Etiket: faturası

  • Pehlevan: “Ucuz etin faturası ağır olacak”

    TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, kırmızı et krizini ithalat yoluyla çözme girişimini eleştirerek “Halka Ucuz Et Yedirme Projesi” adı altında hayvancılığımızın tabutuna çivi çakılmakta olduğunu söyledi.

    Sorunun ithalat yoluyla çözülmesinin mümkün olmadığını kaydeden Pehlevan “Son yıllarda ülkenin gündeminden düşmeyen kırmızı et krizini ithalat yoluyla çözme girişimi, 30 Nisan 2010 tarihli Resmî Gazete‘de yayımlanan kararla EBK‘ye sığır eti ithalatı yapma yetkisinin verilmesiyle başlamış; aradan yedi yıl geçmesine ve 5 milyar dolarlık ithalat yapılmasına rağmen kriz aşılamamıştır. Sorunun ithalat yoluyla çözülmesinin mümkün olmadığı, ithalatın fiyatları düşürmediği yaşanarak görülmesine rağmen ithalat sarmalı halen devam etmektedir. Et fiyatları artmaya başlayınca, Ankara karkas et ithali için kapıları açmıştı. O kapı bir kapanır, bir açılır hale geldi. Sadece ette değil, her türlü tarım üretiminde fiyatlar yükselince Ankara, ithalatla halka ucuz gıda maddesi ucuz et yedirme adı altında yerli üreticinin ’terbiye’ edilmesini hedef alıyor. Ucuz ithalden sonra fiyatlar bir süre geriler ama ithalat yerli üreticiyi üretimden soğuttuğu için veya üretimden vazgeçirdiği için üretim azalır. Talebi karşılayamayan yerli üretime karşın ithalat artar sonunda İthalat üretimi caydırarak fiyatlarda kalıcı artışa yol açar. Bütün dünyada iktisat kurallarında işleyen bu durum ülkemizde yanlış politikalar ile hayata geçirilmekte ’Halka Ucuz Et Yedirme Projes’ adı altında hayvancılığımızın tabutuna çivi çakılmaktadır” dedi.

    “Hayvan varlığımız düştü”

    Türkiye’de her geçen yıl hayvan varlığının düştüğüne dikkat çeken Pehlevan, “1980 yılından bu yana ülkemizin nüfusu 45 milyondan 79 milyona ulaşmasına karşılık, toplam hayvan varlığımız ise 85 milyondan 56 milyon başa düşmüştür. 1940 yılında 100 kişi başına 55 olan sığır sayısının, 2016 yılında 18`e, aynı dönemde koyun sayısı 148`den 39`a, keçi sayısı da 95`ten 13`e inmiştir. Bu durum et sektöründe arzın talebi karşılayamayacağını göstermektedir. Kısa popülist çözümlerde ise halka ucuz et yedirmenin aslında ülke hayvancılığını öldürmenin yolu olan ithalat seçilmektedir. Uzman tüm kurum ve meslek odalarının itirazına karşın 2010 yılından itibaren Yükselen et fiyatlarını baskılamak üzere ithalat yolu seçilerek, önce canlı hayvan, ardından et, sonrasında da saman ve kurbanlık hayvan ithalatına izin verildi. Mayıs 2016’ya kadar 280 bin baş damızlık sığır, 1.5 milyon baş damızlık olmayan sığır, 2.4 milyon baş koyun-keçi ile 220 bin ton sığır eti ithal edildi. Toplam 5 milyar dolar ödendi. Buna rağmen kıyma 40 TL, Kuşbaşı 45. TL, Bonfile 55 TL civarına çıkmıştır. İthalat çözüm olmadı. Yapılan her ithalat ülkemizdeki üretime darbe vurdu. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, yüksek maliyetler nedeniyle kazanamayınca alandan birer ikişer çekildi. Yüksek fiyatların cazibesine kapılarak hayvancılık yapmaya teşebbüs eden ve sektörle alakası bulunmayan sermaye sahipleri ise kısa sürede iflasın eşiğine geldi. Yapılan her bir ithalat, getirilen her bir sığır iç üretimimize adeta bir darbe vurdu” diye konuştu.

    Pehlevan, asıl görevi üreticiyi desteklemek ve hayvancılığı geliştirmek olarak belirlenen Et ve Süt Kurumu aracılığıyla Polonya, Fransa ve Bosna Hersek`ten karkas sığır eti ithal edildiğini hatırlatarak “Son olarak Bakanlar Kurulu Kararı ile Sırbistan`dan 5 bin tonluk et ithalatı anlaşması yapılmıştır. Böylelikle Avrupa ve Güney Amerika çiftçisi desteklenmekte, Türkiye‘deki çiftçi devletin ithal eti ile rekabet edemediği için iflasa sürüklenmekte ve devamında göç ederek kırsal alanı boşalmaktadır. Son alınan kararla ülke genelinde belirlenen marketlerde ithal et satılacağı açıklanmıştır. Böyle bir uygulama başlangıçta tüketici açısından olumlu bir karar gibi görünse de uzun dönemde kendi üreticimize ve üretimimize büyük zarar verecektir. Son 7 yıldır yaşandığı üzere gelen ithal et sadece birkaç ay fiyatları yerinde tutabilmekte, sonrasında ise hızlı bir şekilde fiyat artışı yaşanmaktadır. İthalatın, ülkemizdeki hayvancılığı çökertmekten tüketicinin ise gittikçe daha yüksek fiyatla et yemesine neden olmaktan başka bir işe yaramadığı artık görülmelidir” şeklinde konuştu.

  • Geniş üretim ve güçlü arza rağmen dünyanın gıda ithalat faturası artıyor

    BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı Gıda Görünümü raporuna göre, gıda emtia fiyatları genel olarak istikrarlı seyrederken gıdayı ithal etmenin maliyetinin 2017 yılında 1 trilyon 413 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Bu da önceki yıla yüzde 6’lık bir artış ve en yüksek ikinci rekor olarak anlamına geldiği belirtildi.

    BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2017 yılı gıda görünümü raporunu açıkladı. Buna göre; yüksek ithalat faturası, gıda maddelerinin çoğunda artan uluslararası talebin yanı sıra nakliye ücretlerinin yukarıya tırmanmasından kaynaklandı. Endişe veren nokta ise gıda ithalat faturalarında görülen çift haneli artışların en az gelişmiş ülkeler (LDC) ve düşük gelirli gıda açığı olan ülkeler (LIFDCS) için ekonomik ve sosyal sonuçları.

    FAO Ekonomisti Adam Prakash, faturaların yükselmesi tam olarak daha fazla gıdanın satın alınması anlamına gelmediğini, çünkü ithal etmenin maliyeti önemli ölçüde yükseldiğini bildirdi.

    İthalat maliyetlerinin yükselmesi; stokların bol, hasat tahminlerinin güçlü ve gıda emtia pazarlarında arzın iyi olduğu bir dönemde geldi. Senede iki defa yayımlanan gıda emtia görünümü manyok, hayvancılık ve süt sektörleri, balık, bitkisel yağlar ve ana tahıl ürünlerini içeren temel gıda türlerinin pazarlarına yakından inceliyor. Üretim eğilimi geniş ölçüde güçlü seyrederken, uluslararası işlemlerdeki ortalama fiyatlar daha belirli eğilimleri gölgeleyebileceği kaydedildi.

    Örneğin, uluslararası buğday fiyatları değişmezken erişte ve makarna yapmak için yeterli protein içeren yüksek kaliteli popüler bir tür olan Amerikan Sert Kırmızı Bahar buğdayının fiyatı Temmuz 2017’da önceki yıla göre yüzde 40 daha yüksekti. Aromatik pirinç çeşitleri FAO Bütün Pirinç Endeksi’nden sekiz kat daha hızlı yükseldi. Aynı şekilde FAO Tereyağı Fiyat Endeksi 2017’de şu ana kadar yüzde 41 yükseldi. Bu, süt ürünleri fiyat endeksine göre üç kat fazla artış anlamına geliyor.

    Hayvancılık ve süt ürünleri sektörleri özellikle dinamik seyretti. Et ithalat faturasının bu sene 2016’ya göre yüzde 22 artarak 176 milyar Amerikan dolarına ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkacağı öngörüldü. Çin’deki daha sıkı çevre yönetmelikleri ve kalite kontrolleri bir daralmaya yol açmasına rağmen dünya süt üretiminin yüzde 1,4 artması bekleniyor. Bunda Hindistan’daki yüzde 4 genişleme önemli rol oynayacak.

    Dünya yağlı tohum yağları-bitki yağları ve hayvansal yağlar Düşük Gelirli Gıda Açığı Olan Ülkelerin ithalat faturalarında en geniş kalemi oluşturdu. Geçen seneki güçlü sezonun ardından bu sene kısmen yükselmesi bekleniyor. Ancak Kuzey Yarım Küre’de ekimlerin çok hızlı artmasına rağmen küresel soya fasulyesi üretiminin düşmesi bekleniyor.

    Tropikal meyveler için fırsatlar beliriyor

    Rapora göre; mango, ananas, avokado ve papaya ihracat hacminin bu sene toplam 10 milyar dolara varması öngörülürken tropikal meyveler böylece hızla küresel ticarette yıldız haline geldi. Üretimin neredeyse tamamına yakını gelişmekte olan ülkelerde genellikle beş hektardan küçük ölçekli çiftçiler vasıtasıyla gerçekleştiğinden bu meyvelerin popülaritesi yoksullukla mücadele ve kırsal kalkınma için gelecek vaat etti. FAO bu dört meyvenin üretiminin bu sene 92 milyon tona varması öngörürken bu miktar 2008 yılında 69 milyon tondu. Halen üretimin yüzde 95’i yerel olarak tüketilirken artan gelirlerin ve değişen tüketici tercihlerinin, özellikle eğer daha serbest ticaret ve daha iyi pazara erişim dağıtımdaki teknolojik kazanımları daha fazla canlandırırsa ihracat hacmini ciddi şekilde yükseltmesi bekleniyor. Tropikal meyvelerin ana üreticilerini; küresel mango üretiminin yaklaşık yüzde 40’ına ev sahipliği yapan Hindistan, dünyadaki ananas üretiminin büyük kısmını karşılayan Kosta Rika ile birlikte Çin, Brezilya ve Meksika oluşturuyor.

    Afrika manyok üretiminde rekor kırabilir

    Gıda Görünümü temel tahıl ve yağ bitkilerinin üretim, ticaret ve talebine dair kapsamlı analizler sağlamanın yanı sıra manyok eğilimlerini güncelledi. Manyok, küresel seviyede en hızlı genişleyen temel gıda maddelerinden biri olurken pirinç ve mısırdan sonra tropiklerde en önemli üçüncü kalori kaynağını oluşturdu. Sahra Altı Afrika’da üretim bölgede gıda ithalatına bel bağlamayı kontrol altına almayı amaçlayan çeşitli ticari genişleme programları sayesinde bu sene 156 milyon ton ile yeni rekora ulaşabileceği belirtildi.

  • Kayıt dışı istihdamın Türkiye’ye faturası 65 milyar TL

    Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA), Avrupa Birliği (AB) desteği ile yürüttüğü “OKA Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Ediyor-2” projesi ile Türkiye ekonomisinin yüzde 34’üne tekabül eden 65 milyar TL’nin ülke ekonomisinde kalması için çalışma yürütüyor.

    OKA tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği Koordinasyon Daire Başkanlığının desteği ile Samsun, Amasya, Çorum ve Tokat Bölgesinde yürütülen sigortasız işçi çalıştırılmamasına yönelik proje kapsamında binlerce kişiye ulaşılıp, kayıtsız istihdamın önemi anlatıldı. 65 milyar TL’nin ülke ekonomisinde kalması için çalışma yürüten OKA Planlama Programlama ve Koordinasyon Birim Başkanı İbrahim Ethem Şahin ile Proje Genel Koordinatörü Kübra Ceviz, projenin sonlanmasına yakın açıklamalarda bulundu.

    OKA olarak bugüne kadar 11 AB projesini başarıyla tamamladıklarının altını çizen İbrahim Ethem Şahin, “Türkiye’de 26 tane kalkınma ajansı var. OKA da bunlardan bir tanesi. Amasya, Samsun, Tokat ve Çorum illerinde bölgesel kalkınmayı sağlamak üzere, bölge için gelişmişlik farklarını azaltmak üzere faaliyetler yürüten bir kalkınma ajansıyız. Türkiye’deki kalkınma ajansları arasında ajansımızın en önemli farklarından bir tanesi de 2008’den 2017 yılına kadar olan 8-9 yıllık dönem içerisinde AB kaynaklı projelerde gösterdiği başarıdır. Bu çerçevede ajansımız 11 tane birbirinden farklı AB projesini başarıyla yürütmüş, uygulamış, bu çerçevede bölgemize 60 milyon euroya yakın dış kaynağın gelmesini sağlamıştır” dedi.

    “Sosyal güvencesiz çalışmanın ülkemize verdiği zarar 65 milyar TL düzeyinde”

    Kayıt dışı istihdamın ülke ekonomisine verdiği zararlar hakkında bilgiler veren Şahin, “OKA Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Ediyor-2 Projesi, daha önce uyguladığımız projenin devamı mahiyetindedir. Bu projedeki en temel hareket noktamız, sigortasız işçi çalıştırmanın ülkemiz ekonomisine verdiği zarardı. Sosyal güvencesiz çalışmanın ülkemize verdiği zarar 65 milyar TL düzeyinde. Ülkemizin toplam ekonomisinin yüzde 34’ü düzeyinde kayıt dışılık söz konusu. Biz bu proje ile ülkemize bu denli büyük zararları olan kayıt dışı istihdamla mücadele etmek, farkındalığı artırmak, bilinçlenmeyi sağlamak ve sonuç odaklı faaliyetleri gerçekleştirmek üzere bir dizi faaliyet gerçekleştirdik. Proje faaliyetlerimiz büyük ölçüde tamamlandı. Bu projelerde bize destek olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.

    “Gelecek nesilleri sigortalı çalışma konusunda bilgilendirdik”

    Proje kapsamında yapılan faaliyetler hakkında bilgiler veren Proje Koordinatörü Kübra Ceviz ise “Bu projenin en önemli hedef grubu öğrencilerdi. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerine çeşitli yollarla ulaşmayı hedefledik. Binlerce öğrenciye ulaştık. 2 bin ilkokul öğrencisine çizgi film izleterek sigortalı olmanın önemini anlattık. Onlardan çok iyi geri bildirimler aldık. Ailelerine sigortalı olmanın öneminden bahsettiler. Alo 170’i öğrendiler. Bu bizim için çok güzel bir geri dönüş oldu. Aynı hedef kitlesine bir de resim yarışması düzenledik. 267 resim yarışmaya katıldı. Öğrenciler resimlerinde kayıt dışı istihdamı çok güzel anlattılar. En azından gelecek nesiller sigortalı olma konusunda fikir sahibi oldular. İşletme sahiplerine devletimizin destek ve hibelerinden bahsettik. 147 işletme temsilcisiyle bu anlamda görüştük. 20 işletmeye işletme koçu desteği verdik. Onlar işletme koçlarımızla 400 saat bire bir görüşmeler yaptılar ve kapasitelerini güçlendirdiler. Bölgemizde bulunan 60 sendika temsilcisine çalışan hakları ve savunuculuk medya iletişim eğitimleri verdik. Proje kapsamında öğretmenler, imamlar ve muhtarlarla bire bir köylerde bilgilendirme yaptık. Bu faaliyetleri sosyal güvenlik uzmanlarıyla birlikte yaptık. Kayıtlı olmaları için neler yapmaları gerektiğini anlattık. Kayıt dışı çalışan herkese, ‘Kayıtlı olun, sigortalı olun, hayata kayıtsız kalmayın’ uyarısında bulunmak istiyorum” şeklinde konuştu.

  • Bursaspor’da ağır yenilgilerin faturası futbolculara kesiliyor

    Bursaspor’da son 3 haftada alınan ağır mağlubiyetlerin ardından bugün alınacak kararla 3 yada 4 oyuncunun kadro dışı bırakılacağı öğrenildi.

    Spor Toto Süper Lig’in 30. haftasında dün deplasmanda Çaykur Rizespor ile karşılaşan yeşil-beyazlı ekip, sahadan 6-0 mağlup ayrıldı. Son 3 haftada kalesinde 16 gören Bursaspor’da Teknik Direktör Adnan Örnek, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında kulüp başkanı Ali Ay ile görüşeceğini ve gerekenin yapılacağını söylemişti. Deneyimli teknik adamın bugün Özlüce Tesislerinde Başkan Ay ile bir araya geleceği ve yapılacak görüşmelerin ardından 3 yada 4 oyuncunun kadro dışı bırakılacağı öğrenildi.

    “Takımda oynamak istemeyen oyuncular var”

    Öte yandan Teknik Direktör Adnan Örnek, maçın ardından dönüş yolunda basın mensupları ile yaptığı sohbette takımdaki bazı oyuncuların maçlara çıkmak istemediğini söyledi. Bu isimlerden birinin golcü oyuncu Deniz Yılmaz olduğu bildirilirken, bu sezon 4 golü bulunan 29 yaşındaki oyuncunun yanı sıra 2 yada 3 oyuncuya daha kadro dışı kararı çıkacağı belirtildi.

  • Çekirdeksiz kuru üzümde erken hasadın faturası 100 milyon lira

    Türkiye’nin ihracatta dünya lideri olduğu ve yıllık ortalama 450-500 milyon dolar döviz geliri elde ettiği çekirdeksiz kuru üzümde erken hasadın verim ve kaliteyi düşürdüğü bu nedenle hasadın zamanında yapılması gerektiği dile getirildi. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli, “Türkiye’nin bu nedenle uğradığı zarar yıllık 100 milyon lirayı buluyor” dedi.

    Alaşehir Ticaret Borsası ev sahipliğinde, üretici ve diğer paydaşlara yönelik “Kurutmalık ve Sofralık Üzümde Yaşanan İhracat Problemleri” isimli toplantıda konuşan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli, kalite ve verim konusunda bilgi verdi. Altındişli, “Yapılan kuru üzüm analiz sonuçlarına göre, üzümlerin olması gereken şeker değerine ulaşmadan erken hasat edildiği, ayrıca kuru üzüm yetiştiriciliğinde de aşırı hormon kullanımının yaygınlaştığı görülüyor. Bu sebeplerden dolayı kuru üzüm verim ve kalite kayıplarına uğruyor. Türkiye’nin bu nedenle uğradığı zarar yıllık 100 milyon lirayı buluyor. Bir diğer önemli konu ise kuru üzüm ve sofralık üzüm üretimi baştan ayrılmalı ve ona göre süreçler takip edilmeli” diye konuştu.

    “Rusya ile krizin çözülmesi hayati öneme sahip”

    Alaşehir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Yılmaz Yıldırım, kuru üzümün fındıktan sonra en önemli ihracat ürünü olduğunu, Rusya ile ülkemiz arasında yaşanan gerginliğin sofralık üzüm ve kuru üzüm ihracatımızı olumsuz etkilediğini ve önümüzdeki dönemde çözülmesinin üreticilerce de beklendiğini, geçen yıl Chlorpyrifos da problem yaşadıklarını ama hep birlikte hareket ederek bu sonunu def etmeyi başardıklarını söyledi.

    Hedef 450 milyon dolarlık bir ihracat geliri

    Çekirdeksiz kuru üzümdeki kalıntı ve kalite sorunlarını hep birlikte masaya yatırmak üzere bir araya geldiklerini belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Almış ise, sektörün tüm paydaşlarının ürünün yüzde 85’ini ithal eden Avrupa Birliği’nin taleplerine göre hareket etmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. Ülkemizde üretilen 300 bin ton çekirdeksiz kuru üzümün yüzde 85-90’ının ihraç edildiğine işaret eden Almış, “İhraç ettiğimiz 250 bin ton civarı çekirdeksiz kuru üzümün yüzde 80-85 gibi çok önemli bir kısmını Avrupa Birliği ülkelerine ihraç ederek ülkemize döviz kazandırmaktayız. Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatımız, bir önceki sezonla kıyaslandığında, bugün itibariyle miktar bazında yüzde 40 artışla 185 bin tona, ihracat gelirimizin ise yüzde 4’lük artışla 285 milyon dolara geldi. Sezon sonunda 280 bin tonluk ihracata karşılık 450 milyon dolarlık bir ihracat gelirine ulaşmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Kuru üzümde iç tüketimi artırmalıyız”

    Kuru üzümde iç tüketimin de artırılmasının çok önemli olduğunu belirten Almış şöyle devam etti: “İhracatımızın sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi çok büyük önem taşımakta, Chlorpyrifos konusunda sürece geç müdahil olmamız sonucunda ülkemizin en azından 100 milyon dolar ihracat gelirinden oldu. Geçtiğimiz yıl, tüm paydaşlarla birlikte yapılan girişimler ve toplantılar sonucunda söz konusu etkili maddeyi içeren zirai ilaçlar Tarım Bakanlığımızca yasaklandı, üreticilerce ve bayilerce bağda kullanılmaması yönündeki girişimler ve çalışmalar da başarı ile sonuçlandı. Ancak, bu başarının bu yıl da artarak devam etmesi ihracatımızın devamı açısından son derece önem arz ediyor.”

    Bifenthrin limitleri düşürüldü

    Türkiye’nin çekirdeksiz kuru üzümde ihracatında dünya lideri olduğunu hatırlatan Nejat Almış, üreticilerce tercih edilen bağda salkım güvesine karşı önerilen bifenthrin etkili maddeli preparatların Avrupa Birliği üzüm maksimum kalıntı limitini 0.2 ppm’den 0.01 ppm’e düşürme kararı aldığı belirtti. Yeni limitlerin 23 Ağustos tarihinde yürürlüğe gireceği bilgisini veren Almış, üzüm üreticilerince bifenthrin aktif maddesinin zirai mücadelede tercih edilmemesi gerektiğini belirterek, şöyle konuştu: “Tarım Bakanlığınca yasaklanması yönünde girişimlerde bulunuluyor. Salkım güvesi ile mücadelede zirai ilaçlara alternatif biyoteknik mücadele metotları mümkün. Biyoteknik metotların kullanımı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yüzde 50-60 oranında destekleniyor. Üreticileri biyoteknik mücadele tekniklerini kullanmaya çağırıyoruz.”

    “İşimiz daha çok”

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, İzmir Ticaret Borsası, Manisa Ticaret Borsası, Alaşehir Ticaret Borsası ve Salihli Ticaret Borsası işbirliğinde numune alarak analizler yaptıklarını ifade eden Almış şunları söyledi:

    “Son 7 yılda olumlu yönde ilerleme kat edilse de işimiz daha çok. Çekirdeksiz kuru üzümümüzün değerini bulması için sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte çalışmalarımızı devam ettirmeliyiz.”

    “Yurtdışı imajımızı güçlendirmeliyiz”

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Şemsettin Özgür, sektörün tüm paydaşlarının birlikte çalışarak Türk üzümünün yurt dışı imajının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Özgür, “Rakip ülkelere kaptırılan pazarların geri kazanılması için hep birlikte özenli çalışarak, kullanılan pestisitleri en asgari düzeyde tutarak mücadeleye devam etmemiz gerekiyor” dedi.

    “Kuru üzüm çuval ipliğine kurban edilmesin”

    İhracatçıların kalite yönünden en büyük sorunlarından bir diğerinin ise çuval ipi sıkıntısı olduğunu söyleyen Şemsettin Özgür, sorunun çözümü için yol haritasını ise şöyle özetledi:

    “Kasa öncelikli olmakla birlikte eski, yıpranmış ve gübre çuvalı gibi bulaşık çuvallar kesinlikle kullanılmamalı, kaliteli temiz çuvalların tercih edilmesi hayati öneme sahip. Bu konuların çözümü için hep birlikte daha özenli davranarak sektörümüzün önünü açmalıyız.”

    “Tüm paydaşlar aynı gemide”

    Alaşehir İlçe Tarım Müdürü Tarık Memiş, çekirdeksiz üzümde üretici, aracı-tüccar, ihracatçı ve Bakanlık olarak tüm paydaşların aynı gemide olduğunu, ürettiğimiz ve ihracat ettiğimiz ürünlerin güvenli olması, ihracatımızın sürdürülebilir olmasının çok önemli olduğu, zirai mücadelede dozunda ve doğru ilaçları kullanmanın yanı sıra bakanlığımızca da desteklenen biyoteknik ve biyolojik mücadele yöntemlerinin de öne çıkarılarak arttırılması gerektiği, Bakanlık olarak Alaşehir bölgesinde 2015 yılında 160 adet, 2016 yılında 450 adet hasat öncesi örnek alınarak analiz edildiğini, 2017 yılında da 750 adet örnek almayı planladıklarını belirtti.

    Alaşehir Ticaret Borsası ev sahipliğindeki, “Sofralık ve Kurutmalık Üzümde Yaşanan Kalıntı ve İhracat Problemleri” isimli toplantıya; Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Manisa Gıda Tarım ve Hayvancılık Alaşehir İlçe Müdürlüğü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli, Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü, İzmir Ticaret Borsası, Alaşehir Ticaret Borsası, Manisa Ticaret Borsası, Salihli Ticaret Borsası, Ziraat Odaları, Tariş Üzüm Birliği ve Kuru Üzüm İhracatçıları, üreticiler, tüccarlar, zirai ilaç firmaları ve ilaç bayileri katıldı.