Etiket: Etmeyeceğiz”

  • İçişleri Bakanı Soylu: “Bizim dışımızda burada kimsenin oyun kurmasına müsaade etmeyeceğiz”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye’yi kenara iterek etrafımızdaki coğrafyayı şekillendirmeye çalıştıklarını belirterek, “Şunu çok net söylüyorum bizim bu coğrafyada bugünkü kuvvetimiz, bugünkü gücümüz çok büyük bir oyun kurmaya yetmeyebilir. Ama Bitlisli hemşehrilerim bizim dışımızda da burada kimsenin oyun kurmasına müsaade etmeyeceğiz” dedi.

    Çeşitli gezi ve incelemeler için Bitlis’e gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sivil toplum örgütlerinin katılımıyla Polis Evi’nde düzenlenen kahvaltıya katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Soylu, ziyaretlerinin terör eksenli bir ziyaret olmadığını belirterek, “Bu ziyaretlerimiz terör eksenli ziyaretler değildir. kardeşlik eksenli, ekonomik ve kalkınma eksenli ziyaretlerdir. Devlet millet kucaklaşmasını pekiştirmeyi hedefleyen ziyaretlerdir. Gerek ben, gerekse diğer bakan arkadaşlarım bu buluşturmaları gerçekleştiriyoruz, gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Birileri bundan ciddi bir şekilde rahatsız oluyor. Son haftalarda yaşanan terör hadiseleri bu rahatsızlığın en önemli göstergelerinden birisidir. Ancak bizim bu yoldan dönmemiz kesinlikle mümkün değildir. Bizim en büyük mücadelemiz Doğu ve Güneydoğu’nun terörle anılır olmasının, daha doğrusu terörle tanınmış olmasının önüne geçmesine yöneliktir. Bakınız Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Cizre ve Bitlis gibi yerlerimiz tarih boyunca çok önemli medeniyet merkezleri olmuştur” dedi.

    OHAL’in hiçbir vatandaşın günlük hayatını etkilemediğini ve buna göre talimatlar verdiklerini söyleyen Bakan Soylu, “Gerek Sayın Cumhurbaşkanımız, gerek Başbakanımız, gerek bakan arkadaşlarımız ve milletvekillerimiz sürekli olarak dile getiriyoruz. Yaşanan terör hadiseleri milletimizin moralini bozmaya ve geleceğe yönelik umutların karartmayı hedeflemektedir. 15 Temmuz’un hemen akabinde OHAL ilan edildi ve halen yürürlüktedir. Olağanüstü Hal, adı üstünde normalin çok dışında bir durumu ifade eder. Oysa biz ilk günden şunu söyledik. OHAL vatandaşın günlük hayatını etkilemeyecek. OHAL süresince Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü açtık, Avrasya Tüneli’ni açtık, Ankara’da hızlı tren garını açtık. Sayın Başbakanımız Eylül ayında Diyarbakır’da yatırım ve teşvik paketini açıkladı. Yani ülkemizdeki alt yapı yatırım hamlesi kesintiye uğramadan büyük bir hızla devam edecektir. Ancak bu yatırım hamlemizi terörle maskelemeye çalışıyorlar. Türkiye hem yeni anayasa çalışmaları ile siyaseti ve hukukunu güçlendirmeye çalışmaktadır hem de biraz önce saydığım ve devam eden yatırımları gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Yani aynı anda birden çok kulvarda koşmakta ve devam etmektedir. Bu Türkiye’nin 14 yılda elde ettiği gelişmişlik gücünün bir göstergesidir. Türkiye’nin terörle mücadelede en üst seviyede olduğunu bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum. Biz bu topraklar üstünde binlerce yıldır Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Abaza’sı gibi bütün etnik kökenlerle bir arada kardeşçe yaşıyoruz. Şunu bütün dünya bilmelidir ki bu kardeşliğin birkaç bomba ile bozulması mümkün değildir. Yine bütün dünya ve terörün bir siyaset aracı olarak kullanılmaması gerektiğini idrak etmelidirler. Çünkü terör sadece Ortadoğu’da yaşanmıyor. Beyinleri yıkanmış bu insanlar eylemlerini dünyanın her yerine gerçekleştiriyorlar. Şunu herkes çok iyi bilmelidir. Terörün kimliği yoktur, iyisi kötüsü yoktur” diye konuştu.

    “Bizim bugünkü kuvvetimiz çok büyük bir oyun kurmaya yetmeyebilir ama bizim dışımızda da burada kimsenin oyun kurmasına müsaade etmeyeceğiz”

    Bakan Soylu, yatırımcılara yönelik ise şunları söyledi:

    “Ben buradan yatırımcımıza, yatırım yapmak isteyen insanımıza bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yatırım teşvik programlarını lütfen iyi takip edin. Teşvikler hibe programları ve düşük faizli krediler aslında çoğu zaman insanların farkında olmadan gelip geçmektedir. Bazen bürokrasinin çarkları arasında kaybolduğu için, bazen bunları takip etmekte hakikaten zorlandığımız için hiçbirinden haberimiz olmuyor. Bütün engelleri birlikte devlet ve millet olarak elbette aşmamız mümkündür. Şunu ifade etmek istiyorum. Önemli bir zaman dilimindeyiz. Bakınız etrafımızdaki coğrafyayı şekillendirmeye çalışıyorlar. İlk hamleleri ise bunu bizsiz yapmak istediler. Türkiye’yi kenara itmek ve bunu uluslararası akınların bir ürünü olarak Ortadoğu’da ortaya koymak istediler. Bilemediler ki bu medeniyet yüzlerce yıldır bir Irak ve Suriye parçasıdır. Bilemediler ki nerede olursa olsun Libya, Yemen ve Mısır gibi ülkeler bizim parçamız, biz onların parçasıyız, bir ve bütünüz. Bilemediler ki bir taraftan Azerbaycan, bir taraftan İran, bir taraftan Balkanlar, nereden bakarsanız bakın Romanya’dan Bulgaristan’a kadar, Ukrayna’dan Gürcistan’a kadar, Ermenistan’dan Azerbaycan’a kadar biz bu coğrafyanın çok önemli bir parçasıyız. Bizi bu parçadan koparabilmek mümkün değildir. Dünyanın en büyük güçleri bir araya gelseler dahi bu doğal hadiseyi birbirinden ayırabilme kudretine ve gücüne sahip değillerdir. Şunu çok net söylüyorum bizim bu coğrafyada bugünkü kuvvetimiz, bugünkü gücümüz çok büyük bir oyun kurmaya yetmeyebilir. Ama Bitlisli hemşehrilerim bizim dışımızda da burada kimsenin oyun kurmasına müsaade etmeyeceğiz. Çok net söylüyorum, 300 yılın en güçlü seviyesindeyiz. Etrafımızda ateş çemberi var, biz dünyanın gözünün içine baka baka Avrasya Tüneli’ni açıyoruz. Etrafımızdaki coğrafya ateş çemberi, biz dünyanın gözüne baka baka Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü açıyoruz. Hedef koyuyoruz kendi uydumuzu fırlatıp artık milli bilgilerimizi başkasının aracılığı olmadan kendimiz alacağız” dedi.

    “Bin yıldır bu coğrafyada onlarca, yüzlerce oyunla karşı karşıya kaldık”

    Terörle sadece terörü tasfiye etmek için mücadele etmediklerini vurgulayan Soylu, “Terörle niçin mücadele ediyoruz. Sadece terör örgütünü tasfiye etmek için mücadele etmiyoruz. Bütün herkesin bilmesini istiyorum. Dün Siirt’te söyledim. Çocuklarımızı annelerinin, babalarının yanından alıp bir taraftan Kandil’e götürmeye çalışanlar, Sincan’a götürmeye çalışanlar, orada çocuklarımızı insanlıktan çıkartıp bir suç makinesi haline getirmeye çalışanlara karşı itirazımız olduğu için o çocuğu biz üniversiteyle buluşturmalıyız. Eğer zihninde, kafasında doktorluk varsa ve bu doktorluğu biz yerine getiremiyorsak benim İçişleri Bakanlığım da haram olsun, bu memleketteki kardeşliğim de haram olsun. Bu coğrafyada bizim zenginliklerimizi, bizim farklılıklarımızı bize karşı kullanmaya yönelik en büyük anlayışımız medeniyetimiz, kültürümüz ve kardeşliğimizdir. Biz bu imtihandan bugün değil tam bin yıldır geçiyoruz. Bin yıldır bu coğrafyada onlarca, yüzlerce oyunla karşı karşıya kaldık. Hepsini de Allah’a şükürler olsun ki birlikte ve beraberce alt ettik. Bu kadar içeriden ve dışarıdan uğraşılan bir ülke olmamıza rağmen Allah’ımıza şükürler olsun ki ne yaparlarsa yapsınlar ne ederlerse etsinler Ezani Muhammedi Allahü Ekber dediği andan itibaren şu kalplerimiz, gönüllerimiz, şu ay yıldızlı bayrak altındaki birlikteliğimiz aynı anlayışı ve aynı yolcuğu ortaya koymaktadır. Gün gelir PKK’yı, gün gelir DEAŞ’ı, gün gelir FETÖ’yü ülkemizin başına musallat etmeye çalışabilirler. Ancak FETÖ konusunda bir şey söylemek istiyorum. Bunun Türkiye’yi nasıl allak bullak etmek istediğini hepimiz biliyoruz. Ama bunu İçişleri Bakanı olarak bütün Türkiye’ye söylüyorum. FETÖ konusunda daha işin yüzeyindeyiz. Daha derine kulaç attığımız bu FETÖ’nün memleketimizdeki tahribatlarını ortadan kaldırmak için attığımız adımların daha henüz başlarındayız. Türkiye’ye sinsi bir şekilde yapıştırılmış ve onun üzerinden Türkiye’nin yönetilmesi için çaba harcamış bir örgütün sadece 17-25 Aralık’tan sonra sadece attığımız adımlarla tasfiye edilmesini benimsemek bizim için yanıltıcı olur. Bu devletin her bireyinin bu FETÖ’nün kıskacından kurtarabilmek ve bu FETÖ’nün ortaya koymuş olduğu bu kötümser görünümden kurtarmak hem bizim hem de buradaki akil insanlar olarak en temel görevlerimizdir” diye konuştu.

    “Biz PKK ile yapmış olduğumuz mücadelenin sadece bir safhasındayız”

    Mart ve Nisan aylarında terörle mücadele kapsamında daha sıkı bir mücadele içinde olacaklarını kaydeden Bakan Süleyman Soylu, “Biz PKK ile yapmış olduğumuz mücadelenin sadece bir safhasındayız. Mart ve Nisanın başından itibaren aha Kandil orada duruyor, aha Sincan orada duruyor. Bu ülkeye bir daha ama bir daha oyun oynamaya kabiliyeti olmayacak ve bunu onlara önümüzdeki bahar aylarında göstereceğiz. Ama FETÖ’nün devletimizin içişlerine nasıl duhul ettiklerini, nasıl bir oyun kurgusu içinde olduklarını, hangi alçaklıkları gerçekleştirdiklerini, masum Anadolu çocuklarını nasıl ifal ettiklerini ve her birini nasıl Haşhaşi’ye döndürdüklerini, sanki arkadan kurulan bir sistem gibi salıp ondan sonra milletimizin içinde bir canlı bombaya döndürdüklerini hem milletimize, hem medeniyetimize hem de kardeşliğimize nasıl bir zarar verdiklerini biraz daha içinde ve yakın gören birisi olarak çok daha iyi biliyorum” dedi.

    “Vatandaşımızın PKK konusunda, KCK konusunda devlete yardımcı olan tavrı belki de bu dönemde bizim en çok yol bulmamıza neden olmuşlardır”

    Vatandaşların PKK/KCK konusunda devlete yardımcı olduklarını dile getiren Soylu, “Geçen sene 24 Temmuz’dan bu yana vatandaşımızın bir taraftan PKK konusunda, bir taraftan KCK konusunda evet şurada şunlar var diyen ve devlete yardımcı olan tavrı belki de bu dönemde bizim en çok yol bulmamıza neden olmuşlardır. Her gittiğimiz yerde vatandaşlarımızın göstermiş olduğu sıcaklığın bu işin çözülebilmesi için en önemli panzehir olduğunu burada sizinle paylaşmak istiyorum. Bundan 10-15 yıl önce acaba ne olacak, bu ülkenin yarınları nereye gidecek diye düşünen bir ülkeden bugün Allah’a hamdolsun ki büyük bir gayretle 21. yüzyılın başından itibaren 2023, 2053 ve 2071 hedeflerini ortaya koymuştur. Bu bile Türkiye’ye hasetle bakmaya yetmektedir. Bize, siz kimsiniz ki, siz ne oluyorsunuz da 50 yılın, 60 yılın, 100 yılın hesabını yapıyorsunuz. Siz kimsiniz ki kendi uçağınızı üretebileceğinizi, siz kimsiniz ki kendi milli uydunuzu, kendi mille geminizi yapacağınızı söylüyorsunuz ve siz kimsiniz ki dünyanın en büyük havalimanını yapıyorsunuz diyorlar. Allah’a şükürler olsun 21. yüzyılın başında itibaren hiçbir şey yapılmamışsa bu ülkede bugün tek bir şey yapılmıştır. Dün biz yapamayız, biz edemeyiz ve bizi baskı altında tutmaya çalışanlara karşı bugün 10 yaşındaki bir evladımız bile herhangi bir insanımız bile hemen biz yapabiliriz, biz gerçekleştirebiliriz diyor” dedi.

    Bakan Soylu, daha sonra çarşı merkezine giderek kahvehanede vatandaşlarla birlikte çay içip sohbet etti. Ardından Bitlis Valiliğine geçen Bakan Soylu, burada Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı. Sonra tekrar Polis Evi’ne geçen Soylu, Bitlis’in ileri gelmiş kanaat önderleri ile buluştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Kuzey Suriye’de yeni bir devlete müsaade etmeyeceğiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Fırat Kalkanı operasyonu ile ilgili yaptığı açıklamada “Dertleri Kuzey Suriye’de yeni bir devlet kurmak. Biz böyle bir devletin kurulmasına müsaade etmeyeceğiz, bu böyle bilinmeli” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Kurulu’nda katılımcılara hitap etti.

    “Bize zerk edilmeye çalışılan zehrin panzehri bunlardır”

    Son günlerde döviz kurunda yaşanan dalgalanmaya değinen Erdoğan, “Dalgalanmaya karşı tıpkı 15 Temmuz’da milletimizin yaptığı gibi daha önce bizim aldığımız tedbirler gibi kararlı bir duruş ortaya koymalıyız. Bu sebeple ben ‘yatırım yapın’ diyorum. ‘Türk Lirası’na geçin’ diyorum. Üretin, ihraç edin, istihdam sağlayın. Çünkü bize zerk edilmeye çalışılan zehrin panzehri bunlardır. Onun için sürekli faizin düşürülmesinden bahsediyorum. Faiz düşmesi lazım. Kamu bankaları dahil faizin düşmesi lazım. Girişimcinin önünü açmak için faizin düşmesi lazım. Finans sektörü çok caziptir, önemlidir. Önemlidir ama öz sermaye ile değil, mevduat sahiplerinin verdiği paralarla para kazanan bir sektör. Vatandaş parasını veriyor, o da girişimciye satıyor. Ondan da güzel paralar kazanıyor. Faiz oranları gayet yüksek. Böcek gibi sözleşme. Sözleşmeyi okuyamıyorsun bile. Önüne ne konursa hemen imzayı atıyorsun. Böyle tezgah olmaz. Bunu Cumhurbaşkanı söylüyor diye beyefendiler rahatsız oluyor. Niye rahatsız oluyorsun. Ben dertliyim, derdim var. Bu ülkede yatırım olması lazım, başka çaremiz yok. En zor şartlarda bu yatırımlar yapılırsa bu ülke çökertilemez. Zor şartlarda yatırım duruşa, o zaman ülke durur Allah muhafaza. Bir kardeşi az önce içeri girerken bir kardeşimiz ‘biz 100 milyon dolar bozdurduk’ dedi. Mesele budur. Yatırımlarımızı eğer Türk Lirası ile yapacak olursak evelallah bu ülkenin belini kimse kıramaz. Zaten kıramayacaklar” diye konuştu.

    “Bunların insanlık diye bir derdi yok”

    Türkiye’nin mülteciler için yaptığı harcamanın 20 milyar doları bulduğunu ifade eden Erdoğan “Basit rakam değil. Nerede batı. Zengin batı nerede? Onların böyle bir derdi var mı? Hani insan hakları? Lafa geldiği zaman bakıyorsunuz hemen bir tane hayvancık petrol yığınları arasına düştüğü zaman dünyayı ayağa kaldırıyorlar. İşte buyurun. 2016’nın Akdeniz ve Ege’de ölen sayısı 6 bine yakın. Mülteciler konseyi açıklama yapmış, yapsa ne olur. Botlar şişleniyor ve o insanlar ölüyor. Kardeşim onların çıkışını engellemek için ne yapıyorsun. Türkiye’ye AB’nin verdiği söz var. ‘1 Temmuz itibariyle biz 3 milyar avro vereceğiz’ Şu ana kadar 677 milyon dolar UNESCO vasıtasıyla Kızılay’a, Afad’a gelen rakam. Söz verdikleri nerede, yok. Bunların bütçeleri bizden çok çok fazla niye gelmiyor? Bunların böyle bir derdi yok. Bunların insanlık diye bir derdi yok, bunların ezilen mazlum diye bir derdi yok. Bu dert bizde var” dedi.

    “Kuzey Suriye’de yeni bir devlet kurulmasına müsaade etmeyeceğiz”

    Türkiye’nin dış politikasına yönelik eleştirilere de sert yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen çıkmış parlamentoda birisi konuşma yapıyor. ‘Bize ne dünyadan.’ Lafa bak. Gaziantep’te 56 vatandaşımız öldürülüyor, Kilis’te ben hastaneleri dolaşıyorum. O güne kadar hep sabretmişiz bir yere girmemişiz. O gün dedik ki biz daha duramayız. İlk adımı attık. Cerablus’tan başladık, ardından El Rai, oradan güneye gideceğiz dedik. Akıl vermeye başladılar. ‘Ne işimiz var oralarda’ Benim için buralar tehdit bölgeleri. Bizim terörden arındırılmış güvenli bölge tezimi var. Eğer bu hallolmazsa Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa hep tehdit altında. Dertleri Kuzey Suriye’de yeni bir devlet kurmak. Biz böyle bir devletin kurulmasına müsaade etmeyeceğiz, bu böyle bilinmeli. Şehitlerimiz canımızı yakıyor ama şunu da bileceğiz ki bir toprağın vatan olması için şehide ihtiyaç var, gaziye ihtiyacı var. Onun için ‘bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır’ diyor şair. Bu 780 bin kilometre bize durup dururken lütfedilmedi. Cumhuriyetten önce on yılı bir ele alırsa on yılda biz yaklaşık 2 milyon kilometreden 780 bin kilometre kareye düştük. Bize Sevr’i dayattılar, Lozan’a razı olduk. Yoksa biz buna layık mıyız? Biz 17-18. Asrın dünyada bir numarası olan bir devletiz. Oradan bu bakiyeye kaldık. Şimdi de diyoruz ki ‘ne olacak, olsun biraz daha gidebilir’ Zaten bu PKK denen ahlaksızların istediği bu değil miydi? Bunlar değil miydi bizim Güneydoğu bölgemizde operasyon yaparken, oraları kendilerine göre bire devlet kurmak isteyenler. Sıkışınca ‘bizim böyle derdimiz yok’ demeye başladılar. Kime yutturacaksınız. Biz sizin bütün gizli defterlerinizi, kitaplarınızı biliyoruz. Ama Müslüman bir sokulduğu delikten bir daha sokulmayacak. Biz bu delikten bir daha sokulmayız” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Çelik: “Tarım arazilerinin imara açılmasına müsaade etmeyeceğiz”

    ŞANLIURFA (İHA) – Şanlıurfa Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliğine üye 49 oda temsilcisiyle sabah kahvaltısında buluşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, tarım arazilerinin imara açılmasına müsaade etmeyeceklerini söyledi.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Şanlıurfa Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliğine üye 49 oda temsilcisiyle sabah kahvaltısında bir araya gelerek sorunlarını diledi. Toplantıya Bakan Çelik’in yanı sıra Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu, Haliliye Belediye Başkanı Fevzi Demirkol, il ve ilçe esnaf ve sanatkar odaları temsilcileri ile kurum amirleri katıldı. Programda oda temsilcileri sorunlarını Bakan Çelik’e iletti.

    Bakan Çelik, toplantı sonrası yaptığı konuşmada, tarım arazilerinin imara açılmasına müsaade etmeyeceklerini vurgularken Suruç ilçesine hizmet yapılmaması konusunda kayyum atanmadan önceki belediye yönetimini eleştirdi.

    “30 senedir bu bildirileri okudunuz”

    Bakan Çelik konuşmasında, “Hemen valim, büyükşehirle beraber uygulamayı bitirin, biz karayolları programına aldıralım ve Suruç’un çevre yolu sorununu ortadan kaldıralım. Şehirde alt yapı perişan, sular hangi sular belli değil. Bir tane sosyal donatı alanı yok. Bir tane park yok, bir tane restoran yok, insanların misafirlerini götürebileceği bir yer yok. Ne var, kavga var. Ne var, bildiri var. Otuz senedir bu bildirileri okudunuz. Otuz senedir bunları yaptınız. Neticede milleti fakir bırakmaktan başka bir işe yaramadı” dedi.

    “Tarım arazilerinin imara açılmasına müsaade etmeyeceğiz”

    Tarım arazilerinin imara açılmasına müsaade etmeyeceklerini belirten Bakan Çelik, “Keyfi olarak ben ev yapıyorum, öyle bir şey yok. Belediyelerimiz burada, herkes cezasını çekecek. Bir santim tarım toprağı gidince ancak bin yıl sonra geri getirilebilir. Ne ömür yetebilir buna ne de bir şey. Onun için eğer aç kalmak istemiyorsak, eğer burası ambar şehir olsun diyorsanız bunun yolu tarım arazisini korumaktan geçiyor. Biz de bakan olarak Şanlıurfa’ya bu mührü vuracağız. Sınırlar çizilecek, tarımsa tarım yapılacak. Belediye başkanlarımızla bunları konuşuyoruz. Allah aşkına bu dağın etekleri komple konuta müsait. Konut yapalım gitsin. Manzarası da çok güzel. Şehir orada yerleşsin. Üçüncü, dördüncü derecede verimsiz alanlar var, oraları imara açalım. Niye biz tarım alanlarını imara açıyoruz da tarım alanlarını perişan hale getiriyoruz. İki kardeş ayrılıyor, gidip birinci sınıf tarım arazisinde ev yapıyorlar. Maşallah 8–10 tane de çocuk var. Evlenmeye başlıyorlar orası mahalle oluyor. Elektrik gelsin, yol gelsin, su gelsin, tarım arazisi uçtu gitti. Buna müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Şanlıurfaspor için destek istedi

    Şanlıurfaspor için herkesin elinden geleni yapması gerektiğini söyleyen Bakan Çelik, “Şanlıurfaspor’un şampiyon olması için ben sizden taşın altına elinizi koymanızı istiyorum. Bakın bunu birkaç kişiye havale ediyorsunuz. Bir de rastgele konuşuyorlar. Yani şurada 5–6 tane futbolcumuz yok. Ha bire taşıma suyla değirmeni döndürmeye çalışıyorlar. Elli keredir söylüyorum, şuraya 5–6 tane futbolcu bulun. Bir milyon gencimiz var bizim. Bunun 500 bini top oynayan gençlik. Bu 500 kişi içerisinde 5 tane genç yok mu. Yetiştirin şunları bir sene iki sene. Koyalım şunları Şanlıurfaspor’un bel kemiği olarak. Etrafına da güzel futbolcular transfer edelim. Böylelikle biz kendi ayaklarımız üzerinde geleceğe taşıyalım. Her defasında 20 futbolcu transfer ediyoruz. Bakanım para, al bakalım. İyi de biz futbolcu değiliz ki. Belki de diyorsunuz ki ne anlatıyorsun, benim derdim ne sen spordan bahsediyorsun ama Şanlıurfaspor önemli. Şanlıurfaspor bugün süper ligde olsa bu şehrin havası değişir. Bu hafta Beşiktaş ile maç var diyelim. Bütün dertler unutulur” şeklinde konuştu.

  • Bakan Işık: “Suriye’de, Rakka’da, Musul’da Türkiye’nin güvenliğine tehdit oluşturacak hiçbir gelişmeye müsaade etmeyeceğiz”

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, “Suriye’de, Rakka’da, Musul’da Türkiye’nin güvenliğine tehdit oluşturacak hiçbir gelişmeye Türkiye olarak müsaade etmeyeceğiz” dedi.

    SEKA Kağıt Müzesi’nin açılışında konuşan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye’nin Suriye, Rakka ve Musul’da uygulamış olduğu politikaya değinen Bakan Işık, “Suriye’deki atılan her adımdan Türkiye’nin haberi olacak, bilgisi olacak, Türkiye’nin ulusal güvenliğine, savunmasına zarar verecek hiçbir adımın atılmasına Türkiye müsaade etmeyecek. Şuanda bölgedeki bütün oyuncular bunu biliyor. Bu gücümüzü devam ettirmek durumundayız. Suriye’de, Rakka’da, Musul’da Türkiye’nin güvenliğine tehdit oluşturacak hiçbir gelişmeye Türkiye olarak müsaade etmeyeceğiz. Onun için de gereken tüm tedbirleri aldık, alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz. Her seçenek masada şuanda var bundan sonra da olmaya devam edecek. Biz kimsenin toprağında gözü olan bir ülke değiliz. Türkiye bugün Irak’ın da Suriye’nin de en samimi ve en iyi savunan ülkedir. Keşke diğer ülkeler de bizim bu anlayışımızda olsa keşke herkes kendi ülkesinde huzur ve barış içerisinde yaşasa ve bütün ülkeler de bu anlayışta bölgedeki sıkıntıların çözümüne katkı verse ama bizim bu anlayışımız kendi güvenliğimize ve bölgenin esenliğine kayıtsız kalmamız anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’nin kuruluş felsefesi ‘Yurtta sulh cihanda sulh’dur”

    Türkiye’nin kuruluş felsefesinin barış olduğunu vurgulayan Bakan Işık, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi bellidir. Yurtta sulh cihanda sulh. Gerçi bazı hainler bu güzel, bu anlamlı ifadeyi alıp kendi ihanetlerine kılıf yapmak istediler onları da adalet şimdi gereken cezayı verecek ama biz ’Yurtta sulh cihanda sulh’ ilkesinin gereğini her anlamda hayata geçirmek için çalışıyoruz. Ziya Paşa’nın şu sözünü de hiç unutmuyoruz; ’Eğer istersen sulh-u salah her daim hazır ol cenge.’ Onun için de bölgemizde güçlü bir silahlı kuvvetlerin olmazsa olmaz olduğunu biliyoruz. Bunun için de her türlü çalışmayı yürütüyoruz. Savunma sanayisinden Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yeniden yapılandırılmasına kadar her türlü çalışmayı da yürütüyoruz” diye konuştu.

    “Önümüzdeki süreçte kod bilmeyen çocuk, okuma-yazma biliyor sayılmayacak”

    SEKA Kağıt Müzesi açılış töreninin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Işık, Bugün SEKA Kağıt müzesinden sonra Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve İntel firmamızın birlikte düzenlediği Endüstri 4.0 merkezini gördük. Bir tarafta 1800’lü tarihin teknolojisini, diğer taraftan 2000’li yıllara damga vuran ve önümüzdeki yüzyıla da damga vuracak olan Digital Teknolojileri gördük. Çocuklarımızın daha küçük yaşta, yazılıma, kodlamaya hayat uydurmaları, güçlü birer oyuncu olabilmeleri için, son derece önemli bir hizmetten dolayı, Büyükşehir ve İntel’e teşekkür ediyorum. Sanayi Teknolojisinde çocuklarımızı bugünden geleceğe hazırlamak durumundayız. Bu nokta da özellikle bu Sanayi 4.0, Endüstri 4.0 ve Digital Teknolojilere daha fazla destek vermek durumundayız. Önümüzdeki süreçte kod bilmeyen çocuk, okuma-yazma biliyor sayılmayacak. Dolayısıyla şu anda çocuklarımıza kodlamayı öğretmek, önümüzdeki süreçte var olmak için, bizim açımızdan olmazsa olmazımızdır. Bu yüzden kodlama eğitiminin Milli Eğitim müfredatına da yakında girecek olmasından dolayı büyük bir memnuniyet duyuyoruz” açıklamasını yaptı.

  • Ergül “Artvin’i Artvin Dışındaki Güçlere Teslim Etmeyeceğiz”

    Bizim Artvin Platformu Başkanı Mehmet Ali Ergül, Artvin’in tek sahibinin Yeşil Artvin Derneği olmadığını belirterek “Bugüne kadar Artvinli vatandaşlarımızın yalan, yanlış bilgilendirme ile Artvin’de olan sevgileri suistimal etmişlerdir, bundan sonra Artvin’i olumsuz etkileyenlere izin vermeyeceğiz” dedi.

    Artvin’de bin 700 rakımlı milli park sahası içindeki Cerattepe’de başlamak üzere olan maden faaliyetlerinde, maden arama ve işleme ruhsatını elinde bulunduran firmanın Şubat ayında iş makinelerini Cerattepe’ye çıkartmak istemesi üzerine, maden faaliyetlerinin durmasını isteyen Artvin halkı ile güvenlik güçleri arasında iki gün süren olaylar yaşanmıştı. Bu olayların ardından Artvin halkının maden konusunda yanlış bilgilendirildiğini belirten Mehmet Ali Ergül, ‘Artvin’in Gerçek Sahipleri’ sloganıyla ‘Bizim Artvin Platformu’nu kurdu.

    Platformun amacıyla ilgili vatandaşlara bilgi verilmek için Başkan Ergül tarafından basın toplantısı düzenlendi. Artvin’deki Havuz Düğün Salonu’nda düzenlenen toplantıda, ‘Artvin’in Değerleri Türkiye’nin Değerleridir’, ‘Artvin Halkına Gerçekleri Anlatıyoruz’, ‘Artvin’in Altı da Üstü de Artvinlileri’ndir, Türkiye’nindir, Almanlar’ın Değil’ yazılı pankartlar açıldı.

    “ARTVİN’İN TEK SAHİBİ YEŞİL ARTVİN DERNEĞİ DEĞİL”

    Toplantıda konuşan Bizim Artvin Platformu Başkanı Mehmet Ali Ergül, vatan meselesi için toplandıklarını belirterek, “Artvin sahipsiz değildir, Artvinimizin tep sahibi de Yeşil Artvin Derneği değildir. Bunu herkesin böyle bilmesini istiyorum. Artık söz gerçek Artvinlilerin olacak. Artvin söz konusu olduğunda, yeşilin söz konusu olduğunda, madenin çıkacağı söz konusu olduğunda eylemlerde söz sahibi artık gerçek Artvinliler olacak. Artvinimizin değerleri ülkemizin değerleridir. Bugüne kadar Artvinli vatandaşlarımızın yalan, yanlış bilgilendirme ile Artvin’e olan sevgileri suistimal edilmiştir. Bundan sonra Artvin’i olumsuz etkileyenlere izin vermeyeceğiz. Doğru paylaşarak söylemek ve anlatmak için yola çıktık. Pusulamız gerçek, bilgilerimiz vatan ve millettir bunun böyle bilinmesini istiyorum” dedi.

    Artvinlilere gerçekleri anlatmak için yola çıktıklarını dile getiren Ergül, “Yaklaşık 3 ay öncesine kadar Türkiye’nin en sakin ve huzurlu şehri olan Artvin’imizde doğa faaliyetleri yürütmekte olan kişiler Artvin’in gerçek ve tek sahibi olduklarını hissediyorlar. Biz kendilerine Artvin ile ilgili açıklamalarda bulunsak ta bunlar geçerli olmadı. Olmadığı için de biz Artvinliler olarak gerçekleri halka anlatmak için yola çıktık. Bu ilk adımımız. Artvin’i Artvin dışındaki güçlere teslim etmeyeceğiz. Biz Artvinliyiz” ifadelerini kullandı.

    “ARTVİNLİLER OLARAK KONULARI MASAYA YATIRACAĞIZ”

    Artvin’in örnek bir il olduğunu kaydeden Ergül, “Biz Artvin’de askeriyle, polisiyle kardeşçe yaşayan insanlarız. Artvin örnek bir ildir. Doğasıyla, yeşiliyle, madeniyle, yer altı ve üstü kısaca hepsi bizimdir. Buraya gelerek 30 bin kişinin katilini temsil eden partinin lideri ‘Artvin yürü peşindeyiz’ diyorsa bunu sizin taktirlerinize bırakıyorum. Artvin’i Artvinli savunacak, madene hayır Artvinli diyecek eğer madene evet denilecekse de Artvinli diyecek. Artvinliler olarak hep beraber bu konuları masaya yatıracağız. Artvin’e biz sahip çıkacağız. Selahattin Demirtaş’ın ‘Ben Artvin’in arkasındayız’ demeye hakkı yoktur. Güneydoğu’daki PKK’nın taş atmaya hakkı yoktur, benim buradaki genç kardeşlerim Artvin’in gerçek sahibi olan o çocuklarında biber gazı yemeye hakkı yoktur. Cerattepe adı altında bir yerden bir hareket başlatılarak ülke geneline kadar yaymaya çalışan gruplar var. Bunun Cerattepe üzerinden olmaması istiyorum. Eğer kanun madenin burada çıkması uygun diyorsa bunu hep beraber masaya yatıralım” diye konuştu.

    YEŞİL ARTVİN DERNEĞİ’NİN KENDİLERİ DIŞINDA BİR DERNEĞE TAHAMMÜLLERİ YOK

    Toplantı sona erdikten sonra platform üyeleri ile toplantı salonuna alınmayan Yeşil Artvin Derneği üyeleri arasında sözlü tartışma yaşandı. Maden konusunda Artvin halkını temsil eden bir dernek olduğunu ve bu derneğin de Yeşil Artvin Derneği olduğunu ileri süren dernek temsilcileri ve üyeleri bu yönde başka bir derneğin kurulmasına müsaade etmeyeceklerini ileri sürdüler. ‘Bizim Artvin Platformu’ üyeleri de kendilerinin bu derneği kuracaklarını ve buna da kimsenin engel olamayacağını ifade ederken, tartışmalar bir müddet daha devam ettikten sonra her iki grupta olaysız bir biçimde toplantı yapılan yerden ayrıldılar.