Etiket: Enstitüsü’nün

  • İzmir Yüksek teknoloji Enstitüsü’nün 2016-2017 akademik yıl açılışı

    İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün (İYTE) yeni akademik yılı düzenlenen törenle başladı.

    Rektör Prof. Dr. Mustafa Güden, Rektör Yardımcıları, Dekanlar, Akademik ve İdari personel ile öğrencilerin katılımıyla İzmir Cumhuriyet Meydanı ve Urla Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Ardından 2016-2017 Akademik Yılı Açılış Törenleri, İYTE Kampüsü Prof. Dr. Erdal Saygın Amfisinde devam etti.

    Törende, enstitüye birincilikle giren öğrenciye, geçtiğimiz yılda başarılı olan ve İYTE’de 20 yıl hizmet veren personele, en çok makale yayımlayan ilk üç akademisyene, geçtiğimiz dönem emekli olan idari personele teşekkür belgesi ve ödüller verildi.

    Enstitünün geçtiğimiz iki yılını kısaca özetleyen klibin ardından açılış konuşmalarına geçildi. Konuşmasına Kurtuluş Savaşı’nda bağımsızlık için mücadele eden Atatürk ve silah arkadaşlarını anarak başlayan Rektör Güden, 15 Temmuz’da milli iradeye karşı gerçekleştirilmek istenen darbeye karşı koyarak hayatını kaybeden Demokrasi Şehitlerine rahmet diledi.

    174 üniversite arasında yapılan Öğrenci Memnuniyeti Araştırması Anket Çalışmasında İYTE’nin devlet üniversiteleri arasında birinci olduğunu söyleyen Rektör Güden şunları ifade etti:

    “İYTE, ülkemizin ihtiyaç duyduğu ileri teknolojik üretime bilgi akışı sağlamanın yanı sıra nitelikli lisansüstü eğitimle yetkin araştırmacılar yetiştirmek amacıyla kurulmuş ve kuruluşundan bugüne bu misyonunu devam ettirmiştir. Amacımız dünyada en iyi üniversiteler arasına girmektir ve böyle bir başarı ancak tüm üniversitenin çabası ile gerçekleşebilir.”

    Türkiye’nin inovasyon ve yayın üretim sayılarını açıklayan Rektör Güden, tüm üniversitelerin makale üretme konusunda daha fazla emek harcaması gerektiğini söyledi. İYTE’nin sunduğu olanakları ve hedefleri açıklayan Rektör Güden, öğrencilere tavsiyelerde bulundu.

    Enstitüye birincilikle giren ve Elektrik-Elektronik Mühendisliğini seçen İlayda Uncu, “Matematik ve fizik alanında yeteneği olan bir insan olarak mühendis olmaya karar vermiştim. Nitelikli akademik kadro ve yurtdışı eğitim olanakları üiversite eğitimi için İYTE’yi seçmemi sağladı” dedi.

    Törende söz alan Öğrenci Konsey Başkan Vekili Yavuzhan Karayiğit Mustafa Kemal Atatürk’ten bir alıntı yaparak, “Bu ülkenin gençleri olarak daha iyi bir gelecek için çalışmalıyız” dedi.

    Açılış konuşmaların ardından ödül almaya hak kazananlara ödülleri verildi. Törenin sonunda sahne alan Devlet Opera Sanatçısı Tenor Hakan Aysev sevilen şarkılardan derlediği bir seçkiyle izleyenlerden büyük alkış aldı.

    Törene Urla Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, Rektör Prof. Dr. Mustafa Güden, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M.Cüneyt Hoşcoşkun, 9 Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Kasman, 22. Dönem Milletvekili Bülent Baratalı, 23. Dönem Milletvekili Taha Aksoy, Urla Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Adıgüzel Demirel, İYTE Rektör Yardımcıları, dekanlar, akademisyenler, idari personel ve öğrenciler katıldı.

  • Ydü Yakın Doğu Enstitüsü’nün Düzenlediği ’Güvenlik Akademisi’ Sertifika Eğitim Programının Açılış Töreni Gerçekleştirildi

    YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen ’Güvenlik Akademisi’ sertifika eğitim programının açılış töreni gerçekleştirildi. Programın ilk dersini TBMM Eski Başkanı Cemil Çiçek verdi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen ’Güvenlik Akademisi’ sertifika eğitim programının açılış töreni 5 Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane salon 4’te gerçekleştirildi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi Eski Başkanı ve Ankara Milletvekili Cemil Çiçek’in ’21.Yüzyılda Güvenlik’ konulu açılış dersini verdiği ve teşrifleri ile onurlandırdığı açılış törenine, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst, UBP Milletvekili Ersin Tatar, Sivil Savunma Teşkilat Başkanı, Kurum ve Kuruluşların yöneticileri, Sivil Toplum Örgütlerinin temsilcileri, YDÜ Kurucu Rektörü Dr. Suat İ.Günsel, Girne Üniversitesi Rektörü, Rektör Yardımcıları, Dekanlar,Öğrt. Üyeleri, öğrenciler, katılımcılar ve basın mensupları katıldı.

    PROF. HASSAN: “GÜVENLİK AKADEMİSİ ULUSLARARASININ ÖTESİNDE DÜNYASAL MESELELERLE, HUKUKSAL MESELELERİN BİRLEŞİMİNİ ÖNE ALAN BİR YAKLAŞIMLA, DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARININI BİR ARAYA GETİRİYOR”

    ’Güvenlik Akademisi’ eğitim programının açılış konuşmasını YDÜ Rektörü Prof. Dr. Ümit Hassan gerçekleştirdi. Prof. Hassan, “Bugünün en önemli ve güzel hadisesi Güvenlik Akademisi eğitim programının açılış dersini TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek’in verecek olmasıdır” dedi.

    Prof. Dr. Ümit Hassan, Güvenlik Akademisi’nin 12 haftalık uygulamasında  teorik ve pratik yöntemlerle dünya ve bölgesel meselelerin ele alınacağını  BM, Güvenlik Konseyi ve AB gibi uluslararası kuruluş ve yapıların irdeleneceğini kaydetti.

    Prof. Hassan, “Güvenlik Akademimizin Güvenlik Kavram ve Uygulamalarını teorik ve pratik dinamikleriyle ortaya koymaya yönelik uluslararasının ötesinde dünyasal meselelerle, hukuksal meselelerin birleşimini öne alan bir yaklaşımla, dünü, bugünü ve yarınını bir araya getiriyor. Uluslararası kuruluşların tahlili ve irdelenmesi gibi zor konuların da olduğu ve Güvenlik Konseyi, Avrupa Birliği İlişkileri bakımından NATO, istihbarat, KKTC ve önemli devletlerin dış politikalarının masaya yatırılmasıyla bu program büyük önem ve ağırlık arz etmektedir” ifadelerini kaydetti.

    KOLDAŞ: “YAKIN DOĞU ENSTİTÜSÜ BUGÜNE KADAR 53 PROGRAM GERÇEKLEŞTİRDİ”

    Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş ise, “Toplumumuzun her kesiminin bugün burada toplanma sebebimiz olan güvenlik konusuna ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Bugüne kadar Mütevelli Heyeti Başkanlığımız ve Rektörlüğümüzün rehberliğinde Center Of Excellence başkanlığımızın, fakültelerimizin ve araştırma merkezlerimizin desteklerini alarak özverili çalışma arkadaşlarım ve Yakın Doğu ailesinin çok değerli birimleri ve personeliyle birlikte toplumsal fayda ve bilimsel çalışma üretmeye yönelik projeleri hayata geçirdik. Hazırladığımız raporlarla dünyanın ve toplumumuzun gündeminde yer alan konuları bilimsel yöntemler ve bulgular ışığında değerlendirerek sonuçlarını kamuoyuyla paylaştık. Bu yıl hazırladığımız Suriye, İran, Ürdün ve Göçmen Krizi raporlarını kurumlarımıza ve kamuoyuna sunduk. Ayrıca Center of Excellence’a bağlı Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezimizle birlikte engelsiz web erişilebilirlik raporunu hazırladık, engelsiz toplum ve güvenli okul konulu iki TÜBİTAK projesini yazarak değerlendirilmek üzere TÜBİTAK’a gönderdik. Yürütme kurulu üyelerimiz uluslararası yayınlarıyla bilimsel atıf kaynağı oldular ve uluslararası bilimsel toplantılarda üniversitemizi temsil ettiler. Bilimsel rapor ve projelerimizin yanı sıra Yakın Doğu Üniversitemizde kardeş üniversitemiz Girne Üniversitesi’nde ve Türkiye’de eşgüdümlü gerçekleştirdiğimiz tarih odaklı sergilerle toplumumuzdaki görsel farkındalığı ve bilinci artırmaya katkı koyduk. Bu doğrultuda şimdiye dek Kıbrıs Haritaları, Piri Reis, Akdeniz Denizcilik Tarihi, Osmanlı’nın Kıbrıs’ı Fethi ve İstanbul’da Çanakkale Deniz Zaferleri, sergilerini gerçekleştirdik” diye konuştu.

    “12 HAFTA BOYUNCA GÜVENLİĞİN FARKLI BOYUTLARINI KONUNUN UZMANLARI OLAN AKADEMİSYENLER, BÜROKRATLAR, KARAR ALICILAR VE DİPLOMATLAR İLE DEĞERLENDİRECEĞİZ”

    12 hafta boyunca güvenliğin farklı boyutlarının, konunun uzmanları olan akademisyenler, bürokratlar, karar alıcılar ve diplomatlar ile Yakın Doğu Enstitüsü Stratejik Araştırma Merkezi Danışmanı Ercan Çitlioğlu’nun mimarlığında gerçekleştirileceğini belirten Doç.Dr. Koldaş, yeni güvenlik tartışma ve yaklaşımları ışığında toplum, ekonomi, askeri, siyaset, çevre, enerji, bilgi, ve siber ortam güvenliği konularını alanlarında uzman isimlerle uluslararası, bölgesel ve ulusal düzeylerde irdeleyeceklerini belirtti.

    Doç. Dr. Koldaş, programın açılış dersinin Türkiye, bölge ve dünya güvenliğine özellikle idari, toplumsal ve adli alanlarda değerli katkılar sağlamış, Türkiye siyasetinde uzlaşının simge devlet adamlarından biri olan TBMM Eski Başkanı, Adalet Eski Bakanı ve Ankara Milletvekili Cemil Çiçek tarafından verilecek olmasının onur ve mutluluk verici olduğunu vurguladı.

    Doç. Dr. Koldaş, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişimi konusunda içten katkılarıyla önemli bir yere de sahip olan sayın Cemil Çiçek’e açılış dersini vermeyi lütfettikleri ve teşrifleriyle üniversitemizi onurlandırdıkları için teşekkür ediyorum” dedi.

    DÜRÜST: “CEMİL ÇİÇEK’İN KIBRIS TÜRK TARİH SAYFALARINDA BİR DÖNEME DAMGA VURUCU MESAJLAR VE ADIMLAR ATTIĞINI HERKES ZAMAN İÇİNDE GÖRECEKTİR”

    KKTC Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst ise, “Böylesi anlamlı bir günde burada olmaktan dolayı mutluluk duyuyorum. Öncelikle Yakın Doğu Üniversitesi’nin böylesi anlamlı bir etkinliği düzenliyor olması ve bir döneme damgasını vurmuş büyük devlet adamı Sayın Cemil Çiçek’i ağırlıyor olması, ülkemiz ve anavatanımızla kurduğumuz ilişkilerimiz bakımından son derece önemlidir. Dolayısıyla ben Sayın Suat Günsel ve ailesine bu anlamda teşekkür etmek istiyorum. Cemil Çiçek’in, ülkemizin en önemli projelerinde, üniversite yaşamında, turizm sektörünün açılımında birebir yaşayan birisi olarak ne denli önem arz ettiğini ve KIBRIS Türk tarih sayfalarında bir döneme damga vurucu mesajlar ve adımlar attığını herkes zaman içinde görecektir” ifadelerini kaydetti.

    CUMHURBAŞKANI MUSTAFA AKINCI: “AB’YE GİRİYORUZ BAŞKA GÜVENLİĞE GEREK YOK’ AÇIKLAMALARI KARIN DOYURMUYOR”

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise, Kıbrıs Türk halkının özgürlük, eşitlik ve güvenlik talebi bulunduğunu vurguladı.

    Kıbrıs Türk halkının kendi güvenliğini Türkiye’nin güvencesinde gördüğünü kaydeden Akıncı, “’AB’ye giriyoruz başka güvenliğe gerek yok’ açıklamalarının karın doyurmadığını söyledi.

    Güvenlik konusunda tarafların birbirini ikna etmeye çalışmaması gerektiğinin altını çizen Akıncı, olası bir çözümde Kıbrıs Türk halkının Türkiye tarafından güvence edilmesinin Rum tarafınca tehdit olarak algılanmaması gerektiğini kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Akıncı, doğal gaz ve İsrail elektriğinin Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletilmesi ve Türkiye’den gelen suyun adanın tümünde kullanılması yönündeki işbirliklerinin ileride güvenlik konularında yeni anlayışlara ve paradigmalara yol açabileceğine dikkat çekti.

    “ÖZGÜRLÜK,EŞİTLİK VE GÜVENLİK KAVRAMLARI HİÇBİR ŞEYLE DEĞİŞTİRİLEMEZ”

    Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, toplumların yaşamlarındaki özgürlük, eşitlik ve güvenlik gibi önemli kavramların hiçbir şeye değiştirilemeyeceğini kaydetti.

    Akıncı, Kıbrıs Türk halkın Enosis’e karşı verdiği mücadeleye göz atıldığında, azınlık olmamak için verdiği mücadeleye bakıldığında, özgür yaşayabilmenin ne demek olduğunun çok daha iyi anlaşılacağını söyledi

    Kıbrıs Türk halkının, iki eşit kurucu devletin olacağı, bunların birbirine tahakküm edemeyeceği, hiyerarşinin olamayacağı bir sistemin oluşması talebinin tahakküm altında yaşamama talebinin somut göstergesi olduğunu kaydeden Akıncı, Türk halkının hem bireysel hem de toplumsal anlamda eşitlik talebi bulunduğunun altını çizdi.

    Cumhurbaşkanı Akıncı, güvenlik konusunun can ve mal güvenliği ve statünün güvenliği olmak üzere iki boyutlu olduğunu kaydederek, statünün güvence altında olmasının önemini 1960 yılında kurulan ortaklık cumhuriyetinin 3 yıl sonra sona ermesi ile açıkladı.

    Akıncı, gelinen aşamada garanti ve güvenlik konularının müzakere masasına ayrıntılı olarak gelmediğini söyleyerek, konunun sürecin en sonunda Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın da katılımıyla 5’li platformda gündeme getirileceğini, önce neyin garanti edileceğinin ortaya çıkması konusunda bir uzlaşma olduğunu kaydetti.

    “GÜVENLİĞİMİZİ İSTEMEMİZ ANLAYIŞLA KARŞILANMALI”

    Kıbrıs Türk halkının kendi güvenliğini istediğini ve sonuna kadar da bunun arkasında duracağını vurgulayan Akıncı, “Çünkü bu topraklarda sayıca az olan tarafız ve bunu talep etmemiz, bu güvenceyi nerede gördüğümüzü açık olarak ortaya koyup, bunun takipçisi olmamız anlayışla karşılanmalıdır. Bunun başka taraflara çekilecek yönü yoktur” şeklinde konuştu.

    Akıncı, Kıbrıs Türk halkının kendi güvenliğini Türkiye’nin güvencesinde gördüğünü belirterek, “AB’ye giriyoruz başka güvencelere ne gerek var” gibi ifadelerin karın doyurmadığını söyledi.

    “TARAFLAR BİRBİRLERİNİ İKNAYA UĞRAŞMAMALI”

    Akıncı,  bu konuda tarafların birbirini ikna etmek için uğraşmamaları gerektiğini kaydederek, şöyle devam etti:

    “İkna edici olacak olan yaşamın ta kendisi, bu sürecin ileri taşınması, yıllar içinde iki toplumun birbirine daha da güvenmesi, ortak çıkarlarda ortak anlayışlarda buluşabildiklerini yaşamın içerisinde görebilmeleri bunu kanıtlayabilmeleri ve gelecekte, geçmişte olan yanlışlardan iki tarafın da kaybedeceği çok şeyin olduğu anlayışının yerleşmesi ve yeni bir paradigmanın oluşması… Ancak işte o zaman ancak bu söylemlerin bir değeri olabilecektir. Bizim güvencemizin, bizim kendimizi emniyette hissetmek istememizin karşı taraf için bir tehdit oluşturma nedeni yoktur. Geçmişte  böyle bir şey söz konusu olmadı.”

    Akıncı, 1963 ve 1974’te  Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı istikametinden durup dururken karşı tarafa bir tehdit oluşturulmadığını, arzu edilmeyen her gelişmenin ardında ya bir Enosis hayali ya da Akritas planı düşüncesinin yer aldığını, Türkiye’den gelen hareketin mutlaka bir nedeni olduğunu söyledi.

    Rumların Kıbrıs sorununu hep 20 Temmuz 1974’ten başlattıklarını ancak bunun 5 gün öncesi bulunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, 15 Temmuz’da Yunan darbesi olmasa  5 gün sonra Türk müdahalesinin gerçekleşmiş olmayacağını ifade etti.

    Akıncı, iki kesimli, iki toplumlu, tarafların birbirine tahakküm edemeyeceği  gönül huzuru içinde kabul edilebilecek bir anlaşma ortaya çıkarsa bunun garanti edilmesi noktasında Kıbrıslı Türkler için, Türkiye’nin güvencesinin devam edeceği, Rumların da bundan tehdit algılamayacağı bir formülün üzerinde uzlaşılabileceği kanaatinde olduğunu kaydetti.

    Akıncı, geleceğe yönelik askersel bir takım güvenlik kavramlarının ileride yerini alabilecek yeni kavramların oluşabileceğinin de değerlendirilmesi gerektiğini kaydederek bunlardan birinin Doğu Akdeniz’de çatışma alanı olabilecek doğal gaz yatakları olduğunu, bunları işbirliğine dönüştürmenin akıl işi olduğunu vurguladı.

    Akıncı, Rum tarafının girişimleri tek taraflı sürdürmek yerine Kıbrıs Türk halkının da ortaklık payı olduğu bilinci içerisinde doğal gazın en akılcı, en hızlı en ucuz şekilde Türkiye üstünden Avrupa’ya iletilmesini içselleştirmesi halinde yeni bir ufuk açacağını söyledi.

    Elektrik alanında kuzey ve güney arasındaki elektrik şebekelerinin enterkonnekte hale getirildiğini belirterek, bundan iki tarafın da yarar sağlayacağını dile getiren Akıncı, İsrail’den Güney Kıbrıs’a gelecek olan kablonun Girit’e devam ederek oradan da Yunanistan üzerinden Avrupa’ya bağlanacağının  altını çizerek, Türkiye ile kıyasladığında bunun çok daha uzun mesafe olduğunu, maliyetinin çok daha fazla olacağını kaydetti.

    Akıncı, doğal gazda olduğu gibi elektriğin de 70 kilometre ötedeki Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanmasının daha akılcı olacağını söyledi.

    Su konusuna da değinen Akıncı, şu anda yıllık 75 milyon metreküp suyun Kıbrıs’ın iki tarafına da yetmeyeceğini, ancak teknolojinin orada durmakta olduğunu ve kapasitenin artırılabileceğini, ileride Kıbrıs’ın tümünün ve başka ülkelerin de bu sudan yararlanabilme olasılığı bulunduğunu belirtti.

    Akıncı, yeni karşılıklı bağımlılıklar yaratıldıkça, bu taraflara yararlılık gösterdikçe yeni anlayışlar gelişeceğini ve belki güvenlik kavramının çok daha farklı boyutlara ulaşabileceğini söyledi. Akıncı, “Bugünün gerçeği değil ama yarının gerçeği olabilir. Buna da açık olmak lazım” dedi.

    Akıncı, ’söylediklerinin garantiye ihtiyaç yoktur’ anlamında algılanmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ardından programın ’21.Yüzyılda Güvenlik Politikaları’ konusunda ilk dersini vermek üzere, Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek söz aldı.

    CEMİL ÇİÇEK: “KENDİMİ YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ’NİN FAHRİ BİR MENSUBU SAYIYORUM”

    Programda konuşma yapan Çiçek, “YDÜ Kuzey Kıbrıs’ın seçkin bir eğitim kurumudur. Kendimi de bu üniversitenin fahri mensubu sayıyor ve bu hissiyatla aranızda bulunuyorum. Elli yılı aşan siyasi hayatım boyunca hiç ders vermedim. Yaşadıklarımdan, gördüklerim ve duyduklarımdan hep ders almaya çalıştım” dedi.

    “İNSANLIK TARİHİNİN TOPLUMLARIN VE DEVLETLERİN GÜVENLİK TARİHİ VARDIR”

    Cemil Çiçek, ilk derste teknolojinin hızla geliştiği bir çağda yüzyıllık bir güvenlik politikası öngörüsünde bulunmanın mümkün olmadığını belirterek, ilk çeyrek yüzyıla ilişkin öngörülerde bulunabileceğini kaydetti. İnsanlık tarihinin toplumların ve devletlerin güvenlik tarihi olduğunu vurgulayarak, devletlerin hiçbir politikalarının güvenliği dışlayarak anlatılamayacağını ifade eden Çiçek, küreselleşmenin, uluslararası güvenliğin tekil düzeye indirgenmesinin önüne geçtiğini vurgulayarak, dünyanın öbür ucundaki bir olayın çok geniş bir coğrafyayı etkisi altına aldığını söyledi.

    Çiçek, NATO, BM gibi uluslararası kuruluşların bugün sorgulanır hale geldiğini, bu kuruluşların yanı sıra bağlı ülkelerin kendi güvenlik politikaları bulunduğunu söyledi.

    Ayrıca eski ve yeni güvenlik ortamı karşılaştırmaları yapan Çiçek, değişen ve gelişen güvenli anlayışından söz ederken bir ülkenin güvenlik politikalarının içinde neler olduğuna değindi. Çiçek son olarak, 21.yüzyıldaki güvenlik politikalarının işbirliği dahilinde uygulanmasını gerektiğinin altını çizdi.

    Terörist faaliyetlere de değinen Çiçek, terörist grupların arasındaki ilişkinin devletler arasında olmadığını vurguladı.

    Program sonunda YDÜ araba müzesini gezen Cemil Çiçek müzeden çok etkilendiğini ve bu kadar arabayı bir arada daha önce görmediğini söyledi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar’da Yunus Emre Enstitüsü’nün Açılışını Yaptı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, temaslarda bulunmak üzere geldiği Katar’ın başkenti Doha’da Yunus Emre Enstitüsü’nün açılışını yaptı.

    Katar’ın başkenti Doha’ya ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, burada çeşitli temaslarda da bulundu. Erdoğan, Katar Üniversitesi’nin kendisine fahri doktora unvanını takdim edilmesinin ardından Yunus Emre Enstitüsü’nün açılışını yaptı. Erdoğan’ın açılışını yaptığı tören sırasında Yunus Emre Enstitüsü ile Katar Üniversitesi arasında Türkoloji Bölümünün açılmasına dair anlaşma imzalandı.