Etiket: eserlerin

  • Asırlık tarihi eserlerin yurt dışına kaçırılmasına polis engeli

    Türkiye’den Bulgaristan’a tarihi erer kaçakçılığı ihbarı alan polis, İstanbul, Tekirdağ, Çanakkale ve Bulgaristan’da düzenledikleri eş zamanlı operasyonlarda 7 zanlıyı gözaltına aldı. Bulgaristan’a kaçırılması planlanan kılıç, kadın heykeli, çok sayıda sikke ve tarihi eser ele geçirildi.

    Emniyet Genel Müdürlüğü koordinesinde Bulgaristan Emniyet makamlarıyla ortaklaşa yapılan çalışmalar sonucu, tarihi eser kaçakçılığı suçu ile ilgili olarak 12 Mayıs 2017 tarihinde Bulgaristan polisiyle eşzamanlı olarak Tekirdağ’da 3, İstanbul’da 3 ve Çanakkale’de 1 kişi olmak üzere 7 şahsa arama, yakalama ve gözaltına alma işlemi yapıldı. Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü, Çorlu Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekiplerince, adli mercilerden alınan kararla yapılan eş zamanlı operasyon düzenlendi.

    Bulgaristan’a kaçırılması planlanan tarihi eserlerin yakalanması için düzenlenen operasyonlar kapsamında, Alparslan K. isimli şahsın İstanbul Küçükçekmece Kartaltepe Mahallesi 1. Erdem Sokaktaki adresinde 4 adet açık yeşil renkli sikke dökümlerinde kullanıldığı düşünülen kalıplar ele geçirildi. Aynı şahsın Kartal Soğanlık Yenimahalle Halide Edip Sokaktaki bir apartmandaki dairesinde yapılan aramalarda ise, 1 adet üzerinde Arapça ve değişik çiçek motifleri bulunan sap bölümü ağaç olabileceği değerlendiren kılıç ve kılıca ait uç tarafında kurt başı figürü bulunan metal kılıf, üzerinde Osmanlı tuğrası olduğu değerlendirilen sarı renkli 11 adet sikke, küçük boyutlarda Osmanlı tuğrası bulunan 8 adet sikke, 1 adet yeşil ve toprak renkli yuvarlak metal parça, 1 adet sarı renkler üzerinde yabancı dilde yazı bulunan dört kollu kare figürlü yuvarlak metal parça, 1 adet üzerinde dişler bunlar koyu gri renkli yuvarlak ahşap olduğu değerlendirilen parça, 1 adet Osmanlı tuğrası figürü bulunan siyah renkli metal sikke, 2 adet siyah renkli üzerinde değişik figürler bulunan sikke olduğu değerlendirilen metal parça, 2 adet yuvarlak üst kısmında delik bunlar koyu renkli sikke olduğu değerlendirilen metal parça, 1 adet siyah renkli yuvarlak üzerinde Osmanlı tuğrası bulunan sikke olduğu değerlendirilen metal parça, 1 adet yuvarlak düz kısmında küçük delik bulunan üzerinde haç resmi bulunan gri renkli yuvarlak sikke olduğu değerlendirilen parça, 1 adet orta kısmına kadar kesilmiş üzerinde değişik ibareler bulunan metal parça, 1 adet sarı renkli yuvarlak tek tarafında Osmanlıca ibareler bulunan metal parça, 1 adet yuvarlak bir tarafında erkek resmi bulunan kulplu metal parça, 1 adet gri beyaz renkte değişik figürler bulunan metal parça, 1 adet toprak renkli oturan çıplak kadın heykeli ele geçirildi.

  • Topbaş: “Artık tarihi eserlerin değerinin farkındayız”

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “Artık bir tarihi eserin ne kadar değerli ve korunması gerektiğinin hepimiz farkındayız” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği “İstanbul Turizminin Sürdürülebilirliği” konulu konferans Bursa’da başladı. Bir otelde 2 gün sürecek programın açılışına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin yanı sıra turizm sektörü temsilcileri katıldı. Başkan Recep Altepe, Bursa ile İstanbul’un bir bütünün iki parçası olduğunu ifade ederek, “Son bağlantı yolları ve Osmangazi köprüsü ile birlikte 1 saatte Beşiktaş’a gidebiliyoruz” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise, İstanbul’un turizmden hak ettiği payı alması ile birlikte Türkiye turizmine büyük katkı sağladıklarının altını çizdi. Dünyada turizmi en büyük etkileyen şeyin terör olayları olduğunu belirten Topbaş, “Bütün dünya şehirleri aynı tedirginliği yaşıyor. Bunun yanı sıra ciddi anlamda birtakım bilgi kirlilikleri ortaya konmaktadır. Teröre karşı en ciddi duruş turizm ile olur. Turizm demek teröre baş kaldırmak demektir. Bunu bütün dünya insanları olarak hepimizin yapması gerekmektedir” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak alt yapı imkanlarını geliştirdiklerini vurgulayan Topbaş, “6 metro hattından bir tanesinin imza protokolünü yaptık. 2.3 milyarlık liralık bir projedir. 18 buçuk kilometrelik bir çalışma olacak. Belediye olarak bir finans kuruluşuna da borcumuz yoktur. Bu 6 projeden sadece bir tanesidir. Diğerlerine zamanı gelince imza atılacak. Metrolardaki geldiğimiz nokta 180 kilometre. Şu an inşaat devam ediyor. 72 kilometrelik ihalesi yapıldı, 150 kilometrelik bir yerin inşaatı da devam ediyor. Alt yapıdan ulaşıma kadar ne gerekiyorsa yapmaya çalıştık” ifadelerini kullandı.

    Topbaş, “Biz tarihi şehri korumuş olsaydık, ihtiyaçları çok daha dengeli ve planlı olarak kentin dışına atabilmiş olsaydık, ulaşım sistemlerini ona göre kurar, bugün bunları konuşmazdık. Tarihi yerlerin ve İstanbul’un güzelliklerine doyum olmazdı. Ama maalesef sanayileşme sürecinde bunlar kurban gitti ve bizler farkında olmadık. Ama şu anda hem yerel yönetimler, hem merkezi yönetimler ve vatandaşlarımız bunların farkındadır. Artık bir tarihi eserin ne kadar değerli ve korunması gerektiğinin hepimiz farkındayız. Bizler inanıyoruz ki bundan sonraki süreci bizler daha iyi yöneteceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.

    Konuşmaların ardından sektör temsilcileri görüşlerini dile getirerek, turizmin kalkınması ve gelişmesi için çözüm tekliflerini paylaştı.

  • Bu eserlerin değerini sanatçının hayatı belirliyor

    Hediyem İstanbul, tombak sanatçısı İsmail Bülbül ile Ebced hesabı ile tasarlanmış koleksiyonerlere özel eserler hazırladı.

    Kalemkâr ve tombak sanatçısı İsmail Bülbül, İBB Kültür A.Ş.’nin Hediyem İstanbul markasına özel minyatür bakır miğfer, kalkan ve at alınlığı üretti. Bu üç ürünün hikâyeleri Ebced hesabı ile oluşturulan bir kompozisyonla eserlere aktarıldı.

    Sınırlı sayıda üretilen eserler, hiçbir teknolojik alet kullanılmadan 16. yüzyılda kullanılan aletlerle ve o dönemki uygulanış şekliyle yapıldı. Eserlerin desenleri sanatçı tarafından üretilen 300 farklı çelik kalem ve elmas kalemle işlendi.

    Tombakların değerini sanatçının sanatı uğruna ödediği hayat belirliyor

    Tombak oldukça zahmetli ve riskli bir sanat dalı. Bu sanatı hakkı ile yapabilmek için sanatkârların ömürlerini adamaları gerekiyor. Tombak sanatında uygulanan kaplama veya eskitme tekniklerinde kullanılan tariflerde kanserojen maddelerin yer alması sebebiyle, birçok sanatkâr en verimli zamanında hastalanarak vefat etmiş. Tarihte tombak sanatçıların kansere yakalanma ve erken yaşta vefat etme oranı yüzde yüz iken, günümüzde gelişen tıp ve kullanılan maddelerdeki kanserojen oranlarının değişmesi ile birlikte oran yüzde kırklara geriledi.

    İki hükümdarlığın yükselişinin anlatıldığı miğfer

    Hediyem İstanbul’a özel olarak 26×10 cm olarak üretilen minyatür miğferin tepesindeki formlar 16 Türk devletini temsilen 16 dilimden oluşuyor. Selçuklu ve Osmanlı dönemi süsleri ile bezeli miğferde bulunan Selçuklu deseni geçmeli “Y’’ yükselişi temsil ediyor. Osmanlı’nın en büyük yükselişi ise Yavuz Sultan Selim Han döneminde olduğundan miğferde bu desen de kullanılıyor.

    İlahi desteğin sembolü kalkan

    26×16 olarak üretilen bakır kalkanın alt kaidesine yine 16 dilim göze çarpıyor. Kalkandaki gül bezemesi ise; Osmanlı’nın geçilemez denilen Sina Çölü’nü geçmesi, hilafeti Türklere geçirmesi, geçiş esnasında Hz. Muhammed’in orduya mihmandar olarak nasip olması sebebi ile o Sultan’a kalkan olan ilahi desteği temsilen işlenmiş. Güllerin arasında olan Selçuklu “Y” desenleri yine yükselişi temsil ediyor.

    Hadis ve rivayetlerle form bulan at alınlığı

    26×5 cm olarak üretilen at alınlığının üzerindeki desenin hikayesi Yavuz Sultan Selim ile Hasan Can arasında geçtiği rivayet edilen bir konuşmaya dayanıyor. At alınlığının aşağıya doğru akan kısmında Nal-ı Şerif (Peygamber Efendimizin ayak izi) olan formda rumiler mevcut. Üst kısmında hilal ve hilal içinde güller vardır. Bu desenler Yavuz Sultan Selim ile birlikte halifeliğin Türklere geçişini temsil etmektedir.

    İsimsiz sanatkârlar tarifi hep eksik verdi

    Milattan önceye tarihlenen kazılarda yemek kaplarında rastlanan tombağın sanata dönüşmesi ve zirveye ulaşması Osmanlı döneminde oldu. Tombak sanatçıları, edep sebebiyle ve kibre kapılmamak için eserlerine imzalarını atmadı. Bu sebeple hayatlarını erken yaşta kaybetmelerine sebep olmasına rağmen günümüze ulaşan nadide eserlerde tombak sanatçılarının isimlerine rastlanmamakta.

    Ebced hesabı ile tasarlanıyor

    Eserlerin tasarım aşamasında yapılacak esere göre üzerine koyulacak kulp, menteşe, tepelik, zincir, emzik gibi kısımlar ayrıca çiziliyor. Eserin madeni ocaktan çıkarıldıktan sonra tasarlanan formun ölçülerine göre kesiliyor. Kesilen kısım tavlanarak ve demir örs üzerinde dövülerek form veriliyor. Form verildikten sonra üzerine işlenecek olan desenlerin tasarımına geçiliyor. Desenler, eser hangi medeniyeti anlatacaksa o dönemin tarzını yansıtan figür ve motiflerden seçilerek bir kompozisyon haline getiriliyor. Yapılacak kompozisyonlar genellikle Ebced hesabı dikkate alınarak tasarlanıyor, bölme ve figür sayıları bu hesaba göre belirleniyor.

    300 çeşit çelik kalem ve elmas kalemle işleme yapılıyor

    Çizilerek eser üzerine aktarılan kompozisyonların içi, işleme işlemine geçilmeden önce formu zarar görmesin diye zift veya kurşun ile dolduruluyor. Doldurma işleminden sonra kakma, oyma, işleme, ajur gibi teknikler kullanılarak eser her ayrıntısıyla işleniyor. Kakma işlemi sırasında yine sanatkârın kendi elleriyle yaptığı yaklaşık üç yüz çeşit çelik kalem kullanılıyor. Kakma işleminden sonra esere göre oyma, işleme veya ajur teknikleri uygulanıyor. Daha sonra işlenmiş desenin oyuk kalması istenilen negatif kısımları keski kalem ile sabırla tek tek vurularak objeden ayrılması sağlanıyor. Ajur işlemi de bittikten sonra eserin içindeki zift veya kurşun çıkartılıyor.

    On beş zehirli aşamadan geçip altınla mükâfatlandırılan sanat

    Çalışma altın, gümüş, bakır veya pirinç olmasına göre kalıntılarının temizlenmesi için farklı sıcaklıklardaki ateşte tavlanıyor. Kor ateş kırmızısı iken su ve keskinliği alınmış asit karışımı içerisine atılıyor. Bir veya iki saat asitte bekletildikten sonra bakır üzerindeki ilk zehirli ve kirli kabuğunu asitin içinde bırakarak, saf temiz haline dönüyor.Bakırın tavladıktan sonra asite atılan birinci zehirli katı tortusu yine kanserojen. Çalışma ateşte yumuşadığından tekrar eski gücüne gelmesi için çelik örs ve çekiçle yeniden dövülüp sertleştiriliyor. Daha sonra esere göre montaj işi başlıyor parça ve aparatlar bir araya getiriliyor. Tombaklamadan önceki son aşamada cila işlemi yapılarak bakır yüzeyi tüm kirden arındırılıyor. Böylece eser yaklaşık on beş çeşit zehir ihitiva eden aşamalardan geçerek tombaklanacak hale gelmiş oluyor. Eser son olarak tombaklanarak altın ile buluşup mükâfatını alıyor ve tombak oluyor.

  • Antik eserlerin ömrü uzatılıyor

    Dünya Kültür Mirası geçici listesinde yer alan Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Aşk ve Gladyatörlerin kenti Stratonikeia antik kentinde Pamukkale Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığında yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkan metal ve seramik eserler kazı alanında oluşturulan laboratuvarda mikroskoplarla yapılan temizlik ve konservasyon sonucu ömrü uzatılıyor.

    Dünyanın en büyük mermer antik kenti olmasının yanı sıra, içinde Helenistik, Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemini barındıran ender antik kentlerden birisi durumundaki Stratonikeia antik kentinde kazılarda ortaya çıkan eserler ince ve titiz bir çalışma sonrası temizlik sonrası daha fazla yıpranması önlenerek ömrü uzatılıyor.

    Stratonikeia antik kenti kazı başkanı Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Bilal Söğüt, kazılarda çıkan metal ve seramik eserlerin bakımları yapılarak ömrünün uzatıldığını açıkladı. Söğüt, “Kazı esnasında bulduğumuz eserlerin hepsinin gerekli olan bakımlarını, konservasyonlarını yaparak depoya teslim ediyoruz. Buradaki arkadaşlarımız seramik ve metal eserlerin temizliğini, konservasyonunu ve gerektiğinde restorasyonunu yapıyor. Her birimin başında mutlaka sorumlu bir arkadaşımız var. Burada Pamukkale Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma Onarım Bölümünden öğretim görevlisi Fatma Şenol başkanlığında bu arkadaşlarımız çalışıyor. Stratonikeia antik kentinde yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkan tüm metal ve seramik eserlerin tamamı yani 3 bin yıllık tarihi süreç içindeki tüm eserlerin bakımını yaparak o eserlerin ömrünü uzatıyoruz. Bu eserlerin bakım çalışmaları yapıldıktan sonra müzeye teslim ediyoruz” dedi.

  • Hadrianapolis antik kentinde, paha biçilmeyen eserlerin bulunduğu alanın kapısında anahtar unutulmuş

    Karabük’ün Eskipazar ilçesinde yer alan, “Batı Karadeniz’in Zeugma’sı” olarak adlandırılan Hadrianapolis Antik Kenti yılardır turizme açılmayı beklerken, üzeri kapatılan alanın kapısında anahtarı unutuldu.

    Hadrianaupolis’teki kazılarda, M.Ö. 1. yüzyılda kurulduğu ve M.S. 8. yüzyıla kadar yerleşim amacıyla kullanıldığı tahmin edilen Anadolu’da örnekleri hiç görülmeyen bazı zemin mozaiklerin yer aldığı Eskipazar ilçesinde gün güzüne çıkarılan alanın kapalı çatı kısmının bulunduğu alan turizme açılmayı bekliyor. Geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda bir ziyaret için Eskipazar ilçesine giden Eski Karabük Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Karaarslan, cep telefonu ile yaptığı çekimlerde, kapıda anahtar unutulduğunu ortaya koydu.

    Kültür ve Turizm İl Müdürü İbrahim Şahin, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, kazı alanında ve gün yüzüne çıkarılan alanda güvenlik görevlilerin yerlerini terk edip gitmesi ile ilgili gerekli soruşturmanın yapılacağını söyledi.

    Şahin, “Tarihi alanın bulunduğu ve kapalı olan alanda kapanın üzerinde anahtar unutulup gidilmesi kabul edilmeyecek bir durum olup, orada görevli olan güvenlik ekibinin de yerini terk etmesi de kabul edilemez. Bu konuda İlçe Kaymakamlığı tarafından tahsis edilen güvenlik görevlileri hakkında gerekli soruşturma açılacaktır. Diğer yandan, üstü kapatılan alanın da bu yıl turizme açılması için Bakanlıkla görüşmeler devam ediyor ve belli bir kısmın bu yıl içinde turizme açılmasını arzuluyoruz” dedi.