Etiket: Erdoğandan

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Düşürülen Rus Savaş Uçağıyla İlgili Açıklama

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün sabah saatlerinde tüm uyarılara rağmen hava sahamızı ihlal eden bir aidiyeti belli olmayan savaş uçağına angajman kuralları gereği müdahale edilmiştir. Aidiyeti bilinmeyen bir uçağın 5 dakika içinde 10 defa uyarılmasına rağmen maalesef ihlalini devam ettirmekte ısrarını sürdürmüştür. Bunun üzerine F-16’larımız tarafından yapılan müdahale sonrası bu uçak düşürülmüştür, iki uçaktan bir tanesi düşürülmüştür” dedi.

    24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde öğretmenleri ağırlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağının düşürülmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

    Suriye meselesine adil ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmadan ne mülteci ne de terör sorununun önüne geçilmeyeceğini artık herkesin görmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Viyana görüşmelerinde bu doğrultuda ümit verici gelişmelerin yaşandığını söyledi.

    “SOYDAŞLARIMIZ TANKLARLA TOPLARLA SÜREKLİ BOMBALANIYOR”

    “Esed rejimi ve onu destekleyen ülkeler bu görüşmelerde varılan mutabakatın ruhuyla uyuşmayan yeni saldırılara giriştiler” diyen Erdoğan “Bakınız, Hatay’ın hemen yanı başındaki Bayırbucak Türkmenleri’nin yaşadığı bölgeye yoğunlaşan saldırıları şiddetle kınıyoruz. Orada bizim soydaşlarımız var, orada bizim akrabalarımız var. Ve bu akrabalarımız, bu soydaşlarımız sürekli uçaklarla bombalanıyor, tanklarla toplarla sürekli olarak bombalanıyor. Şu anda oralardan bu soydaşlarımız sınıra doğru göç etmeye, kaçmaya başladılar. Bunların bir kısmı Türkiye’deki kamplara yerleştirilmiş vaziyette ama bir kısmı da Suriye tarafındaki kamplarda, onlarda iskan ediliyor. Peki bütün bunlara destek nereden? Türkiye’den. Kızılayımızla sivil toplum örgütlerimizle onlara her türlü yardımı götürüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “NE OLUYOR, GELİŞMELER NE DURUMDA, BUNA GÖRE NE GİBİ ADIMLAR ATACAĞIZ?”

    Cuma gününden beri gelişmeleri yakından takip ettiğini vurgulayan Erdoğan, “Başbakanımızdan, Genelkurmay Başkanımızdan, Dışişleri Bakanımızdan, MİT Müsteşarımızdan ve diğer ilgili arkadaşlarımızdan sürekli bilgi alıyorum. Nitekim az önce daha kapsamlı bir güvenlik toplantısını yaptık. Gerek Sayın Başbakanımız gerek Genelkurmay Başkanımız, ilgili bakan arkadaşlarım ve ilgili bürokratlarımızla beraber bir toplantı yaptık. Ne oluyor, gelişmeler ne durumda, buna göre ne gibi adımlar atacağız?” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk hava sahasını ihlal eden savaş uçağının düşürülmesi konusunda, “Bilindiği gibi bugün sabah saatlerinde tüm uyarılara rağmen hava sahamızı ihlal eden bir aidiyeti belli olmayan savaş uçağına angajman kuralları gereği müdahale edilmiştir. Aidiyeti bilinmeyen bir uçağın 5 dakika içinde 10 defa uyarılmasına rağmen -hava sahamıza girmeden önce çünkü sınırlarımıza doğru geliyor- maalesef ihlalini devam ettirmekte ısrarını sürdürmüştür. Bunun üzerine F-16’larımız tarafından yapılan müdahale sonrası bu uçak düşürülmüştür, iki uçaktan bir tanesi düşürülmüştür” dedi.

    “BÖYLE BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILMANIN NE YAZIK Kİ IZDIRABINI YAŞIYORUZ”

    Bu sözleri üzerine resepsiyona katılanlardan yoğun alkış alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

    “Kardeşlerim yani mesele aslında bir alkış meselesi değil yani biz buna şahit olmak istemeyiz ama böyle bir durumla karşı karşıya bırakılmanın ne yazık ki ızdırabını yaşıyoruz. Bu hadise tamamen Türkiye’nin önceden ilan ettiği angajman kuralları çerçevesinde gerçekleşmiştir. Türkiye’nin komşularıyla başka herhangi bir ülkeye karşı düşmanlığı asla söz konusu değildir. Suriye’de bugüne kadar çok daha vahim olaylar yaşanmamasının sebebi Türkiye’nin soğukkanlı tutumudur. Bu son hadisenin önüne geçmek için de elimizden gelen gayreti gösterdiğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin kendi sınırlarını koruma hakkında da herkes saygı göstermelidir.”

    “KİMSE KİMSEYİ KANDIRMASIN”

    “Türkiye, Suriye’de zalim rejime karşı kendi kurtuluş savaşlarını veren muhalif grupları samimiyetle destekliyor” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Burada yalnız bir şeyin altını çizmem lazım, Bayırbucak Türkmenleri’nin olduğu bölge DAİŞ terör örgütünün olduğu bölge değildir. Kimse kimseyi kandırmasın. Orada sadece Bayırbucak Türkmenleri vardır, soydaşlarımız vardır, akrabalarımız vardır. ’DAİŞ terör örgütünü vuruyoruz’ diyerek orada Bayırbucak Türkmenleri vurulmaktadır. Ve bunlar topraklarını savunmanın gayreti içerisindedir, ailelerini kamplara göndermişlerdir ve orada sadece o direnişçiler kalmıştır. Bunlar içinde Bayırbucak Türkmenleri, ülkemizle olan yakın akrabalık ilişkileri sebebiyle tıpkı Halep’teki, Humus’taki, Şam’daki, Golan’daki Türkmenler gibi bizim için ayrı bir öneme sahiptir. Esed rejimi ve onu destekleyen ülkelerin Bayırbucak Türkmenleri’ni hedef alan saldırılarının gerisindeki amacını gayet iyi biliyoruz. DAİŞ’in hemen hiçbir varlığının olmadığı bu bölgedeki saldırılar doğrudan Esed rejimini ayakta tutma amacına yöneliktir. Türkiye, Cerablus’tan başlayıp Akdeniz’e kadar uzanan hattı tüm terör örgütlerinden arındırma kararındadır. Türkiye olarak bu bölgede yaşayan kardeşlerimize eskinden beri her türlü desteği veriyoruz, vereceğiz.”

    “VARSA NE OLACAK YOKSA NE OLACAK”

    “17-25 Aralık darbe girişiminden hemen sonra yaşanan o meşhur MİT tırları ihanetini biliyorsunuz değil mi?” diye soran Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Halen utanmadan, sıkılmadan bunları gazetelerine başlık yapanlar var. İşte o tırlar bu bizim Bayırbucak Türkmenleri’ne yardım götüren tırlardı. Şimdi bazıları diyor ki ’Başbakan Erdoğan diyordu ki onların içinde silah yok.’ Yahu varsa ne olacak yoksa ne olacak. Ne diyoruz biz oraya insani yardım götürüyoruz. Kim onlar? Mağdur, mazlum, bizim Bayırbucak Türkmen kardeşlerimiz. Biz bunu yaptık. Ülkemizin, hükümetimizin ve şahsımın aleyhine bir algı oluşturabilmek adına bu yardımları sabote edenleri milletimizin asla affetmeyeceğine inanıyorum. Bugün de bölgede gerçekten çok zor şartlar altına mücadele veren kardeşlerimize destek olmak için hem ülkemiz tarafında hem de sınırın diğer tarafında her türlü imkanı seferber ediyoruz. İnşallah çok yakında Cerablus-Akdeniz hattındaki insani güvenlik bölgesi uygulamasını müttefik ülkelerle birlikte hayata geçireceğiz. Bu uygulamayla bir yandan bölgede yeni insani dramlar ortaya çıkmasına engel olurken diğer yandan da kendi vatanlarında hayatlarını sürdürmek isteyen o muhacirlere imkan sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye’nin bu çabasına destek vermeyen veya engel çıkarmaya çalışan herkes Suriye’de hayatını kaybeden 380 bin masuma eklenecek her yeni canın sorumluluğuna ortak olacaktır. Bizim Suriye halkının güvenli ve istikrarlı bir geleceğe kavuşmasından başka bir gayemiz yoktur. Kendi güvenliğimizin de bundan geçtiğini biliyoruz. Aynı şekilde Avrupa’nın mülteci ve terörizm kıskacından kurtulabilmesinin yolu da Suriye’nin istikrara kavuşmasından geçiyor. İnşallah Suriyeli kardeşlerimiz için aydınlık günler yakındır. Türkmen kardeşlerimize mücadelelerinde başarılar diliyorum. Duamız ve desteğimiz sonuna kadar onların yanında olacaktır.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Yeni Kabineye Onay

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında kurulan 64. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini onayladı.

    Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, hükümeti kurmakla görevlendirilen Konya Milletvekili ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nu Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etmişlerdir. Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakan Davutoğlu başkanlığında kurulan 64. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini onaylamışlardır” denildi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ’Yeni Kabine’ Açıklaması

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kurulacak yeni kabineyle ilgili, “Cumhurbaşkanı başka telden çalarsa Başbakan başka telden çalarsa o zaman biz bir netice alamayız. Bu bakımdan bizim senkronize olmamız çok önemli” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ATV ve Ahaber ortak yayınında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. 1 Kasım’da sandıktan çıkan mesajı değerlendiren Erdoğan, “7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki farkı iyi analiz etmemiz lazım. Yani 7 Haziran’da sandıktan bir koalisyon tercihi çıktığını bir kenara koymamız mümkün değil. Niye? Rakamlar bunu söylüyor da onun için. Fakat koalisyon nasıl oluşacak? Buna gelince, koalisyon bir kültürdür. Bu Batı ülkelerinin birçoğunda var. Ama başkanlık sistemlerinin yaşandığı ülkelerin birçoğunda koalisyon başarılı gitmiyor. Onun için oralarda istikrar ve güveni yakalamak için de bakıyorsunuz hep tek partili iktidarlar söz konusu” ifadelerini kullandı.

    Batılı ülkelerdeki koalisyon kültürüne ilişkin konuşan Erdoğan, söz konusu ülkelerin liderlerinin kendisine, “Siz çok iyi bir ivme yakaladınız, tek başınıza iktidarla bunu götürüyorsunuz. Biz ise koalisyonla bunu götürüyoruz ama sıkıntılarımız çok. Çünkü bir çok şeylerde anlaşamıyorsunuz” dediklerini aktardı.

    “TÜRKİYE KOALİSYON DÖNEMLERİNDE HEP GERİ GİTTİ”

    Türkiye’de yaşanan koalisyon dönemlerinin neticelerinin daha önce görüldüğünü hatırlatan Erdoğan, “Türkiye, koalisyon dönemlerinde hep geri gitti ama tek başına bir siyasi partinin iktidar olduğu dönemlerde tırmanışa geçtik. Bunları geçmişte hep yaşadık, gördük. Gerek merhum Demirel gerek merhum Özal döneminde bunları yaşadık. Fakat koalisyon olunca hemen geri gidiş başladı. Bizimle tek partili iktidar dönemini yaşadık. Bizim tek partili iktidar dönemimizde yani 3 Kasım 2002’deki bütün parametreler her yönden, ekonomik, demokratik tüm konularda alın yatırın masaya Türkiye neredeydi bugün Türkiye nerede? Şöyle 12-13 yılın analizini yaptığımız zaman nereden nereye geldiğimizi, nasıl geldiğimizi iki kavram ifade eder. Bunlardan biri istikrardır diğer güvendir. Güven ve istikrar kavramı hakim olunca o toplum uçuşa geçer. Bizde de böyle oldu” dedi.

    “BEN DE PARTİMİZİ YÜZDE 49.5 CİVARINDA BİR ORANDA BIRAKMIŞTIM”

    7 Haziran sonrası 4 aylık süreçte yaşanan gelişmeleri hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Koalisyon görüntüsü bir anda 4.5-5 aylık sürede ülkemizde adeta bir duraksama havası esti ve yapılan koalisyon görüşmelerinde de belli ki bazı dayatmalar oldu ve oralardan bir netice çıkmadı. Bu arada ’Hayırcılar’ türedi, öbür taraftan ’Şöyle olursa böyle olur’ diyenler türedi. Bunun neticesinde bana görevi Sayın Başbakan iade edince kalan bir hafta, 8 günlük bir süreç var, bu süreç içerisinde de bana anayasanın verdiği bir yetki vardı. Bu yetkiyle benim yeniden bir yetkilendirme yapmam… Zaten kendileriyle görüşmeler yapılmış olan bu siyasi partilerin bir tanesi çıkıyor diyor ki ’Ben şunlarla zaten beraber hiç olmam.’ Dolayısıyla burada yeni bir arayış içine girmenin anlayışı yoktu. Demek ki parlamento, içinde bu işi çözemedi öyleyse bu işi en iyi çözecek yer neresiydi? Milli iradeydi yani halk. Fazla zaman kaybetmeden ben de Meclis Başkanımla görüşmek suretiyle ’En iyisi biz milli iradeye müracaat edelim, millet yeniden bir tercihini yapsın’ bunu görelim istedim. Millet de yeniden tercihini yaptı. Milletin tecelli eden bu tercihi bana göre istikrar ve güven tercihidir. Bu istikrar ve güven tercihiyle birlikte… Dikkat edin basit bir yükselme yok, yüzde 41’den yüzde 49.5’a çıkarıyor. Ben de partimizi bıraktığımızda yüzde 49.5 civarında bir oranda bırakmıştım. Şimdi de böyle bir oranla tekrar milletimiz iktidara AK Parti’yi getirdi. İkinci anamuhalefet partisine bakıyorsunuz, durumu hemen hemen aynı. Üçüncü, dördüncü partiye bakıyorsunuz, orada bir yer değişikliği oluyor. Yer değişikliği oy oranından dolayı değil milletvekili sayısı itibarıyla oluyor. Böyle bir tabloyla da şu anda bir istikrar ve güven ortamı çıktı. Ben bu istikrar ve güven ortamının milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Özellikle şu mutluluğumu milletimle paylaşmak istiyorum: G-20’de bunu gördüğümüzde çok mutlu oldum. Bir defa dünya ülkelerinin Türkiye’ye bakışındaki hava farklılaştı. Bir taraftan G-20’deki başarıyı gördüler, o organizasyondaki başarıyı gördüler. Bundan dolayı hem tebriklerini yaparken bir taraftan da seçim neticesiyle ilgili olarak bunu bütünleştirdiler, bir tebrik yaptılar ve Türkiye’nin dünyadaki belirleyici rolü G-20’de çok daha öne çıkmış oldu. Bunu zaten bütün ana başlıklarda, çalışma yemeklerinde de gayet güzel bir şekilde değerlendirme fırsatını bulduk.”

    “CUMHURBAŞKANI BAŞKA BAŞBAKAN BAŞKA TELDEN ÇALARSA BİR NETİCE ALAMAYIZ”

    “Başbakan Ahmet Davutoğlu’na 64. Hükümeti kurma görevi vermenizin ardından nasıl bir kabine olacak? Nasıl bir kabine bekleyebiliriz?” sorusunu yanıtlayan Erdoğan, “Sayın Başbakan çalışmasını yürütecek, kendine göre herhalde o da arkadaşlarıyla istişarelerini yapar. Ondan sonra da bize kendi hazırlıklarını sunacaktır. Bu hazırlıkları sunduktan sonra da tabi bizler kendisiyle bazı şeyleri paylaşırız, paylaşmayız ama bu arkadaşların kahiri ekseriyeti tanıdığımız, bildiğimiz arkadaşlar. Burada bir Cumhurbaşkanı olarak, cumhurun başı olarak benim de tabi tek derdim şudur: Geleceğe yönelik başarılı bir kabine oluşması. Bu başarılı kabinenin oluşmasında Cumhurbaşkanı, Başbakanın ortak hareket etmesi, ortak bir çalışma, bir performans ortaya koyması ülkenin geleceği için önemli. Cumhurbaşkanı başka telden çalarsa Başbakan başka telden çalarsa o zaman biz bir netice alamayız. Bu bakımdan bizim senkronize olmamız çok önemli. Temennim odur ki şu anda kendileri çalışmalarını yapacaklar, çalışmalarını yaptıktan sonra zaten kendileri de açıkladılar, fazla uzatmadan, kısa bir zaman içerisinde süratle hemen kabine listesi bize gelir. Biz de kabine listesi üzerinde hemen çalışmamızı yapar, kendilerine ’hayırlı olsun’ deriz. Kaldı ki Pazar günü 22’sinde Meclis Başkanlığı seçimi de var. Şu anda Meclis Başkanlığı için müracaatlar yapılıyor, Cumartesi gününe kadar zaten müracaatlar var. Pazar günü Meclis Başkanlığı seçiminin yapılmasıyla birlikte yeni başkan belli olmuş olacak. Yeni Başkanın belli olmasıyla birlikte divan teşekkülü vesairesi… Ondan sonra parlamento ve yasama organı olarak onları da devreye girişi yürütmenin çalışmalarını da hızlandıracaktır” ifadelerini kullandı.

    YENİ ANAYASA

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni Anayasayı bu sefer Meclis kendi iradesiyle gerçekleştirebilir mi?” sorusunu şöyle yanıtladı:

    “Gerçekçi olmak lazım, şu anda Meclis Başkanı’nı bir kenara koyduğumuz zaman 316 milletvekili var AK Parti’nin. Eğer referandumla bir çözüm bekleniyorsa burada en az 330 gerekiyor. 330 olmadan referanduma gidilmesi mümkün değil. Dolayısıyla burada tabii ki gizli oylamayla falan oluyor ama diğer gruplardan buraya bir desteğin olması lazım ki yeni anayasa bu oylamada geçsin. Ben yalnız şuna inanıyorum: Yani referandumla eğer yeni anayasayla ilgili hazırlıklar, metin geçerse millet bunu kesinlikle onaylar. Buna inancım sonsuz. Fakat ben burada bir başka çağrı yapıyorum: Bugün muhalefette olan siyasi partiler biliyorsunuz dönemimde bir anayasa çalışması yaptı ve bu anayasa çalışmasında 60 madde, 4 siyasi partinin çalışmasıyla paraf edildi. Onların paraflarından geçti. Bu 60 madde az bir şey değil, burada yapılması gereken nedir? Muhalefet partileriyle iktidar partisi acaba ikili görüşmelerle bu 60 madde ve bunun dışındaki maddeler… Bu çalışmayı ele alıp ve burada süratle bir adım atmak. Artık bir darbe anayasasıyla değil de milli iradenin ortaya koymuş olduğu bir anayasayla geleceğe yürümek ister mi istemez mi? Bugün sadece anamuhalefetin vereceği destekle bile hiç milli iradeye başvurmadan, milli iradenin parlamentodaki temsilcileriyle bir ay bile sürmez. Bu değişiklikler süratle parlamentodan geçebilir. Bu olayın matematik yönüdür, realist yönüdür. Milletimize bunu götürelim.”

    “ORTAK PAYDAMIZ: BİR BİR DARBE ANAYASASIYLA GİTMEYİZ”

    “Millete de gittiği zaman ben inanıyorum ki milletimiz de böyle bir metni kesinlikle onaylayacaktır” ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Hatırlarsanız geçmişte, en son dönemimde 26 maddelik bir anayasa değişikliği metnini biz 330’u aşan bir oyla parlamentoda geçirmiş, millete gitmiştik. Milletimiz yüzde 58’le o zaman bunu onayladı ve bu anayasa değişiklikleri uygulamaya geçti. Burada da yine benzer bir adım, çok daha güçlü çok daha farklı bir şekilde atılabilir. Bütün mesele, bizim ortak paydamız nedir? Biz bir darbe anayasasıyla gitmeyiz. Ben bir Cumhurbaşkanı olarak diyorum ki, mademki biz bir darbe anayasasıyla gitmeyiz, öyleyse milletin adeta bir hakkı durumuna gelmiş olan anayasa konusunda parlamentodaki siyasi partiler kaldıkları yerden devam etsinler veya önce talep ettikleri bu 60 madde üzerinde adım atsınlar, süreç devam etsin. Mesela ben Başkanlık sistemi olayını gündeme getirdim, getiriyorum ve yine de getireceğim. Ancak bu anayasa değişiklikleri içerisinde de başkanlık sistemi olayı var. Orada başkanlık sistemi henüz müzakere edilmemişti, ona gelinmemişti. Fakat şuanda diğerleri üzerinde bir mutabakat sağlandıktan sonra başkanlık sistemini kendileri kabul etmiyor. Kabul edip etmemeleri önemli değil ama önemli olan bir şey var: Yani başkanlık sistemi nedir? Bunu millet bırakalım tartışsın, akademisyenler tartışsın, siyasetçiler tartışsın yani ülkemize kazandırır mı, kaybettirir mi? Bundan niye çekiniyoruz, bundan çekinmeye gerek yok. Birçok sıkıntıların altında aslında sistem krizi yatıyor. Bizim bu sistem krizinden kurtulmamız lazım.”

    “GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN UYGULAMALARINDA BAŞKANLIK SİSTEMİ VARDI”

    G-20’ye katılan ülkelerin birçoğunun başkanlık sistemiyle yönetildiğini ve o ülkelerin arkasında başarılarla dolu bir grafik yattığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Zorla, birileri dayanarak adeta istemeye istemeye sanki bu Erdoğan’ın kendi meselesi. Bu benim şahsi meselem değil ülkemin meselesi olarak görüyorum, milletimin meselesi olarak görüyorum. Biz ülkemize, milletimize daha faydalı nasıl oluruz? Bunu düşünerek bu adımı atıyoruz. Bizim tarihimize baktığımız zaman o başarılarla dolu olan tarihte aslında bunun da örnekleri var. Kaldı ki geçmiş siyasi liderlerden ebediyete intikal etmiş olanların birçoğunun gündeminde hep başkanlık sistemi vardı. Gazi Mustafa Kemal’in uygulamalarında başkanlık sistemi vardı. Bunları biliyoruz. Milletin önüne getirelim, millet bu noktada tercihini yapsın. Ne diyorsa millet biz de ’baş göz üstüne’ deriz. Böyle yürüyelim. Şu anda 5.5 ay kaybettik. Yazık günah yani bu millet bunları kaybetmesin. Sandığa gittik, sandıktan ne çıktıysa hemen uygulamaya konulur. İtalya bakın şimdi yeni bir adım attı, yüzde 40’la düşünebiliyor musunuz? Yüzde 40’la tek başına iktidarı yakalayabilecek. Böyle bir durum geldi. İngiltere yüzde 34-35’ten tek başına iktidarı yakaladı. Yani herkes istikrara götüren yol nereden geçiyor? Buna bakıyor. Yani yüzde 34-35’le de olsa tek başına iktidarın yollarını açalım. Ve muhalefet ’Hayır, olmaz’ demiyor, ülkesi için ne gerekliyse bunu yapalım diyor. İtalya’da aynı şey oluyor. Bakın bunlar bize yakın Avrupa ülkeleri. Bunları artık görelim. Bunları gördüğümüz zaman olay çok farklı olur. Bizim anayasamıza baktığımız zaman geçmişten bu yana, 1924’ten alalım bu tarafa doğru, bir kısmı hemen çıkarılmış yerine bir şeyler konmuş, çıkarılmış bir şeyler konmuş adeta bir yamalı bohçaya dönmüş. Artık bu işi tertemiz, pırıl pırıl bir yeni anayasa olarak bence milletimize sunma zamanı gelmiştir diye düşünüyorum.”

  • Emine Erdoğan’dan G20 Liderlerinin Eşlerine Çağrı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, G-20 ülke liderlerinin eşleri olarak kadınların ve çocukların mağdur olduğu konularda küresel farkındalık oluşturabileceklerini belirterek, “ “Maddi refahla doğru orantılı bir insani gelişimin öncüsü olabiliriz. Dünyada barışın, huzurun, dostluğun küreselleşmesine katkıda bulunabiliriz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, G-20 Liderler Zirvesi için Türkiye’de bulunan lider eşleri onuruna akşam yemeği verdi.

    Yemekte, Endonezya Cumhurbaşkanı’nın eşi Iriana Widodo, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın eşi Mehriban Aliyeva, Güney Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Eşi Tubeka Zuma, Zimbabve Devlet Başkanı Eşi Grace Mugabe, Malezya Başbakanı’nın eşi Rosmah Binti Mansor, Singapur Başbakanı’nın eşi Ho Ching, AB Konseyi Başkanı’nın eşi Malgorzata Tusk, OECD Başkanı’nın eşi Lulu Gurria, IMF Başkanı’nın eşi Xavier Giocanti’nin katıldığı özel yemekte, AB Bakanı Beril Dedeoğlu, Sümeyye Erdoğan, Leyla Aliyeva, zirveye katılan yabancı Bakan ve Büyükelçilerin eşleri de hazır bulundu.

    “KADINLAR KARAR MEKANİZMALARINDA YER ALMALI”

    Yemekten önce bir konuşma yapan Emine Erdoğan, Fransa’nın başkenti Paris’te yaşanan terör saldırılar nedeniyle büyük bir üzüntü içinde olduklarını dile getirdi.

    Terörün her türlüsünü lanetlediklerini aktaran Emine Erdoğan, “ G-20 bünyesinde Türkiye’nin dönem başkanlığında Kadın-20 (W-20)çalışma grubu oluşturuldu. Kadın bakış açısının etkin biçimde devrede olduğu bir dünyada kin, nefret ve çatışmanın daha az olacağını düşünüyorum. Bu nedenle, kadınların karar mekanizmalarında daha çok yer alması için güç birliği yapmamız gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.

    “YÜK PAYLAŞILMIYOR”

    Suriye’de yaşanan trajedilerin insanlık onurunu zedelediğini ifade eden Emine Erdoğan, “Bu tablo karşısında, biz Türkiye olarak, 2 milyon 2 yüz bin Suriyeli’yi ülkemizde misafir ediyoruz. Evet, onlara ‘mülteci’ yerine ‘misafir’ demeyi tercih ediyoruz! Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, tüm dünya ülkeleri, Türkiye’nin örnek misafirperverliğini takdirle izliyor. Fakat ne yazık ki, bu yükü paylaşma konusunda gereken gayreti göstermiyor” dedi.

    ” BARIŞIN, DOSTLUĞUN KÜRESELLEŞMESİNE KATKIDA BULUNABİLİRİZ”

    G-20 ülke liderlerinin eşleri olarak kadınların ve çocukların mağdur olduğu konularda küresel farkındalık oluşturabileceklerini belirten Emine Erdoğan, “ “Maddi refahla doğru orantılı bir insani gelişimin öncüsü olabiliriz. Dünyada barışın, huzurun, dostluğun küreselleşmesine katkıda bulunabiliriz” şeklinde konuştu.

  • Gaziantep Milletvekili Erdoğan’dan, Besni’ye , Ziyaret

    AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan, AK Parti Besni İlçe Başkanlığı’nı ziyaret etti.

    AK Parti Besni İlçe Başkanlığı’nda gerçekleşen ziyarete AK Parti Besni İlçe Başkanı Mustafa Çiğdem, AK Parti İl Genel Meclis Üyesi İsmail Sümer, AK Parti Belediye Meclis Üyesi Nuri Tuğsuz, Suvarlı Belde Belediye Başkanı Mehmet Korkmaz ve partililer katıldı.

    Ziyaret sırasında bir konuşma yapan AK Parti Besni İlçe Başkanı Mustafa Çiğdem, AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın önceden olduğu gibi şimdi de mecliste Besni’yi temsil ettiğini söyledi.

    Çiğdem, “Gaziantep Milletvekilimiz Mehmet Erdoğan, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da Besni’de yapılacak olan hizmetlerin yakinen takipçisi olacağına eminim. Teşkilatımızı ziyaret ettiği için kendisine teşekkür ediyor, Milletvekilliğinin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

    Daha sonra konuşan AK Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan ise “Bildiğiniz gibi Türkiye 5 ayda 2 seçim yaşadı. Bu Türkiye tarihinde bir ilk. 7 Haziran seçimlerinde yüzde 41 gibi büyük bir oy almamıza rağmen hükümeti kuramadık. Niye kuramadık, çünkü perde arkasındaki dış milatlar ve onların yerli iş birlikçileri buna müsaade etmedi. HDP’ye baraj aşırdılar. HDP barajı Kürtlerin oyu ile aşmadı. 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin aldığı oyların yarısı Kürtlerin, yarısı da ne kadar bu ülkeye düşman varsa onların oylarıydı ve 80 milletvekili çıkardılar. HDP 80 milletvekili çıkarınca ne yapması lazımdı? Eğer bu parti hakikaten bu ülkeye ve bölgeye samimi ise yapması gereken bu bölgelerin eksikleri neler diye bakması lazımdı. Ben 2007 yılında milletvekili olduğumda seçildiğim halde Besni Eğitim Bayramında bir söz vermiştim. Benim bir idealim var, Gaziantep Besni yolunu duble yol yapmak. Allah yardım etti. Bir kısmını barajdan dolayı önce yaptık, kalan yeri de baraj yeri belirlendikten sonra devam ettik ve ediyoruz. İnşallah önümüzdeki yılın sonlarına doğru biter”dedi.

    “Siyaset, mevki, makam gelir geçer. Önemli olan siz gittikten sonra ne bıraktığınızdır” diyen Erdoğan “Gaziantep’te merkezden Milletvekili seçiliyorum ve merkezden ciddi bir destek var. Ama ben onları elimin tersi ile iterek illa Yavuzeli, Araban ve Besni diyorum. Besni’de de bizim Milletvekili kardeşimiz var. Mehmet Erdoğan bizim kardeşimiz, dava arkadaşımızdır. Ben burada Mehmet Erdoğan’ı rencide ederek siyaset yapmam. Kardeşimiz buraya hizmet verdi, emek verdi. Ben ayrımda yapmam. Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Her şey birlik ve beraberlikle çözülür. Ben 8. Sıradan birlik ve beraberlikle seçildim. Antep’te Besnili varsa tamamı arkada çelik gibi durdular. Hepsi de beni tek tek arayarak çalıştıklarını söylediler. Ben milletvekilliğini laf olsun diye yapmadım. Yaparken de memleketimi hep önde tuttum. Gaziantep’in tamamında hizmetim var. Ama Besni, Araban, Yavuzeli denildiği zaman sular durur. Önceliği her zaman buralara veririm. Kim gücenirse de gücensin umurumda da değil. Çok çok ne olur listeye koymazlar. Benim liste korkum olur mu, Seçilmeyerek bir yere yani 8. Sıraya konulan bir adamın bütün Gaziantep arkasında duruyorsa benim ne korkum olur” diye konuştum.