Etiket: Farkı

  • Zabıtadan, fiyat farkı ve gramaj denetimi

    Siirt Belediyesi zabıta ekipleri, döviz kurlarındaki hareketlilik bahanesiyle bazı ürünlerin fiyatlarında artış yapılarak ’haksız kazanç’ elde edilmesini engellemek amacıyla denetimlerini sürdürüyor.

    Zabıta ekipleri, markette rafları dolaşarak etiketleri inceleyip fahiş oranda fiyat artışı yapılıp yapılmadığını tespit ediyor. Marketlerde yapılan denetimlerde zabıtalar, ürünlerin reyon etiket fiyatlarıyla kasadaki fiyatlarını karşılaştırdı. Denetimlerde ayrıca, satışa sunulan ürünlerin gramaj kontrolleri de yapıldı. Zabıta ekipleri, reyon fiyatıyla kasa fiyatının farklı çıktığı marketler hakkında idari yaptırım tutanağı uygulandı.

    Siirt Belediye Başkan Yardımcısı Ali Aytek, incelemenin ardından yaptığı açıklamada, tüketici haklarının korunması amacıyla denetimler yaptıklarını söyledi. Aytek, “Siirt Belediye Başkanlığı olarak düzenli olarak denetimlerimizi yapıyorduk. Daha önce hijyen ve ürünlerin son kullanım tarihlerini kontrol ediyorduk. Türkiye’de yaşanan krizden sonra zabıta müdürlüğü ekiplerimiz marketlerde fiyat kontrolü yapıyor. Şuan gördüğümüz bazı eksikler zabıta müdürlüğü ekiplerimiz tarafından tespit edilerek idari yaptırım tutanağı uygulandı. Siirt Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri olarak denetimlerimiz sıkı bir şekilde devam edecek. Burada vatandaşlarımız rahat olsunlar. Vatandaşlardan ricamız alışveriş yaparken gözlerine çarpan bir anormallik varsa bunu ilgili birime iletsinler. Bizlerde belediye olarak her türlü işlemi yapmaktan geri kalmayacağız” dedi.

  • Firmalar kur farkı zararından korunacak

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı İbrahim Burkay, şirketlerin kur farkı zararına karşı hukuken korunmasına dair önemli bir düzenlemenin daha hayata geçirildiğini belirterek, “Sermaye kaybı veya borca bataklık hesaplanırken kur farkı zararları 1 Ocak 2023 tarihine kadar dikkate alınmayacak. İş dünyamızın talepleri doğrultusunda önemli bir düzenlemeyi uygulamaya alan hükümetimize şükranlarımızı sunuyorum” dedi.

    Başkan Burkay, Türkiye’nin döviz merkezli saldırılara maruz kaldığını hatırlatarak, ekonomi yönetiminin finans ve bankacılık sektörleriyle birlikte reel sektörü de kapsayan düzenlemeleri hayata geçirmesinden büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Şirketlerin kur farkı zararına karşı koruma altına alınmasını talep ettiklerini hatırlatan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, “Resmi Gazete’de de yayımlanan düzenlemeyle şirketlerimizin sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararları 1 Ocak 2023 tarihine kadar dikkate alınmayacak” diye konuştu.

    Türkiye ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini dile getiren İbrahim Burkay, şunları kaydetti: “Bu süreçte üretim ve ihracattan asla vazgeçmemeliyiz. Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan Bursa’da, Odamızın liderliğinde gerek yerli ve millî üretim, gerekse de ihracat odaklı projelerimiz tüm hızıyla sürüyor. Seferberlik ruhuyla kenetlenerek, yaşadığımız bu zorlu süreçten de güçlenerek çıkacağız. Ülkemizin istiklâli, milletimizin huzur ve refahı için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle beklentilerimizi hızla hayata geçiren cumhurbaşkanımız, hükümetimiz ve bakanlarımız başta olmak üzere ekonomi yönetimimize teşekkürlerimizi sunuyoruz.”

  • BTSO’dan ‘fiyat farkı kararnamesi’ çağrısı

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, döviz fiyatlarındaki yükselişin kamu kurum ve kuruluşlarıyla kontratlı iş yapan firmaları olumsuz etkilediğini belirterek, “İş dünyası olarak fiyat farkı kararnamesi çıkarılması gibi atılacak adımlarla kur artışı sebebiyle zor durumda kalan firmalarımızın mağduriyetinin giderilmesini talep ediyoruz” dedi.

    BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, döviz fiyatlarındaki yükselişin özellikle kamuyla çalışan firmaları zor durumda bıraktığını söyledi. Döviz fiyatlarındaki artışla birlikte birçok ithal ürünün fiyatının da ciddi oranda artış gösterdiğini kaydeden Başkan Burkay, “Kamu kurumları ve mahalli idarelerin ihâleleri ağırlıklı olarak yılın ilk aylarında gerçekleşiyor. Bu dönemdeki kur fiyatlarına göre kamu yükümlülüğü altına giren firmalarımız, kurdaki öngörülemeyen yükseliş nedeniyle önemli maliyet artışlarıyla karşılaştı. Bu kısa süreçte özellikle inşaat, tekstil, kimya ve sağlık sektörlerinde neredeyse yüzde 100’e yakın döviz kaynaklı maliyet artışları yaşandı. İş dünyası olarak firmalarımızın maliyet farklarının karşılanması adına hükümetimizden fiyat farkı kararnamesinin çıkarılmasını talep ediyoruz.” dedi.

    Satın alma ihalelerindeki taahhütlerin yeniden gözden geçirilmesini beklediklerini ifade eden Başkan Burkay, “İhale dönemindeki kur fiyatlarına göre bütçe hazırlayan ve planlama yapan firmalarımız, beklemedikleri bir senaryo ile karşılaştı. Ekonomik saldırılar sonrasında döviz fiyatları maliyet artışlarına yol açtı. Fiyat farkı kararnamesi ile kademeli olarak firmalara geri ödeme yapılması bu süreçte iş dünyasına nefes aldıracaktır.” diye konuştu.

    Kurdaki artış dolayısıyla firmaların verdiği teminatları yerine getirmekte zorlandığını kaydeden Başkan Burkay, “Kamu ile iş yapan çok sayıda firma kur farkı sebebiyle taahhüdünü yerine getirmekte zorlanıyor. Bu süreçte işten çekilmek isteyen firmalarımız için cezaî hükümlerin uygulanmaması ve teminatlarının yanmaması da diğer taleplerimiz arasında.” dedi.

    “Hükümetimizin gerekli adımları en kısa sürede atacağına inanıyoruz” diyen Başkan Burkay yapılacak düzenlemelerin girişimcileri korumak adına büyük önem taşıdığını ifade etti.

  • Av. Melih Akkurt: ’’Döviz kaynaklı zararlar fiyat farkı ve uyarlama davaları ile engellenebilir’’

    Avukat Melih Akkurt döviz kurunda yaşanan dalgalanmalardan dolayı ödeme rakamları ciddi şekilde artan firmaların, dava açabileceklerini ve zararlarını önleyebileceklerini belirtti.

    Daha önce adını Hollanda Parlementosuna ve Alman Hükümetinin Türkiye aleyhine aldığı karara karşı Alman Anayasa Mahkemesine kararın iptali başvurusuyla duyuran Avukat Melih Akkurt döviz kurunda yaşanan dalgalanmalardan dolayı ödeme rakamları ciddi şekilde artan firmaların,mümkün olmayan bir şekilde, yüksek oranlarda dövizin değer kazanması sebebiyle dava açabileceklerini ve zararlarını önleyebileceklerini belirtti.

    Kurdaki dalgalanmayı değerlendiren Avukat Melih Akkurt, ’’Ülkemiz dış güçlerin açmış olduğu ekonomik savaş nedeniyle kurlar sebebiyle zor dönemden geçiyor. Pek çok ürün, hammadde ya da son ürün olarak döviz üzerinden ülkemize giriş yapıyor. Bu bağlamda ürünlerini döviz üzerinden satın alan şirketler döviz karşısında Türk lirasının değer kaybetmesi üzerine fahiş bedeller ödemek durumunda kalıyor. Dövizin tarihi bir rekora imza atarak öngörülmesi mümkün olmayan bir şekilde çok yüksek oranlarda Türk lirasına karşı değer kazanması müteahhitleri ve tedarikçileri çok zor durumda bıraktı, zarar etmelerine ve hatta ne yazık ki iflas etmelerine sebep oldu.

    ’’Sadece firmaları değil kamu menfaatini de yakından ilgilendiren bir husustur’’

    Av. Akkurt sözlerine şöyle devam etti: ’’Bütün bunlara ihale tarihleri ile sözleşmelerin akdedildiği tarih arasında makul olmayan sürelerin geçmesi, yer teslimlerinin geç yapılması gibi etkenler de eklenince sözleşme temeli çökmüş hale geldi. Bu gibi hallerde şirketlerin fiyat farkı davaları, uyarlama davaları gibi dava türleri ile zararlarının karşılanmasını ve daha büyük zararların ortaya çıkmasının önlenmesini talep etmeleri gerekmektedir. Zamanında bu tip davaların açılmaması halinde firmalar, büyük zararlar ederek üstlendikleri edimleri yerine getirmek zorunda kalacak ve edimlerini yerine getirememeleri halinde ise özellikle kamu ihalesi sonucu imzaladıkları sözleşmelerden doğan edimlerini yerine getirmemeleri halinde haklarında yasaklama kararı verilmesi, teminat mektuplarının paraya çevrilmesi ve sonuç olarak iflasa sürüklenme gibi çok ciddi yaptırımlar uygulanması tehlikesi ile karşı karşıya kalacaklardır. Bu nedenle söz konusu davaların vakit kaybetmeden açılması firmaların devamlılığı yanında kamu faaliyetlerinin devamlılığı ve istihdamın devam etmesi açısından da elzem teşkil etmektedir, dolayısıyla bu sadece firmaları değil kamu menfaatini de yakından ilgilendiren bir husustur.

    Ülkemizin döviz kuru dalgalanmaları ile ilk defa karşılaşmadığını hatırlatan Av. Akkurt, ’’Bu gibi dönemlerde zamanında söz konusu davaları açarak önlemlerini alan firmalar her krizden güçlenerek çıkarak devamlılığını koruyor. Yargı kararlarında özellikle kur farkındaki değişikliğin öngörülmesinin mümkün olmaması, öngörülmesinin beklenmemesi, döviz kurundaki değişimin karşılıklı edimler arasındaki dengeyi önemli ölçüde bozması, değişen hal ve şartların firmaların kusurundan kaynaklanmaması gibi kriterler dikkate alınıyor. Özellikle mevcut durumda üstlenilen işin devamının mümkün olmaması halinde mahkemeler ihtiyati tedbir kararı vererek yargılama sonuna kadar teminatın irad kaydedilmemesi, sözleşmenin fesih edilmemesi ve ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilmemesine de karar verebiliyorlar’’ şeklinde konuştu.

  • Meskun mahal operasyonlarında TİSAŞ farkı

    Zigana Piyade Tüfeği (ZPT) 556K modeli, dakikada 900 fişek atma kapasitesi ve 300 metre etkili menziliyle meskun mahal operasyonlarına uygun hale getirildi. TİSAŞ Trabzon Silah Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökçen Alemdaroğlu, “İlk atışlarda neredeyse arka arkaya bin adet fişeği sorunsuzca atmayı başardık” dedi.

    TİSAŞ Trabzon Silah Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökçen Alemdaroğlu, yakında seri üretime geçecek Zigana Piyade Tüfeği (ZPT) hakkında bilgiler verdi. Alemdaroğlu, Trabzon’un Arsin ilçesine bağlı Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren TİSAŞ Trabzon Silah Sanayine ait Zigana Piyade Tüfeği’nin (ZPT) yakında seri üretimine geçileceğini belirterek, yılda 25 bin adet tamamen yerli, milli ve özgün tasarıma sahip piyade tüfeği üretmeyi planladıklarını dile getirdi.

    Kuruluş tarihleri olan 1993 yılından beri sektörde hafif silah üreten nadir firmalardan biri olduklarını ifade eden Alemdaroğlu, “Bunca yıldır edindiğimiz bilgi birikimi ve tecrübe, bizlere TSK ve kolluk kuvvetlerimizin en önemli saldırı ve savunma silahlarından olan piyade tüfeği alanında da bir şeyler yapmamız gerektiğini işaret ediyordu. En nihayetinde 2016 yılında Ar-Ge çalışmalarını başlattığımız piyade tüfeği üretimi konusunda bugün itibariyle sona gelinmiş bulunuyor. 2018 yılının ikinci yarısında 4 bin metrekare kapalı alan üzerinde yılda 25 bin adet tamamen yerli, milli ve özgün tasarıma sahip piyade tüfeği üretmeyi planlıyoruz” dedi.

    Piyade tüfeğinin adını da global markaları olan Zigana ismini verdiklerini dile getiren Alemdaroğlu, “Zigana adı gerek şehrimizle ve gerekse de şirketimizle yıllardır sembolleşmek düzeyinde başarıyla anılan bir isimdir. Dolayısıyla piyade tüfeğimizin adının başına Zigana yakışır diye düşündük” şeklinde konuştu.

    Piyade tüfeğinin çeşit ve model olarak ihtiyaçları karşılayabilecek düzeyde olduğunu kaydeden Alemdaroğlu, “Çeşit ve model anlamında yeterli olunması gereken bir segment bu. Bunun için öncelikle 7,62 mm ve 5,56 mm kalibrelerde iki farklı mühimmat kullanılabilen piyade tüfeği olmazsa olmazımızdı ve bunu yaptık. Sonrasında 5,56 kalibre içerisinde 10.5, 14.5 ve 16 inch namlu boylarında 3 adet, 7,62 kalibrede de 16 inch namlu boyu da toplamda 4 adet prototip üreterek atış testlerine başladık” diye konuştu.

    “İlk denemede bin adet fişeği sorunsuzca atmayı başardık”

    Testlerde başarı sağlandığını vurgulayan Alemdaroğlu, “Belki de sektörde bir ilki yaşadık bu anlamda. Üretilen prototip parçaları birleştirilerek atışa hazır hale gelindiğinde mutlaka az bir miktar atış sonrasında bazı iyileştirme öngörüleri ortaya çıkması gerekirken biz ilk atışlarda neredeyse arka arkaya bin adet fişeği sorunsuzca atmayı başardık. Bu durum aslında Ar-Ge departmanımızın ve üretimde emeği geçen tüm çalışanlarımızın başarısıydı. Hiçbir zaman için tamam, oldu, bundan iyisi yok demeyen bir yapımız var. Sorunsuz atış yapmış olmamıza rağmen tüfeğimizin Ar-Ge çalışmaları devam ediyor. Bunun nedeni, en zor arazi şartlarında çalışma becerisi, emsallerine nazaran daha hafif olması, çok daha kolay sökülüp takılabilmesi, etkili menzil içerisinde üstün isabet özelliği, çek-at durumlarında daha kolay hedef yakalayabilme ve daha bunlar gibi pek çok konularda ürünümüzü bir seviye daha ileri taşımak istiyor olmamızdır. Seri üretim tüm bunlar gerçekleştikten sonra devreye girecek” ifadelerini kullandı.

    “Dakikada 900 fişek atma ve 300 metre etkili menzile sahip”

    Alemdaroğlu, “Mesela önceki yıllarda yaşanan Nusaybin ve Sur operasyonlarında gördük ki, dar sokaklarda, bina içlerinde, yakın mesafe çatışmalarında operasyon başarısı için kısa namlu boyuna sahip, ergonomik, kullanımı kolay, toza toprağa dayanıklı ve tüm bu özelliklere ilaveten etkili atış gücüne sahip piyade tüfeklerinin varlığı, meskun mahal çatışmaları için şart. Bu tür durumlar için de bizim ZPT 556 K modelimiz tüm ihtiyaçları karşılayabilmektedir. ZPT 556K model tüfeğimiz, 5,56 kalibre mühimmat kullanabilen, 10.5 inch namlu boyu ile son derece kompakt bir yapıya sahip, 2.850 gr ağırlığında, yarı otomatik ve tam otomatik atış yapabilme özelliğinde, dakikada 900 fişek atma kapasitesinde, 300 metre etkili menzile sahip, kendi tesislerimizde soğuk dövme namlu teknolojisi ile ürettiğimiz uzun ömürlü bir namlusu olan, 30 fişek kapasiteli polikarbon şarjörlü, farklı vücut boyutlarına uyumlu 6 pozisyonlu teleskopik dipçikli, en zor şartlar altında çalışma becerisine sahip, meskun mahal operasyonlarına uygun ve Özel Kuvvetler tarafından test edilmiş bir piyade tüfeğimizdir” diye konuştu.

    “6 farklı ülke ile daha seri üretime geçilmemiş olmasına rağmen temas kuruldu”

    2 ülke ile sözleşme aşamasına geldiklerini söyleyen Alemdaroğlu, “Diğer tüm prototiplerimizin de kendi içlerinde kendilerine has pek çok üstün özellikleri bulunmaktadır. Bizim piyade tüfeğimizden ana beklentimiz, TSK ve kolluk kuvvetlerimizin ihtiyaçlarını karşılayabilmek, ülke savunma sanayimize bir üretici firma olarak bu alanda da destek vermek ve Zigana Piyade Tüfeğimizi aynı zamanda ihraç ederek ülke ekonomimize girdi sağlamaktır. Şu anda 6 farklı ülke ile daha seri üretime geçilmemiş olmasına rağmen temaslarımız devam etmekte ve 2 ülke ile sözleşme aşamasına gelmiş bulunuyoruz” dedi.

    Türk Savunma Sanayinin bugünkü durumunu değerlendiren Alemdaroğlu, çok başarılı işler yapıldığını belirterek, “Ülkemiz adına çok ama çok umutluyuz. Savunma sanayii çok kritik bir konu ve tüm odağımızı yerli, milli ve özgün tasarım üçgeninde toplayarak dışa bağımlılıktan kurtulmak adına gecemizi gündüzümüze katıyor olmamız lazım. Çok başarılı işler yapıldı. Hayal edilen şeyler gerçeğe dönmeye başladı. Bunun çok çok ileri adımları da gelecek ve Türkiye bu anlamda gerçek bir dünya süper gücü olacaktır. Bizler de TİSAŞ Trabzon Silah Sanayi olarak üzerimize düşen ne görev varsa yapıyoruz. Devletimizin bizden beklentilerini karşılamanın yanı sıra, bir beklenti olmaksızın biz bir şeyler üretip devletimizin kullanımına sunmak için de gayretlerimiz devam ediyor. Durmak yok, kendimizi, sektörümüzü ve savunma sanayimizi geliştirmek adına çalışmaya devam” şeklinde konuştu.