Etiket: Faruk

  • Faruk Alpaslan Güven Tazeledi

    Hızır Esnaf Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi’nin yapılan 4. Olağan Genel Kurulu’nda Başkan Faruk Alpaslan güven tazeledi.

    Milli Egemenlik Caddesi Seven Apartmanı’nda bulunan kooperatif hizmet binasında yapılan ve tek liste ile gidilen genel kurulda Faruk Alpaslan yeniden başkanlığa seçildi. Yönetim kurulu üyeliklerine ise Veysel Koç, Necip Yenigün, Burhan Baykın, Emre Aysan, denetim kurulu üyeliklerine Kerem Mando, Recep Samancı ve Nurgül Erdem seçildi. Genel kurul toplantısında bir konuşma yapan Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Alpaslan, amaçlarının Van esnafının sorunlarının çözümüne destek vermek ve zor zamanlarında yanında olmak olduğunu söyledi. Bölgede huzurun bozulması ile birlikte esnafın da ciddi sıkıntılar yaşadığına dikkat çeken Alpaslan, “Yıllardan bu yana tüm zorluklara göğüs gererek, yaşadığı sıkıntılara rağmen esnafımız ayakta durmaya çalışıyor. Bölgede yaşanan olaylardan sonra meydana gelen huzursuzluk esnafımızın işini de olumsuz etkiledi. Van’da halkımızın hayatını sürdürebilmesi, toplumun belkemiği olan esnafımızın ayakta kalmasına bağlıdır. Esnafımızın sorunlarının çözümünde destek olmak üzere, iş alanlarının genişletilmesi konusunda ilgili merciler nezdinde çeşitli girişimlerde bulunuyoruz ve her türlü desteği vermeye çalışıyoruz” dedi.

    Esnafın haksız rekabet ve ruhsatlandırmadaki belirsizlik nedeniyle önünü göremez hale geldiğine dikkat çeken Alpaslan, “Yıllardan bu yana esnaflık yapan meslektaşlarımız, ruhsatlandırma konusunda ciddi sıkıntı çekiyor. İlgili belediyelerden işyeri ruhsatları verilmeyen esnaf önünü göremiyor. Varlığını sürdüremez duruma düşürülen esnafımızın yaşadığı güvensizlik piyasayı olumsuz etkiliyor. Büyükşehir olan Van artık büyük bir köy görünümünden kurtulmalı. İşyerleri denetlenmeli ve kayıtsız bir şekilde çalışan esnaflar kayıt altına alınarak, kayıtlı esnafla yapılan haksız rekabetin önüne geçilmeli. Ayrıca yapılacak denetimler ile toplum sağlığının korunması için gerekli tedbirler alınmalı. Sağlıksız üretim yapan işyerleri önce uyarılmalı sonra de gerekli yaptırımlar uygulanmalı” diye konuştu.

    Vergi dairesi, belediye ve Emniyet Müdürlüğünü denetimlerini sıklaştırarak korsan çalışan taşımacılar ve esnaf ile ilgili gerekli tedbirleri almaya davet eden Alpaslan, “Vergi, işyeri ruhsatı, trafik ve oda kaydını yaparak meşru bir şekilde çalışan esnafımızın hakları teminat altına alınarak, 5262 sayılı yasada bulunan esnafımızın haklarını koruma yükümlülüğü yerine getirmeli. Korsan çalışanlar ile meşru çalışan esnafımız ayrıştırılmalı. Vergi dairesi, belediyeler ve Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere denetimlerini sıklaştırmalı ve korsan esnaflığın önüne geçerek, meşru şekilde esnaflık yapanların hakları korunmalı. Esnafımıza kimlik de dâhil her türlü belgeleri verilmelidir. Meşru şartlarda çalışan esnafımız bozulan piyasa koşulları ile beraber korsanlar tarafından yapılan haksız rekabet ile de başa çıkmak zorunda kalıyor. Bu da kazancı iyice azalan esnafımızı zor duruma düşürüyor. Bizler esnafımızı verdiğimiz uygun krediler ile desteklerken ilgili kurumlar da işsizlikten ve korsanlar tarafından yapılan haksız rekabet nedeniyle işleri iyice bozulan esnafımız her geçen gün Van’ı terk etme durumuna düşüyor. İlgili kurumları sorumlu davranarak denetimlerini aktif bir şekilde yapmaya ve piyasayı iş yapabilir duruma getirmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Taşıma sektöründe faaliyet gösteren esnafın daha önceden kazanılmış hakları korunmadığı için mağdur edildiğini belirten Alpaslan, “Yerel yönetimler başta taşıma sektöründe faaliyet gösteren esnafımız olmak üzere, birçok esnafımızın müktesep hakkı durumundaki ruhsatını vermiyor, bu bir yandan esnafımızı mağdur ederken diğer yandan da Van iş piyasasını olumsuz etkiliyor. Taşıma sektöründe önceden faaliyet gösteren araçların ruhsatları, çalışma esaslarını garantiye alınacak şekilde Van Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Koordinasyon Merkezi’nce bir an önce verilmesi gerekiyor. Hak etmeyenlere taşıma belgesi vererek hak sahipleri mağdur edilmemeli” dedi.

    Kooperatif olarak zor durumdaki esnaf ve sanatkâra krediler ile destek olmaya çalıştıklarına değinen Alpaslan, şöyle dedi:

    “Biz zor durumdaki esnaf ve sanatkârın derdine derman olmaya çalışırken yerel yönetimlerin keyfi uygulamaları ile esnafımızı düşürdüğü durum bizi mutlu etmiyor. Çünkü biz borçsuz, dertsiz, sorunsuz, sıkıntıları çözülmüş bir esnaf ve sanatkâr hayal ediyoruz. Taşıma sektörü başta olmak üzere tüm esnafımız, önceden kazandığı gelirin onda birini kazanamıyor. Kazandığı ile de ne araçlarını yenileyebiliyor, ne de işyerinin giderlerini karşılayabiliyor. İş döngüsünün durma noktasında olduğu, nakit sıkışıklığının en üst seviyeye çıktığı böyle bir ortamda, biz de esnafımıza destek olmak amacıyla uygun şartlarda ve esnafımızın durumuna uygun ödeme planı ile kredi desteği veriyoruz. Bu kritik süreçte esnafımızın ayakta kalmasını sağlayarak, huzur ve refahın sağlandığı bir ortam oluşuncaya kadar esnafımıza olan desteğimizi sürdüreceğiz. Amacımız, hiçbir insanımızın işini, aşını ve umudunu kaybetmemesidir.”

    Faizsiz ve faizli olmak üzere iki türlü kredi seçeneği olduğunu, 20 bin lira ile 75 bin lira arasında değişen miktarlarda kredi verdiklerini belirten Alpaslan, “30 bin TL’ye kadar faizsiz ve 75 bin TL’ye kadar düşük faizli aylık veya üç aylık vadelerle esnaf ve sanatkârımızın tercihine göre geri ödemeli kredi seçeneklerimiz var. Önceden KOSGEB’den sıfır faizli kredi ya da hibelerinden hiç kullanmamış olan esnaf ve sanatkarımız iki kefil ve ipotek ile 30 bin TL faizsiz kredi kullanabilir. Bu kapsamda kullanılacak olan kredilerde 60 aya kadar vade imkânının yanında ayda veya üç ayda bir ödeme imkânı da var. Herhangi bir faiz oranı uygulanmamaktadır. İki esnaf kefil ile ipoteksiz 20 bin TL’ye kadar, iki memur kefil ile ipoteksiz 25 bin TL’ye kadar, basit usulde vergi mükellefi iki kefil ve ipotek ile 50 bin TL’ye kadar, yıllık gelir vergisine tabi olanlar da iki kefil ve ipotek ile 75 bin TL’ye kadar kredi kullanabilir. 60 aya kadar vade imkânının yanında ayda veya üç ayda bir ödeme imkânı da var. Bu kapsamda verilen kredilerden ilk yıl yüzde 0.40, sonraki yıllarda yüzde 0.50 faiz oranı uygulanmaktadır” şeklinde konuştu.

  • Gıda Tarım Ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Adana’da Ortak Akıl Toplantısına Katıldı

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Türkiye sınırını ihlal ettiği için düşürülen Rus uçağı yüzünden yaşanan krizi Rusya’nın farklı alanlara taşıyarak iki ülkenin tarım sektörüne, dolayısı ile çiftçisine fatura ettiğine dikkat çekerek, “Sözün ona büyük devlet Rusya’nın krizi çiftçinin üzerine faturaya dönüştürmesi inanılır bir şey değil. Düşürülen uçağın domatesle, çiftçiyle ne alakası var” dedi.

    Bakan Çelik, Adana milletvekilleri, mülki idare amirleri, üniversiteler, bakanlık merkez birimleri ve ilgili kuruluşlar, bölge müdürleri, bakanlığa bağlı kuruluşların müdürleri, sektör temsilcileri ve çiftçilerin katılımıyla düzenlenen Akdeniz Bölgesel Ortak Akıl Toplantısı’na katıldı.

    Toplantıda konuşan Bakan Çelik, angajman kurallarını ihlal eden Rus uçağının düşürülmesinin ardından başlayan krize de değinerek, “Uçak kriziyle başlayan sorunlarla karşı karşıyayız. Gönül bu meselelerin bu noktalara taşınmasını arzu etmezdi. Türkiye olarak, bu meseleyi kendi mecrasında, yaşanan uçak olayı çerçevesinde değerlendirilmesini arzu ederdik. Ama sözüm ona büyük devlet olduğunu iddia eden Rusya’nın konuyu nereye taşıdığını ibretle izliyoruz. Konunun çiftçi narenciye domatesle buğdayla ne alakası var? 750 milyon dolarlık bi ihracat yapıyoruz Rusya’ya evet. Ama 3 milyar dolarlık bir ithalat söz konusu. Bu rakamlara baktığınızda 3-4 misli daha fazla ithalat yaptığımız ülkenin çiftçisi de yine çiftçi. Gelir düzeylerini hepimiz biliyoruz; Dünya da, ülkemiz de, bölge de, Rusya da. Bu faturayı çiftçiye kesmek kadar yanlış bir şey olamazdı. Ama sözüm ona büyük devletin bunu çiftçinin üzerine faturaya dönüştürmesi inanın anlaşılır bir tablo olmadığını özellikle bu birliktelik vesilesiyle ifade etmek istiyoruz. Hala Türkiye sabırla konuyu takip ediyor ve aklı selimin hakim olmasını bekliyoruz. Ve sağduyunun hakim olmasını istiyoruz. 2 dost ülke, birçok alanda ilişkilerimiz olduğu Rusya ile ilişkilerimizin normalleşmesi ve bu duygusal ortamdan Rusya’nnı çıkmasının bölge ve ülkemiz için yararı olacağı kanaatindeyiz. Çok şeyler söylendi, yaşandı. Ama Türkiye gerçekten büyük devlet olmanın sorumluluğunu sürdürüyor. Lafla büyük devlet olunmuyor icraatle oluyor. Türkiye büyük devlet olmanın tüm gereklerine ortaya koymuş durumda. Cumhurbaşkanımıza tüm ülkeyi yönetenlere şükranlarımı sunuyorum. Fevri ve hissi değil. Uçak düştü onu konuşalım. Eğer ihlal yoksa Türkiye gereğini yapsın. İhlal ettiyseniz siz gereğini yapın. Bu meselenin domates, portakalla ne ilgisi var. Ama bu kadar basit bir yaklaşımın kenarından geçmeyip çok başka alanlara konuyu taşıdılar. Hala ben aklı selimin gecikmeli de olsa hakim olacağı içerisindeyim.”

    DÜNYADA 5 MİLYAR HEKTARLIK TARIM ALANININ 1,3 MİLYARI KULLANIMDA

    Tarımın insanlık adına önemine vurgu yapan Bakan Faruk Çelik, dünyada yaşayan 7 milyar insanın 3 milyarının direk tarıma bağlı olduğunu ancak dünyada var olan 5 milyar hektarlık alanın sadece 1.3 milyarının kullanıldığını kaydetti. Bu rakamın yüzde 28 olduğunu ifade eden Bakan Çelik, buna karşın dünyada 2 milyar insanın açlık ve yoksullukla karşı karşıya olduğunu anlattı. Bakan Çelik, buna rağmen dünyada her yıl 12 milyon hektar tarım arazinin yok olduğuna dikkat çekerek insanoğlunun kendi bindiği dalı kestiğini söyledi. Tarımsız yaşanamayacağının altını çizen Faruk Çelik, bu gidişle yakın gelecekte petrol savaşlarının, yerini gıda savaşlarına bırakacağını söyledi. Çelik, dünyada yaşayan 3.5 milyar insanın servetinin 62 dünya zengininin servetine eşit olduğunu örnek gösterip Kızılderili atasözünü hatırlatarak “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kuruduğunda, son balık öldüğünde paranın yenmeyen bir şey olduğunu herkes anlayacak ama iş işten geçmiş olacak” dedi.

    Paranın bir kağıt parçası olduğunu ve ancak karşılığı varsa bir anlamı bulunduğunun altını çizen Bakan Faruk Çelik, şunları söyledi:

    “Alacak varsa karşılığı varsa paranın bir anlamı var. E portakal yok, domates de yok, buğday da yok, ekmek de yok; ama para çok. Ne yapacak para hiçbir anlamı var mı? Karşılığı olduğu için anlamı var, karşılığını ortadan kaldırdığınız an anlamı olmadığını göreceksiniz Rusya’da domatesin tanesinin 6 lira olduğunun düşünürseniz, olmadığı zaman anlamı yok. 3-5 kuruşa alacağınız domatesin tanesi 6 lira olursa yarın 60 lira olursa para bir anlam ifade etmiyor. Karşıdaki mala göre şekil alıyor.”

    “KAPALI KAMPÜSLER İÇİNDE BİR ÜNİVERSİTE ANLAYIŞINDAN ÇIKMAMIZ GEREK”

    Bilimin ve üniversitelerin önemine dikkat çeken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, şöyle devam etti:

    “Türkiye olarak bizim düşünmemiz gerekiyor. Bilginin öncülüğünde bilim. Ee, ben bilirim. Sen bilirsin. Ben bilmem kardeşim. O yüzden üniversitelere sesleniyoruz, her alanda tarımda da sanayide de siyasette de her alanda birikimlerini toplumla gençlikle nesillerle ülkenin yetkilileriyle paylaşma noktasında olmalılar. Artık kapalı kampüsler içerisinde bir üniversite anlayışından çıkmamız gerek. Toplumun tüm kesimleriyle buluşuyoruz. Önümüzdeki dönemde üniversitelerde hocalarla bir araya geleceğiz. Doğrusu nedir? onu alıp bazen de söke söke alacağız. O doğruları tarım ve hayvancılık sektöründe bu bilimsel verilerin kullanması konusunda çaba ve gayret içerisinde olacağız. Bilgi teknoloji ve insan kaynaklarımızı çok iyi değerlendirmek zorundayız. Dünya piyasasında rekabette tarım ve hayvancılıkta ve bu alanda var olabilmenin çıkış yolu budur. Yalnız kendimiz için değil gelecek nesillerin bize emanetidir. Bize emanet olan bu coğrafya ve bu toprakları yine gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde teslim etmemiz gerekiyor. Yani sorunları torunlara bırakmamalıyız.”

    Türkiye’de halen 3 milyon çiftçiyle 114 milyon ton bitkisel üretim gerçekleştirildiğini kaydeden Bakan Çelik, “Tarımsal gayrı milli safi hasılamız 36 milyardan 125 milyara ulaşmış bulunuyor. Tarımsal ihracatımız 16.8 milyar dolar. Baktığınızda iyidir bu rakamlar. Ama yeterli olmadığını ifade ediyorum. Daha çok almamız gereken yol var. Daha çok çal gerekiyor” dedi.

    Toprakların öncelikli olarak korunması gerektiğinin altını çizen Bakan Çelik, çiftçiliğin vasıfsız bir meslek olduğunu savunanlara “Hepimiz köylü çocuğuyuz ve köylü çocuğu olmaktan da gurur duyuyoruz” diye seslendi.

    LİSANSLI DEPOCULUK AKTİF HALE GELECEK

    Eğitime dikkat çeken, teşviklere değinen Bakan Çelik, bundan böyle TİGEM arazilerinin damızlık ve tohum yetiştiriciliği konusunda öncü olma noktasında daha çok ağırlık vereceklerini kaydetti.

    “Bu dönem süt üretimimiz birkaç ay fazla olacak. Laktasyon dönemi ve 18.5 milyon ton belki de biraz üzerine çıkmış durumdayız. 1.15 kuruş olarak fiyatını belirledik. Sut tozuna destek verirseniz biz bunu süt tozuna dönüştürürüz dediler. 4 bin lira destek veriliyordu. Bunu bugün 4 bin 500 liraya çıkarttık. Alın süt tozunu yapın dönüştürün ve zaten talebiniz de buydu 500 lira daha artırıyoruz. Bitkisel ve hayvansal üretimde TMO ve et süt kurumu önümüzdeki dönemde önemli rol oynayacak. TMO’nun depoculuktan çıkması noktasında çalışmaları Gümrük Bakanlığı ile hızlı şekilde sürdürüyoruz. Biz yine depolayacağız ama piyasadaki regulasyon görevini yapma adına yapacağız. Yeni depolar hızlı bir şekilde yapılacak, ama lisanslı depoculuğun aktif hale geldiği döneme geçmiş olacağız. Et süt kumru da piyasaya regülasyon açısından müdahaleleri olacak.”

    13 YILDA 79 MİLYAR DESTEK VERİLDİ, 2016 YILINDA 11,6 MİLYAR VERİLECEK

    Desteklemelerle ilgili de konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2016 yılında bitkisel ve hayvansal alanda toplam 11.6 milyar TL destek vereceklerini kaydederek, “13 yılda çiftçiye 79 milyar desteğin yapıldığını da unutmayalım. Şimdi de yalnız 2016 da 11,6 milyar. Mazot ve gübredeki KDV’yi de eklersek 14 milyarı aşan destekten bahsediyorum. Önümüzdeki dönem bunları bir verim esasına göre değerlendireceğiz ve belki hayvancılık desteği 50 kaleme çıktı, 3-4 kalemde toplayacağız bunları.”

  • Faruk Kalkavan: “Emlak Sektöründe 2016’nın Parlayan Yıldızı Yabancılar Olacak”

    Faruk Kalkavan emlak sektörüne yönelik 2016 öngörülerini açıkladı.

    Emlak sektörünün önemli isimlerinden Self Investment Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Kalkavan, emlak sektörünün 2016’da önceki yıllara göre daha hareketli geçeceğini söyledi. Özellikle yabancı yatırımlarının sektörde adından sıkça söz ettireceğini söyleyen Kalkavan, “Sektörün ileri gelenleri 2015’e göre kıyaslamalı bilgiler veriyor. Aktarılan bilgilere göre, 2016, 2015’e göre daha olumlu ve satışların daha yoğun gerçekleşeceği bir yıl olacak” dedi.

    Faruk Kalkavan, “Geçtiğimiz yılın özellikle ikinci ve üçüncü çeyreğinde sektörde durgunluk gözlemlendi. Bunda seçimin büyük etkisi var. Sadece yatırımcılar değil, konut almayı ya da konut değiştirmeyi düşünen müşteriler de beklemede kaldı. Herkesin önünü görmek istediği, belirsizlik ortamının bir an önce değişmesinin gerektiği bir dönemden geçtik. Buna rağmen son çeyrekte sektörümüz canlandı ve hareketlilik yaşadık. Bununla birlikte son çeyrekte yaşanan bu canlılık, sektörün beklentileri ile örtüşmedi çünkü beklentiler yüksekti. Bu bağlamda 2016, bu beklentinin ve satış oranlarındaki beklentinin karşılandığı bir yıl olacak. 2016, geride bıraktığımız seneye göre satışlarının yüzde 20 dolaylarında artacağı bir yıl olacak” dedi.

    YURT DIŞINDAN GELEN YATIRIM KONUTLARIN EN AZ YÜZDE 20’SİNE TALİP

    Geçen sene emlak sektöründe yaşanan gelişmeler sektörün beklentilerini tam karşılamadı. 2016 için emlak sektörünü değerlendiren Self Investment Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Kalkavan, sektörde yaşanması olası gelişmeler hakkında şu bilgileri verdi: “2016’nın henüz ilk çeyreği bile bitmedi şimdiden büyük yatırımların yapıldığını görüyoruz. Bu sene hem yerel hem de yabancı yatırımcıların önemli ölçüde alım yapacağını öngörüyoruz. Son beş yılın istatistiklerine bakıldığında emlak sektöründe önemli satın almaların ve canlılığın olduğu çok rahat bir şekilde izlenebiliyor. Bu sene ise çıta biraz daha yükselecek. Özellikle yabancı müşterilerin satın alma hacminde önemli bir artış olacağını düşünüyoruz. Bunun nedenleri arasında istikrar, uygun bir pazar ve giderek değerlenen emlak sektörü sayılabilir. Yabancı yatırımcılar açısından Türkiye oldukça verimli bir pazar. Her fırsatı değerlendirmeye çalışan yabancı yatırımcılar olduğu gibi, büyük arazi, AVM, otel gibi farklı ve özel yatırımlar yabanlar da mevcut. Konuta ilgi gösteren yabancı müşterilerin ise bu sene daha fazla alım gerçekleştireceğini söyleyebiliriz. 10 ve üzerinde konut alıp kiraya verenler olduğu kadar, özellikle henüz gerçek değerini bulmamış lokasyonlarda arazi alanlar da mevcut. Sonuç olarak bu sene emlak sektörü için verimli ve karlı bir yıl olacak. Satış oranları konusunda bir oran vermek gerekirse 2015’e göre en az yüzde 20 seviyelerinde bir artış göreceğiz. 2016, aslında geçen sene yaşanan durgunluğun telafi edildiği bir yıl olacak”.

    “EMLAK SEKTÖRÜNDE 2016 YABANCILARIN YILI OLACAK, SATIŞLAR İKİYE KATLANACAK”

    Emlak sektörünün, son birkaç yılda oldukça hareketliğini söyleyen Kalkavan, sadece yatırımcılar için değil, vatandaşın da özellikle takip ettiği bir sektör olduğunu söyledi. Geçen sene yapılan seçimlerden önce pusuda bekleyen yatırımcıların artık kesenin ağzını açtığını ve büyük ölçekli alımlara başladığını belirten Kalkavan, “2016 yılında her zamanki gibi yerel yatırımlar ve alımlar yine olacak ama bu seneyi diğerlerinden ayıran başka bir beklenti var. Uzmanlar, 2016’da emlak sektöründe yabancı yatırımın hiç olmadığı kadar varlığını hissettireceğini ifade ediyor” ifadelerini kullandı.

    Faruk Kalkavan, emlak sektörü için önemli bilgiler verdi. Türk konut piyasasının 2016’da uçuşa geçeceğini söyleyen Faruk Kalkavan, Türkiye’nin yabancı yatırıcılar için cazibe merkezi olduğunu söyledi.

    Faruk Kalkavan, “7 Haziran seçimler emlak sektörü için bir el freni oldu. Yatırım çekilemeyen bölgelerde yaşanan durgunluk, belirsizlik ortamında bizim de başımıza geldi. Olması gerekenden uzun süren istikrarsızlık tedirginliğe yol açtı. Cebinde parası olan yatırımcı istediği halde emlak sektörüne yatırım yapamadı, konut, arsa alamadı. Şu anda ise böyle bir durum yok. Türkiye emlak sektöründe yabancı ilgisi çok ve büyük bir ilgi var. 2015 yılına nazaran 2 katı bir satın alımın yapılacağını bekliyoruz. 2016, bu yüzden emlak sektörü için çok hareketli geçecek” diye konuştu.

    Emlak sektöründe daha hacimli yatırımların ve satın alımların mümkün olduğunu aktaran Self Investment Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Kalkavan, “Eğer damga vergisi konusu çözülürse, tapu harçları düşürülürse sektör şaha kalkar. Sektörümüzün bazı teşviklere ihtiyacı olduğunu söylemek istiyorum. Örneğin yabancıya satılan konutların döviz girdisi işlemler arasına girmesi mümkün olsa, eminiz ki beklediğimizden daha fazla satış gerçekleşir. Beklentilerimiz, 2016’da geçen yıla oranla en az iki kat daha fazla konutun satılması ama bu bahsettiklerimiz hayat geçirilirse emlak sektörü rekora gidecektir. Gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını önemle tekrar hatırlatıyoruz çünkü Türkiye bunu hak ediyor” dedi.

    “YÜKSEK GELİRLİ YATIRIM EMLAK SEKTÖRÜNÜ BEKLİYOR”

    Self Investment Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Kalkavan, yatırımcılar için ise şu açıklamada bulundu: “Yatırımların özellikle Körfez ülkelerinden ve Arap Yarımadası’ndan gelecek. Geçtiğimiz yıllarda yatırımlar yine bu bölgelerden geliyordu ama bu eğilim değişmeye başlıyor. Yatırım yapanlar artık orta ve üst gelirli, varlıklı kişi ve gruplardan geliyor. Dolayısıyla yapılan yatırımların hacmi de artacak. Bu yatırımlar Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayacak. Bazı lokasyonlarda bilhassa dikkat çeken bir yatırım söz konusu. Öyle ki 800 konutun 500’ünü, bin 200 konutun bin tanesini hemen alan yatırımcılar var. Arap yatırımı konur sektörünü dönüştürmeye devam ediyor. Artık siyasi belirsizlikler sona erdi. Yatırımın artık önünde herhangi bir engel yok. Olabildiğince önü açık olan emlak sektörünün önümüzdeki günlerde dinamik, enerji ve kar dolu günlere gebe olduğunu söylemek mümkün”.

  • Faruk Çaturoğlu, Seçim Bildirgesini Değerlendirdi

    AK Parti Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu, son çıkan kanuni düzenlemelerle ilgili basın açıklaması yaptı.

    AK Parti’nin Seçim Beyannamesindeki ve Hükumet Programında yer alan taahhütler başta olmak üzere, ülkenin ihtiyaç duyduğu yeni reformları hızlıca hayata geçirmeye başladığına dikkat çeken Çaturoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

    “Geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kanunlaşarak hayata geçirdiğimiz Partimizin vaatleri şunlardır. Söz verdiğimiz gibi sosyal güvenlik destek primini kaldırdık, yaşlılık aylığı alıp da çalışanlar bundan sonra sigorta primi ödemeyecekler. Muhtarlarımızın maaşlarında artış sağlanmıştır. Yeni iş kuran gençlerimize üç yıl boyunca gelir vergisi muafiyeti sağlanacaktır. Gençlere ücretsiz sağlık hizmeti sağlanmaktadır. Basit usulde vergilendirilen esnafın yıllık 8 bin TL’ye kadar kazançlarından vergi alınmayacaktır. Öğrenim gören gençlerimizin pasaport harcı kaldırılmaktadır. Memurların doğum sonrası ücretsiz izin süreleri memuriyet kıdeminde dikkate alınacaktır. Kadın memurlara doğuma bağlı olarak ilk çocukta 2 ay, ikinci çocukta 4 ay, üçüncü ve üzeri çocukta 6 ay yarı zamanlı ve tam ücretli çalışma hakkı getirilmektedir. Doğum yapan memurlar için, üç yaşını doldurmamış olan bir çocuğu evlat edinmiş olan memurlar için ya da böyle kişilerin eşi olan memurlar için istemeleri halinde 8 haftalık izin süresinden sonra belli süreler boyunca yarı gün mesaisi mümkün hale gelmektedir. Evlat edinen memurlara, kullandıkları bu izinlerinin bitiminden sonra kullanılmak üzere isterlerse 24 aya kadar aylıksız izin hakkı verilmektedir” şeklinde konuştu.

  • Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik:

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “İhtiyaç olduğunda spekülatif hareketlere karşı et ithalatını gerçekleştirme imkanımız var. Ama bu bizim önceliğimiz değildir. Bu ithal edeceğimiz anlamına gelmez, ama her zaman ithal edebiliriz anlamı taşıdığını belirtmek istiyorum” dedi.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, Tarımsal Yayımı Geliştirme Projesi (TAR-GEL) çalışanlarının mesleki ve özlük haklarının diğer personeller ile eşitlenmesine ilişkin antlaşmayı imzaladı. İmza töreninden sonra et zammı ile ilgili açıklamalarda bulunan Çelik, et ithalatı sinyali verdi.

    “SPEKÜLATİF HAREKETLERE KARŞI ET İTHALATINI GERÇEKLEŞTİRME İMKANIMIZ VAR”

    Et üreticilerini zarara uğratacak hiçbir uygulama içerisinde olmayacaklarını vurgulayan Çelik, “Spekülatörlere dönük ise her zaman elimizi güçlendirecek argümanları elimizde tutacağımızı da spekülatörlerin bilmesini istiyorum. İhtiyaç olduğunda spekülatif hareketlere karşı et ithalatını gerçekleştirme imkanımız var. Ama bu bizim önceliğimiz değildir. Bu ithal edeceğimiz anlamına gelmez, ama her zaman ithal edebiliriz anlamı taşıdığını belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

    ÇELİK, TAR-GEL PROJESİNİ İMZALADI

    TAR-GEL projesi ile 10 bin personelin istihdam edildiğini belirten Çelik, “Artık arazide bizzat üreticiyle, çiftçiyle beraber olacak olan 6 bin bakanlık personeli, 10 bin de bu proje çerçevesinde istihdam edilen TAR-GEL personelinin arasında, özlük ve mesleki haklar arasında hiçbir fark kalmayacak şekilde bugünden itibaren çiftçimizin hizmetinde olacaktır” diye konuştu.

    “TARIM BÜRODA DEĞİL SAHADA İCRA EDİLİR”

    “Tarım büroda değil, masada değil sahada icra edilir” ifadelerini kullanan Çelik şunları kaydetti:

    “Bu yönüyle de hem il, ilçe personelimizin hem de TAR-GEL personelimizin bu saatten sonra ağırlıklı görevleri masada değil, tüm personelimizin sahada olacak şekilde çalışmalarımızı dizayn edeceğiz. 16 bin personelimiz arazide bütün üretimin safhalarında var olacaklar. Gerek bitkisel üretim, gerekse hayvansal üretim ile ilgili olarak, ülkemizin en ücra noktasında ne olup bittiği ile ilgili bu 16 bin personel bizim gözümüz kulağımız olacak.”