Etiket: Felaketin

  • Felaketin kıyısına gelmeden kıyılara geldiler

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde ‘’Deniz Varsa Hayat Var’’ organizasyonu Duba plajında gerçekleştirildi.

    Gelecek neslin çevreye saygılı ve büyüklerine örnek olmasının hedeflendiği faaliyete Belediye Başkanı Rahmi Gençer, TÜRÇEV Ege Koordinatörü Doğan Karataş, TURMEPA İzmir Proje Koordinatörü Saygın Yörük, Belediye Başkan Yardımcısı Gökay Bacan, 30 yıldır Çevre Gönüllüsü projelerle bilinen Çetin İşten’in yanı sıra Zeytin Çekirdekleri, Engürü Sitesi, Pollyanna Çocuk Gündüz Bakım Evi’inden çocuklar katıldı. Katılanlara ‘Denizimi Tanıyorum Denizimi Koruyorum’ eğitimi verildi. Denizden ve karadan yapılan kıyı temizliğinde takriben 200 kilo katı atık toplandı. TURMEPA temsilci Saygın Yörük tarafından atıkların cinsi, miktarı ve doğadaki kaybolma süreleri hatırlatılarak denizlere ve deniz canlılarına olumsuz etkileri vurgulandı. Katılımcılara kumanya ve denizcilik hakkında bilgiler içeren İMEAK Deniz Ticaret Odası ve TURMEPA yayınları dağıtıldı. Etkinliğin sonunda çocuklar el baskısıyla kendi afişini oluşturdu.

    TÜRÇEV Ege Koordinatörü Karataş ‘’Çevreyi korumak istiyorsak gençlerimize çevreyi benimseterek onları öğretmen kılmalıyız” dedi.

    Öte yandan emeği geçen herkese birer plaket takdim edildi.

  • Erdoğan: “15 Temmuz’da Türkiye’nin başına gelen felaketin yarın hangi ülkede tekrar edeceği bilinemez”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, FETÖ’nün Türkiye dışında 170 ülkede daha faaliyet gösteren küresel bir şebeke olduğunu hatırlatarak, “Dini inanç, eğitim ve hayırseverlik gibi insani duyguları, ticari ilişkileri istismar ederek kendisine alan açan bu örgüte karşı tüm dünyayı duyarlı olmaya davet ediyorum. 15 Temmuz’da Türkiye’nin başına gelen felaketin yarın hangi ülkede tekrar edeceğinin bilinemez” dedi.

    Çin’in Hangzhou kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi sonrası basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan terörizm ve Türkiye’deki darbe girişimi konusuna değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörizm her geçen gün yeni biçimlere, yeni formlara bürünerek dünyayı tehdit etmeyi sürdürüyor. Türkiye’nin 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşadığı darbe girişimi bir yönüyle de terörizmin ilk defa görülen yeni bir biçimidir. PKK, PYD, YPG ve DAİŞ gibi terör örgütleriyle mücadele eden Türkiye, 15 Temmuz’da kendi ordusu içine gizlenmiş teröristlerin, askeri üniformaya bürünmüş teröristlerin, ne yazık ki milletin vergileriyle alınmış F16’larıyla, helikopterleriyle, tanklarıyla, toplarıyla kendi halkını öldürmeye tevessül etmiştir. Böyle bir saldırı karşısında, böyle bir darbe girişimi karşısında her meslekten, her kökenden, her meşrepten, ülkemizin her bölgesinden 241 vatandaşımız şehit olmuştur. 2 bin 194 vatandaşımız yaralanmıştır. Fakat ben milletimle iftihar ediyorum. Milletimle gurur duyuyorum. Zira 4-5 günlük tatil için ülkemin bir bölgesindeyken bu darbe girişimi olduğunda oradan sadece cep telefonuyla 4 ayrı televizyon kanalından halkıma seslendim. Kendilerini meydanlara çağırdım, kendilerini havalimanlarına çağırdım ve 81 vilayetimizde tüm halkımız meydanlara yürüdü, bunun yanında havalimanlarına yürüdü. Ben havalimanına indiğim anda sadece apronda ve terminal önünde on binlerce insan toplanmış orada bizi bekliyordu. Ama onlar F16’lardan korkmuyordu, onlar helikopterlerin yağdırdığı mermilerden korkmuyordu, onlar üzerlerine gelen tanklardan korkmuyorlardı. Hatta tankların altına kendisini atan gençler vardı, kadınlar vardı. Bundan dolayı parçalanan hanım kardeşlerimiz vardı. Bu bir demokrasi mücadelesiydi ve bu mücadeleyi onlar çok farklı bir şekilde verdiler. Milletimiz bu darbe girişimini püskürtmek suretiyle ülkemiz, inanıyorum ki dünya demokrasi tarihine yeni sayfalar açacak şekilde bir süreç başlattı. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza şifalar diliyorum” dedi.

    Milletin cesareti ve dirayetiyle devletin hızla refleks vermesi sayesinde bastırılan darbe girişiminin terör örgütlerinin cüretlerini ne kadar artırabileceklerinin en çarpıcı örneği olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ denilen bu örgütün, Türkiye dışında 170 ülkede daha faaliyet gösteren küresel bir şebeke olduğu unutulmamalıdır. Dini inanç, eğitim ve hayırseverlik gibi insani duyguları, ticari ilişkileri istismar ederek kendisine alan açan bu örgüte karşı tüm dünyayı duyarlı olmaya davet ediyorum. 15 Temmuz’da Türkiye’nin başına gelen felaketin yarın hangi ülkede tekrar edeceğinin bilinemez. Biz bir kez de buradan sizlerin huzurunda dostça uyarımızı yapıyoruz” diye konuştu.

    Teröristin iyisinin ve kötüsünün olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ ‘Senin teröristin kötü, benimki iyi’ olmaz. Teröristlerin hepsi kötüdür, teröristlerin hepsi lanetlidir. Bunların hiçbiri savunulamaz. Terör örgütleri arasında ayrım yapmak suretiyle eğer bir yerlere fatura çıkarılmaya çalışılıyorsa bilesiniz ki bumerang gibi yarın o döner aynı şekilde o ülkeleri de vurur. Bugün Türkiye’yi yakan ateşin, yarın bize karşı mücadele eden terör örgütlerinin arkasında kesinlikle durma gayretinde olanlara ulaşması kaçınılmazdır. DAEŞ’i, PKK’yı, PYD, YPG’yi, FETÖ’yü ayrı tutan anlayışı hep birlikte reddetmeli, tüm terör örgütlerine karşı ilkeli bir mücadeleyi derhal başlatmalıyız. Biz, ne pahasına olursa olsun, terörizmle mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürmekte kararlıyız. Gerek Cumhurbaşkanı olarak şahsım gerekse hükümetimiz bu konuda kararlıdır. Türkiye’nin Cerablus operasyonu bu konudaki kararlılığının ifadesidir. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ülkemizde ilan edilen Olağanüstü Hal sadece, FETÖ yapılanmasıyla daha etkin ve süratle mücadele etme, bu doğrultuda gereken yeniden yapılanma çalışmalarını yürütme amacına yöneliktir” dedi.

  • (Özel Haber) Felaketin izleri su altında bir müzeye dönüştü

    17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Marmara Depremi’nde sular altına gömülen Değirmendere sahili, Marmara denizinin dibinde deniz canlılarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor.

    1999 yılının 16 Ağustos tarihini 17 Ağustos’a bağlayan gece, saat 03.02’de meydana gelen deprem, yaklaşık 20 bin kişinin ölümü ile sonuçlanmıştı. Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 7.4 şiddetindeki Marmara Depremi’nde, Gölcük’e bağlı Değirmendere sahili de bir bütün halinde ana karadan koparak Marmara Denizi’nin sularına gömülmüştü. Üzerindeki evler, arabalar, iş yerleri, çınar ağaçları ve sayılamayacak bir çok şey ile sular altına gömülen batık şehir Değirmendere, depremin üzerinden geçen 17 yıl içerisinde deniz canlılarına ev sahipliği yapmaya başladı. Marmara Denizi’nin altında bulunan batık şehre dalarak doğal bir resif haline gelen alanı görüntüleyen Değirmendere Su Altı Topluluğu (DESSAT) Başkanı Murat Kulakaç ve Dalış Eğitmeni İlker Acar, suyun altında varlığını sürdüren çınar ağaçlarını ve deprem tarihinde vatandaşların gezmesi için açılmış olan Çini Sergisi’ni görüntüledi. Dalgıçların tespitlerine göre, su altındaki batık şehirde yaklaşık 100 metrelik alan içinde 25 metre derinlikte midye ve yosunlarla kaplanmış 3 katlı Çınar Otel’in kalıntıları görülüyor. Otelin hemen yanında iş makinesi bulunuyor. 24 metre derinlikte ise dallarında balıkçıların ağ parçaları bulunan Çınar ağaçları ile Koruk Restoran ve 22 metrede ise eski Vapur İskelesi bulunuyor.

    “Doğa ile birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor”

    Doğa ile savaşmadan, birlikte yaşamanın öğrenilmesi gerektiğini vurgulayan DESSAT Başkanı Murat Kulakaç, “DESSAT’ı biz 2005 yılında Değirmendere’de acil durum yönetimine katkı sağlayacak dalıcıları yetiştirmek amacıyla kurduk. 2005 yılından itibaren faaliyetlerimize devam ediyoruz. Şu anda bölgede 5 bine yakın dalıcı ve 120 dalış eğitmeni yetiştirdik. Kocaeli bölgesinde yetiştirdiğimiz dalıcılar ile birlikte koordineli olarak şu anda 4 tane dalış okulu faaliyet gösteriyor. Depremde bir su altı müzesi oluştu aslında. Değirmendere batık şehir dediğimiz bölgede bir resif oluştu. Unuttuğumuz gerçeklerin hepsi aslında su altında olduğu gibi duruyor. Binalar, evler, çınar ağaçları, arabalar, o depremden kalan tüm eşyalar su altında bir müze gibi tüm çıplaklığı ile duruyor. Biz bu görüntüleri halkımızla zaman zaman paylaşıyoruz. Çünkü unuttuğumuz bir deprem gerçeği var. Doğaya saygı duymamız gerekiyor. Onunla birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Orası bir müze gibi duruyor. Tüm herkesin orada dalmasını, dalamıyorsa da görüntüleri mutlaka izlemesini tavsiye ediyorum” dedi.