Etiket: ertelemeyin

  • Kalp hastalarına ’kontrollerinizi ertelemeyin’ çağrısı

    Kalp hastalarına ’kontrollerinizi ertelemeyin’ çağrısı

    Kalp hastalarının tedavilerini yarım bırakmaması gerektiğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yunus Emre Okudan, “Covid-19 olurum gibi tedirginliklerle bir hastanın; hastaneye gitmemesi, tedavisini aksatması kendisi için daha büyük bir tehlikedir. Bu yüzden kalp hastalarının kontrollere gelmesinde fayda var” dedi.

    Side Anadolu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yunus Emre Okudan, tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19’a karşı kalp hastalarının dikkat etmesi gereken noktalarda önerilerde bulundu. İçinde bulunduğumuz Covid-19 salgını sürecinde kalp hastalarının kendilerine mümkün olduğu kadar dikkat etmesi gerektiğini belirten Dr. Okudan, “Kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklı ölüm oranı dünyada birinci sırada. Kontrollerini aksatmış bir kalp hastasının ölüm ihtimali, covid olup ölme ihtimali şu an için daha yüksek seyredecektir. Bu yüzden kalp hastalarının kontrollerini ertelememesi gerekmektedir. İlaçları bittiği zaman doktorlarına gitmeleri ve ilaçlarını eksiksiz bir şekilde tamamlamaları gerekiyor” dedi.

    Günlük 30 dakika yürüyüş

    Kalp hastalarının tedavilerini yarım bırakmaması gerektiğine dikkat çeken Dr. Okudan, “’Covid olurum’ gibi tedirginliklerle bir hastanın; hastaneye gitmemesi, tedavisini aksatması kendisi için daha büyük bir tehlikedir. Bu yüzden kalp hastalarının kontrollere gelmesinde fayda var. Bu süreçte beslenmelerine daha fazla dikkat etmelerini öneriyoruz. Hazır gıdalar tüketmemelerini, kırmızı et tüketimine dikkat etmeleri konusunda uyarıyoruz. Balık, yeşillik tüketimini arttırmaları konusunda önerilerde bulunuyoruz. Günlük 30 dakika yürüyüşlerine dikkat etmeleri gerekiyor. Maske takarak erken saatlerde kimsenin olmadığı zamanlarda yürüyüş yapabilirler. Maske takarak önlemlerimizi alabiliriz. Yeter ki dikkat edelim. Hiç çıkamayanlar için de evde yapılabilecek egzersizler var. Gayet de evde egzersiz yapabiliriz. Önemli olan ne yapmamız gerektiğini bilmek ve yapmak” dedi.

  • Göz muayenesini ilkokul çağına ertelemeyin

    Çocukların göz tembelliğine en hassas oldukları yaşların doğumdan 7 yaşına kadar geçen dönem olduğu ve bu dönemde göz tembelliği fark edilirse tedavi edilebileceği bildirildi. Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları ve Cerrahisi UzmanıProf. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, “İlk göz muayenesi, çocuk 1 yaşını geçmeden yapılmalı, ilkokul çağına ertelenmemeli” dedi.

    Bir bebeğin, ilk üç aya kadar tam gelişmeyen görme merkezleri nedeniyle cisimleri gözleriyle takip edemediğini ifade eden ve her iki gözünü birlikte kullanmaya 3. ayda başladığını, ancak altıncı aya geldiğinde erişkine benzer bir görüşe sahip olduğunu söyleyen Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, Çocukların büyük bir kısmında 7 yaşına kadar görme gelişimi tamamlandığından göz rahatsızlıklarının tedavisinde 0-7 yaşın önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu,ilk göz muayenesinin mümkün olan en erken dönemde yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Bebeklerde gözlerde kayma, sulanma, leke, gözlerde beyazlık, ışığa bakamama, titreme gibi bir sorun var ise, hiç zaman kaybetmeden muayene edilmeli. Sorun olmayan bebekler ise 1 yaş öncesinde tercihen 8-9 aylıkken mutlaka bir göz doktoruna götürülmeli” diye konuştu.

    Temelinde göz rahatsızlıkları var

    Normal görme gelişimini engelleyen göz rahatsızlıklarının, göz tembelliğine neden olduğunu belirten Prof. Dr. Yaycıoğlu, “Katarakt, gözde lekeler, göz kapağında düşüklük, şaşılık gibi rahatsızlıklar bu engellerden birkaçı. Bu tür rahatsızlıklarda retina görüntüsü bulanık olduğundan beyindeki görme merkezinde kalıcı hasarlar ortaya çıkabiliyor. Aynı zamanda, her iki gözde, ileri derecede kırma kusuru erken gelişimsel dönemde tedavi edilmezse, gözlerde tembellik gelişebiliyor. Bu şekilde erken çocukluk döneminde bulanık görüntü sebebi ile görme öğrenilmediğinden göz tembelliği kaçınılmaz oluyor” ifadelerini kullandı.

    Aileler fark edemeyebiliyor

    Ailelerin çok ilgili olsalar bile, çocuklarındaki göz bozukluğunu veya tembelliği fark edemeyebileceğini çocuklarının çok uzaktaki objeleri veya yerdeki küçük cisimleri seçmelerinin iyi gördükleri anlamına gelmediğini ifade eden Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, “Tek gözü bozuk olan çocuklar iyi gören gözleri ile bu cisimleri seçebildikleri için bu durum aldatıcı olabilir. Bu durumu saptamanın basit yolu tek gözü kapatarak yapılacak göz muayenesidir” şeklinde konuştu.

    Kapama tedavisi işe yarıyor

    Kapama tedavisi denilen yöntemle sağlam ve iyi gören göz kapatılarak, zayıf olan gözün çalıştırılmasının amaçlandığını ve bu tedavide zorlanan çocuklarda kapama sağlayan özel gözlükler kullanılabildiğini söyleyen Prof. Dr. Yaycıoğlu, “Kapama tedavisi genelde 7’li yaşlara kadar etkili oluyor. Sonrasında uygulandığında başarı şansı düşüyor” dedi.

    Göz muayenesi hakkında dikkat edilmesi gerekenler

    Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu,anne babalara seslenerek, çocuklarının göz sağlığında dikkat etmeleri gerekenleri ise şöyle anlatıyor:

    “Bebekler 1 yaş altında mutlaka göz kontrolünden geçirilmeli, ilk göz muayenesi için ilkokula başlama yaşı beklenmemeli, eğer bir rahatsızlıkları varsa gözlük veya cerrahi tedavi gecikmeden uygulanmalı, uygun gözlükler ve kapama tedavisi ile iyileşen göz tembelliğinde, en iyi sonuçların tedaviye erken başlanıldığında alındığı unutulmamalı, göz rahatsızlıklarına, özellikle görsel iyileştirilebilme dönemi olan doğum ile 7 yaş arasında müdahale edilmesi gerektiği akılda tutulmalı.”

  • Bebek sahibi olmayı ertelemeyin ve üreme check-up’ınızı yaptırın

    Önceliği eğitim, kariyer ve iş planları olan kadınların yaşı ilerledikçe doğal yollardan gebe kalması zorlaşıyor ve anne olma yolunda birçok güçlükle karşılaşıyor. Günümüzde üreme teknikleri ileri boyutlara gelse bile, uzmanlar bebek sahibi olmayı ertelememeyi öneriyorlar.

    Eurofertil Tüp Bebek Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve ’Bebek İstiyorum’ kitabının yazarı Dr. Hakan Özörnek, bebek sahibi olmayı erteleyenlere ’’keşke’’ dememeleri için tavsiyelerde bulundu. Dr. Özörnek, yaş konusunda kadınları uyardı ve doğru zamanda anne olmaları konusunda onları teşvik etti. 20’li yaşların, gebe kalınması için ideal yaşlar olduğunu belirten Dr. Özörnek, ’’Bu dönemde aylık yüzde 25 olan gebe kalma şansının yaş ilerledikçe düşüyor. Kadınların ideal üreme çağı 20-35 yaş arası. 35 yaşından sonra kadının doğurganlığında azalma oluyor. 40 yaşından sonra ise bu azalma hızlanarak, 44 yaşında yüzde 1’e düşüyor’’ dedi.

    Kadınlara uyarılarda bulunan Dr. Özörnek, ’’Doğal gebelik ve tüp bebek tedavisiyle 30 yaşındaki bir kadının hamile kalma olasılığı yüzde 94 iken bu oran, 35 yaşında yüzde 86’ya, 40 yaşında ise yüzde 64’e düşüyor. 40 yaşında normal yollardan hamile kalamayan ve tüp bebek tedavisi uygulanan kadınların ancak yüzde 17’si hamile kalabildiği için ’Nasıl olsa tüp bebek tedavisi var, çocuk için hiçbir zaman geç kalmam’ gibi bir düşünce akıldan geçmesin. Çiftler, bebek sahibi olmayı ertelememeli ve en kısa sürede üreme sağlığıyla ilgili testlerini yaptırmaları gerekir’’ diye konuştu.

    Yumurta ve spermlerin dondurulması ve kanuni izni

    Dr. Özörnek, son yıllarda sıkça sorulmaya başlanan ’Üremeyi koruyarak nasıl yaşlanabiliriz ve ileri yaşlarda nasıl çocuk sahibi olabiliriz?’ sorularına, “Bunların tek yolu, yumurta ve spermi dondurmak” cevabını verdi.

    Pek çok ülkede isteğe bağlı olarak yumurta dondurma işlemine izin verildiğini belirten Özörnek, sözlerine şöyle devam etti:

    “Türkiye’de ise kanser hastalarına, üreme organlarıyla ilgili ameliyat geçirmek zorunda olan erkeklere ve kadınlara üreme hücrelerini dondurma izni kanunlarla veriliyor. Fakat halen geç yaş evliliklerinde üremenin korunmasına kanunen izin verilmiyor. Türkiye’de yönetmelik değişirse, merkezlerimiz bu hizmeti vermeye başlayabilecek. Kadınların gebelik yüzdelerinin düşmesi, yumurtanın yaşlanmasına bağlı olduğu için, yumurtalarını dondurmayı talep edebilecekler. Bu biyolojik saatimi durdurayım, ne zaman istersem o zaman çocuk sahibi olayım anlamına geliyor. Yumurta korunabiliyorsa, rahim yaşlanmadığı için kadınlar 50 yaşında da çocuk doğurabilecek noktaya gelebiliyorlar. Yumurtanın yaşlanmasının durdurulması için tek yol var, o da yumurtaların dondurulması.”

    Üreme check-up’ının önemi

    Gelişmiş ülkelerde çocuğun planlanarak yapıldığını söyleyen Dr. Özörnek, “Üremede check-up kavramının artık gelişmesi ve yerleşmesi gerekiyor. Evlendik, çocuk olursa olur, olmazsa olmaz diye bir şey yok. Eğer çocuk yapmayı planlıyorsanız başınıza gelebilecek kötü sürprizleri önceden engellemeniz lazım” ifadelerini kullandı.

    Yapılması gereken testler hakkında bilgi veren Dr. Özörnek, “Kadında yumurtalık deposunu gösteren, erkekte ise spermin durumunu belirleyen çok basit testler var. Teknolojinin gelişmesiyle artık gerçek bilgiye en doğru haliyle ulaşabiliyoruz. ’Anti müllerian’ (AMH) adlı hormonun yumurtalığın içindeki yumurta kapasitesini ortaya koyuyor. Bana göre kadının menopoza girme yaşını da yaklaşık olarak söyleyen bu testin en önemli özelliklerinden biri de adet döneminin herhangi bir zamanında yapılabiliyor olmasıdır. Erkeklerde de sperm testinin kadınlardaki AMH testi gibi erkeğin üreme kapasitesiyle ilgili detaylı bilgi veriyor” şeklinde konuştu.