Etiket: Etmiştir”

  • Davutoğlu: “Mustafa Koç’un Vefatı Hepimizi Derin Üzüntüye Gark Etmiştir”

    İşadamı Rahmi Koç ve ailesine taziyede bulunan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Sayın Mustafa Koç, Türkiye’de sadece bir işadamı olarak değil, sosyal olarak Türkiye’de çok önemli projelere katkıda bulunmuş ve bu projeler de takdirle takip edilmiştir. Vefatı hepimizi derin üzüntüye gark etmiştir” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, akşam saatlerinde eşi Sare Davutoğlu ile birlikte Divan Otel’e gelerek Koç ailesine taziyede bulundu. Yaklaşık yarım saat süren ziyaretin ardından kısa bir açıklama yapan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Koç ailesine tekrar taziyelerini iletti. Başbakan Davutoğlu’nun kapıya kadar uğurlayan işadamı Rahmi Koç ve oğlu Ali Koç da açıklama sırasında hazır bulundu.

    Koç ailesine burada da taziyelerini ileten Başbakan Davutoğlu, “Türkiyemizin acı kaybı. Sayın Mustafa Koç’a Allah rahmet eylesin diyorum. Değerli ailesine taziyelerimizi sunduk. Taziye ziyareti için geldik. Bildiğiniz gibi Sayın Mustafa Koç Türkiye’de sadece bir işadamı olarak değil, sosyal olarak Türkiye’de çok önemli projelere katkıda bulunmuş ve bu projeler de takdirle takip edilmiştir. Vefatı hepimizi derin üzüntüye gark etmiştir. Başlattığı projeler sahip kalmayacak ama biz onun yokluğunu hep hissedeceğiz. Bir kez daha biz Koç ailesine taziyelerimizi sunuyoruz. Allah rahmet eylesin. Yarın cenazede de birlikte olacağız. Bir kez daha başınız sağolsun, Allah cennette kavuştursun” dedi.

    Davutoğlu, burada yaptığı açıklaının ardından otelden ayrıldı. Davutoğlu’nu Rahmi Koç ve Ali Koç uğurladı.

  • Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Zannediyorum Kendi Vasfını Tarif Etmiştir”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisinin Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen 35. Olağan Kurultayı’nda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkındaki konuşmasına tepki gösterdi. Bakan Bozdağ, “Kılıçdaroğlu, zannediyorum ki kendi vasfını tarif etmiştir” dedi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Memleketi Yozgat’tan Ankara’ya dönüşünde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sarf ettiği sözlere tepki gösterdi. “Kılıçdaroğlu, zannediyorum ki kendi vasfını tarif etmiştir” diyen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Türkiye’de siyasetin nasıl bir ahlak, edep, toplumun değerleri bakımından seviye kaybı içinde olduğunu göstermektedir. Bir ana muhalefet partisi liderinin konuşacağı bir üslup böyle olabilir mi? Nezaket ve görgü kuralları, devlet terbiyesi, siyasi ahlak bu toplumun ahlak yapısı böylesi bir konuşmaya hak verebilir mi? Türkiye’nin neresinde herhangi bir kişinin bu ülkenin saygın cumhurbaşkanına diktatör bozuntusu hakaretini haklı görebilir. Böyle bir şey olabilir mi? Bu ülkede diktatör olmadığını Sayın Kılıçdaroğlu ve onun gibi düşünenlerin varlığı çok açık ve net gösteriyor. Bu ülkede diktatörlük olmuş olsa Sayın Kılıçdaroğlu bu söylediği sözün bırak aynısını böyle bir sözü söyleyip söylememeyi kalbine, aklına dahi getirebilir mi? Türkiye’nin demokrat bir ülke olduğunu, sayın cumhurbaşkanımızın demokrat bir kişiliğe sahip olduğunu en iyi şekilde bu millet görmekte, bilmekte ve her seçimde ona ve onun istikamet verdiği siyasete büyük destekler ortaya koymaktadır. Maalesef çok büyük bir saygısızlıkla, çok büyük bir ahlaksızlıkla, çok büyük bir terbiyesizlikle sayın cumhurbaşkanımız karşı karşıyadır. Bu millet böylesi bir ahlak, terbiye edep kaybı içerisinde olan liderleri hak etmediği gibi böylesi bir siyaseti de hak etmemektedir” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisine oy veren, gönül veren vatandaşlara seslenen Adalet Bakanı Bozdağ, “Bu üslubu tasvip ediyor musunuz? Böylesi bir seviye, edep ahlak kaybı içerisinde olan yaklaşımı kimse onaylayabilir mi? Maalesef bir kongrede böylesi bir konuşmayı ana muhalefet partisinin lideri yapabiliyor. Ondan sonra da kalkıyorlar cumhurbaşkanımızı eleştiriyorlar. Şöyle söylüyor böyle söylüyor şunu yapıyor bunu yapmıyor diye. Şimdi söylenen şeylere bakın. Bunun karşısında herkesin tepki koyması, bu ahlaksızlığa, bu edepsizliğe, bu terbiyesizliğe herkesin kendince bir cevap vermesi doğru olandır. Böyle bir şey olamaz. Türkiye demokrasi ülkesi, özgürlükler ülkesi. Herkes eleştirisini özgürce yapacak. Ama eleştiri yapmak, hakaret etmek, küfretmek hakkını hiç kimseye vermez” diye konuştu.

    “KÜFÜR ETMEK HAKARET ETMEK DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ MÜDÜR?”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a dönük büyük bir karalama kampanyasının, itibar suikastının sürdürüldüğünü vurgulayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “TCK’nın 299. Maddesi cumhurbaşkanımıza hakareti düzenlemektedir. Bir yandan Avrupa’daki bazı değerlere gidip lobiler yapmak suretiyle öte yandan da başka takım usullerle ülkenin aleyhine çalışan büyük bir kampanya yürütülmektedir. Bize gelen ziyaretçilere ben bunu 299. madde kapsamında soruşturulan ve kovuşturulan sözlerle ilgili örnekler verdim. ’Şimdi siz kendi ülkenizde cumhurbaşkanımıza veya devlet başkanımıza veya ülkemizin başkanına sinkaflı küfürler yapılmasını onaylar mısınız?’ diye sordum. Yapılan küfürleri İngilizceye çevirerek kendilerine takdim ettim. Böyle şeyler sizin ülkenizde oluyor mu dedim. Yüzleri kızardı. Eğer küfretmek düşünce ise biz böyle bir düşünceye sonuna kadar karşıyız. Biz bunu bir düşünce değil, ahlaksızlık olarak görüyoruz, her türlü ahlaksızlığın karşısında ahlakın temsilcisi olmaya özen göstereceğiz. Hakaret etmek düşünce özgürlüğü müdür? Bunlar ağır eleştiri değil, resmen hakaret, resmen küfürdür. Bunu bu toplumun hukuku himaye etmediği gibi bu toplumun sahip olduğu değerler silsilesi de bu toplumun sahip olduğu ahlak da genel ahlak anlayışı da bunu himaye etmemektedir. Sayın Kılıçdaroğlu kendi seviyesizliğini kendi edep terbiye ve ahlaktan yoksunluğunu bu açıklaması ile bir kez daha ortaya koymuştur. O açıklamaya söylenecek çok söz var, çok ifade var ama bizim ahlakımız bizim edebimiz, bizim aldığımız terbiye o seviyeye inmemize izin vermemektedir. Ancak milletimiz onların seviyesine ben eminim ki bundan sonra daha da alçaltmaya devam edecektir. Tekrar bu açıklamaları şiddetle ve nefretle kınıyorum. Böylesi siyasete lanet olsun diyorum” ifadelerini kullandı.

  • Sofuoğlu: “Modern Dünya Ahlak Ve İlkeleri Bakımından İflas Etmiştir”

    Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı ve Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Mehmet Emin Sofuoğlu, “İnsan hak ve özgürlükleri temeli üzerine kurulduğu söylenen modern dünya, Gazze’de, Filistin’de, Arakan’da, Suriye’de, Irak’ta, Mısır’da ahlak ve ilkeleri bakımından iflas ve intihar etmiştir.” dedi.

    Memur Sen Manisa Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa Şube Başkanı Mehmet Emin Sofuoğlu 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Açıklamasında kimden gelirse gelsin, kim yaparsa yapsın, bütün haksızlıkların karşısında olduklarını ifade eden Sofuoğlu, “10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. Keşke, hangi kültür ve medeniyet perspektifinden bakılırsa bakılsın, bugünün anısı ve anılması, dili, dini, inancı, rengi, coğrafyası ne olursa olsun, salt insanlık onuru ve değerinin yaşanır kılınması adına bir umut, bir hareket noktası oluştursaydı. O zaman insanlık adına, vicdan, adalet, özgürlük ve barış adına bir dayanağımız, diğer insanlarla bir buluşma düzlemimiz olurdu. Ancak, ne hazindir ki, haksızlıkların, hukuksuzlukların, adaletsizliklerin, gelir dağılımındaki çarpıklığın korkunç düzeyde kitleselleşip küreselleştiği dünyamızda, 67. yıldönümünü yaşadığımız bu gün, bütün bir insanlığın ayıbı, derin, açıklanmaz tezadı, zalimce ironisi olmuştur. Küresel emperyalist politikalar sonucu geçen her dakika onlarca köy, kasaba, şehir bombalanmakta, yüzlerce insan ölmekte, yetim veya öksüz kalmakta, yerinden yurdundan edilmekte, göçmen durumuna düşmekte, ateş, kan ve gözyaşı içinde çaresizliği yaşamaktadır. Savaş, sürgün ve katliamların şiddeti, ulusal sınırlar içinde baskı ve darbe rejimlerinin hak ihlallerini neredeyse unutulur hale getirmiştir.” dedi.

    “Bugün insanlık, haklarının hiçbir kıymetinin kalmadığı karanlık bir dönem yaşamaktadır.” diyen Sofuoğlu açıklamasına şöyle devam etti: “Materyalizmin çarpık hayat anlayışı ve zalim pratiği arasına sıkışmış insan, bir çıkış bulamamanın ızdırabı ve çaresizliği içinde çığlık çığlığa cinnet geçirme noktasına gelmiştir. Hiçbir insan hakkına ve onuruna kıymet vermeyen güç odakları, iğrenç siyasal veya emperyalist hesapları uğruna, sözde bütün değerlerini ayaklar altına alıp çiğnemişlerdir. Bugün dünyanın yaşadığı kültür ve medeniyet bunalımı doğrudan insan haklarına duyarsızlıktan kaynaklanmaktadır. Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi esasına göre teşkilatlanan Birleşmiş Milletler, mazlum ve müdafaasız milletlere yapılan saldırılara seyirci kalmakta, hatta kimi gayrimeşru işgal, talan ve katliamlar, bizzat bu teşkilatın da imkân sağlamasıyla yapılmaktadır. Srebrenitsa katliamında bunu gördük. Yaşadığımız dünya, Birleşmiş Milletler dâhil, mazlum hiçbir millete sığınak veya korugan olacak bir sistemi ikame edememiştir. Sonuçta yüz binlerce, milyonlarca insan evlerinden yurtlarından edilerek bir anda aç, susuz, çaresiz, vatansız, topraksız kalmakta, mülteci durumuna düşmekte, bebeklerin cansız bedenleri sahile vurmaktadır. Dünyanın, ne yazık ki, kararan vicdanı, yaşanan trajediyi duyarsızlıkla bile değil, nefretle, itici, ötekileştirici, öteleyici bir tutumla izlemektedir.”

    Kutup buzulları arasında yol almaya çalışan balinalar veya ormanda yaralanmış bir panda üzerine çektikleri dikkatlerle acıma duygularını rahatlatma seansları yapan algı mühendislerinin, yüz binlerce Müslüman sivilin, kadın, çocuk, yaşlı denmeden öldürülmeleri karşısında bigâne kaldığını kaydeden Sofuoğlu açıklamasını şöyle tamamladı: “Hastaneler vurulmakta, emzikli çocuklar, hamile kadınlar paramparça edilerek öldürülmekte, sivil yardım malzemesi taşıyan araçlar füzelerle havaya uçurulmaktadır. Tereddütsüz insan haklarından yana bir kuruluş olan Eğitim-Bir-Sen olarak, ‘Son bulan her nefesin, insanlığı hapseden bir kafes’e dönüşmemesi için kim olduğuna bakmaksızın, haklının yanında, haksızın karşısında olma tutum ve duruşumuzu sürdüreceğiz. Ancak, bunca faciadan olumsuz etkilenenlerin hep Müslüman olmasının da asla tesadüfî olmayan planlı saldırıların sonucu olduğunu biliyoruz. Kimden gelirse gelsin, kim yaparsa yapsın, bütün haksızlıkların karşısındayız; hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, tüm şiddet, baskı ve haksızlıkları kesin bir dil ve net bir tavırla kınıyoruz. Biz, bütün dünya mazlumlarını, hiç olmazsa insan olarak haklarını savunmaya, insan onuru için sömürüye ve emperyalizme karşı diri bir bilinç ve birliktelik oluşturmaya davet ediyoruz.”

  • TSO Başkanı Tuncay Özcan: “Milletimiz TEK Parti İktidarını Koalisyona Tercih Etmiştir”

    Karabük Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özcan, 1 Kasım seçimlerine ilişkin, “Milletimiz tek parti iktidarını koalisyona tercih etmiştir” dedi.

    Özcan, seçimlerin güven ortamında gerçekleşmesinin Türkiye’nin demokrasisi açısından memnuniyet verici olduğunu söyleyerek, “Milletimiz büyük bir olgunluk ile iradesini sandıkta gösterdi. Türkiye güçlü bir demokrasi geleneğine sahip olduğunu göstermiştir. Halkın büyük bir desteğini alan AK Parti’yi ve tüm partileri tebrik ediyorum. Son 2 yılda 4 farklı seçim yaşadık. Güçlü bir tek parti iktidarının sandıktan çıkmış olması istikrar, huzur ve güveni daha da güçlenmesi açısından büyük bir fırsattır. Hepimiz aynı gemideyiz. Uzlaşı içinde birlikte çalışmalıyız. Ortak akıl ile tüm meselelerimizin üstesinden gelebiliriz. Siyasi belirsizlik ülkemizdeki bazı sorunların derinleşmesine neden oldu.” Hükümetin kurularak iş dünyasının ve vatandaşların taleplerinin çözüme kavuşturulmasının önemini anlatan Özcan, şunları aktardı: “Sorunlar bertaraf edilmedi. Biz oda olarak, sorunların çözümü için tespitlerimizi sunacağız. 2019’a kadar yeni bir seçim gözükmüyor. Bu süre sorunların çözümü ve iş dünyasının yatırım yapabilmesi için önemli bir süreçtir. Seçimler ülkemize hayırlı ve uğurlu olsun” dedi.