Etiket: Etkisi

  • “Dondurulmuş embriyoların düşük riskine etkisi yok”

    Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, “Çiftler arasında dondurulmuş embriyo ile meydana gelen gebelikte düşük riskinin daha fazla olduğuna dair yaygın bir kanı bulunuyor ancak bu kanının aksine dondurulmuş embriyoların düşük riskine herhangi bir etkisi yoktur” dedi.

    Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, bebek sahibi olmak isteyen ancak doğal yollardan gebelik elde edemeyen çiftler için son yıllarda birçok yardımcı üreme tedavilerinin ortaya çıktığını vurguladı.

    Bu çeşitliliğin beraberinde bazı soruları da getirdiğini, bunların arasında en çok kafa karıştıran durumlardan bir tanesinin dondurulmuş embriyolar hakkındaki düşünceler olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Taşdemir, çiftler arasında dondurulmuş embriyo ile meydana gelen gebelikte düşük riskinin daha fazla olduğuna dair yaygın bir kanı bulunduğunu, ancak bu kanının aksine dondurulmuş embriyoların düşük riskine herhangi bir etkisinin bulunmadığını, son yıllarda yapılan araştırmalara göre dondurulmuş embriyolar ile daha sağlıklı bir gebelik sürecinin elde edilebildiğini açıkladı.

    “Embriyo dondurma süreci”

    Embriyo dondurma sürecinin, doğal yollarla gebe kalamayanlar için kullanılan bir yardımcı üreme yöntemi olduğunun altını çizen Op. Dr. Taşdemir, dondurulmuş embriyolar sayesinde anne adaylarına tüp bebek tedavisi uygulanırken sürekli olarak hormon tedavisi ya da yumurta toplanması uygulamasına gerek kalmadığını vurguladı.

    Elde edilen sağlıklı embriyoların Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenmiş yasalar ile eksi 196 derecede 5 yıl boyunca saklanabildiğini, transfer sürecine gelindiğinde çözülen embriyoların canlılıklarını yüzde 90 oranında koruyabildiğini anlatan Op. Dr. Taşdemir, çözülen embriyolar ile taze embriyolar arasında herhangi bir farkın bulunmadığını ve bu nedenle dondurulmuş embriyonun ekstra bir risk getirmediğini belirtti.

    Dondurulmuş embriyoların avantajı

    Dondurulmuş embriyoların en büyük avantajının, tüp bebek tedavisinde yaşanan bir başarısızlık durumunda, anne için sürecin baştan başlamamasını sağlaması olduğunu ifade eden Op. Dr. Taşdemir, dondurulmuş embriyoların, tüp bebek tedavisinde çoğul gebelik durumlarının yaşanmamasını da sağladığını sözlerine ekledi.

    Op. Dr. Seval Taşdemir, ‘’Dondurulmuş embriyo ile tedavi her seferinde başa dönmediği için aynı zamanda çiftler için daha ekonomik bir yöntemdir. Ayrıca çiftler yaşanacak olan bir başarısızlık durumunda tekrardan tedaviye başlamayacakları için psikolojik olarak bir çöküntü hissetmemektedir. Yumurta toplama işleminden sonra rahim iç dokusunda bozulmalar olabilmektedir. Bu dokunun kendini toparlaması için bir süre beklemek gerekmektedir. Bu süreçte de embriyo dondurma işlemi gerçekleştirilebilmektedir. Bu durum embriyonun rahmin içine tutunma şansını da önemli bir ölçüde arttırmaktadır’’ şeklinde açıklama yaparak sözlerini noktaladı.

  • Marmara’da yoğun sis ve yağış etkisi gösterdi

    Tekirdağ’da gün boyu sağanak yağış etkisini gösterirken, Marmara Deniz’inde ise ulaşımında sis ve şiddetli dalgalar etkisini gösterdi.

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü Tekirdağ’da olası fırtına ve olumsuz hava şartlarına karşı vatandaşları uyarmasının ardından, Tekirdağ’da Belediye, TEKSİ ve Emniyet İl Müdürlüğü hazırda beklemeye başladı. Fırtına ve olumsuz hava şartları yerine, gün boyu hafif şekilde seyreden yağmur ve sis yerini aldı. Ara ara sağanak yağmur şiddetini artırsa da olumsuz bir durum söz konusu olmadı. Tekirdağ’da saatte 40 kilometre esen rüzgar ve dalgalar nedeniyle 30’a yakın balıkçı teknesi ise limana çekildi. Deniz üzerinde etkisini sürdüren sis nedeniyle de birçok gemi limanlara sığınıp denize açılmadı.

    Tekirdağ’da etkili olan sağanak yağışın gün boyu devam etmesi beklenirken, ekipler ise hazırda beklemeye devam ediyor.

  • Atmaca: “Ülkemize uygulanan ekonomik ambargonun büyümesinde fırsatçıların etkisi oldukça fazla”

    Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD) Trabzon Şube Başkanı Mehmet Atmaca, “Ülkemize uygulanan ekonomik ambargonun büyümesinde fırsatçıların etkisi oldukça fazla” diyerek Ağustos ayında Türkiye’ye yönelik olarak başlayan ekonomik operasyonlarla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Bugün halkımızın alışveriş için marketlere, mağazalara gittiği zaman karşılaşmış olduğu durumun Türk milletine yakışmayan bir durum olduğunu dile getiren Mehmet Atmaca, “Maalesef yerli ve milli üretim olan pek çok ürün ithal ürünlerin fiyatını geçmiş durumda. Bunu döviz artışı ile açıklamamız mümkün değildir. Bu apaçık bir fırsatçılıktır. Sorun bununla kalmamaktadır. Bazı firmalar üretim yapmamakta veya ürünlerini marketlere göndermemektedirler. Bundan anladığımız küresel güçlerin Türkiye’deki maşaları da bu krizin derinleşmesi için var gücüyle çalışıyor. Halkımız bu noktada uyanık olmalı fırsatçılık yapan markaları firmaları zihinlerinin bir kenarına kazımalıdır” dedi.

    “Yerli üretim etiketiyle milli olan ürünlerimizi daha rahat tespit edeceğiz”

    Yeni çıkan yerli üretim etiketi ile en azından ülkede üretilen ürünleri daha rahat tespit edeceklerini söyleyen Atmaca şu ifadeleri kullandı:

    “Bizler bu konuda çok hassas davranmalıyız. Yerel üretim bizim için yerli üretimden daha önce gelmeli. Bilinmelidir ki yerelde üretilen ürün hem bölgemize hem ülkemize katkı sağlamaktadır. Açıklıkla söylemek gerekir ki alışverişlerinizi de yerli markalardan yerli firmalardan mağazalardan marketlerden bakkallardan yapmaya özen göstermeliyiz. Bu bizim bölgesel gelişimimiz açısından çok önemli.”

    “Krizden çıkmanın yolu yerli üretim ve ihracattan geçer”

    “Krizden çıkmanın yolu yerli üretim ve ihracattan geçer” diyen Başkan Atmaca, “Tüketim toplumu olmaktan üreten toplum olmak için ne gerekiyorsa yapmamız lazım. Üzülerek görüyoruz ki köylerimiz tarım arazilerimiz bomboş. Üretim yapılmamakta hele hele el sanatları bitme noktasına gelmiş durumdadır. Bu bizlerinde kapitalist sisteme ne kadar entegre olduğumuzun acı bir göstergesidir. Bağlarımız da bahçelerimizde yetişen meyvelerimiz ne yazık ki yere düşüp çürümekte değerlendirilmektedir. Bununla beraber insanımız maalesef marketlerden sağlıksız olduğunu bile bile sanayi ürünü alıp tüketmektedir. Toplum olarak yeniden bir dönüşüme ihtiyacımız var. Her yönüyle kültürümüzü yaşatmamız lazım” ifadelerini kullandı.

    “Yerel ürünlerin turizme kazandırılması bölgemize ekonomik girdi sağlayacaktır”

    Bölgemizin son yıllarda turizm açısından yükselen bir değer olduğunu ifade eden Atmaca, “Bunu daha iyi değerlendirmemiz lazım. Bölgemize gelen turistlere yerel değerlerimizi tanıtabilir satabiliyor olmamız lazım. Başka bölgelerden hele de ithal ürünleri turistlere satmak bölgemize yapılacak olan en büyük kötülüklerden olacaktır. Yerel ürünlerin turizme kazandırılması hem bölgemizde ekonomik bir girdi sağlayacaktır hem de bölgemizin tanıtımına da katkı sağlayacaktır. Bu konuda hepimiz hassas davranmalıyız. Otellerimizde restoranlarımızda mağazalarımızda yerel yiyecekleri içecekleri muhakkak gelen misafirlerle buluşturmamız lazım” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Yıldırım bomba etkisi yaptı

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde bir eve düşen yıldırım adeta bomba etkisi yaptı. Yıldırım düşen evin duvarları ve camları patladı.

    Edinilen bilgiye göre, Zeytinli Mahallesi 48. Sokakta bulunan Cemal Sağdıç’ın evinin üçüncü katına bölgede etkili olan yağışla birlikte yıldırım düştü. Yıldırımın düştüğü ev bir anda savaş alanına döndü. Evin duvarları adeta bomba patlamış gibi parçalandı, kapı eşikleri, pencereler kırıldı. Yıldırım evin üst kattaki bütün odalarında maddi hasara sebep oldu. Yıldırımın düştüğü anda zarar gören üst katta kimsenin olmaması faciayı önledi. Olay sonrasında evde küçük çaplı yangın meydana geldi. Yangına Edremit İtfaiye Grup Amirliğine bağlı ekipler müdahale etti.

    Ev sahibi Cemal Sağdıç “Ben aşağıda oturuyordum. Bomba gibi patlama oldu. Orta kattan torun ve gelin çığlık atınca hemen itfaiye çağırdım. Yangın zannettim. Buzdolabı, çamaşır makinesi hepsi yandı. Camlar kırıldı, elektrik tesisatı harâb oldu. Hiçbir şey kalmadı” dedi.

  • Döviz etkisi yazlık alışkanlıklarını etkiledi

    ERA Gayrimenkul Türkiye Franchise Kanal Direktörü Kadir Tümen, dövizde yaşanan artış nedeniyle yazlık satışlarının durgunlaştığını belirterek, “Dövizde yaşanan artışın devam etmesiyle birlikte kiralamalar insanlar için daha cazip hale geliyor. Yaşanan durgunluğun etkisini 2019 yazında da göreceğiz” dedi.

    Uluslararası gayrimenkul franchising şirketi ERA Gayrimenkul Türkiye Franchise Kanal Direktörü Kadir Tümen yaptığı açıklamada tatil bölgelerinde yazlıklara olan talebi değerlendirerek, “Özellikle son 20 yılda lüks olan yazlık yatırımı, daha kolay bir hale geldi. Yazlık arzının her geçen yıl artması ve Türk toplumunun geçmişe nazaran daha fazla tatil alışkanlığına sahip olması, gelir seviyesi artışı, sosyal hayatın değişimi ile birlikte, tatil yapmak bütün gelir grupları için doğal bir ihtiyaç haline dönüştü. Bu sebepler, yazlık talebini ve yatırımını son yıllarda arttırdı. Ancak dövizde yaşanan artışla birlikte yazlık alışkanlıklarımızın da değişmesine sebep oldu” dedi.

    “Sezon ve döviz etkisi yazlık satışlarını vurdu”

    Tümen konuşmasına şöyle devam etti: “Döviz kurlarının yükselmesi özellikle ilkbahar ve yaz aylarına denk geldiği için zaten sonbahar ve kışın alım yapan potansiyel yazlık yatırımcılarını bir miktar bekleme yönüne itmiş durumda özellikle mevsim ve döviz etkisiyle birleşince satışların durma noktasına geldiğini söyleyebiliriz. Bu dönemde yüksek mevduat faizi nedeniyle, yazlık kiralama opsiyonu yatırımcı için çok daha mantıklı görünüyor. 2019 yılı yazına kadar bu sürecin devam edeceğini düşünüyoruz”.

    Yerli yazlıkçılar Marmara ve Karadeniz’e, yabancı yazlıkçılar Akdeniz ve Ege kıyılarına yöneldi

    Yerli ve yabancı yazlık yatırımcılarının farklı lokasyonları tercih ettiğine vurgu yapan Tümen, yerli yazlık yatırımcılarının özellikle büyük metropollere yakın ve hızla ulaşabilecekleri, havaalanlarının olduğu bölgeleri tercih ettiğini söyleyerek, “Son yıllarda, Balıkesir’in Edremit Körfezinde bulunan; Küçükkuyu, Altınoluk, Akçay, Ören ve özellikle Gömeç ve Ayvalık hareketli bölgeler. Bodrum ve Kuşadası artık bir ilçe olmaktan çıkarak şehir haline gelmiş durumdalar ve her geçen yıl daha da fazla genişliyor. Yabancı yatırımcı ise yabancılara yapılan konut satışlarında da ikinci sırada yerini koruyan Akdeniz’de; ağırlıklı olarak Antalya bölgesi, Kaş, Kalkan, Kemer gibi denize kıyısı olan tatil hareketliliğin yaşandığı yazlık projelere ilgi gösteriyor” dedi.