Etiket: Faydası

  • Mustafa Kaplan: “VAR Türk futboluna ne verdi, ne faydası oldu, ne gibi artıları oldu?”

    Mustafa Kaplan: “VAR Türk futboluna ne verdi, ne faydası oldu, ne gibi artıları oldu?”

    Gençlerbirliği Teknik Direktörü Mustafa Kaplan, Fatih Karagümrük maçının ardından yaptığı açıklamada, “VAR Türk futboluna ne verdi, ne faydası oldu, ne gibi artıları oldu?” dedi.

    Gençlerbirliği, Süper Lig’in 19. haftasında evinde Fatih Karagümrük’e 3-1 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında maçı değerlendiren Gençlerbirliği Teknik Direktörü Mustafa Kaplan, “Bir kere sahadaki yapılan mücadele, özellikle oyuncularımın isteği ve arzusu, ben hepsinden memnunum. Risk alarak maçı da çevirmek istedik ama olmadı. Aslında bakarsan konuşacak çok şey var. Türk futbolu adına üzgünüm. Sahada futbol oynamaya çıkmış bir Gençlerbirliği vardı. Karagümrük’üde kazandıkları için tebrik ediyorum. Kazandılar. Onları kutluyoruz. İlk yarıda rakibe hiç pozisyon vermeden kendi yaptığımız bireysel hatalardan bir anda 2-0 geriye düştük. Biz genç bir takımız, genç oyunculara şans vererek ligimize devam ediyoruz ama bu genç oyuncularımızın emeğinin de saha da kaybolup gitmemesi lazım diye düşünüyorum. İlk yediğimiz golde, penaltı mı değil mi, içeride mi dışarıda mı? Ona bakmak lazım. Ben hep şunu söylüyorum VAR Türk futboluna ne verdi, ne faydası oldu, ne gibi artıları oldu? VAR’daki takım arkadaşlarımızın her maçta çok dikkatli olmaları lazım çünkü bir emek veriyorsun burada 90 dakika. Bu emeğin VAR’dan verilen bir kararla gitmesine biz üzülüyoruz. VAR’ında verdiği karar doğruysa saygı duyuyoruz. Ben maçı yöneten hakem arkadaşların yerinde olsam hep kendi bildiklerimi yaparım. VAR beni uyarıyorsa gidip karar verebilirim ona da saygı duyuyorum” diye konuştu.

    “Hakem arkadaşlarımızın İngiltere Ligi’ni izlemelerini tavsiye ederim”

    Kaybetmeyi düşünmediklerini belirten Kaplan, “Yine söylüyorum ikinci yarı bulduğumuz üretkenliğimiz, maçı kazanma isteğimiz, arzumuz hepsi yerindeydi ama ne yazık ki biz hücum yaparken yediğimiz üçüncü golde rakibin yarı sahasında oyuncumuza yapılan bir faul var. Yine VAR’ın verdiği bir karar var. Ben isterdim ki bugün maçı yöneten hakem arkadaşımız kendi kararlarını verseydi ama VAR’ın söyledikleri hakem arkadaşlarla aynı fikirde oldularsa saygı duyarım. Bütün hakem arkadaşlara ben hiç bugüne kadar kötü konuşmadım kötü konuşmam. Saygı duyuyorum. Onlar da futbolun bir parçasıdır ama üzüntü olan bizim bugün hiç kaybetmeyi düşünmediğimiz bir maçı kaybettik. Hakem arkadaşlarımızın İngiltere Ligi’ni izlemelerini tavsiye ederim. Ufacık şeylere düdük çalınmıyor orda ama biz bugün yapmak istediklerimizi ikinci yarı yaptık ama her şeye rağmen maçı da kaybettik. Bundan dolayı üzgünüz” şeklinde konuştu.

    “Türk hakemlerinin hepsine güveniyorum ama bu maçı tekrar seyretsinler”

    Maçın dördüncü hakemi ile yaşanan gerginliğe de değinen Mustafa Kaplan, “Bizim en büyük sıkıntımız 4. hakem arkadaşlarla. İnsan ister istemez maçın içerisinde kendi kaybediyorsun, çizgiyi aşıyorsun, bu normal. Bana göre 4. hakemlerin biraz tolerans sağlaması lazım. Kulaklıktan orta hakemi uyarıp, bize kart göstermesi bana göre doğru değil. İster istemez kartı gördükten sonra sen daha çok dikkat ediyorsun daha çok sakin olmaya çalışıyorsun ama biz de kenardan oyuncularımızı motive etmek için işimiz bu. Hakem arkadaş ‘Bize güvenin’ dedi. Evet ben Türk hakemlerinin hepsine güveniyorum ama bugün gitsinler bu maçı tekrar seyretsinler. Benim onlara da kırgınlığım dargınlığım yok ama ben tekrar söylüyorum futbol oynamak isteyen bir takım var. Bu takımı ne olursun frenlemeyelim” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Bakan Soylu: “Memleketimize bundan sonra da faydası dokunacak kahraman bir evladımızı kaybettik”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bugün Rize’de hiç beklemedikleri ve ummadıkları bir olayla karşı karşıya kaldıklarını belirterek “Üzüntümüz büyük. Çok sevdiğimiz aynı zamanda da gelecekte çok iyi bir yöneticilik yapacak kardeşimizi kaybettik” dedi.

    Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’nin makamında uğradığı silahlı saldırı sonrası şehit olmasının ardından beraberinde Bakan Yardımcısı Muhterem İnce, Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya, AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı ve Rize Milletvekili Muhammet Avcı ile birlikte Rize’ye gelen Bakan Süleyman Soylu, ilk olarak Rize Devlet Hastanesi’nde tedavileri süren ve saldırıdan yaralı kurtulan polislerin durumları hakkında bilgi aldıktan sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Bakan Soylu, konuşmasına “Hem milletimizin hem devletimizin hem de kahraman Emniyet Teşkilatımızın başı sağolsun” diyerek başladığı konuşmasında “Hiç beklemediğimiz ve ummadığımız bir olayla bugün karşılaştık. Yetişmiş devletimizin iyi yöneticilerinden birisi olan, aynı zamanda da hakikaten görev yaptığı her yerde kendisini sevdiren bir kardeşimizden bahsediyoruz. Tesellimiz şu Allah’tan geldik, Allah’a gidiyoruz. Görevi başında şehit oldu” diye konuştu.

    Yardımcılarından Personel Şube Müdürü Ercan Polat’ın ve korumasının sağlık durumları hakkında da bilgi veren Soylu “Şuanda sağlık durumu buraya geldiği andan biraz daha iyi müdahale devam ediyor. Duamız onun için. Altuğ kardeşimizin koruması olan Yiğitcan’ın da şuanda durumu biraz daha iyi. Onun müdahalesi bitti yoğun bakımda. Ercan Polat kardeşimizin müdahalesi halen devam ediyor. Ellerinden gelen bütün gayreti ortaya koyuyorlar” ifadelerini kullandı.

    Bakan Soylu’nun kelimeler boğazına düğümlendi

    Konuşmasında duygusal anlar yaşayan ve kelimeler boğazında düğümlenen Bakan Soylu “Üzüntümüz büyük. Tabi güvenlik mesleği sonuç itibariyle zor bir meslek. Bir taraftan terör ve asayişle mücadele edeceksiniz bir taraftan bu işlerle uğraşacaksınız. Çok sevdiğimiz bir aynı zamanda da gelecekte çok iyi bir yöneticilik yapacak kardeşimizi kaybettik” şeklinde konuştu.

    Saldırgan polis memurunun ifadesinin alındığını da kaydeden Bakan Soylu, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

    “İfadesinin üzerinden bir değerlendirme yapmak çok doğru olmaz. Hem arkadaşlarımız, hem başsavcımız gerekli ifadeleri aldılar. Bugün görüş günü. Emniyet teşkilatından genel usüldür. Personel ile talepler sözkonusu olursa görüşmeleri yaparlar. Teşkilat içerisinde çok uzun süredir süre gelen kaidedir. Saat 14.30 sıralarında görüşme gerçekleşmiş, bir takım taleplerde bulunmuş. Bu taleplerden sonra dışarı çıkmış. Ardından görüşme öncesi bıraktığı silah ve cep telefonunu alarak ani bir hareketle tekrar içeri girmiş. Personel müdürümüze daha sonra da il emniyet müdürüne bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Tabi burada koruma polisi dışarıdan olayı duyup müdahale edince bir el ateşle saldırganı yaralıyor. Saldırgan ondan sonra silahını bırakarak teslim oldu. Bundan sonrası başsavcılığımızın meselesidir. Biz hakikaten memleketi bundan sonra da faydası dokunacak bir kahraman evladımızı kaybettik.”

  • Kansere faydası ortaya çıkan kayısıya rağbet artıyor

    İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı tarafından geçtiğimiz günlerde deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmada, acı kayısı çekirdeği ve amigdalinin kanserli hücreleri öldürdüğü ve sağlıklı hücreleri yenilediğinin ortaya çıkması üzerine kayısı çekirdeğine talep arttı.

    Malatya Eski Şıra Pazarı’nda esnaflar kansere iyi geldiği söylenen çekirdeğe oluşan talebin iç piyasada yetersiz olduğunu belirterek, tanıtım noktasındaki eksikliğe vurgu yaptılar. Kayısıcı esnafı Ahmet Türkoğlu, yaptığı açıklamada kayısı çekirdeğinin içeriğindeki B17 sayesinde kansere karşı etkin olduğunu belirterek, çekirdeğin daha iyi tanıtılması gerektiğini belirtti.

    “Kayısının ve çekirdeğinin daha iyi tanıtılmasını istiyoruz”

    Malatya’nın en önemli geçim kaynağı olan kayısının hem içiyle hem de dışıyla tam bir şifa kaynağı olduğunu belirten Türkoğlu, “Malatya’mız kayısıyı tanıtma ve kalitesini arttırma konusunda biraz eksik ne yazık ki. Kayısı çekirdeğinin kansere karşı etkin olduğu bilimsel olarak kanıtlanmasına rağmen, biz hale bu ürünü pazarlama ve tanıtma noktasında istenilen yerde değiliz. Bildiği gibi çekirdek birçok ilacın yapımında kullanılıyor. Geçtiğimiz dönemlerde bilim insanlarımızın yaptığı araştırma sonucu çekirdeğin içeriğindeki B17 sayesinde kansere karşı iyi geldiği ortaya çıktı. Pakistan’da yaşayan Hunza Türklerinin uzun yaşamasının nedenleri üzerine yapılan bir araştırmada anlaşıldı ki buradaki insanlar kayısı çekirdeğini aşırı tüketiyorlarmış. Biz kayısının ve çekirdeğinin daha iyi tanıtılmasını istiyoruz” dedi.

    Malatya Şıra Pazarında 20 liraya satılan acı ve tatlı çekirdek, özellikle ilaç sanayide kullanılıyor.

    Araştırma büyük ilgi gördü

    İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi geçtiğimiz günlerde yapılan araştırmada, acı kayısı çekirdeği ve amigdalinin kanserli hücreleri öldürdüğü, sağlıklı hücreleri ise yenilediği belirlenmişti. Araştırma, Uluslararası Klinik Kimya ve Tıbbi Laboratuvarlar Federasyonu adına Türk Biyokimya Derneği’nce düzenlenen Dünya Laboratuvar Kongresinde büyük ilgi gördü.

    Çin amigdalini tamamen acı kayısı çekirdeğinden, ABD ve Meksika’nın ise acı bademden üretmesine karşılık bu madde Türkiye’de üretilmiyor.

  • Balıkesir Ziraat Odası Başkanı Sami Sözat: “İthalatın üreticiye faydası olmaz”

    Balıkesir Ziraat Odası Başkanı Sami Sözat düzenlediği basın toplantısında ithalatın çiftçiye bir fayda sağlamayacağını söyledi.

    Balıkesir Ziraat Odası Başkanı Sami Sözat düzenlediği basın toplantısında, hububatın hasat edildiği bir zamanda sıfır gümrükle yurt dışından ithalata izin vermenin ne ülkeye ne de üreticiye faydası olmayacağını ifade ederek, “Tam hasat zamanına girdik, hasat zamanı bir baktık ki 2-3 gün öncesi Bakanlar Kurulu kararnamesi yayınlandı. Gümrük vergileri aşağıya çekilmiş ve bazı kalemlerde de sıfır gümrükle Türkiye’ye canlı hayvan karkas et ve buğday hububat ithalatına müsaade eden bir kararname yayınlandı. Bu kararnameye göre birilerinin iktidar yanlısı birtakım siyasetçilerin bunun yanlış olduğunu söyleyebilmeli. Tam hasat zamanında böyle bir kararnamenin yayınlanması çiftçiye büyük bir darbe vuracağı çok açık. Seçimden önce sayın Başbakanımız çıktı bize çocuğa ninni söyler gibi bize bir takım ninniler söyledi. Ne denildi bu ninnilerde mazota yüzde 50 destek var, tohuma, gübreye destek vereceğiz dedi bu güne kadar bir şey görmedik. Tam bu sözlerle uykuya dalmıştık ki birde baktık bir tokat bir şamar bizi bağırtmaya başladılar. Hububatın tam hasat edildiği bir zamanda sıfır gümrükle yurt dışından ithalata izin vermenin ne ülkeye nede üreticiye faydası olmaz” dedi.

    Alınan bu kararın piyasada etkisini gösterdiğini belirten Başkan Sözat, “93-95 kuruş arasında seyreden hububat buğday alım fiyatı hemen 83 kuruşa düştü. Bugün haber aldık çoğu fabrika ekmeklik buğdayı yemlik fiyatına 75 kuruşa almaya başlamış. Yazık günah değil mi arkadaşlar. Bu çiftçinin emeğini böyle bir lüzumsuz yanlış bir politika ile ithalat iznini serbest bırakarak çiftçimizi mağdur etmenin sadece çiftçimize olan zararını değil ülkemize olan zararını da düşünmeliyiz. Bunun hem sosyal hemde ekonomik boyutu var. Bu fiyat bizi tatmin etmiyor bu fiyat bizim için zararına olan bir fiyattır. Bugün 1 kilo buğdayın maliyeti ne kadar hassas hesap yaparsanız yapın 110 veya 170 kuruş arasında gider gelir. Bu gün 1 kilo buğdayın maliyetini 1 liranın altına indirme imkanı yok. Böyle olunca biz 83-85 kuruşa 70 kuruşa buğday satarak bir daha buğday ekme arzumuz iştahımız olur mu?” şeklinde konuştu.

    “Süt yerlerde sürünüyor”

    “Son 10 sene içinde çiftçinin ürettiği ürünleri yurt dışından ithal edilmiş olması bizi üzüyor. Sadece yağ ithalatına son 10 yıl içinde 35-40 milyar dolar harcamışız. Buğdaya ise 18-20 milyar dolar harcanmış. Neden yabancı ülkenin çiftçisine veriyorsun bu parayı. Benim çiftçime ver buğdaya, yağa boğsun. Pamuk yanlış politikalar yüzünden ekilemez hale gelmiştir. Yaptığımız hesapla maliyetin üzerinde bir fiyat belirlendi o sene pamuk fazlamız oldu. Mısırda aynı şekilde oldu, Türkiye’nin ihtiyacı olan yemlik mısırımızı fiyat düşüklüğü nedeniyle ekmiyordu ama iyi bir fiyatla mısır üretimi fazlalık verdi. Bunlar denemiş uygulamalar dururken yanlış politikalar uygulanıyor anlamış değilim. Karkas etin gümrük vergilerindeki düşüşünden dolayı 29 lira olan karkas et dana fiyatı 26-27 liraya düştü. Hemen kiloda 1 lira kaybımız var. Bir yandan tarım ülkesiyiz diyoruz üretimimizi engelleyecek bir takım yanlış kararlarla darbe yiyiyoruz. Bir yandan hayvancılığımızı ileri safhaya götürelim diyoruz gayret sarf ediyoruz, yine bu yanlış uygulanan tarım politikalarından dolayı et geriye gidiyor. Sütü zaten konuşmuyorum 4 seneden beri yerlerde sürünüyor. Sütte kazanamayan çiftçimizin en azından ette ve tarlada kazanması lazım”

    Tarım işi yapan insanın tarımdan ayrıldıktan sonra bir daha tarıma dönmesinin çok zor olduğuna vurgu yapan Başkan Sözat “Tarım öyle bir alandır ki tarımdan çıkan insanın bir daha tarıma dönmesi mümkün değildir. Tarımda çalışan insan artık çıkar ben bu işi yapmıyorum derse bir daha tarlaya dönmez. Bu nedenle tarımda çalışan insanları koruyup kollamak ve gereğini yapmak lazım. Çaresini de söyleyeyim. Toprak Mahsulleri Ofisi diye bir kuruluş var. Ne güne duruyor? Gerçek maliyet esasına dayalı bir fiyat tespiti yapsın devreye girsin tüccarın eline bırakmasın. Duyduklarımız var, dış ülkelerden Rusya’dan bağlantı kurup gemiyle buğday getirtmek için sözleşmesini yapmış sanayici var. Alım yapmıyor durdurmuş. İstediği fiyattan verirsen alıyor, depolar boş. Depolarını bizim ürettiğimiz ürünlerle doldurmuyor. Dış ülkelerden gelecek sıfır gümrüklü buğdaylarla, indirilmiş gümrüklü ürünlerle doldurmak için maalesef bizim hasat zamanında pazarımıza ve fiyatlarımıza büyük bir darbe vurdu. Çiftçinin yüzü güler mi bu yıl derken çiftçi yine tokatı yedi, arkasından da yumruklar gelecek diye korkuyoruz. Oyumrukları kim vuracak bu yanlış politikalardan dolayı bankalar vurucak. Borçlar ödenmeyince icralar başlayacak. Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli hemen Toprak Mahsülleri Ofisini devreye sokmalı çiftçinin yüzünü güldürecek iyi bir fiyatla devreye sokmalı. Desteklemeler artmalı çiftçinin mağduriyeti giderilmeli diye düşünüyorum. Biz Katar değiliz 80 milyonluk ülkeyiz o yüzden yurt dışına gidecek olan 1 kuruşluk dövizi bile hesap etmek durumundayız”.

  • Ekonomi Bakanı Zeybekci: “Yeni sistemin CHP’ye de faydası olacak”

    15 sene alacak. Böyle uçlarda, farklılıklarda yer arayan Kemal Kılıçdaroğlu gibi liderlerden ve genel başkanlardan kurtulacak” dedi.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Isparta’da partisinin İl Danışma Meclisi toplantısına katılmak üzere Isparta’ya geldi. Bakan Zeybekci, Isparta’da referandum vurgusu yaptı. Yeni anayasa meselesinin AK Parti’nin değil milletin meselesi olduğunu kaydeden Zeybekci, “Tüm partilerin meselesidir. Bu milletin mensubuyum diyen herkesin meselesidir. Biz yeni bir sistem diyoruz. Siz niye karşı çıkıyorsunuz cek cak, ancak diyorlar. Bunun anlamı nedir biliyor musunuz? Bizim kendimizden umudumuz yok. Biz yüzde 51’i göremeyiz ondan karşı çıkıyoruz diyorlar. Türkiye’nin yüzde 75’i milliyetçi, muhafazakar, sağ. Sen kalkmışsın böyle bir sistemde Türkiye’de siyaseti normalleştiriyorsun, ayrı uçta durmaktansa belli bir merkezde milli bir menfaate topluyorsun. Topladın ötekiler ne olacak. Kendinden umudu yok. 100 sene boyuca bu memlekette CHP iktidara gelemez onu görüyorlar. Laf olsun diye söylemiyoruz bunu. Önümüzdeki 10 yıllık nesile baktığımızda yine milliyetçi, muhafazakar sağ kesim ortada. Bu yeni sistemin CHP’ye de faydası olacak. CHP’de aşırı uç, bu milleti gütmek isteyen bu milleti beğenmeyen CHP o ucu bırakacak. O CHP o uçtan kurtulacak ortaya gelecek. Bu bir 10-15 sene alacak. Böyle uçlarda, farklılıklarda yer arayan Kemal Kılıçdaroğlu gibi liderlerden ve genel başkanlardan kurtulacak. 18 yaş diyoruz. Kime ne zararı var. Ona takmışlar. Bayanlara büyük haksızlık yapılıyor. 18 yaşındaki kızımız Meclise gelemez öyle mi? Gelsin milletin evlatları Meclis’e. Seçme hakkı var da seçilme hakkı olmaz mı? Bu tekerlek tümsekte bu tekerlek tümseği geçerse bu milleti kimse tutamaz” dedi.

    “16 Nisan yeni bir 15 Temmuz’dur. 15 Temmuz gecesi gece saat 11’de dolu gibi üzerimize kurşun yağarken biz oradaydık” diyen Zeybekci, “Bu milletin evlatlarını tanklarla ezerlerken, biz de Meclise girmeye çalışırken üzerimize kurşun gibi yağmur yağdırdılar. Biz de milletin duruşu arkasında Meclisin vekilleri burada demek için oradaydık. Aynı bilinç ve şuurla 16 Nisan gününe kadar sandık başına sen gitmezsen kimse gitmeyecek, kimse beklemeyecek. Bu Isparta’nın önüne gelmiş altın fırsattı. Burada elde edeceğiniz oran Isparta’nın siyasetteki oranı olacak, değerlendirmesi olacak. Bu fırsatı da değerlendirin. 16 Nisan’da tekerliğin tümseği geçtiği muasır medeniyet yolunda herkesin koştuğu bir gün olacak inşallah” diye konuştu.

    “Mehmetçik en büyük ihanet planlarını bozmak için orada”

    Milletin yine işbaşında olduğunu çünkü her şeyin millete ait olduğunu belirten Bakan Zeybekci, “Biz bu milleti yönetmeye gelmedik. Hizmet etmeyi Cenab-ı Allah’ın verdiği şeref olarak kabul edip hizmet etmeye geldik. Başka bir gayemiz yok. Çünkü bu millete ancak hizmet edilir. Bu millet 3 bin yıldan eri bir kere bile teslim olmamış. Sadece Balkanlar’da 2 milyon şehit vermişiz. Serbest Bölgeler kanunu görüşmesinde bir CHP milletvekili El Bab’da şehitlere benim kınalı kuzlarıma bu ülkeyi her türlü terörist saldırıya karşı korumak, dünyanı en büyük ihanet planlarını bozmak için gidip orada olan Mehmetçiklerime ’onlar şehit değil’ dedi. ’Onların orada ne işi’ var dedi. Tüm şehitlerimize rahmet diliyorum. Onlar anlayamaz. Onlar bu ülkeye karşı oynanan oyunları anlayamaz. Onlar 15 Temmuzu anlayamazlar. 15 Temmuz Türkiye’yi güneyden saranların hadi siz de yapın diyerek talimat verdikleri ihanettir. Bugün benim Mehmetçiğim kim bayrağımıza yan gözle baktıysa onun tepesindedir. Dünyanın neresinde olursa olsun. Bazılarının gönül bağı, akılları,gözleri, kulakları kapalı. Şu andaki sistemle Cumhurbaşkanı istemese bakan müsteşar atanamaz. Isparta Milli Eğitim Müdürü de atanamaz. Bu kadar yetkisi var. Bu 18 maddelik değişiklikle Cumhurbaşkanını isterse milletvekilleri Yüce Divana gönderip her türlü hesabı sorabiliyor. Şimdi sadece TBMM kanun yapabiliyor” dedi.

    “Bu memleketin bankalarını kapatma şartı koymuşlar”

    2001 yılında bu ülkenin Başbakanı’nın çıkıp ‘Cumhurbaşkanı toplantıda bana Anayasa kitapçığı atıp hakaret etti’ dedi. Bu sözlerden sonra bu memleket yüzde 1000 faiz gördü. Kim ödüyor bunu? Biz ödüyoruz. 2002 yılında Türkiye’de toplanan 100 liralık verginin 87’lirası faize tefeye gidiyordu. Millet 3 Kasım 2002’de yeter söz milletin dediği andan itibaren bu memleket nereden nereye geldi? Bugün Türkiye’de toplana 100 liralık verginin 11 lirası faize gidiyor da Tayyip Erdoğan bize demediğini bırakmıyor. ’Faizle ilgili Hükümetle aynı görüşte değilim’ diyor. Doğru söylüyor. Milletten aldığımız o verginin 100 liranın tamamını milletin ihtiyaçları için harcayıncaya kadar mücadelemiz sürecek. Onlar faiz olsun istiyorlar. Bu memlekette güçlü iktidar olmasın istiyorlar. Koalisyon olsun iki üç parti olsun istiyorlar. Onlar devleti bankalarını paylaşsınlar. Bakanlıkları paylaşsınlar ve kendi yandaşlarına peşkeş çeksinler. Öyle bir tezgah kurmuşlar ki, Dünya Bankası ’size öyle bir Ekonomi Bakanı göndereceğiz ki eğer bakan evet demezse 10 bin lira bile Isparta’ya göndermeyeceksiniz’ diyor. Bu memlekete dışarıdan bir Ekonomi Bakanı gönderdiler. Nasıl planlamışlar bu oyunu. Bu milleti Halk Bankasını Ziraat Bankasını kapatacak, Vakıflar Bankası satılacak şartını koydular. Bunu merkezi Ekonomi Bakanlığıydı ve o gün bu şart kabul edildi. Vakıflar Bankası satışa çıkarıldı. En iyi teklif Fransa’dan geldi. Fransa’dan teklif verenler ’üstüne 750 milyon dolar koyarsan kasaya bedavaya alırım’ diyorlar. Bu millet 3 Kasım’da yeter dedi ya, bu milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan, var ya döndü onlara ‘Hani bana şart koştuydunuz ya. Halk Bankası ve Ziraat Bankasını kapatmıyor Vakıflar Bankasını satmıyorum’ dedi. Türkiye’nin en zengin bankası Vakıflar Bankası var ya 3 yıl ark arkaya dünyada en hızlı büyüyen dünyada bir numaralı banka oldu. Cumhurbaşkanımızın sözüyle ’at binenin kılıç kuşananın.’ Onların ne istedikleri anladınız. Onlar güçlü iktidar olmasın. Namerde muhtaç olan bir Türkiye istiyorlar” şeklinde konuştu.

    “Onların istedikleri Türkiye ilerlemesin”

    2013 mayısında IMF’ye olan borcun tamamının ödendiğini anımsatan Bakan Zeybekci, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’de faiz oranları yüzde 4,6’ya indi. Türkiye dünyanın en büyük havaalanı inşaatına başladı. 200 milyon kişiye hitap edecek bir havalimanı yaptığında THY artık dünyanın bir numaralı hava yolu şirketi haline gelecek. Çünkü tüm dünyanın havayolu ağı İstanbul’da toplanacak ve buradan dağıtılacak. Böyle olursa bazı yerlerde dengeler bozulacak. Havaalanındaki o toplanma ve dağılma bozulacak. Türkiye ikinci tüp geçidini yapıyor. 50 yıldır hayal edilen nükleer santraller kuruluyor. 2002’de el aleme avuç açan Türkiye 2013 yılına geldiğinde dünyadaki tüm mazlumlara en çok yardım yapan ülke haline geldi. Haziran ayına gelelim. Taksim’de trafik yer altına alınacak. Gürültü kirliliği ortadan kaldırılacak. Gezi Parkı’nda 8-10 ağaç dikilecekti. Gezi olaylarını başlattılar. Gezi olaylarının arkasına baktığınızda orada başkalarını görürsünüz. Gezi olaylarında hükümette ikinci havaalanı durdurulsun, üçüncü köprüden vazgeçilsin, tüp geçit durdurulsun taleplerini ilettiler. Hani ağaçtı. Hani Taksimdi. Dertleri başkaydı. Türkiye ilerlemesin, karışsın. Türkiye’nin başı dik olmasın Gezi olaylarında bunlar deşifre olunca baktılar olmuyor en yakından saldıralım dediler. Bir mahkemeye bin 80 sayfalık iddianame geliyor. 40 -50 çuvallık delil var. Bunlar için birkaç ay çalışılması gerekir. 15 dakikada karar çıktı. O havalimanı. Geçitleri, nükleer santralleri yapan 340 milyar dolarlık iş yapan işadamlarının mal varlıklarına el konulmasına karar verdi. Bu milleti dünya rezil etmek için o mahkemeden bu kararı çıkardılar. 17-25 Aralık’ta bu milletin en büyük düşmanı olan FETÖ artık kendisini saklamadı. Baktı gördü ki bu millet evlatlarının arkasında duruyor. 7 Haziran seçimlerinde akla gelen her türlü yalanı söylediler. 7 Haziranda seçimlerde millet ‘bunlar milletin dertlerini çözelim diyerek yola çıktılar bunları da bir görelim’ dediler. Biz milletin kararı başımızı üzerinde yeri var dedik. Geldiler mi. Hayır. 7 Haziran seçimlerine kadar 2001’de o anayasa kitapçığı atıldı diye 650 milyar dolar bu millet faiz ödendi.”

    “Kimse endişe etmesin”

    2002’de 230 milyar dolar olan Türkiye’nin milli gelirinin 2015’de 861 milyar dolara yükseldiğini kaydeden Bakan Zaybekci, “Türkiye yüzde 5.8 ila dünyada büyüyen ilk üç ülkeden biri oldu. Kim yaptı bunu AK Parti yaptı. Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Bugün alımla çalımla alnı açık başı dik yürüyebilecek tek parti AK Parti’dir. Elhamdülillah alnımız açık başımız dik. 15 Temmuz işgal girişimine rağmen 18 Temmuz’da bu ülkenin ekonomisi tıkır tıkır işliyordu. Bu ülke dünyanın en büyük 16’ınca ekonomisi haline geldi bu ülke. Allah’ın izniyle hedef dünyada ilk 10 Avrupa’da ilk üç. Nasıl olacak.İşte böyle olacak. 2002’de dış ticaret hacmi 87 milyar dolardı. 2015 sonunda 480 milyar dolar. Tayyip Erdoğan ’1 buçuk trilyon dolar yapın’ diyor. Yaparız. Endişe etmeye gerek yok. Türkiye’nin tüm bankaları Avrupa’daki 25 ülkenin bankalarından daha sağlam. Türkiye’de korkulacak bir şey yok. Bırakın orada, burada tv’de konuşulanları. Siz milletin adamlarını dinleyin. Türkiye Allah’ın izniyle hedef 2023 durmak yok yola devam” açıklamasında bulundu.

    Bakan Zeybekci’ye konuşması sonunda gül seti hediye edildi. Bakan Zeybekci, partililerle fotoğraf çektirdi.