Etiket: Etmek

  • Hüseyin Eroğlu: “Kazanma alışkanlığını elde etmek istiyoruz”

    Altınordu Teknik Direktörü Hüseyin Eroğlu, Osmanlıspor maçı sonrası yaptığı açıklamada “Kazanma alışkanlığını elde etmek istiyoruz” dedi.

    Spor Toto 1 Lig’in 10. hafta mücadelesinde Başkent temsilcisi Osmanlıspor’a konuk olan Altınordu, mücadeleden 1-0 galip ayrıldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında gazetecilere değerlendirmelerde bulunan Altınordu Teknik Direktörü Eroğlu, “Rakibin deneyimli oyuncularının olduğunu biliyorduk. Geçen hafta kazandığımız bir üç puan vardı. Lige iyi başlayamadık. İstediğimiz oyun anlamında her geçen gün gelişmek ama bunun yanında skor desteğini de almamız gerekiyordu. Özellikle gol bölgelerindeki yaşadığımız sıkıntı bizi puan anlamında aşağılarda tuttu. Bu maçada kazanmak için gelmiştik. Etkili bir atakta golü bularak devreye moralli girdik. Çıkarken kaybettiğimiz toplar rakibe avantaj sağladı. İkinci yarı sadece savunma anlamında iyi oynadık. Kazandığımız için mutluyuz. Kazanma alışkanlığını elde etmek istiyoruz. Rakibe de bundan sonraki maçlarda başarılar diliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Biz uzun yıllardan beri altyapımıza önem veriyoruz”

    Altınordu’nun sistemi ile ilgili gelen soruyu da cevaplayan Eroğlu, “Bizim çok değerli bir başkanımız var. Kendini Türk gençliğine adamış durumda. Biz uzun yıllardan beri altyapımıza önem veriyoruz. Aynı zamanda da zor bir ligde mücadele ediyoruz. Biz Türk oyuncularına güveniyoruz. Birçok kulübümüz yayın geliri olarak çok iyi paralar kazanıyor ama hiç kimse altyapıya yatırım yapmıyor. Altyapıya yatırım yapmak tabii ki meşakkatli iş. Biz bu konuma kolay kolay gelmedik. Türkiye’de herkes şampiyonluğa oynuyor. Biz yarışırken, yetiştirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’de çok gereksiz para harcanıyor”

    Yabancı oyuncu oynatmadıklarını belirten Eroğlu, “Kulüp olarak biz bunu devam ettireceğiz. Türkiye’de çok gereksiz para harcanıyor. Türk gençlerimize güvenirsek çok başarılı olacaklarına inanıyorum. Bizlerin yaptığı iş bir Türkiye projesi. İnşallah diğer takımlarımız da buna katılır. Gördüğünüz gibi Cengiz ile Çağlar gibi oyuncularımız Avrupa’da sürekli ses getiren futbolcularımız. Demek ki isteyince oluyormuş. Türk futbolu için inşallah hayırlısı olur” diye konuştu.

    “Ulusumuzun Bayramını kutluyorum”

    29 Ekim Cumhuriyet Bayramını da hatırlatan Eroğlu, “Yarın biliyorsunuz Ulu Önder Atatürk’ümüzün Cumhuriyet Bayramını ilan ettiği gün. Tüm ulusumuzun Bayramını kutluyorum” mesajını verdi.

  • Ahmet Ağaoğlu: “Ben Trabzonspor’a hizmet etmek için geldim”

    Trabzonspor Kulüp Başkanı Ahmet Ağaoğlu, Aralık ayında yapılacak olan kongre ile ilgili olarak “Ben Trabzonspor’a hizmet etmek için geldim. Başkan olmak için değil.Bizden daha iyi hizmet edeceğine kanaat getirdiğimiz biri olursa ancak o zaman geri adım atarız ve onları hizmetine gireriz” ifadelerini kullandı

    Trabzonspor Kulüp Başkanı Ahmet Ağaoğlu, Türkiye Spor Yazarları Derneği’ni ziyaret etti. Türkiye Spor Yazarları Derneği Trabzon Şubesi’nin düzenlediği Spor Masası programına konuk olan Ağaoğlu, TSYD Trabzon Şube Başkan Selçuk Kılıç ve yönetim kurulu üyelerinin yer aldığı programda gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

    “Geldiğimde zirve yarışı içinde olacağını söyledim”

    Takımdan beklentinin her zaman başarı olduğunu belirten Ahmet Ağaoğlu, “İki haftada şampiyon olunmuyor. İki haftada şampiyon olunmadığına göre bir haftada da umutlar kaybolmuyor. Biraz farklı bir açılardan bakmak lazım. Bu coğrafyanın insanları için her zaman söylemişimdir, bunun içerisinde ben de dahil hepimiz varız. Bizim yapımız, Türkiye insanın genel yapısından çok farklıdır. Olaylara farklı bakarız, farklı değerlendiririz. Bakış açımız farklı olduğu kadar tepkilerimiz de farklıdır. Bazı fiziksel özelliklerimizi değiştirebiliriz. Burnumuzu değiştirebiliriz ama huyumuzu değiştiremeyiz. Söylemler bir kere çok erkendi. Ligin 8. haftasındayız, arka arkaya iki maç kazanmışız şampiyonluk söylemleri başlıyor, ’Bu sene o sene’ vesaire bizim amaçladığımız bir şey vardı, büyük önem arz ediyor denilen maçlara seyircinin ilgisini ve desteğini çekebilmek. Siz de farkındasınızdır ben de bunun için yoğun bir çaba harcadım. Eğer ki bu takımdan bir beklentimiz varsa bu başarıdır. Bu takımı destekleyen en büyük unsurun camia ve taraftar olması lazım. Bazı benzetmeler yapıyorum zaman zaman, seyirci önden yolu açar, takım arkadan gelir. Bunun tersi olursa büyük camiayız diyemeyiz. Bizim bir şekilde taraftar olarak, camia olarak bütünleşip takımı bağrımıza basmamız gerekiyor. Bu takımın en fazla ihtiyacı olan şey camianın ve taraftarın sevgisi. Mahallemizden düşünelim, mahallenin sevgisine mahzar olduğunuz zaman sizin ruh yapınız da farklılaşıyor, öz güveniniz artıyor. Camiaya karşı da sorumluluk duymaya başlıyorsunuz. Bu sevgiyi veremediğiniz sürece aradaki bağlantıların kopması çok doğal. Maç öncesi bakıyoruz futbolcularımız göklere çıkartılıyor ve maç da berabere bitiyor. Berabere biten maçtan sonra bazı futbolcularımıza yönelik bazı eleştiriler oluyor. Telefonuma mesajlar geliyor mesela, ’Bizi bunun için mi çağırdın’ diye. Düşündüm, ’Acaba ben yanlış bir şey mi yaptım’ dedim. Trabzonspor’un taraftarını, Trabzonspor maçına çağırdım. Başka bir camiadan kimseyi de çağırmadım. Bizim taraftarımızı çağırdım. Bir maç ama Trabzonspor takımından başarı bekliyorsak istisnasız her maçta Trabzonspor taraftarının ve camiasının desteğine ihtiyacı var. Ancak bu şekilde iyiye gidebiliriz. Daha da gerilere gidelim. Ben geldiğimde ’Bu takımı şampiyon yapacağım’ demedim. Ama bir şey daha söyledim, ’Bu takım her zaman zirve mücadelesi verecek’ dedim. Bu süreçte şampiyonluğa da yaklaşırsak bunu alırız, alabilecek gücümüz var. Üç ayaklı bir masa olarak düşünün, olmazsa olmazı Trabzonspor camiası ve taraftarıdır. Bana kalırsa en fazla çalışmamız gereken konulardan biri bu. Bir şekilde biz, taraftar ve takım birliğini sağlamak zorundayız. Bu kadar umutsuzluğa sevk etmesi, belki geçtiğimiz yıllarda buna benzer maç kaybetmelerden sonra takımdaki düşüşün toplum üzerinde bırakmış olduğu etkinin de tezahürü olabilir. Netice olarak dönüp baktığımız zaman en iyi kadrolardan birine sahibiz’’ dedi.

    “Milli aralar tüm dünyadaki takımlar etkileniyor”

    Bilimsel bir araştırma yapılırsa milli maç aralarının tüm takımlara etki ettiğini belirten Ağaoğlu, “Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray puan kaybetti. Bu takımların geneline baktığımız zaman milli takım arasından sonra kaybedildi bu puanlar. Bunun içinde Trabzonspor da var. 9 oyuncunuzdan 10 gün uzaklaşıyorsunuz ve her biri 6 ayrı milli takıma gidiyor. 6 ayrı grup, 6 ayrı oyun sistemi, 6 ayrı düşünce 9 oyuncu kopuyor sizden, sonra geliyor kısa bir hazırlık süreci. Mental olarak incelensin oyuncular, derinliği ve sebepleri araştırılsın. Milli takım arası denilen bu sürecin Milli takıma fazla oyuncu veren takımların hepsine kötü yansıdığı görülecektir. Sıkıntılı bir maç oynayacağımızı tahmin ettiğim için ’Seyirci gelsin, bu maçı seyirci alsın’ dedim. Olabilirdi de Rodallega’nın direkten dönen topu var. Kalenin direğine vurup içeri de girebilirdi. O zaman her şey değişecek miydi, her şey dört dörtlük mü olacaktı. Oyun aynı oyun, sıkıntılar aynı sıkıntılar, zorluklar aynı zorluklar. Erzurumspor beraberliğiyle bana göre kaybedilmiş hiçbir şey yok. Ama yapılan eleştirilere baktığım zaman onarmamız gereken, üzerinde çalışmamız gereken çok şey var. Yıllarla birlikte kaybettiğimiz bir takım faktörler söz konusu, bunları belki de biraz süreç alacak ama üstünde çok çalışarak tamir etmek zorundayız’’ dedi.

    “Biz zamanında bu kulübün formasına armayı elimizle dikmiş insanlarız”

    Bazı alışkanlıklarını değiştirmeleri gerektiğini vurgulayan Ağaoğlu, “Anlık beklentiler var. 1 galibiyetten sonra atılan şampiyonluk naraları doğal olarak 1 maç kaybedildiğinde her şeyin kaybedildiği gibi algılanabiliyor. Bizim bu düşünce yapısından sıyrılmamız lazım. Camia takımı sahiplenmediği sürece, takıma o güveni vermediği sürece işimiz çok zor. Dört dörtlük bir kadro da kursanız, her şey yolunda da olsa yaşadığımız sıkıntıların tekrarı halinde başarı, hele hele kalıcı bir başarının gelmesi mümkün değil. Önümüzde bir Antalyaspor maçı var. Önemli bir maç. Yaklaşan bir genel kurul var, aday mısınız değil misiniz, yöneticileriz kim olacak, asbaşkanınız kim olacak gibi sorular doğuyor. Bizim bu gibi tartışmaların içine girecek ne zamanımız var ne de böyle bir enerjimiz var. Çok ciddi anlamda, çok çetin bir lig geçiyor. Her takım, her takımı yenebiliyor. Ligin zirvesinde bakıyorsunuz Galatasaray’la bizim aramızdaki puan farkı 5. Galatasaray’ın maç kaybetmesi, bizim üst üste iki maç kazanmamız halinde üst sıraların nasıl şekilleneceğini siz daha iyi görürsünüz. Sorumlu olduğumuz bir takımımız, futbolcularımız ve geldiğimizden beri uğraştığımız ekonomik sıkıntılarımız var. Bu ay sonuna kadar ödememiz gereken 25-30 milyon TL gibi bir ödememiz var. Her ay 30 milyon TL gibi bir ödeme yapıyor. İçeriye hiçbir şekilde nakit akışı olmayan bir kulüp ödüyor bunu. Kaldı ki 250 milyon TL’ye yakın ödeme yaptık. Ben yönetime geldiğim günden bugüne kadar 2 gece üst üste rahat uyuduğumu hatırlamıyorum. 1 haftalık süreç içerisinde 2 gün uyuduğumu hatırlamıyorum. Bütün bunlarla uğraşırken bana göre suni gündem oluşturuyorlar. Ben buraya hizmet etmeye geldim, ben buraya başkanlık yapmaya gelmedim. Böyle bir mücadelenin içerisindeydim ama 2002 yılında. Ben hizmet etmeye geldim, hizmet etmeye de devam ederim. Geri çekilmem şöyle olabilir; şartları ve verdiğimiz emek, verdiğimiz çabanın amacına ulaşabilmesi için geri adım atarım ama benden daha iyi hizmet edebilecek birini gördüğüm anda geri çekilirim ve onun hizmetine girerim. Hiç kimse benim adıma konuşma yetkisine sahip değil. ’Aday olmayacakmış’ diyorlar. Bir takım farklı beklentileri olan insanlar var. Biz kulübe hizmet ediyoruz. Biz zamanında bu kulübün formasına armayı elimizle dikmiş insanlarız. Biz bu çabayı vermiş, uğraşı vermiş insanlarız. Bizim bir tek beklentimiz var bu kulübün başarısı. Ben ve arkadaşlarım bunun için geldik, bu doğrultuda hizmet ediyoruz. Bizden daha iyi hizmet edeceğine kanaat getirdiğimiz biri olursa ancak o zaman geri adım atarız ve onları hizmetine gireriz” şeklinde konuştu.

    “Daha yapacak çok işimiz var”

    Yapılacak olan çok iş olduğunu ifade eden Ağaoğlu, “Yönetim olarak yapmamız gereken dünya kadar iş var. Sizlerin bilmediği de birçok iş var. Tesisler gördünüz mü arkadaşlar. Eski halinde ben yatmazdım. Benim kalmayacağım bir yerde futbolcumu yatırmam. Aslan yattığı yerden belli olur. Büyük kulüp olduğunuzu iddia ediyorsanız o ceketin üzerinize yakışması lazım. Kulüp binamız Mehmet Ali Yılmaz’ın yaptırdığı günden beri neredeyse hiç değişiklik olmadan hizmet veriyordu. Tamamen yenilendi, oda sayısı arttırıldı, lobi ve kafeterya bölümü daha şık bir hale getirildi. Oyuncuların sıkılmadan vakit geçirebilecekleri bir duruma geldi. Biz yan taraftaki binaya geçtik. Her haliyle, her şekliyle Trabzonspor Kulübü’nün büyüklüğüne yakışan bir idari binayı hizmete açtık. Antrenman sahalarımız inanılmaz kötü durumda. O sahada antrenman yapan oyuncularımızın sakatlanmama riski çok az. Benim tahminime göre 15- 20 senedir drenajları tıkalı, kozmetik bakım yapılarak idare edilmeye çalışan 3 antrenman sahamız var. Pazartesi günü 2 sahamızı kapatıyoruz ve yeniden inşa etmeye başlıyoruz. Drenajları kurularak, uygun tohumu seçilerek ekimi yapılacak ve önümüzdeki sezon açılışına kadar hizmete girmesini bekliyoruz. Bunların hepsi yapılması gereken şeyler. Büyük takım olmak sadece bonservis ücreti ve maaşı büyük futbolcuları transfer ederek olmuyor‘’ açıklamasında bulundu.

    “Doğru işler yapınca doğru sonuçlar oluşur”

    Taraftarın bakış açısını da bu doğrultuda değiştirmesi gerektiğini ifade eden Ağaoğlu, “Taraftar sonuçta sahada oynana futbola ve başarıya bakar. Ama bunlar olmadan da kalıcı bir başarı ve büyük kulüp olarak yapmanız gereken şeylerin tamamını yapmadan, perde önünde ve perde arkasında futbolda perde arkasından yaptığınız şeyler toplum önünde prim sağlamayabilir. Ama bu yapmakla mükellef olduğunuz şeydir. İki sene üç sene sabrederseniz, onları sistemin içerisinde oturtursanız zaten başarı denen şey de kendiliğinden gelir. Bizim uğraşımız bunları bir araya getirmek. Ama üzülerek izliyorum farklı düşünce yapıları olan insanlar var, farklı sıkıntıları olan insanlar var. Yönetimdeki bazı arkadaşlarımızla veya bende sıkıntıları olan arkadaşlarımız var. Bu da doğaldır, herkes herkesi sevmek zorunda değil. Ama bu tür hesapların hep kulüp üzerinden yapıldığını görüyoruz. Benimle bir hesabı varsa, benimle görmesi lazım. Bu hep camiaya zarar veriyor hem de kulübe zarar veriyor. Toplumun da bu tür eleştirileri çok iyi analiz etmesi lazım. Böyle bir süreç bekliyor bizi. Yönetim olarak bizi bekleyen süreç bu’’ dedi.

    “Futbol kulüpleri futboldan para kazanır”

    Futbol kulüplerinin futboldan para kazandığını belirten Ağaoğlu, “Yönetime takviye yapacağız, takviye de gelip kulübün kasasına mı takviye yapacak diye bir şey yok. Borcun 1.2 milyona dayandığı bir yerde divanda da divan kurulu üyemiz ’projelerini yok’ dedi. Trabzonspor bir futbol kulübü, futbol kulüpleri de futboldan para kazanır. Trabzonspor Kulübü futboldan para kaybediyor, başka bir proje üretip para kazanacak. Bunda bir yanlış yok mu? Benfica’nın geçen yıl futboldan elde ettiği kar 90 milyon Euro. Trabzonspor, geçtiğimiz yıl futboldan uğramış olduğu zarar 300 milyon TL’nin üzerinde. HES işine mi gireceğiz? Proje ürettiğiniz zaman onun içinde de çalışmanız lazım. Hepimiz işi gücü olan insanlarız, hepimiz ayrı ayrı çalışan insanlarız ve tek bir işle uğraşıyoruz. Trabzonspor’da bir kere bu söylem bir değişsin! Proje üreterek kulübe katkı sağlamak Bu kulüp futboldan para kazanacak, futboldan para kaybetmeyecek. Yıllardır gündemde olan bir konu var. Bordo Mavi Enerji’nin üzerine alınmış olan HES projesi. Yıllardır proje diye bu konu gündeme geldi mi? Geldi projenin kralı, enerji. Kaç senedir biz bu HES ile büyüyoruz. Sen hangi projeyi üretsen senede 32 milyon TL para kazanırsın. Biz 32 veya 34 milyon TL 3 futbolcuya ve 1 teknik direktöre tazminat ödemek zorunda kaldık. Gelir getirici çalışmalarımız var. Bunları da geçtiğimiz ay içerisinde uygulamaya sokacağımız 100-150 milyon TL gelir beklediğimiz kulübe kaynak sağlayacak çalışmalarımız vardı. Fakat talihsizlik şurada; Ağustos ayı içerisinde ülkemizin içinde kaldığı ekonomik kriz bizi bu uygulamalarımızdan biraz uzaklaştırdı. Daha doğrusu bekleme ihtiyacı doğdu. Ama bir şekilde o kaynakları bir kulübün içerisine aktaracağız. Doğru zamanı bekliyoruz! Eylül ayı içerisinde tamamlanması gerekiyordu ama kurdaki dalgalanmalar, faizlerin yükselmesi bizleri bekleme periyoduna aldı. İsabetli transferler yaparsanız, futbolcu yetiştirirseniz, futbolcu satarsanız, aldığınız futbolcuya 1 Milyon Euro ödersiniz, sattığınızda 12 Milyon Euro kazanırsanız işte projenin ağa babası bu’’ ifadelerini kullandı.

    “Futbolculara yapılan haksız eleştirilerin önünde duvar olurum”

    Genç oyunculara gelen haksız eleştirilerin önünde duracağını aktaran Ahmet Ağaoğlu, ’’Yusuf Yazıcı veya Abdulkadir Ömür için geçerli değil. Kadromuzdaki tüm futbolcular için geçerli. Onlara yapılan her türlü haksız eleştirinin şiddetle karşısındayım. Gerekirse ben onların önüne duvar da olurum. Onlardaki performans düşüklüğü doğaldır, bu kadar genç yaşta bu kadar baskı sizin üzerinizde olsa sizde de herhalde aynı olumsuz etkiyi yapıldı. Kalemini eline götüren insanın ara sıra elini vicdanında da götürmesi de gerekiyor. Ben bu şekilde yapılan eleştirilerin iyi niyetli olduğuna inanmıyorum. Değerlere bu şekilde bir eleştiri yöneltildiği zaman çok ciddi şekilde bizim uğraşmamız gereken, halletmemiz gereken bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bunu gündeme sokmamak için çok çaba gösterdim ben. Benim anladığım kadarıyla insanlar bu camia içerisinde uğraşacak birileri ve bir şeyler arıyorlar. Her oyuncum için geçerli. Hiçbir şekilde yapılan eleştirileri hak etmiyorlar. Futbol bir takım oyunudur, bazen bir oyuncunun performansı öne çıkar bazen geri düşer. Kaptanın karşılaştığı tepki mesela Dünya bu değil! Bir maçta seyirci, oyuncuyu ıslıklar bunda hem fikiriz ama rakip takımın oyuncusunu ıslıklar. Kendi takımının oyuncusunu yaptığı hatadan dolayı ıslıklıyorsun ve sonra şampiyonluk bekliyorsun. O hata yaptı, gol yedi de çok mu mutlu? Sen ben ne maçı kaybettiğimiz zaman sinirleniyoruz, psikolojimiz bozuluyor, keyfimiz kaçıyor. Oyuncu için her şeyin güllük gülistanlık olduğunu mu zannediyorsunuz? Mesleği o olan insandan bahsediyoruz, o insanın mesleği o. Kendine olan güvenini kaybediyor, kendini daha ileriye taşıyabilmesi için ihtiyacı olan güçten ve performanstan uzaklaşıyor. Biz maç kaybedersek bunu takıma yansıtmamak hatta oyuncunun moralini yüksek tutmak için uğraşmalıyız. 200 tane gol kurtardı, yaşasın Onur. Bir tane hatalı gol yedi ıslıklayalım Onur. Ben olabilecek her şekilde oyuncularıma gelecek tepkilerin önünde duvar olurum. Herkesin de bu düşünce doğrultusunda hareket etmesi gerektiğine inanıyorum‘’ şeklinde konuştu.

    “Hocamızın sözünün altına imzanı atarım”

    Teknik Direktör Ünal Karaman ile her gün konuştuklarını belirten Ağaoğlu, “Hoca ancak ve ancak çözemediği zaman, halledemediği zaman veya olay sıkıntılı bir boyut olursa bu tür konuların yönetim marifetiyle çözülmek zorunda olmalı. 7/24 futbolcularla birlikte olan kişi hoca. Hocanın verdiği her beyanattan sonra da ’Hocam sen ne demek istedin’ diyemem. Biz hocamızla medya üzerinden konuşan insanlar da değiliz. Biz hocamızla her gün konuşuyoruz. Asbaşkanımız öyle, yöneticilerimiz öyle. Hocanın sorumluluk alanının içerisinde müdahale etme düşüncesinde hiç olmadık. Ama hocadan öyle bir talep gelirse, görüşme talebi gelirse olabilir. Bir oyuncuyla alakalı bir sıkıntı vardır, hoca yönetime getirir onu yönetim çözmeye çalışır. Ama Allah’a şükür öyle bir şey olmadı. Hocanın vermek istediği çok net bir mesaj var. Bu kulüp samimiyetle, dürüstlükle mücadele eden insanların kulübüdür. Ama bu insan kulübün başkanı, teknik direktörü veya malzemecisi olabilir. Bu da çok net bir mesaj ve ben de bunun altına imza atarım. Kimse farklı düşünceler içine girmesin. Hocanın düşüncesi bu, benim de düşüncem bu. Bunu yapmayan insanlarla bizim yürümemiz mümkün değil” diyerek sözlerini noktaladı.

    Başkan Ağaoğlu’na Türkiye Spor Yazarları Derneği Trabzon Şubesi tarafından plaket takdim edildi.

  • Başkan Altay: “Gençliği imar etmek önceliğimiz olmalı”

    Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından, Prof. Dr. Nabi Avcı, Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Prof. Dr. Mücahit Öztürk ve Özhan Eren’in konuşmacı olarak katıldığı “Şehir ve Gençlik Çalıştayı” düzenlendi.

    Konya Büyükşehir Belediyesi, bugünün ve geleceğin şehirlerinin oluşumunda gençlerin etkisi, katkısı ve rolünün ele alındığı “Şehir ve Gençlik Çalıştayı” gerçekleştirdi. Selçuklu Kongre Merkezi’nde yapılan çalıştay, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın konuşması ile başladı.

    “Çocuklara ve gençlere yönelik çok iyi projeler yapıyoruz”

    Başkan Altay, Büyükşehir Belediyesi olarak Konya’da yaşayan her yaştan genç için yeni ve farklı projeler üretmeyi hedeflediklerini belirterek, genç nüfus bakımından Türkiye ortalamasının üzerinde bir şehir olan Konya’da hem üniversite öğrencilerine, hem de ortaöğretimde okuyan öğrencilere ayrı ayrı projeler yaptıklarını aktardı. Altay, “Bugün burada düzenlediğimiz bu toplantı gençlerle ilgili uzun vadeli, kalıcı olarak neler yapabilirizin ilk adımıdır. Çocuklara ve gençlere yönelik şehrimizde uygulanan çok iyi projeler var. Bu projelerde emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Bizler, bu projeleri tek çatı altında toplayıp daha verimli bir hale getirme düşüncesiyle hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Gençliği imar etmek önceliğimiz olmalı”

    Başkan Altay, Medeniyet Okulu ve Selçuklu Değerler Eğitimi Projeleri gibi çocukların gelenek-görenek ve geçmişe bağlı olarak yetişmelerini hedefleyen, onların bilgi ve birikimini artıran projeleri Konya genelinde yaygınlaştırmayı amaçladıklarını kaydederek, “Elbette tüm hizmetler önemli ama içinde çocuk ve genç olan hizmetler bizim için ayrıca önemlidir. Geleceği imar edebiliriz ancak gençliği imar etmek bizim önceliğimiz olmalıdır. Şahsım olarak bu konuyu dert edindiğimi ve bu konuyu bizzat takip ettiğimi ifade etmek isterim” dedi. Başkan Altay’ın konuşmasının ardından Milli Eğitim ve Kültür-Turizm Eski Bakanı AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Nabi Avcı, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk ve Sanatçı-Bestekâr Özhan Eren’in konuşmacı olarak katıldığı çalıştaya geçildi.

    “Gençlerle çatışmak yerine onlara özgün mekanlar oluşturulmalı”

    Özhan Eren’in moderatör olduğu çalıştayda konuşan Prof. Dr. Erhan Afyoncu, binlerce yıldır gençler ile yetişkinler arasında süren çatışmaları artık bırakıp dünyada son yıllarda oluşan dönüşüme ayak uydurulması gerektiğine vurgu yaptı. Afyoncu, “Şu andaki gençlik bizden ve bizden önceki nesilden çok daha fazla okuyor. 80’lerde Türkiye’de 3 bin 500 kitap basılıyordu. Şu anda yılda 60 bin 500 kitap basılıyor. Hayat artık tamamen cep telefonunun içine girdi. Cep telefonunun içine giremediğiniz takdirde firma olarak o hayatta olmanız mümkün değil. Yeni çağla birlikte şehir aidiyetleri de kayboldu. İnsanların yaşadığı şehirle bir bağı vardı. Bizim bu bağları yeniden kurmamız ve onları belli mekanlara bağlamamız gerekiyor. Onların sosyal hayatlarını yaşayabileceği mekanlar oluşturmamız ve onlara zarar vermeyecek, hitap edecek mekanlar sağlamamız gerekiyor” diye konuştu.

    “En problemli çocuğa bile ulaşabiliriz yeter ki doğru kanalı bulun”

    Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk de çocuk yetiştirmenin dünyanın en zor işi olduğunu belirterek, şu ifadelere yer verdi: “İnsanı diğer canlılardan ayıran ve farklı kılan en önemli özelliği çok derin bir duygusal yapıya sahip olmasıdır. Vahşeti de merhameti de en geniş olan varlıktır insan. Bunun için biz eğitimciler, en problematik dediğimiz çocuğumuza da mutlaka duygusal bir kanaldan ulaşabiliriz. Yani herkesin ulaşılabilecek bir kanalı vardır ve bu kanaldan girebildiğiniz zaman sonuç almama ihtimaliniz de yoktur.”

    “Çağın gereklerini yerine getirmeliyiz”

    Prof. Dr. Nabi Avcı da insanların şehirleri imar ettiğini ama şehirlerin insanları biçimlendirip etkilediğini kaydettiği konuşmasında çalıştayı düzenleyen Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Nabi Avcı, sözlerini şöyle tamamladı: “Milli Eğitim Bakanları unutulur ama öğretmenler asla unutulmazlar. Sadece ilkokul öğretmenleri değil; ortaokuldaki, lisedeki tüm öğretmenlerimizi hatırlıyoruz. Bu ne demek? Çocuklarımızın eğitiminde, terbiyesinde ve yetişmesinde öğretmenler herkesten daha fazla etkili olurlar. Dolayısıyla bu da öğretmenlerin çok büyük sorumluluğu var demektir. Evet, öğretmenler unutulmazlar ama bu çok da büyük bir sorumluluktur. Bakanlıktan ayrılmadan önce bir araştırma vardı. Araştırmaya göre dünyada öğretmenlere en büyük toplumsal saygınlığı veren ülke Kore’ydi. İkinci ülke Türkiye, üçüncü sırada da Yunanistan vardı. Saygınlık konusunda sorun yok ama artık yeni teknolojilerle okul ve öğretmen tek bilgi kaynağı değil. Onun için de buna göre hareket etmeliyiz.”

  • 30 yıl önce söylediği yalanı telafi etmek için kursa başladı

    Aydın’da yaşayan Mehmet Sezen 30 yıl önce söylediği bir yalanı telefi edebilmek için 52 yaşından sonra bağlama kursuna başladı. Nasrettin Hoca’nın memleketinden kız alırken söylediği yalan nedeniyle kursa başlamak zorunda kaldığını belirten Mehmet Sezen, evliliğinin 30 yılında eşine verdiği sözü yerine getireceğini belirtti.

    Aydın’ın Germencik İlçesi’ne bağlı Ortaklar Mahallesi’nde yaşayan doğup büyüyen Mehmet Sezen, 1988-89 yıllarında ablasının yaşadığı Akşehir’de gönlünü Emine Sezen’e aşık oldu. O yıllarda mektuplaşan Emine hanım ile mektuplaşan Mehmet Sezen, müstakbel eşinin gönlünü kazanmak için ‘bağlama çaldığını’ da belirtip yalan söyledi. 20 Ekim 1990 tarihinde Emine Sezen ile hayatını birleştiren Mehmet Sezen 28 yıllık evlilik hayatı süresince eşinin ‘bana bağlama çalacaktın’ talebini bir şekilde geçiştirdi. Bir kız diğeri oğlan iki çocuklarını büyüten Mehmet Sezen emekli oldu. Şimdi eşine 30 yıl önce söylediği yalanı telafi etmek için Aydın’da hizmet veren Akdemiden’e kaydolup bağlama çalma kursu almaya başladı.

    Aynı zamanda Nasrettin Hoca’nın hemşerisi olan eşinin emekli olduktan sonra sürekli bağlamadan ve 30 yıl önce yazdığı mektuplardan söz etmeye başladığını belirten Mehmet Sezen, “Yaklaşık 30 yıl o zaman müstakbel eşim olan Emine Hanım’ın gönlünü almak için saz çaldığımı söylemiştim. Evlendiğimizde kendisine bağlama çalacaktım. Evliliğimizin üzerinden 28 yıl geçti. Sözümü yerine getiremedim çünkü bağlama çalmayı bilmiyordum. 28 yıl bir şekilde geçiştirdim ama Emine Hanım emekli olduktan sonra sürekli eski günlerden ve bağlamadan bahsetmeye başladı. İnşallah 30 yıl sonra eşime söylediğim yalanı gerçeğe dönüştüreceğim” dedi.

  • Başkan Altay: “Hizmet etmek yeni hedefler koymaktan geçiyor”

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği yatırımları incelemek ve vatandaşlarla bir araya gelmek amacıyla Derebucak ve Beyşehir’e ziyarette bulundu.

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay halk buluşmaları, yatırım incelemeleri ve çeşitli programlara katılmak için Beyşehir ve Derebucak’ı ziyaret etti. İlk olarak Derebucak’a giden Başkan Altay, Derebucaklıların yoğun ilgisi ile karşılaştı. Önceki Dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek’in Derebucak’ta da çok önemli hizmetlere imza attığını kaydeden Altay, “Her gittiğimiz yerde bu çalışmaların hakikaten ne kadar güzel olduğunu ve ilçelerimizin ne kadar değiştiğini müşahede ettik. Biz de 9 yıl kendisi ile birlikte çalıştık ve yaklaşık 6 aydır da ondan aldığımız görevi çıtayı daha yükseltmek için gece gündüz çalışıyoruz. Hizmet etmek, her gün yeni bir şeyler söylemek yeni şeyler yapmak ve yeni hedefler koymaktan geçiyor. Bizler de inşallah bundan sonra hem ilçelerimizde hem de merkezde hizmet etmek için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Derebucak Belediye Başkanı Ahmet Kısa da Büyükşehir Belediyesi ile bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da vatandaşın hizmetinde olacaklarını belirterek, her zaman kendilerine destek veren Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a teşekkür etti. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, halk buluşmasından sonra Büyükşehir Belediyesinin ilçeye kazandırdığı Derebucak Şehir Parkı ile prestij caddede incelemelerde bulundu.

    “5 yılda Derebucak’a 40 milyon TL yatırım yaptık”

    Başkan Altay, prestij cadde ve parkın ilçeye hayırlı olmasını dileyerek, “13 bin metrekarelik alana yapılan ve yaklaşık 2 milyon liraya mal ettiğimiz Şehir Parkımız Derebucak’a yakışır bir tesis oldu. Basketbol sahasından yürüyüş yollarına, kamelyalardan oyun alanına kadar insanımızın dinlenebildiği bir yer burası. Parkımız inşallah en kısa sürede hizmete açılacak. Büyükşehir Yasası ile birlikte Derebucak’a toplamda 40 milyon lira yatırım yaptık. Bu yatırımlarımızla ilçelerimizin standartlarını yükseltmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Beyşehir Asımın Nesli Gençlik Kampı’na ziyaret

    Derebucak’ta 40 gün sabah namazına giderek bisiklet almaya hak kazanan öğrencilerle de sohbet eden Başkan Altay, Derebucak’ın ardından Beyşehir’i de ziyaret etti. Büyükşehir Belediyesi Medeniyet Okulu Projesi kapsamındaki Bilgehanelerde eğitim gören öğrencilere yönelik Beyşehir’deki Asım’ın Nesli Gençlik Kampı’nı ziyaret eden Başkan Altay, kamp ve öğrencilerin eğitimleri hakkında bilgi aldı. Başkan Altay, Beyşehir esnafını da ziyaret ederek hayırlı işler dileğinde bulundu ve vatandaşla bir araya gelerek istişarelerde bulundu.

    Başkan Altay Eşrefoğlu Bedesteni Restorasyonu ve çevre düzenlemelerini inceledi

    Başkan Altay, daha sonra Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülen Beyşehir Tarihi Eşrefoğlu Bedesteni restorasyonu ve çevre düzenlemesi çalışmalarını da yerinde inceledi. Çalışmalarda gelinen durum hakkında bilgi alarak Beyşehir’e bugüne kadar yapılan yatırımlar hakkında da bilgi veren Altay, “Büyükşehir Belediyesi olarak Beyşehirimize son 5 yılda 120 milyon liralık yatırım yaptık. Prestji caddeden şehir konağına kadar birçok önemli yatırımlar yapıldı ve altyapı ile ilgili birçok eksiklikler giderildi. İçeri Şehir Mahallemizde Eşrefoğlu Camimizin olduğu yerde önemli restorasyon çalışması yürütüyoruz. Amacımız Beyşehir’in Konya’ya gelen turistler tarafından ziyaret edilmesini sağlamak. Çünkü özellikle Eşrefoğlu Cami Türkiye’deki en önemli ahşap cami örneklerinden birisi ve bu bölgedeki restorasyon çalışmalarımızla birlikte Beyşehir Konyalılar ve Konya’ya gelen turistler için çok önemli bir turizm merkezi haline dönüşecek. Hedefimiz Konya’da turizm altyapısını tamamlayarak Beyşehir’in turizme kazandırılmasını sağlamak” dedi.

    Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın Beyşehir ziyaretinin son durakları ise Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı Beyşehir İtfaiye Merkezi ile Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı’na bağlı 4. Bölge Müdürlüğü oldu. Her iki birim personeliyle bir araya gelen Başkan Uğur İbrahim Altay, çalışmalarında başarılar diledi.