Etiket: Etmeyin

  • Yuto Nagatomo: “Merak etmeyin, Galatasaraylı Samuray iyi”

    Galatasaray’ın Japon futbolcusu Yuto Nagatomo, ameliyatından dolayı destek veren herkese teşekkür ederek, “Merak etmeyin. Galatasaraylı Samuray iyi. En kısa sürede karşınızdayım” dedi.

    UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray’ın Alman ekibi Schalke 04 ile oynadığı karşılaşmada göğüsüne gelen toptan dolayı oyuna devam edemeyen Japon sol bek Yuto Nagatomo’ya akciğer sönmesi teşhisi konmuştu. Tecrübeli futbolcu daha sonra tedavi altına alınıp, ameliyat olmuştu. Nagatomo sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, destek veren herkese teşekkür etti. Başarılı futbolcu paylaşımında, “Merak etmeyin. Galatasaraylı Samuray iyi. Hepinize ilginiz ve desteğiniz için teşekkür ederim. En kısa sürede karşınızdayım” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Kâr edeceğim derken zarar etmeyin

    Gerek orijinallerinden daha ucuza satılması ve gerekse daha kolay elde edilebilir olması sebebi ile birçok kişinin tercih ettiği yan sanayi ürünlerinin cebe dost gibi görünen düşman olabileceği belirtiliyor.

    Bilgisayar ve cep telefonu gibi teknolojik aletlerin ucuza temin edilmek istenmesinden dolayı çıkan sonuçlar, ev ekonomisine dost gibi görünse de ortaya çıkardığı sonuçlarla aslında cebe en büyük düşman. Aynı zamanda sağlığı da tehdit eden bu ürünlerin cezbedici tek noktası ise ucuz olmaları. Yan sanayi ürünlerin insan hayatında büyük bir yer kapladığını ifade eden ve Eskişehir’de 22 yıldır teknoloji mağazası işletmeciliği yapan Ekrem Kıçır, bu ürünlerin sağlığa zarar verebileceğine dikkat çekti.

    Orijinal ürünlerin aksine yan sanayi ürünlerde kalitenin çeşitlilik gösterdiğini aktaran Kıçır, buna bağlı olarak fiyatlarda da değişimlerin yaşanabileceğini kaydetti. Kıçır, “Çünkü orijinal ürün adı üstünde orijinal. Her zaman bunu takan servis, bayii ya da yetkili servis her zaman arkasında bunun ama yan sanayi ürünlerde genelde garanti yoktur. Hani siz en ucuzuna kaçarsanız en ucuzunu alıyorsunuz ama onun kullanımı sıkıntıya neden oluyor” şeklinde konuştu.

    Yan sanayi ürünlerin seçilme sebebi ucuzluk

    Cihazın ekranının orijinali 750 lira ise, yan sanayi ürün 350 lira olduğunda müşterilerin ucuz olan ürünü tercih ettiğini söyleyen teknoloji mağazası işletmecisi Kıçır, “Servis orijinal ürün için size 2 yıl garanti veriyor. 2 yıl malının arkasında duruyor ama Çin malında garanti yok. Bu ekran 2 ay sonra tekrar bozulabiliyor” ifadelerini kullandı.

    Hem cebe hem sağlığa zararlı

    Telefona takılan yan sanayi üretim bataryalar veya kılıf, ekran koruyucu, kulaklık gibi aksesuarlar hem sağlığı hem de telefonları tehdit ediyor. Bu tür ürünlerin kulaktayken radyasyon ve zararlı ışınlar yaydığını söyleyen Ekrem Kıçır, “Yan sanayi ürünlerde kalite çok düşük olduğunda, özellikle bataryalarda şişme veya patlama yapabiliyor. Düşünün bin 500 liralık bir cihaz kullanıyorsunuz bunun bataryasını yan sanayi taktınız. Batarya şiştikçe cihazın kasasını zorluyor. Zorladıkça da ekrana zarar veriyor. Siz bu sefer 50 liradan kaçtığınız için 800 lira 900 lira zarara uğruyorsunuz. Bu da pek mantıklı değil. Düşünün 10 liraya kablo alıyorsunuz. Bu cihazınızı farklı akımlarla şarj ediyor. Bu da bataryanıza ve cihazınıza zarar veriyor” cümleleriyle anlattı.

  • Yazın cildinizi ihmal etmeyin

    Cilt lekelerinin hemen her yaşta görüldüğünü belirten Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mesut Özcan, yaz güneşinin cilt için tehdit arz ettiğini söyledi.

    Güneşin masum olmadığını, uzun süreli güneş ışınlarına maruz kalmanın kalıcı lekelere ve daha kötüsü ciltte güneş yanığına sebebiyet verebileceğini kaydeden Prof. Dr. Mesut Özcan, “Her şeyden önce kişi doğru güneşlenmeyi bilmeli ve güneşin zararlı ışınlarına karşı yüksek koruyucu faktörlü kremleri kullanmayı alışkanlık haline getirmelidir. Doğru güneşlenmek dediğimiz olay ise, güneş ışınlarının en etkili olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında güneşlenmemek veya denize, havuza girmemektir. Bu saat aralığında güneş ışınları deride en büyük hasarı oluşturur. Hasar cilt lekeleri ve bazen de ilerleyen yaşlarda geri dönüşü olmayan kanser ve değişik deri hastalıklarıdır dedi.

    Yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu kremlerin her mevsim kullanılması gerektiğine dikkat çeken Özcan, ”Yaz boyunca gerekli tedbirler alınmamışsa yaz sonunda lekeler, benler, çiller gibi deformasyonlar görülmekte. Tüm bunlar bronz bir tene sahip olmak için yapılan güneş banyolarından kaynaklanmaktadır. Yaz boyunca güneşten, denizden, klorlu havuz sularından yıpranan ciltler için güneş ışınlarının etkisini kaybetmeye başladığı günlerde tedavi ya da bakım açısından hazırlık yapmak gerekir. Güneş ışınlarının etkisini kaybetmeye başladığı eylül-ekim aylarından sonra temel cilt bakımı, leke giderici kremler, kimyasal peeling, lazer, PRP, altın iğne ve mezoterapi yöntemleri kullanılarak tüm bu cilt lekeleri tedavi edilebilir” diye konuştu.

  • Bakan Çavuşoğlu: “Hemen iş bulamayacaksınız belki ama hiçbir zaman pes etmeyin“

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Akdeniz Üniversitesi’nden mezun olan öğrencilere, “Belki hemen iş bulamayacaksınız. Ama lütfen karamsarlığa kapılmayın. İnandığınız yoldan dönmeyin. Hiçbir zaman ama hiçbir zaman pes etmeyin, vazgeçmeyin. Hedeflerinize ulaşacaksınız” tavsiyesinde bulundu.

    Akdeniz Üniversitesi Stadyumu’nda, 2017-2018 akademik yılının sona ermesi nedeniyle mezuniyet töreni düzenlendi. Farklı fakültelerden öğrenciler, ellerinde dövizlerle kortej yürüyüşüne katıldı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Vali Münir Karaloğlu, Garnizon Komutanı Tahir Savran, Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Rektör Prof. Dr. Mustafa Ünal, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni, milletvekilleri ve siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı, 8 bin 500 öğrencinin mezun olduğu tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

    Öğrencileri tebrik ettikten sonra ailelerine seslenen Başkan Çavuşoğlu, “Sizler bizlere ve Antalya’ya güvenerek, bizlere emanet ettiniz. Umarım sizleri mahcup etmemişizdir. Çocuklarınızı mutluluk ve gurur içinde sizlere teslim ediyoruz” dedi.

    Öğrencilerin sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en güzel üniversitelerinden birinde okuduklarını vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, “Okulumuz dünya çapında ilk bine girdi. İnşallah ilk 100’e sokmak için çalışıyoruz. Sizlerin güveni ve ilgisi sayesinde Antalya’mız eğitimin merkezi oluyor. Akdeniz Üniversitesi ile birlikte toplamda 5 üniversitemiz var. Hedefimiz 10 üniversite. Yeni bir hayata ilk adımı atıyorsunuz. Türkiye’mizin muasır medeniyetler seviyesine ulaşması için Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi bundan sonra bayrağı sizin devralmanız gerekiyor. Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerinin mimarları siz olacaksınız” diye konuştu.

    “İnandığınız yoldan dönmeyin”

    Mezun olan öğrencileri her iş alanında görmek istediğinin altını çizen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bayrağımızın her ülkede dalgalanmasını arzu ederiz. Sizler artık kendinize iş arayacaksınız. Çok iyi. Sizler hangi yolu seçersiniz seçin, ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceksiniz. Belki hemen iş bulamayacaksınız. Belki boşlukta hissedeceksiniz. Bu doğaldır. Yarın master yaptıktan sonra da aynı duyguları yaşayabilirsiniz. Hatta ve hatta doktora yaptıktan sonra da aynı duyguları yaşayabilirsiniz. Ama lütfen karamsarlığa kapılmayın. İnandığınız yoldan dönmeyin. Hiçbir zaman ama hiçbir zaman pes etmeyin, vazgeçmeyin. Hedeflerinize ulaşacaksınız.”

    “Bizleri unutmayın”

    Yurt dışından gelen öğrencilere de seslenen Çavuşoğlu, “Siz de ülkelerinize dönecek ve ülkenizin kalkınması, gelişmesi için önemli roller üstleneceksiniz. Ama Türkiye ile ülkeleriniz arasındaki bağları güçlendirmek için de sizleri adeta birer büyükelçi olarak, temsilcimiz olarak görüyoruz. Lütfen bizleri, Antalya’yı ve Türkiye’yi unutmayın” dedi.

    Rektör Mustafa Ünal ise, “Gelecek ile ilgili korkularınız olduğunu biliyorum. Ancak en iyi üniversitelerden birinden eğitim alarak, en iyi şekilde yetiştirildiniz. Unutmayın ki biz kocaman bir aileyiz. Bu ailenin bir parçası olarak kalmaya devam edeceksiniz” ifadelerini kullandı.

    70’lik dede, genç mezunlara taş çıkarttı

    71 yaşında Fen Fakültesi’nden mezun olan Hasan Ünlü de, “Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden mezun oldum. 1974 yılında Hacettepe’yi kazanmıştım. Devlet memuru olduğum için kayıt yaptırıp okuyamamıştım o zaman. Daha sonra aflardan yararlanarak geldim. En büyük destekçim ailem. Benim arkamda eşim olmasaydı bu okulu okuyamazdım. Sınıf arkadaşlarım beni gençleştiriyorlar. Onların yanında 71 yaşında olduğumu unutuyorum. İnsan yaşadığı sürece sürekli bir şeyler yapmalı. Ölümü beklememeli” diye konuştu.

  • Sağlık için sahuru ihmâl etmeyin

    Diyetisyen Dr. Dilara Süngü Bulut, oruç tutanların mutlaka sahura kalkmaları gerektiğini söyledi.

    Ramazanda vatandaşlara nasıl beslenilmesi gerektiği hususunda tavsiyelerde bulunan Diyetisyen Dr. Dilara Süngü Bulut, “Ramazanda dikkat etmemiz gereken üç husus var. Bunlardan birincisi, iftarda yavaş yemek. Ramazan sofralarımız geniş sofralar oluyor, ama 15 dakikada bütün masayı silip süpürüyoruz. Bunu nasıl engelleyebiliriz? Orucumuzu hurma ve su ile açtıktan sonra, bir kaşık çorbadan alıp, ortadaki peynir, zeytin gibi iftariyeliklerden beslenerek yemek tüketimimizi yavaşlatmamız lâzım. Eğer yemek yeme hızımızı yavaşlatmazsak, 16-17 saatlik açlığın üzerine bir anda midemize çok yüklendiğimiz için, iftardan yarım saat sonra karnımızda ciddi ağrılar ve uyku hâli hissedebiliriz. Bu bizi rahatsız edecektir. Ramazanda iftarımızı yavaş açarsak, mide sıkıntılarıyla karşılaşmamış oluruz” dedi.

    Sahur ile iftar arasında mutlaka bir ara öğün yapılması gerektiğini söyleyen Dilara Süngü Bulut, “İkinci dikkat etmemiz gereken husus, iftardan sonra sahur ile iftar arasında mutlaka bir ara öğün olması. Eğer iftar ile sahur arasında bir ara öğün yapmazsak metabolik hızımız yavaşlamış olur“ diye konuştu.

    “Mutlaka sahura kalkın”

    Sahura kalkılmadığı zaman vücutta bakterilerin faal hâle geldiğini belirten Dr. Dilara Süngü Bulut, “Üçüncü altın kural olarak, sahura mutlaka kalkmalıyız. Çünkü yapılan araştırmalara göre, 16-17 saatlik açlıkla bağışıklık sistemimiz güçlenirken, 24 saatlik açlıktan sonra bağışıklık sistemimizde bir yavaşlama, bir gerileme oluyor. Bu durumda sahur yapılmadığı zaman vücudumuzda bakteriler aktif hâle geliyor, bu bizi hasta edebilir” dedi.

    Sahurda mutlaka yumurta tüketilmesi gerektiğinden bahseden Bulut, “Sahurda ne yemeliyiz? Sahurda ağır yemeklerden kaçınmamız gerekir. Çünkü ağır beslendiğimizde, öğlene doğru mide ağrısı ve midemizde acımalar, ekşimeler olabilir. Bunu engellemek maksadıyla kahvaltı türü sahur yapmalıyız. Tok tutucu bazı anahtar gıdalarla beslenmemiz lazım. Bunlardan en önemlisi yumurtadır. Eğer safra kesesiyle, kolesterolle ilgili bir rahatsızlığımız yoksa, mutlaka sahurlarda yumurta yemeye özen gösterelim” diye tavsiyede bulundu.