Etiket: Estetiği

  • Plazma enerjisi ile ameliyatsız göz kapağı estetiği

    Plazma enerjisi ile ameliyatsız göz kapağı estetiği

    Plazma enerjisinin estetik tıpta, cilt yüzeyindeki sarkmalar ve fazla dokuyu buharlaştırmak kaydıyla cildin yenilenmesine imkan verdiğini söyleyen Dr. Hülya Ettekin, “Plazma enerjisi seçili vakalarda estetik cerrahiye ameliyatsız bir alternatif oluşturabilir” dedi.

    Samsun FBM Tıp Merkezi Başhekimi Dr. Hülya Ettekin estetik tıp alanında uygulanan ‘plazma enerjisi’ ile ilgili bilgi verdi. Plazma enerjisi maddenin 5.hali üzerinden etki eden bir enerji türü olduğu söyleyen Dr. Hülya Ettekin, “Plazma enerjisi uygulandığı dokuda şimşeğin ortaya çıkış mekanizmaları ile benzer bir şekilde ortaya çıkar ve dokuyu buharlaştırır. Bu özellik estetik tıpta, cilt yüzeyindeki sarkmalar ve fazla dokuyu buharlaştırmak kaydıyla cildin yenilenmesine olanak verir. Cilt daha sıkı ve genç hücrelerden oluşan bir hal alır. Plazma enerjisi seçili vakalarda estetik cerrahiye ameliyatsız bir alternatif oluşturabilir. En yaygın tıbbi kullanımı alt ve üst göz kapağındaki sarkma ve yaşlılık belirtilerinin onarıldığı ameliyatsız göz kapağı estetiğidir. İşlem lokal anestezi altında yapılabilir ve yaklaşık 30-40 dakika sürer. Uygulama sonrası ciltte yüzeysel bir kabuklanma meydana gelir. Ödem oluşabilir. U.V. ışınları ile teması kesmek amacı ile kapatıcı bir ürün kullanımı gerekli olabilir. Oluşan kabukların dökülmesi 1 hafta, iyileşme ise ortalama 2-3 hafta sürer. Plazma enerjisinin ayrıca, üst ve alt göz kapağı sarkma ve yaşlanma belirtilerinin tedavisi dışında, cilde ait yüzeysel problemlerin giderilmesi gibi diğer kullanım alanları da mevcuttur. Sonuç olarak plazma enerjisi ile cilt yenileme tedavisi, seçili vakalarda cerrahiye alternatif oluşturabilen bir doku yenileme metodudur. En yaygın kullanımında ise göz kapaklarının ameliyatsız bir şekilde yenilenmesini tercih eden vakalar yer almaktadır” diye konuştu.

  • Op. Dr. Nurten Yavuz: “Annelik estetiği ile deformasyonlar düzeltilebilir”

    Op. Dr. Nurten Yavuz: “Annelik estetiği ile deformasyonlar düzeltilebilir”

    Op. Dr. Nurten Yavuz, kadınların doğum ve emzirme süreci bittikten belli bir süre sonra vücutlarının toparlanarak eski gerginliğe kavuşması için yapılan annelik estetiğinin deformasyonları düzelttiğini söyledi.

    Medova Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Nurten Yavuz, hamilelik döneminde alınan kilolar ve sonrasında kiloların kalmasına bağlı kollarda, bacaklarda, karında oluşan deformasyonlar, sarkmalar, emzirme sonrasında sarkma, büyüme gibi nedenlerle annelik estetiği ameliyatı yapıldığını dile getirdi.

    Op. Dr. Yavuz, “Annelik estetiği karın germe, meme dikleştirme, küçültme, büyütme, liposuction, kol ve bacak germe operasyonlarını içermektedir. Meme estetiği operasyonları için emzirme süreci bitiminden en az 6 ay tercihen 1 yıl geçmesi önerilir. Karın ameliyatları için karın cildinin, karın kaslarının ve rahmin toparlanması için gerekli olan en az 6 aylık -1 yıllık süre bitimini tercih ederiz. 35-55 yaş arası herkese uygulanabilir. Annenin gebelik sayısını bitirmiş olmasını tercih ederiz. Çünkü her gebelik ve emzirme operasyon alanında yeniden deformasyonlara neden olacaktır. Lakin hasta ilerleyen dönemde gebe kalmayı düşünüyor ise operasyondan sonraki ilk 2 yıl hamile kalmamasını öneririz” dedi.

    Genellikle kombine operasyonlar şeklinde gerçekleşen bu ameliyatlarda işlemlerin hepsinin aynı zamanda uygulanmadığına değinen Op. Dr. Nurten Yavuz, “Kombinler şeklinde 3-4 ay aralıklarla operasyonu tercih ederiz. Bu sayede hastaların sosyal hayata geçmeleri daha kolay olur. Her hastanın vücudu farklıdır. Yine her hastanın problemleri ve öncelikleri farklıdır. Hangi kombinasyonların yapılacağı hastanın isteğine ve vücudunun özelliğine göre planlanır. Kombine ameliyatları tercih etmemizin nedeni, hastanın deforme olan bölgelerinin totalini düzeltmektir. Böylece bir bölge düzeltilirken düzeltilmeyen bölge dikkat çekmez. Aynı zamanda kombine ameliyatlarla hastanın ameliyat sayısını azaltmayı hedefleriz” diye konuştu.

  • “Sosyal medya burun estetiği operasyonlarını arttırıyor”

    “Sosyal medya burun estetiği operasyonlarını arttırıyor”

    Sosyal medyada güzellik anlayışını değişmesiyle gençlerin burun estetiği kararında sosyal medya fenomenleri ile dizi oyuncularından etkilendiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Hayati Kale, son dönemde gençler arasında burun estetiği operasyonlarının yaygınlaştığına dikkat çekti.

    Son dönemde gençler arasında burun estetiği operasyonlarının yaygınlaştığına dikkat çeken Medicana Bahçelievler Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıktarı Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hayati Kale, sosyal medyanın güzellik anlayışını değiştirdiğini ve gençlerin burun estetiği kararında sosyal medya fenomenleri ile dizi oyuncularından etkilendiğini açıkladı.

    “Gençler artık kendilerini başkalarıyla kıyaslıyor”

    Burun estetiğinin (rinoplasti) yaygınlaşmasının sebebinin sosyal medyanın gençler arasında bu kadar aktif şekilde kullanılması olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kale, “Eskiden sosyal medya, akıllı telefonlar, kameralı telefonlar yokken kendimizi sadece sabah kalktığımızda aynada ve aile fotoğraflarında görebiliyorduk. Kendimizi başkasıyla kıyaslama şansımız da çok azdı. Yanımıza Brad Pitt’in fotoğrafını koymak ya da burnumuzu Tom Cruise’la kıyaslama şansımız yoktu. Günümüzde sosyal medya bu kadar aktif kullanılınca herkes kendi burnunun farkına varmaya başladı ve kendi burnunu diğer insanların ve sosyal medya fenomenlerinin burunlarla kıyaslamaya başladı. Burun estetiği yaptıran ve memnun olan hastaları gördükçe de gençlerde bir pozitif motivasyon oluşmaya başladı. Gençlerin ameliyat tercihlerinde bunlar son derece etkin oldu.” açıklamasında bulundu.

    “Dizi-film oyuncuları da sosyal medya kadar etkili”

    Bir oyuncunun yanaktan yağ aldırma ameliyatını (bişektomi), örnek vererek bu durumun özellikle gençler arasında çok konuşulduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Kale, “Dizilerin, filmlerin çok yaygınlaşması da buna neden oluyor. Çünkü dizilerde ve filmlerde insanlar, eski burunlarını gördükleri aktörleri, aktrisleri bir sonraki dizide ya da filmde yepyeni burunla görünce şaşırıyor. Mesela bir oyuncunun bişektomisi çok konuşuldu. Gençler sanatçıların öncesini ve sonrasını televizyondan takip ettikleri zaman, o ünlü isimlerde güzel duran şeyi kendilerinde de istiyorlar.” dedi.

    “20 dakikada burun estetiği mümkün değil”

    İnternette 20 dakikada burun estetiği vadeden reklamlara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Hayati Kale, “Biz ameliyatı genellikle 2-2.5 saat gibi bir sürede bitiriyoruz. O 20 dakikada yapılan işlemler başka işlemlerdir. İp-askı yöntemleri, dolguyla, botoksla burun şeklini değiştirme işlemleri 20 dakikada yapılabilir. Fakat hiçbir rinoplasti ameliyatı 20 dakikada bitmez. Sağlıklı bir ameliyat en az 1.5-2 saat sürer. Revizyon biraz daha uzun sürebilir. İkinci kez ameliyatlarda yapışıklıklar biraz daha fazla olduğu için 3-3.5 saat civarı sürebiliyor.” şeklinde konuştu.

    “Yeni tekniklerle burun estetiği daha kolay”

    Her geçen gün rinoplasti konusunda yeniliklerin yaşandığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kale, bu konuda şunları belirtti: “Yeni kullanılan tekniklerle, özellikle piezo’nun ortaya çıkmasından sonra morluk, şişlik, ağrı, ciddi anlamda azalmış oluyor. Bu yöntemler aynı zamanda hastaların iyileşmesini de etkileyen yöntemler olduğu için ameliyatlar eskisi kadar ağır geçmiyor. Ameliyattan 1 hafta sonra tamponlar çıkarılıyor. Dışarısındaki bantlar çıkarılıyor. Zaten artık tampon yerine silikon splintler kullanıyoruz. Hastanın burnunun son hali 6 ay sonra ortaya çıkıyor ama ortalama 20 gün veya 1 ay sonra son buruna yakın bir burun görüntüsü ortaya çıkmış oluyor.”

    Rinoplastide yaş sınırı nedir?

    17 yaş altındaki gençlere rinoplasti ameliyatını önermediğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Hayati Kale: “Alt sınır erkeklerde 18, kadınlarda da 17 yaşından önce yapmayı tercih etmiyorum. Üst sınır ise kişiden kişiye değişir. İnsanların fiziki şartlarına göre, sosyokültürel seviyesine göre değişebilir. Üst tarafta çok fazla yaş sınırı yok. Ama ‘En yüksek kaç yaşında bir hastaya yaptınız?’ diye sorarsanız, 55 yaşının üzerinde rinoplasti yapmadım. Çok tercih etmiyorum. Yaş ilerledikçe burun içindeki kanama bozuklukları, iyileşme bozuklukları ortaya çıkabiliyor. Çok erken yaşlarda yapmamanın sebebi de burnun şeklinin tam olarak oturmamış olması. Burun erken yaşlardan itibaren değişmeye devam ediyor bu da bir süre sonra yaptığınız burunda bozulmalara sebebiyet verebiliyor.” ifadelerini kullandı.

    Burun estetiğinin yan etkileri

    Burun estetiğinde; yüzde 5 ila yüzde 10 arasında burunda deliklerde asimetri, burun sırtında çökme, burunun şeklinin bozulması gibi komplikasyonlar ortaya çıkabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Hayati Kale “Bu tip komplikasyonlar nadiren de olsa iyileşme problemi olan veya travmatik, sorunlu burnu olan hastalarda meydana gelebiliyor. Bunlar da revizyonla tekrar düzeltilebiliyor.”

  • 2020 erkek estetiği trendleri

    2020 erkek estetiği trendleri

    Sağlık Yönetimi Uzmanı Songül Alcı, daha bakımlı ve güzel görünmenin kadınlar kadar erkekler için de büyük önem taşıdığını söyledi. Alcı, “Dış görüntü erkek dünyasında da kadınlarda ki kadar önemli. İş hayatında cv kadar önemli olan dış görünüş, sosyal hayatımızda oldukça önemli. Güzellik endüstrisinin gelişmesiyle erkekler de daha genç ve sağlıklı görünmek amacıyla estetik cerrahların kapısını çalmaya başladı” diye konuştu.

    Sağlık Yönetimi Uzmanı Songül Alcı ve Prof. Dr. Yavuz Başterzi ile 2020 yılında erkeklerin en çok ilgi gösterdiği estetik operasyonlar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    Erkeklerin en çok yaptırdığı estetik işlemler konusunda açıklamalarda bulunan Sağlık Yönetimi Uzmanı Songül Alcı şunları söyledi;

    “Rinoplasti (burun estetiği): Erkeklerin en çok tercih ettiği estetik operasyonlardan biri. Büyük ve iri burunlar erkeksi görüntüyü bozmadan daha küçük estetik yüz ile orantılı bir duruma getiriliyor. Erkeklerin bu konuda en çok tercih ettiği şey burunun feminen bir görüntüye sahip olmaması. Burun işlemleri erkeklerde kadınlarda ki gibi aşırı küçültme ve kaldırma olarak düşünülmüyor. Daha soft daha yüz ile dengeli bir hale getiriyor.

    Saç ekimi ve sakal ekimi en çok yapılan işlemlerden ikinci sırada geliyor. Hatta bildiğimiz üzere Türkiye’deki en popüler ameliyat. Dünyadan birçok erkek saç ekimi için İstanbul’ u tercih ediyor. Erkekler saç ve sakal eksiklikleri ile yaşamak istemiyor. Saç boşlukları ve sakaldaki boşluklar kıl transferi ile kapatılıyor, microblading ise seyrek saçların arasına saç efekti verme yaz öncesi yine tercih edilen işlemler arasında.

    Jinekomasti, erkeklerin büyük derdi büyük göğüsler. Kilo alıp verme, hormonal sorunlar vs derken sarkan meme dokusu ile erkekler soyunmak istemiyor. Yaz gelmeden önce bu mevsimin en önemli işlemidir.

    Bel ve göbek çevresi Liposuction 40’lı yaş sonralarında oluşan bel ve göbek yağlanmaları spor salonlarında eritilemediğinde çare yağ aldırma operasyonu oluyor. Hastanede birkaç saat içinde yapılan bu işlemler oldukça iyi sonuçlar veriyor.

    Yüzdeki kırışıklılar, Erkeklerde en önemli amaç yüzdeki yorgun ifadeyi, almak. Kaş arası, göz çevresi kırışıklıkları, göz kapağı düşüklüğü yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan deformasyonlardır. Botoks uygulamasının en önemli özelliği yine erkeksi ifadeden ödün vermeden yapılmasıdır. Bu işlemlerdeki en önemli amaç doğallıktır. Terleme için yapılan koltuk altı botoksu da artık erkeklerde ıslak koltuk altı görünümünü ortadan kaldırıyor.

    Çene hattı (Jaw Line) estetiği, kulak hizasından çene ucuna kadar yapılan dolgu şeklidir. Köşeler belirginleştirilmiş uç genişletilmiş çene, yüz ile uyumlu hale getirilir. Güçlü bir çene erkeklerde maskülen görüntünün kazanılması nedenli yapılır. Hollywood çenesi, nefertiti çenesi diye de adlandırılan bu estetik işlem 40’lı yaşlardan sonra oluşan gıdı görüntüsünün de hafif geriye atılmasını sağlar.”

  • Burun estetiği sonrası dikkat edilmesi gerekenler

    Burun estetiği sonrası dikkat edilmesi gerekenler

    Op. Dr. Onurkan İdacı, burun estetiği sonrası dikkat edilmesi gereken şeyleri açıkladı.

    Estetik Plastik Ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Onurkan İdacı, Rhinoplasti yani burun estetiği burundaki doğumsal ya da sonradan meydana gelen şekil bozukluklarının cerrahi olarak düzeltilmesi işlemi olduğunu ifade ederek, “Çok ciddi fonksiyon bozuklukları ve deformiteler olmadığı sürece burun gelişiminin tamamladığı 18 yaş sonrasında yapılır. Estetik düzeltme ile birlikte birçok kişinin mustarip olduğu burundan nefes alma güçlüğü de bu operasyon esnasında düzeltilebilmektedir. Burnun tüm yapıları aynı anda ele alınabileceği gibi hastanın beklentisine göre kısmi düzeltimler de yapılabilir. Uygulanacak prosedürün büyüklüğüne göre lokal ya da genel anestezi altında gerçekleştirilen bu işlem yaklaşık iki saat sürmekte, ameliyat sonrası ağrıya sebebiyet vermeyerek korkulacak bir ameliyat olmaktan uzaklaşmaktadır. Hastalarımızın hemen hepsi aynı gün içinde taburcu edilmekte ertesi günden itibaren de günlük hayatlarına geri dönebilmektedir. Prosedürün büyüklüğüne göre burun üzerinde alçı veya bantlar bulunabilmekte bunlar da bir haftalık süre sonunda çıkarılmaktadır. Yaptığımız işlemlerin hiçbirisinde hastayı korkutan tampon kullanılmamaktadır. Alçı çıkarıldıktan sonra hastamız yeni burnuyla tanışmakta ancak ödeminin azalması ve burnun son halinin net görülebilmesi için birkaç ay sabretmesi gerekmektedir. Olası gözaltı morluklar bir haftaya kalmadan kendiliğinden geçmekte, yardımcı ajanların kullanımı süreyi kısaltabilmektedir. Ameliyat sonrası önlem amaçlı birkaç kalem ilaç yaklaşık bir hafta süreyle önerilir. Ameliyat görülebilen bir izle sonuçlanmaz” dedi.

    Daha önce başarısız burun ameliyatları geçirmiş hastalarda prosedürün biraz daha ağırlaşmakta olduğunu mevcut eksikliklerin giderilmesi için kulak veya kaburgadan kıkırdak parçalarının alınıp burnun restorasyonu için kullanılması gerekebilmekte olduğunu belirten Op. Dr. İdacı,” Uzman ellerde son derece başarılı sonuçlar veren işlem yüzün odak noktası olan burunda meydana getirdiği düzelmeyle kişinin kendini daha iyi hissetmesini ve nefes alıp vermesini kolaylaştırarak yaşam kalitesinin artmasını sağlar. Çağdaş olarak yapılmaya başlandığı günlerden bu yana işlemle ilgili birçok yöntem değişime uğramış, cerrahi tekniklerin değişim ve gelişimini toplumun güncel beklentileri şekillendirmiştir. İşlemin popüler olmaya başladığı yıllarda uzman hekim sayısı çok az ve işleme ulaşabilme yetisi maddi olarak daha kısıtlı olduğundan sadece belli bir kitlenin erişiminde kalmıştır. Dolayısıyla bu alanda da zamanın modası olarak nitelenebilecek şu anda bizlere yapmacık gelebilecek sonuçlar ortaya konmuştur. Günümüzde ise toplumsal beklentilerin bu konuda da döneme ayak uydurmasıyla fonksiyonellik ve doğallık beklentisi ön plana çıkmıştır. Genel popülasyonun yaklaşık yüzde seksen beşinde var olan burun şekil bozukluğuna yaklaşım şu an için kliniğimizde; hastanın beklentilerini de göz önünde tutarak, dokuya ve fizyolojiye saygı çerçevesinde, yaşına, cinsiyetine, yüz hatlarına ve sosyokültürel yapısına uygun olarak, kendisini yeni tanıyanların daha önce burun estetiği yaptırdığına kanaat getiremeyeceği şekilde, ideal açı ve ölçülere sahip bir burun tasarlanarak ve fonksiyonellik esas alınarak yürütülmektedir” diye konuştu.

    Burnun tüm yapıları aynı anda ele alınabileceği gibi hastanın beklentisine göre kısmi düzeltimler de yapılabileceğini kaydeden Op. Dr. Onurkan İdacı, “Burun sırtında, ucunda veya kanatlarında birbirinden bağımsız deformiteler görülebilir. Kemik, kıkırdak ve yumuşak dokularda yapılacak işlemler ile bu deformiteler düzeltilir. Uygulanacak prosedürün büyüklüğüne göre lokal ya da genel anestezi altında gerçekleştirilen bu işlem yaklaşık iki saat sürmekte, ameliyat sonrası ağrıya sebebiyet vermeyerek korkulacak bir ameliyat olmaktan uzaklaşmaktadır. Çok ciddi fonksiyon bozuklukları ve deformiteler olmadığı sürece burun gelişiminin tamamladığı 18 yaş sonrasında yapılır. Estetik düzeltimle birlikte birçok kişinin mustarip olduğu burundan nefes alma güçlüğü de bu operasyon esnasında düzeltilebilmektedir. Hastalarımızın hemen hepsi aynı gün içinde taburcu edilmekte ertesi günden itibaren de günlük hayatlarına geri dönebilmektedir. Prosedürün büyüklüğüne göre burun üzerinde alçı veya bantlar bulunabilmekte bunlar da bir haftalık süre sonunda çıkarılmaktadır. Yaptığımız işlemlerin hiçbirisinde hastayı korkutan tamponlar kullanılmamaktadır. Alçı çıkarıldıktan sonra hastamız yeni burnuyla tanışmakta ancak ödeminin azalması ve burnun son halinin net görülebilmesi için birkaç ay sabretmesi gerekmektedir. Olası gözaltı morluklar bir haftaya kalmadan kendiliğinden geçmekte, yardımcı ajanların kullanımı süreyi kısaltabilmektedir. Ameliyat sonrası önlem amaçlı birkaç kalem ilaç yaklaşık bir hafta süreyle önerilir. Ameliyat görülebilen bir izle sonuçlanmaz” ifadelerini kullandı.

    Ameliyat süresinin değişken olmakla birlikte ortalama 3 saat olduğunu kaydeden Op. Dr. İdacı, “Revizyon ameliyatları sonrasında hastalar için değişen tek şey eğer farklı bir bölgeden kıkırdak alındıysa bu bölgenin pansumanı olacaktır. Burun bölgesi için ameliyat sonrası süreç, ilk ameliyatlara göre farklı olmayacaktır. Çağdaş olarak yapılmaya başlandığı günlerden bu yana işlemle ilgili birçok yöntem değişime uğramış, cerrahi tekniklerin değişim ve gelişimini toplumun güncel beklentileri şekillendirmiştir. İşlemin popüler olmaya başladığı yıllarda uzman hekim sayısı çok az ve işleme ulaşabilme yetisi maddi olarak daha kısıtlı olduğundan sadece belli bir kitlenin erişiminde kalmıştır. Dolayısıyla bu alanda da zamanın modası olarak nitelenebilecek şu anda bizlere yapmacık gelebilecek sonuçlar ortaya konmuştur. Günümüzde ise toplumsal beklentilerin bu konuda da döneme ayak uydurmasıyla fonksiyonellik ve doğallık beklentisi ön plana çıkmıştır. Genel popülasyonun yaklaşık yüzde seksen beşinde var olan burun şekil bozukluğuna yaklaşım şu an için kliniğimizde; hastanın beklentilerini de göz önünde tutarak, dokuya ve fizyolojiye saygı çerçevesinde, yaşına, cinsiyetine, yüz hatlarına ve sosyokültürel yapısına uygun olarak, kendisini yeni tanıyanların daha önce burun estetiği yaptırdığına kanaat getiremeyeceği şekilde, ideal açı ve ölçülere sahip bir burun tasarlanarak ve fonksiyonellik esas alınarak yürütülmektedir” açıklamalarında bulundu.