Etiket: Fakültesi

  • OMÜ Diş Hekimliği Fakültesi Yeni Binası Gün Sayıyor

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Diş Hekimliği Fakültesi yeni binası gün sayıyor. Samsun’da 1992 yılında kurulan ve o yıldan beri bölge halkına hizmet veren OMÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nde ayda 25 bin hasta tedavi oluyor.

    OMÜ Diş Hekimliği Fakültesi yeni binası ve verilen hizmetler hakkında açıklama yapan Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hikmet Aydemir, “Yeni binamız yaklaşık 20 milyon liraya mal olacak. Binayı 2016 yılı Haziran ayında açmayı planlıyoruz. 23 bin metrekare kapalı alan ve 5 dönüm arazi üzerine kurulu binamızda daha nitelikli eğitim, öğretim ve hasta hizmeti vereceğiz” dedi.

    TÜRKİYE’DE DOÇENT SAYISINDA 1. SIRADA

    Verdikleri hizmetlerden de bahseden Prof. Aydemir, “32 öğrenciyle 1992 yılında kurulan fakültemizde şu an 612 öğrenci var. Bunlardan 74’ü 19 farklı ülkeden. Türkiye’de doçent sayısı olarak 1. sıradayız. Bu da eğitim-öğretimde ne kadar ileri düzeyde olduğumuzu gösteriyor. Ayrıca bölgede aylık 25 bin hastaya hizmet veriyoruz. Bölgedeki yatılı ilköğretim okullarında fakültemize ait 2 gezici klinik araç ile 2 bin 430 öğrenciye koruyucu tedavi hizmeti veriyoruz. Engelli vatandaşlarımızı da unutmuş değiliz. Engelli kliniğimizde ağız ve diş sağlığı ile ilgili bütün tedavileri yapıyoruz. Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavı’nda (DUS) her sene öğrencilerimiz ilk sıralarda yer alıyor. Eğitim sistemimiz probleme dayalı, öğretim ve entegre eğitim. 2017-2018 eğitim-öğretim yılında ise Türkçe eğitimin yanında İngilizce diş hekimliği eğitim programına başlayacağız. Ortodonti Ana Bilim Dalı’nda dişler ve çeneler ile ilgili düzensizliklerde tedavi öncesi ve sonrası değişimleri izlemek ve hasta profili hakkında bilgi edinmek için profesyonel makro fotoğraflar çekiyoruz” diye konuştu.

    Diş Hekimliği Fakültesi kurulduğundan bugüne kadar önlisans, lisans ve doktora olmak üzere bin 106 mezun verdi.

  • Sağlık-sen Genel Başkanı Memiş: “Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Başıboş Durumda Değil”

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) Genel Başkanı Metin Memiş, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki iddialar ile ilgili olarak, “Hastanede her şey başıboş durumunda değil, orası kontrol altında olan bir hastane. Elbette sağlık çalışanlarının içerisinde terör sempatizanı olanlar mutlaka vardır ama burada bir genelleme yapmak, özellikle o bölgenin insanı olan sağlık çalışanlarının tamamını bu genellemenin içerisine sokmak çok doğru bir anlayış değil” dedi.

    Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, bir dizi ziyaretlerde ve temaslarda bulunmak üzere Sivas’a geldi. Kentteki bir otelde basın mensupları ve sendika üyeleriyle kahvaltıda bir araya gelen Memiş, ülke gündemiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini belirten Metin Memiş, “Ülkemizde teröre karşı mücadele noktasında başlatılan önemli bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç içerisinde de katil terör örgütünün hain saldırıları ve kalleşçe pusuları ile maalesef karşı karşıya kalıyoruz. Bu arada görüyoruz ki terör örgütünün hedefinde sivil vatandaşlar var, çocuklar var, yaşlılar var. Dolayısıyla orada kendi egemenliklerini sürdürmek için her türlü yola başvurdular. Hendekler kapanmaya başladı, bombalara başvurdular. Bombalarla kalleşçe saldırılar düzenliyorlar” dedi.

    “AKADEMİSYENLERİN KALEMİNDEN KAN DAMLIYOR”

    Bildiriye imza atıp devleti katliam yapmakla suçlayan akademisyenlere tepki gösteren Memiş, ”Saldırıları yaparken çocukları, yaşlıları katlederken kaleminden mürekkep değil kan damlayan bazı akademisyenlerin terör örgütünü masum gösterme çabalarına anlam vermek mümkün değil. Ben buradan masum gösterme çabası içerisine düşen türü tükenme dönemine giren akademisyenleri şiddetle kınıyorum ve lanetliyorum. Türkiye’de gerçekleşen terör olaylarında ülkemizi terör ülkesi gibi gösteren gazetelerin maalesef Fransa’daki olayı ‘Fransa yas tutuyor’ diye haber yaparken, ülkemizde ‘Katliamların ülkesi’ gibi gösteren haberlere anlam veremiyorum” diye konuştu.

    Cizre’de görev yapan sağlık çalışanlarını ziyaret ettiğini ifade eden Memiş, “Cizre Devlet Hastanesi’nde maalesef şuanda hasta sayısı çok fazla değil. Çünkü hastaneye 22 adet roket isabet etmiş, o roketlerden bir tanesi kapalı alan olan aslında dışarı açık olmayan doktorlarımızın dinlendikleri odaya isabet etmiş ve camdan içeriye girmesine rağmen içeride patlamadığından dolayı can kaybı yaşanmamıştır. Orada şunu tespit ettik. Sağlık çalışanlarının elbette güvenlik endişeleri var. Fakat umutlular ve o umutlarıyla birlikte o bölgenin halkına görevlerinin vermiş olduğu şerefle birlikte orada millete, vatandaşa sağlık hizmetine devam ediyorlar” şeklinde konuştu.

    “DEVLETİMİZİN HENDEKLERİ KAPATMAYLA ALAKALI KARARLILIĞI VAR”

    Türkiye’nin kritik bir bölgede yer aldığını ve Türkiye’yi Suriye’ye çevirmek isteyenlerin olduğunu aktaran Memiş, “Ülkemizi Suriye politikasında yer vermek istemeyenlerin oyunlarıyla şuanda Türkiye’nin o bölgesinde terör olayları maalesef yaşanıyor. Ancak şunu görüyoruz ki devletimizin hendekleri kapatmayla alakalı bir kararlığı var. Bu kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz. O bölgede artık halk teröre destek vermiyor ve teröre destek vermediği için de 200 bin vatandaşımız terör olan bölgelerden evlerini terk ederek, biz size destek vermiyoruz diyerek maalesef bu kış gününde dışarıda kalmış durumundalar” dedi.

    DİCLE TIP FAKÜLTESİ’NDEKİ İDDİALAR

    Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki bazı sağlık çalışanlarının teröre destek verdiği iddialarının sorulması üzerine Memiş şunları söyledi:

    “Hastanede her şey başıboş durumunda değil, orası kontrol altında olan bir hastane. Elbette sağlık çalışanları içerisinde terör sempatizanı olanlar mutlaka vardır ama burada bir genelleme yapmak, özellikle o bölgenin insanı olan sağlık çalışanlarının tamamını bu genellemenin içerisine sokmak çok doğru bir anlayış değil. Şuanda devletimizin oradaki istihbarat birimleri bu tür yardım ve yataklık yapan sağlık çalışanları elbette tespitini yapmıştır, yapıyordur. Onlara müdahale ediyordur. Ama bu genellemeyi o bölgenin çalışanı olan sağlık çalışanların tamamına yaymak doğru değil. Bu anlamda basına düşen kısmını hepimiz biliyoruz, duyuyoruz. Ama resmi kanallardan bize gelen bu anlamda net bir bilgi yok.”

  • Eczacılık Fakültesi Öğrencileri Berko İlaç’ı Ziyaret Etti

    Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencileri, Berko İlaç Genel Merkezini ziyaret etti. Berko İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Eczacı Berat Beran’la sohbet eden öğrenciler, Beran ve Berko İlaç çalışanlarıyla öğle yemeği yedi.

    Berko İlaç, eczacılık mesleğini ve eczacılık fakültesi öğrencilerini desteklemek amacıyla sürdürdüğü Eczacının Kariyer Yolu projesi kapsamında, 21 Aralık 2015 tarihinde Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde kariyer sunumları gerçekleştirdi. Etkinlik sonunda çekilişle belirlenen 3 öğrenciyi Berko İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Eczacı Berat Beran, Berko İlaç Genel Merkezi’nde öğle yemeğinde misafir etti. Berko İlaç çalışanlarıyla öğle yemeği yiyen öğrenciler, Berat Beran’la sohbet ettiler ve çalışanları ofis ortamında gözlemleme fırsatı yakaladılar. Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şeref Demirayak, Doç. Dr. Barkın Berk ve Öğretim Görevlisi Eczacı Metin Uyar da ziyaret sırasında öğrencilere eşlik etti.

    Berko İlaç, Eczacının Kariyer Yolu projesi kapsamında Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde gerçekleştirdiği etkinlikte; Berko İlaç Ürün Müdürü Savaş Duman, Ar-Ge Koordinatörü ve İşletme Müdür Yardımcısı Uzman Ecz. İnan Şahin, Farmakovijilans Yetkilisi ve Ruhsatlandırma Uzmanı Rukiye Gültekin ve Kalite Kontrol Müdürü Erol Taşkan gerçekleştirdikleri sunumlarla öğrencilere departmanlar, iş tanımları ve operasyonel süreç hakkında bilgi verdi.

    Berko İlaç İnsan Kaynakları Şefi Zeynep Çalman ise öğrencilere Berko İlaç’tan, Berko İlaç İnsan Kaynakları Stratejileri ve Berko Akademi’den bahsederek, nasıl staj ve iş başvurusu yapabileceklerine dair bilgi verdi.

  • Rektör Acer Tıp Fakültesi Hastane İnşaatında İncelemelerde Bulundu

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, ÇOMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi inşaatında incelemelerde bulundu.

    İncelemeye, Tıp Fakültesi Başhekimi Doç. Dr. Mehmet Aşık, Peyzaj Uygulamaları ve Mekânsal Gelişmelerden Sorumlu Rektör Danışmanı Prof. Dr. Abdullah Kelkit, Yapı işleri Daire başkanı Güven Ünal’da katıldı. Rektör Prof. Dr. Yücel Acer incelemeler sonunda yaptığı açıklamada, “İnşaatın durmaması için gerekli ödenekler temin edildi. Seçim dolayısıyla devletin geçici bütçe uygulaması vardı. Mart ayından sonra, esas bütçe uygulanmaya başlanacak. İnşaatı durmadan devam ediyor, bütün ayrıntıları gözden geçirdiğimiz inşaatta 220 işçi çalışıyor. Özellikle teknik işler, zemin ve tavan işleri yapılıyor. Hastane otoparkı için gerekli çalışma Yapı İşleri Daire Başkanlığı tarafından takip ediliyor. Hastanemizi 2016 yılı içerisinde tamamlayıp faaliyete hazır hale getirme amacındayız. Çanakkale’ye de büyük bir artı katacak. Hastanemizde hoca eksiği olan branşları gideriyoruz. Sadece Çanakkale’ye değil yakın çevremize de değer katmak istiyoruz” dedi.

  • İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Işık:

    Her yıl yaklaşık 5 bin öğrencinin, iletişim fakültelerinden mezun ifade eden İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Işık, iletişim fakültelerine özel yetenek sınavı ile öğrenci alınması gerektiğini söyledi.

    İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Işık, iletişim fakülteleri ve medya okuryazarlığı dersi hakkında konuştu. İlkokullarda gösterilen medya okuryazarlığı dersinin kanayan bir yara olduğunu ifade eden Işık, TÜBİTAK, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK’ün bir protokol imzaladığını ve bu protokole binaen bir yıldır çalışma yürütüldüğünü aktardı. YÖK’te, üniversitedeki akademisyenlerden oluşan bir komisyonun kurulduğunu ve kendisinin de komisyonda yer aldığını kaydeden Metin Işık, ortaokullara, iletişim becerileri ve sunum teknikleri diye bir ders koyulacağını ifade etti. Komisyonda bulunan kurul üyeleri ile bu dersin müfredatını hazırladıklarını söyleyen Prof. Dr. Işık, yaklaşık bir yıldır bunun için uğraştıklarını ve müfredatın Talim Terbiye Kurulundan geçtiğini kaydetti. Işık, “Bunun ardından bir ders kitabı yazılacak, orada da bu konuyu yetkililere ilettik. ’Bize bunu hazırlattırıyorsunuz, çok da güzel bir proje ama bu dersi kim verecek? Yine sosyal bilgiler ya da diğer öğretmenler verecekse bunun bir önemi kalmıyor’ dedik. ‘Emaneti ehline veriniz’ diye hadis var. Medya okuryazarlığı dersi ve iletişim becerileri ve sunum teknikleri dersi iletişim fakültelerinden mezun olan kişiler tarafından verilmeli. Yoksa bu dersin bir anlamı ve mantığı kalmıyor. Görüyoruz zaten öğrencilerin serbest zaman geçirdikleri veya test çözdükleri bir formada dönüşüyor. Niyet çok iyi ama uygulamada sıkıntı var. Bir dersin alanında uzman kişiler tarafından verilmesi için zorunlu olması gerekiyormuş, böyle bir cevap veriliyor. Ben bu cevabı benimsemiş değilim o zaman zorunlu bir ders olsun. Burada Meclis’te bulunan iletişimci milletvekillerine de çok iş düşüyor” diye konuştu.

    “ÖĞRENCİ SAYISI, BÖLÜMLERDE 25’İ GEÇMEMELİ”

    İletişim fakültelerinde özel yetenek sınavının olması gerektiğini belirten Dekan Metin Işık, “Yaklaşık her yıl 5 bin öğrenci, iletişim fakültelerinden mezun oluyor. Sınıflar bizde 50 kişilik, İstanbul’da 100-150 kişilik sınıflar var. Böyle bir ortamda teorik ders anlatırsınız ama uygulama nasıl olacak? Yıllardır savunduğum şey, iletişim fakültelerinde öğrenci sayısı, bölümlerde 25’i geçmesin ve öğrenciler özel yetenek sınavı ile alınsın. Öyle öğrenciler var ki adını soy adını söyleyemiyor, utanıyor, bocalıyor. Özel yetenek sınavı mutlaka olmalı diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “MALATYA’YA DEĞER KATACAK BİR PROJE ÜRETİLECEK”

    Topluma hizmet uygulamaları diye bir ders koyacaklarını aktaran Dekan Işık, ders kapsamında, her bir öğrencinin Malatya’ya değer katacak bir proje üreteceğini, bu projeyi üretmeyen öğrencinin ise mezun olamayacağını söyledi. Işık, “Mesela sosyal sorumluluk projesi yapabilir, Malatya’nın bir köyüne kütüphane kampanyası düzenleyebilirler veya Malatya’nın bir sorununa ışık tutabilirler. Malatya’ya katkı sağlayan bir proje üretmeyen öğrenciyi mezun etmeyeceğiz ve o derse de ben gireceğim. Bu dersi özellikle alıyorum. Arkadaşlarla beraber kafa yoracağız ve güzel projeler üreteceğiz. Şu an da senatoya yolladık, senatodan geçtiğinde bu ders uygulamaya konulacak. İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesinden bir ışık ve güneş doğacak. Buraya gelen öğrencileri biz kendi çocuğumuz gibi görüyoruz. Benim temel sloganlarımdan biri şudur, kendi çocuğumu okutmayacağım yerde yöneticilik yapmam. Ölçüm benim budur. Ben yok biz var burada, o mantıkla hareket ediyoruz” şeklinde konuştu.