Etiket: erkek

  • Kereburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Şıpka: “Erkek Egemen Kültürü Üzerimizden Atmamız Gerekiyor”

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükran Şıpka, toplumda öncelikle erkek egemen kültürünün ortadan kalkması gerektiğini söyledi.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde anlamlı bir etkinlik düzenledi.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tiyatro Kulübü öğrencileri, Yılmaz Erdoğan’ın yıllar önce kaleme aldığı ‘Kadınlık bizde kalsın’ isimli tiyatro oyununu sergilediler.

    Türkiye’de yasal olarak bir eksiğin olmadığını ama buna rağmen kadınların her gün şiddetin en az birine maruz kaldığını belirten İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükran Şıpka, “Her gün vahşice kadın cinayetinin işlendiği, her iki kadından birinin şiddetin herhangi birine maruz kaldığı bir ülkede bugünü kutlamak yerine bu günü kullanarak bazı şeyleri tekrar gündeme getirmek daha önemli. Bir medeni hukukçu olarak bu süreci 1980’lerden beri takip ediyorum. Zaman zaman hem fakültemizde hem de sivil toplum örgütleri ile bir takım çalışmalara katıldık. Türkiye’de yasal olarak her şeyin yapıldığı kanaatindeyim. Yasal düzenlemeler bence yeterli. Ancak bunların fiiliyata geçirilmesi etkin uygulanabilmesi için öncelikle erkek egemen kültürü üzerimizden atmamız gerekiyor. Bununla mücadele etmemiz gerekiyor. Bu da sosyolojik ve politik bir mücadeledir” diye konuştu.

    “Ben bir akademisyen olarak belki güçlü bir kadın imajı olarak görülebilirim ama Türkiye genelindeki kadınlarımızın genel durumunu düşününce, kendi konumumdan memnuniyet duyamıyorum” diyen Prof. Dr. Şükran Şıpka; “Kadınlarımız ancak erkeklerle eşit eğitim hakkından yararlanıp, ekonomik bağımsızlıklarını kazanır ve çalışma hayatına atılırlarsa güçlenebilir, haklarına sahip çıkabilirler” ifadelerini kullandı.

    “MESAJI OLAN BİR OYUN SEÇTİK”

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde mesajı olan bu oyunu neden seçtiklerini ve ne mesaj vermek istediklerini söyleyen oyunun yönetmeni Abdül Süsler; “İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tiyatro Kulübü’nün ilk kuruluş senesinde mesajı olan ve iyi bir Türk yazarın oyununu seçmek istedik. Bunun için de değerli kalem Yılmaz Erdoğan’ın yıllar önce yazdığı ‘Kadınlık bizde kalsın’ oyununu seçtik. Günün anlam ve önemine destek vermek amaçlı da oyunun ilk gününü 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne getirdik. Biz de destekleyelim istedik. Herkesin bildiği gibi bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Oyunumuzda, kadınların dünya kurulduğundan bu yana yaşadıkları farklı sıkıntıların mizahi bir dille kaleme alındığını görüyoruz” dedi.

    “KİMSEYE İHTİYACI OLMADAN KADINLAR BİR BİREYDİR”

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tiyatro Kulübü öğrencilerinden Ebru Çağlayan ise “Yaşıtım kadınlara ellerinden gelen en özgüvenli şekilde tiyatro, sinema ya da oyunculuk gibi etkinliklere katılmalarını, kendi özgüvenlerini bu şekilde artırmalarını tavsiye ediyorum. Kadınlar özgüvenli olmalı ve kimsenin baskısı altında kalmamalıdır. Zaten kimseye ihtiyacı olmadan kadınlar bir bireydir” şeklinde konuştu.

  • ADÜ Senatosu, Kadın- Erkek Dağılımında Bölgede Üçüncü Oldu

    Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ), Ege Bölgesi’nde yer alan devlet üniversiteleri arasında Kadın-Erkek senato üye sayısı oranında üçüncü oldu.

    ADÜ, Ege ve Dokuz Eylül Üniversitelerinin ardından üçüncü sırada yer aldı. Ege Üniversitesi senatosunun yüzde 56’sı, Dokuz Eylül Üniversitesi’ senatosunun yüzde 43’ü kadınlardan oluşurken bu oran ADÜ’de yüzde 36 oldu. ADÜ Rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan, üniversitelerin toplumsal gelişimin lokomotifi ve gerek uyguladıkları akademik politikalarla gerekse aldıkları kararlarla topluma yön veren önemli kurumlar olduğunu belirterek, “Toplumsal değerlerin öne çıkartılmasında ve bu değerlerin toplumun bir parçası olmasında da üniversitelerin yeri yadsınamaz. Günümüz dünyasında kadın ve onun toplumsal yapıdaki yerinin güçlenmesine de öncülük eden üniversitemiz akademik ve idari personelin çokluğuyla bölgede bunun en iyi örnekleri arasında. Bu nedenle üniversitemiz uyguladığı pozitif ayrımcılıkla bölgede adından söz ettiriyor” dedi.

    ADÜ, BİRÇOK ÜNİVERSİTENİN ÜZERİNDE YER ALIYOR

    ADÜ senatosunda 39 erkek, 14 kadın senato üyenin bulunduğunu belirten Bircan, “Kadın-erkek dağılımı Afyon Kocatepe, Muğla Sıtkı Koçman, Pamukkale, Celal Bayar, Dumlupınar ve Uşak Üniversitelerinin senatolarındaki oranın oldukça üzerinde yer alıyor. Üniversiteler dünyaya açık çağdaş yapılarıyla bulundukları kentlerin gelişimine bilimsel, ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan katkı sağlayan kurumlardır. Adnan Menderes Üniversitesi de bu özelliklerini toplum ile paylaşabilen bir yapıya sahiptir. Yerel dinamiklere, bilimsel hedeflerden şaşmadan ve akademik özelliklerini koruyarak katkı sağlamaktadır. Günümüzde tüm kurum ve kuruluşların üniversitelerden beklentileri artmıştır. Gelecek yıllarda kadın senatör ve idarecilerimizin sayılarının daha da artması ümidiyle başta kurumumuzdaki kadın çalışanlarımız olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyoruz” diye konuştu.

  • Borsa İstanbul’un Gong’unu Kadın Erkek Eşitliği İçin Emine Erdoğan Çaldı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Borsa İstanbul’da düzenlenen programa katılarak, Kadın Erkek eşitliği için Borsa İstanbul’un “GONG”unu çaldı.

    Borsa İstanbul ev sahipliğinde, UN Global Compact (UNGC), Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), Dünya Borsalar Federasyonu (World Federation of Exchanges-WFE), Borsa Yatırım Fonlarındaki Kadınlar Platformu (Women in ETFs), Sürdürülebilir Borsalar Girişimi (Sustainable Stock Exchanges Initiative-SSE) ve Uluslararası Finans Kurumu (International Finance Corporation-IFC) iş birliğiyle iş dünyasını toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirmeye ve kadınların ekonomik hayatta güçlenmesini desteklemeye çağırmak amacıyla bir etkinlik düzenlendi. Programa, süteks grup Yönetim Kurulu Başkanı ve iş dünyası sözcüsü Nur Ger, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Doktor Talat Ulussever, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan katıldı. Program’da Kadın’lar gününe özel olarak kadın erkek eşitliği için İstanbul Borsa’sının gongu Emine Erdoğan tarafından çalındı.

    Programdan bir konuşma yapan Bakan Ramazanoğlu konuşmasına 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutlayarak, “Kadınların ekonomik, kültürel ve sosyal hayatta güçlenmesi konularında farkındalık oluşturmak amacıyla buradayız. Her türlü ayrımcılığın sona erdiği kadınların ekonomik, kültürel ve siyasi hayatta hak ettikleri yeri aldığı bir dünya temenni ediyorum. Ulusal ve Uluslararası konularda bu konuyu gündeme getirmeyi, öncülülük etmeyi ve bu konuda yapılan tüm çalışmalara destek olmayı hedefledik. Kadınlara, eşit haklarla çalışma fırsatı sunmayan toplumlar zenginleşemez. Toplumların gelişmesi ancak, kadının her alanda statüsünün yükseltilmesi ile mümkün olur. Kadınlarımız için fırsat eşitliğini öne çıkaran her projeye destek vermemeye ve paydaşlarımızla işbirliğine devam edeceğiz. Borsa İstanbul’un açılış gongunu bu sefer kadınlar için eşitlik ve adalet için çaldık. Umuyorum ki, bu sesi tüm dünyayı tüm dünyadaki kadınlar adına söylüyorum; Doğu’dan Batı’ya tüm dünya duyar. Bu ses kadın girişimcilerimizin, kadın çalışanlarımızın sesi olsun. Emeğin adaletin, kadına karşı şiddeti engellemenin sesi olsun. Aynı zamanda vatan için eşleri evlatları şehit edilen onurlu vefakar kadınlarımızın, annelerimizin sesi olsun. Savaş bölgesinde öldürülen yüz binlerce kadınımızın sesi çığlığı olsun. Borsa İstanbul aracılığı başta Birleşmiş Milletler Uluslararası toplumların bu sese kulak vermesini istiyorum” dedi.

    “KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ KOMİSYONU, SİYASİ KARARLILIĞIN GÖSTERGESİDİR”

    Programdan dolayı memnuniyetini dile getiren Emine Erdoğan “iş dünyasında cinsiyet eşitliğini ilerletecek şirket politikaları geliştirmesi geleceğimiz için bir umuttur diyerek”, “Kadının güçlenmesi prensiplerinde yer alan 7 ilkeye imza koyan liderleri tüm kalbimle tebrik ediyorum. Şirketlerin yönetim kurullarında kadınlara daha çok yer verilmesi, tüm kadın ve erkeklere işte adil davranılması gibi ilkeler, daha iyi bir dünyanın müjdecisidir. Ülkemizde kadının güçlendirilmesi adına son 10 yılda yetmez ama diyeceğimiz pek çok önemli gelişmeler oldu. 2004 ve 2010 yıllarında Anayasanın 10’uncu maddesinde yapılan değişikle kadın erkek eşitliğini gözeten birçok düzenleme yapıldı. 2009 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında kadın erkek fırsat eşitliği komisyonunun kurulması, bu konudaki siyasi kararlılığın bir göstergesidir. Bu tür düzenlemeler kadınların güçlenmesi noktasında önemli sonuçlar vermiştir. 2002 seçimlerinde parlamentoda kadın temsil oranı yüzde 4.4 iken 7 Haziran 2015 seçimlerinde bu oran yüzde 17.82’ye çıkmıştır. Şu anki parlamentomuzu oluşturan 1 Kasım seçimlerinde ise 81 kadın vekil sayısı ile yüzde 14.73 oranında bir temsil gücüne sahip olduk. Siyasetteki kadın varlığının son 13 yılda yüzde 10’luk artış göstermesi önemli bir ilerlemedir. Türkiye’de akademi de kadın oranı ise dünya ortalamasının üzerindedir. 2015 verilerine göre, üniversitelerde kadın öğretim elemanı yaklaşık yüzde 43’tür. Fakat isteriz ki kadınlarımız cam tavan engelini aşarak üniversitelerin yönetim kademelerinde etkin bir şekilde var olabilsinler. Keza kamu kurum ve kuruluşlarındaki yüzde 36 oranındaki kadın personelin üst düzey karar verici konuma gelmeleri kadın duyarlılığın yaygınlaşmasında beklentimizdir. İş dünyasında kadın varlığına bakacak olursak, kadın istihdam oranının son 10 yıl yüzde 20.8’ den yüzde 27.5’e yükseldiğini görüyoruz. Kadınların iş gücüne katılma oranı ise 8.3 bir artış göstermiştir. Kadınlarımızın ekonomiye katkısını teşvik amacıyla evde imal ettikleri ürünleri iş yeri açmaksızın satışa sundukları halinde vergiden muaf tutulmaları kadınlar için önemli bir motivasyondur. Aynı şekilde kadın girişimcilere pozitif ayrımcılık yapılarak kobi kredileri için yüzde 75 olan kefalet oranı kadınlar için yüzde 85 olarak planlanmıştır. Tüm bunlar kadınlarımızın iş piyasasındaki etkinliğini artıracak düzenlenmelerdir” diye konuştu.

    “İŞ DÜNYASI LİDERLERİ,KADIN GÜCÜ ARTMASI İÇİN PROAKTİF YAKLAŞMALIDIR”

    Dünya da yüzde 49 oranında kadın olduğunu ifade eden Erdoğan, “Dünyada yaygın pratiğin aksine birbirini tamamlaması ve birbirine destek vermesi beklenir. Cinsiyet adaletinin var olduğu bir dünya kadın ve erkeğin birbirini tamamlayan özelliğin yansıdığı daha dengeli bir hayat vadetmektedir. Bu vesile ile kadın erkek eşitliğinin cinsiyet adaleti gibi bir değer kriteri ele alınmasının önemi üzerine durmak isterim. Zira kadınların özel sorumlulukları hesaba katılmadan ele alınan eşitlik arada eşitsizlikler doğurabilir. Söz gelimi kadınların çocuk sahibi olması ve çocuğun yetiştirilmesinde bazı geleneksel roller bir takım ayrıcalıklar gerektirmektedir. Hükümetin yaptığı düzenlemeler bu anlamda çok önemlidir. Doğum nedeni ile ücretsiz geçen sürenin memuriyet kıdeminde değerlendirilmesi bunlardan bir tanesidir. Doğuma bağlı yarı zamanlı çalışma imkanı ve babalık izin süresinin arttırılması da kadınlarımızın hayatını kolaylaştıracak düzenlemelerdir. Bu uygulamalar erkeklerin vereceği destek ve yüksek farkındalık ile gerçek amacına ulaşabilir. Bu noktada iş dünyasının liderlerini kadın gücünü arttırma noktasında daha proaktif yaklaşımlara davet ediyorum” dedi.

    “İFADEM ÇARPITILARAK, BAMBAŞKA NOKTAYA ÇEKİLMİŞTİR”

    Türkiye’nin kadına seçme seçilme hakkını veren ilk ülkeler arasında olduğunu ifade eden Erdoğan, “Türkiye 1934’te dünyada kadıların seçme ve seçilme hakkı kazandığı ilk ülkelerdendir. Bir ülkenin tarihinde kazanımlar olduğu gibi elbette bir takım uygulama sorunları da vardır. Nitekim seçilme hakkının tüm kadınları kapsamaması bir ayrımcılık sorunu doğurmuştur. Mesela başörtülü kadınlar seçimle hakkına ancak 80 yıl sonra ulaşabilmişlerdir. Öte yandan Türkiye’de bazı etnik ayrımlar konusunda birikmiş sorunlarımız olmuştur. 60 ve 80 darbeleri Türkiye tarihinin enkazlarıdır. Geçmiş hafta tarihimizin bu tür enkazlarına atıf yapan bir ifadem çarpıtılarak bambaşka noktaya çekilmiştir. Oysa kazanımlarıyla birikmiş sorunlarıyla geçmiş, hepimizin ortak geçmişidir” şeklinde konuştu.

  • Erkek Kısırlığında Tüp Bebek İle Başarı Elde Edilebilir Mi?

    Erkek kısırlığında tüp bebek tedavisi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Bülent Tıraş, “Menisinde sperm olmayan ya da yetersiz olan baba adayları için ’tüp bebek’ yöntemleri oldukça geliştirilmiştir. Bunun için Genellikle Mikro Tese yöntemi ile erkek adayların testislerinde sperm hücreleri elde edilir. Tek bir sperm hücresi ile dahi çocuk sahibi olmak mümkündür” dedi.

    Erkeklerde kısırlık sorunlarının daha kısıtlı gruplarda incelendiğini belirten Prof. Dr. Bülent Tıraş, “Kadınların kısırlık sebeplerine göre erkeklerin kısırlık sebepleri daha kolay tespit edilebilmektedir. Çoğunlukla erkeklerde iktidarsızlık ya da boşalma ile ilgili sorunlar kısırlığa yol açmaktadır. Bunun dışında sperm sayısının yetersiz olması ya da hiç olmaması genellikle yaşanan kısırlık sorunları arasındadır” açıklamalarında bulundu.

    Erkek kaynaklı kısırlıklarda sorun tespit edildikten sonra probleme uygun bir tedavi protokülü uygulanarak tedavide başarı elde etmenin mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tıraş, açıklamalarına şöyle devam etti:

    “Ancak bunun için erkeğin testislerinden sperm elde etmek gerekmektedir. Testislerinde dahi sperm hücresi bulunamayan erkeklerin tedaviden başarı sağlama olanağı pek fazla değildir.”

    “TÜP BEBEK TEDAVİSİ İLE YÜZDE 80 ORANINDA KISIRLIK TEDAVİ EDİLEBİLİR”

    Tüp bebek tedavisiyle kısırlık sorunlarının günümüzde yüzde 80 oranında tedavi edilebildiğini söyleyen Prof. Dr. Tıraş, “Çift kısırlık sebebiyle doktora başvurduğu zaman eşler eş zamanlı olarak değerlendirilir ve sorunun kaynağı tespit edilir. Şayet sorun erkekte ise, soruna yönelik bir tedavi planı hazırlanır ve tedaviye başlanır” diye konuştu.

    ERKEK İLE ALAKALI GELİŞİM GÖSTEREN KISIRLIK SEBEPLERİ NELERDİR?

    Erkek ile ilgili gelişim gösteren kısırlık sebeplerine değinen Prof. Dr. Tıraş, “Erkek kaynaklı kısırlık sorunlarında en yaygın sebep spermdeki bozukluklardır. Erkek kaynaklı kısırlıklarda, yaklaşık yüzde 75 civarında sperm sorunu teşhis edilmektedir. Sperm sayısının az olması, sperm sayısının doğal yöntemlerle gebelik sağlamaya yeterli olmaması da yaygın kısırlık sorunları arasındadır. Spermde hareketsizlik, spermlerde hareketlik olmaması durumunda, sperm ve yumurtanın birleşmesi mümkün olmamaktadır. Bu durumda da tüp bebek tedavisine başvurulabilir. Yapı açısından bozuk sperm, çeşitli durumlarda spermlerin yapısı gerekli yapıda olmayabilir. Bu durumda da tüp bebek tedavisine başvurmak gerekebilir. Bu gibi durumlarda spermlerin gebeliğe elverişli olmadığı görülmektedir. Sperm üretimi doğru bir şekilde gerçekleşse dahi menide sperm hücresine rastlanmayabilir. Bu durum enfeksiyon veya alınan darbeler sonucunda, tüplerin tıkanması ile alakalı olarak ortaya çıkmaktadır. Testisler, sperm üretimi testislerde oluşur. Testislerin herhangi bir sebepten dolayı zarar görmesi sonucunda, meni kalite bakımından olumsuz bir şekilde etkilenir” açıklamalarında bulundu.

    TESTİSLER HANGİ DURUMLARDA ZARAR GÖREBİLİR?

    Prof. Dr. Tıraş, “Testislerde meydana gelen kitleler, testis ile alakalı kanser, doğumsal sorunlar, testislerde gerçekleştirilen cerrahi müdahaleler, testislerde meydana gelen enfeksiyonlar, inmemiş testis, kullanılan ilaç ve alkol, bazı ilaçların uzun vadede kullanılması ya da alkol tüketiminin alkolizm oranında olması da sperm sayı ve kalitesini etkilemektedir. Kemoterapi tedavisi gören erkeklerde de, sperm üretimi azalabilir veya bazı durumlarda tamamen ortadan kalkabilir. Kullanılması gereken ilaçlar, muhakkak bir doktora danışarak kullanılmalıdır. Vasektomi, vasektomi meni yollarında uygulanan cerrahi bir girişimdir. Bu girişim, spermin meniye geçmesini engeller. Bu sebeple de kısırlık meydana gelebilir. Boşalma ile alakalı problemler, boşalamama gibi sorunlarda da kısırlık durumu görülmektedir. Hipegonadizm ise sperm üretimi hormonlar aracılığı ile gerçekleşmektedir. Ancak hormonal durumlar sebebiyle sperm üretimi meydana gelmeyebilir” ifadelerini kaydetti.

  • Su Kanalında İşkence Edilerek Öldürülmüş Erkek Cesedi Bulundu

    Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde, işkence edilerek öldürüldükten sonra su kanalına atılmış bir erkek cesedi bulundu.

    Alınan bilgiye göre, Kırıkhan-Topboğazı çevre yolu Develi kavşağı alt tarafından geçen kanal içerisinde bir araç ile ceset olduğu ihbarını alan jandarma ve emniyet yetkilileri, olay yerinde 27 SCA 060 plakalı aracı çalışır vaziyette buldu. Elleri, ayakları ve ağzı bağlı bir şekilde işkence edildiği tahmin edilen erkek cesedini ise kanal içerisinde buldu.

    Cesedin 55-60 yaşlarında Suriye vatandaşı Amir Mahsur’a ait olduğu tahmin edilirken, aracın Topboğazı-Kırıkhan istikametine sabaha karşı saat 04.50 sıralarında giriş yaptığı ve içerisinde iki kişi olduğunun tespit edildiği öğrenildi.

    Maktulün cesedi Adli Tıp Kurumu’na gönderilirken, zanlı veya zanlıların bulunması için çalışma başlatıldı.