Etiket: Etmemek

  • Tollu: “Şehirleri imar ederken yeni nesli ihmal etmemek gerekir”

    Erdemli Belediye Başkanı Mükerrem Tollu, Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla ilçedeki din görevlileri ile bir araya geldi.

    Belediye tarafından düzenlenen programda konuşan Tollu, camilerin bir ibadet yeri olmaktan öte insanları birleştiren, bütünleştiren, maneviyatı güçlü ve kutsal mekanlar olduğunu ifade ederek, “Türk-İslam Alemi’nin Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı kutluyorum” dedi.

    Yöneticiler ve özellikle belediyeler olarak şehirleri imar ederken, yeni nesilleri de ihmal etmemek gerektiğinin kaydeden Tollu, “Sizler, gerek yaşayış gerek konuşmalarınız gerekse ilminizle örnek insanlarsınız. Sizlerden aldığımız ve alacağımız işaret ve telkinler gerek yönetici gerekse toplumda yer alan bireyler olarak bizi doğruya, güzele, hak ve hakikate yönlendirmektedir. Bunun için sizleri çok seviyor ve önemsiyoruz. Çünkü inandığını yaşamayanlar, yaşadıklarına inanmaya başlar. Toplumsal sorunların temeline baktığımızda, eğitim ve inanç eksikliği ya da zayıflığının büyük rol oynadığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Hurmayı sofralardan eksik etmemek için 4 neden

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Mine Şenarslan, Ramazan ayında iftar sofralarının başköşesinde bulunan hurmanın, insan vücuduna sağladığı faydalardan bahsetti.

    Tarihi çok eskilere uzanan ve Ramazan sofralarının da vazgeçilmezlerinden olan hurma, zengin vitamin ve mineral içeriği ile önemli bir besin kaynağı. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Mine Şenarslan, tokluk hissi oluşturması ve yüksek lif içeriği ile sindirim sistemini düzenlemesine yardımcı olan hurmanın hem iftar hem de sahur sofralarında tercih edilebileceğini belirtti. Ramazan boyunca bir bardak su ve 1-2 adet hurma ile orucun açılabileceğini, iftardan sonra ise, tatlı isteğini kontrol edebilmek adına bir bardak süt ve iki adet hurmanın iyi bir ara öğün olabileceğini ifade etti.

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Şenarslan, günlük enerji, mineral ihtiyacını karşılayabilen ve şeker isteğini baskılama yardımcı olan hurmanın, her yaş grubunun beslenmesinde yer verilebilecek bir besin olduğunu belirterek, “2 adet orta boy hurma, 89 kalori, 19,2 miligram kalsiyum, 208,8 miligram potasyum, 4,5 gram lif ve 0.54 gram protein içeriyor. Yüzde 44-88 oranındaki yüksek şeker içeriğine rağmen, glisemik endeksinin düşük olması sayesinde, gün içerisinde düşen kan şekerinin dengelenmesi adına çok güzel bir alternatif oluşturuyor. Aynı zamanda iyi bir lif ve enerji kaynağı olan hurmanın içeriğindeki vitamin ve mineraller sayesinde sindirim sisteminden, sinir sistemine kadar birçok noktada olumlu etkiler meydana getiriyor” ifadelerini kullandı.

    “Yüksek lifli yapısı nedeniyle hurma birçok kanser türüne karşı koruyucu etki besinlerden biri”

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Mine Şenarslan, hurmanın 4 önemli yararını anlatarak, “Kalsiyum, magnezyum, demir ve A, B1, B2, Niasin ve C vitamininin yanında hurmada en az 15 çeşit mineral bulunuyor. Potasyum, bor, kalsiyum kobalt, bakır, flor, demir magnezyum, manganez, fosfor, sodyum, selenyum ve çinko bunlardan bazılarını oluşturuyor. Muzdan 2,5 kat daha fazla potasyum barındıran hurma, zengin vitamin ve mineral içeriği sayesinde sinir sistemine destek sağlıyor. Hafızanın güçlenmesine de yardımcı olduğu için özellikle ileri yaş grubunda yer alan kişilerin hurmanın bu özelliğinden yararlanması öneriliyor. Hurma lif içeriğinin yüksek olmasından dolayı, sindirim sistemine de olumlu katkı sağladığından Ramazan ayında sıklıkla karşılaşılan kabızlık sorunun çözümüne de yardımcı oluyor. Ayrıca, genel olarak kabızlık sorunu yaşayanlar da, içine hurma koydukları suyu gece boyu beklettikten sonra ertesi sabah içerek hurmanın laksatif yüksek lifli yapısı nedeniyle hurma, birçok kanser türüne karşı koruyucu etki oluşturan besinlerden biri olarak gösteriliyor. Hurma, antioksidan içeriği en yüksek meyvelerden biri. Bu özelliğinin mide ülseri üzerinde de iyileştirici etki oluşturduğu düşünülüyor. Ayrıca yeterli miktarda tüketildiğinde kolesterol düzeyine düşürmede olumlu etkiler oluşturarak, kalp ve damar hatalıklarına karşı korunma sağlıyor. Ara öğünler için 2-3 adet orta boy hurma 1 porsiyon meyve yerine geçebiliyor. Hurmanın bağışıklık sistemi üzerinde de olumlu etki oluşturduğu çeşitli araştırmalarla gösterilmiş. Hurma tüketimi hücresel bağışıklıktan ziyade özellikle humoral yani sıvısal bağışıklık olarak bilinen antikorlar aracılığıyla sağlanan bağışıklığa destek oluyor. Böylece enfeksiyonlara karşı savaşta destek sağlıyor” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “600 milletvekili fazla demek dünyayı takip etmemek demek”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülkemizde 103 Bin seçmene bir milletvekili düşüyor. Avrupa ülkelerinde bu sayı çok daha düşük. Böyle bir tabloda 600 milletvekili fazla demek dünyayı takip etmemek demek” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atv ve A Haber’in ortak yayında Salih Nayman ile Banu El’in sorularını yanıtlıyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun anayasa değişikliğine yönelik eleştirilerine yanıt verdi. Gündemi değerlendiren Erdoğan, yeni anayasada yer alacak 18 maddeye ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “600 milletvekili fazla demek dünyayı takip etmemek demek”

    Milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılmasına ilişkin yapılan eleştirileri yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde 103 Bin seçmene bir milletvekili düşüyor. Avrupa Birliği ülkelerini araştırdık. Bu ülkelerde bu sayı çok daha düşük. Almanya, İtalya gibi ülkelerde bu sayı çok daha düşük. Böyle bir tabloda 600 milletvekili fazla demek dünyayı takip etmemek demek” ifadelerini kullandı.

    “Parlamentoda görev yapmak askerlikten daha aşağı değil”

    Seçilme yaşının 18’e indirilmesi konusunda CHP Liderinin kullandığı ifadelerle gençlere hakaret ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada askerlik konusu dile getiriliyor. 18 yaş olayı sadece benim ülkem erkekleri için geçerli değil ki…Kızlarımız için de geçerli. Kaldı ki parlamentoda görev yapmak askerlikten daha aşağı değil. Şu anda 18-25 yaş arası 7 milyon genç var ülkemizde. Kalite sürekli yükseliyor. Bu kaliteyi yok sayamayız. Gözden kaçırdıkları şu: İki yıl sonra emekli olmuyor. Milleti aldatma. 65 yaşı beklemek zorunda. 65’ine geldiği zaman emekli olduğunda ondan sonra vekil sıfatıyla emekli olma hakkı kazanacaktır. Biz gençliğe ufuk veriyoruz. Gençlik kedine verilen değeri görüyor. Bir de eşitleme yapılıyor. Seçme ve seçilme 18. Bundan daha güzel ne olabilir? Bu gençliğimizin önünün açılmasıdır. Ve ben gençlerime güveniyorum. Bunu 15 Temmuz da gördük” dedi.

    “Halk 100 bin kişi ile aday gösterebilir”

    Yeni sistemde Cumhurbaşkanlığı seçimi ile meclis seçiminin 5 yılda bir yapılacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zat (Kılıçdaroğlu) ne diyor? Meclisin yetkisi kalmayacak diyor. Böyle bir şey yok. Cumhurbaşkanı eğer seçimlerin yenilenmesi talebinde bulunursa bu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de yenilenmesi gerekecektir. Bu bir fesih değildir. Bunun oranı 5’te 3. Meclis bu orana ulaştığı takdirde seçimler yenilenir. Anayasa düzenlemesi tabi ki farklı ve zor olacak. Bu çocuk oyuncağı değil. Şimdi seçim 5 yılda bir yapılıyor. Seçim günü geldiğinde 100 bin kişi ile halk aday gösterebilir. Vatandaşın bu hakkı yoktu. Artık var. Sadece partilerin tasarrufunda olmayacak. Zaten 5 yılda bir olacağı için her şey yerli yerinde olacak.”

    Güvenoyu konusundaki eleştirilere de yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güven oyu hep iktidarları tehdit etmiştir. Şimdi böyle bir şey olmayacak. Çok daha rahat yürüyebilecekler. Güvenoyu oylamasını beş yılda bir halk yapacak. Bu yürüyen bir sistemi yavaşlatmaktır. Gen sorularla bunalan hükümet artık sabahlara kadar o kanunu çıkarmak için çalışıyor. Neden dolayı? İşte bu gensorularla kaybedilen zamanı telafi etmek için. Ama artık bunlardan kurtuluyoruz” dedi.

  • MHP’li Akçay: “Kanun değişikliklerinde acele etmemek lazım”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, KADEM Kadın Kongresi’nde çok tartışılan ’cinsel istismar’ tasarısıyla ilgili tasarının geniş mutabakatla yeniden Meclis’e geleceğini söylemesiyle ilgili olarak konuşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, benzeri tasarının meclise geldiği takdirde olumlu olarak değerlendiremeyeceklerini ifade etti.

    MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay Ülkü Ocakları Manisa İl Başkanlığı tarafından Manisa Büyükşehir Belediyesi Kültür Sitesi Meclis Salonu Fuayesinde Alparslan Türkeş’in 99’uncu doğum günü nedeniyle açılan fotoğraf sergisine katıldı. Akçay burada gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “Önemli bir mesafe alındı”

    AK Parti ve MHP arasında devam eden Anayasa çalışmalarını değerlendiren Akçay, çalışmalarda önemli bir mesafe alındığını belirterek, çalışmaların tamamlandıktan sonra kamuoyuna gereken açıklamaların yapılacağını söyledi. Kamuoyundaki merakın giderileceğini ifade eden Akçay, “Bu anayasa çalışmaları Türkiye’nin önemli bir ihtiyacını karşılayacaktır. Biz ümit ediyoruz ve bekliyoruz. Yetkilerin ve sorumlulukların açık ve net bir şekilde belirlendiği, cumhurbaşkanı hükümet ilişkisi, cumhurbaşkanı parlamento ilişkisinin daha netliğe ve çizgiye kavuştuğu bir anayasa çalışması olacaktır. İnşallah kısa bir süre içerisinde ortak uzlaşma zeminine kavuşan bu anayasa paketi TBMM’ye ve aziz milletimizin ilgisine ve takdirine sunulacaktır” dedi.

    “Tasarı benzer şekilde gelmemeli”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KADEM Kadın Kongresi’nde çok tartışılan ’cinsel istismar’ tasarısıyla ilgili tasarının geniş mutabakatla yeniden Meclis’e geleceğini söylemesiyle ilgili olarak Akçay, benzeri tasarının meclise geldiği takdirde olumlu olarak değerlendiremeyeceklerini ifade etti. Toplumda çok büyük tepki uyandıran ve bu tepkileri de keskinleştiren bir düzenlemenin değişik adlar altında yeniden gelmemesini temenni ettiklerini kaydeden Akçay, “Ama iktidarın ve Adalet Bakanının ifada ettiği gibi bir mağduriyet varsa o mağduriyet nedir, mağdur olan kimdir? Mağdur olan ortaya koyup ve bunun sınırlarını belirleyip bir tezlerini ortaya koysunlar öncelikle. Oldu bitti şeklindeki bir takım önerilere, önergelere sıcak bakmak mümkün değil. Bu tür hukuki değerlendirmelerde ve kanun değişikliklerde acele etmemek lazım. Aynı zamanda Türk Ceza Kanunun amacı içerisinde o esaslarda düzenlenen normlar çerçevesinde bakmak lazım. Hukuku bozmamak gerekir. Burada bize lazım olan en önemli şey hukuktur. Bu hukukun adil ve adaletli olması gerekir. Değerlendirmelerin daha kapsamlı tartışılması gerekir” diye konuştu.

  • Tasarrufun Anlamı Tüketmemek Değil İsraf Etmemek

    Her yılın 31 Ekim günü kutlanan ve tasarrufun önemine dikkat çekmeyi amaçlayan Dünya Tasarruf Günü yaklaşırken tasarruf konusunda değerlendirmelerde bulunan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin tasarruf kelimesinin tüketmemek değil israf etmemek anlamına geldiğini belirtti.

    1924 yılında gerçekleşen Birinci Uluslararası Tasarruf Kongresi’nde kabul edilen Dünya Tasarruf Günü her yılın 31 Ekim tarihinde kutlanıyor. İnsanların geleceklerini güvence altına almak için yöneldikleri tasarrufun öneminin anlaşılmasına katkı sağlayan bu gün ile ilgili konuşan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, “Tasarruf kelimesi genellikle tüketmemek gibi algılanıyor oysa tasarruf etmek israf etmemek, mantıklı tüketmek veya maliyet odaklı yaşamak anlamına geliyor” dedi. Tasarrufun Türk insanının unuttuğu bir kavram haline geldiğini dile getiren Alkin, Türkiye’de insanların, gelirleri düşük olduğu için tasarrufa para ayıramadığını ifade etti. Kamuda da ciddi bir israfın söz konusu olduğunu belirten Alkin, bütün bunların sonucunda tasarrufun mümkün olmadığını vurguladı.

    GELİR YÜKSELDİKÇE TASARRUF EĞİLİMİ ARTIYOR

    İnsanların gelir düzeyleri yükseldikçe tasarruf eğilimlerinin arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Emre Alkin, ‘’İnsanlar refah istiyor. Refah seviyesi arttıkça tasarruf da artıyor. Dolayısıyla ‘Tasarruf Günü’nün ortaya çıkış sebebi büyük ihtimalle insanları israftan uzaklaştırmak, mantıklı tüketime yönlendirmeye çalışmak veya maliyet odaklı olmalarını sağlamaktı. Fakat günümüzde bahsettiğim bu 3 noktadan bahsetmek pek de mümkün görünmüyor. İnsanların zevkleri, ihtirasları, alışkanlıkları, mecburiyetleri var. O yüzden ’Tasarruf Günü’nü tasarruf olmadan kutluyoruz. Bu, bizim olimpiyat yapmadan olimpiyat stadımızın olmasına benziyor. Türkiye’de de tasarruf olmadan bu günü kutluyoruz’’ diyerek konuşmasını sürdürdü.

    TASARRUF YAPMA NOKTASINDA NERELERE DİKKAT EDİLMELİ?

    Akıllıca harcama yaparak tasarruf sağlanabileceğini öne çıkaran Alkin, borcu borçla kapatmanın yanlış olduğuna ve bu şekilde, tasarruf yapmanın imkansız bir hal alacağına dikkat çekti. Kişilerin özellikle satın aldıkları bir malın ömrü ile taksit sayısını eşit tutmaları gerektiği üzerinde duran Alkin, ‘’Mesela 6-7 ay dayanacak bir çorap alıyorsunuz. Bunu 12 ay taksitle almanın bir manası yok. Ömür ve taksit sayısı birbiriyle orantılı olmalı. Bunun dışında küçük de olsa bir miktar para mutlaka kenara ayırmaları gerekiyor. Bu para zaman içerisinde onlara çok lazım olacaktır’’ ifadelerinde bulundu. Yaşamsal harcamalardan sonra kişinin elinde ne kaldığına bakması gerektiğini belirten Alkin, ‘’Bu harcamalar üst üste toplandığında gelir yetmiyorsa burada akıl dışı bir durum var demektir. O yüzden kişi başka yerlerde işini, aşını aramak durumunda kalıyor. Diğer türlü kişi hem borçlanıp kendisine bir fayda sağlamıyor hem de ülkeye bir yararı olmuyor’’ dedi.

    BÜYÜMENİN KAYNAĞI ÖZEL TASARRUFLAR

    Özel tasarrufların büyümenin asıl kaynağı olduğunu söyleyen Alkin, ‘’Tasarruflar yapılacak olan yatırımlara yetmiyorsa ülke borçlanmak durumunda kalır. Borçlanma başladığı zaman da bunun önünü alamazsınız. Bugün birçok büyük ülke borç batağında ve risk altında hayatına devam ediyor’’ diye konuştu. Türkiye’nin de bu kritik noktaya geldiğini ifade eden Alkin, özel sektörde ciddi bir borç olduğunu ve bunun sebebinin tasarrufların yetmemesi olduğunu dile getirdi. Bu sebeple vergi politikaları konusunda devletin vatandaşa karşı şefkat içerisinde ve onların cebindeki kullanılabilir geliri arttıracak şekilde olması gerektiğini belirten Alkin, ancak bu şekilde tasarruf edilebileceğini ve bu tasarruflar arttıkça Türkiye’nin geleceğinin kurtulabileceğini vurguladı.