Etiket: Etkisi

  • Yangının Etkisi Sabahın İlk Işıklarıyla Ortaya Çıktı

    Muğla’nın Bodrum ilçesinde çöplükte başlayan ve 4 saatte kontrol altına alınan yangının etkisi sabahın ilk ışıklarıyla ortaya çıktı. 30 hektar alanda etkili olan yangın beyaz evleri ve lüks villaları duman altında bıraktı.

    Dün akşam saatlerinde Gündoğan Mahallesi’nde bulunan katı atık depolama alanında yangın çıktı. Çıkan yangın sonrasında rüzgarın da etkisiyle alevler Götürkbükü, Küçükbükü ve Gündoğan mahallelerini sardı. Yaklaşık 4 saat süren söndürme çalışmalarının ardından yangın kontrol altına alındı. Evlerin 50 metre yakınına kadar ulaşan alevler vatandaşları korkuttu. Bazı itfaiye erleri yangında dumandan etkilendi. Sabaha kadar süren soğutma çalışmalarının ardından mahalle sakinleri rahat bir nefes aldı. Sabahın ilk ışıkları ile birlikte ağır bilanço da ortaya çıktı. 30 hektarlık alanın yandığı öğrenildi.

    EVLER DUMAN ALTINDA

    Yangın kontrol altına alındıktan sonra çöplük ve çevresinde soğutma çalışmaları başladı. Çöplükten çıkan dumanlar Gündoğan Mahallesi’ni etkiledi. Rüzgarın da etkisiyle kötü koku ve yoğun duman sahil kenarında bulunan evleri ve lüks villaları kapladı. Çöplük alanında soğutma çalışmaları devam ederken, duman denize giren vatandaşları da etkiledi.

  • Kanser İlaçlarının Etkisi Bu Cihaz İle Anında Ölçülecek

    Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde bulunan Gebze Teknik Üniversitesi’nde Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) ile birlikte tasarlanan kanser ilaçlarının etkisini anında ölçebilen ’Biyosensör Cihazının’ teslim töreni gerçekleştirildi.

    Gebze Teknik Üniversitesi Rektörlük binasında gerçekleşen törene, GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, GTÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Babür Özçelik, GTÜ Rektör Yrd. Prof. Dr. Ali Ata, Özel Kalem Müdürü Doç. Dr. Abdurrahman Akyol, BİLGEM Başkanı Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, Biyoelektronik Cihaz ve Sistem Geliştirme Proje Ekibi ile öğretim görevlileri katıldı.

    “DNA’YA HASAR VEREBİLECEK ÖZELLİKLERİ BELİRYECEK BİR CİHAZ”

    Tören öncesi açılış konuşmasını gerçekleştiren Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, “Dünyanın en önemli problemlerinden biri olan ve en çok insan ölümüne sebep olduğu iddia edilen kanser hastalarının tedavisinde kullanılan ilaç geliştirme maliyetinin ve kullanılan ilaçların hasarının azaltılmasına yönelik geliştirilmiş bir biyosensör. Kanser tedavisinde kullanılacak, ilaç yapımında kullanılacak malzemelerin insan vücudundaki DNA’ya hasar verebilecek özellikleri belirleyebilecek bir cihaz” dedi

    “BU CİHAZLA HIZLI BİR ŞEKLİDE ÖLÇÜM YAPILACAK”

    Cihazın birkaç özelliği olduğunu belirten Görgün, “Bu cihaz hem hızlı bir şekilde ölçüm analiz yaparken hem de içerisine yerleştirilen yazılımla ilk defa bu tip uygulamada kullanılan bir algoritma oldu. Biz bu ortaya çıkan ürünü ülkemizde yaygın kullanılması adına bu paylaşımı yaparken üniversitemiz ile BİLGEM birlikteliğinde bu uygulama yöntemini bu biyosensörün standartlarının oturtulması, eğitiminin verilmesi ve bunu daha sonraki aşamalara geliştirebilecek nitelikli insan oluşturabilmek için ilk adımları atmış bulunmaktayız” şeklinde konuştu.

    “BU PROJE BİLGEM İLE GTÜ ORTAK ÇALIŞMASI”

    Rektörün ardından konuşan BİLGEM Başkanı Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, “Bu çalışma TÜBİTAK BİLGEM ile GTÜ’nün ortak bir çalışması. Bu çalışma kapsamında elektrokimyasal olarak gerçek zamanda ölçüm yapan bir cihaz geliştirdik. Bu projenin birkaç önemli özelliği var. Bunlardan bir tanesi akademik iş birliği kapsamında yapılmış olması. Her ne kadar bizim akademik bir işbirliği protokolümüz olmasa da fiilen baktığımızda ve ciddi bir şekilde çalıştığımızda güzel şeyler ortaya çıkabilmektedir” ifadelerini kullandı.

    “BİZİM GTÜ İLE İŞ BİRLİĞİMİZ OLACAK”

    Cihazın benzerlerinin çıkmamasında hiçbir engel bulunmadığını söyleyen Prof. Dr. Mantar, “Bunun bir özelliği akademik işbirliği kapsamında somut bir çıktısının olması ve etki değerinin olması. Biz üniversiteye giderken sadece protokoller imzalanır ama somut çıktılar atılmazdı. Bu projenin çıktısının umutsuzluğu ortadan kaldırmaya katkısı olması münasebetiyle çok önemlidir. İnşallah bundan sonraki çalışmalarda bu şekilde somut çıktılarla sonuçlanır. Bundan bizim GTÜ ile iş birliğimiz olacak. Özellikle şunu dile getirmek istiyorum, burada somut bir çıktı, ürün çıktı çok sevindirici. Bunun benzerlerinin çıkmaması için hiçbir engelimiz yok” dedi.

    “DÜNYADA TAMAMEN OTOMATİK OLAN BİYOSENSÖR BİZİMKİ”

    Konuşmaların ardından Biyosensör Cihazı ile ilgili bir sunum gerçekleştiren BİLGEM Birim Yöneticisi ve Proje Yöneticisi Dr. Yıldız Uludağ, “Dünyada piyasada şuanda tamamen otomatik olarak çalışan bir tek elekrokimyasal biyosensör bizim cihazımız. Optik biyosensörler var ama elektrokimyasal olarak çalışan tamamen otomatik yok. Biz gerçekleştirdik ve bu genotokside testini GTÜ ekibi başarıyla uyguladı. Metodumuzu ön tarama testi olarak ispat ettik. Bu cihazımız genotokside testlerinden ibaret değil. Biyosensörler çok geniş çaplı olarak kullanılabilecek olan cihazlar. Bu kapsamda GTÜ’de sadece kimya bölümü ile değil moleküler biyoloji bölümü, biyoteknoloji enstitüsü ve biyo mühendislik ekipleri birlikte çalışarak farklı AR-GE çalışmaları da bu cihazla yapılabilir” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ve yapılan sunumun ardından tören BİLGEM heyetine verilen plaketlerle sona erdi.

    Öte yandan, TÜBİTAK BİLGEM Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü ekibi tarafından özgün bir biyoçip ve gerçek zamanlı elektrokimyasal ölçüm platformunun geliştirildiği, daha sonra ise bu ölçüm platformunu baz alan tamamen otomatize yeni bir biyosensör cihazın tasarlandığı ve üretildiği belirtildi. Cihazın en önemli uygulama alanlarından birinin AR-GE çalışmaları olduğu bildirilirken, AR-GE amaçlı olan cihaz ile sentezlenen çok sayıda yeni kimyasalın DNA’da hasara yol açıp açmadığının kısa sürede ölçülebildiği kaydedildi.

  • Terör Olaylarının Ruh Sağlığına Etkisi

    Psikiyatrist Sevim Hacıarifoğlu Tolunay, terör olaylarının insanların ruh sağlığını bozduğunu ve sosyal medyada acıların paylaşılmasının terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürdüğünü söyledi.

    Ruh Sağlığı ve Hastalıklar Uzmanı Psikiyatrist Dr. Sevim Hacıarifoğlu Tolunay, terör saldırılarıyla ilgili olarak toplum ruh sağlığına ilişkin bir değerlendirmede bulundu. Terör saldırılarının ardından insanların acılarını sanal alemde sosyal medya hesaplarında yaşadığına dikkat çeken Dr. Tolunay, bu durumun kaygı bozukluğu yaşayan insanları paniğe sürüklediğini açıkladı.

    “KAYGI VE PANİK ARTTI”

    Takip ettiği hasta grubunun patlamalar ve terör saldırıları nedeniyle arama ve kendisiyle görüşme isteklerinde bir artış olduğunu da belirten Dr. Tolunay, “Yaşanan terör olayları nedeniyle kaygı ve panik durumu arttı. Kaygı bozukluğu olan insanlar var ve bunlar televizyon izleyemiyor, markete gidemiyor, arabaya binemiyor kötü bir haber duymak istemiyor. Takip ettiğim hasta grubunun bu olaylar nedeniyle beni arama ve görüşme sıklığımız arttı. Hatta bazı hastalarım Nevruz Bayramı’nın ilk gününde herhangi bir şey olabilir düşüncesiyle çocuklarını okula göndermedi ve evlerinden dışarı çıkmadılar” dedi.

    “SOSYAL MEDYA TERÖRÜN EKMEĞİNE YAĞ SÜRÜYOR”

    İnsanların acılarını ve sevinçlerini artık sanal alemde yaşar hele geldiğine vurgu yapan Dr. Tolunay, internet hızının yavaşlatılmasını da doğru bulduğunu söyledi. Acıların sosyal medyada yaşanmasının kaos oluşturduğunu ve bunun terör örgütlerinin istediği bir durum olduğunu belirten Dr. Tolunay şöyle konuştu:

    “İnsanların sosyal medyada üzücü olayları paylaşmasını doğru bulmuyorum. Tabiî ki duygular paylaşılabilir ancak bu öyle bir hale geliyor ki insanlar üzerinde olumsuz etki meydana geliyor. Hatta bu amaçla internet hızının yavaşlatılmasını da doğru buluyorum. Özellikle gençler ve çocuklar sosyal medyadan olumsuz etkilenebiliyor. Her zaman sanal alemde deşarj olmakta doğru değil. Ya o kişi tamamen dağılırsa ve kendini toparlayamazsa kendini daha kötü hissederse? Terörün amacı kaos oluşturup insanları sindirmek. Sosyal medya da kaos ya da üzücü olayları paylaşmak bir taraftan terör ve şiddete meyilli insanların ekmeğine yağ sürüyor. Bilgi paylaşımı anlamında güzel ancak acıyı sosyal medya da yaşamak insanları çaresiz bir duruma düşürüyor” dedi.

  • Gaziantep’in Kardeş Pazarlardaki Etkisi Artıyor

    TRT AVAZ tarafından çekimleri sürdürülen Kardeş Pazarlar Programının konuk olan ve Program sunucusu Barış Malkoç’un sorularını yanıtlayan Gaziantep Sanayi Odası Meclis Başkanı Mustafa Topçuoğlu Gaziantep’in 185 ülke pazarında yer aldığını ve kardeş pazarlarda da etkinliğinin gün geçtikçe arttığını ifade etti.

    Türki Cumhuriyetler ve Balkanlar’da Türkiye ve Gaziantep’in ürünlerini rahatlıkla pazarladığına dikkat çeken Gaziantep Sanayi Odası Meclis Başkanı Mustafa Topçuoğlu, Gaziantep’in ticaret ve sanayi için önemli bir cazibe merkezi olduğuna da dikkat çekti. Başkan Topçuoğlu, Gaziantep’in tercih edilmesinde sanayi yanında kültürel yapı, tarihi ve turistik zenginlikleri ve gastronomisinin yer aldığının da altını çizdi. Kentin bulunduğu stratejik konumla gerek Ortadoğu ülkeleri için gerekse Akdeniz ülkeleri için ulaşımı kolay bir nokta olduğunu da sözlerine ekleyen Topçuoğlu gerek Türki Cumhuriyetlerin gerekse Balkanlarda bulunan kardeş pazarlarda Türk malının kalitesi ve güvenirliliğinin bilindiğini ve tercih edilen ürünler arasında yer aldığını ifade ederek bu pazarlarda ihracatçıların daha etkin olması gerektiğini de vurguladı.

    “EN ÖNEMLİ ÖGE MÜCADELECİ RUHU”

    Gaziantep’in dünya genelinde 185 ülke pazarında yer almasının temelinde sanayicilerin mücadeleci ruhunun da yattığını ifade eden Gaziantep Sanayi Odası Meclis Başkanı Mustafa Topçuoğlu mücadeleci ruhun gelişme ve büyümede önemli rol oynadığının da altını çizdi. Gaziantep’i diğer kentlerden farklı kılan özellikler arasında yer alan en iyiyi yapma tutkusunun iş hayatına yansıdığını da sözlerine ekleyen Topçuoğlu önümüzdeki süreçlerde AR-GE ve İnovasyon’un kurum ve kuruluşlar için öneminin daha iyi anlaşıldığını, yüksek katma değerli ürünlerin üretimi içinde bunun şart olduğunu sözlerine ekledi. TRT AVAZ tarafından çekimleri sürdürülen Kardeş Pazarlar Programının konuk olan ve Program sunucusu Barış Malkoç’un sorularını yanıtlayan Gaziantep Sanayi Odası Meclis Başkanı Mustafa Topçuoğlu, Türkiye Cumhuriyetlerle ilişkilerin daha çok geliştirilmesi gerektiğini ve bu ülkelerle karşılıklı alış verişin arttırılmasıyla bu pazarların en önemli aktörleri arasında Gaziantepli sanayicilerin yer alacağına inandığını da belirtti.

  • Akdeniz’deki Sismik Aramaların Balıklar Üzerindeki Olumsuz Etkisi

    Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Mutlu, Antalya Körfezi açıklarında yapılan sismik aramaların deniz canlılarının yaşamını olumsuz etkilediğini söyledi.

    Prof. Dr. Mutlu, Antalya Körfezi açıklarında yapılan sismik petrol ve doğalgaz arama çalışmalarının sualtı yaşamında olumsuzluklara neden olduğunu kaydetti.

    Doğalgaz ve petrol arama çalışmalarında daha çok pasif akustik sistemlerin kullanıldığını aktaran Prof. Dr. Mutlu, “Yani herhangi bir elektrik enerjisi değil tamamen basınç üzerine yapılan bir enerji. Akustik enerjilerdeki basınçtan balıklar da etkilenebilir. Özellikle sismik çalışmalarda çok yüksek basınçlı patlamalar meydana getiriliyor. Balıklar da yüzme kesesi denilen hava boşlukları vardır. Bunlar titreşimlere de maruz kalabilir. Bunlardan başka kulak taşları dediğimiz ses basınçlarına duyarlı organları da vardır. Dolayısıyla balıkların bunlardan rahatsız olma ihtimalleri çok yüksektir. Özellikle sismik çalışmalar gibi çalışmalarda bunlar çok yüksek basınçta olduğu için balıklar bulundukları bölgeden kaçma olasılıkları artıyor” diye konuştu.

    “YÜKSEK BASINÇ BALIKLARI ETKİLİYOR”

    Su altında basınçla ilgili bir yaşam olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mutlu, “Canlılar basıncın değişik ortamlarında yer alabilir. Su altındaki sınırlayıcı faktörlerden bir tanesi de sıcaklıktır. Dolayısıyla dikey eksende canlılar çok farklı bölgelerde yer alabiliyorlar. Sismik aramalar bir bomba etkisi oluşturuyor. Çok yüksek basınç canlıları öldürebilir veya kaçırabilir. Çok yüksek bir basınca maruz kaldıklarında canlıların hava boşlukları veya ciğerleri patlayabilir ya da kaçabilirler. Dolayısıyla çalışma yapılan bölgelerdeki balıklar başka bölgelere giderler ve o bölgelerde balık azalmış olur” dedi.

    Sismik çalışmanın alternatif bir yolu olmadığını aktaran Prof. Dr. Mutlu, balıkların basınç ve frekans duyarlılıkları sınırı içerisinde duyabildikleri bir frekanstan etkilendiklerini belirtti.