Etiket: Farkı

  • İkinci tura çıkan Fransız Cumhurbaşkanı adaylarının farkı ve benzer yönleri

    Fransa’da Cumhurbaşkanlığı seçiminde Emmanuel Macron ve Marine Le Pen’in ikinci tura çıkışı 2002 yılında UMP Adayı Jacques Chirac ve Marine Le Pen’in babası FN adayı Jean Marie Le Pen’in ikinci tura çıkışını hatırlattı.

    Fransa’da Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda seçilen “Yürüyüş” Hareketinin lideri Emmanuel Macron ve aşırı sağ parti Milli Cephe (FN) Adayı Marine Le Pen Fransa’da tarihi bir tekrar yaşatacak. İlk turun gecesinde başlayan “Le Pen’e karşı birlik” mesajları 2002 yılında Cumhuriyetçilerin (LR) o dönemki ismiyle UMP Adayı Jacques Chirac ve Marine Le Pen’in babası FN adayı Jean Marie Le Pen’in ikinci tura çıkışını hatırlattı. Chirac ve “baba” Le Pen’in karşı karşıya kalması Fransa’da aşırı sağın ikinci tura çıkması şok yaratmış ve tüm Fransa’yı Chirac adaylığı altında toplamıştı. O dönemde FN seçmenleri bunu gizleyip utanç duyarken bugün FN afişlerini gururla taşıyan genç ve yaşlı Le Pen destekçileriyle karşı karşıyayız. Chirac’da görüldüğü gibi bu seçim de Fransa’nın, Macron’un adaylığı altında toplanacağı görülüyor. Birçok önemli siyasi sima şimdiden Macron oyu kullanacağını ifade etmişken Le Pen cephesinde seçimler kazanılabilir bir “Challenge” olarak görülüyor.

    Macron ve Le Pen kim?

    39 yaşında olan Macron, Sosyalist Hükümetin Ekonomi Bakanlığını yürüttü. Eski Maliye sorumlusu olan Macron’un lise döneminde edebiyat öğretmeni olan Brigitte Trogneux ile sevgili olduğu, ardından 2007 yılında evlendiği biliniyor. Nörolog doktor babadan ve yine doktor bir anneden olan Macron, bugüne kadar hiçbir seçimde yer almamıştı.

    49 yaşındaki Marine Le Pen ise, eski bir Avukat. Irkçı söylemleri ile bilinen ve Milli Cephe’nin (FN) eski lideri olan Jean Marie Le Pen’in ve Irkçı liderden ayrıldıktan sonra skandal fotoğraf pozları ile gündem olan manken Pierette Lalanne’ın kızı olan Marine Le Pen babasının siyasi hayatı boyunda her daim yanında bulundu. Siyaseti babasıyla öğrenen ve yerini alan Marine Le Pen babasıyla kırılma yaşayıp fazla aşırı sağ söylemleri yüzünden kendisini partiden ihraç etmişti. FN partisinin imajını baştan aşağıya yenileyen ve dinamikleştiren Marine Le Pen daha önce birçok seçimde yer alsa da Milletvekilliği dışında Macron’un aksine daha önce Bakanlık görevi yapmadı.

    Macron ve Le Pen’in neredeyse karşıt programları:

    İki adayın da Fransa ve dünya politikaları büyük farklılıklar gösteriyor. Macron Euro-liberal bir ekonomi anlayışına sahipken Le Pen daha milliyetçi ve korumacı bir politika gözetiyor. Milli Cephe (FN) adayı Le Pen, Euro bölgesinden çıkış ve yerli malına sahip çıkmayı önceliği haline getirdi. AB’den de çıkış için referandum teklif eden Le Pen’e göre, böylece AB’ye Fransa’nın yaptığı maddi katkı Fransa’da kalacak. Ayrıca yabancı işçilere ayrı uygulamalar öngören aşırı sağcı aday, mültecilere sağlık yardımını ve her türlü masrafı keseceğini belirtti.

    Macron sağ, sol veya merkez ayrımı olmaksızın herkese hitap edecek bir siyaset yürütmeyi ve büyük yeniliklerle ekonomiyi canlandırmayı planlarken, Le Pen tüm değişimleri önce “soydan” Fransız olanların iyiliği için öngörüyor.

    Çevrecilik konusunda ise Macron, sosyalist geçmişi gereği biraz daha hassas ve ilgili bir politika gözetiyor. İki aday arasındaki bir diğer önemli fark ise Le Pen’in Rusya ile yakınlığı ve Fransa- Rusya için öngördüğü işbirliği. Macron Cumhurbaşkanları arasından Rusya’ya karşı olan nadir adaylardan biriydi. Macron için Rusya ile AB anlaşabilir fakat Ukrayna’da ateşkes için Minsk Anlaşmasına uymamasının cezalandırılmasından yana.

    Macron’un büyük fark ile yenmesi bekleniyor

    Pazar akşamı gerçekleştirilen iki ayrı anket, ikinci turda Emmanuel Macron’un büyük fark ile kazanacağını gösteriyor. İpsos Sopra Steria’nın Ceripof ile yaptığı anketler Macron’un yüzde 62 oy ile yüzde 38’e karşı Marine Le Pen’i büyük farkla yenmesi bekleniyor.

  • Çeşme TOKİ’de yüksek fiyat farkı yargıya taşınıyor

    İzmir’in Çeşme ilçesi Reisdere Mahallesi’nde yapılan TOKİ konutlarında, başvuru fiyatı ile teslim fiyatı arasındaki yüksek fiyat farkı yargıya taşınıyor.

    TOKİ Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneğinin girişimleri ile başlatılan hukuk mücadelesinin ilk adımında hak sahipleri avukatlarla buluştu. Çakabey Kültür Merkezinde gerçekleştirilen buluşmada hak sahipleri merak ettikleri soruları avukatlara yönelterek yanıt aradı. Avukat Şehrazat Mercan ve Hadi Genç, TOKİ konutlarındaki başvuru fiyatı ile teslim fiyatı arasındaki fiyat farkının fahiş olduğunu vurgulayarak izlenecek hukuksal yol hakkında hak sahiplerine açıklama yaptı.

    “Fahiş fiyat artışının mantığı yok”

    2013 yılında TOKİ konutları için yapılan başvuru sırasında belirtilen fiyatla geçtiğimiz ay açıklanan teslim fiyatı arasında çok yüksek fiyat farkı olması nedeniyle hak sahiplerinin dava açma haklarının doğduğunu ifade eden avukat Şehrazat Mercan, “Bunun iki yönden sakat bir işlem olduğunu düşünüyoruz. Birincisi, devletin TOKİ’deki görevi ve buradaki yapılan işin amacı, Çeşme’de gayrimenkul değerlerinin çok yüksek olması sebebiyle konut sıkıntısı olan çalışan, dar gelirli kesimin konut sahibi olmasını sağlamak. TOKİ’nin de işlevi budur. İkincisi ise bu yüksek fiyat farkı ile dar gelirliyi konut sahibi yapma amacından uzaklaşılmış olunuyor. Söz verildi mi sözünde durulmalı. Söz, sözleşmeyi getirir. Yani başvurunuzu aldıklarında açıklanan bir rakam var. Bu rakamın, sözleşme aşamasına gelindiğinde çok fahiş bir miktara çekilmesinin, bize göre mantığı yok. Bir kere, maliyet artışları inandırıcı değil. Ayrıca bu fiyat artışı, TOKİ’nin dar gelirliyi ev sahibi yapma amacını karşılamıyor. Yani sizlerin karşılayabileceği bir miktar değil. Bunlardan yola çıkarak, dernek yöneticileri geldiklerinde biz de dedik ki; ’Size İdare Mahkemesinde bir iptal davası açmak için bir dilekçe hazırlarız. O dilekçeye rağmen gerekli düzeltmeyi yapmazlarsa veya yapmıyorum diye cevap verirlerse, zımni ret işleminin iptalini dava edebiliriz ve kazandığımız takdirde de fiyatları indirmeleri gerekir.’ Şunu da belirtmek istiyorum, hakkınıza sahip çıkın. Hukuka güvenin. Hukuk istemekten vazgeçmeyin” açıklamasını yaptı.

    “TOKİ’nin kuruluş amacına aykırı”

    Avukat Hadi Genç de yaptığı açıklamada, dernek yöneticilerinin kendilerine konuyu aktardıklarında, mevzuatı inceleme gereği duyduklarını belirterek, “Toplu konut, gerçekten yararlı bir müessese. 1985’lerden beri uygulanagelen ama sürekli değişen, değiştikçe de kurumların çeşitli mevzuat değişiklikleri çerçevesinde, vatandaşın külfetinde de farklılıklar oluşturan bir mevzuat. Devletin Toplu Konut İdaresini kurmaktaki amacı, gerçekten evsiz, peşin para vererek veya kısa vadelerle konut edinmesi zor olan vatandaşlara, devletin de imkanlarını kullanarak, özellikle hazine arazilerini kullanarak arsa bedelini ucuza mal edip, ev sahibi yapmak. Dernek yöneticilerinin bize getirdikleri başvuru belgesini ve internet ortamında, TOKİ’nin açıkladığı fiyatları karşılaştırdığımızda, gerçekten çok fahiş fiyat farklarının olduğunu tespit ettik. Ayrıca yapılacağı açıklanan konut sayısından 127 tanesinin eksiltilerek bin 27 konut yapılmış. Vatandaşların şifahi olarak fiyat farklarını öğrenmeye çalışması sırasında, belediyenin 4 kat yerine 3 kat istemiş olması, arsa bedellerinin artması gibi baştan savıcı cevaplar verildiğini öğrendik. Bu çerçevede savcılığa ve Kaymakamlığa yapılan başvurular olduğu da açıklandı. Bunun mevzuata aykırı oluşunun yanında en önemli unsur, TOKİ Kanunu’nun amacına aykırı olduğudur. TOKİ’nin kuruluş amacı, evsiz vatandaşı ucuza ev sahibi yapmak. Biz, yeni fiyatlandırmanın bu amaca aykırı olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede de dava açma hakkınızın olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Avukatların, hak sahiplerinin Kaymakamlığa verdikleri itiraz dilekçelerinin cevaplarını aldıkları tarihten itibaren 60 gün içinde dava açma hakları olduğunu açıklamalarının ardından toplantı sona erdi.

  • Başbakan Başdanışmanı Şen: “16 Nisan’ın 15 Temmuz’dan bir farkı yok”

    Başbakan Başdanışmanı Mustafa Şen, 16 Nisan’ın 15 Temmuz’dan bir farkının olmadığını söyledi.

    Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Platformu Derneği Başkanı ve Başbakan Başdanışmanı Mustafa Şen, 16 Nisan’da yapılacak referandum çalışmaları kapsamında Sinop’a geldi. Sinop Ahmet Muhip Dıranas Uygulama Oteli’nde Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Platformu Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri ile bir araya gelen Mustafa Şen yaptığı konuşmada, “16 Nisan’ın 15 Temmuz’dan bir farkı yoktur diye düşünüyoruz. 15 Temmuz neyse bizim için 16 Nisan da aynıdır diye düşünüyoruz. Dün Giresun’daydık, bugün buradayız, yarın İstanbul, ertesi gün Çanakkale’de olacağız. Bütün süreyi illerimizde farklı programlarda vatandaşlarımızla bir araya gelerek geçirmeye çalışıyoruz. Biraz da bu evet, hayırın ne olduğuna değinmek istiyorum. Çok açık söyleyeyim ki hayır kelimesi bir yalanlar üzerine kurulmuş, yalanlar uydurulmuş ve bu yalanlara inanılmış ve bu yalanlar üzerinden hareket ediyorlar. İşte diktatör yalanın en büyük yalanı tek adam yalanı. Kral olacaksın, padişah olacaksın gibi yani akla ziyan bir mantıkla insanın söyleyemeyeceği laflar söylüyorlar. Metni okumadıklarını konuşmalarından anlıyoruz. Her şey ortaya çıkıyor ya da metni gösterdiğiniz zaman ‘gerçekten böyle miydi’ falan diyorlar. Hakikat üzerine bir söylem geliştirilmiyor” dedi.

    Toplantıda AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş de bir konuşma yaptı.

  • İlaçta kur farkı sorunu

    Son bir buçuk aydır, birçok ilaca ve özellikle yurt dışından ithal edilen ilaçlara ulaşmakta yaşanan döviz kur farkının oluşturduğu sıkıntı, yeni düzenleme ile ortadan kalktı.

    Tekirdağ Eczacılar Odası Başkanı Tolga Çetinkaya, ilaç bulmada günümüzde az da olsa yaklaşık bir buçuk aydan beri bir yokluk yaşandığını, bunun sebebinin ise devletin ilaçlara uyguladığı fiyat politikası olduğunu kaydetti. Ocak ayında alınan bir kararla, ilaçların fiyatlarının belirlenmesinde kullanılan euro değerinin 2,11 liradan 2,34’a çıkarılması ve bu değişikliğin 60 gün içinde etiketlere yansıtılacak olması dolayısıyla bazı ilaç firmalarının elindeki ilaçları piyasaya sürmediğini anlatan Tekirdağ Eczacılar Odası Başkanı Tolga Çetinkaya, “Tabi bu sürede firmalarda piyasanın açlık yaşamasını istediğinden olduğunu tahmin ediyoruz ve dolar ve eurodaki artışında çok fazla olması ham madde ve ilacın dışarı bağımlılığından dolayı yokluğuna sebebiyet verdi. Özellikle eczaneler ve depolar aracılığıyla yapılmış herhangi bir şey olmadığı düşünülüyor. Ecza kooperatiflerinin de bu konuda herhangi bir etkisi olması mümkün değil. Zaten sağlıkçıların ve eczacıların esas amacının halkın sağlığını ön planda tutmak olduğunu düşünürsek burada stokçuluk gibi bir durumun olması söz konusu değil” ifadelerini kullandı.

    “Özellikle dışa bağımlı olduğumuz ilaçlarda sorun yaşadık”

    Son bir buçuk ayda, birçok ilacın tedarik edilmesinde sorun yaşandığını kaydeden Başkan Çetinkaya, “Özellikle tansiyon ilacından, kanser ilacına, aşılardan özellikle yurt dışına bağımlı olduğumuz birçok üründe yokluk yaşadık. Mümkün olduğu kadar hastalarımıza yardımcı olmaya çalıştık. Fakat sıkıntı çeken, mağdur olan çokta hastamız oldu. Bu gün itibari ile bu sağlık otoritesi, fiyat kararnamesindeki hatayı da kabul etti ve yeni bir kararname ile ilaç zammı geldiğinde 5 gün içinde uygulama kararı alındı. Böylelikle bu 60 günlük bekleme süreci ve oluşabilecek firmalar kaynaklı ilaç yoklarının da önüne geçilmiş olduğunu düşünüyoruz. Bundan sonra inşallah böyle bir şey yaşamayacağımızı tahmin ediyoruz” diye konuştu.

    Eczacı Adem Tunç ise zaman zaman kur farkından kaynaklanan, özellikle yabancı firmaların Türkiye’ye getirmediği bazı ilaçlar olduğunu söyledi. Bu ilaçların hastalar tarafından sürekli kullanıldığını belirten Adem Tunç, “İthalat olmadığı zaman bizde tedarikini yapamıyoruz depolardan, vatandaş mağdur oluyor. Bize de bu konuda niye yok diye soruyorlar, dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz. Devletin sabit bir euro kuru var, bu şu an 2.40’lar civarında, normalde baktığımızda ise 4 lira gibi bir euro kuru var ama bu kur farkından kaynaklanan fiyat düşüklüğünden dolayı yabancı firmalar bazı ilaçları Türkiye’ye getirmeme kararı alabiliyorlar. Bununla ilgili de vatandaşlarımız ve bizler mağduruz. Şu anda yüzde 10 gibi bir iyileştirme yapıldı, o yüzden bu tür sıkıntılar çok azaldı, bir iki kaleme kadar düştü. Şu an daha iyi durumda” ifadelerini kullandı.

  • Ordu Milletvekili Gündoğdu: “FETÖ’nün DEAŞ’ten farkı yoktur”

    Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Türk Delegasyonu Üyesi ve AK Parti Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu, FETÖ’nün DEAŞ’ten farkı olmadığını ifade ederek, “Terör sadece bir bölgeye ya da ülkeye değil, tüm dünyaya ve insanlığa zarar vermektedir” dedi.

    KEİPA Hukuki ve Siyasi İşler Komitesinin 48’inci toplantısı Antalya’da başladı. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşen ve Azerbaycan, Rusya, Romanya, Bulgaristan, Gürcistan, Yunanistan, Ermenistan, Moldova ve Ukrayna’dan parlamenterlerin katıldığı KEİPA Hukuki ve Siyasi İlişkiler Komisyonu Toplantısında konuşan KEİPA Türk Delegasyonu Üyesi ve AK Parti Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu, “FETÖ, DEAŞ kadar tehlikelidir. Hatta daha sinsi yöntemler kullanmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye tüm terörist oluşumların karşısındadır”

    Gündoğdu, “Son dönemde ülkemizin yanı sıra, Avrupa’dan Afrika’ya, Orta Doğu ve Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada meydana gelen terör saldırıları, terörizmin ulaştığı küresel boyutları gözler önüne sermiştir. Yüz yıllardır farklı terör örgütlerinin hedefi olan ülkemiz, terörle mücadelede uluslararası işbirliği ve dayanışmanın yaşamsal önemini çok önceden idrak etmiştir. Ülkemiz, sadece Türkiye’yi hedef alanlar için değil, uluslararası güvenliğe tehdit oluşturan tüm terörist oluşumlara karşı da aynı sağlam duruşu sergilemektedir. Her ne sebeple olursa olsun, terör örgütleri arasında ayırım yapmak ve seçici davranmak kesinlikle kabul edilemez. Türkiye, tüm uluslararası platformlarda bu gerçeği ısrarla vurgulamaktadır. Türkiye, içeride ulusal güvenliğimizin gerektirdiği tedbirleri, hukuk devleti ve ceza adaleti temelinde kararlılıkla alırken, uluslararası planda da aktif çaba içerisindedir. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin bütün terörle mücadele sözleşmelerine ve protokollerine taraftır. Yine, Avrupa Konseyi çerçevesinde geliştirilen terörizmle mücadele alanındaki sözleşme ve protokollere de taraf olmuştur.” dedi.

    “Tüm dünya FETÖ ile mücadele etmelidir”

    Türkiye’nin aynı anda birçok terör örgütüne karşı aktif mücadele içinde olduğunu belirten Gündoğdu, “Bir taraftan PKK, PYD ve DHKP-C, diğer taraftan ise DEAŞ ve FETÖ gibi din temelli olduklarını iddia ettikleri sapkın örgütlere karşı ciddi çalışmalar yapmaktayız. Dünyanın FETÖ’yü daha iyi anlaması gerekli. Bu örgüt geleneksel terör yöntemlerinden daha farklı bir yol izliyor. Ülkelerin içinde bir paralel devlet kurarak devleti ele geçirmeye ve çökertmeye çalışıyorlar. Türkiye Cumhuriyetini ele geçiremeyen FETÖ, darbe girişimi ile işgal hamlesinde bulundu. Tanklar ile sivil halkı şehit ettiler. Helikopterlerden açılan ateşle ve jetlerden atılan bombalarla masum insanlara kıydılar. FETÖ tüm dünya için bir tehdittir. Biz gerekli uyarıları tüm ülkelere yapıyoruz. Ülkemiz, farklı coğrafyalarda gerçekleştirdiği eylemlerle uluslararası güvenliği tehdit eden El-Kaide bağlantılı, dini istismar eden terör örgütleriyle de mücadelede ulusal düzeyde her türlü tedbiri en etkin şekilde almakta ve uluslararası alanda sürdürülen çabalara katkıda bulunmaktadır. Türkiye, El Kaide ve bu örgütün ideolojisinden etkilenen DEAŞ başta olmak üzere El Nusra, El Şebab gibi radikal grupların da hedefindedir. Tam bir ateş çemberi içinde bırakılan Türkiye’nin bu ateşe çekilmeye çalışıldığı açıkça ortadadır. Irak’ı, Mısır’ı, Suriye’yi Somali’yi Brezilya’yı karıştıran karanlık odakların oyunları Türkiye’de işe yaramamıştır” diye konuştu.