Etiket: engel

  • Şizofreni, Üretmeye Engel Değil

    Mersin Devlet Hastanesi Hüseyin Dağlı Ruh Sağlığı Merkezi ve hastanenin psikiyatri servisinde tedavi gören şizofreni hastaları, hastalığın üretmeye engel olmadığını, yaptıkları takı ve el sanatları ürünlerini sergileyerek gösterdiler.

    Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin 2016 yılının ilk takı, resim ve el sanatları sergisi Mersin Devlet Hastanesi’nde vatandaşlarla buluştu. Mersin İli Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliğine bağlı Mersin Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet veren Hüseyin Dağlı Ruh Sağlığı Merkezi ve hastanedeki psikiyatri servisi hastalarının rehabilitasyon hizmetleri kapsamında yaptıkları takı, resim ve el sanatları ürünleri 19-20 Nisan 2016 tarihlerinde Mersin Devlet Hastanesi’nde sergilendi. Şizofreni hastaları ile ilgili toplumda oluşan önyargıları kırmaya yönelik düzenlenen sergi ile hastalar rehabilitasyon hizmetleri ile üretkenliklerinin artabileceğini ortaya koydular.

    Genel Sekreterlikten yapılan yazılı açıklamada, Hüseyin Dağlı Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ile ilgili bilgiler de verildi. Merkezin Temmuz 2011’de Çiftlikköy Mahallesi’nde hizmete başladığı belirtilen açıklamada, Mersin Devlet Hastanesi’ne bağlı faaliyet gösteren kurumun şizofreni, psikoz, şizoaffektif bozukluk, bipolar bozukluk gibi ağır ruhsal bozukluğu olan bireylere hizmet verdiği kaydedildi.

    Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin, hastaların ilaç tedavisini düzenlemek, hastaneye yatışlarını azaltmak, hastaları ve aileleri bilinçlendirmek ve onların toplumla bütünleşmelerini sağlamak ilkesiyle kurulduğu aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde psikiyatri uzmanı, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve hemşirelerden oluşan bir sağlık ekibi görev yapmaktadır. Sağlık ekibimiz tedaviyi kabul etmeyen hastalara ev ziyaretleri düzenler ve gerekli durumlarda hastanın hastaneye yatışını sağlar, hastaları ve aileleri özürlü maaşı, bakım yardımı gibi engelli bireylerin sosyal hakları konusunda yönlendirir. Merkezde, hastalara özgüven kazandırmak, sorumluluk duygularını geliştirmek, üretkenliklerini teşvik etmek amacıyla Halk Eğitim merkezinden görevlendirilen usta öğreticiler uğraş faaliyetleri yaptırmaktadır. Merkezimiz hafta içi her gün 8.30-16.30 saatleri arasında hizmet vermekte olup, hastaların ev ve Toplum Ruh Sağlığı Merkezi arasındaki ulaşım hizmetleri kurum servisi tarafından sağlanmaktadır. Sunulan tüm bu hizmetler tamamen ücretsizdir.”

  • Ağrılı Ömer Çeçen Engel Tanımıyor

    Ağrılı milli sporcu Ömer Çeçen, İstanbul’da katıldığı Vücut Geliştirme ve Fitness Türkiye Şampiyonası’nda birinci oldu.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Vücut Geliştirme ve Fitness Federasyonu tarafından TÜYAP’taki Spor ve Aktif Yaşam Fuarı’nda düzenlenen şampiyonaya 400’den fazla sporcu katıldı. 14-17 Nisan tarihlerinde Spor Toto sponsorluğunda düzenlenen şampiyonada yarışmacılar en yüksek puanı alarak finale kalmak için mücadele verdi. Ömer Çeçen, şampiyonada hem Ağrı ilini hem de Doğu Anadolu Bölgesini temsil eden tek sporcuydu. Yarışmada finale kalan Ömer Çeçen, Türkiye Şampiyonası ve Avrupa Şampiyonası Milli Takım seçmelerinde Türkiye şampiyonu olarak yeni bir zafere daha imza attı.

    Ağrı Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Aziz Sinan Alp, şube müdürleri, antrenörler ve sporcular İstanbul’da katıldığı Vücut Geliştirme ve Fitness Türkiye Şampiyonası’nda bedensel engellilerde Türkiye şampiyonu olan Ömer Çeçen’i şehir otogarında çiçekle karşıladı. Ağrı Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Aziz Sinan Alp, “Başarılı sporcumuz Ömer Çeçen, ilimiz Ağrı’yı ve Doğu Anadolu Bölgemizi en güzel şekilde temsil ederek gurur kaynağımız olmuştur. Milli sporcumuz Ömer, bedensel engelli olarak katıldığı şampiyonada neler başarabileceklerini bir kez daha bizlere gösterdi. Başarılarının diğer sporculara da örnek teşkil etmesini temenni ediyorum. Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü olarak her zaman engelli sporcuları desteklemeye devam edeceğiz. Bu başarıda emeği geçen antrenörümüz Çetin Demir’e, sporcumuz ve ailelerini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.

  • Yardımlaşma Duygusu “Engel” Tanımıyor

    Karabük Erzurumlular Derneği Başkanı İbrahim Bedir engelli olmasına rağmen yaptığı çalışmalarla yardımlaşma duygusunun önünde hiçbir engelin duramayacağını gözler önüne seriyor. Yıllar önce yaşadığı kas hastalığı yüzünden tekerlekli sandalyeyle yaşamını sürdüren “engelsiz dernek başkanı” Karabüklü ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşarak, herkesin takdirini topluyor.

    Karabük Erzurumlular Derneği Başkanı İbrahim Bedir, 2 yıldır sürdürdüğü görevinde bütün engellere rağmen yardımlaşmak için yapılacak bir şeylerin mutlaka olduğunu gözler önüne seriyor. 2 yıldır sürdürdüğü görevi boyunca şuana kadar bin aileye ramazan kumanyası yardımı yapan dernek, yardım elini il dışına, Erzurum’a kadar uzattı. Erzurum’da 4 ilçede 186 çocuğa mont, bot ve kırtasiye yardımı yapan dernek aynı zamanda Karabük’te de bin çocuğun yardımına koştu.

    “ÇOCUKLARIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRDÜK”

    Dernek bu yıl ramazan ayında bin aileye yardım eli uzatmaya hazırlanıyor. Şimdiden hayırsever vatandaşlardan bağış almaya başladıklarını belirten İbrahim Bedir, hedeflerinin bin aileye Ramazan ayının birinci günü yardımlarını ulaştırmak olduğunu söyledi.

    Bedir sözlerine şöyle devam etti; “Karabük Erzurumlular Derneği olarak ihtiyaç sahibi herkese ulaşmaya çalışıyoruz, Erzurum ve Karabük’teki çocukların yüzünü güldürdük ve mesafelerin yardımlaşmaya engel olmadığını da gösterdik. Her geçen gün yardım etme potansiyelimiz büyüyor. Yardım sever bağışçılarımıza çok teşekkür ediyorum. Aynı zamanda bizleri yalnız bırakmayan yönetim kurulundaki arkadaşlarımıza ve dernek üyelerimize özellikle teşekkür ediyorum.”

    “YARDIMLAŞMA DUYGUSU ENGEL TANIMAZ”

    İbrahim Bedir, “Biz dernek olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Benim engelli olmam hiçbir şeye engel değil, kaldı ki yardım eli uzatmamıza engel olsun. Bizler toplum olarak yüzyıllardır yardımlaşma geleneğine sahip insanlarız. Benim iki çocuğum var, onların yüzünü güldürmek nasıl beni mutlu ediyorsa, ihtiyaç sahibi çocukların da yüzünü güldürmek bir o kadar mutlu ediyor. Buradan bir de engelli kardeşlerime bir mesaj vermek istiyorum; sizler de birilerinin umudu olabilirsiniz. Benim elimden bir şey gelmez demeyin, insanların yüzünü güldürmek tarifsiz bir mutluluk. Sizler de bu mutluluğu yaşayın” dedi.

  • BEÜ “Kadınlar Engel Tanımıyor Projesi” Start Aldı

    Bülent Ecevit Üniversitesi dezavantajlı bireylere yönelik olumlu projelerine bir yenisini daha ekledi. Bu projeyle Zonguldak’ta yaşayan engelli kadınlara hat, tezhip, ebru gibi geleneksel el sanatları öğretilecek. Proje kapsamında ücretsiz edinilecek kurslara katılan engelli kadınların bu sanatı bulundukları ortamda da kolayca yapmaları sağlanacak.

    Projenin Zonguldak için çok önemli olduğunu belirten Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Öğrt. Gör. Selvinaz Aydın, projenin 15 Nisan itibariyle başlayacağını ve dönemler halinde merkezleri bünyesinde devam edeceğini ifade ederek, “Kadın yalnızca sorunu olan değil, üreten ve güzelleştiren bir varlıktır. Özellikle engelli kadınlarımız toplum tarafından belki de en dezavantajlı grup olarak görülüyor. Onları topluma kazandırmak ve sosyalleştirmek, yapabilecekleri şeylerin farkında olmalarını sağlamak amacıyla bu projeyi başlattık” dedi.

    “ENGELSİZ ÜNİVERSİTE ÇALIŞMALARIMIZA BU PROJE İLE BİR YENİSİNİ EKLİYORUZ”

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer, “Üniversitemizde engelliler üzerine farkındalığı arttırmaya, sorunlarına çözüm üretmeye ve engellilerin topluma tam olarak katılımlarını sağlamaya yönelik etkinlikleri düzenli olarak gerçekleştiriyoruz. Üniversitemizde, Türkiye’de bir ilk olarak engelli gençler için temsili üniversite eğitimi ve mezuniyet törenini gerçekleştiren, ardından yine engellilerin sorunlarına dikkat çekmek amacıyla tüm ülke çapında bir makale yarışması düzenledik. Yine ülkemizde az sayıda üniversitede bulunan önemli bir uygulamaya daha imza attık. BEÜ Senatosunun kararıyla, ‘Engelli Öğrenciler Eğitim – Öğretim ve Sınav Uygulamaları Yönergesi’ Üniversitemizde hayata geçirdik. Bu dönem Kadın Uygula ve Araştırma Merkezimizle birlikte ‘BEÜ Kadınlar Engel Tanımıyor Projesi’ ile engelli kadınlarımıza geleneksel el sanatlarımızı öğreteceğimiz kurslar düzenliyoruz. Özellikle evlerinden çıkamayan ve sosyal etkinliklere katılamayan insanları, bulundukları her ortamda kolayca uygulayabilecekleri ebru sanatı, tezhip, hat gibi dallarda eğitim, kendilerine her türlü kolaylık sağlanacak şekilde verilecek. Engellilik, kültürel bir tanımlama olup zihinsel ya da fiziksel bir sakatlıktan daha çok, bir ‘engellenmişliği’ ifade etmektedir. Her boyutta engellerin ortadan kalkması, hem engelsiz bir ülke olmamızı sağlayacak hem de barış ve huzur ortamımızı güçlendirecektir. Bu vesileyle yapacağımızı bu projeyi gelip geçici değil sürekli vereceğimiz bir hizmet olarak planladık. 15 Nisan’da başlayacak olan projede emeği geçen herkese teşekkür ediyor, tüm kursiyerlere başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.

  • Çocuklarda TEK Yönlü Beslenme Büyümeye Engel

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, sağlıklı beslenmenin temellerinin çocuklukta atıldığını belirterek, “Yağlı hazır gıdalar, çocukların çabuk yağlanmasında rol oynuyor. Çocuklarda tek yönlü beslenme, büyüme ve gelişme yetersizliklerine neden olabiliyor” dedi.

    Çocukların genelde ergenlik çağında zayıflamaya çalıştıklarını ama yanlış beslenme yüzünden artık sekiz yaşındakiler de diyet yaptığını kaydeden Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Önemli nokta annelerin sağlıklı beslenmeyi öğrenmeleri gerekiyor. Şu anda dünyadaki en büyük sağlık sorunlarından biri obezite. Yeme alışkanlıklarının değişmesi, hareketlilik düzeyinin azalması, televizyon ve bilgisayarlar karşısında geçirilen sürelerin artmasıyla birlikte, çocuklar şişmanlamaya başladı. Yağı ve şekeri yüksek yiyeceklerin ucuz ve kolay ulaşabilir olması yüzünden, çocukların yeme alışkanlıkları tümüyle değişti. Yüzyılın gizli tehlikesi olan obezite, çocuklarımızı esir almaya başladı. Sekiz yaşında bile diyet yapan çocuklar var! Kan yağı yükseklikleri, karaciğer yağlanması, özellikle erişkinlik diyabeti dediğimiz tip 2 diyabet ve insülin direnci gibi yetişkin hastalıklarına, kilolu çocuklarda sık rastlanır oldu. Şişmanlıkla mücadele için çocuk kilo almadan ona doğru beslenme alışkanlığını öğretmek şart. Beslenme doğumdan başlayarak ölene kadar devam eder. Çocuklarda özellikle anne sütü alımı ve sonrasında doğru ek besin geçişi çocuğun geleceğini etkilemektedir. Çocuğun çok yiyerek değil, dengeli yiyerek ve aynı zamanda hareket ederek büyüdüğünü biliyoruz. Ailelere, çocuklarına yemek konusunda ısrar etmemesini tavsiye ediyoruz. Çocuklarda özellikle tam buğday ekmeği tüketilmelidir. Kepekli ekmek demir emilimini azaltacağı için özellikle çocuklarda ve gebelerde tercih etmiyoruz. Küçük yaşlarda alışkanlıklar daha çok oturduğu için yönlendirmelerimiz çok önemlidir. Oysa kepek ekmeği, yemeklerle birlikte çok sık tüketildiğinde çocukta demir eksikliği yapar. Demir, kan yapımında kullanılan en önemli elementtir. Böylelikle çocukta kansızlık ortaya çıkar. Bu durum büyüme- gelişmeyi olumsuz yönde etkiler. Bu yüzden, çocuklarınıza tam buğday yedirebilirsiniz.

    Özellikle beyin gelişimi için çocuklarda tam doymuş yağlar dediğimiz hayvansal yağların yeteri kadar alınması önemlidir. Esansiyel yağ asitleri dediğimiz Omega-3 ve Omega- 6’nın da yeteri kadar tüketilmesi önemlidir. Özellikle Omega-3 yağ asidi, vücut ve beyin için elzemdir. Balık ve cevizde bu yağ asidi bol bulunur. Haftada iki gün balık ve kahvaltıda her gün iki adet ceviz yedirerek çocuğun yağ ihtiyacı karşılanabilir. Ergenliğe kadar, çocuklarınıza normal yağlı günlük süt ve yoğurt yedirmeniz daha sağlıklıdır. Sebze yemeklerine bir kilo için üç yemek kaşığı zeytinyağı koyabilirsiniz. Pilavlarınızda bir çay bardağı için iki silme tatlı kaşığı tereyağı kullanabilirsiniz.” diye konuştu.

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, doğru olanın çocuğun gösterdiği açlık hissini rehber alarak onu beslemek olduğunu kaydederek şöyle konuştu:

    “Acıktığı zaman kendisi yemek isteyecektir. Ayrıca çocuğa istemediği yiyeceği zorla yedirmemek gerekir. Yiyeceklerin miktarından çok çeşitliliğine önem verilmelidir. Çocukluk döneminde kazanılan alışkanlıkların sonraki yaşamda da devam edeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuklara düşük kalori ile diyet yaptırmak ve yediklerini diğer çocuklarla kıyaslamak, son derece yanlıştır. Çocuğun sofraya oturması, başka şeylerle ilgilenmeden yemek yemesi gerekir. Çocukların, oyun oynarken veya televizyon seyrederken beslenmesi sağlıksız alışkanlıklardır. Çocuklar; erişkine göre daha hareketli oldukları için pilav, makarna, patates gibi karbonhidrat oranı yüksek besinleri sever. Anneler de sık sık bu yiyecekleri pişirir. Bu durumda çocuk, diğer gıdalara olan ilgiyi azaltır ve tek yönlü beslenir. Tek yönlü beslenme, çocukta büyüme ve gelişme yetersizliklerine neden olur. O nedenle, kas yapımına destek için besin çeşitliliğini artırıp protein alımını desteklemek gerekir. Her yemeğin yanına yoğurt veya ayran eklendiği zaman, çocuğun günlük kalsiyum alımı da sağlanmış olur.Büyüme çağındaki kızlar, görüntülerine çok önem verdikleri için bilinçsizce az ve dengesiz beslenir. Sabah kahvaltılarını yapmadan okula giderler, açlıklarını besin değeri düşük gıdalarla geçiştirirler. Bunun sonucunda da büyüme gerilikleri, boy kısalıkları, kansızlık gibi sorunlar ortaya çıkar. Bu çocukların okul başarıları da düşer. Son derslere doğru halsizlik ve dikkat dağınıklığı görülür. Çocuğun gelişme çağındaki ruhsal durumunu göz önüne alınarak, ona dengeli beslenme alışkanlıkları kazandırılmalıdır. Günün en önemli öğünü olan kahvaltı asla atlanmamalıdır. Düzenli beslenme alışkanlık haline getirilmelidir. Çocuğun şeker ve yağ içeriği yüksek yiyecekleri azaltıp taze sebze ve meyve yemeye özendirilmesi gerekir. Yemeklerin yanında süt veya ayran tercih edilmelidir.”