Etiket: Erdoğanı

  • ’Reis’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı o fenomen seslendirdi

    Sosyal medyada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birebir sesini taklit edip herkesi şaşırtarak fenomen olan Gökhan Aslan, Erdoğan’ın hayatının anlatıldığı ‘Reis‘ filminde seslendirme yaptı. Erdoğan’a büyük bir hayranlık duyduğunu belirten ve ona taklidi ile seslenen Aslan, “Cumhurbaşkanım elinizi öpüp bir helallik almak en büyük hayalim” dedi.

    İzmir’de yaşayan oyuncu Gökhan Aslan (32), sesini adeta birebir taklit ettiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın videolarıyla hem herkesi şaşırttı hem de kendisine hayran bıraktı. Kısa sürede paylaşım rekorları kıran videolarıyla fenomen olan Aslan, film yönetmenlerinin de dikkatini çekti. Birçok filmde oynaması için teklif alan Aslan’a en anlamlı teklif ise Reis filminin yapım ekibinden geldi. Aslan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hayatının konu alındığı ‘Reis’ filminde Erdoğan’ın seslendirmesini yaptı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan hayranlığının dönemin başbakanı olduğu ve tarihi Davos konuşması yaptığı süreçte başladığını belirten Aslan, “Bütün dünyanın gördüğü halde görmezden geldiği, bildiği halde bilmezden geldiği şeyleri İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres’in yüzüne Osmanlı tokadı gibi vurdu. Ben yapı olarak mert, delikanlı insanları çok severim. Sayın Cumhurbaşkanımızın o dik duruşundan dolayı o günden sonra kendisine özel bir hayranlığım oldu. Çünkü ben vatanına, milletine çok bağlı olan bir insanım, bu konuda çok hassasım. Bu sebepten dolayı Cumhurbaşkanımıza özel bir sempatim oldu. O günden sonra daha yakından takip etmeye başladım. Böylece zamanla yoğunlaştık, o kadar çok seyrettik ki artık ‘üzüm üzüme baka baka kararır’ hesabı zamanla taklidini yapmaya başladım. Gelen olumlu tepkilerden sonra devam ettim, geliştirdim kendimi, vücut dilini de çalıştım, vurgulamaları, betimlemeleri derken böyle oldu” dedi.

    Alkol temalı video için savcılığa başvurdu

    Arkadaşları arasında yaptığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın alkol konulu taklidinin kendi rızası dışında internette yayıldığını anlatan Aslan, “Video benim rızam dışında atıldı. Arkadaşlarımın baskısı oluyordu sürekli, ‘taklit yap’ derlerdi. Bende onlara özel bir şey yaptım bir daha benle uğraşmasınlar diye. Söz de almıştım onlardan o videoyu yaymamaları konusunda fakat nasıl olduysa bu birilerinin eline geçmiş ve bir baktım internetteyim. Herkes bizden bahsediyor. Ertesi gün hemen Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni aradım. Taklidi yapan kişi olduğumu, adımı, soyadımı verdim ve ne yapmam gerektiği konusunda görüşlerini aldım. Bana savcılığa gitmemi, videoların kaldırılması için başvuruda bulunmamı önerdiler. Ben de bunun üzerine İzmir 7. Sulh Mahkemesi’ne giderek kaldırılması için karar çıkarttırdım” ifadelerini kullandı.

    Film teklifi geldi

    İnternette yayılan alkol temalı videosunun paylaşım rekorları kırmasıyla gündeme oturan Aslan, “Her şerde bir hayır vardır derler. Malum videolar yüzünden de bir tanınma olunca ‘Reis’ isimli filmde bana seslendirme teklifi geldi. Fakat bu teklif 15 Temmuz darbe girişiminin hemen akabinde geldiği için önce bir şüphelendim. Bunlar kimdir, nedir diye çok araştırdım. Büyüklerimize danıştım, emniyetten yardım istedim. Eğer doğruysa bu projenin içinde olmak isterim dedim. Prodüktör Polat Yağcı da sağolsun bana yardımcı oldu ve o da sıkıntı olmadığını söyledi. Ben de büyük bir keyifle gittim ve yaptım. Beş kuruş para da talep etmedim” diye konuştu.

    Kısa sürede herkesin gönlünü kazanan Gökhan Aslan, farklı görüşten insanların bile kendisine ‘Tayyip baba’ diye seslendiğini, yolda sürekli durdurularak insanların fotoğraf çektirdiğini ifade etti.

    “Cumhurbaşkanımızın elif gibi dik duruşuna hayranım”

    Cumhurbaşkanına büyük bir hayranlık duyduğunu ve başarısının da bundan ileri geldiğini söyleyen Aslan, “Birleşmiş Milletler’de gördünüz işte ’Dünya beşten büyüktür’ dedi. Bunu kim diyebilir yani, ben gurur duyuyorum. Hayranlığım işte bu yüzden, dik duruşundandır. Videolarımda hiç siyasete girmemeye çalışıyorum, çok fazla müdahale etmiyorum. Bana düşmez, çünkü ben siyasetçi değilim. Fakat yurt dışında gösterdiği tavır, o elif gibi dik duruş beni çok etkiliyor. O yüzden de Cumhurbaşkanımız halktan ve haktan olduğu sürece ben her zaman yanındayım” dedi.

    Alkol videosunu hedef alanları eleştirdi

    Geçtiğimiz günlerde Erdoğan’ın taklidini yaparak gündeme gelen bir imamın da alkol temalı videolarını hedef almasını eleştiren Gökhan Aslan, şunları söyledi:

    “Bir arkadaş benim hakkımda konuşmuş, sosyal medyada ‘Gökhan Reis’ sayfa açmıştım. Oraya da videolarımın yorum bölümüne eşine dostuna link atıyordu. Bana ‘Üstat senin eline su dökemeyiz’ dedi. Ama söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmuyor. Benim din adamlarına özel bir sevgim vardır, o yüzden kendisinin kalbini kırmak istemiyorum. Fakat herkes işini yapsın. Benim taklitlerim için nahoş demiş, nahoşsa eğer neden yaptığı taklitlerde benim videolarımdan kelimeler alıyor. Bir imama yakışmıyor bu hareketler, o yüzden herkes işini yapsın.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a taklidiyle seslendi, helallik istedi

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da onun taklidini yaparak seslenen Gökhan Aslan, “Sayın Cumhurbaşkanım beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda, şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor. Sayın Cumhurbaşkanım size de her şey beni hatırlatıyorsa eğer, muhtarları çağırıyorsunuz, beni de çağırın ben de Külliye’ye geleyim, elinizi öpeyim, bir helallik alayım” dedi.

    Tarkan’a 3 çocuk tavsiyesi

    Ünlü sanatçı Tarkan’a benzerliğiyle de dikkat çeken Aslan, Erdoğan’ın sesi ile Tarkan’ın da doğum gününü kutladı. Tarkan’a 3 çocuk tavsiyesinde bulunan Aslan, Erdoğan’ın sesiyle şunları söyledi:

    “Bugün çiçek gibi tazecik, kıymetli bir tanecik hemşerim Türkiye’nin ilk ve tek dünya mega star Tarkan’ın doğum günü. Türkiye’nin inci tanesine yeni yaşında sağlık, huzur ve mega aşkı Pınar Tevetoğlu hanımefendi ile ömür boyu mutluluklar diliyorum. Tarkancım mega aşkınızın meyvesi evlatlarınızı bir an evvel kucağınıza almanızı Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Tarkancım en az 3 çocuk unutma tamam. Seni en kalbi duygularımla selamlıyorum. Cubba cubba diye bir şarkı yaptın. Ağzımıza bir parmak bal çaldın, hani bunun gerisi. Şu yeni şarkını çıkar artık da kulağımızın pası silinsin.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a diktatör diyenlere de öfkesini dile getiren Aslan, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi de sokağa dökülen milyonlarca kişi arasında yer aldı. Erdoğan’ı görmeyi çok istediğini yineleyen Aslan, videolarının devamının geleceğini sözlerine ekledi.

  • Dündar Keşaplı İtalyan basınına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı anlattı

    İtalya’da görev yapan duayen gazeteci Dündar Keşaplı, haftalık dergi Ora’ya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye için yaptıklarını ve darbe girişimi sırasındaki dik duruşunu anlattı.

    İtalya’nın önde gelen haftalık dergilerinden ’Ora’, uzun yıllardır İtalya’da yaşayan, Türk spor basınının yakından tanıdığı duayen gazeteci Dündar Keşaplı ile özel bir röportaj yaptı. Romalı meslektaşlarının, ‘girişken, sosyal ilişkileri güçlü ve başarılı’ çalışmaları sebebiyle kendisine “İtalya’daki dış basının kralı” lakabını takan Keşaplı, Ora’ya, Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmelerden İtalya-Türkiye ilişkilerine bir çok konuyu değerlendirdi. Röportajın giriş yazısında Keşaplı için ‘Türkiye ve Ortadoğu bölgesini, insanların sorunlarını iyi bilen, televizyon kanallarının aradığı isim’ değerlendirmesi yapıldı. Bugüne kadar pek çok özel habere imzasını atan Keşaplı’nın, politikaya olan tutkusuyla parlamento muhabirleri arasında tanındığı ve buna ek olarak spora olan tutkusuyla 2009 yılından beri İtalyan Spor Yazarları Derneği Roma Şubesi’nin yönetim kurulunda görev yaptığı anlatıldı.

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan kısa sürede normale dönüşü sağladı”

    Türkiye’deki son durumun ne olduğu sorusuyla başlayan röportajda Keşaplı, “Ben Temmuz ayında, ailemle ve yakınlarımla bir arada olmak için Türkiye’de bulunuyordum. Tam 15 Temmuz günü ise Samuel Eto’o’nun Antalya’daki özel futbol turnuvası için bu kentteydim ve o akşam Türk devletine, Türk halkına karşına bir hareket baş gösterdi, yani darbe girişimi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, olaylar karşısındaki hazırcevaplılığı, becerisiyle ülkede iç savaşı önledi ve kısa sürede normale dönüşü sağladı” dedi.

    “Üzücü olan Erdoğan’ın Avrupalı liderlerden aradığı desteği bulamaması”

    “Burada üzücü olan şey ise böylesine dramatik bir durumdan geçilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, birçok Avrupalı liderden aradığı desteği bulamaması oldu” diyen Keşaplı, “Uluslararası basın Türkiye’nin normale dönüşüne destek olmadı mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Ne yazık ki olmadı. Türkiye’nin siyasi ve sosyolojik gerçeğini bilmeden önyargılar üzerinden hareket edildi.”

    Türk gazeteci, her ülkede olduğu gibi kendi ülkesinde de bazı sorunlar olduğunu ama yine de Türkiye’de pek çok grubun bir arada yaşama örneği gösterdiğini aktararak, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye için yaptıkları yadsınamaz” diye konuştu.

    Keşaplı, Türkiye’deki nüfusun yüzde 95’inin Müslüman olduğunu ama Katolik, Ortodoks, Musevi herkesin barış içinde yaşadığını da ekledi.

    “Erdoğan ne yaptı?”

    “Erdoğan ne yaptı?” sorusu üzerine ise Dündar Keşaplı, Türk cumhurbaşkanının ülkesi için farklı alanlarda birçok hizmette bulunduğunu anlatarak, “Başta sağlıkta olmak üzere bugün pek çok dünya vatandaşı tedavi olmak için Türkiye’ye geliyor. Son 10 yılda karayolları ağı büyük gelişim gösterdi. Suçla mücadele etti. İstanbul’a mega bir havaalanı yapmakta. Son olarak Asya ve Avrupa arasında iki büyük köprü inşa etti” dedi.

    Türkiye ile İtalya arasındaki farklar

    30 yıldır yaşadığı İtalya ile ülkesi Türkiye arasında ne tür farklar gördüğü sorulan Keşaplı, “Bana göre, çok benzer yanları var. İtalya kendine has, çekici bir ülke. Türkiye’nin de hayran olunacak pek çok yanı var. İtalyan modası örneğin, aralarında Türkiye’nin de olduğu birçok ülkeyi etkilemiştir. Türk ve İtalyan halkları arasında büyük bir saygı olduğunu söyleyebilirim. Buna ek olarak mesela bizim havayolları firmamız olan THY’nin İtalya’da 10 noktaya uçuşu var. İtalyanlar, kendi paylarına Türkiye’ye gelirken konfor ve güvenin bir araya geldiği THY’yi tercih ediyorlar” yanıtını verdi.

    Türkiye-AB ilişkileri

    Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerine kendi hayatından örneklerle değinen Keşaplı, 30 yıl önce basketbol oynama ve bir ABD üniversitesine gitme hayaliyle Türkiye’den ayrıldığını belirterek, şunları kaydetti:

    “Kader, beni İtalya’ya getirdi. Biz de ‘Nerede doğduğun değil, nerede karnını doyurduğun önemlidir’ deyişi vardır ve çok önemlidir. Bugün, Roma’da yaşadığım onlarca önemli yıl sebebiyle çok mutluyum ki, yine bu şehirde gazetecilik bakımından çok önemli bir kariyere sahip oldum. Senelerdir, pek çok önemli Türk kanalı ve gazetesi için çalışıyorum ve Rai, SKYTG24 ve TGCOM gibi kanallarla sürekli olarak işbirliği içerisindeyim. Bunca yıllık çalışmalarımın karşılığında geçen baharda, en iyi yurtdışı muhabirlerine verilen prestij ödülü Altın Palmiye’ye layık görüldüm. Avrupa’da gençliğimden beri düşlediğim pek çok şeyi buldum. Bunların arasında ilk olarak eşim Susanna Arena’dan bahsetmeliyim. O bana her zaman yakın oldu. Kişisel olarak baktığımızda, benim Avrupa ile ilişkilerim, görüldüğü üzere iyi. Başka bir şey söyleyemem. AB, bizim ülkemize yönelik siyasi açıdan pek çok hata yaptı ama buna rağmen, ben yine kısa zamanda ileriye birlikte gitmek için bir çözüm bulunacaktır diye inanıyorum.”

  • Külünk: “15 Temmuz’un hedefi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı şehit etmekti”

    AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “15 Temmuz’un Türkiye’yi Balkanlaştırma hedeflerinin gerçekleştirilme şartı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı doğrudan ortadan kaldırmaktı. İkinci etabı da Putin’i tasfiye etmekti” dedi.

    Canik Belediyesi, “15 Temmuz ve Sonrası” konulu konferans düzenledi. Konferansa AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk konuşmacı olarak katıldı.

    Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa OMÜ Rektörü Prof.Dr. Sait Bilgiç, Canik Belediye Başkanı Osman Genç, AK Parti Samsun İl Başkanı Muharrem Göksel ve çok sayıda davetli katıldı.

    Konferansın açılış konuşmasını yapan AK Parti Samsun İl Başkanı Muharrem Göksel, “15 Temmuz’da sadece bir darbe girişimi olmadı. Ülkeyi, yönetimi ele geçirme harekatı oldu. Türk halkının basireti, Allah’ın yardımı ve güçlü bir liderin dik duruşu ile bu darbe girişiminden hep beraber kurtardık. Hangi ülkede silahlı kuvvetleri kendi vatandaşına ateş etmiş. Hangi ülkede elinde hiçbir silahı olmadan, uçağa, helikoptere ve tanka direnmiş. Bu tarih boyunca sadece Türk milletine nasip olmuştur” dedi.

    “Hedef Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı şehit etmekti”

    15 Temmuz’un hedefinin 1. Dünya savaşının bu coğrafyada devamı ve Türkiye’yi Balkanlaştırmak olduğunu belirten AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “1. Dünya savaşı bitmedi sadece ara verildi. 2. Dünya Savaşı bitti. Ara verilen 1. Dünya Savaşı önce 90’lı yılların hemen Berlin Duvarı’nın yıkılışının arkasından 1. Dünya Savaşı önce Balkanlarda devam etmeye başladı. Etnik milliyetçilik üzerinden egemenlik kavramının üzerinden Yugoslavya paramparça edildi. Balkanlar paramparça edildi. Balkanlar neredeyse 90’lı yılların sonuna kadar kana, gözyaşına, barut kokusuna ve parçalanmışa neredeyse mahkum edildi. Bu 1. Dünya Savaşı’nın birinci etabıydı. İkinci etabı ise Suriye ve Irak’taki gelişmelerdir. Suriye ve Irak’taki gelişmelerin ardından bizim coğrafyamızı, özellikle Türkiye’yi Balkanlaştırma operasyonun adı doğru’dan 15 Temmuz operasyonudur. 15 Temmuz’da bu coğrafyayı, Türkiye’yi iç savaşa, Türkiye’nin enerjisi içeride tüketilirken, Türkiye’nin güneyinden Suriye’nin kuzeyinde bir PKK, bir PYD koridoru Akdeniz’e çıkartarak bizi Ankara’nın çevresine sıkıştırıp, güneyimizde bir PKK, PYD koridoruyla Akdeniz’e çıkıp, bizi bir daha Orta Doğu’ya çıkamaz hale getirerek ardından da bu 1. Dünya Savaşı’nın devamı ikinci etabı Kafkasya’yı Balkanlaştırmaktı. 15 Temmuz’un doğrudan birinci hedefi Erdoğan’dı. 15 Temmuz’un sadece İstanbul ve Ankara’da dondurulmuş olmasının yani İstanbul ve Ankara’ya sıkıştırılmış olmasının sebebi doğrudan Erdoğan’ı şehit ederek ortadan kaldırmaktı. 15 Temmuz’un Türkiye’yi Balkanlaştırma hedeflerinin gerçekleştirilme şartı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı doğrudan ortadan kaldırmaktı. İkinci etabı da Putin’i tasfiye etmekti” şeklinde konuştu.

  • Dünyaca ünlü ekonomist Laffer: ’’Obama’yı alın, Erdoğan’ı verin’’

    ’Arz yönlü iktisadın babası’ olarak tanınan dünyaca ünlü ABD’li ekonomist Arthur Laffer, Türkiye ekonomisinin çok iyi durumda olduğunu belirterek, ’’Kötü ekonomi görmek istiyorsanız ABD’ye gelin. Sizlere şöyle bir teklifim var: Obama’yı alın, Erdoğan’ı verin” dedi.

    1972-1989 döneminde, aralarında eski ABD Başkanı Ronald Reagan ve eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’in de bulunduğu birçok ünlü lidere danışmanlık yapan Arthur Laffer, DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi’nin (TAİK) davetlisi olarak Türkiye’ye geldi. Ankara’da, JW Marriott Otel’de ’Maliye Politikası: Türkiye’nin Makroekonomik Başarı Hikayesinin Ana Direği’ semineri öncesi basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya gelen Laffer, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “Dünyadaki Türkiye algısı yanlış”

    Türkiye ekonomisiyle ilgili dünyada yanlış bir algı olduğunun altını çizen Arthur Laffer, şunları söyledi:

    “Türkiye ekonomisi bana göre inanılmaz iyi durumda. Kötü ekonomi görmek istiyorsanız ABD’ye gelin. Buraya gelirken bir arkadaşım, ’Erdoğan’ı bize versinler durumumuz harika olur’ dedi. Kısa vade için teklifim şudur: ‘Obama’yı alın, Erdoğan’ı bize verin.’Türkiye’de hem vergi hem özelleştirme konularında yaptığınız çalışmalar alkışı hak ediyor. Bu şekilde devam ederseniz refah oranınız anlamlı bir biçimde artacaktır.”

    “Balık vermeyin, balık tutmayı öğretin”

    Dünyadaki vergi politikalarını etkileyen ünlü ’Laffer Eğrisi’ teorisinin üreticisi Arthur Laffer, refah bir ekonominin 5 temel politika üzerinde yükseldiğini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Refah ekonomisi için düşük oranlar, geniş tabanlı sabit vergiler, harcama kısıtlamaları, sağlam para, serbest ticaret ve asgari düzenlemeler gerekmektedir. Bu 5 politika bizim kuzey yıldızımızdır. Kuzey yıldızını takip ederseniz başarıya ulaşırsınız. İnsanların vergiden kaçınmalarını, vergi kaçırmalarını ya da vergiye tabii gelirlerini beyan etmemelerini asgariye indirmek için vergi oranlarının düşük tutulması gerekmektedir. Geniş bir vergi tabanı, vergi mükelleflerinin vergi ödememek amacıyla paralarını değerlendirebilecekleri alanları en aza indirebilmek için gereklidir. Ülkelerin istihdam ve üretimlerini artırmak için vergi muafiyetleri, istisnaları ve indirimleri olmaksızın, düşük bir vergi oranına ve geniş bir vergi tabanına ihtiyaçları vardır. Benim felsefem şudur: İnsanlara balık vermeyin, balık tutmayı öğretin.”

    Laffer, “Türkiye’de bütçe gelirlerinin büyük bir bölümü dolaylı vergi gelirlerinden oluşuyor. Bu vergi gelirleri içerisinde de, özellikle birkaç sektörün -motorlu taşıtlar, tütün gibi- büyük bir paya sahip olduğu görülüyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine ise şunları söyledi:

    “Mükemmel vergi sisteminde düşük oranlar, geniş tabanlı sabit vergiler olması gerekmektedir. Bana göre bu sektörlerde vergiyi yükseltirseniz, kuzey yıldızından uzaklaşırsınız. Türkiye’nin devlet başkanı olsaydım bu sektörlerde de ayrım yapmaz, düşük vergiyi onlar için de tutardım. Dolaylı vergilerde başı çeken otomotiv, tütün gibi sektörlerde vergilerin değere, fiyata bağlı değil, sabit bir tutarla elde edilmesinin daha doğru bir politika olacağını düşünüyorum.”

    Yatırım ortamına güven tazelenir

    Arthur Laffer, darbe girişiminin ekonomiye etkisine ilişkin bir soru üzerine de, ’’Darbe girişiminin iyi atlatılması yatırım ortamına güveni tazeleyecek diye düşünüyorum. Türkiye’nin geleceğiyle ilgili çok iyimserim’’ dedi.

  • Zigetvar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bekliyor

    Macaristan’ın Zigetvar şehri, kentteki Türk-Macar Dostluk Parkı’nda Eylül ayında gerçekleştirilmesi planlanan Kanuni Sultan Süleyman’ın vefatının 450’nci yılı etkinliklerine katılacak olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bekliyor.

    Macaristan’ın Baranya bölgesindeki Zigetvar şehri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bekliyor. 1994 yılında dönemin Cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ve Arpad Göncz tarafından açılışı yapılan Türk-Macar Dostluk Parkı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından baştan aşağı yeniden restore ediliyor. Dostluk Parkı, Eylül ayında gerçekleştirilmesi planlanan Kanuni Sultan Süleyman’ın vefatının 450’nci yılı etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Bu yılın Nisan ayında restorasyon süreci başlatılan 11 bin 638 metrekarelik park, Türk ve Macar halklarının dostluk sembollerinden biri. Çevresine aydınlatma sistemi kurulacak olan parka bilgi panoları yerleştirilecek, proje kapsamında ağaçlandırma ve peyzaj çalışmaları yapılacak.

    Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçiliği’ne 99 yıllığına kiralanan Türk-Macar Dostluk Parkı, 6-9 Eylül tarihlerinde Zigetvar’da gerçekleştirilecek olan Kanuni Sultan Süleyman ve Macar kahraman Miklos Zrinyi’nin ölümlerinin 450. yıl anma törenlerinin en önemli ayağı olacak. Etkinliklere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Macaristan Cumhurbaşkanı Janos Ader ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı da katılacak.