Etiket: Fazlası

  • Dünyanın yüzde 40’tan fazlası su kıtlığı ile karşı karşıya

    Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Demir, gelecek 30 yıl içerisinde dünyanın yüzde 40’tan fazlasının su sıkıntısı çekebileceğinin hesaplandığını söyledi.

    “22 Mart Dünya Su Günü” dolayısıyla açıklamalarda bulunan Dekan Prof. Dr. Yusuf Demir, “Su, kainatta yaratılan varlıklar içerisinde en özel maddelerin başında gelmektedir. Günümüzde kullanılabilir su, var olan suyun oldukça sınırlı miktarıdır. Bu suyun kıtalar arası, ülkeler içerisinde havzalar arası dağılımında homojenlik bulunmamaktadır. Özellikle ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya su kaynakları bakımından sıkıntıda olan bölgelerin başında gelmektedir. Günümüzde her gün 6 binden fazla çocuk su eksikliği, suyun oluşturduğu problemlerden ölmekte, halen 2 milyarın üzerinde insan su sıkıntısı çekmekte ve 1 milyar insan nitelikli ve yeterli içme suyu bulamamaktadır. Mevcut durumun devam etmesi, çevre kirliliği, küresel ısınma ve israf anlayışı ile önümüzdeki 30 yıl içerisinde dünyanın yüzde 40’tan fazlasının su sıkıntısı çekebileceği hesaplanmaktadır” dedi.

    “Susuzluk kaderimiz ve geleceğimiz olmasın”

    Dünyada yaşanan sürecin, küresel ısınma ile birlikte kuraklığı tetiklediğini, Türkiye’nin de bu süreçten etkilenecek ülkelerin başında geldiğini belirten Demir, “Su fakirliği sınırına yaklaşan ülkemizde bu sorunun hem yetkililerce hem de kamuoyunca yeterince anlaşılamamış olması endişelerimizi daha da artırmaktadır. Geçen yıllarda ülkemizde yaşanan kuraklık riskinin artarak devam ettiği yatsınamaz bir gerçektir. 2017 yılı yaz aylarının da çok kolay geçmeyeceği konunun uzmanlarının ortaya koyduğu, dikkat çektikleri bir sonuçtur. Yarınımızı teminat altına alabilmek bu günden geçmektedir. Bir damla suyun bir hayat demek olduğu çağımızda herkesi yeterli duyarlılığın oluşmasında katkı vermeye, her damla suyun geleceğimiz olduğunun bilincine varmaya davet ediyor, su günümüzü, bu duyarlılığın oluşmasına katkı vermesi ümidiyle kutluyor, susuzluk kaderimiz ve geleceğimiz olmasın dileklerimi tüm halkımıza iletmek istiyorum” diye konuştu.

  • Arz fazlası inşaata rağmen fiyatların düşmemesi iyiye alamet değil

    Eskişehir’de yaklaşık 8 bin civarında bir konut alıcı beklerken, bu kadar arz fazlasına karşın satış fiyatlarının düşmemesinin çok rastlanır bir durum olmadığı, bunun da inşaat sektöründe gizli bir kriz kabul edildiği belirtildi.

    Sektörün içinde bulunduğu durum ve sorunlarla ilgili bilgi veren TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Erkul, konunun ayrı ayrı başlıklar altında analiz edilmesi gerektiğini anlattı. Erkul, inşaat sektörü ve sorunlarının, hepsi de birbiriyle içi içe girmiş ve bağımsız düşünülemeyecek birçok olguyu bünyesinde toplayan bir hizmet ve yatırım sektörü olduğunu belirtti. Geçtiğimiz 2016 yılını irdelerken, konuya iki açıdan yaklaşmakta yarar olduğunu anlatan Erkul, “Birincisi konut yapımı bazlı bir bakış açısından; kısaca yap – sat diye nitelendirilen bu sektörde kriz 2014’den bu yana ivme kazanarak artmaktadır. Arz talep dengelerine bakılmaksızın rant amaçlı konut inşaatı aşırı bir konut stoku ortaya çıkarmıştır. Eskişehir deki tercihler 2000’li yılların ortalarından bu yana 1+1 şeklinde “apart” adı verilen konut tipi olmaktaydı. Ancak son 1- 2 yıldır 6306 Sayılı Yasanın müteahhitlere getirdiği KDV, harç muafiyeti gibi bazı avantajlar nedeniyle “Riskli Bina”ların yenilenmesiyle çok katlı konut yapımını arttırmıştır. Eskişehir de yaklaşık 8 bin civarında bir konutun alıcı beklediği tahmin edilmektedir. Fakat bu kadar arz fazlasına karşın satış fiyatlarında düşme olmaması çok rastlanır bir durum değildir. Üretilen bu konutların pazarlama ve satış oranlarının ne olduğu hakkında bizim ihtisas alanımıza girmediği için çok net bir şey söylemek mümkün değil. Bu kadar çok konutun alıcı beklemesi inşaat sektöründe gizli bir krizin olduğunun belirtisidir. Çünkü piyasada nakit para dönmemekte, çok ileri tarihlere senet ve çekler, takas karşılığı satışlar belirleyici olmaktadır sektörde. Bu da 2016 yılında konut sektöründe ve etkileşim içinde olduğu yan sektörlerde sıkıntılı bir yıl geçtiğinin göstergesidir. Eskişehir’de ne yazık ki bir Yapı Stok Envanteri bulunmadığından 2015 ve 2016 yıllarında ne kadar konut üretildiğinin bilinmesi net olarak mümkün değildir. Bunun bir başka nedeni de, belediyelerden yapım ruhsatı alınan binaların aynı yıl içerisinde başlamaması veya biten binaların oturma izninin alınmamasıdır” diye belirtti.

    “2017 yılı içinde inşaat sektöründe çok hareketlenme olmayacak”

    Bülent Erkul, sektöre ikinci bir bakış açısının ise; kamu yatırımlarının inşaat sektörüne yansıması olduğunu anlattı. Kente yapılan büyük ölçekli kamu inşaat yatırımlarının piyasaya olumlu yansıması yok denecek kadar az olduğunu vurgulayan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Erkul, şunları söyledi;

    “Çünkü bu yatırımların yüklenicileri Eskişehir firmaları olmadığından girdilerinin ve işçiliklerinin çok büyük bir bölümünü dışarıdan temin etmekte ve kent ekonomisini inşaat sektörü açısından canlandırabilecek bir hareketlilik arz etmemektedir. Elbette ki inşaat sektöründe yaşanan krizi ülke ekonomisinden ve siyasal konjoktüründen bağımsız düşünmemiz de mümkün değildir. Birikimi olanların yatırım yerine sıcak paraya yönelmesi de sektördeki sıkıntının büyümesine neden olmaktadır. Kısacası, anlatmaya çalıştığımız nedenlere sihirli bir dokunuş olmadığı sürece 2017 yılı içinde inşaat sektöründe çok hareketlenme olmayacağını söyleyebiliriz.”

  • Tarihi Paterson Köşkü’nün yarıdan fazlası eklenti

    Yapımı 157 yıl önce tamamlanan ve 1986 yılındaki yangın sonrasında kaderine terk edilen Paterson Köşkü’ndeki restorasyon çalışmalarını sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, binaya sonradan yapılan tüm eklentileri kaldırıyor. Orijinal yapı dışındaki eklentilerin, tarihi köşkün neredeyse yarıdan fazlasını kapladığı bildirildi.

    Kentin önemli sivil mimari örneklerinden biri olan Bornova’daki tarihi Paterson Köşkü, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından restore ediliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’ndaki proje onayı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yapılan anlaşmanın ardından restorasyon çalışmalarına başladı. Restorasyon çalışmaları çerçevesinde, Paterson Köşkü’nün neredeyse yarıdan fazlasını kaplayan sonradan yapılmış betonarme eklentileri, yapıya zarar vermeden ve herhangi bir vibrasyon oluşturmadan beton çürütme yöntemiyle kaldırıyor. Onaylı projeleri dahilinde, aslına uygun olarak ayağa kaldırılacak köşkün, yeniden İzmir’in özel binaları arasındaki yerini alması bekleniyor.

    Büyükşehir restore edip Bakanlığa devredecek

    Başlatılan çalışmalar kapsamında, restorasyon öncesindeki statik güçlendirme ve rekonstrüksiyonu işlemleri, önce bölgesel sıva raspalarıyla özgün duvarların tespiti ve yapıya sonradan ilave yapılan eklentilerin sökümü gerçekleştirildi. Köşkün içinde serbest durumdaki yapı malzemeleri sanat tarihi uzmanları tarafından değerlendirilerek yapının özgün malzemesi olduğu tespit edilenler sınıflandırılarak tekrar kullanılması amacıyla koruma altına alındı. Yapının orijinal kısmıyla ilgili yapılacak işlemler için koruma çatısı kuruldu. Çalışmalar kapsamında, Paterson Köşkü’nde yapı temelinin tespiti için araştırma kazıları gerçekleştirildi. Şimdi yeni çıkan veriler doğrultusunda proje revizyonları hazırlanıyor. Köşkün içinde korunmuş durumda olan şarap mahzeni, yapının geçmişi ve kullanılan malzemelerin niteliği açısından da büyük önem taşıyor. Paterson Köşkü’nün restorasyonunun 730 gün içinde tamamlanması öngörülüyor. Yıllardır atıl durumda bulunan 157 yıllık tarihi yapı, restore çalışmalarının ardından yine Büyükşehir tarafından kültür amaçlı kullanılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilecek.

    1986’da yangın atlattı

    Paterson Köşkü yapılırken inşaat malzemelerinin büyük bölümü, döşeme ve duvar kaplama malzemeleri ile dekoratif amaçlı birçok yapısal eleman ve mobilyalarının tamamı İngiltere’den getirilmişti. 1960 yılına kadar Paterson Ailesi tarafından kullanılan yapı, daha sonra NATO ofisi ve lojman binası, ardından da bir halı fabrikasının deposu olarak hizmet verdi. 1986 tarihinde geçirdiği bir yangın sonucu büyük tahribata uğradı. Köşk, o tarihten bu yana metruk durumda.

  • Üç fincan kahveden fazlası reflü sebebi

    Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Vedat Göral, besin seçimine dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, “Günde 3 fincandan fazla kahve içenlerde ve geç saatlerde yemek yiyenlerde reflü görülme ihtimali çok yüksek” dedi.

    Çoğunlukla mide yanması şikayetiyle ortaya çıkan reflü, hareketsiz yaşam tarzına sahip olanlar ile fast-food türü gıdalarla beslenenlerde sık görülüyor. Yaşam kalitesini düşüren hastalık, tedavi edilmezse sindirim problemlerine yol açıyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Vedat Göral, besin seçimine dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, “Yağlı ve hazır gıdalar reflünün en büyük nedeni. Ayrıca günde 3 fincandan fazla kahve içenlerde ve geç saatlerde yemek yiyenlerde reflü görülme ihtimali çok yüksek” dedi.

    Besinlerle birlikte hayatımızın içine giren katkı maddeleri, yani kimyasallar, birçok hastalığa neden oluyor. Çağımızın yaygın hastalıklarının başında gelen reflü, özellikle atıştırmalık diye tabir edilen yiyecekleri tüketen genç kesimde daha sık görülüyor. Prof. Dr. Vedat Göral, “Mide şikayetleri ile gelen hastalarımızın çoğunun reflü olduğunu görüyoruz. Sağlıksız beslenme, stres, uyku problemleri ve kısacası yaşam tarzımızdaki yanlışlar neticesinde reflü ortaya çıkıyor. Önceki yıllarda 10 kişiden sadece 1 veya 2’sinde görülürken, günümüzde her 10 kişinin 8’inde görülüyor. Gıdalardaki katkı maddeleri, mayalı gıdalar, alkol, sigara, çikolata, yağlı gıdalar, aşırı yemek yemek reflüyü tetiklemektedir” dedi.

    “Aşırı kilolularda daha sık görülüyor”

    Prof.Dr. Vedat Göral, “Reflü oluşmasında, gıdalardaki katkı maddeleri, mayalı gıdalar, alkol, sigara, çikolata, yağlı gıdalar, susam, geç saatte yemek gibi faktörler reflüyü tetiklemektedir. Aşırı kilo veya şişmanlık, günde 3 fincandan fazla kahve içmek ve karbonhidratlı içecekler de reflüyü ortaya çıkarıyor” diye konuştu.

    “Dar kıyafetlerden kaçının”

    Medical Park İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof.Dr. Göral, “Reflüden kurtulmak için alkol ve sigaranın kesilmesi, şişmanlık varsa kilo verilmesi, dar kıyafetlerden kaçınılması, akşam az yemek yenmesi, reflü yastığı kullanılması veya çift yastıkta yatılması yarar sağlar. Düzelme olmazsa, doktor tavsiyesine göre mide asidini azaltan ilaçlar yani mide koruyucuları kullanılır” diye konuştu.

    Reflüsü olanlara öneriler

    Rafine ürünleri, unlu, şekerli besinleri ve kızartma türü gıdaları azaltın. Fast food yiyeceklerden uzak durun. Aşırı yağlı yiyecekler yemeyin. Yemeği erken yiyin. Bol ve sık su için. Çay, kahve, çikolatayı azaltın. Portakal suyu, domates suyu, limon, limonata, greyfurt suyu reflüye neden olabileceği için fazla tüketmemeye özen gösterin.

  • İnegöl’de Dış Ticaret Fazlası Verme Geleneği Bozulmadı

    Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden İnegöl’ün 2015 yılı dış ticaret rakamları belli oldu. İTSO Başkanı Metin Anıl, İnegöl ekonomisinin 2015 yılında hacmen küçüldüğünü ancak yine dış ticaret fazlası verdiğini söyledi.

    Bünyesindeki 3 Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve bir de ıslah çalışmaları süren sanayi bölgesi ile Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olan İnegöl’den, 2015 yılında 1 milyar 58 milyon dolarlık dış ticaret gerçekleşti. İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) Başkanı Metin Anıl, geçen yıl ilçenin dış ticaretinin yüzde 10,5 dolayında gerilemesine rağmen 15 yıldır olduğu gibi yine fazla verdiğini söyledi.

    Metin Anıl, ilçedeki 700 firmanın 789 milyon dolar ihracat, 33 firmanın da 269 milyon dolar ithalat yaptığını belirtti. Böylece geçen yıl İnegöl’de toplam 1 milyar 58 milyon dolarlık dış ticaret gerçekleştirildiğini ifade eden Anıl, “Türkiye genelinde olduğu gibi dış ticaret hacmimiz gerilese de 520 milyon dolar dış ticaret fazlası vermiş olduk. 2015 yılında ihracat ise 891 milyon dolardan 789 milyon dolara düşerek yüzde 11 geriledi. İthalat ise yüzde 10 gerilemeyle 300 milyon dolardan, 269 milyon dolara düştü. Bu verilere göre 2015 yılında ilçemizin dış ticaret hacmi ülkemiz ekonomisinde olduğu gibi maalesef yüzde 10,5 geriledi” dedi.

    İTSO Başkanı Metin Anıl, 2015 yılını sektörler açısından da değerlendirdi. Anıl, ilçenin lokomotif sektörü olan mobilyanın bir önceki yıla göre ihracatta yüzde 5 kayıp yaşadığını ancak bu kayba rağmen ilk kez ilçe ihracatında birinci sıraya yerleştiğini de söyledi. Mobilya sektörünün 325 milyon dolar ihracat gerçekleştirerek İnegöl’ün ihracatında yüzde 41 ile en büyük paya sahip olduğunu vurgulayan Metin Anıl, “İhracatta en büyük düşüş yüzde 41 ile orman ürünleri sektöründe yaşandı. Bunu yüzde 32 ile kimya, yüzde 13 ile tekstil, yüzde 5 ile mobilya, yüzde 3 ile otomotiv yan sanayi ve diğer sektörler takip etti. Makine ve metal sektörünün ihracatında yüzde 15, gıda sektörünün ihracatında da yüzde 5 artış gerçekleşti” diye konuştu.

    Türkiye’nin ihracatının bir önceki yıla kıyasla 157 milyar dolardan 144 milyar dolara düşerek yaklaşık yüzde 9 gerilediğini, ithalatında 242 milyar dolardan 207 milyar dolara düşerek yaklaşık yüzde 14 gerilediğini hatırlatan Metin Anıl, “İnegöl 2015 yılında Türkiye’nin ihracatının yüzde 0,5’ini gerçekleştirdi. İnegöl, 2015 yılında 789 milyon dolar ihracatla Türkiye’de iller arasında 21’nci, 269 milyon dolar ithalatla iller arasında 26’ncı, 1 milyar 58 milyon dolar dış ticaret hacmi ile iller arasında 22’nci, 520 milyon dolar dış ticaret fazlası ile de iller sıralamasında 6. sırada yer aldı. Mobilya sektöründe Türkiye’nin toplam ihracatı ise 2 milyar 167 milyon dolar olarak gerçekleşti” şeklinde konuştu.