Etiket: Fetö’ye

  • Antalya’da FETÖ’ye şafak operasyonu: 50 gözaltı

    FETÖ’nün darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturma kapsamında Antalya’da gerçekleştirilen şafak operasyonunda 25’i infaz koruma memuru 50 şüpheli gözaltına alındı.

    Antalya Cumhuriyet Başvavcılığı talimatıyla, Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) ekipleri tarafından FETÖ soruşturması kapsamında operasyon yapıldı. Gece saat 04.00’te TEM operasyon timleri tarafından şüphelilerin evlerine ve çalıştıkları yerlere baskın düzenlendi. Operasyonda Antalya L Tipi Cezaevinde görevli infaz koruma memuru 25 şüpheli ile Antalya Adliyesi’nde görevli katip ve yazıcıların bulunduğu 25 şüpheli olmak üzere toplam 50 kişi gözaltına alındı. Aralarında 5 kadının da bulunduğu şüpheliler, sağlık kontrolünden geçirilerek, Kepez İlçe Müdürlüğü’ne ardından dokuma parkı içinde oluşturulan gözaltı merkezine götürüldü.

    Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, Antalya L Tipi Cezaevi ve Adliyede bazı noktalarda arama yapıldı. Aramalarda ele geçirilen dokümanlara el konuldu.

  • Bozüyük’te bulunan FETÖ’ye ait kitaplar emniyete teslim edildi

    Bilecik’in Bozüyük ilçesinde halk pazarında belediye zabıta ekiplerince bulunan FETÖ’ye ait kitaplar ilçe emniyet müdürlüğüne teslim edildi.

    Bozüyük’te ilçe halk pazarında Abdullah Sokak üzerindeki tren yolu alt geçidinin yanındaki park alanında FETÖ’ye ait 7 adet kitap bulundu. Kime ait olduğu ve kimler tarafından bırakıldığı bilinmeyen kitaplar Bozüyük Belediyesi zabıta ekipleri tarafından çağrılan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerine incelenmek üzere teslim edildi.

  • Soma sanığı suçu FETÖ’ye yıktı

    Manisa’nın Soma İlçesi’nde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 6’sı tutuklu 46 sanıklı davanın, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki 9. duruşması ilk celsede ertelendi.

    Soma maden şehidi ailelerinin de büyük ilgi gösterdiği 9. duruşma sabah saat 09:30 da başladı. Mahkeme Başkan Aytaç Ballı ilk olarak avukatların ve tutuklulukların taleplerini aldı.

    Taleplerin ardından Mahkeme Başkanı, ara karar vermek için duruşmayı saat 13:30’a erteledi.

    Dava 23 Ağustos’a ertelendi

    Saat 13:30 da yapılan son oturumda Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı yeni bilirkişi raporunun yetişmemesinden dolayı davayı 23 Ağustos 2016 tarihine erteledi.

    Davada 3 önemli gelişme oldu

    Soma davası 9. duruşmasında 3 çok önemli gelişme olduğuna vurgu yapan Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı (ÇHD), Avukat Selçuk Kozağaçlı, Can Gürkan ve avukatlarının artık mahkemenin bittiğini bildiği için başka kulvara geçtiğini ve olayın sabotaj olduğunu, bu yüzden maden kazasının FETÖ örgütüne atmak istediğini kaydetti.

    Avukat Selçuk Kozağaçlı yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “3 çok önemli gelişme oldu. Evet bilirkişi raporu gelmedi ama duruşmanın bu celsesinde 3 çok önemli gelişme yaşadık. Bütün bu gelişmeler içerisinde bence en çarpıcı olan Alp Gürkan’ın iddianamesi ile ilgili olan değerlendirmeydi. Sanıklardan Can Gürkan’ın avukatı bugün duruşmada şöyle bir tanımlama yaptı. Alp Gürkan hakkında iddianame hazırlanmıştı, gittim savcıyla görüştüm, ne yapıyorsunuz siz dedim ve durdurdum. Burada sözü edilen şey, bir savunma avukatının bir Cumhuriyet savcısının odasına gidip bir sanık şüpheli hakkında hazırlanmış olan ki ’Alp Gürkan bu şirketin sahibi ve uzun yıllar yöneticisi’ iddianameyi mahkemeye vermesini durdurmuş olmasından söz ediyoruz. Bunu akılla açıklayabilmek mümkün değildir, böyle bir şey duruşmada nasıl açıklayabiliyor, nasıl bir öz güvenle açıklayabiliyor bunu anlamak da mümkün değil. Yani bir Cumhuriyet savcısının şüpheli hakkında hazırladığı bir iddianamenin savunma avukatına giderek ’sen ne yapıyorsun’ diyerek durdurması çok dikkat çekici bizim açımızdan. Bununla ilgili tartışmalarımız devam edecektir, bu Cumhuriyet savcısının adını öğrenmeliyiz, bu hazırlanan iddianameyi görmeliyiz, kim durdurdu sadece Kadir beyin gücü yetiyor mu böyle bir şeye yoksa başka devreye girip durduranlar da mı var, bunu tespit etmeliyiz. İleri de konuşacağımız konulardan birisi de bu olacaktır.”

    İkincisi; Can Gürkan suçu FETÖ’ye yıktı

    Selçuk Kozağaçlı, ikinci bir gelişmenin; bir numaralı sanık, patron, anonim şirket yönetim kurulu başkanı Can Gürkan’ın maden faciasını FETÖ’ye yıktığını belirterek, şöyle devam etti: “Gürkan’ın, ’Paralel Devlet Yapılanması örgütü üyesi savcı, polis ve jandarmalar tarafından soruşturma yürütüldü. Örgüte üye bilirkişiler tarafından aleyhimize rapor hazırlandı ve tutuklandık. Bu madeni yakanlar ve hakkımızda davayı açanlar FETÖ/PDY örgütü üyesidir’ açıklaması oldu. Bir süredir söyleyecek başka hiçbir şey bulamadıkları için sabotaj diye bir iddia ileri sürmeye başlamışlardı. Yaklaşık son 6 aydır sabotaj iddiasını sıkça duyuyorduk. Madeni işçilerin yaktığını iddia ediyorlardı, madeni birilerinin girip yakabileceğini iddia ediyorlardı. Zannediyorum 15 Temmuz fırsatını kaçırmamak için ilk defa bugün adını koydular. Böyle bir zavallılık, böyle bir çaresizlik aslında davanın geldiği durumu da gösteriyor. Dava bitti, bu anonim şirket patronunun üst düzey mühendislerin ve yönetici mühendislerin ağır suçları tespit edildi, bilir kişi raporunun gelmesine 10 gün var, artık sığınacak hiçbir yerleri kalmadığı için zavallı komplo teorisi iddiasına sarılmış durumdalar. Artık davanın da bittiği anlamında geliyor. Kendilerini savunacak bir sözleri kalmadığının anlamına geliyor. Açık ve net söylüyorum bu davanın sahibi Cumhuriyet savcıları değil, bu davanın sahibi hazırlık soruşturması yapan polisler değildir. Bu davanın sahibi biziz, burada bulunan aileler, barolar, Çağdaş Hukukçular Derneği’dir. Bizi suçlasınlar çok kolaysa. Savcı, polis suçlamak kolay. Çağdaş Hukukçular Derneği kurulduğundan buyana FETÖ gibi örgütlerle mücadele ediyor. Derneğimizin büroları basıldı, evlerimiz basıldı, basan hakim ve savcılar şimdi tutuklu ve basan polisler şimdi tutuklu. Bize de mi FETÖ’cü diyeceksiniz, bu davanın sahibi biziz. Bu dava haklıdır, bu dava doğrudur, bu dava düzgün bir rayda ilerlemektedir. İşte heyet içeride, kim suçlayabildi bu heyeti bir örgüte üye olmakla, hiç kimse. İşte davanın sahipleri burada aileler, kim onları suçlayabilir, hiç kimse. İşte cenazelerimiz orada, kim onları suçlayabilir, hiç kimse. Biz katledilmiş insanlarımızın para hırsıyla, zenginlik hırsıyla katledilmiş insanlarımızın ailelerin avukatlığını yapıyoruz. Halkın avukatlığını yapıyoruz, asla vazgeçmeyeceğiz böyle ucuz iddialarla, böyle zavallı iddialarla.”

    “Sahte itirafçılar ortaya çıkaracaklar”

    Gelinen süreçte yaşanabileceklerle ilgili tahminlerde bulunan Kozağaçlı, “Savunma avukatlarının iddialarından şöyle anlaşılıyor. Önümüzdeki günlerde, ele geçirdikleri savcılar, polisler, jandarma personeli aracılığıyla bu dava hakkında itirafçı ifadeleri, düzmece ifadeler, bu davanın sanıklarını kurtaracak kurgular yapmaya çalışacakları anlaşılıyor. Peşin olarak söyleyelim, asla yemeyiz, asla kabul etmeyiz, asla hiçbir inandırıcılığı yok. İsterseniz o savcı ve polislere yeminli ifade hazırlatın, ’madeni biz yaktık’ diye, biz madeni kimin yaktığını biliyoruz, biz madenin para, zenginlik ve sermaye hırsıyla patronları tarafından yanmasına izin verildiğini biliyoruz. Devletin paraleli de, orijinali de her neyse devletin denetlemeyerek izin verdiğini biliyoruz. Ne siyasal iktidar kendisini bundan kurtarabilir, ne bürokrasi bundan kendini kurtarabilir ne de bir başkan kurum. Biz sevgililerimizi, eşimizi ve çocuğumuzu kimlerin öldürdüğünü biliyoruz. Bunun hesabı sorulana kadar böyle hiçbir saçma sapan iddia bu davadan bizi uzaklaştıramaz” dedi.

    Son düzlüğe girdik

    Kozağaçlı sözlerini şöyle tamamladı: “Çok yakın bir duruşma günü verdi, ayın 23’üne. Çünkü bilirkişiye verilen süre 23’ünde doluyor. 23’ünde bu raporun burada olacağını ve okunmaya başlayacağını düşünüyoruz. Daha erken teslim edilirse biz de hazır geleceğiz. Artık son düzlüğe giriyoruz. Kim nasıl katledildi, kim hangi para hırsıyla hangi ihmallerle hangi göze almalarla katledildi, bu madende yaşamını yitiren 301 insanımızın ölümüne nasıl neden olundu, bunların anlaşılıp sorumlularının cezalandırılması için son düzlüğe giriyoruz. Artık bundan sonra değerlendirmeler ve karar yaklaşıyor. Lütfen bu davaya sahip çıkmaya bütün ülkeye bu davadan haber vermekten vazgeçmeyin. Türkiye’nin en büyük işçi katliamının davasındayız. Ağır ihmaller tespit ettik, sorumlular elimizde, bu davanın hiçbir şekilde kirletilmemesi gerekiyor,”

  • FETÖ’ye yeni tanım:FETÖİST

    FETÖ olarak tanımlanan Fetullahçı Terör Örgütü’ne akademik dünyada yeni bir kavram getirildi. Doç. Dr. Süleyman Doğan, “komünist, faşist ateist yapı gibi bir FETÖİST yapı ile karşı karşıyayız” dedi.

    İlk kez İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan bir fezlekede “paralel devlet yapılanması” ve “Fethullahçı Terör Örgütü” (FETÖ) ifadesi kullanmıştı. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil siyasi partiler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından da FETÖ olarak tanımlanan örgüte akademik dünyadan yeni bir tanımlama geldi. Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri bölümü öğretim görevlisi Doç. Dr. Süleyman Doğan, örgütün eğitim ve dini göstermelik esas alarak farklı çıkarlara hizmet ettiğini belirtti. Doç. Dr. Doğan, FETÖİST olarak tanımladığı örgütün amacının devletin kılcal damarlarına girerek farklı bir devlet kurmak olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “ Eğitim bilimci olarak bu yapının bir FETÖİST, FETÖ deniliyor ama ideolojik bir yapı gibi komünist, faşist ateist yapı gibi bir FETÖİST yapı ile karşı karşıyayız. Bu yapı içinde eğitim önemli bir taşıyıcı ama onun arkasında duran başka bir zihniyet. Ve bu yapının amacı devletin tüm kılcal damarlarına girerek ele geçirme hareketidir. Eğitim ve terbiye gibi masum kavramların arkasına gizlenerek hedef saptırmış ve sürekli takiye yapmışlardır. Bunlara dini grup veya cemaat demek mümkün değildir. İdeolojik bir örgüttür ve bu örgütün ismi de FETÖİST’tir. Eğitim paradigması pedojik değil ideolojik bir paradigmadır.”

    Kadyani hareketi benzetmesi

    Türkiye’de 40 yılı aşkındır ciddi bir eğitim öğretim modeli boşluğu olduğunu dile getiren Doğan, “ Türkiye’de hala eğitim açığı önemli bir sorun teşkil ediyor. 65’inci hükümetimizde 65 tane MEB geçmiştir. AK Parti hükümetinde 6 Milli Eğitim Bakanı gelip geçmiştir. Burada ciddi bir açık var. Dolayısı ile bunlar 40 yıl önce buradaki açığı görerek çok masumane bir alanı tespit ederek çok bilinçli ve sinsice çalışmışlardır. Ve devletin belli grupları cemaatler STK’lar bu alanı ihmal etmişlerdir. Burada da sinsi yapılanmaya neden olmuştur. Asıl eğitime hizmet etmeyen devşirme bir yöntem kullanarak halkın gözünü boyamışlardır. Bir nevi İngilizler ’in Pakistan’da geliştirdiği Kadyani hareketi gibi bir strateji benimsemişlerdir. Eğitimi gizli hedefleri için bir araç olarak kullanmış ve paranın kontörlünü de buradan sürdürmüşlerdir. Milli Eğitim Bakanlığı burada tüm STK’lara eşit durarak liyakate önem vererek bir yapılanma içine girmelidir” dedi.

  • Bakan Tüfenkci: “FETÖ’ye finans sağlayan şirketleri biliyoruz”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ)’ne finans sağlayan yaklaşık 250 kadar şirketin olduğunu ve bunların tespit edildiğini belirtti.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Av. Bülent Tüfenkci, Malatya’da basın mensupları ile sabah kahvaltısında bir araya geldi. Bakan Tüfenkci, Vali Mustafa Toprak, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Yeşilyurt Kaymakamı Nesim Babahanoğlu, Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat ve AK Parti İl Başkanı Hakan Kahtalı’nın da yer aldığı basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

    Basın mensuplarına teşekkür

    15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası ulusal ve yerel basın kuruluşlarının demokrasiden ve milli iradeden yana tavır aldıklarını belirten Tüfenkci, kalkışmanın ilk saatlerinden itibaren özgür basın olarak üzerlerine düşen görevi yerine getiren yerel ve ulusal basın mensuplarına teşekkür etti.

    Malatya’da da vatandaşların kalkışmanın ilk saatlerinden itibaren meydanlara çıkarak milli iradeye sahip çıktığını hatırlatan Tüfenkci, “Hiçbir silah kullanılmadan, hiçbir olay çıkarılmadan meydanları doldurarak adeta darbeye karşı darbe yapan milletimizden Cenabı Allah razı olsun diyorum” diye konuştu.

    “Milletimiz darbenin nereden geldiğini çok iyi gördü”

    Türk milletinin dik duruşunun özellikle Avrupa’yı ve dünyayı şaşırttığını ifade eden Tüfenkci, “Türkiye’yi üçüncü sınıf demokrasi ülkesi ilan edenler böyle bir milli duruş karşısında böyle bir demokrasiye sahipleniş karşısında gerçekten ilk saatlerden itibaren darbenin başarılı olmasını ümit edenler de büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Bu hayal kırıklığı kimileri tarafından daha sonra hezeyana dönüştü. Kimileri de darbeyi bir tiyatroya, bir oyuna benzetecek kadar da Türkiye’yi bilemez ve Türkiye’nin dinamiklerini göremeyen yapılar olduklarını gördük. Oysa darbenin ilk saatlerinden itibaren bu millet darbenin nereden kaynaklandığını çok iyi gördü” ifadelerine yer verdi.

    “Bir eksen çizilecekse bunu meydanları dolduran millet çizer”

    Bakan Tüfenkci, eğer Türkiye’ye bir istikamet çizecekse de bunu tankların altına yatanlar, silahlar karşısında göğsünü siper edenlerin çizebileceğini belirterek, “Eğer Türkiye’ye bir eksen çizilecekse bu ekseni ancak o meydanları dolduran bu millet çizer. Dolayısıyla milletin dışında hiçbir gücün artık Türkiye’ye istikamet çizme cesaretini bir daha gösteremez” şeklinde konuştu.

    FETÖ’nün darbe girişiminden sonra Avrupa ülkelerinin yaklaşımını da eleştiren Bakan Tüfenkci, “Özellikle Avrupa’da bazı kesimler, ‘Türkiye’de darbe niye başarılı olmadı?’ diye Türkiye’ye hesap sormaya kalkıyorlar. Bizim üzüldüğümüz taraf nedir biliyor musunuz? Yıllarca demokrasi deyip Türkiye’yi eleştirenler demokrasiye sahip çıkan bu halkı görmezlikten gelmeleri, şu veya bu nedenle sanki Erdoğan korkusu üzerinden Türk halkının demokrasiye sahip çıkışını diktatörlüğe sahip çıkmış gibi okumaları ve algı oluşturmaları Türk milleti ve yaygın olarak demokrasiden yana olan herkesi üzmüştür” diye konuştu.

    ABD’ye iade tepkisi

    Amerika Birleşik Devletleri’nin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in iade sürecini zorlaştırmasına da değinen Bakan Tüfenkci, “Şimdi Amerika FETÖ’nün başını orada besleyerek orada ikametine izin vererek, esasında bu darbe girişimi karşısında milletin öfkesini milletin direnişini anlamamış gözüküyor” dedi.

    ABD’nin Gülen’i iade etmek için delil istemesinin dost bir ülkeye yakışan bir tavır olmadığını ifade eden Bakan Tüfenkci, “Bu darbe girişiminin içerisindeki unsurların yüzde 99’unun Fetullahçı Terör Örgütü mensup olduğu herkesçe kabul edilen ve bilinen bir olay. Bunun arkasında ‘biz daha inceleyeceğiz, bakacağız veya şöyle yapacağız’ diyerek bu süreci zamana yaymalarını da biz doğru bulmuyoruz” şeklinde konuştu.

    “Cerrahi bir yöntemle müdahale edilmesi gerekiyor”

    Darbe kalkışmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında kamu kurumlarında görevden almalara da değinen Tüfenkci, devlet mekanizmaları içerisinde yer alan FETÖ ile irtibatlı kişilerin süratle ayrılmasının gerekli olduğunu ifade etti. Ancak bunu yaparken dikkatli olunması gerektiğini belirten Tüfenkci, “Şu veya bu şekilde kurum içerisindeki rekabetten dolayı veya başka nedenlerden dolayı bir cadı avına dönüştürerek hareket etmememiz lazım. Adeta cerrahi bir yöntemle yanlış yapmadan ayaklanmaları isabetli bir şekilde yaparak bu mücadelenin selametle yoluna devam etmesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    “Finans sağlayan şirketleri biliyoruz”

    FETÖ’ye finans sağlayan şirketleri bildiklerini ve bu yönde çalışmaların yapıldığına dikkat çeken Tüfenkci, “Hangi şirketlerin kara para akladıkları veya kendi şirketleri üzerinden bu yapıya finans sağladıklarını biliyoruz. Bu noktada elimizde belirlenmiş şirket isimleri var. Ama bunun dışında öyle 7 bin 8 bin 10 binlere varan bir şirket sayısı yok. Bunlar belki 200 belki 250’lerle ifade edilen bir şirketler gurubu var. Bu suça karışmamış işadamlarımızın ticaret erbaplarımızın rahat olması lazım” dedi.

    Darbe kalkışmasının ülke ekonomisine yüzde 1 oranında bile bir zararının olmadığını söyleyen Tüfenkci, darbecilerin hedefinde Borsa İstanbul’un da olmasına rağmen 18 Temmuz günü bütün piyasaların çalıştığını aktardı.

    “14 Ağustos kehanetten öte bir şey değil”

    15 Temmuz darbe girişiminden sonra bazı FETÖ sosyal hesaplarından 14 Ağustos’un işaret edilmesini de değerlendiren Tüfenkci, “14 Ağustos kehaneti kehanetten öte bir şey değil. Dağılmış bir örgütün kendi mensupları içerisinde bir heyecan oluşturma adına yapılan bir algıdan öte değildir. Gerek güvenlik güçlerimiz, gerek devletimiz, hükümetimiz ve milletimiz bir daha asla böyle bir darbe girişimine izin vermeyeceğini 24 günlük meydan nöbetlerinde göstermiş oldu” diye konuştu.

    Tüfenkci, Avrupa ülkelerine karşı üzüldükleri ve sitem ettikleri konunun, demokrasiye bu kadar sahip çıktığını iddia eden ülkelerin terörist ve sapkın bir dini anlayışa sahip bu örgütün darbe girişimini adeta yok sayarak alkışlamaları olduğunu söyledi.