Etiket: Etkisi

  • Hormon bozuklukları metabolizmaya etkisi

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belma Yeşilada Yağbasan, metabolizmayı hızlandırma ile ilgili açıklamalarda bulundu. Dr. Yeşilada, hormonların bozukluklarının metabolizmaya etkisini değerlendirdi.

    Sağlıklı ve hızlı çalışan bir metabolizma kilo vermenin temel taşlarından bir tanesidir. Kilo verme sürecindeki kişilere her zaman metabolizmayı hızlandırıcı besinler tavsiye ediliyor. Medicana International İstanbul Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belma Yeşilada Yağbasan, metabolizmayı hızlandırmayla ilgili bilgiler verdi.

    Metabolizmanın hakkında bilgi veren Dr. Belma Yeşilada Yağbasan, ’’Metabolizma vücudun alınan kaloriyi enerjiye dönüştürmesidir. Bu durum kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Metabolizma hızını etkileyen faktörleri; genetik, cinsiyet, yaş, çevresel etmenler, beslenme şekli ve hastalıklar olarak sıralayabiliriz. Erkeklerin metabolizması kadınlardan daha hızlıdır ve yaşlanma ile metabolizmamız yavaşlar. Soğuk hava yağ yakımını artırarak metabolizmayı hızlandırırken sıcak havada metabolizma yavaşlar. Proteinden zengin beslenme, spor yapmak metabolizma hızının artmasını sağlar. Depresyon, düzensiz uyku, insülin direnci, hormon bozuklukları, sık kilo alıp verme, hareketsiz yaşam ise metabolizmayı yavaşlatır. Bu da kilo artışını ve sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Yani metabolizmanın hızlı çalışması da yavaş çalışması da önemsenmelidir’’ diye konuştu.

    ’’Gece uykusuna dikkat etmek metabolizma için önemli’’

    Düzenli gece uykusunun önemine dikkat çeken Dr. Yeşilada, ’’Yetersiz uyku açlık hormonunu artırırken tokluk hormonunu azaltır. İnsülin direncine ve obeziteye yol açar. Ayrıca metabolizmayı yavaşlatır. Günlük uyku ihtiyacı yaşa göre değişkenlik gösterir. Sağlıklı yetişkin bir insanın günlük uyku ihtiyacı 7-9 saat kadardır. Çocukluk döneminde bu ihtiyaç artarken yaşla beraber azalmakta’’ şeklinde konuştu.

    ’’Metabolizma için beslenme önerilerine dikkat edilmeli’’

    Gün içinde öğün atlanmamasının önemine değinen Dr. Yeşilada, ’’3 ana, 3 ara öğün tüketmeli, az ve sık beslenmeliyiz. Bu durumda kanda insülin hormonu düzenli salgılanır, dengede kalır ve metabolizma hızlanır’’dedi

    Dr. Yeşilada, metabolizmayı hızlandıran beslenme önerilerini şöyle sıraladı:

    ’’Karbonhidrat ve protein tüketiminin miktarına dikkat etmek:Yüksek glisemik indeksli karbonhidratlar (hamur işleri, şekerli gıdalar, beyaz ekmek gibi) vücutta yağ depolanmasını arttırarak metabolizmayı yavaşlatırken; proteinli (et, tavuk, balık, yumurta gibi) gıdalar tokluk hissi yapması yanı sıra karbonhidrat ve yağa göre metabolizmayı yüzde 30 daha fazla arttırır. Aldığımız gıdaları sindirirken de enerji harcarız, bu nedenle yemek yemek metabolizmayı hızlandıran bir durumdur, buna termik etki denir. Proteinlerin termik etkisi fazladır’’.

    ’’Günlük su tüketimine dikkat etmek; hücresel düzeyde metabolik olaylar için su çok önemli bir maddedir. Eğer kişinin sağlık açısından engel bir durumu yoksa günlük 2-2,5 lt su tüketilmelidir. Kişinin mesleğine, günlük fiziksel aktivitesine göre bu ihtiyaç değişebilir. Yaz aylarında terlemeyle vücuttan sıvı kaybı artacağından günlük su ihtiyacı da artabilir’’.

    ’’Baharatlar; kırmızı biberdeki kapsaisin metabolizmayı hızlandırır. Tarçın tüketimi tokluk hissi verir ve kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardımcı olur. Ayrıca zencefil, zerdeçal, vanilya ve hardal gibi baharatların da metabolizma hızlandırıcı etkileri vardır. Yeşil çay ve kahve metabolizmayı hızlandıran içeceklerdir. Herhangi bir hastalığı olmayanlarda günlük 2 fincandan fazla tüketimi önerilmemektedir’’.

    ’’Lifli beslenmek; lif yani posa yiyeceklerin sindirilmeyen kısmıdır. Barsak hareketlerini düzenlemesi, uzun süre tokluk hissi sağlaması ve glisemik indeksinin düşük olması sayesinde kan şekerinin dengede kalmasını sağlaması bakımından önemlidir. Tam buğday ya da kepekli ekmek, yulaf, ananas, greyfurt, kuru erik, kuru kayısı, armut, elma, kereviz, yeşil yapraklı sebzeler, kuş konmaz gibi birçok yiyecek lif bakımından zengindir’’.

    ’’Kuruyemiş tüketmek; kuruyemişler ara öğünlerde tüketilmesi uygun, içerdiği yağ asitleri sayesinde kalp için de sağlıklı besinlerdir. Midede kalış sürelerinin uzun olması nedeni ile uzun süre tokluk hissi sağlar. Sindirilmesi için fazla enerji harcanır. Ara öğünlerde ölçülü miktarda ceviz, çiğ badem ve fındık tüketmek metabolizma hızını arttırır’’.

    ’’Kalsiyum içeren besinler; günlük yeterli kalsiyum tüketimi metabolizmayı hızlandırır. Yağsız süt ve yoğurt en iyi kalsiyum kaynağıdır. Ayrıca; pekmez, fındık, yeşil yapraklı sebzeler ve kuru meyveler de sağlıklı kalsiyum kaynaklarıdır’’.

    Beslenmenin yanı sıra egzersizin de önemine vurgu yapan Dr. Yeşilada, ’’Orta seviyeli ve uzun süreli yapılan egzersizler metabolizmayı hızlandırıyor. Ağırlık egzersizleri kalori harcamanın dışında vücutta kas kitlesinde artışa bağlı olarak metabolizmanın hızlanmasını sağlıyor’’ dedi.

  • Gebelik şekerinin anne ve bebek üzerine etkisi

    Gebelik şekerinin annede yüksek tansiyon hastalığı gelişme riskini artırdığını belirten Uzman Dr. Esra Tutal, bebeğin fazla kilolu, aşırı büyümesine neden olabileceğinin yanı sıra hem anne hem de bebeğin hayatını tehlikeye sokan preeklampsi riskini artırdığını söyledi.

    Gebelik şekeri hakkında açıklamalarda bulunan Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniğinden Uzman Dr. Esra Tutal, gebelik şekerinin (gestasyonel diyabet), gebelik sırasında tespit edilen kan şekeri yüksekliği olduğunu söyledi. Yaklaşık her 10 gebeden 1’inin gebelik şekeri tanısı aldığını belirten Uzman Dr. Tutal, “Gebelik şekeri riskim yüksek mi? Şu durumlar gebelikte şeker hastalığı gelişme riskini arttırır; ailede şeker hastalığı olması (anne, baba veya kardeşler), gebelikten önce kilolu olmak, 4 bin 500 gramdan daha ağır bebek doğurmuş olmak, öncesinde erken doğum yapmış olmak, gebelik öncesi gizli şeker hastalığı (pre-diyabet), 25 yaşın üzerinde gebe kalmak, polikistik over sendromu (PKOS). Hiç risk faktörü olmadan da gebelik şekeri gelişebileceğini unutmayın” dedi.

    Gebelik şekeri teşhisinin genellikle gebeliğin 24. ve 28. haftaları arasında konduğunu ifade eden Uzman Dr. Tutal, “Önceden gebelik şekeri geçirdiyseniz veya doktorunuz riskli olduğunuzu düşünüyorsa 13. haftadan önce de testler yapılabilir. Gebelik şekeri taraması, oral glukoz tolerans testi (şeker yükleme testi olarak bilinir) ile yapılır. 50 gram glukozlu içecek içildikten 30 dakika sonra alınan kan düzeyine bakılır. Test sonucu anormal ise 100 gram glukoz ile tekrar test yapılır” diye konuştu.

    Gebelik şekerinin anne ve bebeğe zararları nelerdir?

    Gebelik şekerinin anne ve bebeğe verdiği zararlara dikkat çeken Uzman Dr. Tutal, “Gebelik şekeri annede yüksek tansiyon hastalığı gelişme riskini arttırır. Ayrıca bebekte yeni doğan döneminde hipoglisemi (şeker düşüklüğü) ve yeni doğan sarılığı risklerini arttırır.

    Bebeğe verdiği zaralar:

    Bebeğin fazla kilolu olması (makrozomi): Anne kanındaki yüksek şeker bebeğe geçerek bebekte aşırı miktarda insülin üretilmesine bu da bebeğin aşırı büyümesine neden olur. Aşırı büyük olan bebeklerin doğum travmalarına maruz kalma ihtimalleri artar.

    Erken doğum; annenin yüksek kan şekeri erken doğumu tetikleyebileceği gibi bebeğin aşırı büyük olması erken doğum kararının alınmasına neden olabilir.

    Solunum sıkıntısı (respiratuar distres sendromu); gebelik şekeri olan annelerin bebeklerinde doğum erken olmasa bile akciğer gelişimi yetersiz olabilir ve bebek doğduğu zaman nefes almakta zorlanabilir.

    Düşük kan şekeri (hipoglisemi); kan şekeri kontrolsüz olan annelerden doğan bebeklerde doğum sonrası kan şekeri düşebilir. Çok ciddi düşüşle bebeğin havale geçirmesine neden olabilir. Derhal kan şekerinin yükseltilmesi gerekir.

    Obezite ve tip 2 diyabet; gebelik şekeri olan annelerden doğan bebeklerde yaşamlarının ileri dönemlerinde obezite ve tip 2 diyabet hastalığı gelişme riski artmıştır.

    Anneye verdiği zaralar:

    Yüksek tansiyon ve preeklampsi (gebelik zehirlenmesi): gebelik şekeri, hem yüksek tansiyon riskini arttırır. Ayrıca, hem anne hem de bebeğin hayatını tehlikeye sokan preeklampsi riskini arttırır.

    Gelecek yaşamda diyabet; gebelik şekeri geçirdiyseniz, bir sonraki gebelikte de muhtemelen gebelik şekeri olacaksınızdır. Ayrıca yaşınız ilerledikçe tip 2 diyabet hastası olma ihtimaliniz de artacaktır. Gebelik şekeri geçiren kadınların yaşam tarzlarında yapacakları sağlıklı değişimler, örneğin sağlıklı beslenme ve egzersiz gibi, onların gelecekte şeker hastası olma ihtimallerini azaltır” şeklinde konuştu.

    Gebelik tekeri tedavisi nasıl olur?

    Tedavi konusunda bilgilendiren Uzman Dr. Tutal, “Tedavide öncelikle diyet tedavisi ve beraberinde parmak ucundan kan şekeri takibi gerekir. Diyetle kan şekeri kontrol altına alınamayan hastalarda insülin tedavisi gerekir. Doğum sonrası kan şekeri ölçümüne bir süre daha devam edilmelidir. Doğumdan yaklaşık 2 ay sonra şeker yüklemesi yapılarak şekerin tamamen normale döndüğünden emin olunmalıdır. Daha sonra her 2-3 yılda bir diyabet riskinin değerlendirilmesi gereklidir. Bu hastalığın tedavisi Endokrinoloji ve Kadın-Doğum uzman hekimlerince yapılmaktadır” dedi.

  • İstanbul’dan sonra şiddetli yağış Trakya’yı da etkisi altına aldı

    İstanbul’da hayatı felç eden yağmur, Tekirdağ’da da akşam saatlerinde etkili oldu. Bir anda bastıran yağmur sokakları göle çevirdi.

    Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından Tekirdağ’da da akşam saatlerinde sağanak yağış etkili oldu. Yağış nedeniyle şehir içi ulaşımda aksamalar meydana geldi. Zaman zaman şiddetini artıran yağmurdan vatandaşlar iş yerlerine ve otobüs duraklarına sığınarak korunmaya çalıştı. Tekirdağ’ın merkez ilçesi Süleymanpaşa’da bazı caddeler adeta göle döndü. İş çıkışı bastıran yağmur araçlarıyla evlerine giden vatandaşlara zor anlar yaşattı. Bazı araçlar suyun içinde mahsur kalırken, hazırda bekleyen TESKİ ve itfaiye ekipleri su basan bölgelerde suları tahliye ve temizleme çalışması başlattı. Kentteki birçok kavşak ve köprü ise ani su basmasına karşı ekiplerce trafiğe kapatıldı.

    Meteoroloji uyarmıştı

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Tahmin Merkezinden yapılan son değerlendirmelerde, “Önümüzdeki 1 saatlik periyotta Tekirdağ il merkezindeki gök gürültülü sağanak yağışların kısa sürede ani sel, su baskını, yıldırım ve dolu riski ile yağış anında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklar meydana getirebileceği tahmin edildiğinden vatandaşların ve yetkililerin dikkatli ve tedbirli olması gerekmektedir” denildi.

    Bazı bölgelerde su baskınlarından kaynaklanan ve rögar kapaklarından taşan suları tahliye etmek için TESKİ ve itfaiye ekipleri çalışmalarına devam ediyor.

  • TOBB Başkan Yardımcısı Öztürk: “Ülkemize yönelik saldırıların ekonomiye etkisi kısa sürede bertaraf edilecektir”

    Genç MÜSİAD Konya Şubesi tarafından düzenlenen ’Anadolu Liderlik Modeli’ projesi eğitim programları devam ediyor. Eğitim programına konuk olan TOBB Başkan Yardımcısı ve Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, darbe ve darbe girişimlerinin ekonomiye yansımalarını anlattı.

    MÜSİAD Konya Şubesi konferans salonunda gerçekleştirilen programda konuşan TOBB Başkan Yardımcısı ve Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, bütün dünyada en önemli siyasal olayların altında mutlaka ekonomik sebepler yer aldığını söyledi. Öztürk, 2002 yılından bu yana sürekli olarak pozitif bir ivme yakalayan Türkiye ekonomisinin yapısal reformların da etkisiyle birlikte ’krizler ekonomisinden’ bir ’güç ekonomisine’ dönüştüğüne değinerek, “Bu süreçte, kamu maliyesi alanında ciddi reformlar gerçekleştirilmiştir. Kamuda, bürokrasiden kaynaklı hantal yapı değiştirilerek işlemler hızlandırılırken, özel sektöre yönelik imkân ve destekler arttırılmıştır. 2000’li yıllarda Anadolu sermayesi güçlenerek, üretim ve piyasa ekonomisi tüm Anadolu ölçeğinde artış göstermiştir. Ekonomideki gelişme ve ilerleme, sosyal devlet uygulamalarına da yansımıştır. Tüm bu olumlu gelişmelerin yanı sıra, Türkiye’de enerji ve yatırım hamleleri hızlanmıştır. Siyasi ve ekonomik istikrarın güçlenmesi ve sosyal alanlarda gösterilen başarılı performans, bazı vesayet odaklarını harekete geçirmiştir. 2013 yılında Türkiye ekonomisi en başarılı dönemini yaşarken, bu dönemden sonra girişimlerin şiddeti artmıştır. 2013 yılından bu yana ekonomiye siyasi şoklar verilerek istikrar ortamının zedelenmesi hedeflenmiştir. Döviz kurundaki hareketliliğe sebep olacak ve yatırımları azaltacak girişimler, son olarak 15 Temmuz darbe girişimiyle sonuçlanmıştır. Halkın darbe girişimine karşı vatansever duruşu kadar önemli olan bir başka faktör de özel sektörün tavrı ve duruşu olmuştur. Halkımız gibi ekonomimiz de üreticisinden tüketicisine kadar her kesimden gelen destekle darbeye karşı büyük bir direnç göstermiştir. Darbe girişiminin gerçekleştirildiği dönemde pozitif büyüyen bir trend yakalayan ekonomimiz, darbe girişiminin etkisiyle söz konusu dönemde yüzde 0.8 küçüldü. FETÖ mensupları ve onların yurt dışındaki destekçileri tarafından yürütülen Türkiye ekonomisi üzerine negatif algı kampanyasının da etkileri göz önüne alındığında, darbe girişiminin maliyetinin daha da arttığını görüyoruz” dedi.

    “Türkiye bu dönemde yaralarını hızlı bir şekilde saracaktır”

    Türkiye’nin bir ekonomik güç elde ettiği zaman bunu kendi bölgesi başta olmak üzere dünya genelinde aktif olarak kullanmayı düşünen bir ülke olduğunu ifade eden Selçuk Öztürk, “Türkiye ne zaman ekonomik anlamda başarılı olduysa farklı bir süreç başlatıldı. Ekonomik alanda yıpratmak için gezi parkı olayları, MİT tırları, 17-25 Aralık olayları oldu ve son olarak 15 Temmuz’da düğmeye basıldı. Ekonomik anlamda bir miktar zorlandık. Türkiye, bunu da başarılı bir şekilde aşacak ve tekrar başarılı olacaktır. Her şeyden önce genç ve dinamik bir nüfusuna sahibiz. Türkiye bu dönemde yaralarını hızlı bir şekilde saracaktır. Türkiye ekonomisinin güçlü ve dinamik yapısı ve ekonomi yönetimi tarafından alınan tedbir ve teşvikler sayesinde, başta 15 Temmuz olmak üzere, son yıllarda ülkemize yönelik bütün saldırıların ekonomiye etkisi çok geçmeden bertaraf edilmiştir” diye konuştu.

    Programın sonunda MÜSİAD Konya Şubesi Gençlik Kurulu Başkanı Kadir Başaran, TOBB Başkan Yardımcısı ve Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk’e hediye takdim etti.

  • Fırtınanın etkisi gün ağarınca ortaya çıktı

    Tekirdağ’da dün gece etkili olan şiddetli yağış ve fırtınanın etkisi gün ağarınca ortaya çıktı. Vatandaşlar fırtınalı geceyi anlatarak çok korktuklarını dile getirdi.

    Tekirdağ’da dün akşam saatlerinde bir anda bastıran şiddetli yağışla birlikte merkez ilçe Süleymanpaşa’nın bazı bölgelerinde su baskınları yaşandı. Yağış ve fırtına sırasında ağaçlar devrildi ve bazı evlerin çatısı uçtu.

    Gece boyunca etkili olan yağışın verdiği maddi hasar gün ağarınca ortaya çıktı. Sel nedeniyle yollarda ve refüjlerde kopmalar oluşurken, bazı duvarların demir parmaklıklarının kopup yollara savrulduğu gözlendi.

    Yağış ve fırtına anında zor durumda kalan vatandaşlar, gece boyunca yaşadıkları zorlukları anlattı.

    “Nasıl kaçacağımızı bilemedik”

    Yağışın etkili olduğu geceyi anlatan İbrahim Kardeş isimli vatandaş, “Dün gece aşırı yağmurluydu, nasıl kaçacağımızı bilemedik. İtfaiye ekiplerini çağırdık. Allah’tan geldiler yardım ettiler ve bayağı bir uğraştılar. Onların da yardımıyla atlattık. İnşallah böyle bir şey yaşanmaz. Allah’ın takdiri yine de bilemeyiz” dedi.

    “Gök gürültüsü olunca tamam dedim gidiyoruz artık dedim”

    Kurulu çadırlarlarda dükkanı su basan Sevgi Kuş isimli vatandaş ise, “Dün gece insanların bağrışları, gürültü vardı. Yani Allah’tan gelen bir şey kimsenin alakası yok ama. Çok berbat oldu yani o gök gürültüsü olunca tamam dedim gidiyoruz artık dedim. Oğlan ‘Al hırkanı çık hiçbir şeye bakma anne. Bin arabaya gel’ dedi. Ama mal canın yongası insan bırakamıyor ki” ifadelerini kaydetti.

    “Çok korktuk”

    Dükkanı su basan Fikri Kuş isimli vatandaş da gece fırtınanın etkili olduğunu anlatarak, “Baya bir zayiat oldu. Çok korktuk korkmak demek ne kelime, 15-20 dakika daha sürse çadırlar bile gidebilirdi. Yani 5-10 dakika daha sürse çadırı terk edebilirdik” diye konuştu.

    TESKİ ve belediye ekipleri cadde ve sokaklar ile su basan evlerdeki temizleme çalışmalarını sürdürüyor.