Etiket: Evleri’nin

  • (Özel Haber) Evlerinin önünden dövülerek oğlu kaçırılan annenin gözyaşları 4 aydır dinmiyor

    Mersin’de iki arkadaşı tarafından evinin önünden dövülerek kaçırılan 22 yaşındaki gençten, 4 aydır haber alınamıyor. Ailenin şikayeti üzerine genci kaçıran zanlılar yakalanıp tutuklanırken, anne Sinem Serbest oğlunu her yerde arıyor. Tutuklu sanıklardan 3’ünün ilk duruşması yapılırken, mahkeme de delillerin tam toplanması amacıyla duruşmayı erteledi. Anne Serbest, 120 gündür oğlunu aradıklarını belirterek, “Devletimizden, eğer oğlum öldüyse cesedini bulmasını istiyorum. En azından gömeriz, yeri belli olur” dedi.

    İddiaya göre, 9 Ekim Pazar günü Sezgin G. ve Ekrem K., Mezitli ilçesi Akdeniz Mahallesi’nde evinin bulunduğu apartmanın bahçesinde oturan Furkan C.’nin yanına geldi. Gece yarısı sitenin bahçesinde bir süre sohbet eden üç kişi daha sonra tartışmaya başladı. Ardından Sezgin G. ve Ekrem K., Furkan C.’yi darp etmeye başladı. Yaşanan arbedenin ardından iki arkadaş, Furkan C.’yi döverek sitenin dışına çıkarıp bir araca bindirerek uzaklaştı. O günden sonra çocuklarından haber alamayan ailenin şikayeti üzerine harekete geçen Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Gasp Büro Amirliği ekipleri, sitenin güvenlik kamerası görüntülerini inceledikten sonra Sezgin G. ve Ekrem K.’yi gözaltına aldı. Zanlıların üzerinden kaçırılan gencin cep telefonu çıktı. Şüphelilerin polisteki ifadesinde, kaçırdıkları Furkan C.’yi ormanlık bir alana götürdüklerini, burada dövmeye devam ettikleri sırada ellerinden kurtulup kaçtığını söyledikleri öğrenildi. Zanlıların ifadesi doğrultusunda ormanlık alanda arama çalışması yapan polis ve AKUT ekipleri, kayıp gencin izine rastlayamadı. Ardından 2 şüphelinin de arama çalışmalarını sürdüren ekipler, kısa bir süre içinde İsmail B. ile aranan bir şahsı daha yakaladı. 4 şüpheli emniyetteki ifadelerinin ardından sevk edildikleri mahkemece tutuklandı. 4 aydan bu yana kayıp olan Furkan C.’nin bulunması için çalışmalar sürüyor.

    “Oğlumu sitenin içinden döverek çıkartıyorlar”

    Anne Sinem Serbest ise 120 gündür oğlunu Mersin’de sokak sokak arıyor. Oğlunun fotoğrafının bulunduğu broşürleri daha önce vatandaşlara gösteren ve duvarlara asan gözü yaşlı anne, buradan da sonuç alamadı. Oğlunun bulunmasını isteyen anne, yetkililerden yardım istedi. Olayla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Serbest, olayın 9 Ekim 2016’da gerçekleştiğini söyledi. Serbest, “Olay günü gece saat 03.00 gibi bir arkadaşı oğlumu bir bahane ile evden aşağı çağırıyor. Oğlum da bunun üstüne aşağı iniyor. Kamelyanın orada bir sigara yakıyorlar ve birkaç dakika sonra şu an tutuklanan 3 sanıktan bir tanesi yumruklayarak Furkan’ı, sürükleyerek sitenin dışına çıkartıyor. Kapıda araba bekliyor ve içinde şu anda tutuklu sanıklar var. Onlar da oğlumu döverek zorla arabanın içine atıyorlar. Çocuğu Kuyuluk çöplüğüne götürüyorlar. Giderken yolda anlattıklarına göre döverek götürüyorlar. Götürdükleri yerde de oğlumu dövdüklerini söylüyorlar. Kaçırdıkları araçta kana da rastlandı. Çocuğumun telefonunu da gasp ediyorlar” diye konuştu.

    “Devletimizden, eğer oğlum öldüyse cesedini bulmasını istiyorum”

    Şu anda olayla ilgili davanın sürdüğünü kaydeden Serbest, “4. Asliye Ceza Mahkemesinde davamız sürüyor. Şu anda tutuklu bulunanların ilk duruşması oldu. Sanıklar ’zorla adam kaçırmaktan, hürriyeti alıkoymaktan, darp etmekten’ şu an yargılanıyor. Savcımız gasp ile ilgili delil topladığını, eğer yeterli delil elde ederse inşallah gasptan da dava açılabileceğini söylüyor. Çünkü çocuğumun telefonu sanıkların üstünden çıktı. Mahkeme davayı erteledi. Tutuklular halen tutuklu durumda. Furkan’dan haber alınamıyor. Öldü mü, sağ mı belli değil. Ölüsünü bulsam da razıyım. En azından gömeriz yeri belli olur. Şu an hiçbir şey belli değil. Sanıklar bununla ilgili bir şey de demiyor. ’Elimizden kaçırdık’ diyorlar. Devletimizden, eğer oğlum öldüyse cesedini bulmasını istiyorum. Cesedi de olsa ona razıyız. Yeter ki bir bulunsun” şeklinde konuştu.

    Olayın hemen ardından karakola gittiklerini söyleyen Serbest, “Gitmediğim belki kapı kalmamıştır. Furkan’ın resimlerini her yere astım, belki bir gören olur diye. Bütün araçlara, kentin her yerine astım. Furkan’dan hiçbir haber alamıyoruz. Bugüne kadar da dışarıdan hiç kimse bize Furkan’ı gördüm diye dönüş yapmadı. Birkaç tane yalancı tanıklar oldu. Zaten onları da tutuklu sanıklar sundu. Onlar da dinlendi. Hakimimiz de onların ifadelerinde bir takım çelişkiler olduğunu gördü. Karakol ifadelerinde şu tarihte Furkan’ı yaralı olarak gördük diyorlar ama hakim huzurunda bilmiyoruz hangi tarihte gördüğümüzü diye çelişkilerde bulundular. Emniyetimiz de halen Furkan’ı arıyor” ifadelerini kullandı.

    “Facebook hesabından tehditler yağdırmışlar”

    Oğlunun yaşama ihtimaline karşı birde çağrıda bulunan Serbest, “Onların dediği gibi Furkan kaçtı, yaşıyorsa burada zaten kayıp olarak aranıyor. Furkanım burada hiçbir şekilde suçlu değil. Evine gelsin. Biz onu bekliyoruz. Halen bir ümidim var. Tam 4 ay oldu. Yaşasaydı beni arardı. Akrabalardan bir tanesini mutlaka arardı. Herkes onu arıyor, herkes ondan haber bekliyor. Hiçbir şekilde bize ulaşmadı. Hatta facebook hesabının şifresini biz bir ay önce kırdık, öyle girdik. Acaba oraya giriyor mu diye kontrol etmek istedik. Çocuğum kaçırılmadan bir hafta 10 gün önce oradan o kadar çok tehditler edilmiş ki hiçbirine cevap da vermemiş. Hatta kaçırıldıktan sonra yeniden tehditler edilmiş, ’ortaya çık Furkan’, ’çıkacaksın’ diye. ’Seni, aileni yok ederiz’, ’ortaya çıkacaksın, davadan vazgeçeceksin’ diye tehditler etmişler. Çocuğumun öldürülmüş olması büyük ihtimal. Yaşasaydı beni, ablasını mutlaka arardı. 4 aydır arıyoruz” dedi.

  • Yağıştan evlerinin çatısı çöken aile ölümden döndü

    Mersin’in Silifke ilçesinde ikamet eden ve yağmur nedeniyle evlerinin çatısı çöken Emine Çoban (42), çocukları Hümeyra Kolsak (12) ve Hasan Kör (8) ölümden döndü.

    Mukaddem Mahallesi Alparslan Türkeş Bulvarı Numara 53’te ikamet eden Emine Çoban maddi imkansızlıklar nedeniyle bir haftadır evin çatısını yaptıramıyor. İki kere evlenip ayrılan ve her iki evliliğinden iki çocuğu olan Emine Çoban yetkililerden yardım bekliyor. Annesinden kalma taş duvarlı ve toprak çatılı olan eski bir evde yaşam mücadelesi veren aile, zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyor.

    Yağan yağmur sonucunda evlerinin çatısının yıkıldığını belirten Emine Çoban, “Aşırı derecede yağmur yağdı. Yağan yağmurla birlikte annemden kalma verasetli eski taştan yapılı ve çatısı topraktan olan evimiz başımıza yıkıldı. Gerekli yerlere müracaat ettim. Ancak hiçbir yerden ses çıkmadı. İki çocuğumla yıkık dökük bir evde yaşam mücadelesi veriyoruz. Ben gündelik işlere giderek geçimimizi sağlıyorum. Devlet yetkililerinden ve duyarlı vatandaşlarımızdan evimin çatısının yapılmasını istiyorum” dedi.

    7. sınıfta okuyan ve kros yarışmalarından Mersin ve Silifke il birincisi olan Hümeyra Kolsak ise, “Derslerimde çok başarılıyım. İki yıldır Mersin’de düzenlenen okullar arası kros yarışmasında hem Mersin hem de Silifke birinciliğim ile madalyalarım var. Ancak hiç sağlıklı bir koşulda yaşayamıyoruz. Bizim evin çatısının bir an önce yapılması gerekir. Gerekli devlet yetkililerimizden ve vatandaşlarımızdan yardım bekliyoruz” diye konuştu.

    Evin en küçüğü Hasan Kör, kendilerine uzatılacak yardım elini beklediğini söyledi.

  • Bağlar’daki patlamada hasar gören evlerinin yıkılmasını istiyorlar

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bomba yüklü araçla düzenlenen terör saldırısında binaları hasar gören ev sahipleri, kendi binalarının da yıkılmasını istiyor.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde emniyet müdürlüğü ek binasına 4 Kasım tarihinde bomba yüklü araçla terör saldırısı düzenlenmiş ve 2’si polis olmak üzere 11 kişi şehit olmuştu. Patlamayla birlikte onlarca bina kullanılamaz hale gelirken, yüzlerce binada hasar oluşmuştu. Emniyet müdürlüğü ek binası ve 2 blok için alınan yıkım kararının ardından da binalar yıkıldı. Mevlana Halit Mahallesi 455. Sokak’ta Saf 1 ve Saf 2 apartmanlarında oturan vatandaşlar hasarlı olan binalarına girmeye korkuyor. Yaşadıkları şoku üzerlerinden atamadıklarını belirten vatandaşlar binanın oturulamayacak durumda olduğunu ifade ederek binanın yıkılmasını istedi.

    “Binaya girmeye korkuyoruz”

    Saf 1 apartmanında oturan Nurettin Bilge, kendisiyle beraber babası ve kardeşinin de bu binada daireleri olduğunu ve evlerine girmeye korktuklarını, dağınık şekilde akrabalarında kaldıklarını aktararak, şunları kaydetti:

    “Kolonlar, kirişler birbirine geçmiş. Büyük çatlamalar var kolonlarda. Biz bu binanın yıkılmasını istiyoruz. Bu mağduriyetimiz giderilsin diye artık binamızın yıkılmasını istiyoruz. Binaya çıkıp inemiyoruz. Bina komple sallanıyor. Biz burada büyük bir mağduriyet yaşıyoruz. Eşyalarımızı götüremedik. Eşyalarımız paramparça olmuş. Bu binalarda oturulmuyor. Bu binaya daha kapsamlı bakılmasını istiyoruz. Mühendislerin daha ince çalışmasını istiyoruz. Gelip kolonların fotoğraflarını çeksinler. Burada insan oturabilir mi? Burada 34, yan binada 16 daire var. Orası da aynı şekilde. Onda da çatlaklar var. Bu binanın tadilatı olsa biz de idare ederiz. Biz bir şeyler kazanma peşinde değiliz. Burada yaşanmıyor”.

    “Depremi bile beklemeye gerek yok, her an çökebilir”

    Depremi bile beklemeye gerek olmadığını ve binada her an çökme tehlikesi olduğunu dile getiren, Bilge, “Sayın Başbakanımıza, Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyoruz. Burayı yıksınlar. Burası yaşanılacak durumda değil. Yaşanılacak yer olsa yaşarız zaten. Neden kiraya gidelim. Şu an 15 nüfusla birlikte dağınık şekilde akrabalarımızda kalıyoruz. Burada devlet bize otel veriyor. Bize yardım da ediyor. Bunu inkar ediyor değiliz. Eşya tespitlerimizi de yaptılar. Hak yiyecek insanlar değiliz. Bunları da yapıyor devlet. Biz diyoruz ki bu bina yıkılıyor. Benim söylememle olmuyor. Mühendis getirsinler. 34 daire burada 16 daire yanımızdaki binada ve bunlar kullanılamaz durumda” diye konuştu.

    Aynı apartmanda oturan Halide Yazıbilmez de, eşyalarının hepsinin kırıldığını ve binaya girmeye korktuğunu söyledi. 5 yıl önce kocasının vefat ettiğini ve öğrenci oğluyla beraber yaşadığını anlatan Gülcan Yücedurmuş ise, “Ben bu binanın da yıkılmasını istiyorum. Biz korkuyoruz. Zaten şok geçirdik. Burada nasıl oturalım. Şimdi bir akrabada kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Gözü yaşlı anne, 24 gündür evlerinin önünden kaçırılan oğlunu arıyor

    Mersin’de iki arkadaşı tarafından evinin önünden dövülerek kaçırılan 21 yaşındaki gençten 24 gündür haber alınamıyor. Ailenin şikayeti üzerine genci kaçıran zanlılar yakalanıp tutuklanırken, anne Sinem Serbest ise oğlunun resminin bulunduğu broşürlerle Mersin’in her köşesinde oğlunu arıyor. Serbest, 24 gündür her yerde oğlunu aradığını ifade ederek, “Özledik oğlumu. Ölümü mü diri mi belli değil. Öldüyse en azından öldüğü yeri göstersinler de bari ona bir mezar yapalım” dedi.

    İddiaya göre, 9 Ekim Pazar günü Sezgin G. ve Ekrem K., Mezitli ilçesi Akdeniz Mahallesi’nde evinin bulunduğu apartmanın bahçesinde oturan Furkan C.’nin yanına geldi. Gece yarısı sitenin bahçesinde bir süre sohbet eden üçlü, daha sonra tartışmaya başladı. Ardından Sezgin G. ve Ekrem K., Furkan C.’yi darp etmeye başladı. Yaşanan arbedenin ardından iki arkadaş, Furkan C.’yi döverek sitenin dışına çıkarıp bir araca bindirerek uzaklaştı. O günden sonra çocuklarından haber alamayan ailenin şikayeti üzerine harekete geçen Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı Gasp Büro Amirliği ekipleri, sitenin güvenlik kamerası görüntülerini inceledikten sonra Sezgin G. ve Ekrem K.’yi gözaltına aldı. Zanlıların üzerinden kaçırılan gencin cep telefonu çıktı. Şüphelilerin polisteki ifadesinde, kaçırdıkları Furkan C.’yi ormanlık bir alana götürdüklerini, burada dövmeye devam ettikleri sırada ellerinden kurtulup kaçtığını söyledikleri öğrenildi. Zanlıların ifadesi doğrultusunda ormanlık alanda arama çalışması yapan polis ve AKUT ekipleri, kayıp gencin izine rastlayamadı. Şüpheli 2 kişi sevk edildikleri mahkemece tutuklanırken, olayla ilgili bir kişinin ise arandığı bildirildi. 24 günden bu yana kayıp olan Furkan C.’nin bulunması için çalışmalar sürüyor.

    “24 gündür çocuğumdan hiç haber yok”

    Anne Sinem Serbest ise 24 gündür oğlunu Mersin’de sokak sokak arıyor. Oğlunun fotoğrafının bulunduğu broşürleri vatandaşlara gösteren ve duvarlara asan gözü yaşlı anne, oğlunun bulunmasını istiyor. Olayla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Serbest, olayın 9 Ekim’de gerçekleştiğini söyledi. Bir arkadaşı tarafından gece 03.00’te aranarak, oğlunun site bahçesine çağrıldığını belirten Serbest, “Telefonla arayarak ’askerden geldin, gel seni göreyim’ diyerek kandırıp, çocuğu gece aşağı indiriyorlar. Biri oğlumu oyalıyor, dışarıdan da 2 arkadaşı daha siteye giriyor ve kamelyanın etrafından saklanıyorlar, pusu kuruyor. Furkan onları fark edince zaten hemen oğlumu dövmeye başlıyorlar. Döve döve oğlumu siteden çıkartıyorlar. Sitenin önünde bekleyen araçla oğlumu kaçırıyorlar. Bu şahıslar polisler tarafından yakalandı ve şimdi 2 kişi tutuklanırken, 2 kişi aranıyor. Bu şahıslar Furkan’ı Kuyuluk çöplüğüne götürdüklerini, parasını gasp ettiklerini, çok kötü kafasına vurduklarını ancak bir süre sonra ellerinden kaçırdıklarını söylüyorlar. Yalnız oğlum eğer ellerinden kaçsaydı eve gelirdi, annesini bulurdu. 24 gündür çocuğumdan hiç haber yok. Ölü mü, sağ mı hiç belli değil. Bir anne demiyor, hiçbir yerden bana ulaşmıyor. Telefonlarımızı ezbere bilir. Kafasına çok darbe almasından dolayı belki bilinci yerinde olmayabilir. Görenler polisi arasın. Askerden oğlum yeni geldi, daha 21 yaşında. Oğlum için herkesten dua bekliyorum. Oğlumdan hiçbir ses yok” diye konuştu.

    “Oğlumun bulunmasını istiyorum”

    Olayın olduğu ilk günden beri oğlunu aradığını vurgulayan Serbest, “24 gündür Mersin’in her yerinde oğlumu arıyorum. Bütün her yere resimlerini astım ola ki biri benzetir bizi arar diye. 24 günden beri hiçbir insandan da haber almıyoruz. Bazen asılsız ihbarlar oluyor gidiyoruz bakıyoruz ama şu ana kadar hiçbir sonuç elde edemedik. Eğer yaşıyorsa Furkan’ıma sesleniyorum. Yaşıyorsan polise git arkanda ben varım, devlet var. Kendisinin hiçbir suç yok ki gasba uğramış, polis onu kayıp diye arıyor, suçlu diye aramıyor. Suçlular cezası çekecek zaten. Oğlumun zaten suçu yok. Furkan kandırılarak aşağı indiriliyor, dövülüyor sonra kaçırılıyor. Oğlumun üzerinde hiçbir şey yok. Kimliği, ehliyeti hepsi üzerimizde. Ayağında terliği ile döverek, sürükleyerek götürüyorlar. Oğlumun bulunmasını istiyorum” ifadelerini kullandı.

    “Öldüyse en azından öldüğü yeri göstersinler de ona bir mezar yapalım”

    Furkan’ı kaçıran arkadaşlarından da bir kişi tanıdığı söyleyen Serbest, “Tutuklanan Ekrem K.’yı tanıyorum. Geçen yıl oğlumun yanında çalışmıştı. Oğlumun ekmeğini yiyen insanlar bunlar. Geçen yıl yanımızda 6 ay çalıştı. Şu anda bile tutuklanan şahısların tanıdıkları sürekli beni, kızımı arayarak tehditler, küfürler ediyorlar. Bununla ilgili savcılığa başvuru yapıp, koruma talep edeceğim. Zaten bu konu hakkında polisimiz çok yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Oğlumu bulmalarını istiyorum. Çocuğumu 24 gündür gömüyorum. Özledik oğlumu, ölü mü diri mi belli değil. Öldüyse en azından öldüğü yeri göstersinler de bari ona bir mezar yapalım. Hiçbir şey belli değil. Furkan’ın bundan önce böyle bir olayı hiç olmadı. Çocuğum eve gecikse bile mutlaka beni arar ne kadar gecikeceğini söylerdi. Hiçbir zaman böyle bir şeyi olmadı” diye konuştu.

  • Eskişehirsporlu futbolcular yeni evlerinin zeminine ilk adımlarını attı

    Eskişehirsporlu futbolcular, yeni yapılan ve ilk olarak Elazığspor maçını oynayacakları yeni evlerine ilk adımlarını attı.

    TFF 1. Lig’de şampiyonluk hedefleyen Eskişehirspor’da, yeni stadyumun hizmete girmesi için de çalışmalar devam ediyor. Oyuncuların merak etmesi üzerine akşam saatlerinde yeni stadyumun kapıları açıldı. 35 bin seyirci kapasiteli yeni stat, ilk kez futbolcular ile buluştu. Yeni evlerini görmeye gelen oyuncuları Eskişehirspor Başkanı Halil Ünal da yalnız bırakmadı. Çeşitli ikramların ardından Başkan Ünal, futbolculara yarın oynanacak olan Şanlıurfaspor maçının da önemini anlattı. Atatürk Stadyumu’nda oynanacak olan maçın son karşılaşma olduğunu da dile getiren Halil Ünal, nostaljik stada güzel bir veda edilmesinin öneminden bahsetti.

    “Elazığ maçını yeni statta oynayacağız”

    Yeni stadyum hakkında bilgiler veren Başkan Halil Ünal, zeminin tamamen oturması için 20 güne ihtiyaç duyduklarını ifade etti. Elazığspor maçında yeni statta olacaklarına değinen Başkan Ünal, “Zemin noktasında çimlerimiz henüz 5 santim aşağıya kök salmış durumda. Bunun bilimsel anlamdaki ideali 10 santim olması gerekiyor, çok daha sağlam zemine oturması için. Ama biz 20 gün sonra bunun olacağını hesaplıyoruz. Bu da şuna denk geliyor, biliyorsunuz yarın eski Atatürk Stadyumu’muzda Urfa takımını misafir ediyoruz. Ondan sonra 3 hafta varsaydığınızda 20 günü geçen bir süre oluyor. Bu bizim için yeterli oluyor. Milli maç aralığı giriyor. O hafta Konya’yı misafir edeceğiz boş geçmemek adına. Ondan sonra biliyorsunuz Manisa’ya deplasmana çıkıyoruz. Manisa dönüşü inşallah Elazığ’ı misafir etmeyi planlıyoruz. Bütün hesaplarımız Elazığ maçını burada oynamak. O vakte geldiğimizde stadyumumuz hazır hale gelmiş olacak. Ama tabii daha başka eksiklerimiz de var. Loca tefrişatımız var, bir çok alanda bana göre çok eksiklikler var. Sayın bakanımızla, bakanlıkla ve gerekli genel müdürlüklerle görüşüp, istişare ediyoruz. Yüklenici firmanın işi Elazığ maçında hemen hemen bitiyor. Yarın inşallah asfaltlanmaya başlanıyor. Çevre düzenlemesi de inşallah yarından itibaren de hızlı bir şekilde yürüyor” dedi.

    “İyi proje beğenmişiz”

    Stadın açılışı için iki farklı organizasyonun yapılacağını aktaran Başkan Ünal, taraftara da müjde verdi. Taraftarı mutlu etmek için güzel bir açılışın daha yapılacağını kaydeden Başkan Ünal, “İki tane açılış planlıyoruz. Bunun bir tanesi sayın Cumhurbaşkanımızın da katılacağı bir protokol açılışıdır. İkincisi de, Eskişehirspor’un büyük ve efsane taraftarını mutlu edeceğimiz bir açılış planlamamız var. Bunlar peş peşe gelecek. İnşallah bunlar şampiyonluğa antrenman olur. Biliyorsunuz şampiyonluğu kutlamak için 7 gün 7 gece sözü verdik. O günü gördüğümüzde inşallah kutlayacağız. O zaman hep birlikte göreceğiz neler olduğunu ama şöyle bir gerçek var ki, Türkiye’deki en iyi stadyumlardan bir tanesi bizim stadyumumuz oluyor. Vaktiyle projeyi ben beğenmiştim, ’Acaba yanlış projeyi mi beğendik?’ diyerek sık sık gelip geziyorum. İyi bir projeyi beğenmişiz” şeklinde konuştu.

    “Nostalji yaşayacağız”

    Yarın akşam oynanacak olan Şanlıurfaspor maçı ile emektar Atatürk Stadyumu’nun resmi maçlara veda edeceğinden söz eden Başkan Halil Ünal, konuşmasını şu şekilde tamamladı:

    “İnşallah yarın akşam biraz da nostalji yaşayacağız galiba, son lig maçını oynayacağız. Onu birazdan oyunculara da bahsedeceğim. Kendi sahamızdan 3 puan ile ayrılmak istiyoruz. Onun için hafta hafta bakmak lazım bu işe, her hafta inşallah kazanmak istiyoruz. Kaybetmek gibi bir lüksümüz yok. Onu çok iyi biliyoruz. Ama futbol bu, fakat futbol böyle de olsa, gereğini yapmak lazım. Ona göre gereğini yapmaya gayret gösteriyoruz.”