Etiket: Feda

  • Darbe girişiminde iki parmağını feda etti

    İstanbul’da 15 Temmuz darbe girişiminde parmaklarından vurulan Ömer Ünlü isimli Adıyamanlı vatandaş, yaşadıklarını anlattı.

    İstanbul’da yaşayan Adıyamanlı Ömer Ünlü, darbe girişiminde Harbiye’de bulunan TRT binası önünde kendilerine açılan ateş sonucunda 2 parmağını kaybetti. 15 Temmuz gecesini anlatan 1 çocuk babası Ömer Ünlü, “TRT binası önüne geldiğimiz esnada aniden bize ateş açıldı. Açılan ateş sonucunda yanımda bulunan bir vatandaş yaralandı. Ve onu kucaklayıp polis aracına bindirerek hastaneye gönderdim. Yaralı adamı hastaneye gönderdikten sonra parmaklarımdan vurulduğumu baş ve orta parmağımın koptuğunu fark ettim. Daha sonra beni de hastaneye kaldırdılar ve tedavi altına alındım” şeklinde konuştu.

    “Parmak önemli değil, önemli olan vatan”

    Vatan olmazsa hiçbir şeyin olmayacağını belirten Ömer Ünlü, “Hastanede kendime geldiğim esnada dışarıya çıkmak, meydanlarda darbe girişimine engel olmak istedim. Ama ne yazık ki tedavimden dolayı dışarıya çıkmama izin verilmedi. Aklıma gelen, parmaklar gitsin, bu can gitsin ama bu vatan gitmesin demek oldu. Bu vatan olmazsa hiç kimse olmayacak. Bugün Allah göstermesin bir daha darbe olsa yine çıkarım meydanlara dimdik hainlerin karşısında dururum” cümlelerini vurguladı.

    “O gece kimsede korku yoktu”

    Yaşanan olayda kimsenin korkmadığını ve herkesin canını ortaya koyduğunu belirten Ömer Ünlü, “Olay esnasında herkes canını ortaya koymuş meydanlarda darbecilere karşı geliyordu. Alevisi, Sünnisi, Kürdü, Türkü herkes bir arada birlik ve beraberlik içerisindeydi. Biz oraya ölmeye gittik. Şehitlik nasip olmadı bizlere. Bizim tek isteğimiz darbecilerin idam edilmemesidir. Bizler idam istemiyoruz. Bizler onların acı çeke çeke ölmesini istiyoruz. Çünkü ölüm onlara kurtuluş olacaktır” şeklinde konuştu.

    Oğlunun meydanlara inerek vatanını savunmasından dolayı oldukça gururlandığını belirten Ömer Ünlü’nün babası Mahmut Ünlü ise “Darbenin yaşandığını öğrenir öğrenmez bizler burada meydanlara indik. İlk başlarda çok korktuk çünkü ne olduğunu bilmiyorduk. Daha sonra Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan meydanları boş bırakmayın çağrısı üzerine korkumuzu yendik, tamam artık bir şey olmaz bir şey yapamazlar dedik. Darbenin 2. gecesi oğlumuzun yaralandığına dair haber aldık. Çok şükür oğlumuz iyi. Aynısı olsa yine yollarım ve bizler de gideriz. Vatan sağ olsun diyorum başka da bir şey diyemiyorum. Cezalandırma konusunda oğlumla beraber aynı fikirdeyim. Onlar idam edilememeli onlar acı çeke çeke ölmelidir. Ben oğlumla ve o meydanlarda darbeye karşı gelen tüm vatandaşlarımla gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.

  • Şehit Babası:“biz Askeriz, Bin Tane Evlat Feda Olsun Ülkemize”

    Mardin’in Nusaybin ilçesinde çıkan çatışmada şehit olan Yüzbaşı Alper Kalem, memleketi Amasya’da son yolcuğunu binlerce kişi tarafından tekbirlerle uğurlandı. Şehit Yüzbaşının Astsubay emeklisi babası Mehmet Ali Kalem, “Biz askeriz. Bin tane evlat feda olsun ülkemize” dedi.

    Şehit Yüzbaşının Türk bayrağına sarılı cenazesi helallik için baba ocağına getirildi. Öğretmen eşi Elif, 6 aylık bebeği Almina’yı kucağına, kızı 10 yaşındaki Ilgın’ı da yanına alarak bindikleri cenaze aracıyla camiye kadar gitti. Acılı anne Sevim ile baba Mehmet Ali Kalem’e ise dün şehit haberini vermeye gidip birlikte gözyaşı döken askerlerden Amasya Askerlik Şubesi Başkanı Binbaşı Tahsin Anlar eşlik etti. Binbaşı Anlar, şehit babasının yanından bir an olsun ayrılmadı. Emekli astsubay olan Mehmet Ali Kalem acısını paylaşan askeri yetkililere seslenerek, “Biz askeriz. Ama baba yüreği işte. Sadece onun dışında bin tane evlat feda olsun ülkemize. Vatanım sağ olsun. Sizler sağ olun. Allah yardımcınız olsun” dedi. Diğer oğlu Oktay ile şehit oğlunun tabutunu öpen Kalem, “Gül kokulu oğlum” diye sarıldı.

    Sultan Beyazıd Camisi’nde Vali İbrahim Halil Çomaktekin, AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mustafa Yılmaz, Emniyet Müdürü Mehmet Artunay, askeri ve mülki erkan ile binlerce vatandaşın katıldığı cenaze namazını kıldıran Amasya Müftüsü İsmail İpek helallik alındığı sırada duygulanıp yutkunarak sözlerine güçlükle devam etti.

    Şehit Yüzbaşı Alper Kalem, tekbirler eşliğinde askerlerin omuzunda cenaze aracına konarak götürüldüğü askeri şehitlikte defnedildi. Cenaze dolayısıyla şehirdeki 1 Mayıs yürüyüşü ve etkinlikleri de iptal edilip yapılmadı.

  • Şehidin “Akacaksa Kanım Bayrak İçin Feda Olsun” Paylaşımı Duygulandırdı

    Şırnak’ta terör örgütü PKK’lılarla girilen çatışmada şehit olan Özel Harekat Polisi Volkan Çay’ın Adana’daki baba ocağına ateş düştü. Şehidin sosyal paylaşım sitesinde “Akacaksa kanım bayrak için feda olsun” paylaşımı duygulandırdı.

    Şırnak kent merkezinde 14 Mart’ta başlayan sokağa çıkma yasağıyla birlikte güvenlik güçlerince başlatılan Şehit Jandarma Üsteğmen Mehmet Çifçi operasyonu devam ederken, Dicle Mahallesi’nde PKK’lılar ile güvenlik güçleri arasında çatışmada Özel Harekat Polisi Volkan Çay (24) şehit oldu. Çay’ın şehit olduğu haberi silah arkadaşları tarafından Adana’nın Sarıçam ilçesine bağlı Mustafalar Mahallesi’ndeki ailesine verildi. Çocuklarının şehit olduğunu öğrenen baba Veysel ile anne Sibel Çay yıkıldı. Şehidin annesi “oğlum kuzum, kimseye kıyamazdı” diyerek ağıt yakarken, şehidin engelli kardeşi Abdulkadir Çay ise, “ağabey” diyerek yakınlarına sarılıp gözyaşı döktü. Şehidin kız kardeşi de “Ne olur biri yalan olduğunu söyleyin, bu yalan” diyerek gözyaşlarına boğuldu.

    “AŞK 5 HARF”

    Şehidin 3 yıllık polis memuru olduğu gönüllü olarak özel harekat polisi olduğu ve PKK ile çatışmalar çıkınca Şırnak’a gönüllü olarak gittiği öğrenildi. Şehit polisin sosyal paylaşım sitesinden yaptığı paylaşımlar ise duygulandırdı. Şehidin, Facebook adresinden bir fotoğraf ve Türk bayrağı üzerine “Aşk bizde 5 harf”, “Allah” gibi, “Kur-an” gibi, “Vatan” gibi paylaşımı yaptığı görüldü. Şehidin ayrıca “Varsa canım Allah için yeterse ömrüm vatan için, akacaksa kanım bayrak için durmasın feda olsun, yeter ki vatan sağ olsun” paylaşımı da duygulandırdı. Şehit için yarın sabah Şırnak’ta tören düzenleneceği ardından cenazesinin uçakla Adana’ya gönderilip Mustafalar Mahallesi’ndeki mezarlıkta toprağa verileceği öğrenildi.

  • Feda Filmi İlk Kez Umurbey’de Beyaz Perdede

    Umurbey sinema günleri ‘Feda’ kısa filmi ve ekibini ağırladı.

    Umurbey beldesinde düzenlenen film gösterimine, Çanakkaleli yapımcı Çağdaş Aydın, Ünlü oyuncu Murat Divitlioğlu, yönetmen Erkan Özcan ve film ekibi katıldı. Umurbey halkının da yoğun ilgi gösterdiği Feda Kısa filmi için konuşma yapan Umurbey Belediye Başkanı Sami Yavaş, “Çanakkale’de böyle bir yapımcı ve ekip bulmak gerçekten zor. Halka açık gösterimini ilk defa Umurbey’imizde yapan Feda ekibine çok teşekkür ediyorum. Zeytinburnu belediyesinin 18 Mart’ta düzenleyeceği kısa film yarışmasında canı gönülden başarılar diliyorum ve destekliyorum” dedi. Oyuncular ve tüm ekibe yapılan hediye takdiminin ardından yapımcı Çağdaş Aydın tüm ekip adına teşekkür ederek, “Çok heyecanlıyız. Filmimizi ilk defa halkla beraber izleyeceğiz. Bizim için küçük bir gala olacak. Herkese misafirperverliğinden dolayı teşekkür ediyorum” dedi. ’Feda’ filmi, izleyenlerden tam not aldı.

  • Yazar Sevinç Çokum: “Uykularımı Feda Ederek 45 Yıldır Yazıyorum”

    Usta öykücü Hüseyin Su’nun moderatörlüğünde düzenlenen “Bir Hayat Bir Hikaye” seminerine konuk olan roman ve hikaye yazarı Sevinç Çokum, “Bazı insanlar, ’Yazmak istiyorum ama vaktim yok’ diyor. Anlamıyorum. Ben kaç tane görevimin dışında uykularımı feda ederek 45 yıldır yazıyorum”dedi.

    Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Bir Hayat Bir Hikaye” adlı söyleşinin bu haftaki konuğu, roman ve hikaye yazarı Sevinç Çokum oldu. “Hayatları hikayelere denk düşen” yazarları dinleyicilerle buluşturmaya çalıştıklarını söyleyen usta öykücü Hüseyin Su, söyleşiye Sevinç Çokum’un hayat hikayesini özetleyerek başladı. Su, hayat hikayesinden sonra konuk yazar hakkında şunları söyledi:

    “Sevinç Çokum’un hayatının birikimi 29 kitap. Hikaye dünyasının sınırlarını şu cümlelerle çizebiliriz; bütün çocukluğu, koşup oynadığı sokaklar, komşu teyzeler ve ablalar, sıcak insan ilişkileri, eski evlerin pencerelerinden taşan sardunyalar, küpe çiçekleri, fesleğenler, duvarlara tırmanan hanımelleri, kaybolan İstanbul. Dev akasyalar, yaşlı çınarlar. İşte bu dünya Sevinç Çokum’un hikayelerinin ve romanlarının genel dünyası.”

    Hikaye ve roman yazarı Sevinç Çokum ise, iki hayatı olduğunu belirterek, “Birincisi normal, gördüğünüz zaman ’Bu kadın yazar mı?’ diye soracağınız bir Sevinç Çokum. Mesela, üniversitedeyken hocam Mehmet Kaplan hikaye yazdığımı duyunca yine bir diğer hocam olan İnci Enginün’e ’Hangi öğrenciydi bu?’ diye sormuş, o da ’Şöyle narin bir kızcağız vardı’ diye beni hatırlatmış. Sonra Mehmet Kaplan hocaya kitabım gidince resmimden beni tanımış. Ardından güzel bir mektup yazıp, Konya’dan bir kart yollamıştı. ’Bugün kar yağıyor, karlar savrulurken senin hikayelerinde bir bağ kurdum’ manasında cümleler yazmıştı. Halen saklıyorum bunları” dedi.

    Çokum, yazdığı ilk hikayeleri okuması için bir arkadaşına verdiğini, onun da “Dayıma okutacağım” diyerek Tarık Buğra’ya ulaştırdığını, Buğra’nın da okuyarak kendisinden habersiz dergilere gönderdiğini ve yayımlandığını ifade etti.

    “YAZILARIMI ACI HADİSELERİN ORTASINDA YAZDIM”

    Yazı hayatında 45 yılı geride bıraktığını vurgulayan Çokum, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bazı insanlar ’Yazmak istiyorum ama vaktim yok’ diyor. Anlamıyorum. Ben kaç tane görevimin dışında uykularımı feda ederek 45 yıldır yazıyorum. Ben yazarken sobalar geçer, kaloriferler söner, sırtıma karlar yağar, zamanı, mekanı unutup yazarım. Yazmak bir sevdadır aslında, bir sevda ki kurtulamıyorsunuz ondan. Belki kurtulsanız hayata uyum sağlayamayacaksınız. Sait Faik Abasıyanık demiş ya, ’Yazmasam deli olacaktım’, onun gibi. Yazılarımı bütün acı hadiselerin ortasında, felaketlerin, kimi zaman ekonomik sıkıntıların ortasında yazdığım oldu.”