Etiket: Feryadı

  • Bir annenin “Kızımı bulun” feryadı

    İzmir’de 7 yaşındaki kızının 17 gün önce boşanmak üzere olduğu eşi tarafından kaçırıldığını iddia eden anne, bu sene okula başlaması gereken kızının formalarına ve fotoğraflarına bakarak gözyaşı döktü.

    İzmir’in Karşıyaka ilçesinde yaşayan Canan Özyiğit, geçici velayeti kendisinde olan 7 yaşındaki kızı Defne Özyiğit’in 2010 yılından bu yana boşanmaya çalıştığı eşi tarafından mahkemenin verdiği görüş izninde alınarak bir daha geri getirilmediğini öne sürdü. Eşinin kızını bayramın ikinci günü aldığını, üçüncü günü geri getirmesi gerekirken “Defne bundan sonra benimle yaşayacak. Onu geri getirmeyeceğim. Sen de onu görmeyeceksin” dediğini öne süren anne, kızının hiç giyemediği okul formasına, fotoğraflarına ve çizdiği resimlere bakarak gözyaşı döktü. Aynı zamanda Amerikan vatandaşı olan eşinin Defne’yi yurt dışına kaçırmış olabileceğini söyleyen Canan Özyiğit, “Bu vicdansızlık. Bu babalık değil. Babalık böyle olmaz” diye konuştu.

    “Bayramın ikinci günü aldı, bir daha da geri getirmedi”

    Kızı Defne’nin belirli günler babasını gördüğünü ve mahkemenin verdiği karara her zaman uyduğunu ifade eden Canan Özyiğit, “2010 yılından beri boşanma davamız devam ediyor. Mahkeme tarafından geçici velayet bana verildi ve ona da görüşme günleri ayarlandı. Bu görüşme günleri kapsamında çocuğuyla zaten görüşüyordu. Bayramın ikinci günü çocuğu aldı. Üçüncü günü teslim etmesi gerekiyordu ama telefon açıp pazar günü getireceğini söyledi. Hemen karakola haber verdik çünkü ilk eşinden olan çocuklarını defalarca yurt dışına kaçırmışlığı var. O tehlike karşısında yasal yollara başvurduk. Pazar günü tek başına geldi ve Defne’yi getirmeyeceğini, benim kızımı bundan sonra görmeyeceğimi ve çocukla kendisinin yaşayacağını söyledi. ’Buna hakkında yok’ deyince ’Görürsün, uğraşırsın’ dedi ve gitti. O günden beri çocuğumdan haber alamıyorum. Nerede olduğunu bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

    “Babalık böyle olmaz”

    Boşanmak üzere olduğu eşinin aynı zamanda Amerikan vatandaşı olduğunu ve kızını yurt dışına kaçırmasından endişe ettiğini söyleyen Canan Özyiğit, “Ailesi onunla hiçbir şekilde kendisiyle görüşmediğini, kendisinden haber alamadıklarını söylüyor. Ayın 14’ünden beri kızımdan ne haber alıyorum, ne de görüyorum. Bunun artık bir sona ermesi gerekiyor. Çünkü ortada söz konusu olan şey bir çocuk. Bu çocuğun okula başlaması gerekiyor. Bu vicdansızlık. Bu babalık değil. Babalık böyle olmaz. Çocuğumu görenlerin benimle temasa geçmesini istiyorum” diyerek tepkisini dile getirdi.

    “Yurt dışına kaçırma ihtimali çok yüksek”

    Kızının bulunması için hem eşinin ikametgahının bulunduğu Aydın Kuşadası’nda, hem de İzmir’de gerekli işlemleri yaptığını kaydeden anne, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Güvenlik güçleri ellerinden geleni yapıyor ama bir adrese ihtiyaçları var. Koskoca Türkiye’de nereye gittiklerini bilmiyorum. İkametgahı Kuşadası’nda olduğu için aile fertlerini dolaşıyorum, sokaklarda dolaşıyorum. Çocuğuma ulaşmaya çalışıyorum. Bir iz arıyorum. Kuşadası’ndaki ikametgahını da kapatmış. Çevresindekiler en son pazartesi günü bir valiz ve çocukla gittiğini, bir daha da hiç görünmediğini söylüyor. Gümrük kapılarında çocuğun yurt dışına çıkarılamayacağına dair tedbir var ama bu insan kızımı kaçırmak için illegal her yolu deneyebilir.”

    “Baba kaçırdığı için suç sayılmıyor”

    Kızıyla 17 gündür konuşamadığını, kendisinden haber alamadığını dile getiren Canan Özyiğit, şöyle devam etti:

    “Babasının telefonları kapalı, adresinde bulunamıyor. Baba kaçırdığı için suçlu sayılmıyor. Dolayısıyla bu kişi adına arama emri çıkartamıyoruz. Sadece çocuk aranıyor. Baba da olsa bir çocuğu kendi iradesi dışında alıkoyuyorsunuz. Üstelik okulların başladığı bir dönemde. Çocuk okula başlayacakken alıkoyuyor. Buna hakkı yok. Çocuğum telefon açmayı bilmiyor. Okuma yazma bilmiyor. Onu görenlerin, duyanların bilgi aktarımına ihtiyacımız var.”

    “Her neredeysen seni bulacağız”

    “Bir insanı beraberken değil, ayrılırken tanıyorsunuz” diyen Özyiğit, çocukların intikam objesi haline getirilmemeleri gerektiğini söyledi. Özyiğit, gözyaşları içinde “Okula başlayacaktı. Forması hazır, bir tek kuzumuz eksik. İnşallah geldiği zaman önlüğünü giyip arkadaşlarıyla birlikte okula gidecek. Oyun masasını da hiç ellemedik. Aynı şekilde duruyor. Okula başlayacağı için ona hediyeler almıştık. Hediye paketlerini kızım geldiğinde birlikte açacağız. Formasını, kalemini defterini hazırladık. Hepimiz Defne’yi bekliyoruz” dedi.

    Kızına da seslenen gözü yaşlı anne, “Defne seni çok seviyorum. Benim için çok değerlisin. Seni ne yapıp edip bulacağız. Hiç merak etme annecim. Her neredeysen seni bulacağız” dedi.

  • Uyuşturucu bağımlısı gencin “Beni kurtarın” feryadı

    Kahramanmaraş’ta düğünlerde ve çeşitli organizasyonlarda müzisyenlik yapan 24 yaşındaki gencin arkadaş ortamında başladığı uyuşturucudan hayatı karardı.

    Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesi Yahya Kemal Mahallesi’nde ikamet eden 3 çocuklu Balcı ailesinin en büyük oğlu Suat Balcı (24), 2 yıl önce başladığı uyuşturucu yüzünden yuvasını, sonra her şeyini kaybetti.

    Evli ve bir çocuk babası olan Suat Balcı’nın, uyuşturucu krizi sırasında para bulamayınca 47 yaşındaki babası Durdu Mehmet ile 40 yaşındaki annesi Duran Balcı’yı darp ettiği öğrenildi.

    Uyuşturucu yüzünden eşinin çocuğunu da alarak babasının evine sığındığını söyleyen anne Duran Balcı, “Oğlum uyuşturucuya düştü. Bundan kurtulmasını istiyorum. Çok zor durumdayız. Çok çabaladık ama hiçbir şey yapamadık. Yetkililerden oğlumun tedavisi için yardım bekliyorum. Eş-dost hepsi gitti. Bir eşim bir ben kaldım. Hepsi terk etti, hiç kimsemiz kalmadı. Yemek hazırlıyoruz şuraya bir lokma yiyoruz, ikinciyi yiyemiyoruz. Boğazımızdan geçmiyor. Çünkü bunu bana bir saat sonra uyuşturucu parasını nereden buluruz? Yoksa babayı dövüyor, babanın üstüne geliyor, benim üstüme geliyor, başka bir şey yok. Tek oğlum kurtulsun. Ben başka bir şey istemiyorum” dedi.

    Uyuşturucu parası yüzünden oğlunun evin eşyalarını sattığını kaydeden baba Durdu Mehmet Balcı ise, “2 yıl önce oğlumu evlendirdim. Evlendikten sonra uyuşturucuya düştü. Tek amacımız bunu kurtarmak. Evinde bir tane eşya falan hiçbir şey koymadı, hepsini sattı sattı içti. Yani şimdi biz buna para yetiştiremiyoruz çok zor durumdayız, kendisinin sigortası da bitti. Günlük para istiyor bizden. Bizim kazancımız ney ki zaten. Ben ayağımdan ameliyat oldum çalışamıyorum. Evin önünde ekmek satarak geçimimizi gidermeye çalışıyoruz” diye konuştu.

    “Beni kurtarın”

    Uyuşturucu illetinden kurtulmak için hayırseverler ve yetkililere çağrıda bulunan bağımlı Suat Balcı ise, “Uyuşturucu kullandığım için hiç kimsenin yüzüne bakamıyorum. Baksam da kendimi suçluymuş gibi hissediyorum. Bırakmayı da çok istiyorum. Müzisyendim düğünlere gidiyordum. Fabrikada çalışıyordum. Boş zamanlarımı da düğün çalarak değerlendiriyordum. Daha önce 5 yaşındaki bir çocuk bile abi diyerek yanıma gelirdi. Ama şimdi hiç kimsenin yüzüne bakacak yüzüm yok. Kriz geldiği zaman kendimi hiç iyi hissetmiyorum, sürekli onu düşünüyorum, başka hiçbir şey gelmiyor aklıma. Onu kullandıktan sonra bazı şeyler düşünüyorum ama iş işten geçiyor. Yetkililerden yardım bekliyorum. Benim tedavi olmama yardımcı olsunlar. Tekrardan bir boşluğa düşmek istemiyorum. Tedavi olduktan sonra bir iş imkanı sağlarlarsa sevinirim” dedi.

  • Bir annenin feryadı.

    Yozgat’ta traktör römorkunun dışına uzatılmış metal inşaat malzemelerini fark etmeyerek çarpan motosiklet sürücüsü hayatını kaybetti. Olay yerine gelen sürücünün annesi, “Bu, rüya mı? Eşi on gün sonra doğum yapacak ben ona ne derim” diye ağladı.

    Edinilen bilgiye göre, Kürşat Kılıç yönetimindeki 66 AN 829 plakalı römorkundan yaklaşık 3 metre dışına uzatılmış vaziyette hiçbir işaret bulunmayan metal profil taşıyan traktör, Atatürk yolu Çemsan kavşağından karşı geçmek isterken, sanayi sitesi istikametinden gelip şehir merkezi istikametine giden 66 AZ 781 Plakalı motosiklet sürücüsü Cevdet Civelek (29), römorkun arkasında uzatılmış metal inşaat malzemesini fark etmeyerek çarptı. Çarpmanın etkisiyle motosikletten yola düşen genç sürücü metrelerce sürüklenerek olay yerinde hayatını kaybetti.

    Olay yerine gelen ve oğlunu yerde yatar vaziyette gören anne Nevin Civelek, polislere “Bu bir rüya mı? Eşi on gün sonra doğum yapacak ben ne derim” diye gözyaşı döktü. Baba Bilal Civelek de oğlunun cesedinin yanında ağladı. Sağlık ekipleri ve polisler tarafından sakinleştirilmeye çalışılan baba ambulansa alındı. Traktör sürücüsü ise polisler tarafından gözaltına alındı.

    Kazadan yarım saat sonra ikinci bir kaza da Hastane caddesinde yaşandı. Şehir merkezi istikametinden Yozgat Devlet Hastanesi istikametine seyir halinde bulunan Eren Arslan yönetimindeki 19 EN 580 plakalı otomobil Şeyh Ahmet Efendi Camii karşısında refüje çarparak takla attı. Yaralanan sürücü 112 acil servis ambulansı ile hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

    Her iki kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Bir annenin en acı feryadı: “Ölü veya diri biz çocuğumuzu istiyoruz”

    Tokat’ın Reşadiye ilçesinde 237 gündür oğlundan haber bekleyen anne Adile Erol, “Ölü veya diri biz çocuğumuzu istiyoruz. Çocuğumuzdan umudumuzu kesmedik” dedi.

    Reşadiye’nin Çermik Mahallesi’nde oturan Adile ve Ömer Erol çiftinin çocukları Bayram ile komşuları Nafize ve İbrahim Taşçı çiftinin çocukları Dursun Kağan’dan, 29 Aralık 2015 tarihinde en son çocuk parkında görüldükten sonra bir daha haber alınamadı. Aylarca süren çalışmalarda çocukların Kelkit Çayı’na düşme ihtimaline karşı suda ekipler tarafından defalarca arama yapıldı. Havadan, karadan ve suda yapılan aramalarda bugüne kadar önemli bir ipucuna rastlanmadı. 237 gündür çocuklarından haber alamayan aileler ise çaresiz bekleyişlerini sürdürüyor. Bayram Erol’un annesi Adile Erol, kayıp oğlunun ikiz kardeşi Berat ile diğer kardeşi 4 yaşındaki Rukiye’nin sorularına cevap vermekte zorlandıklarını söyledi. Anne Erol, bir umut bir ışık beklediklerini ifade ederek, “Bilen gören varsa Allah rızası için bize söylesinler. Kaç aydır çocuğumuzun kokusunu özledik. Anne olmak çok zor ağlamadığım gün yok” dedi.

    Defalarca yapılan arama çalışmalarından bir şey çıkmadığını ifade eden anne Erol, “Bu çocuklar uçmadıysa elbet bir yerde. Bir bilen var ama kimse bize söylemiyor. Bilen birisi varsa söylesin bu kadar feryadımızı duyuyor. Yarın bir gün onların da çocuklarının başına ne geleceği belli değil. Ölü veya diri biz çocuğumuzu istiyoruz. Çocuğumuzdan umudumuzu kesmedik. Çünkü hiçbir şeylerine rast gelmedik. Bir gün inşallah haber alacağız” diye konuştu.

  • Şehidin Annesinin Feryadı Yürek Yaktı

    Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde PKK’lı teröristler tarafından düzenlenen saldırıda şehit olan Piyade Uzman Çavuş Mehmet Arslangiray’ın annesi Havva Arslangiray, “Ev aldı oturmadan gitti kuzum” diye ağıt yaktı.

    Hakkari’nin Yüksekova ilçesi kırsalında yürütülmekte olan operasyonda PKK’lı teröristlerce uzak mesafeden yapılan silahlı saldırı sonucu şehit olan Piyade Uzman Çavuş Arslangiray’ın Adana’daki baba ocağında yas var. Arslangiray’ın babası Süleyman Arslangiray’ın 7 yıl önce kalp krizinden öldüğü, şehidin evin tek oğlu olduğu, 2 kız kardeşi olduğu, fabrikada çalışırken annesine daha iyi bakabilmek için uzman çavuşluk sınavına girerek 3 yıl önce kazandığı öğrenildi. Şehit Arslangiray 6 ay önce 130 bin lira kredi çekip annesine ev aldı. Şimdi o eve Türk Bayrakları asılırken anne gözyaşlarına boğuldu.

    Ağıtlar yakan anne oğluyla en son cumartesi akşamı görüştüğünü, çok neşeli olduğunu belirterek, “Ölüm yakışmadı yiğidime bir taneydi benim oğlum başka yoktu benim kuzum. Kuzum senin için mi geldi bunlar. Oğlum ’bir gün kapını çalacaklar askerler gelecek oğlun şehit oldu derler’ derdi. Kuzum, tatlı kuzum, mert kuzum, yeşil gözlü kuzum, yiğit kuzum. En son cumartesi gecesi görüştük güldü gülüştü bir şeyler anlattı. Ağustos’un 25’inden sonra geliyorum dedi. İzine geliyordu kuzum tayini yoktu daha Aralık’ta sözleşmesi bitiyordu. Ev aldı oturamadan gitti kuzum beni kiradan kurtardı ilk defa elimi soğuk suya vurmadım senin sayende kuzum, şimdi de ciğerim yandı yüzüm gülmeyecek kuzum. Babasına ağlarken şimdi de kuzuma ağlayacağız şimdi tatlı kuzum” diye feryat etti.

    Anneyi yakınları teskin etmeye çalıştı. Şehidin naaşı saat 11.00 gibi havayoluyla Adana’ya getirilecek. Naaş önce baba evine daha sonra da cenaze töreninin yapılacağı Sabancı Merkez Camii’ne getirilecek. Öğle namazından sonra ise cenaze namazı kılınarak Asri Mezarlıktaki şehitliğe defnedilecek. Bu arada şehidin bir fotoğrafının üzerine “Atılan kurşunu taş mı sandın, göklere çekilen bayrağı gelin mi sandın, her komandoyu ölür mü sandın, seviyorum seni” yazması dikkat çekti.