Etiket: ’Fil

  • Ordu’daki ‘Fil Kayası’ görenleri şaşırtıyor

    Ordu’nun Kumru ilçesinde bulunan ve fili andıran kaya, görenleri şaşırtıyor.

    Ordu’nun Kumru ilçesine bağlı Duman Mahallesi’nde bulunan ve vatandaşlar tarafından ‘Fil Kayası’ olarak adlandırılan kaya, görenleri şaşırtıyor. Kendiliğinden oluşan ve uzun yıllar deforme olmadan duran kaya, doğru açıdan bakıldığında uyuyan bir fili andırıyor. Mahallede bulunan derenin hemen kenarında bulunan ve güzel bir görsel sunan Fil Kayası, görenleri hayrete düşürürken, mahalle muhtarı, definecilerin kaya etrafında arama yaptıklarını belirtiyor.

    “File çok fazla benziyor”

    Mahalle Muhtarı Mevlüt Dikili, definecilerin gelerek kayada arama yaptıklarını söyledi. Kayanın, fili çok fazla anımsattığını ve görenlerin şaşırdığını anlatan Muhtar Dikili, “İki tarafta da kulakların çıkıntıları belli. File çok fazla benziyor. Bu kayayı gören bazı kişiler sonradan yapılmış diyor, bazıları da doğal olduğunu söylüyor. Biz kendimizi bildik bileli de bu şekilde. Filden daha büyük ama filin aynısı” şeklinde konuştu.

    “Uyuyan bir fili andırıyor”

    Fil şeklindeki kayayı çocukluktan itibaren bildiklerini belirten Kerim Kuşcu ise, “Fil Kayası kendimi bildim bileli var. Küçükken buraya oyun oynamaya gelirdik ve biz o zamanda kayayı file benzetirdik. Zaten bakıldığı zaman oturan bir fili andırıyor. Buraya kimi zaman ziyaretçiler gelir. Gelenler gerçekten file çok benzetiyor. Kulak yapısı ve hortum yapısı ile uyuyan bir fili andırıyor” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Fil hastaları için yeni umut ışığı

    Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın, halk arasında fil hastalığı olarak bilinen lenfödem hastalığının son yıllarda mikrocerrahinin gelişmesi ile tedavisinin mümkün olduğunu belirterek, “Türkiye’de de başladı ve önümüzdeki yıllarda merkezler artacaktır” dedi.

    Halk arasında fil hastalığı olarak bilinen lenfödem, yani lenf ödemi dolaşım sistemindeki bozukluk nedeniyle proteinden zengin içerikli sıvının dokuda birikmesi sonucu oluşan bir hastalık. Lenf sıvısını taşıyan lenf kanalları ile lenf düğümlerinin doğuştan ya da sonradan hasara uğraması sonucu daha çok kol, bacak ve gövdede oluşan hastalık, etkilenen bölgede şişlik, ağırlık, sıkılık hissi, ağrı ve enfeksiyonlara yatkınlık belirtileri oluşturuyor. Lenf ödemine meme kanseri olan hastaların tedavileri sırasında ya da sonrasında sıklıkla karşılaşılıyor.

    6 ay önce Tayvan’da ve iki ay öncesi Türkiye’de dünyada ilk kez boyun bölgesinde var olan lenf düğümleri, mikrocerrahi yöntemi ile gerek bacak, gerek genital bölgede oluşan lenfödem hastalığı için damarlı olarak transferi gerçekleştirildi. Bu ameliyatlarda taşınan lenf düğümleri sonucunda etkilenen bölgelerde başarılı derecede lenfödemin giderilmesi amaçlandı. Henüz 3 ay geçmesine rağmen Türkiye’de yapılan ameliyatlarda hastalarda gayet olumlu sonuçlar elde edildi. Hastalık hakkında İhlas Haber Ajansı’na bilgi veren Prof. Dr. Mehmet Veli Karaaltın, “Son yıllarda mikrocerrahinin gelişmesi ve üzerine süper cerrahinin de gelişmesiyle artık bu hastalığın tedavisi mümkün. Atardamar, toplardamar ve atık sistemimiz var. Bu atık sisteminden çıkan atığı da lenf sistemi topluyor. Bu sistemde meydana gelen hastalık. Dolayısıyla biz mikrocerrahi ile lenf düğümleri naklederek bu hastalığı tedavi edebiliyoruz” şeklinde konuştu.

    Hastalığa etken faktörleri anlatan Prof. Dr. Karaaltın, hastalığın ameliyatlara veya enfeksiyonlara bağlı olarak meydana çıkabileceği gibi genetik yatkınlıktan da kaynaklanabildiğini dile getirdi. Hastalığın tedavisinin dünyada çok sayıda merkezde yapıldığını ifade eden Karaaltın, Türkiye’de de artık tedavinin başladığını ve önümüzdeki yıllarda merkezlerin artacağını söyledi. Prof. Dr. Karaaltın, “Hastalarımız umutsuzluğa kapılmasın ve bilime güvensinler. Erken teşhis de çok önemli, ilk evrelerde yapılan tedavilerde daha çok başarı elde ediliyor” dedi.

    “Umut hep var”

    Lenfödem hastası olan Tokatlı 35 yaşındaki Kurtuluş Eroğlu ise, tedavi ile hastalığı nasıl yendiğini anlattı. Üç kardeşin en büyüğü olan ve hayat dolu bir çocukken 12 yaşında salıncaktan düşmesiyle hastalığının ortaya çıktığını ifade eden Eroğlu, bu hastalığı kendisinde ortaya çıkmasından önce tanımadığını kaydetti. Eroğlu, “Düştükten sonra ayağımda hafif şişmeler başladı ve zamanla büyüme arttı. Uzun yıllar tanı konulamadı, 12 yaşından 34 yaşıma kadar bu şekilde bir hayat geçirdim. Yapmak isteyip de yapamadığım çok şey oldu. Kıyafet konusunda mesela etek giyemiyordum, tek taraflı şişme olduğundan ayakkabı sıkıntısı yaşadım. Mehmet hocayla tanıştıktan sonra tanı konuldu ve bana ameliyat olmam konusunda bilgi verdi. Başta endişelerim vardı, diğer hastalara ulaştım, iyi sonuçlar olduğunu görünce ben de ameliyat olmaya karar verdim. Hiçbir hastalık umutsuz bir vaka değildir. Bana ’sen umutsuz bir vakasın’ denildiğinde dünyanın başıma yıkıldığı çok oldu hastanelerde” diyerek, kendisi gibi endişesi olan hastalara, “Her şeyin mutlaka bir çaresi vardır. Umut hep var” şeklinde mesaj verdi.

  • Dünya fil günü kutlandı

    Hindistan Çevre, Orman ve İklim Değişimi Bakanı Dr. Harsh Vardhan, Dünya Fil Gününde filleri koruma kampanyası başlattı.

    Dünya fil gününü kutlamak için toplanan kalabalığa bir konuşma yapan Çevre ve Orman Bakanı Dr. Vardhan ülke genelinde fillerin eyaletlere dengeli dağılımının yapılması çağrısında bulundu. Bakan Dr.Rarhs Vardhan insan hayvan anlaşmazlığına bir son verilmesi çağrısında bulundu. Bakan fillere ve vahşi hayata zarar veren kaçak avcılara karşı bir savaş açılması gerektiğini söyledi.

    Yapılan açıklamada Afrika fillerinin tehlike altında bulunduğu, Asya fillerinin ise yok olma tehlikesi altında olduğu kaydedildi. Dünyada 4 yüz bin Afrika fili, 40 bin Asya fillerinin bulunduğu belirtildi.

    Dünya Fil Günü Kanadalı Filim yapımcısı Ms. Patricia Sims ve Michael Clark tarafından 2011 yılında başlatıldı. Dünya fil günü dünya genelinde 65 vahşi yaşam örgütünün katılımıyla kutlanıyor.

    Dünya fil gününde Myanmar’ın Bango Bölgesinde Winga Baw Fil Koruma kampında bulunan 14 file meyve ziyafeti çekildi.

  • ‘Fil’ hastası anne eve hapsoldu

    Diyarbakır’da 5 yıl önce ‘fil’ hastalığına yakalanan ve gittikçe kilo alan 51 yaşındaki 7 çocuk annesi Nebahat Ateş, hastalığı nedeniyle eve hapsolduğunu ve ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirterek, tedavi ettirilmesini istedi.

    Diyarbakır’da 5 yıl önce ‘fil’ hastalığına yakalanan ve her geçen gün biraz daha kilo alarak, 180 kiloya ulaşan 2’si engelli 7 çocuk annesi, 51 yaşındaki Nebahat Ateş’in dramı yürek burkuyor. Hastalığı nedeniyle çocuklarına bakamayan ve ihtiyaçlarını karşılamayan Ateş, dışarıya çıkamamanın üzüntüsünü yaşıyor. Kayapınar ilçesi Sosyal Konutlar’da ikamet eden Ateş, eşinin de işsiz olması nedeniyle engelli çocuklarının bakıcı maaşıyla ailesinin hayatını idame ettiriyor. Ateş, tedavi ettirilmesini istiyor.

    Çocuklarına yardımcı olamadığını anlatan Ateş, “Onlar da benim gibi çaresiz. 7 çocuğum var. Evi temizleyemiyorum. Çocuklarım da eşim de işsiz boşta. Engelli çocuklarımın bakım maaşını alıyorum. Uyuyamıyorum. Sırtımı kanepeye yaslayıp, uyumaya çalışıyorum olmuyor. Kendimi top gibi yuvarlayarak hissediyorum, ihtiyaçlarımı karşılıyorum. Tedavi olmak istiyorum” dedi.

    Diyarbakır Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü yetkilileri, Ateş ailesine yaklaşık 6 yıl önce maddi yardımda bulunulduğunu belirterek, konuyla ilgili çalışma başlatılacağını kaydetti.

  • ’Fil Hastalığı’na Yakalanan Kadın Ameliyat Olabilmesi İçin Yardım Bekliyor

    Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde, halk arasında ’fil hastalığı’ olarak bilinen ’lenfödem’ hastalığına yakalanan 36 yaşındaki Fatma Akman, tedavisi için kendisine yardım eli uzatılmasını bekliyor.

    İlçeye bağlı Nebioğlu beldesinde yaşayan Fatma Akman, 27 yıldır fil hastalığı ile mücadele ediyor. Yeniden sağlığına kavuşabilmesi için 60 bin lirayı bulan tedavi masraflarını karşılayamayan Akman, ameliyat için hayırseverlere çağrıda bulundu. Tedavisi için ameliyatın zorunlu olduğunu anlatan Fatma Akman, “27 yıldır fil hastalığı (lenfödem) ile mücadele ediyorum. Bu süre içerisinde hastalığım için kullanmak zorunda olduğum bedeli yardımsever vatandaşlar ve Çaycuma Kaymakamlığı tarafından karşılanan fiyatı bin 500 TL olan lenfödem bası çorabı ile hayatımı idame ettirdim. Hastalığımın ilerlemesi sebebiyle kullanmakta olduğum lenfödem bası çorabı etkisini yitirmiş olup tedavi anlamında fayda etmemektedir. Ayaklarım sürekli büyümektedir. Tedavim için ameliyat zorunlu hale gelmiştir. Yaptığım araştırmalar neticesinde ameliyatın sadece İstanbul Atakent Acıbadem Hastanesi’nde yapılmakta olduğunu öğrendim. Gelirimin vefat eden babamdan aldığım yetim aylığından ibaret olması nedeniyle 80 bin TL olan ameliyat masraflarını karşılayamıyorum. Zonguldak Milletvekilimiz Sayın Özcan Ulupınar’ın hastane yetkilileri ile yaptığı görüşme sonrasında 20 bin TL indirim yapılabileceği dolayısıyla ameliyat için 60 bin TL’ye ihtiyaç duyulmaktadır. Her geçen gün ilerleyen hastalığım nedeniyle acı çekmekteyim. Allah kimseye böyle acı yaşatmasın. Ameliyatım için gereken 60 bin TL için hayırsever iş adamlarımızdan bir yardım eli bekliyorum. Bir an önce sağlığıma kavuşup hayatıma huzurlu bir şekilde devam etmek istiyorum” dedi.

    Öte yandan, Akman için Nebioğlu Belediyesi de yardım kampanyası başlattı.