Etiket: Evrensel

  • Prof. Dr. Gür:Etik değerler evrensel olmalı

    Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Akademik Etik Topluluğu tarafından hazırlanan ve Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Mehmet Türkeri’nin konuşmacı olarak yer aldığı “Etik Değer Açısından Eğitim, Siyaset, Kamu, Çalışma Hayatı ve Bilim” konulu Konferansdüzenlendi.

    GAÜN Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını yapan GAÜN Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, etiğin söylemekle olmadığını yaşamakla gerçekleşebileceğinin altını çizerek, “Dürüst davranıyorsanız ben etiğim demenize gerek yok. Unuttuğumuz kavramlardan birisi olan etik, ahlak ve moral değerleri gündeme almak önemli çünkü farkındalık oluyor. Etik değerleri ortaya koyarken de etik değerler evrensel olmalı. Batının bize dayattığı evrensel tanımıyla kullanılan değerler maalesef yetersizdir.” Prof. Dr. Gür öğrencilere seslenerek konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Global dünya içerisinde bu değerleri doğu ve batı medeniyetleriyle birlikte ortak değerlendirin. Sizin kendi ruhunuzda yaşadığınız etik, moral değerler ve ahlaki üstünlükleri sağladıktan sonra sizin bulunduğunuz ortam zaten etik bir ortamdır demektir” dedi.

    Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Mehmet Türkeri, dünyada etik ile ilgili çok çalışma olduğunu Türkiye’de ise dünyaya oranla daha az çalışma yapıldığını söyledi. Prof. Dr. Türkeri, “Bu çalışmalar daha çok sorunlar üzerine çıktı. Değişik mesleklerde sorunlar var bu sorunlar; kamuda liyakatsizlik, torpil, adam kayırma ve hakkaniyete uymadığını düşündüğümüz gibi dünya çapındaki hepimizi bağlayan şeyler. Hukukun bağlayıcılığı var ama yeterli değil. Bu sorunları aşmak için etik ile ilgili çalışmalar hız kazandı. Değişik etik kurulları ve etik ilkeler çıkmaya başladı” şeklinde konuştu.

    Her üniversitenin etik kurulları var ama Gaziantep Üniversitesi’nde değer ile ilgili kurulun olması biraz daha eğitim ile alakalı olmasının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Türkeri konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Şikâyet ettiğimiz sorunlar devam ediyor ama elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Biz iyi dediğimiz şeyleri hayata geçirirken de aynı tavrı takınırsak o zaman etik dediğimiz şey işlevsel olmuş olur.”

    Akademik Etik Platform Başkanı GAÜN Öğr. Üyesi Doç. Dr. Mahmut Çınar, Akademik Etik Topluluğu, Akademik Etik Platformuyla ortaklaşa çalışan bir öğrenci topluluğu olduğunu söyledi. Kuruluş amacının tamamen etik değerlere dikkat çekmek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Çınar, verdiği desteklerden dolayı Prof. Dr. Ali Gür’e teşekkür etti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkçe ezan dediğimiz zaman onu sadece biz anlarız ama Arapça dendiği zaman bu evrensel olduğunun ifadesidir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkçe ezan tartışmalarına değinerek, “Bugün hala tek parti dönemiyle adeta sembolleşmiş zulümlerden biri olan Türkçe ezanın kamuoyu önünde savunulabiliyor olması işte bu özlemin milletin değerlerine yönelik bitmek bilmeyen bu husumetin bir işaretidir. Türkçe ezan dediğimiz zaman onu sadece biz anlarız ama Arapça dendiği zaman bu evrensel olduğunun ifadesidir. Bunu değiştirmek bizi değerlerimizden uzaklaştırmanın adımlarıdır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 80. yılı sebebiyle Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen Atatürk’ü Anma Programına katıldı. Programda yaptığı konuşmada Erdoğan, “Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze kadar ülkemizin gelişmesi, kalkınması, büyümesi, refahının yükselmesi için emek veren mücadele eden katkı sağlayan herkese şükranlarımı sunuyorum. Yıl dönümleri bize anma yanında geçmişten bu güne kapsamlı muhasebeler yapma fırsatı da verir. Mesela Pazar günü Paris’te 1. Dünya Savaşının sona ermesinin 100. yılı törenlerine katılacağız. Bugün de Gazi’nin vefatının 80. yıl dönümünü geride bırakıyoruz. Bu süreçte ülkemizin yaşadıklarını şöyle bir gözümüzün önüne getirdiğimizde Türkiye’nin nereden nereye geldiğini çok daha iyi görebiliriz” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, şöyle konuştu:

    “1. Dünya Savaşının ardından ülkemizi paylaşma girişimlerine şahit olduk. Çanakkale’de Kut’ül Amare’de ve daha nice cephelerde yüreğimiz ve bileğimizle savaşarak kazandığımız zaferlere rağmen ülkemizi böyle bir tehdidin altına girmekten kurtaramadık. Müstevlilere karşı önce şehir şehir ardından topyekun bir kurtuluş mücadelesi başlattık. Mücadelemizin zaferle sonuçlanmasının ardından yeni devletimizle tarih sahnesindeki yerimizi tekrar aldık. 600 yıllık bir çınarın devrilip epeyce küçülmüş olsa da özü itibariyle aynı coğrafya üzerinde taze bir fidanın boy vermesi bu bir süreçtir, elbette sıkıntısız yaşanması mümkün değildi. Nitekim ülke ve millet olarak bu sıkıntıları her alanda çektik. Doğrularıyla yanlışlarıyla eksikleri ile fazlaları ile bu dönemin tartışmasını milletimizin hafızası ve tarih yapmıştır, yapmaya da devam edecektir. Mesela Gazi Mustafa Kemal’in kendi iradesiyle başlattığı ama provokasyonlar yüzünden vazgeçmek zorunda kaldığı çok partili hayata geçiş denemesini vaktinde başarmış olsaydık acaba ülkemiz nereye giderdi? Mesela o dönemde kendi uçağımızı, otomobilimizi üretmiş, sanayimizi geliştirmiş, ihracatımızı büyütmüş olsaydık bugün nerede olurduk? Mesela gençlerimizin zihinlerini formatlamaya çalışmak yerine onları medeniyeti ile barışık özgür fertler halinde yetiştirecek bir eğitim sistemi kursaydık acaba nasıl bir gelişme gösterirdik? Bunun gibi pek çok soru zihinlerimizi meşgul ediyor olmakla birlikte önümüzdeki vaka da ortadadır. Özellikle Gazi’nin vefatına yakın yıllardan başlayıp 1950’ye kadar süren tek parti istibdadı döneminde milletimizin değerlerinin, inancımızın, kültürümüzün ecdat mirasının nasıl hoyratça savrulduğunu gayet iyi biliyoruz.”

    “Bize yalan söyleyen bir tarih anlatıldı, öğretildi”

    “2. Dünya Savaşının ayak seslerinin duyulmaya başladığı bir dönemde zirveye çıkan tek parti yönetimine ilişkin acı hatıraları her birimiz kendi çocukluğumuzda babalarımızdan, dedelerimizden, yakınlarımızdan dinledik” diyen Erdoğan, “Bugünkü gençler tek parti dönemini ancak tarih kitaplarından o da varsa, gazete dergi arşivlerinden öğrenme imkanına sahiptir. Çünkü bize yalan söyleyen bir tarih anlatıldı, öğretildi. Biz ise o yılların zulümlerine bizzat yaşayanların ağzından şahit olduk. Türkiye 2. Dünya Savaşı’na girmemiştir ama savaşın tüm yükünü sefaletini sıkıntısını yaşamıştır. Osmanlı’nın son yılları ve İstiklal harbi sırasında nesiller boyu süren seferberlik döneminin cefasını çeken Anadolu insanı yeni bir yükü daha sırtlanmak zorunda kalmıştır. Bu dönemde ülkemizi yönetenler milletimizi sadece büyük bir maddi külfetin altında ezmekle kalmamış, değerlerinin üzerinde kurduğu baskıyla da iyice bunaltmıştır. 2. Dünya Savaşı bitip de dünyada yeni bir demokrasi ve ekonomi düzeni kurulmaya başlandığında Türkiye’nin de birtakım adımları atması artık zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde belirli bir kesim tek parti devrinden çok partili hayata dönemin CHP yöneticilerinin iradesiyle geçtiğimizi iddia ederler. Oysa ki bu değişim iradi değil mecburi bir değişimdir. Tek parti ekibi elinden gelse Türkiye’yi Alman Nazizmi, İtalyan faşizmi veya Sovyet Sosyalizminden birine sürükleyecek bir zihin yapısına sahiptir. Önce Nuri Demirağ’ın kurduğu Milli Kalkınma Partisi sonra da Adnan Menderes ve arkadaşlarının öncülük ettiği Demokrat Parti CHP’ye karşı milletimizin sesi olarak siyaset sahnesine çıktılar. Çok partili hayata geçişten hemen sonra yapılan 1946 seçimlerinde uygulanan açık oy gizli tasnif, sayıyı da ona göre kendileri belirleyecek. Bu yöntem aslında CHP yönetiminin demokrasi anlayışı konusunda bir fikir vermeye yeterlidir. Dünyadaki eğilimler ve milletimizin iradesine sahip çıkma konusundaki kararlılığı gizli oy açık tasnif usulüne geçilmesiyle 1950 seçimlerinin adil bir seçim şekilde sonuçlanmasını sağlamıştır. Bu seçimin sonucunda ‘Yeter söz milletindir’ diyen Demokrat Parti ezici bir çoğunlukla ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenmiştir. Türk milleti darbelere, cuntalara vesayet güçlerinin türlü oyunlarına rağmen hep iradesine sahip çıkmış sözünde kararında kendisine ait olduğunu ortaya koymuştur” şeklinde konuştu.

    “Arapça ezan dendiği zaman bu evrensel olduğunun ifadesidir”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Milletimizin demokrasiye bağlılığı ne kadar güçlüyse ülkemizdeki bir kesimin Türkiye’yi tek parti döneminin karanlık günlerine tekrar döndürme çabası da o derece ısrarla devam etmiştir. Bugün hala tek parti dönemiyle adeta sembolleşmiş zulümlerden biri olan Türkçe ezanın kamuoyu önünde savunulabiliyor olması işte bu özlemin milletin değerlerine yönelik bitmek bilmeyen bu husumetin bir işaretidir. Ezanın Arapça okunması bir şeyin ifadesidir; Türkçe ezan dediğimiz zaman onu sadece biz anlarız ama Arapça dendiği zaman bu evrensel olduğunun ifadesidir. Nereye gidersen git ezan ‘Allahu ekber’ dendiği zaman Endonezya’da da, Malezya’da da ezan okunuyor diye anlarsın. Ama Türkçe olduğu zaman anlayabilir misin? İşte şimdi bunu değiştirmek bizi değerlerimizden uzaklaştırmanın adımlarıdır. Aşık Veysel’i kılığı kıyafeti sebebiyle Ankara’nın merkezine almadılar. Bu örnekte ki o kibirli yaklaşım daha sonra başörtüsü başta olmak üzere pek konuda kendini göstermiştir. Aşık Veysel saf bir Anadolu insanı bir aşık oradaki kıyafeti ile Ankara’ya gelmiş, beğenmediler Ankara’ya sokmak istemediler Aşık Veysel’i. Bu ülke bunları da yaşadı. Kendilerini milletten üstün görenler ‘göbeğini kaşıyan adam, bidon kafalı, dağdaki çobanın oyuyla benim oyum bir olamaz, makarnacı, kömürcü’ diyerek hala milli iradeyi aşağılamayı sürdürüyorlar. Bu milletin hepsinin de kim olursa olsun oyu birdir. Bunları aşağıyamazsın. Zaten demokrasinin güzelliği burada. Ayırt etmek yok, ayrımcılık yok. Demokrasiye hazmedememiş olan bu kesim her seçimin ardından ortalığı karıştırmaya halkın sandığa yansıttığı iradeyi önemsiz hale getirmeye hep gayret etmişlerdir. Darbeyi cuntayı vesayeti yücelten yaklaşımları sergileyenlerin ideal örneğinin hep tek parti dönemi olması boşuna değildir.”

    “Tek parti zihniyeti ve darbeci kafa aynı madalyonun iki yüzü gibidir”

    Tek parti zihniyeti ve darbeci kafanın aynı madalyonun iki yüzü gibi olduğunu söyleyen Erdoğan, “Ülkemiz siyasetinin en önemli sorunu milletin değerleriyle, tarihiyle, kültürüyle kavgalı anlayışın hala etkinliğini devam ettirebiliyor olmasıdır. Oysa dünyanın ve Türkiye’nin yürüdüğü istikamette bu tür faşizan eğilimlere asla yer yoktur. Geleceğin dünyasında sadece demokrasinin, özgürlüklerin, güvenlik ve refah arayışlarının bulunduğuna inanıyor biz de bu istikamette çalışıyoruz. 2023 hedeflerimiz sadece ekonomide değil, demokraside de dünyanın en ileri ülkelerinden biri haline gelme kararlılığımızı ifade ediyor. İnşallah gençlerimize emanet ettiğimiz 2053 ve 2071 vizyonları üzerinde yükselecek geleceğin Türkiye’si bu tür tartışmaları tümüyle geride bırakacaktır. Bin yıldır yaşadığımız bu coğrafyada kesintisiz bir mücadele içinde olduk. Ecdat yüzünü batıya çevirmişti ama her fırsatta doğuya da dönmesi oraları da güvenliğe ve huzura kavuşturması gerekiyordu. Bugün de aynı işi yapıyoruz. Bizim demokraside de ekonomide de hak ve özgürlüklerde de insani değerlerin korunması hususunda da asıl mücadele alanımız Batıdır. Bunun için ‘Dünya beşten büyüktür’ diyoruz. Bunun için ‘One minute’ diyoruz. Bunun için ‘tüm insanlık güvende değilse kimse güvende olamaz’ diyoruz. Bunun için üç buçuk milyon Suriyeliyi ülkemizde barındırıyoruz. Bunun için insani yardımlarda dünyada ilk sırada yer alıyoruz. Amerika bizim önümüzde değil. Milli gelire göre dünyanın bir numarası biziz. Bizim bu çabamıza nasıl karşılık veriliyor diye sorarsanız, sınırlarımız içinde terör örgütleri eliyle bombalar patlatılarak sınırlarımız boyunca da terör koridorları kurularak bu mücadelemizden vazgeçirilmeye çalışıyoruz” açıklamasında bulundu.

    “Hakkari’de 4 evladımız şehit oldu, 20 civarında yaralımız var”

    “Bu gece maalesef Hakkari’de bir mühimmat depomuzdaki patlama sebebiyle şu an itibariyle 4 evladımız şehit oldu, 20 civarında yaralımız var” ifadesini kullanan Erdoğan, “Allah’tan şehitlerimize rahmet yaralılarımıza şifalar diliyoruz. Tıpkı ecdadımızın yaptığı gibi bir yandan arkamızdan kurulan tuzakları bozarak, bir yandan hedeflerimize sıkı sıkıya sarılarak tarihin önümüze açtığı yolda yürümeye devam ediyoruz. Görünürde Kandil’,deki PKK’yı terör örgütü ilan edip, elebaşları için ödül koyanların arka planda aynı teröristlerle nasıl iş tuttuklarını da çok iyi biliyoruz. Aynı örgütün namlularını ülkemize çevirmiş Suriye’deki mensuplarıyla kol kola girip devriye gezerken Irak’taki elebaşlarını hedef gösterenler kendilerince bizi kandıracaklarını sanıyorlar. Hepsini gayet iyi biliyoruz. biz onlara her fırsatta bu oyunun tutmayacağını, terör örgütleriyle yol yürüyenlerin akıbetlerinin hüsran olacağını hep söyledik söylüyoruz. Tabii bu arada boşta durmuyoruz, Bir hafta içinde 15 terörist etkisiz hale getirildi. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarımızın ardından İdlip’te de güvenliği ve huzuru sağlama yönünde önemli adımlar attık. Aynı şekilde Kuzey Irak’taki terör yuvalarını birer birer dağıtarak Kandil’i de Sincar’ı da teröristlerin başına yıkma yolunda ilerliyoruz. Fırat’ın doğusundaki Suriyeli kardeşlerimizin bölücü terör örgütünün pençesi altında inim inim inlediğinin farkındayız. İnşallah çok yakında bu bölgedeki mazlumları da güvene ve huzura kavuşturacağız. Bizim bu adımlarımızı da DEAŞ kuklasını ortaya sürerek kesebileceklerini sananlar yanıldıklarını görmeye başladılar. Ülkemize karşı yürütülen küresel yalan ve iftira kampanyalarının en büyük kaynağı haline gelen FETÖ ihanet çetesinin çırpınışları da artık fayda vermeyecek. Deşifre olmuş oyun başarısızlığa mahkumdur. Biz bu oyunu çözdük. İnşallah en kısa sürede bize kurulan tuzakları sahipleri ve piyonlarının başlarına geçirip yolumuza devam edeceğiz” dedi.

    “Biz Batı’nın kapısında şurada burada sıraya girmek suretiyle muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkamayız”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bize göre Atatürk’ü anmak da anlamak da ancak böyle olur. Lafla değil, bu duygularla bir kez daha vefatının 80. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal’i tazimle yad ediyorum. Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma lafla olmaz. İstanbul Havalimanı gibi eserleri dikmekle olur, köprüler yapmakla olur, metrolar yapmakla olur, kendi uçağınızı, insansız hava araçlarınızı yapmakla olur. Yüzde 20 idi savunma sanayindeki eserlerimiz. Şimdi bunu yüzde 65’e çıkardık işte böyle olur. Biz Batı’nın kapısında şurada burada sıraya girmek suretiyle muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkamayız. Biz kendi eserimizi kendimiz üreteceğiz hem inşa edeceğiz hem ihya edeceğiz. Gençler çok daha fazla çalışacağız, çok daha fazla gayret edeceğiz ve onun için de tabii inşallah gelecek hep birlikte bizim olacak. Bu toprakları bizlere vatan haline getirmek için bin yıldır canlarını ortaya koyan tüm şehitlerimize tüm gazilerimize Allah’tan rahmet diliyorum.”

    Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs’ün bir veda konuşması yaptığını hatırlatan Erdoğan, Örs’ün önemli bir ülkeye büyükelçi olarak gittiğini ve veda konuşmasını da bu vesileyle yaptığını ifade etti. Erdoğan, 6 yıllık hizmeti sebebiyle Örs’e teşekkür etti.

  • İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 70’inci yılına özel konferans

    Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi ve UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 70’inci yılı nedeniyle uluslararası bir konferans düzenleyecek.

    Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi ve UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 70’inci yılı nedeniyle uluslararası bir konferans düzenleyecek. 6-7 Kasım 2018 tarihlerinde Maltepe Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek konferansın amacı; dünyada son on yılda insan haklarıyla ilgili olumlu ve olumsuz gelişmeleri ve çözüm önerileri olacak.

    Yapılan açıklamada; Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 70’inci yılında ‘İnsan Hakları İçin Harekete Geç’ çağrısı göz önüne alınarak, genel başlığı ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 70’inci yılında İnsan Hakları: İnsan Hakları İçin Harekete Geç’ konulu konferansa, UNESCO İnsan ve Toplum Bilimleri, Politikalar ve Programlar Direktörü, B.M. Beslenme Hakkı Raportörü, ECRI’den bir üye ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı ve UNESCO Eski Genel Direktörü Federico Mayor katılacak. Ayrıca konferansta, insan hakları eğitimiyle ilgili iki yuvarlak masa düzenlenecek.

  • Evrensel Çocuk Müzesinden yaza özel kurslar

    Karşıyaka Belediyesi Evrensel Çocuk Müzesi, yaz ayları boyunca, birbirinden renkli etkinlik, kurs ve atölye çalışmaları ile minik konuklarını ağırlayacak. Çocuklar yazın keyfini, tarihin macera dolu serüvenine yolculuk yaparak geçirecek.

    Karşıyaka Belediyesi tarafından kurulan ve alanında Avrupa’nın sayılı merkezlerinden biri olan Evrensel Çocuk Müzesi ve Eğitim Kampüsü, yaz ayları için birbirinden renkli kurs ve atölye programı hazırladı. Yaz dönemi atölye çalışmalarına kayıt olacak çocuklar, alanında uzman 15 eğitimcinin gözetiminde drama eğitimleri alacak. Hikaye anlatımları ile tarihe yolculuk yapılacak. ‘Dino Atölyesi’nde ise dinozorların yaşam serüvenine ortak olunacak.

    Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, “Karşıyakamıza kazandırdığımız Evrensel Çocuk Müzesi ve Eğitim Kampüsü, 10 ayda 200 binin üzerinde yurttaşımızı ağırladı. Yaz boyunca da farklı kurs ve atölye çalışmaları ile yine miniklerimizin en uğrak tesisi olacak. Yaklaşık 15 bin çocuğumuzu ağırlayacağımız bu etkinliklere tüm ailelerimizi bekliyoruz” dedi.

  • Özel Evrensel Fen Lisesi öğrencileri TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışmasında Türkiye üçüncüsü oldu

    Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığınca düzenlenen “TÜBİTAK 49. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri” yarışmasında Evrensel Fen Lisesi “Fizik” dalındaki projesi Türkiye üçüncüsü ödülünü aldı. Evrensel Kolej Genel Müdürü Semra Büyükağaoğlu, başarılarından dolayı ödül alan öğrencilerini tebrik etti.

    Bu yıl 49.su düzenlenen ve toplamda 11 proje birincilik ödülüne, 21 proje ikincilik ödülüne ve 31 proje üçüncülük ödülünün layık görüldüğü yarışmada Fizik alanında birincilik ödülünü Ankara Özel Evrensel Fen Lisesi öğrencileri Zeynep Ebrar Avcıoğlu ve Feyza Kılıç yaptıkları “Patlayıcı düzeneğin mikrodalga kaynakları ile uzaktan etkisiz hale getirilmesi” adlı projeleriyle aldı.

    TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı’nca Biyoloji, Coğrafya, Değerler Eğitimi, Fizik, Kimya, Kodlama, Matematik, Psikoloji, Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih ve Teknolojik Tasarım alanlarında düzenlenen Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışmasına 2018 yılında yapılan başvurular, geçen yıla oranla yüzde 16 oranında arttığı ve toplamda 16 bin 181 öğrencinin başvurduğu bildirildi.

    Evrensel Kolej Genel Müdürü Semra Büyükağaoğlu, Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması’nın final aşamasında birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülü alan öğrencilerin, üniversite sınavına girecekleri yıl ödül aldıkları alanla ilgili (ÖSYM) Kontenjan Kılavuzu’nda belirtilen bölümleri tercih etmeleri halinde, yarışmada aldıkları dereceyle orantılı ek puan uygulamasından yararlanacaklarını bildirdi.

    Özel Evrensel Eğitim Kurumları Kurucusu Cavit Gürsoy ve Genel Müdürü Semra Büyükağaoğlu başarılarının her yıl artarak devam edeceğini belirterek öğrenci ve danışman öğretmenlerini tebrik etti.(BA-BC –