Etiket: Er

  • Eğitim Danışmanı Hüseyin Er, ders çalışma yöntemlerini açıkladı

    Aydın Özel Değişim Koleji Rehberlik ve Yönlendirme Eğitim Danışmanı Hüseyin Er, öğrencilerin ders çalışma sorumluğunu yerine getirmede üç önemli yöntemi açıkladı.

    Rahat ol, Esnek ol, Planlı ol başlıklarından oluşan ders çalışma yöntemleri öğrencilerin başarıya ulaşmada yol gösterici olduğunu ifade etti. Öğrencilerin temel sorumlulukları arasında yer alan ders çalışmanın önemli bir yere sahip olduğunu belirten Er, bu üç yöntemle hedefe ulaşılacağını kaydetti.

    Öğrencilerin kendilerine sürekli “rahat ol”, “sakin ol” komutlarını verdiğinde önyargılarının önüne geçebileceğini ifade eden Eğitim Danışmanı Er, “Stephan Wright diyor ki ’Eğer yeterince zamanınız varsa her yer, yürüyüş mesafesindedir’. Çok doğru. Sınavlar, yazılılar, projeler, hazırlamak için mutlaka yeterince zamanının olduğunu göreceksiniz. Çoğu öğrencimizin yaşadığı sınav kaygısının temelinde de bu rahatsızlık yatmaktadır. Kendinize sürekli ’ rahat ol, sakin ol’ komutlarını verip kötü düşünce ve önyargıların önüne geçebilirsiniz. Ailelerin de bu konuda tek telkinleri bu olmalı bence. ’Yeterince rahat davranırsan daha başarılı olacağını düşünüyorum’ cümlesi, ’Sana güveniyorum’ cümlesinden daha etkili olacaktır” dedi.

    Belirlenen hedefin mutlaka alternatifi olması gerektiğinin altını çizen Er, “Özellikle sınav grubu öğrencilerimizin belirledikleri bazı hedef çalışmalar , bölümler, liseler, puanlar var. Belirlenen hedefin mutlaka bir alternatifinin olması gerekir. Yani ’belirlediğin hedefe ulaşamazsan ne olacak?’ sorusunun karşılığıdır aslında esneklik. Makul ertelemeler de buna dâhildir. Bugün çalışılması belirlenen bir konunun çalışılmadığında bir sonraki güne ya da günlere ertelenmesidir. Pazartesi gününden, Pazar gününe kadar bir periyotta çalışmaların bitirilmesi hedeflenebilir. Esnek olmanın en büyük avantajlarından birisi çözüm odaklı olmayı sağlar. Problemler karşısında daha pozitif bir bakış açısı kazandırır” dedi.

    İyi bir planlama yöntemi olmadan diğer yöntemlerin bir anlam ifade etmeyeceğini kaydeden Danışman Er, “Evet, esnek olduk, rahat olduk ama bunlar iyi bir planlama olmadan bir şey ifade etmez. İyi bir planlamanın ilk basamağı bir iş, konu listesi çıkarmaktır. Bu iş, konuların haftalık hedefler halinde yazılmasının ardından, günlük hedeflere bölünmesi ile etkili olacaktır” dedi.

  • Türkiye Gazetesi yazarı Rahim Er, İsviçre gazetesine yazdı

    İsviçre’nin liberal muhafazakar gazetelerinden Basler Zeitung, konuk yazar olarak Türkiye Gazetesi yazarı Rahim Er’e sayfalarını açtı. Er’in “Neden yeni anayasa?” konulu yazısı büyük ilgi gördü.

    Türk politikacıların İsviçre’de Türk vatandaşlarıyla buluşmasını engelleyen ve referandum için Türkçe olarak “Hayır” manşetleri atılan İsviçre’de sağduyulu sesler de yükselmeye başladı. 100 bin okuyucusu bulunan Basler Zeitung gazetesi, Türkler ve Türkiye’ye karşı girişilen yargısız infaza karşı Türkiye Gazetesi yazarı Rahim Er’e sütunlarını açtı. Rahim Er’in “Türkiye’de neden yeni anayasa lazım?” başlıklı makalesi büyük ilgi gördü.

    Basler Zeitung Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Markus Somm, “Türkiye’de referandumun yapılmasını destekleyen bir yazara gazetemizin sayfalarını açarak fikir özgürlüğü bakımından önemli bir sorumluluğu yerine getirdiğimiz gibi bir de anayasa referandumuna Türkiye’deki çoğunluğun baktığı gibi bir bakışla bakılmasını sağladık” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Er ya da geç Kemal gidicidir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, “Er ya da geç Kemal gidicidir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 7 seçim kaybetmesini rağmen koltuğunda oturduğunu belirterek, “Senin arkadaşın Kandil ise Kandil’dekiler ile berabersin. Ya bunlar kan kusanlar değil mi? Bunlar bu ülkeyi bölüp parçalamak isteyenler değil mi? Şimdi çıkmış ana muhalefetin başındaki zat milleti aldatmak için yalan söylüyor. Ya dürüst ol. Tutturmuş bir tek adamlık. Varsa yoksa tek adam sensin ya. 7 seçim kaybettin hala partinin başında duruyorsun. Eğer senin partinin mensuplarının iradesine saygın olsa bırakıp gitmen lazım. Partinin tabanına saygın olsa bırakıp gitmen lazım. Aldığın oylar ortada hala partinin başında duruyorsun. Batıda bir parti başkanı iki seçim kaybetse hemen istifasını verip gider. Ama bunda öyle bir nezaket yok. Anlamaz o işten. Ama er ya da geç Kemal gidicidir. Zira mensubu olduğu parti bu yükü daha fazla taşıyamaz. Bu terazi bu kadar sikleti çekmez. Demokrasinin gücü üstün muhalefetten gelir. Bunun güçlü muhalefet diye bir şeyi yok. Bütün bu değişiklik çalışmalarında Cumhurbaşkanlığı ile başbakanlık başka bir partiden olursa ne olacak diyor. Dersini çalışmamış. Bu 18 maddeyi okumamış. Öyle çıkmış gelmiş yola. Ben ne dedim? 10 Ağustos 2014’te adaylığım açıklandığında milletime seslenmiştim. Sözüm şuydu, ben tarafsız olmayacağım. Ben taraf olacağım dedim. Ama benim tarafım milletten yana olacak dedim. Öyle mi? Ve her zaman da milletten yana oldum. Milletimin hak ve hukuku neyse onu korudum ve korumaya devam edeceğim” dedi.

    Rejimin değil yönetim sisteminin değiştiğini belirten Erdoğan, “Dün Sultanbeyli’de bu konudaki yalanları ve gerçekleri enine boyuna anlattım. Bu zat diyor ki bir kişi ikna ettiğinde 12 saatte Türkiye Cumhuriyetini ele geçirir. Ne diyor bu adam ya? Türkiye’yi kim öyle 12 saatte ele geçirebiliyor muş? Çocuk oyuncağı mı bu? 15 Temmuz’da bunu denediler. Ama bu beyefendi Atatürk Havalimanı’na geldi. Oradan nereye kaçtığı belli değil. Yok oldu. Sende orada kalsaydın ya, halkın arasında dursaydın ya niye durmadın? Ama bu kardeşiniz bütün tehditlere rağmen oraya geldi. Çünkü anonsu yaptık, meydanlara dedik. Benim milletim meydanlara döküldü. 81 vilayette meydanlara döküldü. Bu millet öyle bırakılır mı? Tabii ki onların arasına karışacaksın. Eğer lider bir taşın arkasına saklanırsa millet dağın arkasına saklanır. Onun için saklanamazsın. Biz ne diyoruz, yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan. Bizim karakterimizde bu var. Cibilliyetimizin gereği bu. Bunu yaptık. Şimdi o darbecilerin ve destekçilerin hepsi de demir parmaklıkların ardından adalete hesap vermeyi bekliyor. Varsa benzer hesabı olanlar adalet onları bekliyor. Hadi Kemal, hadi çıksın 12 saatliklerin. Ne diyorlar, neymiş efendim rejim değişiyormuş. Sadece yönetim sistemi değişiyor. Cumhuriyet konusunda ne bizim ne milletimizin en küçük bir sıkıntısı yok. Ne diyorlar 16 Nisan’dan sonra meclis yok diyor. Kuyruklu yalan. Gazi meclisimiz inşallah asırlar boyunca çalışmaya devam edecek. Mevcut sistemi savunanların dün bu sistemi işletmemek için neler yaptıklarını biliyoruz. Gensorunun mimarı bunlardır. Sürekli gensoru verirler. Biliyorlar ki kazanamayacaklar yine gensoru verirler” şeklinde konuştu.

  • YÖK üyesi Prof. Dr. Rahmi Er: “YÖK sisteminin çökeceğini düşünenlerin beklentisi boşa çıktı”

    Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Üyesi Prof. Dr. Rahmi Er, FETÖ soruşturmaları sonrası görevden ihraç edilen akademisyenlere dikkat çekerek, YÖK sisteminin çökeceğini düşünenlerin beklentisinin boşa çıktığını kaydetti.

    YÖK Üyesi Prof. Dr. Rahmi Er, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Er, Türk yüksek öğretim siteminin FETÖ soruşturmaları kapsamında ihraç edilen öğretim üyeleri nedeniyle hiçbir sıkıntı yaşamadığını söyledi. FETÖ/PDY yapılanması soruşturmaları kapsamında akademisyenlerin üniversitelerden tasfiye edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Er, “Bu FETÖ/PDY ilişkisi, iktisadı ya da mensubiyeti dolayısıyla. Ancak Türk yüksek öğretim sisteminin herkesin de yakından tanık olduğu üzere bunun olumsuz etkilerini pek hissettirmedi. Bu durum Türk yüksek öğretim siteminin gerçekten güçlü ve sağlam olduğunu da testi olmuş oldu. Bu olaylardan sonra tabii ki de Türk yüksek öğretim sisteminin çökeceği veya büyük bir darbe alacağı şeklinde bir takım çevrelerde beklenti oluşturuluyordu ancak bunlar boşa çıkmış oldu. Veyahutta uluslararası öğrenci sayısında azalma olacağı, Türk yüksek öğretim sistemine diğer ülkelerden öğrenci akışının kesileceği biçiminde bir söylenti de çıkarılıyordu. Ne var ki bugünkü veriler hiç de öyle değildir. Bu yıl geçen yıla oranla uluslararası öğrenci sayısında yüzde 10’a yakın bir artış meydana geldi. Bu durumdan memnuniyet duyuyoruz. Yüksek öğretim sistemi bu ihraçlar sonrasında programlarında herhangi bir aksama yaşamamıştır” dedi.

    Gereken her türlü tedbirlerin alındığını ifade eden Prof. Dr. Er, “Biz, Türk yüksek öğretim sistemi içerisinde daha çok öğretim üyesi yetiştirebilmek amacıyla gereken tedbirleri alıyoruz. Son olarak da Türkiye’nin öncelikli alanlarında olmak üzere 102 bin projesini başlattık. 100 alanda 2 bin öğretim üyesi yetiştirme projesidir bu. 2 bin kişiye burs veriyoruz. Bu programı geçtiğimiz günlerde başlatmış olduk ve ilanına da çıktık. Bizim akademik personel sayımız 160 bin civarındadır. Soruşturmalar kapsamında 4 bin 900 civarında bir akademisyenin üniversitelerimiz ile olan ilişkileri kesilmiştir. Sayı ciddi görünebilir fakat Yüksek Öğretim Kurulu olarak bizleri sarsacak bir rakam değildi” diye konuştu.

  • Tahliye edilen Hüsnü Mahalli: “Er ya da geç serbest bırakılacağımı biliyordum”

    Gazeteci Hüsnü Mahalli tahliye edilmesinin ardından tedavi ördüğü hastanede yaptığı açıklamada, “Er ya da geç serbest bırakılacağımı biliyordum” dedi.

    “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 35 gündür tutuklu bulunan Gazeteci Hüsnü Mahalli, hakkında 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte tahliye edilmişti. İstanbul 6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesinin tahliye kararını tedavi gördüğü Cerrahpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesinde alan Hüsnü Mahalli burada kısa bir açıklama yaptı.

    Kararı sevinçle karşılayan Mahalli, “Er ya da geç serbest bırakılacağıma inanıyordum. Çünkü bir şey yapmamıştım. Hakkımdaki suçlama komikti. Sayın Cumhurbaşkanına hakaret 40 yıllık gazeteci olarak en son yapacağım şeydi. Beni endişelendiren sağlık sorunlarımdı” dedi.

    Mahalli açıklamasının sonunda ise Adalet Bakanlığına tedavi sürecine ilişkin takiplerinden dolayı teşekkür etti.