Etiket: ETİ

  • Eti Holding toryum için şirket kuruyor

    Dünyada nükleer enerjinin ham maddesi olarak bilinen toryum madeni konusunda Enerji Bakanlığı ve Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü çalışmalar sürerken, Eti Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü’nün Eskişehir Beylikova’da işletme kurulması yönünde karar aldığı ve sondaj çalışmalarına başladığı öğrenildi.

    Günümüzde uranyumdan sonra toryumun da nükleer enerjide ham madde olarak kullanılmasıyla birlikte gözler Türkiye’ye çevrildi. Bandırma Eti Maden İşletmeleri Müdürü Recep Şekerci, Enerji Bakanlığı’nın, MTA’nın ve Eti Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü’nün toryum maden yataklarının belirlenmesi ve çıkartılması yönündeki çalışmalarından haberdar olduklarını belirterek, “Genel müdürlüğümüz nezdinde, toryum ile ilgili Eskişehir Beylikova’da bir şirket kurulması ve sondaj çalışmalarına başlanmasına yönelik bir karar alındı. Çalışmaların başlatıldığını biliyoruz. Bugüne kadar yapılmış rezerv tespit çalışmalarında nükleer enerjinin ham maddesi olarak kullanılan toryum rezervimizin milyarlarca dolar değerinde olduğunu biliyoruz. Bakanlığımızın ve genel müdürlüğümüzün toryum ile ilgili çalışmaları ülkemizin geleceği açısından önemli” dedi

    Bandırma Petrol İş Sendikası Şube Başkanı İsmail Kayan ise dünya bor madeni rezervinin yüzde 70’ine sahip olan Türkiye’nin toryum rezervi açısından da şanslı bir ülke olduğunun kabul edildiğini belirterek, “Toryum yataklarımız da bor gibi stratejik madenler kategorisine alınarak, buna uygun düzenlemeler yapılmalı. Çıkartılması ve işlenmesi devlet mülkiyetinde ve kontrolünde olmalıdır diye düşünüyoruz. Yani ticari kaygılardan uzak olarak ülkenin milli güvenliği ve refahı gözetilmelidir. Türkiye’nin yer altı zenginlikleri ve madenlerimiz ülkenin ekonomik kalkınması ve bağımsızlık kaygısı güdülerek en iyi şekilde değerlendirilmeli. 1 ton toryum madeninin 1 milyon petrole eşdeğer kabul edildiği bir dünyada yaşıyoruz. 1 çuval toryumun bir metropolün enerji ihtiyacını karşıladığı belirtiliyor. Bu milli servettir. Türkiye uranyumu da, toryumu da nükleer enerjide bağımsızlığını gözeterek en iyi şekilde değerlendirilmelidir” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Deve Kuşu ETİ, Kırmızı Ete Rakip Olacak

    Türkiye’de deve kuşu üretimi ve tüketiminin az olmasının gerek sağlık gerekse ticari açıdan büyük bir eksiklik olduğunu belirten Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ak, “Deve kuşları ülkemizdeki kırmızı et üretim açığının kapatılmasına katkıda bulunabilir. Kolesterol sorunu olanlar için de sağlıklı bir kırmızı et kaynağı olarak önem taşımaktadır” dedi.

    Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ak, üniversite bünyesindeki deve kuşu çiftliğini ve deve kuşu üretiminin önemini anlattı. Bu konuda pek çok girişimlerde bulunan, kitaplar yazan ve deve kuşu yetiştiriciliğine ilgi duyan öğrencilere ders açan Ak, Türkiye’de deve kuşu gibi önemli verime sahip bir hayvanın gerek üretimde gerekse tüketimde hak ettiği noktada olmadığını belirtti.

    Üniversitedeki çiftliği ve üretim sürecini anlatan Prof. Dr. Ak, “Deve kuşu yetiştiriciliği Türkiye’de ilk defa 1995 yılında Antalya Manavgat’da başlamış olup ikinci tesis Kırşehir Kaman’da, üçüncüsü ise üniversitemizin bünyesinde Bursa’da kurulmuştur. 1997 yılından bu yana biz burada deve kuşu üretimini sürdürüyoruz. Üniversitemizde şu an 4 deve kuşu ailesi ile üretim yapıyoruz. Bir ailede 2 dişi, 1 erkek deve kuşu bulunuyor. Deve kuşları ilkbaharda yumurtalamaya başlıyor ve sonbahara kadar yumurtlama devam ediyor. Yumurtaları günlük olarak toplayıp serin bir odada bir hafta süreyle depoluyoruz. Yumurtaları haftalık olarak kuluçka makinesine yükleyerek 42 günün sonunda civcivlerimiz elde diyoruz. Bu süreçten sonra civcivlerimiz damızlık ve kasaplık olarak ayrılıyor. Kasaplık olacak civcivlerimiz yaklaşık 1 yaşında kesime uygun hale gelirken damızlık olacak civcivler erkeklerde 3, dişilerde 2 yıl sonra üretim olgunluğuna geliyor. Bir dişi deve kuşundan bir üretim sezonunda ortalama 50 yumurta ve bu yumurtalardan da yaklaşık 20-25 civciv elde edilmekte” dedi.

    “TÜKETİCİ TALEBİNİN OLMAMASI ÜRETİMİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

    Türkiye’de çok yağışlı olan Doğu Karadeniz bölgesi hariç diğer bölgelerinde deve kuşu üretiminin yapılabileceğini, deve kuşlarının bakım ve beslenmelerinin oldukça kolay olduğunu, fakat talep yetersizliği nedeniyle yeterli üretimin yapılamadığını belirten Ak, “Üniversitemizde geçmiş yıllarda bu konuda ciddi etkinlikler düzenledik, yetiştiricilere yönelik uygulamalı kurslar ve seminerler verdik, paneller düzenledik, deve kuşu konusunda yürüttüğümüz araştırmaları yurt içi ve yurt dışı kongrelerde sunduk, deve kuşu yetiştiriciliğine ilgi duyan öğrencilerimiz için “Deve kuşu Yetiştiriciliği” dersi açtık, hem öğrenciler hem de üreticiler için deve kuşu yetiştiriciliği konusunda kitaplar hazırladık. Ayrıca ulusal düzeydeki ilk deve kuşu kongresi de üniversitemizde gerçekleştirdik ve deve kuşu yetiştiricilerinin örgütlenmesine katkı sağlamak amacıyla deve kuşu yetiştiricileri derneğini ve deve kuşu yetiştiricileri ile deve kuşu yetiştiricileri işletme kooperatifini Bursa’da kurduk. Ancak tüm bu çabalarımıza rağmen, tüketici talebinin düşük olması nedeniyle ülkemizde deve kuşu yetiştiriciliği beklenen gelişmeyi sağlayamadı. Sağlıklı, verimli ve bakımı, üretimi kolay bir çiftlik hayvanı olmasına rağmen arz talep durumu üretim ve yatırım girişimlerini olumsuz etkiliyor” şeklinde konuştu.

    “DEVE KUŞU, KIRMIZI ET SORUNUNA ÖNEMLİ KATKI SAĞLAYABİLİR”

    Son günlerde gündemi oldukça etkileyen kırmızı et fiyatlarının yüksek olmasına deve kuşu yetiştiriciliği ile destek olunabileceğini söyleyen Ak, sözlerine şu şekilde devam etti, “Türkiye’de şu an kırmızı et sıkıntısı yaşıyoruz. Süt üretiminde talep fazlası kırmızı et üretiminde ise arz eksiğimiz var. Deve kuşları yüksek döl verimi ve sağlıklı kırmızı et üretimi ile ülkemizde kırmızı et sorunun çözümüne önemli katkı sağlayabilir. Bakım ve beslenmeleri oldukça kolay olan deve kuşları önemli bir yatırıma ihtiyaç duymaksızın, açık alanda yetiştirilebiliyor, tavuklar gibi sadece fabrika yemleri ile beslenmiyor, sığır ve koyunların beslenmesinde kullandığımız ucuz yem kaynaklarını (kaba yemler) etkin bir şekilde değerlendirebiliyor. Deve kuşu yetiştiriciliği için yağış miktarı yüksek olan Doğu Karadeniz bölgesi ve Doğu Anadolu’nun çok soğuk bölgeleri hariç ülkemizin diğer bölgeleri uygun iklim ve coğrafi koşullar nedeniyle deve kuşu yetiştiriciliğine olmasına, kırmızı et açığımıza ve yüksek et fiyatlarına rağmen deve kuşunun ülkemizde yeterli miktarda üretilip tüketilmemesi önemli bir eksikliktir.”

    “ETİ, DERİSİ, YAĞI VE YUMURTASI İLE ’SAĞLIK’ ÜRETEN VERİMLİ BİR ÇİFTLİK HAYVANI”

    Deve kuşu etinin sağlık açısından önemini anlatan Ak, yan ürünlerinin de sağlık sektöründe değerlendirildiğini belirtti. Deve kuşunun ürün çeşitliliği fazla ve ihracat değeri yüksek ürünler üreten bir çiftlik hayvanı olduğuna değinen Ak, “Deve kuşu yetiştiriciliğinin en önemli nedeni sağlıklı kırmızı et üretmeleri ve kıymetli derileridir. Deve kuşu derisi timsah ve fil derilerinden sonra en değerli derilerden birisi olarak kabul edilmektedir. Deve kuşu derisi; cüzdan, kemer, ayakkabı, bot ve şapka gibi he türlü deri eşya yapımında kullanılmakta ve yüksek fiyatlarla alıcı bulmaktadır. Yağ ve kolesterol içeriği düşük sağlıklı eti özellikle belli yaşın üzerindeki bireylere ve kalp ve damar hastalığı sorunu olanlar için tavsiye edilen bir kırmızı et. Deve kuşunun yağı özellikle romatizmal hastalıkların tedavisinde yararlanılan bir ürün. Geçmişte de Avusturya yerlilerinin deve kuşu yağını eklem ağrıları için tedavi amaçlı kullandıkları bilinmekte. Deve kuşu yağı insan derisi tarafından kolayca emilebilmekte ve cilt sağlığını olumlu etkilemekte. Bu nedenle deve kuşu yağı ilaç ve kozmetik sanayi için önemli bir hammadde, araştırma ve geliştirmeye açık bir alan diyebiliriz. Deve kuşu yumurtalarının kabukları dekoratif ürünlerin tasarımında kullanılması yanında diş tedavisinde, deve kuşu tüyleri ise elektrostatik özelliği nedeniyle mikroçiplerin temizlenmesinde kullanılmaktadır. Bu nedenle deve kuşu ihracat değeri olan bir çok değerli ürün üreten, ülkemiz koşullarında da kolayca yetiştiriciliği yapılabilen bir çiftlik hayvanıdır. Ancak, sağlık ve ticari değeri yüksek ürünler üreten ve kırsal alanda hayvansal üretime ve istihdama katkıda bulunabilecek bu verimli çiftlik hayvanından yeterince yararlandığımız söylenemez” şeklinde koruştu

  • Aydın’da 5 Ton Kaçak Domuz ETİ Ele Geçirildi

    Aydın’ın Efeler ilçesinde yaklaşık 5 ton kaçak domuz eti ele geçirildi. Domuz etlerinin İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde satışa sunulacağı belirlendi.

    Efeler Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, Astim OSB Havaalanı Bulvarı 165 numarada bulunan depoda kaçak kesim yapıldığı yönünde alınan bir ihbar üzerine Efeler Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleriyle birlikte C.C.’nin kullandığı depoda inceleme yaptı. Suç izlerine rastlayan belediye ekipleri, kilitli vaziyetteki depoya girmek için Aydın İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinden destek istedi. Alınan arama kararı doğrultusunda Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı görevlileriyle birlikte polis eşliğinde depoya giren ekipler, deponun derin dondurucularla dolu olduğunu gördü. Yapılan aramada 3 tonu işlenerek tüketime hazır hale getirilmiş ve 2 tonu da öldürülmüş ama işlenmemiş yaklaşık 5 ton kaçak domuz eti ele geçirildi.

    Efeler Belediyesi ekiplerinin kaçak domuz etlerini kamyonlara yüklediği sırada depoya gelen C.C., polis tarafından yakalandı. Yediemin deposunda muhafaza altına alınan etlerden alınan numuneler, incelenmek üzere laboratuvara gönderildi. Orman ve Su Bakanlığı görevlileri, henüz parçalanmamış ölü domuzlarla ilgili olarak ayrıca tutanak tuttu.

    BÜYÜKŞEHİRLERDE SATACAKTI

    Daha önceden de kaçak kesim yapmaktan sabıkası bulunan C.C., kaçak domuz etlerinin İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde piyasaya sürmeye hazırlandığı belirlendi. C.C., hakkında Yaban Hayatını Koruma Kanununa muhalefet ile insan sağlığını tehlikeye düşürdüğü gerekçesiyle yasal işlem yapıldı. Hazırlanan dosyanın Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirileceği öğrenildi.

  • Genelkurmay Başkanlığı, ‘Teröristle Mücadele Harekatı’nda Başarı Gösteren Uzman Erbaşlar Ve Ailelerini Misafir ETİ

    Genelkurmay Başkanlığı, Teröristle Mücadele Harekatı kapsamında başarıyla görev yapan uzman erbaşlar arasından seçilen 10 uzman erbaş ve ailelerini Ankara’da misafir etti.

    Genelkurmay Başkanlığı, Teröristle Mücadele Harekatı kapsamında başarıyla görev yapan uzman erbaşlar arasından tefrik edilen 10 uzman erbaşın eşleriyle birlikte 28 Nisan-02 Mayıs 2016 tarihleri arasında Ankara’da Etiler Orduevi Uzman Erbaş Vardiya Yatakhanesinde misafir edildiği, beş gün süre ile askeri sosyal tesislerde misafir edilen uzman erbaşlar ve aileleri için bir takım etkinlikler düzenlendiğini belirtildi.

    Ankara’da misafir edilen uzman erbaşlar ve aileleri için gerçekleştirilen etkinlikler şu şekilde;

    “Ankara Kalesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Koç Müzesi, Eski TBMM binası gezilmiş, Anıtkabir ziyareti ve 4’üncü Kolordu Komutanlığı Barış Gazinosunda öğle yemeği ve sivil bir restoranda akşam yemeği yenilmiş, Zırhlı Birlikler Okulu Çağlayan Kışla Gazinosunda piknik yapılmış ve misafirler uğurlanmıştır.”

  • Güneşlenin, Diş ETİ Hastalıklarını Engelleyin

    Baharın gelişiyle yüzünü gösteren güneş, sağlık açısından da büyük önem taşıyor. D vitamini açısından en önemli kaynak olarak görülen güneş ışığı, birçok hastalığın da önüne geçiyor. Uzmanlar, D vitamini eksikliğinin diş eti hastalıklarına yol açabileceğini belirtiyor.

    İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Burcu Karaduman özellikle yaz aylarının D vitamini alınması için büyük bir fırsat olduğunu belirtti. Karaduman, yaz döneminde vücuda D vitamini şansının tanınması gerektiğini ifade ederek “Yaz tatillerinde fırsat buldukça güneşlenmek gerekir. Aksi halde D vitamini eksikliği görülebilir. D vitamini eksikliği vücutta birçok probleme yol açabildiği gibi diş eti hastalığı riskini de arttırabilir” dedi.

    Karaduman, D vitamini eksikliği olanlarda diş eti rahatsızlıklarının daha fazla görüldüğünün altını çizerek, “D vitamini ve diş eti sağlığı arasındaki ilişkiyi gösteren çok sayıdaki çalışmada, D vitamini seviyeleri yüksek olan bireylerde diş eti hastalığının daha az görüldüğü saptanmaktadır. D vitamini seviyesi düşük olanlarda ise diş eti hastalıklarının daha ilerlemiş olduğu ortaya konulmaktadır” şeklinde konuştu.

    Özellikle ilerlemiş derecede diş eti rahatsızlığı yaşayanların vücuttaki D vitamini seviyelerini kontrol ettirmelerinin önemine değinen Yrd. Doç. Dr. Karaduman, “İlerlemiş diş eti hastalığı olan bireylerin D vitamini düzeylerini kontrol ettirmeleri ve güneş yanığı olmadan orta düzeyde güneş ışığı almaları gerekir. Bu, diş eti hastalığını tedavi eden bir yaklaşım değildir. Ancak sağlıklı dozlardaki güneşlenme ile diş eti hastalıklarının daha kötüye gitmesi engellenebilir” ifadelerini kullandı.

    İAÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Burcu Karaduman diş eti hastalıklarının önüne geçilebilmesi için günde iki kez diş fırçalama ve ara yüz temizliğinin yanı sıra mutlaka bir uzman tarafından tedavi uygulanmasının altını çizdi.