Etiket: Esas

  • Esas 67 Burada’dan Minik Öğrencilere Yeni Yıl Sürprizi

    Yayla Teknik ve Meslek Anadolu Lisesi Uygulama Ana Okulu tarafından yılbaşı eğlencesi düzenlendi.

    2016 yılında bir gün kala Esas 67 Burada AVM ve Yayla Teknik ve Meslek Anadolu Lisesi Uygulama Ana Okulu tarafından minik öğrencilere yılbaşı eğlencesi düzenlendi. Düzlenen yılbaşı eğlencesinde öğrenciler çalınan parçalarla gönüllerince eğlendi. Düzenlenen etkinlik hakkında bilgi veren sınıf öğretmeni Diren Güngör şunları söyledi:

    “Okulun eğitim sistemi yeniliklere çok açık bir okul olduğu için etraftaki her şeyden yararlanmak istedik. Esas 67 buradaki materyalleri çok beğendik biz burada sürekli farklı çocuklar için ulaşabileceğimiz materyal kullanıyoruz. Avm yönetimi bu konuda bizlere çok yardımcı oldu. Bugün burada yeni yıl eğlencesi yapmak istedik. Başta avm yönetimi olmak üzere tüm katkı sağlayanlara teşekkür ediyoruz.”

  • Esas 67 AVM Yenitürkü’yü Ağırladı

    Konser vermek üzere Zonguldak’a gelen Yenitürkü Müzik Grubu, Esas 67 AVM’de hayranlarıyla buluştu.

    Konser için Zonguldak’a gelen müzik grubunu hayranları yoğun ilgiyle karşıladı. AVM’nin giriş katında “Olmasa Mektubun” adlı parçayı canlı sergileyen müzik grubu, hayranlarıyla bol bol hatıra fotoğrafı da çektirdi.

    Mini konserin ardından hayranlarının kitap, albüm CD’si ve afişlerini imzalayan Yenitürkü Müzik Grubu AVM’den ayrıldı.

  • Ünal: “Ermenilerin Esas Peşinde Olduğu Husus Türkiye’den Toprak Talebi”

    Denizli Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Ali Ünal, Ermenilerin esas peşinde olduğu hususun, Ermeni soykırımını bütün ülkelerin ve Türkiye’nin kabul etmesi, Türkiye’den tazminat talebi ve toprak talebi olacağını söyledi.

    İlkadım Belediyesi tarafından düzenlenen “Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi” konulu 3. Uluslararası İlkadım Sempozyumu’na konuşmacı olarak katılan Denizli Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Ünal, katılımcılara “Ermeni Propagandaları ve Türkiye” adlı bir sunum yaptı.

    Ermeni meselesinin 100 yıldan beri Türkiye’yi meşgul eden bir hadise olduğunu belirten Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Ünal, “Bu meselenin doğrudan doğruya şark meselesi ile alakası var. Bugünkü Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar siyasi bakımdan dünyanın en karışık ve problemli yerleridir. Bu coğrafyada daha önce 400 yıl süren bir Pax Ottomana Osmanlı barışı var. Tarihçilerin birçoğu bu durumu tespit ediyorlar. Ne zaman Osmanlı kuvvetleri düşmüş bu bölgelerin hepsinde problemler çıkmaya başlamış. 19. yüzyıl bir diplomasi çağıdır. Osmanlı İmparatorluğu ayakta kalabilmek için mecburen diplomasiye başvurdu. Çünkü askeri gücünü kaybetmişti” dedi.

    “ERMENİLER 1. DÜNYA SAVAŞI’NDA RUSLARIN TAHRİKİ İLE AYAKLANDI”

    Ermenilerin 1. Dünya Savaşı’nda Rusların tahriki ile ayaklandığını ifade eden Ünal, “Ermeniler Berlin Anlaşması’nda meşhur 61. maddeye dayanarak, Ruslar ve İngilizlere güvenerek organize oldular. Çeşitli örgütler kurdular. Bunlar faaliyetlere başladılar. Faaliyetleri de ‘bir yerde ayaklanma çıkaracaksın, devlet o ayaklanmayı bastıracak ve bütün dünyaya devlet şiddet uyguluyor’ denecek. Zaten bunu bugün PKK terörü ile yaşıyoruz. Aynı şeyler 1890’larda oldu. İstanbul’da aynı şeyler yapılmaya başlandı. İki toplum arasında müthiş bir gerginlik oldu. Aynı şey 1. Dünya Savaşı içerisinde cereyan etti. Cephe gerisindeki Ermeniler, Rusların tahriki ile ayaklandılar. Zaten Ruslar, Ermenilerden gönüllü birlikler oluşturmuşlardı. Onun için tehcir uygulaması gündeme geldi. Şimdi Ermeniler tehciri bütün dünyaya ‘Türkler soykırım yapıyor’ sloganıyla duyurdular. Rakip devletler de bunu Türkler aleyhinde kullandılar. Tehcir sırasında gerçekten acı olaylar yaşandı. Ermeni toplumu hakikaten hak etmediği bir muameleye maruz kaldı. Ama bunu planlı bir soykırım olarak nitelendirmek mümkün değildir. O dönemde kim acı yaşamadı ki. Açlıktan ölen birçok insan var. Savaşın getirdiği birçok sebep olduğu olumsuz sonuçlar var. Sadece Ermeniler bu sorunları yaşamadı. Bugün tarihçiler tartışıyor, Suriye, Lübnan bölgesinde 200 bin kişinin açlıktan öldüğünü söylüyor. İttihat ve Terakki’nin yanlış uygulamalarından dolayı ocaklar mahvoldu. İttihat ve Terakki bu milletin arzu ederek iş başına gelen bir kadro değil, bir darbe ile işbaşına geldi. 1913 Babıali baskını ile de iktidara el koydular. Ondan sonra 1. Dünya Savaşı’na girişimiz Enver Paşa’nın, Napolyon olma sevdasına girdiği bir savaştır. Sonra da imparatorluk mağlup oldu. O kadronun yaptığı hatalar bütün millete mal edildi. O hataların faturasını şimdi bize ödetmeye çalışıyorlar” diye konuştu.

    “ERMENİLER KADAR İYİ ÇALIŞMADIK, KULAĞIMIZIN ÜZERİNE YATTIK”

    1914 yılından önce 100 binden fazla Ermeni’nin Amerika’ya göç ettiğini belirten Ünal, “Sistemli bir soykırım yaşanmadı. Bunların gündeme gelişi 1973 yılındadır. 70 yaşındaki bir Ermeni 2 Türk diplomatını Los Angeles’ta görüşmeye çağırtı ve orada tabanca ile vurup şehit etti. Peşinden Asala terörü dediğimiz Ermeni terörü başladı. Bütün televizyonlarda ve radyolarda ‘1915 yılında Türkler 1.5 milyon Ermeni’yi kesmişlerdi. Bugün de 1 Ermeni 2 Türkü vurdu’ diye veriyorlardı. Yani gayet masumane ve vurması normal demeye getiriyorlardı. Asala terörü diplomatlarımızı hedef almaya başlamıştı. Sürekli bu şekilde yapıyorlardı. Ermeni propagandası 1915’ti ama 80 yıl boyunca Ermeniler boş durmamışlardı. Kendi tezleri lehine müthiş çalışmalar yapmışlar. Bir kütüphane dolusu araştırmalar yapmışlar. Bizim aklımıza 1973 yılından sonra geldi. Dışişleri’nin ilk açıklaması ‘Bunlar Osmanlı İmparatorluğu zamanında cereyan etmiş olaylardır. Dolayısıyla bizi ilgilendirmez’ diye açıklama yapmışlardı. Daha sonra bu açıklamayı çevirmek zorunda kaldılar. Ermeni terörü 1980 yılında bitti. Onlarca diplomatımızı, masum insanlarımızı katlettiler. Ne zamanki batıya zarar vermeye başladı, Fransa’da bir patlama olmuştu ve orada 5 Fransız ölmüştü. O zaman Batılı devletler kendilerine zarar verecek diyerek Asala terörünü hoş görmemeye başladılar ve terör bitti. Asala terörü bitti, 1984 yılında PKK terörü başladı. Kalkınan ve gelişen bir ülkeye çelme takmak için daima bir takım unsurlar olacaktır. Şunu kabul edelim ki, biz Ermeniler kadar iyi çalışmadık. Kulağımızın üzerine yattık. 1973’lerden sonra Türkiye’de Ermeniler propagandasına karşı ‘bu işin hakikati nedir, araştıralım’ şeklinde bir takım girişimler oldu ama çok iyi sonuçlar üretemedik. Kendilerini öyle bir inandırmışlar ki, hiçbir Batılı topluma siz Ermeni soykırımı olmadığını ikna edemezsiniz. Çünkü Batılılar psikolojik olarak Ermenilerin iddialarına inanmaya hazır durumdadır. Ermeniler Hristiyan bir toplumdur. Batı’ya da bu yüzden sempatik gelmektedir” şeklinde konuştu.

    “ERMENİLERİN HEDEFİ TÜRKİYE’DEN TOPRAK TALEBİ OLACAKTIR”

    Ermenilerin hakikat peşinde olmadıklarını, onların siyaset peşinde olduklarının altını çizen Ünal şunları söyledi: “Bunların temeldeki hareket noktaları siyasettir. Yani soykırımı bize kabullendirmek, esas itibariyle onlar için basit bir siyaset ama bizim için bunun yıkıcı sonuçları olacak. Türk milletini suçluluk kompleksine itecektir. Arzu edilen şey de budur zaten. 1915 yılında olan olaylar karşılıklı bir savaştır. Ermeni toplumu da zarar görmüştür. Ama Türk milleti daha çok zarar görmüştür, daha çok ızdırap çekmiştir. İşin gerçeği de budur. Ermenilerin esas peşinde olduğu husus, siyaset yani Ermeni soykırımını bütün ülkelerin ve Türkiye’nin kabul etmesi, peşinden tazminat talebi ve peşinden de toprak talebi gelecektir. Bizim bunlara karşı uyanık durmamız lazım. Türkiye’nin bu noktada sadece haklı olmaya ihtiyacı yok. Onun yanında güçlü olmaya da ihtiyacımız var. Çünkü karşınızdaki insanlar hakikat peşinde değiller. Bizim hakikat peşinde olmamız bir sonucu değiştirmeyecek. Hem hakikat peşinde olmamız hem de güçlü olmamız gerekir. Ermeni propagandalarını ancak bu şekilde önleyebiliriz.”

  • Kılıçdaroğlu: “tüm Siyasi Partiler Bizim Seçim Bildirgemizi Esas Aldılar”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin sorunlarını en iyi bilen partinin CHP olduğunu söyleyerek, “Artık bunu herkes kabul ediyor. Çünkü tüm siyasi partiler bizim seçim bildirgemizi esas aldılar” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Eskişehir Sıhhiye Meydanı’nda düzenlenen mitinginde konuştu. Miting öncesi Eskişehir’deki Gezi eylemlerinde hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz da anıldı. Ardından CHP’li milletvekilleri ve belediye başkanları tanıtıldı. Mitingde konuşan Kılıçdaroğlu, koalisyon sürecinde yaşananları anlattı. 3 aylık seçim hükümeti istendiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “İnanıyorum ki 1 Kasım’da Eskişehir bir tarih yazacak, demokrasinin tarihini yazacak. 7 Haziran’da sandığa gittik, vatandaş oyunu kullandı ve ortaya bir tablo çıktı. Tablo şuydu; hiçbir partiye hiçbir yetki vermedi milletimiz. Oturun kendi aranızda uzlaşın, ‘Türkiye’nin çözülmesi gereken çok büyük sorunları var. Sorunlar çok birikti, oturun bir koalisyon kurun ve ülkenin sorunları çözün’ dediler. Bize geldiler, ‘Hoş geldiniz’ dedik, ‘Başımızın üstünde yeriniz var’ dedik. Madem görev size verildi, koalisyon kurmak istiyorsanız biz hazırız, çünkü bizim için önce parti değil, bizim için önce ‘ben’ değil, bizim için önce Türkiye’nin çıkarlarını savunuruz’ diye söyledik. ‘Tamam’ dediler. 10 günlük bir konuşma oldu. 10 günün sonunda dediler ki, ‘Biz 4 yılık bir koalisyon istemiyoruz’. Ne istiyorsunuz? ‘3 aylık seçim hükümeti’ dediler. Biz de ‘kusura bakmayın’ dedik. 3 aylık seçim hükümeti milli iradeye saygısızlık olur’ dedik” ifadelerini kullandı.

    “SEÇİM BİLDİRGEMİZİ KOPYALAMIŞLAR”

    CHP’nin seçim bildirgelerinin esas alındığını ileri süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin başka bir gerçeği, 7 Haziran’da seçim bildirgesi açıkladık. ‘Emekliye 2 maaş ikramiye, asgari ücret net bin 500 lira, 800 bin kamuda çalışan taşeron işçisine kadro vereceğiz’ dedik. ‘Çiftçi için mazotu 1 lira 80 kuruş yapacağız’ dedik. Bütün bunları ifade ettik. Öğrencinin yurt sorununu 13 yılda beceremediler, bir yılda çözeceğiz dedik. ’Parayı nereden bulacaksınız?’ dediler. ‘Saray için kaynak varsa vatandaş için hayli hayli var’ dedik. Sonra bir baktık, 7 Haziran sonrası yeni bir seçim bildirgesi, bizimkini kopya yapmışlar. Asgari ücret, taşeron işçi, hepsi var orada. Bu şunu gösteriyor; Türkiye’nin sorunlarını en iyi birlen parti Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin sorunlarına en güzel çözüm getiren parti Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin geleceğini en iyi düşünen parti Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’yi yönetecek en sağlam kadrolar Cumhuriyet Halk Partisi’nde var. Artık bunu herkes kabul ediyor. Çünkü tüm siyasi partiler bizim seçim bildirgemizi esas aldılar.”

    “SİYASET KAVGA ALANI DEĞİLDİR”

    “Siyaset ülkenin, vatandaşın sorunlarını çözmektir” diyen Kılıçdaroğlu, siyasetin iki dar alana hapsedildiğini öne sürerek, “Siyaset kavga alanı değildir. Siyaset toplumu ayrıştırma alanı değildir. Siyaset ülkenin, vatandaşın sorunlarını çözmektir. Siyaseti iki dar alana hapsettiler. Din üzerinden, etnik kimlik üzerinden siyaset yapıyorlar. İbadet Allah için yapılır, siyaset için yapılmaz. Her şeyi istismar ediyorlar. Bütün değerlerimizi istismar ediyorlar. Buna izin vermeyeceğiz, vermemeliyiz. Etnik kimlik üzerinden siyaset bu da son derece yanlış. Hiçbirimiz anne babalarımızı seçme özgürlüğüne sahip değiliz ama hepimiz anne ve babamızla gurur duyarız. Herkesin kimliği kendi şerefidir. Bu siyaset konusu olur mu? Asla olmayacak. Size sözüm söz, ne inancı, ne etnik kimliği, ne yaşam tarzını siyasete konu etmeyeceğim. 78 milyon yurttaşımı kucaklayacağım, sözüm sözdür” dedi.

    “İKİ TRAKYA BÜYÜKLÜĞÜNDE ALAN 10 YILDIR EKİLMİYOR”

    İktidara gelmesi halinde hayata geçireceği çalışmaları sıralayan Kılıçdaroğlu, “Emekliye bizim gönül borcumuz var. Emekli yıllar yılı çalıştı, ülkenin kalkınmasına katkıda bulundu. Her duvarın arkasında, fabrikanın temelinde onların alın teri var. Emekli oldu diye açlığa mı mahkum edelim? İnsanca bir düzen dedik. Asgari ücretli bin 500 lira olacak. Bizi işverene şikayet ettiler. Aman ha bak CHP asgari ücreti artırıyor, neden itiraz etmiyorsunuz? Bu ülkede asgari ücretin kaç lira olduğunu da bizden öğrendiler. Çünkü onların asgari ücretle ilgileri yok ki. Dolarlara Avrolarla oynuyorlar, onlar ayakkabı kutularıyla oynuyorlar. Onlar da bir karar almışlar. ‘Asgari ücret bin 330 lira olacak’ diyorlar. Sözüm söz tüm işçiler için asgari ücreti bin 500 lira yapacağım. Eskişehir aynı zamanda bir tarım kenti. Bereketli toprakları var. Çiftçi perişan, mazotu 1 lira 80 kuruş yapacağız, kıyameti koparıyorlar. Kardeşim sen yata verirken ben ses çıkarıyor muyum? Sen tercihini yattan yana yapıyorsun, ben tercihimi çiftçinin traktöründen yana yapıyorum. Tarım tüm ülkelerde stratejik alandır. Toprak ekilmezse olmaz. Çiftçinin üretmesi lazım. İki Trakya büyüklüğünde alan son 10 yılda ekilmiyorsa bu çok büyük bir ayıptır” diye konuştu.

    “DEVLET KİNLE YÖNETİLMEZ”

    1 Kasım seçimlerinin önemine değinen Kılıçdaroğlu, “Devlet akılla yönetilir, devlet kinle yönetilmez, intikam duygusuyla yönetilmez, devlet önyargı ile yönetilmez. Devlet basiretle, akılla, sağduyu ile yönetilir. Sevlet danışılarak yönetilir. Devlette kavga olmaz. Türkiye, cumhuriyet tarihinin en büyük krizlerinden birisini yaşıyor. Neden mi? Ülkeyi kim yönetiyor? Kimin Başbakan kimin Cumhurbaşkanı olduğunu kim söyleyecek Allah aşkına? Kağıt üstünde var ama kim yönetiyor Türkiye’yi? Böyle bir düzen olmaz, böyle bir yapı olmaz. Tam bir kargaşa, çivisi çıkmış bir Türkiye var. Bütün vatandaşlarımdan şunu istiyorum. 1 Kasım seçimleri çok önemlidir. Türkiye’yi bu ateş çemberinden kim çıkarabilir? Parlamentoda grubu olan 4 parti var. Bir parti malum, 13 yıldır yönetiyor, memleketi ne hale getirdi? Bir başka parti var, sağ olsun o da her şeye ‘hayır’ diyor. Yahu kardeşim her şeye hayır diyeceksen niye seçime giriyorsun? Bir başka parti var Türkiye’yi yönetme kapasitesi yok, denklem dışı. Geriye bir parti kalıyor, Cumhuriyet Halk Partisi. Adaletle yönetecek Cumhuriyet Halk Partisi, biz topluma yayınladığımız seçim bildirgeleriyle gerekli güveni verdik. İki zıt parti koalisyon görüşmelerinde bir ortak görüşte birleştiler. Koalisyon olacaksa mutlaka CHP olmalı dediler. Bu ne anlama geliyor? CHP dışında bu ülkenin sorunlarını çözecek ikinci parti yoktur. Bizim için önce Türkiye vardır. Biz parti çıkarları peşinde, yandaş peşinde değiliz, saray, villa peşinde değiliz, köşeyi dönme peşinde değiliz, her şeyin hesabını vermek isteriz. Hiçbir Allah’ın kulu ‘siz kul hakkı yediniz’ diyemez. Geçmişte şu veya bu partiye oy veren vatandaşlarım var. hiçbir vatandaşıma dönüp, niye şu partiye oy verdin diye suçlamadım. Ama şimdi hepimiz düşünmek zorundayız. Yazık bu ülkeye. Gencecik çocuklarımız hayatlarını kaybediyor. Çiftçi perişan vaziyette, üretemiyoruz. Son 10 aydır devamlı ihracatımız düşüyor. Memlekete turist gelmemeye başladı” ifadelerini kullandı.

    “SENİN MISIR’LA NE İŞİN VAR?”

    Türkiye’nin 5 ülkede büyükelçiliği olmamasını eleştiren Kılıçdaroğlu, “Bıraktık Suriye’yi gittik Mısır’la kavga ettik. Yahu senin ne işin var Mısır’la arkadaş? 5 ülkede büyükelçiliğimiz yok. Cumhuriyet tarihinde ilktir bu. Yazık günah değil mi? Şimdi herkesle kavga, herkesle savaş. Bu nasıl bir anlayıştır? Tüm vatandaşlarımızın sandığa giderken düşünmesi lazım. Sağduyu zamanı, düşünme zamanı. Gençleri potansiyel suçlu olarak görüyorlar. Gençler bu ülkenin umududur, geleceğidir. Biber gazı, cop, TOMA’lar bunların bitmesi lazım, meydanların gençlere açılması lazım. 21. yüzyılda yasak mı olur Allah aşkına? Televizyonları yasaklıyorlar. Bir politikacının alkıştan çok eleştiriye ihtiyacı vardır. Bunları anlatmamın nedeni şu; geçmişte şu veya bu partiye oy verebiliriz. Şimdi sağduyu zamanı, ülkemizin geleceğini düşünme zamanı. Bakın Suriye’ye, Rusya orada, ABD orada, İran orada, Türkiye nerede? Kapının dışında. Sizden isteğim kesinlikle 1 Kasım’da sandığa gidin. 1 oyla çok şey değişir, 1 oy altın değerindedir. 1 oy demokrasiye katkıdır, geleceğe katkıdır, 1 oy basın özgürlüğüdür, 1 oy kadın erkek eşitliğidir. 1 oy hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye demektir. Hepimiz oylarımızı sağduyu ile kullanacağız. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin kurucu partisidir. Biz ülkemizin çıkarlarını savunuyoruz, geleceğini savunuyoruz. Uygar dünyasının bir parçası mı olacak? Ortadoğu bataklığının bir parçası mı olacak? 13 yıldır tek başlarına yönetiyorlar. Parlamentoda yeterli sayıları vardı zaten. Yönetemiyorlar artık, bir siyasi parti sorun olmaya başladıysa ülkenin sorunlarını çözemez. Artık bu parti sorun olan bir partidir. Tüm istikrarsızlıkların kaynağıdır” şeklinde konuştu.

    “ÜLKENİN HUZURA İHTİYACI VAR”

    Türkiye’de 22 milyon yoksul olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin huzura ihtiyacı var. Bu ülkede 22 milyon yoksul olmaz. Ayda 300 lira ile geçiniyorlar. O çocuklar nasıl yaşayacak arkadaşlar? O çocuklar bizim çocuklarımız değil mi? Hiçbir ailenin geliri 700 lira altında olmayacak. Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Bu mübarek topraklarda yoksulluğu, fakirliği tarihe gömeceğim. Bir şeyi sakın unutmayın. Davutoğlu saraya çalışır, Kılıçdaroğlu halk için çalışır. Sizin için çalışacağım, sizin için mücadele edeceğim” diye konuştu.