ve cesareti keşfetmelerinin ve çocukluktan yetişkinliğe geçişlerinin hikayesini anlatıyor. Filmin tüm oyuncuları yeni isimlerden oluşuyor. Mandus Berg haricinde hepsinin ilk kamera önü tecrübesi.

    KALANDAR SOĞUĞU

    2007’de, Umut Adası filmiyle göçmenlik konusuna dikkat çeken genç yönetmen Mustafa Kara, geçen hafta Tokyo Film Festivali’nden En İyi Yönetmen ve İzleyici Ödülü ile ayrılan filmi Kalandar Soğuğu ile doğduğu topraklara dönüş yapıyor. Karadeniz’in bir dağ köyünde ailesiyle yaşamakta olan Mehmet, bir yandan beslediği birkaç hayvanla günlük ihtiyaçlarını temin ederken diğer yandan büyük bir tutkuyla dağlarda maden aramaktadır. Madenden umudunu kesmişken duyduğu bir haberle yeni bir maceraya girişerek Artvin’deki boğa güreşlerine katılma kararı alır. Toronto’da büyüleyici görüntü yönetimi ve etkileyici hikayesiyle övülen film, ayağının tozuyla katılacağı Antalya Film Festivali’nde Türkiye Prömiyeri’ni gerçekleştirecek.

    MASAAN

    Neeraj Ghaywan’ın ilk uzun metrajı MASAAN, gösterildiği Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış bölümünden FIPRESCI ve Avenir ödülleriyle döndü. Daha iyi bir gelecek arayanların hikayesi: Fakir genç Deepak, sosyal statüsü farklı bir kıza umutsuzca gönlünü kaptırmıştır. Parmaklıkların ardından salınan genç öğrenci Devi, ilk aşkının ortadan kayboluşuyla yaşadığı suçluluk duygusuyla boğuşmaktadır. Polis suistimalinin kurbanı olan Devi’nin babası Pathak, para yüzünden ahlaki değerlerini kaybetmiştir. Küçük Jhonta ise kendine bir aile aramaktadır. Filmde Hindularca kutsal kabul edilen Ganj nehrinin yanı başında kurulmuş Benares kenti gelenekle modern hayatın karşılaşmasına ev sahipliği yapan ayrı bir karakter olarak yer alıyor.

    – Çocukluk arkadaşı olan Hüseyin ve Alan, Irak’ta, 1988’deki Enfal kampında yaşanan Kürt soykırımını konu alan bir film yapmaya girişir. Öğrenecekleri şey ise sinema yapmanın aslında kendi kimlikleriyle yüzleşmek demek olduğudur. Yönetmen Şevket Emin Korki TAŞA YAZILMIŞ HATIRALAR/MEMORIES ON STONE’da, bu bölgede ve genel olarak Orta Doğu’da film yapmayı, “Bermuda Şeytan Üçgeni”ne girmeye benzetirken kendine özgü koşullar dolayısıyla trajedinin bir anda komediye dönüşebildiği bu ‘özgün’ biçimi önemsediğini vurguluyor. Asia Pasific Screen Awards’ta UNESCO ödülüne layık görülen filmde Hüseyin Hasan, Nazmi Kırık, Ala Riani ve Shima Molaei rol alıyor.

    DEVRİMCİLER

    Berlin Panorama bölümünde yer alan, Natalya Kudryashova’nın yönettiği DEVRİMCİLER/PIONEER HEROES, naif bir büyüme hikayesi.

    Moskova’da yaşayan okuldan arkadaş olan Olga, Katya ve Andrew, basitçe mutluluğun peşindedir. Olga, dizilerde oynar. Katya büyük bir PR ajansında çalışır. Evli bir adama aşıktır. Andrey bir siyaset bilimcidir. Sıkı çalışmanın getirdiği stresten video oyunları oynayarak kurtulmaya çalışır. 1987’de ise hepsi kahraman olmayı hayal eden çocuklardı. Yıl 1987 ve onlar, Genç Öncüler olmaya hazırlanıyor! Andrey, ölümü ortadan kaldırıp insanlığı kurtaracak bir buluş peşinde! Olga, Sovyet çocuklarını yakalamaya çalışan ajanların izini sürüyor! Katya bir lider olmanın hayalinde! Şimdi umutları, hayalleri, beklentileri yok. Tek istekleri, hayatlarını, “kalan herkes gibi” sabit, “istikrarlı” sürdürebilmek.

    Yönetmen Natalya Kudyashova filmde Olga rolüyle karşımıza çıkıyor.

    RÜZGARIN HATIRALARI

    İlk filmi Sonbahar ile Türk sinemasının yakın dönem klasiklerinden birine imza atan ve kariyerine Gelecek Uzun Sürer ile devam eden yönetmen Özcan Alper, son filmi RÜZGARIN HATIRALARI’nda bu kez Anadolu coğrafyasının kayıp zenginliğinin peşinde.

    2. Dünya Savaşının son günlerinde muhalif şair ve ressam Aram’ın, Türkiye’den kaçmak zorunda kalmasıyla birlikte evrakları gelene dek Sovyet sınırındaki küçük bir dağ köyünde saklanmasıyla başlayan film, Aram’a yolculuğunda yardımcı olan Mikahil ve onun evinde kalan Meryem ile yeni gelişmelere gebedir. Montpellier Film Festivali kapsamında CİNEMED’de senaryo birinciliği ve Rotterdam Film Festivali Huberts Bals fonundan da senaryo desteği alan filmde, Alper’in ilk fimi Sonbahar”daki performansıyla adından söz ettiren Onur Saylak’ın yanı sıra, Mustafa Uğurlu, Sofya Khandamirova, Murat Daltaban, Ebru Özkan ve Tuba Büyüküstün gibi önemli isimler yer alıyor. Rüzgarın Hatıraları; geçen yıl Antalya Film Forum’un Work in Progress ödülünün de sahibi olmuştu.

    YEMİNLİ BAKİRE

    Berlin’de, Altın Ayı için yarışan, Tribeca Film Festivali’nde Nora Ephron Ödülü’nü kazanan YEMİNLİ BAKİRE/SWORN VIRGIN, yönetmen Laura Bispuri’nin ilk uzun metrajlı filmi. Elvira Dones’un romanından uyarladığı filmde, son olarak “Aç Kalpler”deki performansıyla hatırladığımız güzel ve bol ödüllü oyuncu Alba Rohrwacher’ı başrolde izleyeceğiz. Kadınlığını, özgürlüğüne feda eden bir kadın… Yıllar sonra yeniden bir kadın olabilmek için bu kez onurundan vazgeçmesi gerekecektir. Hana Doda, kendisine gelecek olarak bir ev kadını olmaktan başka bir şey vaat etmeyen Arnavutluk’taki küçük kasabadaki kaderinden kaçan bir kızdır. Amcasının rehberliğinin yardımıyla eski bir kanun üzre yemin eder ve sonsuza kadar bakire kalmak kaydıyla özgür bir erkek olarak yaşamaya başlar. Köylüler için Hana, ‘yeminli bakire’ olarak Mark’a dönüşmüştür. Fakat yıllar sonra bu elbise dar gelmeye başlar. Mark, İtalya’ya bir yolculuğa çıkar; geçmiş ve bugün, erkeklik ve kadınlık arasında.

    POPSTAR

    American Idol’un Arap versiyonu! Kazanan; düğün şarkıcısı Asaf! “Vaat Edilen Cennet” ve “Ömer” filmleriyle büyük başarı yakalayan Filistinli yönetmen Hani Ebu Essed POPSTAR/THE IDOL’da Asaf’ın hikayesinin peşine düşüyor. Böylece biraz geriye gidip 10 yaşındaki Asaf ve müzik tutkusunu paylaşan 20 yaşındaki ablası Nur’la tanışıyoruz. Enstrüman sahibi olup arkadaşları Eşref ve Ömer’le grup kurma niyetindedirler. Ancak Gazze’deki gerçek hayatın şartları kendini dayatınca Nur, özel yeteneğini keşfettiği kardeşi uğruna kendini geri çekip sadece onun için çalışmaya başlar. Gazzeli ve Filistinliler için Asaf, umudun cisimleşmiş halidir. Gazze gençliğinin, yetenekleriyle, çevrelerini saran engelleri aşabileceklerinin bir kanıtıdır.

  • Film Festivali’nin Konukları Battalgazi’yi Gezdi

    6. Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında Malatya’ya gelen yerli ve yabancı konuklar ile sinema sanatçıları, Battalgazi ilçesinde bulunan tarihi mekanları gezdi. Konuklar, Battalgazi ilçesine hayran kaldıklarını ifade etti.

    6. Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında Malatya’ya gelen yerli ve yabancı konuklar ile sinema sanatçıları, ilk olarak Anadolu’daki ilk şehir devleti olma özelliği taşıyan Arslantepe Höyüğü’nü gezdi. Battalgazi Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü çalışanı Arkeolog Cem Kaya’nın rehberliğinde Arslantepe Höyüğü’nü gezen konuklara, Arslantepe’nin tarihi ve önemi ile ilgili bilgiler verildi. Konuklar ve sinema sanatçıları, daha sonra Eski Malatya’da bulunan Silahtar Mustafa Şapa Kervansarayı, Sanat Sokağı ve Ulu Cami’yi gezdiler. Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı’nda Battalgazi Belediyesi Halk Oyunları ekibinin gösterisi ile karşılanan konuklara, aşure ikramı da yapıldı. Battalgazi Belediyesi Halk Oyunları ekibi ile birlikte halay çeken konuklara, daha sonra halk müziği dinletisi sunuldu. Ebru sanatına ayrı bir ilgi gösteren yabancı konuklar, kendilerine gösterilen ilgi karşısında bir hayli memnun kaldıklarını ifade ettiler. Uluslararası Film Festivali ve Arslantepe’nin önemine dikkat çeken sinema emekçisi Sadi Çilingir, “Bu benim Malatya’ya altıncı gelişim. Bu son gelişimden sonra Malatya’nın, Ankara’dan, İstanbul’dan bir farkı olmadığını gördüm. Kültürel olsun, turizm açısından olsun, bu çok güzel bir şehir. Arslantepe’de arkadaşlarımızın anlattığına göre yeni öğrendik bir hayli eski tarihlere dayanan, Malatya’nın merkezi diyebileceğimiz bir yer. Battalgazi’yi de daha önce birkaç kez gelmiştim çok beğenmiştim. Güzel bir ilçemiz. Malatya festivali Türkiye’nin önde gelen festivali oldu diyebiliriz. Disiplinli bir şekilde her sene daha iyi sanatçılar, iyi filimler geliyor. Festival başarılı bir şekilde yürüyor” dedi.

    Arslantepe’nin çok etkileyici ve iyi korunmuş bir yer olduğunu belirten Yapımcı Nadir Öterli, “Arslantepe çok etkileyici. Anadolu’yu gerek festival, gerekse de film çekimleri için geziyoruz. Arslantepe’ye ben ilk defa geldim. Medeniyetin gelişmesi anlamında çok kilit noktada olan bir yer. Yakın zamanda UNESCO’nun kalıcı listesine gireceğini de düşünüyorum. Çok iyi korunmuş. Çatalhöyük gibi korunmuş ve düzenli bir yapısı var. O yüzden çok etkileyici buldum” diye konuştu.

    Senarist ve Yönetmen Bircan Kerem’de, Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’ın sanata ve sanatçıya büyük önem verdiğini belirterek, “Bunu anlatmak değil yaşamak gerekiyormuş. Bugün burada bunu anladım. Daha öncede burada ‘Işığa Yürümek’ diye bir film çekmiştik. Onda da ödül almıştım. Malatya’yı hep merak ediyordum. O film vesilesiyle Malatya’yı tanıdık. Burada o filmi çektik. Fahri Malatyalıydık, şimdi Malatyalı olduk. Daha önceki festivallerdeki etkinliklere çok katılamamıştık ama bu seneki festival kapsamında Arslantepe’yi gördük, harika bir yer. Zaten festivallerin amacı bir şehrin tarihi, kültürel ve sosyal yönden tanıtılmasıdır. Şu anda bulunduğumuz Battalgazi Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı ne kadar güzel. Burada bizlere gösterilen misafirperverlik olağan üstü etkileyici. Yurt dışından gelenler için güzel bir örnek oldu. Bizlerde bundan sonra gerek bireysel, gerek dernek olarak, söz konusu Malatya ise gerisi teferruattır diyerek çalışmaya koyulacağız. Selahattin Gürkan Başkanımızın sanata çok duyarlı olduğunu biliyorum. Çok mütevazı ve sevilen bir insan. Bölgede birçok şehirde çalıştım ancak Malatya kadar sanatçısı bol bir şehir görmedim” ifadelerini kullandı.

  • 6.malatya Uluslararası Film Festivali

    Bu yıl 6’ıncı düzenlenen Malatya Uluslararası Film Festivali, açılış programı ile başladı. Gecede sinema dünyasının önemli isimlerine onur ödülü verildi.

    Malatya Valiliği’nin koordinasyonunda, Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin ana sponsorluğunda Malatya Kayısı Araştırma-Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu, Battalgazi Belediyesi, Yeşilyurt Belediyesi, Fırat Kalkınma Ajansı ve İnönü Üniversitesi’nin destekleri ile düzenlenen Malatya Uluslararası Film Festivali’nin bu yıl altıncısı gerçekleştiriliyor. 6 -12 Kasım 2015 tarihleri arasında düzenlenecek olan Malatya Uluslararası Film Festivali düzenlenen açılış programı ile başladı.

    Dublee By tree Hilton Otel’de düzenlenen festivalin açışı alışılmışın dışında kırmızı halı geçidi yerine siyah halı geçişi ile başladı. Bu yıl yaşanan terör olayları nedeniyle birçok müzikli etkinliğin iptal edildiği festivalde konuklar siyah halıdan geçerek içeri girdi.

    SELDA ALKOR GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI

    Diğer yıllara göre bu yıl daha sade geçen açılış programını bu yıl kaybedilen sinema sanatçılarının resimlerinin yer aldığı sinevizyon gösterimi ile başladı. Duygusal anların yaşandığı gösterim sırasında sinema oyuncusu Selda Alkor’da gözyaşlarını tutamadı.

    Açılış konuşmasını yapan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Malatya olarak çok önemli bir festivale ev sahipliği yaptıklarını belirterek, “Birbirinden değerli sanatçılarımızı, sanat dünyasını Malatya’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz” şeklinde konuştu.

    İLK KEZ KIRMIZI HALI SİYAHA DÖNDÜ

    AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık ise bu yıl festivalde kırmızı halı geçiş töreni yerine siyah halının kullanılmasına vurgu yaparak, “Bu sene 6’ıncısını düzenliyoruz ve ilk kez halımız kırmızıdan siyaha döndü. Halının siyaha dönüştürülmesinin en önemli sebebi, vermiş olduğumuz şehitler ve gazilerimiz. İnşallah festivalimizi siyaha bürüyen bu acımızı hep beraber yeniden renklendiririz. Kardeşliğin tohumlarının atılmasına vesile oluruz” diye konuştu.

    SİNEMA MÜSTESNA BİR KONUMA SAHİP

    Açılış programında son olarak konuşan Malatya Valisi Süleyman Kamçı da, sinemanın işlediği temayı izleyenlere birebir hissettirme özelliği ile müstesna bir konuma sahip olduğunu söyledi. Sinemanın bütün insanları aynı temelde buluşturan ve insanlığın ortak dili olabilen büyülü bir dünyanın adı olduğunu ifade eden Kamçı, sinemaların ayrıca toplumların kendilerini ifade etme imkanı bulabildiği bir mecra olduğunu dile getirdi.

    SİNEMA EMEK ÖDÜLLLERİ VERİLDİ

    Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. Bu yıl festival kapsamında Emek Ödülüne birçok kitap yazıp yayımlayan ve sinema tarihine çok önemli katkılarda bulunan Agâh Özgüç ile sinema ve reklam filmlerinin vazgeçilmez makyaj sanatçısı ve Bir Demet Tiyatro’da “pencereden bakan kadın” olarak hafızalarda yer edinen Suzan Kardeş layık görüldü.

    ONUR ÖDÜLÜ SERDAR GÖKHAN, PERİHAN SAVAŞ VE SHENGELAİ’YA

    Festivalin bu yıl Onur Ödülü’ne ise Yeşilçam’ın jönü Serdar Gökhan ve Yeşilçam’ın en güzel aktrislerinden Perihan Savaş layık görüldü. Ayrıca Gürcü sinemasının usta yönetmeni Eldar Shengelaia’ya da yabancı onur ödülü verildi.

    Serdar Gökhan ödülünü Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın elinden alırken, Perihan Savaş ise onur ödülünü Vali Süleyman Kamçı’dan aldı.

    Ödülünü aldıktan sonra konuşan Serdar Gökhan, Malatya’ya ilk kez geldiğini belirterek, bunun kendisi için büyük bir kayıp olduğunu ifade etti. Gökhan, çok önemli bir festivalin düzenlendiğini belirterek kendisine onur ödülü layık gören Festival komitesine teşekkür etti.

    “KEŞKE ANNELERİMİZ AĞLAMASAYDI”

    Perihan Savaş ise konuşmasında artan terör olaylarına değinerek, “Keşke yüreklerimiz de hüzün yerine sevinçleri paylaşsaydı. Keşke annelerimiz ağlamasaydı. Keşke evlatlarımız yok olmasaydı” ifadelerini kullandı. Perihan Savaş, şehit İbrahim Tanrıverdi’nin annesini ziyaret ettiğini hatırlatarak, protokolde oturan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır’dan bir söz istedi. Şehit annesinin ricasını ileten Savaş, yeni yapılan sanat sokağında Şehit İbrahim Tanrıverdi’nin isminin ölümsüzleştirilmesini istedi. Bunun üzerine Başkan Çakır söz verince Perihan Savaş, “Şehit annesi çok mutlu olacak” diye konuştu.

    Gece toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.