Etiket: Eşinden

  • Polis Eşinden Anlamlı Mektup

    Samsun’da, öğretmen olan Hilal Gök’ün Polis Haftası nedeniyle polis eşi başta olmak üzere tüm emniyet camiasına yazdığı mektup sosyal medyada geniş yer buldu.

    10 yıllık eşi polis Ahmet Gök başta olmak tüm emniyet ailesine, 10 Nisan Polis Haftası dolayısıyla duygularını bir mektupla paylaşan Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Hilal Gök, mektubun sosyal medyadan yayılmasıyla ilgi odağı oldu. İçindeki vatan sevgisini ve polis eşi olmanın zorluklarından bahseden Hilal Gök, 7 yaşındaki çocuklarına da ’Vatan’ ismini verdiklerini söyledi.

    “BAŞTA EŞİM OLMAK ÜZERE TÜM KAHRAMAN POLİSLERİMİZE ARMAĞAN ETMEK İSTEDİM”

    Bu durumun bu kadar büyüyebileceğini hiç düşünmediğini söyleyen Hilal Gök, “Biz bayanlar özel günlerde neler yapabiliriz diye hep bir şeyler bulmaya çalışırız. Ben de 10 Nisan Polis Haftası dolayısıyla ne yapabilirim diye düşündüğümde yapabildiğim en güzel şeyi, facebook sayfamdan ona bu mektubu yaptım. Tabi biz polis işleri ve polis aileleri olarak hiç bireysel yaşayamayız. Ülkenin neresinde olursa olsun bilmediğiniz insanlara bile ağlamayı üzülmeyi öğrenmişsinizdir. Hayat size bunu öğretmiştir. Bu nedenle yazdığım bu mektubu başta eşim olmak üzere tüm kahraman polislerimize armağan etmek istedim. Sonrasında sosyal medya üzerinden çok fazla yayıldı. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar bana ulaştı. Benimle beraber sevgilerini, aşklarını, tebriklerini dile getirdiler. Ben de son derece mutlu oldum” dedi.

    “BİZ İKİ KİŞİLİK BİR AŞKA TEK BİR KELİME SIĞDIRDIK. O DA VATAN”

    7 yaşında bir erkek çocuk sahibi olduklarını ifade eden Gök, “Bir tane evladımız var. Onun da ismi ‘Vatan’. Biz onun ismini Vatan koyarken şaka yapmıyorduk zaten. Gerçekten sevdalı olduğumuz bir şeye inanıyoruz. Bu nedenle mektupta da söylediğim en can alıcı sözlerden bir tanesi de bu. Biz iki kişilik bir aşka tek bir kelime sığdırdık. O da ‘Vatan’. Karşılıksız sevdiğimiz vatanda bu mektup hem eşime hem onun meslektaşlarına bir armağan olsun istedim gerçekten de güzel bir noktaya ulaştığını düşünüyorum” diye konuştu.

    “POLİS EŞİ OLMAK DEMEK SİTEM ETMEMEK DEMEK”

    Polis eşi olmanın çok zor bir duygu olduğunu belirten Gök, “Öncelikle bu zorluğa hakim olmanız lazım. Mektupta da söylediğim gibi; polis eşi olmak birçok sinema filmini zamanında izleyememek demek. Polis eşi olmak arkadaşınızın yeni doğan bebeği için ancak bir yıl sonra hayırlı olsun demek. Uzun karanlık gecelerde tek başına kalmak ve en önemlisi polis eşi olmak demek sitem etmemek demek. ‘Niye geç kaldın, yine mi işin var, neden gelmiyorsun’ dememek aslında polis eşi olmak. Bütün bu zorluklara katlanabilmek için ortak bir noktayı bulabilmek lazım eşinizle. Bizim de ortak noktamız Vatan. Bugünümüzde, yarınımızda, geçmişimizde, geleceğimizde hep vatan olacak. Dediğim gibi biz küçücük bir bebeğe Vatan ismini verdik. Bugün Vatan 7 yaşında. Vatan bizim hayatımızda ilginç bir noktadır. Vatan 40 günlükken babası Bingöl’e gitti ve yaklaşık 4 yıl orada kaldı. Ben babasından ayrı Vatan’ı büyüttüm. Vatan’ı büyütürken de içimizde hep var olan vatan sevgisini de büyütmüş olduk. Eğer vatanı gerçekten çok seviyorsanız ve ‘vatan sağ olsun’ demeyi yürekten başarabiliyorsanız polis eşi olmak size çokta zor gelmez” şeklinde konuştu.

    “BEN O ZOR ADAMIN KALBİNDEKİ VATANI SEVİYORUM”

    Eşinin şuan il dışında olduğunu ifade eden Gök, “Ahmet’ten bahsetmek gerekirse zor bir adam. Niye zor bir adam? Çünkü çok az konuşur. Kuralları vardır. O kuralların çerçevesi içerisinde kalıyor olmanız lazım. Zor bir adam ve çok fazla sevdiğini de söylemeyen bir adam. Hatta bu mektup bu kadar yayıldıktan sonra ona bütün Türkiye bizi konuşuyor. Bütün dünya bunu konuşuyor ve seninde bana çok çabuk bir şey söylemen lazım. Bir şeyler yapıyor olman lazım dediğimde düşünmek için zaman istedi ve yaklaşık beş dakika sonra düşündüğü tek kelime ‘seni seviyorum avrat’ oldu. Tam bir Adanalı tabiriydi. Zor bir adam ama dediğim gibi ben o zor adamın kalbindeki vatanı seviyorum. O da benim kalbimdeki vatanı seviyor. O yüzden herhangi bir sıkıntımız yok. Gayet iyi geçiniyoruz” dedi.

    HİLAL GÖK’ÜN MEKTUBU

    Hilal Gök, sosyal paylaşım sitelerinde geniş yer bulan mektubunda şu ifadelere yer verdi:

    “Başta Eşim Ahmet Gök olmak üzere tüm kahraman yiğitlerimize;

    Bir polisi sevmişseniz eğer, karanlık uzun gecelerde, yapayalnız kalmayı da seveceksiniz demektir.

    Bir polisi sevmek, sinemaya çoğu kez yalnız gitmez, tatilleri kendi ailenle geçirmek demektir.

    Zordur polis eşi olmak, korkmamak, hiç yılmamak, sitem etmemeyi öğrenmek demektir…

    Helalleşmek demektir polis eşi olmak.

    Her sabah, her akşam, en sevdiğini, en iyi koruyana emanet edip; Telefon her çaldığında ürpermektir.

    Telsizin 24 saat çalan senini zamanla kanıksamak, kapıdan çıkarken eşiniz ’Telsizini aldın mı? ’ diyerek bilmem kaç kez hatırlatmaktır.

    Arkadaşınızın yeni doğan bebeğine, ancak yaşına girdiğinde ’hayırlı olsun’ deme fırsatı bulabilmektir polis eşi olmak.

    Arabanın görülebildiği en son noktaya kadar balkonda beklemek, hele de işe yürüyerek gidiyorsa eşiniz, o heybetli haline bakıp uzun uzun,’Rabbim düşmana fırsat verme diyerek mırıldanmaktır.

    ’Baban işte oğlum, Vatan’ı bekliyor diye avuttuğunuzda oğlunuzu, Vatan zaten benim anne:)’ diyen o muzip yüze uzun uzun bakıp, yumuş yumuş sarılmaktır, polis eşi olmak.

    Bir polise sevdalanmak; Doğurmadığın milyonlarca çocuğu sevmek, hiç tanımadığın kimselerin hayat hikayelerinde figüran olmaktır.

    Hiç küsmemek, birçok şeyi kendince, çaktırmadan halletmek, geceden çıkmış bir eş uyanmasın diye, yüz kilo kadın, parmak ucunda yürümeyi becerebilmektir.

    Gelen her şehit haberiyle sizinde evinize ateş düşmesidir, bir polise yaren olmak.

    Eşinin tabutuna sarılan, adını bilmediğiniz o acılı kadının yerine kendinizi koymaktır.

    Televizyon başında susturmaya çalışıp kendi isyanını; Utana utana ’Şükürler olsun, bizim ki bu akşamda eve gelecek’ demektir.

    Vatan’a sevdalanmak demektir bir polise sevdalanmak.

    Tepeden tırnağa Türk; tepeden tırnağa ay-yıldız olmaktır.

    Karşılıksız severken anayurdu, nefes aldım yine Türk diyarında diyerek, yetiştirdiğin her bir öğrenciye ilmek ilmek ‘VATAN’ işlemektir.

    Ay yıldıza renk verirken, hemen yanı başındaki yiğit kahramanlar,’Bitiremezsiniz Bizi diye haykırmaktır.

    Hırsınızı şimdi olduğu gibi kağıda kaleme dökmek,’Varsın unutulsun adım ama yaşasın sonsuza dek vatanım diyen o Yesevi Alperen’i eşe, durup durup yeniden sevdalanmaktır.

    Bir polise sevdalanmak; Tek kelimeye, iki kişinin ortak aşkı olan ’VATAN’ı sığdırmaktır…”

  • Eşinden Sakladığı Borcu İntihara Sürükledi

    Antalya’da bir kişi, eşinden sakladığı yüklü miktardaki borç nedeniyle bunalıma girerek intihara kalkıştı.

    Olay, Antalya’nın Kepez ilçesi Yenimahalle 2444 sokak üzerindeki Emek apartmanının 2’nci katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir araç servisinde çalışan evli ve iki çocuk sahibi A.C.(36) belirlenemeyen nedenle dolayı yüklü miktarda borç yaptı. Bir süre sonra ödeyemediği borcu nedeniyle psikolojik sorunlar da yaşayan A.C. akşam saatlerinde pompalı tüfek ile karnına ateş etti. Silah sesine koşan eşi İ.C. durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi.

    Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesini yaptığı A.C. tedavisi için Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. A.C.’nin yüklü miktardaki borcunu eşi İ.C’den gizlediği ve ambulansa bindirilirken eşine borcu nedeniyle ölmek istediğini söylediği öğrenildi.

  • (Özel Haber) Eşinden Şüphelenenler Soluğu Özel Dedektiflerde Alıyor

    Eşinin kendisini aldattığından şüphelenenler özel dedektiflere koşuyor.

    Dedefktifler, özel hayata müdahale edilmeksizin kamuya açık mekanlarda şüphelenilen eşleri, fotoğraf ve video kanalıyla görüntülüyor. Çekilen görüntü ve fotoğrafları bir dosya halinde takibi isteyen kişiye veren dedektif, böylelikle görevini tamamlamış oluyor.

    Özel dedektiflik mesleğini anlatan Akçayel Dedektiflik firması yetkilisi Hakan Kara, “Dedektif olmak için Türkiye’de bir yasa yok. Herkes dedektif olabilir. Yasa olarak baktığınızda öyle bir şey yok, ama eğitim olarak bu işi yapabilecek kapasitede olanlar genellikle emniyetten emekli olan, askeriyeden emekli olan kişilerdir. Bunun yanında bazı üniversiteler bu meslek üzerine eğitim vermeye başladılar. Buralardan çıkan mezunlar da staj yaparak, tecrübe kazanarak bu işi yapmaya başlıyorlar” dedi.

    DEDEKTİF GİBİ DAVRANAN SAHTEKARLARA DİKKAT

    Özel dedektifliğin yasal bir dayanağı olmaması sebebiyle sahtekarların da etrafta kol gezdiğini belirten Dedektif Kara, “Bir defa bu işin yasal bir mevzuatı olmadığı için bu işin sahtekarlığı da yeterince var. Her sene zaten bir çok insan bu şekilde suç işledikleri için ceza alıyor. Çünkü yasal olarak neleri yapabileceklerini bilmedikleri için bazen aşırıya kaçıyorlar. O zaman da suç işlemiş oluyorlar. Bu meslekte dikkat etmesi gereken mesleği yapandan çok başvuran müşterilerdir. Müşterilerin kesinlikle dedektiflerin iş yerlerini görmeleri ve kurumsal bir kimliğe sahip olduğunu bilmeleri gerekir. Çünkü çok özel sırlarını anlatıyorlar ve bu sırlar çoğu kişide şantaja kadar gidebiliyor. Bu yüzden bu işi yaptırmak isteyen kişilerin çok dikkatli olmaları gerekiyor” şeklinde konuştu.

    AMACIMIZ MAHKEMEYE DELİL SAĞLAMAK

    Çiftlerin kendilerine başvurmaları için gerekenleri de anlatan Dedektif Hakan Kara, “Bu işte bizim için eşlerin arasında resmi bir nikah olması şarttır. Bu işi bireysel takip olarak düşünürsek. Çünkü bizim amacımız boşanma davasında mahkemeye delil sağlamaktır. Magazin gazetelerine ek sağlamak veya kişilerin merakını gidermek değildir. Buna dikkat edilmesi gerekiyor. Bunun dışında kurumsal çalışmalar yapıyoruz. Haciz için adres tespiti, kayıpların bulunması, hacizli araçların bulunması gibi işler yapıyoruz. Benim tercihim kayıp çocukların bulunması oluyor. Çünkü bunun maddiyatla eşdeğer bir yanı yok. Ama talep olarak baktığınızda genellikle eşlerin takip edilmesi başvuruları geliyor. Ancak gerekli şartları yerine getirmedikleri için bunların çoğunu yapmıyoruz. Bu işleri almıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Erdem Gül’ün Eşinden İlk Değerlendirme

    Anayasa Mahkemesi’nin ‘hak ihlali’ kararını değerlendiren Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün eşi Aslı Gül, “Son görüşmemizde ilk mahkemede çıkacağından umutluydu. İlk kez siyasi bir öngörüsü kendi kişisel tarihimiz açısından hatalı çıktı” dedi.

    Anayasa Mahkemesi’nin ‘hak ihlali’ kararının ardından Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi önüne tahliye bekleyişi başladı. Dündar ve Gül’ün eşleri ile çocuklarının yanı sıra bazı CHP’li milletvekilleri, gazeteci arkadaşlar ve Cumhuriyet okurları cezaevi önünde toplandı.

    “EVRENSEL HUKUK NORMLARI AÇISINDAN TÜRKİYE’NİN İTİBARINI KURTARDI”

    İki ufak çocuğu ile birlikte cezaevi önünde bulunan Aslı Gül, yüksek mahkemenin kararını basın mensuplarına değerlendirdi. Sevinçli olduklarını eden Aslı Gül, “Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı Türkiye’de kurumsallığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bize hatırlattı. Evrensel hukuk normları açısından Türkiye’nin itibarını kurtardı. Türkiye toplumuna şöyle bire mesaj verdi; ‘Düşünün düşündüğünüzü ifade etmekten korkmayın’ dedi bence” dedi.

    “İLK MAHKEMEDE ÇIKACAĞINDAN UMUTLUYDU”

    Ankara’dan gelirken yolda haberi aldıklarını anlatan Gül, “Bindik geliyorduk. Haberi aldık, boşa gelmemiş olduk. Son görüşmemizde ilk mahkemede çıkacağından umutluydu. En son görüşmemizde ben ona sen mahkemeden ben Anayasa Mahkemesi’nden umutlu olmaya devam edelim dedim. İlk kez siyasi bir öngörüsü kendi kişisel tarihimiz açısından hatalı çıktı” diye konuştu.

    “DİĞER GAZETECİLER BAKIMINDAN DA İNŞALLAH EMSAL OLUR”

    Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP’li Sezgin Tanrıkulu ise, “Özgürlüklerinden yoksun kalan diğer gazeteciler bakımından da inşallah emsal olur. Ve yargı yeni bir AYM kararı beklemeden tutuklu bulunan diğer gazeteciler bakımından da bir karar verir. Bunu da mahkemelerden beklemekteyim” şeklinde konuştu.

  • Can Dündar’ın Eşinden İlk Açıklama

    Anayasa Mahkemesinin ‘hak ihlali’ kararının ardından Silivri Cezaevi önüne gelen Dilek Dündar, “Anayasa Mahkemesi çok güzel bir karar verdi. Can’ları almaya geldik” dedi.

    Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın eşi Dilek Dündar Anayasa Mahkemesinin ‘hak ihlali’ kararının ardından Silivri Cezaevi önüne geldi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tahliye taleplerine ilişkin değerlendirme yapmasını eşinin tutuklu bulunduğu cezaevi önünde bekleyen Dilek Gül burada basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Anayasa Mahkemesi’nin çok güzel bir karar verdiğini ifade eden Dilek Dündar, “Siyaset üstü olduğunu gösterdi. Şimdide Can’ları almaya geldik. Bekliyordum. Hep bekliyordum mahkemelerden de bekliyordum. Çünkü herhangi suç teşkil eden bir şey yapmamışlardı. Sadece gazetecilik yapmışlardı. Ama bunun için biraz uzun süren bir alıkoyma oldu. İnşallah böyle şeyler bir daha hiçbir gazetecinin başına gelmez. Herkes haberini özgüvenle tutuklanacağım, işten kovulacağım diye yapmaz. Basın için güzel bir gün olur inşallah” dedi.

    “TÜRKİYE’DE GAZETECİLİĞİN ZOR DURUMUNU BİR ŞEKİLDE YURT DIŞINDA DUYURMAYA ÇALIŞTIM”

    “Eşinin tutuklu olduğu 92 günlük sürede hayatınızda neler değişti” şeklindeki bir soru üzerine Dilek Dündar, “Ben biraz yoğun bir çalışmaya girdim. Özellikle yurt dışında ve yurt içinde görüşmeler yaptım. Bugün Washington’dan yeni dönmüştüm. Bavulu eve bıraktım, karar geldi buraya geldim. Konuyu herkese duyurmaya çalışmıştım. Türkiye’de gazeteciliğin zor durumunu bir şekilde yurt dışında duyurmaya çalıştım. O çabalarım için her yere gittim. En sonunda bugün Washington’dan döndüm. Şimdide Can’ı almaya geldim” ifadelerini kullandı.

    Anayasa Mahkemesi’nin kararını davaya bakacak olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiğini aktaran Dilek Dündar, “14. Ağır Ceza Mahkemesi cezaevine faks çekecek ve serbest kalacaklar” şeklinde konuştu.

    “YÜZDE 90 ALMAYA GELDİK DİYEBİLİRİZ”

    Bir basın mensubunun tersi bir şey beklenmiyor deme şeklindeki bir soru üzerine ise Dündar şöyle konuştu:

    “İnşallah olmaz. Ben Türkiye’de neler olup biteceğine emin olamıyorum. Yüzde 90 almaya geldik diyebiliriz. Eşimle görüşemedik. Avukatlar içeride bizi almazlar. Biz kapıda bekleyeceğiz.”

    “ADALET HER ZAMAN YERİNİ BULUR DERLER”

    Cezaevi önüne gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran ise yaptığı açıklamada, “Adalet her zaman yerini bulur derler. Belki ülkemizde kör topla gidiyor. Ama ağırda olsa yerini buldu. Tarihe karanlık not olarak tarihe geçecek olan olayların bir daha olmamasını istiyoruz” şeklinde konuştu.