Etiket: Fabrikası’nın

  • Milletvekili Dikbayır, Tank Palet Fabrikası’nın özelleştirilmesi kararını TBMM’ne taşıdı

    İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, TBMM’nde 2018 yılının son oturumunda Genel Kurul’da yaptığı konuşmada Tank Palet Fabrikası’nı gündeme taşıdı ve fabrikanın özelleştirilme kararının Anayasa ve yasalara aykırı olduğunu belirtti.

    İYİ Parti Sakarya Milletvekili Dikbayır, TBMM’ndeki Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, Tank Palet fabrikasının 50 yıllık birikimi ve deneyimi ile son 10 yılda 3 defa en verimli işyeri olarak seçildiğini ifade ederek, “Sektöründe dünyadaki ilk 5 arasındaki bir fabrikadır. Bu fabrikanın bugün yeniden kurulması, 20 milyar dolarlık bir yatırımı gerektirmektedir. Bilgi ve tecrübe oluşumu ise en az on yılı bulmaktadır. Fabrikada gururumuz fırtına obüs seri üretimi, gündüz ve gece görüş dürbünleri üretimi, dünyanın en uzun süre dayanıklı tank ve tırtıllı araç paleti üretimi sıfırdan yüzde 100 milli olarak yapılmakta, Leopard 1 ve 2 tanklarının ve diğer tankların modernizasyonu tamamen sökülerek yeniden yapılması şeklinde modernize edilmeye devam edilmektedir” dedi.

    Altay tankının 500-700 milyon dolarlık bir yatırımla Tank Palet fabrikasının üretebileceğini de belirten Milletvekili Dikbayır, “Fabrika Sakarya ili Arifiye ilçesi E5 ile otobanın tam ortasında, bin 800 dönümlük her türlü yeni yatırıma müsait, çok geniş bir arazi üzerinde kuruludur. 500 ile 700 milyon dolarlık bir yatırımla altı ay içerisinde seri Altay tankı üretim kapasitesi Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından tespit edilmiştir. Bizzat başkan ve millî savunma bakan yardımcısı tarafından Altay tankının ana üretiminin bu fabrikada Milli Savunma Bakanlığı ASFAT AŞ kanalıyla yapılacağı deklare edilmiştir” diye konuştu.

    Tank Palet fabrikasının tekrar yerine konulması mümkün olmayan kritik önemde stratejik bir tesis olduğunu da kaydeden Milletvekili Dikbayır, “On yıldır sadece prototipi için Altay tankına 1 milyar doların üzerinde ülkemizin kaynakları harcanırken, ülkemizde Altay tankını az bir yatırımla yani belirttiğimiz gibi 500 ila 700 milyon dolarlık bir yatırımla ve 100 kadar yeni işçi alımı yapılarak, altı ayda seri üretim yapabilecek, devletin elindeki tank üretme kapasitesi ve tecrübesi olan tek fabrikamızdır. Hiçbir tank ve obüs üretme yeteneği ve kapasitesi olmayan Ethem Sancak ve Katar girişimine satılması iddiaları bulunmaktadır. Aklı başında her firma veya holding bile kendi elindeki pırlanta değerinde, ekonomiye sağladığı katma değeri olan böyle bir fabrikayı kaptırmamak için uğraşacakken, kendi Silahlı Kuvvetlerine ve stratejik iş birliği içerisinde olduğu dünyanın diğer silahlı kuvvetlerine üretim ve satış yapmakta olan böyle bir fabrikanın göz göre göre millilikten çıkarılması mantıkla izah edilemez” şeklinde konuştu.

    Tank Palet ile ilgili alınan özelleştirme kararının bir çok kanuna ve Anayasa’ya aykırı olduğunu da vurgulayan İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, “Fabrikanın hukuki vasfı, Türk Silahlı Kuvvetlerine hizmet üreten diğer tabur, alay veya tugaylarla aynı durumdadır. Askeri tırtırlı araçların bakım, onarım ve modernizasyonunu yapan bu fabrika müdürlüğünün işletmesinin devri, Anayasa’mızın, savunmanın devletin görevi olduğu, savaşa hazırlık yapması gerekliliği ilkesi, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Millî Savunma Bakanlığı Kuruluş Ve Teşkilat Kanunu’na ve en önemlisi 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu’nun 1’inci maddesinde sayılan özelleştirme kapsamına alınabilecek kuruluşları belirleyen maddeye aykırıdır. Bu nedenle de bu fabrikanın özelleştirme kapsamına alınması, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir birliğini özelleştirmekle aynı hukuki sonuçları doğurmaktadır. Tekrar ediyorum altını çizerek: Bu nedenle, bu fabrikanın özelleştirme kapsamına alınması, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir birliğini özelleştirmekle aynı hukuki sonuçları doğurmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Milletvekili Dikbayır, “Bu özelleştirme kararından vazgeçilerek fabrikanın mevcut haliyle Altay Tank Projesi’ni alan firma ile ASFAT AŞ kanalıyla iş birliği ve sözleşme yapılarak tank üretim sürecinde kullanılmasının daha doğru olacağını ifade ederek milli fabrikamıza sahip çıkmalıyız. Bakın, bu yol olur yani diğer savunma sanayi fabrikalarımızın özelleşmesine yol olur. Sizlere şunu hatırlatmak istiyorum: Çanakkale Savaşı sürerken Asteğmen Mehmet Muzaffer Komutanımızın Yahudi bir tüccardan ordumuza kamyon lastiği alabilmek için sahte senet düzenlemek zorunda kaldığını unutmayın. Türk Silahlı Kuvvetlerinin fabrikaları milli ve yerli kalmalıdır. Bu, çok önem arz etmektedir” dedi.

    Milletvekili Dikbayır, Ocak ayının ikinci haftasında konu ile ilgili olarak bir araştırma önergesi ve kanun teklifi hazırlayıp Meclis Genel Kurulu’na sunacaklarını da belirterek, milletvekillerinden destek istedi.

  • Milletvekili Dikbayır, “Tank Palet fabrikasının özelleştirme kararı kabul edilemez”

    İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, Tank Palet Fabrikası ile ilgili alınan özelleştirme kararının kabul edilemez olduğunu söyledi.

    İYİ Parti Sakarya Milletvekili Dikbayır, halk arasında Tank Palet Fabrikası olarak bilinen 1. Ana Bakım Fabrikası’nın, Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla 2019 yılı sonuna kadar özelleştirilmesi kararını eleştirdi. Milletvekili Dikbayır, bunun bir özelleştirilmeden çok, şu anda belli olan bir gruba devir işlemi olarak gördüklerini, özelleştirme fikrinden, şekline kadar tüm boyutlarıyla konunun karşısında olduklarını ifade etti.

    ‘Bunu kabul etmemiz mümkün değil’

    Milletvekili Dikbayır yaptığı açıklama, “AK Parti iktidarları döneminde devletimizin tüm stratejik kurumları özelleştirilmiştir. Telekom, Şeker Fabrikaları gibi bir devletin olmazsa olmaz kurumlarının özelleştirilmesi bir tarafa, yabancılara altın tepsilerde sunulmuştur. Milli güvenliğimizde derin yaralar açan bu adımların bir yenisi daha bu defa da milli savunma sanayi alanında yapılmak istenmektedir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir” diye konuştu.

    “Türkiye’nin gözbebeği”

    Binden fazla kişinin istihdam edildiği ve bugün tanklar, obüsler yapan fabrikanın Sakarya’nın gururu, Türkiye’nin de gözbebeği olduğunu kaydeden Milletvekili Dikbayır, “Bu fabrikamız zaten modern tanklar, obüsler yapabilmektedir. Çok ileri düzeyde bir tecrübesi bulunmaktadır. Biraz daha destekle milli tank yapabilecek seviyeye bile çıkartılabilecekken, bunu özel sektöre devretmenin masum hiçbir tarafı yoktur. Var olan tecrübe de çöpe atılmak istenmektedir. Türkiye’nin verimlilik açısından ilk sıralarında yer alan fabrikaya kimse el uzatamaz. Konu vatan millet olduğunda gözünü kırpmadan tankların önüne yatan vatan evlatları varken, adımlarınızı doğru atmanız gerekmektedir” dedi.

    “Sakaryalıların da bir hesabı var?”

    Sakarya’daki herkesin bu kararın ardından şok yaşadığını ve şehirde büyük bir tepki olduğunu ifade eden Milletvekili Dikbayır, “Aslında bu fabrikanın kime devredilmek istendiği hepimizin malumudur. Bu şahsa önce savunma sanayi ve demiryolu sanayi yatırımları için Karasu’da yer tahsisleri yapılmamış mıydı? Bu kadar yatırıma ne gerek var, Sakarya’da Tank Palet fabrikası, TÜVASAŞ fabrikaları var zaten mi denilmiştir. Kimseye danışmadan, sormadan karar alan Cumhurbaşkanının ve yandaş işadamının Tank Palet ile ilgili bir hesapları varsa, Sakaryalıların da ondan daha büyük bir hesabı vardır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” şeklinde konuştu.

    “31 Mart’ta sağlam bir tokat geliyor”

    Konuyu “Nereden tutsanız elinizde kalıyor” şeklinde özetleyen Milletvekili Dikbayır, “Şimdi yandaş tüccar gazeteciler bile korkudan dile gelmeye başladılar. ‘Millet bize sağlam bir tokat atmaya hazırlanıyor’ diyorlar. Korkunun ecele faydası yok. Evet bu millet size sağlam bir tokat atmaya hazırlanıyor. 31 Mart’ı sabırsızlıkla bekliyor. Elimizde kalan gözbebeğimiz fabrikalarımızı size yedirtmeyiz. Midenize öyle bir oturur ki, ağırlığının üstesinden gelemezsiniz. AK Parti iktidarı uzatma dakikalarını oynuyor. İYİ Parti iktidarında elbette ki tüm bunların hesabı sorulacak ve açılan tüm yaralar onarılacaktır” dedi.

  • Tonya Süt Fabrikası’nın kapanması en çok onları etkiledi

    Trabzon’un Tonya ilçesinde yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteren “Tonya Koop” adlı süt fabrikasının geçtiğimiz günlerde kapanması hem burada çalışanları hem de bu fabrikaya süt veren yüzlerce süt üreticisini mağdur etti. Üreticiler fabrikanın Tonya halkı için “olmazsa olmaz” olduğunu belirtirken, yetkililerin bir an önce harekete geçerek fabrikanın tekrar açılmasını istedi.

    Bazı üreticiler aralıksız 40 yıldan fazla sütlerini aynı fabrikaya verdiklerini belirtirken şu an ne yapacaklarını bilemediklerini söylüyor.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Tonya Belediye Başkanı Osman Beşel, sorunun çözümü için acil 1.5-2 milyon TL sıcak paraya ihtiyaç duyulduğunu belirterek fabrikanın tekrar faaliyete geçmesi için ellerinden gelen gayreti sergileyeceklerini söyledi.

    Fabrika ekonomik dar boğaza girdi

    Fabrikanın düşük üretimle çalışıp zarar etmektense sorun çözülene kadar üretime ara verilmesine karar alındığını belirten Başkan Beşel “Fabrika için ’kapandı’ tabirini kullanmadan sorun çözülene kadar üretime ara verildi demek daha doğru olur. Tonya Süt Fabrikası 1969 yılında üç bin üye ile kurulmuş şu anda 2 bin 700 aktif üyesi olan sadece Tonya’nın sütünü işleyen bir fabrika. Kooperatiflerin genel kaderidir. Genelde profesyonel yönetimlere nasip olmayabilirler. Tonya Süt aslında zarar eden bir kuruluş değil. Üretim giderleri, girdiler, çıktılar dengesi itibariyle kar eden bir kuruluş ancak Türkiye’nin ekonomik gidişine paralel olarak paranın da yönetimini içine koyduğumuz zaman bazen firmalar özel sektör dahi bu tür sıkışık ekonomik dar boğazlara girebiliyorlar. Şu anda Tonya Süt’ün içinde bulunduğu durum böyledir. Ekonomik dar boğaza girmiştir. Bir süredir zararına çalışması söz konusu oldu. Düşük üretimle çalışıp zarar etmektense sorun çözülene kadar üretime ara verilmesi kararı alındı. Belediye başkanı olarak sorunun çözümü için elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Fabrikanın tekrar faaliyete geçmesi için 1.5-2 milyon TL civarında sıcak paraya ihtiyacı var. Bunun tedarik edilmesi lazım” dedi.

    Üretim son günlerde 3 tona kadar gerileyince üretimi durdurma kararı alındı

    Fabrikanın normal günlük süt işleme kapasitesinin son günlerde 3 tona kadar gerilemesinin kapanma kararında etkili olduğunu kaydeden Beşel, “Bütün yönetimler hemen hemen arkasında borç bırakmış ve hep borçla devrettiler. Borç birike birike bugüne kadar gelindi. Sonunda bir patlama noktası yaşadı. Yönetim kurulları her zaman profesyonelce düşünemiyor, işin ehemmiyetini kavrayamıyor. Kavrasa dahi buna bilgisi ve gücü yetmeyebiliyor. Neticede bir kooperatif profesyonelce yönetilen bir şirket değil. Sorun bugünün sorunu değildir, geçmişten beri birikmiş sorunların bugün geldiği son noktadır. Bunu böyle değerlendireceğiz. Yoksa bunu yönetime bir kişiye veya birkaç kişiye mal etmek isabetsiz bir yaklaşım olur. Fabrikada 40 kişi istihdam ediyor. Tonya’dan süt alımı yapılıyor. Fabrikada günde ortalama 25 ton süt işleniyordu. Son zamanlarda bu 15 tondan nihayetinde 3 tonlara kadar düşünce artık günlük giderler gelirleri karşılayamaz duruma gelince fabrika yönetimi ister istemez zararına çalışmaktansa geçici bir süre üretimi durdurup bir hal çaresi bulma gibi bir karar verdi. Şu anda yaşanan durumda budur” diye konuştu.

    Doğu Karadeniz’de alanında ilk örnek

    Tonya Süt Kooperatifi satış reyonu sorumlusu Mehmet Gül ise yaptığı açıklamada fabrikanın süt işleme kapasitesinin son zamanlarda gerilediğini hatırlatarak “Kooperatifimiz Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kendi alanında ilk örnektir. Dünyada bir kriz var doğal olarak bizim kooperatifimiz de bir sıkıntıya düştü. İnşallah kısa zamanda tekrar eski haline gelecek. İlçemizin evladı vekilimiz Salih Cora başta olmak üzere Tonya’nın ileri gelenleri buna sahip çıkacak. Son zamanlarda nakit akışı bayağı sıkıntı oldu. Şöyle oldu, böyle oldu demektense önümüze bakıp mücadelemizi verip tekrar üretime geçeceğiz” şeklinde konuştu.

    Fabrikaya 40 yılı aşkın bir zamandır süt veriyorlardı

    Kooperatife yaklaşık 43 yıldır aralıksız süt veren Ali Eyüpoğlu isimli süt üreticisi ise “Fabrikamız yıllardır hizmet veriyordu. Tonya halkı olarak bu fabrika olmazsa yaşamımızı idare edemeyiz. Çünkü hayvanlarımızın yemini buradan aldığımız paralarla karşılıyorduk. Paramız olsa da olmazsa da fabrika sayesinde ihtiyacımızı karşılıyorduk. Ben 1975 yılından beri fabrikaya süt veriyordum. Şu ana kadar 1 kilo süt daha başka fabrikaya vermedim. Fabrika bir zamanlar 40 ton süt alırken daha sonra 20 tona 15 tona kadar geriledi. Bu sene ise 5 tona kadar geriledi. Fabrikaya süt verenlerin paraları yaklaşık 4 ay birikti. Şimdi de fabrikayı kapattılar” ifadelerini kullandı.

    Fabrikanın kapatılmasının en çok kendilerini mağdur ettiğini belirten süt üreticilerinden Hayriye Arslan ise “Hayvancılıkla uğraşıyoruz, başka bir gelirimiz yok. Uzun yıllardan beri fabrikaya süt veriyorduk. Şu ana kadar bir sıkıntı olmamıştı. Şimdi ise ne olmuşsa hepten faaliyetlerini durdurdular. Ne yapacağımızı şaşırdık. Sütlerimizi başka fabrikalara gönderdik ancak onlardan da hiç memnun değiliz. Bir fabrikamız vardı o da kapanınca iyice mağdur olduk. Bize göre fabrika iyi yönetilemediğinden kapandığını düşünüyoruz” derken, yaklaşık 40 yıldır fabrikaya süt veren Havva ve Fatma Arslan da “Fabrikaya 40 yıldan fazladır süt veriyorduk. Şu ana kadar 1 litre sütü dışarı yani başka fabrikalara vermedik. Fabrikayı iyi yönetemedikleri için kapandığını sanıyoruz. İnşallah sorunlar kısa zamanda çözülür biz de fabrikaya eskisi gibi sütümüzü veririz” dedi.

  • Türkiye’nin ilk yüksek basınçlı alüminyum enjeksiyon fabrikasının temeli atıldı

    Bursa’da Türkiye’nin ilk yüksek basınçlı alüminyum enjeksiyon fabrikasının temeli, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank tarafından atıldı.

    Temel atma töreninde konuşan Oyak Renault Genel Müdürü Antoine Aoun, “Türkiye hükümetine bu süreçte bize verdikleri destekten ötürü teşekkür ediyoruz. Bu tesisin Türkiye otomotiv sanayii ve Oyak Renault için önemi büyük. Türkiye otomotiv sektörünün geleceği böyle yatırımlara dayanacak. Biz öncü olmaktan ve böyle yatırım yapmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

    Renault Grubu Avrasya Bölgesi Başkan Yardımcısı Nicolas Maure, “Bugün burada temelini attığımız yeni alüminyum enjeksiyon tesisi, Renault Grubu’nun gelecek yıllarda Türkiye’de gerçekleştirmeyi planladığı yatırımların ilk adımı. Oyak ile 50 yıllık ortaklığımızın yenilenmesi ve Oyak Renault Bursa Fabrikası’nın yüksek üretim performansı, Türkiye’de yeni projeler geliştirmemizin yolunu açıyor. Devam eden bu yatırımlar Oyak Renault Otomobil Fabrikaları çalışanlarımızın bilgi birikimi ve uzmanlığı ile birleşerek, Türkiye ekonomisine ve Renault Grubu’nun dünya çapındaki büyümesine katkıda bulunmaya devam edecektir” diye konuştu.

    Oyak Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taş, tesisin Türkiye için önemli bir yatırım olduğunu söyledi.

    “Türkiye’ye yatırım yapan, üreten ve istihdama katkı sağlayan tüm firmalar bizim için çok kıymetli”

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ise, “Bu yatırım proje esaslı teşvik sistemi sayesinde gerçekleşti. Bu tesisle birlikte ülkemizde ilk defa alüminyum motor bloku üretilecek. Bu bloklar Renault’un hibrit araçlar için geliştirdiği yüksek teknolojili yeni nesil motorlarda kullanılacak ve üretimin büyük bir bölümü ihraç edilecek. Ben bu yatırımı 3 sebepten dolayı çok önemli buluyorum. Temellerini attığımız bu tesis, yüksek katma değerli üretim hedefimize doğrudan etki ediyor. Üretim aşamasında dünyada birkaç yerde bulunan ileri teknoloji kullanılacak, nitelikli istihdama ve ihracata ciddi katkılar sunacak. Cari açığı yıllık 2.3 milyar dolar azaltabilecek bir üretimden bahsediyoruz. Gayemiz bu ve benzeri yatırımların katlanarak artması. Üretimde dönüşüme ihtiyacımız var. Türk sanayii bu dönüşümü gerçekleştirebilecek güce sahip. Devlet olarak biz tüm imkanlarımızla girişimci ve sanayicilerin yanındayız. Oldukça cazip bir teşvik sistemine sahibiz. Bakanlık olarak yerli ve yabancı ayrımı gözetmeden yüksek katma değerli yatırımları ülkemize çekmeyi hedefliyoruz. Türkiye’ye yatırım yapan, üreten ve istihdama katkı sağlayan tüm firmalar bizim için çok kıymetli” dedi.

    “Üretimde kullanılacak birçok ürün burada yapılacak”

    Oyak Renault tarafından yapılan bu yatırımın yerlileşme politikasına destek verdiğini vurgulayan Varank, şunları söyledi:

    “Üretimde kullanılacak birçok ürün burada yapılacak ya da alüminyum yerli yan sanayi üreticilerimizden temin edilecek. Bu sayede yerli kaynaklarımızdan mümkün olan en verimli şekilde yararlanılacak. Biliyorsunuz, sanayide ara malı ithalatımız çok yüksek. Bu problemi aşmak adına yerlileştirme programını hayata geçirdik. Sunduğumuz tüm desteklerde bu programı merkeze alacağız. Böylelikle ithalata olan bağımlılığı azaltıp hem cari açığın düşmesine hem de dış kaynak ihtiyacının azaltılmasına fayda sağlayacağız. Ekonominin temelleri, reel sektördeki bu dönüşüm sayesinde daha da güçlenecek. Sağlıklı büyüme ve vasıflı istihdam artışıyla küresel ekonomide hak ettiğimiz sıralara yükseleceğiz.”

    “Bu yatırım ülkemize ve ekonomiye duyulan güvenin somut göstergesi”

    Varank, şöyle devam etti:

    “Türkiye, 16 senede çok önemli başarılara imza attı. Daha da önemlisi, bu başarıları her türlü iç ve dış şoklara karşı kazandık. Türkiye ekonomisi, karşılaştığı her türlü zorlu teste rağmen dayanıklılığını korudu ve yoluna güçlenerek devam etti. Başka ülkelerin yıllarca etkisinden kurtulamayacağı hadiseleri iş birliği, kararlılık, tecrübe ve memeleket sevdamız sayesinde aştık. En kötü ve en zorlu günler geride kalmaya başladı. Hep birlikte geleceği en iyi şekilde inşa etmeye devam edeceğiz. Siyasi istikrar, öngörülebilirlik ve yatırımcı dostu politikalarımız ile ülkemize daha fazla uzun vadeli üretim yatırımı çekeceğiz. Bu yatırımların, hem teknoloji transferi hem de istihdam artışları ile ülkemizde ciddi katma değer oluşturmasını istiyoruz. Sözlerime son verirken, ülkemiz için bu yatırımı hayata geçiren firma sahiplerinden Oyak Renault’dan bir talebim var. 2020 yılından önce Renault’un hibrit otomobil modellerinin Türkiye’deki fabrika hattından çıkmasını arzu ediyorum. Firmanızın bunu yapabileceğine yürekten inanıyorum. Bu tesisin ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyor, katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum.”

    Oyak Renault’un Bursa’ya yapacağı fabrikanın maliyeti 100 milyon avroyu bulacak. 100’den fazla kişiye istihdam sağlayacak fabrika, 8 bini kapalı 10 bin metrekarelik alana inşa ediliyor. Bu yatırımla ülkedeki cari açığın azalmasına yıllık 2.3 milyar dolar katkı sağlaması bekleniyor.

    Törene, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Groupe Renault Dünya Başkan Yardımcısı Thierry Bollore, Renault Grubu Avrasya Bölgesi Başkan Yardımcısı Nicolas Maure, Oyak Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taş, Oyak Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut, Renault Mais Genel Müdürü Berk Çağdaş, Oyak Renault Genel Müdürü Antoine Aoun ve Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak törene katıldı.

  • Emet Sülfirik Asit Fabrikası’nın inşaatı başlıyor

    AK Parti Emet İlçe Başkanı Hüseyin Doğan, Sülfirik Asit Fabrikası’nın temelinin yıl sonunda atılacağını ifade etti.

    Etimaden Genel Müdürü Serkan Keleşer’i makamında ziyaret eden Emet AK Parti İlçe Başkanı Hüseyin Doğan ’’Genel Müdürümüzle ilçemizle alakalı yatırımları müzakere ve istişare ettik. İlçemiz Etibor İşletmesine yapılacak olan Sülfürik Asit Fabrikası’nın sözleşme aşamasının bittiğini, yer tesliminin ve temel atmanın yıl sonuna kadar yapılacağı müjdesini aldık. Yapımı 3 yıl sürecek olan fabrikanın, genel müdürümüzün kendi kişisel çabalarıyla 2 buçuk yılda tamamlanacağı sözünü aldık. İlçemiz adına göstermiş olduğu gayret İçin genel müdürümüze teşekkür ederiz’’ diye konuştu.(YD-EFE)