Etiket: erzurumflas

  • Erzurum’da  bir avuç  BDP’li oturdu…

    Erzurum’da bir avuç BDP’li oturdu…

    Erzurum’da BDP’liler cezaevlerinde başlatılan açlık grevine destek için oturma eylemi yaptı.

     
    Mahallebaşı semtinde bulunan BDP İl binası önünde toplanan çoğunluğu Atatürk Üniversitesi öğrencisi yaklaşık 500 partili, slogan atarak açtıkları pankartlarla semt meydanına yürüdü. Burada BDP İl Başkanı Rıza Güler, basın açıklaması yaparak cezaevlerinde başlatılan açlık grevine destek için toplandıklarını belirtti. Polis ekipleri geniş güvenlik tedbiri alırken, BDP’liler 5 dakikalık oturma eyleminin ardından olaysız dağıldı.

  • Zehirlendiği kesin kimin yaptığını bulun

    Zehirlendiği kesin kimin yaptığını bulun

    Türkiye, şüpheli ölümünden 19 yıl sonra mezarından çıkarılarak otopsi yapılan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la ilgili raporu merakla beklerken, dün önemli bir iddia gündeme bomba gibi düştü.

     

    Bugün Gazetesi, manşetten verdiği haberde Özal’ın vücudundan alınan numunelerde ‘zehirlenme bulgusu’ tespit edildiğini yazdı. Bunun üzerine bir açıklama yapan Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce, “Çalışmalarımız sürüyor. Biten herhangi bir rapor yok. Ancak birtakım bulgularımız var. Rapor tamamlanır tamamlanmaz başsavcılığa göndereceğiz.” dedi. Özal’ın başbakanlığı döneminde Milli Eğitim bakanı olan Vehbi Dinçerler ise net konuştu. Son gelişmelerin ardından Özal’ın öldürüldüğünün kesinleştiğini söyleyen Dinçerler, “Bundan sonra önemli olan, failleri bulmak.” ifadesini kullandı. Özal’ın parmağından yaralanarak kurtulduğu 1988 yılındaki suikastla, ölümünün birbirinden bağımsız olmadığını söyledi.  Özal ailesinin de ellerinde ne varsa savcılığa teslim etmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Semra Hanım ‘Saç telleri bende var.’ dedi ve vermedi. Artık onları vermesi lazım.”

     

     

    Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada önemli gelişmeler yaşanıyor. Soruşturma kapsamında Özal’ın naaşı, 2 Ekim 2012’de mezardan çıkarılmış ve Adli Tıp Kurumu’nda incelenmek üzere örnekler alınmıştı. Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce, feth-i kabir işleminin yapıldığı günkü açıklamasında, incelemelerin en az 2 ay süreceğini söylemişti. Bugün Gazetesi, dün çok önemli bir iddiayı sayfalarına taşıdı. Gazete, sürmanşetten verdiği haberinde Turgut Özal’ın cenazesinde yapılan incelemede şok bulgulara ulaşıldığını ileri sürdü. ‘Zehirlemişler’ manşetiyle verilen haberde, Özal’ın vücudunda yüksek miktarda ‘striknin kreatin’ maddesinin tespit edildiğini aktardı. Etkili bir zehir olarak bilinen maddenin Özal’ın yemek ya da içeceklerine konulmuş olabileceği belirtildi.

     

     

    Söz konusu haber ve iddialar Antalya’da Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği’nin 34. Ulusal Kurultayı’na katılan Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce’ye soruldu. İnce, cenazeyi 2 Ekim tarihinde Adli Tıp Kurumu’na getirdiklerini hatırlattı. Çalışmalara o tarihten itibaren devam ettiklerini, Kurban Bayramı sırasında da laboratuvardaki çalışmaların sürdüğünü söyledi. İnce, “2 Ekim’de bu sonuçların 2 aydan önce açıklanmayacağını aktarmıştım. Çalışmalarımız şu anda sürüyor. Biten herhangi bir rapor yok. Çıkan birtakım sonuçlar var, ama bu sonuçları hep birkaç defa çalışarak teyit haline getiriyoruz. Şu anda biten, yayınlanan bir rapor yok. Söylediğim sürede de raporumuzu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndereceğiz.’’ dedi.

  • Siz hiç kafasız tavuk gördünüz mü?

    Siz hiç kafasız tavuk gördünüz mü?

    Sanırım bu öyküyü bir kere daha anlatmıştım size.
    Tahammülünüz varsa, ısıtıp tekrar canınıza çekmek istiyorum!
    ***
    Steve Silverman’ın “ Einstein’ın Buzdolabı – Tuhaf Hikâyeler “ kitabında gerçekten tuhaf hikâyeler var!
    Bunların içinden Kafasız Tavuk Mike’nin öyküsünü hatırladıkça gülümserim.
    Kitabı ilk elime aldığımda öykünün adı ilgimi çekmiş ve hemen “Yahu tavuğun kafalısı da mı olur?” diye içimden geçirmiştim.
    Meğer anlatılan gerçekten kafasız bir tavukmuş, kafası kesik halde dolaşan bir hayvancağızmış.
    ***
    Mike, tabii ki bildiğiniz sıradan tavuklardan değildi. Hem de hiç sıradan değildi. Yazdık ya, Mike kafasız bir tavuktu.
    Daha da ayrıntılı bilgi vermek gerekirse Mike kafası olmayan bir horozdu.
    Şunu belirtmeliyim ki, Mike her zaman kafasız bir kuş değildi. Aslında Fruita, Colorado’da kafasıyla birlikte yüzde yüz normal bir hayvan olarak doğmuştu.

     

     

    10 Eylül 1945 tarihinde Mike’ın beş buçuk aylık kısa yaşamım çekilmez hale getirecek bir şey oldu.
    O gün Mike ölüm cezası aldı. Sahipleri Llyod ve Clara Olsen, kümesteki hayvanların birazını katletmenin, birazını satmanın, kalanları da kendileri için kesmenin zamanı geldiğine karar verdiler. Bu niyetle kümese geldiler.

     

     

    Tahmin edebileceğiniz gibi tavukların kafasını koparma işini Bay Olsen, hayvanları yolup temizlemeyi de Clara yapıyordu.

    Tak! Bıçak iner ve Mike’ın kafası kopar.

    Mike’ın kafası şüphe götürmez bir şekilde ölmüştü. Ancak geri kalanı için aynısı söylenemezdi.

    Şu anda ne düşündüğünüzü biliyorum.
    Tavukların kafası kesilmiş bir şekilde ortalıkta koşuşturabildikleri bilinen bir gerçektir.
    İngilizce’de buna dair bir atasözü bile vardır.
    Ancak kafası kopmuş bir tavuğun birkaç dakikadan fazla yaşamayacağını da herkes bilir.

     

     

    Mike’ın hayat oyununun kurallarını bilmediği besbelliydi.
    Kafası yerde duruyordu ama o sorunsuz bir şekilde ayakta durup hiçbir şey olmamış gibi dolanabiliyordu.
    Sonraki gün Mike hala yalpalayarak geziyordu. Lloyd onu besleyip ne kadar hayatta tutabileceğini görmeye karar verdi.
    Açık olan yemek borusundan bir göz damlalığıyla, öğütülmüş yem ve sudan oluşan bir karışım vererek Mike’ı besledi.
    Taşlığının verilen yemi öğüte-bilmesi için yemek borusundan minik çakıl parçaları attı. Mike günler geçtikçe kilo alıyordu.

     

     

    Zavallı kuş hiç zorlanmadan yüksek çitleri bile aşabiliyordu.
    Ötmesi ise boğazından çıkan guruldama şeklindeydi.
    Mike olmayan kafasındaki olmayan gagasıyla tüylerini yolmaya bile çalışıyordu.
    Kafasının işlevlerim saymazsak, görünüşe göre, Mike öteki tavukların yaptığı her şeyi yapabiliyordu.
    Vücudunun önemli bir kısmının eksik olduğunun farkında bile değildi.
    ***
    Kafasız tavukların her gün karşımıza çıkmadığını kabul edeceğinize eminim.
    İşportacı geleneklerine göre bu tuhaf durumdan para kazanılabilirdi.
    Böylece Hope Wade adında bir yatırımcı gelip Lloyd’u gösteri dünyasında iyi bir yer edinebileceğine ikna etti.
    Mucize Mike -sahne ismi buydu- Amerika’nın tüm batı yakasını baştan aşağı turladı.
    Kafası, bir konserve kavanozunda Mike’la birlikte seyahat ediyordu (Aslında Mike’ın kafasını bir kedi yemişti ve kavanozdaki başka zavallı bir tavuğa aitti.)
    Kafasının kesilmesinden tam altı hafta sonra Life dergisi Mike’ı haber yaptı ve ünü daha da yayıldı. Kafasız Mike’ı görmek için herkes 25 sent ödeyebilirdi. Popülaritesinin zirvesindeyken ayda 4.500 dolar kazandırıyordu.
    O zaman için bu para küçük bir servetti.

     

     

    Ortada para varsa, daima taklitçiler de bulunur.
    Mike’ın geldiği kasabadan başkaları da aynı şeyin olması umuduyla tavuklarının kafasını kesiyordu.
    Taklitçi horozlardan birinin adı Şanslı idi ve bir soba borusuna girip ölene dek tam on bir gün yaşadı. Şanslı o kadar da şanslı değildi anlayacağınız.
    Birkaç gün yaşayan başka kafasız tavuklar da oldu.

     
    ***
    Peki, Mike nasıl hayatta kalabiliyordu?
    Bilim insanları Mike’ı incelediler ve Bay Olsen’in tavuğun kafasını koparırken pek başarılı bir iş çıkarmadığını gördüler.
    Kafanın çoğu kopmuştu ancak bir kulak yerinde duruyordu.
    Bıçak şah damarını ıskalamıştı ve bir pıhtı Mike’ın kan kaybından ölmesini önlemişti.
    Anlaşılan, tavuğun reflekslerinin birçoğu, büyük ölçüde sağlam kalmış olan beyin sapından kaynaklanıyordu.
    Mike aynı zamanda birçok hayvan sever dernek tarafından da incelendi ve acı çekmediği açıklandı.
    Mike’ın en çok karşılaştığı sorun, kendi sümüğü yüzünden nefes alamayışıydı.
    Olsenler sümüğü çekmek için şırınga kullanıyorlardı.
    Fakat bir gün kader darbesini indirdi.

     
    ***
    Fruita’daki evine dönmekte olan Mike, geceyi Olsenlerle birlikte Phoenix’teki bir otel odasında geçiriyordu.
    Gecenin bir vaktinde Mike’ın öksürüklerini duyan Olsenler, şırıngayı önceki gün gösteri yaptıkları alanda unuttuklarını fark ettiler.
    Mucize Mike artık yoktu.

     
    ***
    Mike’ın bu dünyadan gecikmeli ayrılışının tam tarihi hiçbir zaman kayıtlara geçmedi.
    Yıllar sonra, Lloyd’un verdiği bilgilere dayanarak, Mucize Mike’ın 1947 Mart’ında öldüğü kabul edildi. On sekiz ay boyunca kafasız yaşamak bir dünya rekoru sayılabilirdi.
    Ancak Lloyd kazayla hayvanın ölümüne sebep olduğunu kabul etmek istemedi ve Mike’ı sattığını iddia etti.
    Bu küçük zararsız yalan yüzünden, Mike ile ilgili birçok öyküde, onun 1949 sonlarına kadar ülkeyi turlamaya devam ettiğinden bahsedilir.

     

     

    ***
    Öyküde, kafasız tavukçuğun öldüğü yazıyor.
    Ben Mike’nın ülkeyi turladığı esnada evlendiğine, çoluk çocuğa karıştığına, torunlarından bazılarının aramızda dolaştığına inanıyorum!