Etiket: Feryadı

  • İnşaattan düşen adamın feryadı yürek parçaladı

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde inşaatın merdivenlerinden düşen bir kişi yaralandı.

    Olay, bugün akşam saatlerinde Cumhuriyet Mahallesi’nde meydana geldi. İnşaatta çalışan Fırat T, merdivenlerden düştü. Durum hemen sağlık ekiplerine bildirildi. 112 ekiplerinin ilk müdahalesi sırasında Fırat T’nin acılar içindeki feryatları yürekleri parçaladı. F.T, kaldırıldığı hastanede tedavi altına alınırken, hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

  • Kazada yaralanan annenin feryadı: “Ne olur yavrularımın bir sesini duyayım”

    Aksaray’da sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen ve 7 kişinin yaralandığı trafik kazasında yaralanan annenin feryadı yürekleri sızlattı. Olay yerinde ilk müdahalesi ambulans içinde yapılan anne, ‘ne olur yavrularımın bir sesini duyayım’ diye sağlık görevlilerinden yardım istedi.

    Kaza, Aksaray – Ankara Karayolu’nun 25’inci kilometresinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Aksaray’dan Ankara istikametine seyreden Yüksel Batur (36) idaresindeki 06 VM 374 plakalı otomobil, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu şarampole takla attı. Kazada sürücü ve araçta bulunan Ayşe Doğan (48), Muhammet Talha Batur (11), Emine Batur (47), Ayşe Nefise Batur (12), Nafize Doğan (70) ve Ayşe Betül Doğan (14) olmak üzere 7 kişi yaralandı. Diğer sürücüler tarafından haber verilmesi üzerine olay yerine çok sayıda ambulans ve polis ekibi sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen 112 Acil ekipleri yaralılara ilk müdahaleyi olay yerinde yaparken, yaralı anne Emine Batur’un ambulans içinde ilk müdahalesi yapılırken söyledikleri herkesi duygulandırdı. Yaralanan çocuklarını merak eden anne Batur, “Ne olur yavrularımın bir sesini duyayım, ne olursunuz” diye sağlık görevlilerine yalvarırken, diğer sağlık görevlileri de yaralı çocuklara müdahale etti.

    Yaşadığı kazayı anlatan otomobil sürücüsü Yüksel Batur, “Ben düz geliyordum. Herhangi bir şey yoktu. Bir anda araba sola çekti. Sola çekince ben de hemen düzelteyim dedim. O arada sola doğru yatmaya başladı, sağa doğru kırınca aldı aşağıya attı” dedi. Yaralılar ilk müdahalelerinin ardından Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan yaralıların durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Oğulları uyuşturucu bağımlısı anne babanın tedavi feryadı

    Denizli’nin Merkezefendi ilçesinde yaşayan ve uyuşturucu ile çok erken yaşlarda tanışan 35 yaşındaki E. K., tiner kullandığı sırada gözlerini kaybetti. Yaklaşık iki haftadır gözleri görmeyen E. K., tek isteğinin uzun süre tedavi görüp çocuğuyla beraber olmak olduğunu söyledi.

    Denizli’nin Merkezefendi ilçesi Karaman Mahallesinde anne ve babasıyla yaşayan 35 yaşındaki E. K., çok erken yaşlarda tanıştığı uyuşturucu belasından kurtulmak istiyor. Evli ve iki çocuk babası olan E. K., çok erken yaşlarda uyuşturucu ile tanıştı. 30 yaşlara kadar uyuşturucunun her türlüsnü kullandı. Son zamanlarda tiner kullandığını belirten E. K., Ramazan bayramının ilk günü tiner kullandığı sırada, tiner buharının gözlerine bulaşması nedeniyle göremiyor. Hastanede bir gün tedavi altına alınan E. K.’nın gözlerinde ödem oluştuğu belirtildi. İstanbul ve Antalya’daki bazı özel hastanelerde kısa süreli tedavi gören E. K., uzun bir tedavi sonrası uyuşturucudan kurtularak, ailesine dönmek istiyor. Gözlerini kaybetmesi nedeniyle E. K., günlük ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Annesi onun günlük ihtiyaçlarını karşılıyor.

    “Çok erken yaşlarda uyuşturucu kullanmaya başladım”

    Çok erken yaşlarda uyuşturucu ile tanıştığını belirten E. K., bugüne kadar bir faydasını görmediğini belirtti. E. K., “İlk okulda 8-9 yaşında sigaraya başladım. Madde ile tanıkşıklığım 12-14 yaşlarında oldu. 14 yaşından 30’lu yaşlara kadar uyuşturucu maddelerinin her birini kullandım. Birinden kurtulmak için başka birini kullandım. En bir merakla, eroin maddesine bulaştım. Esnaftım bakkalım vardı, her şeyi bitirdim, bakkalı batırdım. Arabamız vardı, onu sattık. Ailem beni İstanbul’a tedaviye götürdü, ben geri geldim. Orada çip taktılar, geri geldikten sonra ben kullanmaya devam ettim. Bir süre sonra ailem beni tekrar hastaneye yatırıp, durumu izah etti. Biraz daha kaldım ama hastane özeldi. Günlük 500 liraydı, zaten bende de çip takılıydı, yatmamın bir anlamı olmadığını düşündüm” dedi.

    Annesinin parmağındaki yüzüğü çıkarıp uyuşturucu almam için kendisine verdiğinde bırakmaya karar verdiğini belirten E. K., gençlerin uyuşturucudan uzak durmalarını söyledi. Bu zamana kadar hiçbir faydasını görmediğini belirten E. K., uyuşturucunun insanı hayattan ve arkadaşlarından kopardığını dile getirdi.

    “Tiner kullanırken gözlerimi kaybettim”

    Uyuşturucu yüzünde aile düzenlerinin yok olduğunu belirten E. K., çocuğunun bu halini görmemesi için ondan uzak durduğunu söyledi. E. K., “Ben evliyim çocuğum şuan yanımda değil. Annesinin yanında, onlara bir şey diyemiyorum. Çünkü 5 senedir evliyim, madde kullanıyorum. Aile düzenim olmadı. Şuan tek istediğim, kurtulmak istiyorum, uzun bir tedavi istiyorum. Kurtulmak işitiyorum çünkü maddeden gözlerimi de kaybettim. Şuan sağıma bakıyorum simsiyah, soluma bakıyorum simsiyah, hiçbir şey göremiyorum. Gözlerimde ödem oluşmuş. Tiner kullanırken şişeyi bastırdım gözlerimi yaktı. 10 gündür hiçbir şey görmüyorum. Ama içmeye de devam ediyorum. Çünkü içmedim mi her yeri yıkıp kırasım geliyor” diye konuştu.

    “Gözlerimin önünde ölüyor ben bir şey yapamıyorum”

    Anlatırken göz yaşlarını tutamayan baba Hüseyin K., oğlunun tedavi edilmesini istiyor. Kendi imkanlarıyla denediklerini ancak başarılı olamadıklarını kaydeden baba Hüseyin K., BİMER ve Cumhurbaşkanlığı sitesine yazı yazdığını söyledi. Oğlunun kendisi de kurtulmak istediğini belirten Hüseyin K., “Oğlum için uzun bir tedavi istiyorum. Hastaneye götürüyorlar serum takıp geri gönderiliyor. Oğlum benim gözlerimin önünde ölüyor. Oğlumun önüne geçemiyorum. Yerine göre, evimdeki, çamaşır makinesini, buzdolabını, televizyonun götürüp sattı. Ben çocuğumun kurtulmasını istiyorum. Acilen Pamukkale Üniversitesi Hastanesi madde bağımlıları bölümüne yatırılmasını istiyorum. Ben bir baba olarak kıvranıyorum ama elimde bir çarem kalmadı. Gidecek, başvuracak bir yerim kalmadı, etrafımda dostum da kalmadı. Oğlum bu vaziyette, çalışma düzenim bozuldu, ailem düzenimiz bozuldu” ifadelerini kullandı.

    “Uyuşturucu yüzünden hayatı karardı”

    Oğullarının kurtulmasını istediğini dile getiren anne Gülhanım K., uyuşturucuya önlem alınmasını istedi. Gülhanım K., “Çok zorluk çekiyorum, yerine göre kriz geliyor. Beni vuruyor, yığıyor. Evde tuvalete gidemiyor, yemek yiyemiyor. Onun psikolojisi bozuldu. Benim, eşimin psikolojileri bozuldu. Evimin huzuru bozuldu, yani bizim evimizde huzur diye bir şey kalmadı. İki çocuğu vardı, gelinim vardı. Bunun yüzünden gitti. Sadece uzun bir tedavi ile oğlumun bu illetten kurtulmasını istiyorum. Oğlum çırpınıyor anne beni kurtarın ama biz kurtaramadık. Oğlum kurtulsun ailesine sahip çıksın istiyorum. Hayatı karardı, ailesini kaybetti. Allah herkesin evladına yardım etsin” şeklinde konuştu.

  • Gaziantepli şehidin annesinin feryadı yürekleri dağladı

    Siirt’in Eruh ilçesinde terör örgütü PKK’ya yönelik düzenlenen operasyonda şehit düşen Piyade Uzman Onbaşı Ferhat Gözen’in cenazesi son yolculuğuna gözyaşlarıyla uğurlandı. Oğlunun tabutu başında göz yaşlarını tutamayan şehit annesi Asiye Gözen, “Damatlık giyecektin kefen giydin. Ev alacaktık, mezar aldık” diye feryat etti.

    Siirt’in Eruh ilçesinde PKK’lı teröristlere yönelik yapılan operasyonda çıkan çatışmada şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Ferhat Gözen’in naaşı Siirt’te düzenlenen törenin ardından askeri uçakla Gaziantep Havalimanına getirildi. Son kez baba ocağına getirilen şehidin ayyıldızlı bayrağa sarılı tabutu, cenaze töreni için Yeşilknet Mezarlığı’nda bulunan Kaplanlar Cami avlusuna getirildi. Kaplanlar camiinde yapılan cenaze törene Gaziantep Valisi Yerlikaya, Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanı Ali Ekiyor, Emniyet Müdürü Erhat Gülveren, şehidin yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Şehidin cenazesi ikindi namazının ardından il Müftüsü Ahmet Çelik tarafından kılınan cenaze namazını takiben Yeşilkent Mezarlığı’nadki şehitliğe defin edildi. Oğlunun bayrağa sarılı tabutu başında göz yaşlarını tutamayan şehit annesi Asiye Gözen, “Kınalı kuzum beni bırakıp nereye gittin, damatlık giyecektin, kefen giydin, ev alacaktık mezar aldık” dedi. Oğlunu son yolculuğuna uğurlarken dik duruşunu bozmayan baba fabrika işçisi Ramazan Mehmet Gözen’i ise 5.zırhlı Tugay Komutanı Ali Ekiyor teselli etmeye çalıştı. Şehidin kız kardeşleri Zehra, İpek ve Zeynep Gözen de ağabeylerinin albayrağa sarılı tabutu başında göz yaşlarını tutamadı. Ferhat Gözen’in amcası Zekeriya Gözen, ise Ferhat’ın askerliği çok sevdiğini belirterek, “İzine geldiğinde kız arkadaşı vardı, onu isteyeceklerdi. Her zaman asker olmak isterdi” dedi.

  • 3.5 yaşındaki kızı babası tarafından kaçırılan annenin feryadı

    Kızını dünyaya getirdikten sonra Danimarka’da devleti tarafından kızı elinden alınan ve 3.5 yıllık mücadelenin ardından kızı babası tarafından Türkiye’ye kaçırılan S.A., bir an evvel kızına kavuşmak istiyor.

    Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yaşayan S.A. 3.5 yaşındaki kızını dünyaya getirmesinin ardından başlayan zorlu günler devam ediyor. Devlet, 3.5 yıl önce kızı S.A’ya hamileyken başlayan ve doğum sonrasında devam eden hamilelik depresyonu nedeniyle doğumdan 20 gün sonra kızını anneden aldı. Kızını geri alabilmek için 3.5 yıl mücadele eden anne S.A., geçtiğimiz 24 Mart’ta kızına kavuştu. Kızının kendisine alışması için olağanüstü çaba sarf eden acılı anne, 2 Mayıs günü yaşadığı şokla bir kez daha yıkıldı. Doğumundan sonra bağrına basabilmek için sosyal yetkililerle 3.5 yıl mücadele eden annenin mutluluğu kısa sürdü. Eşi T.A. kızını annesinin haberi olmadan, kızın devam ettiği yuvadan alıp Türkiye’ye kaçırdı.

    “Ailesi de biliyordu ve hazırlıklıydılar”

    Olay gününü anlatan anne S.A., “Kızımın kaçırıldığı gün eşimde tuhaflıklar vardı. ‘Sen son zamanlarda çok yoruldun, yıprandın. Bugün biraz dinlen, K.’yi yuvaya ben bırakayım,’ dedi. Ben de böyle bir şey yapacağını hiç aklıma getirmediğim için tabii ki kabul ettim. Ama akşam olup hava kararınca ve saatler ilerleyince ve eşim kızımla eve dönmeyince şüphelenmeye başladım. Defalarca telefon açtım, ama eşimin telefonu kapalıydı. Türkiye’deki ailesini aradım onlar da önce telefonda konuşmak istemediler” ifadelerini kullandı.

    “Pasaport ve elbiselerini bulamayınca anladık”

    “O gün akşamüzeri ve akşam saatlerinde tam 70 kez eşimi aradım” diyen anne A., “Sık sık balık tutmaya giderdi, yine balığa çıktığını, İsveç’e kızımla balık tutmaya gittiğini ve balık tutarken telefonunu denize düşürdüğünü söyledi ailesi bana. Ailesi de eşimin planlarından haberdardı ve hepsi biliyordu aslında” ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde K’nin odasındaki dolapta elbiselerinin, pasaportu ve sağlık kartının da yerinde olmadığını fark ettiğini belirten S.A., eşinin Kopenhag’dan ayrıldığını öğrendiğini söyledi. “Pasaportunun ve elbiselerinin evde olmadığını öğrendiğimde yıkıldım. Kızımın kaçırıldığını o zaman anladım,” diyen S.A. hemen polise başvurarak ihbarda ve suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.

    “Kızını kaçırdım, onu bir daha göremeyeceksin”

    Aynı gece saat 23.15 sularında eşinin kendisini arayarak, “Kızını kaçırdım. Onu bir daha göremeyeceksin. Ben kızımı senden değil, annesinden değil, hastalıklı Danimarka sosyal sisteminden kaçırdım,” dediğini söyleyen S.A. bir an önce kızına kavuşmak istediğini söyledi. Kızının babası tarafından kaçırıldığı günden beri kızının odasına giremediğini anlatan S.A. bahçede yerde duran bisikleti bile yerinden kaldırmaya cesaret edemediğini söyledi.

    “Kızımın anne hakkını gasp etti”

    Danimarka’da doğup büyüyen ve T.A. ile 2012 yılında evlenen S.A., “Danimarka’ya bir türlü alışamadı ve burayı sevmedi. Danimarka’nın her şeyini kendisi ve kızımız için tehdit olarak görüyordu. Kendisiyle sık sık geçimsizlik yaşıyordum. Ama böyle bir şey yaparak sadece beni cezalandırmadı mutsuz etmedi, kızımın bir anneye sahip olma hakkını da gasp etti. En çok ağırıma giden ve beni mutsuz eden de budur” dedi. Anne A. Danimarka mercileri nezdinde harekete geçtiğini, sosyal yetkililerin Danimarka Çocuk ve Sosyal İşler Bakanlığına başvurmak üzere gerekli girişimlere başladığını söyledi.