Etiket: enflasyon

  • Enflasyon oranının tek haneye gerilemesinde gıda fiyatlarındaki düşüş etkili oldu

    Nişantaşı Üniversitesi Ekonomi Masası Direktörü Murat Tufan, enflasyon oranının tek haneye gerilemesinde gıda fiyatlarındaki düşüşün etkili olduğunu ifade etti.

    Tufan, TCMB’nin enflasyon oranına göre hareket etmeye devam edeceğini sözlerine ekleyerek, “Enflasyon oranı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 0,15 artış gösterdi. Yıllık bazda ise enflasyon oranı yüzde 10,90 seviyesinden yüzde 9.79’a geriledi. Enflasyon oranının gerilemesinde gıda fiyatlarında yaşanan düşüş etkili oldu. Teknik anlamda gıda fiyatlarında yer alan baz etkisi fiyatların düşmesinde etkili olmasının yanı sıra sebze ve meyve fiyatlarında yaşanan gerilemelerde etkili oldu. Manşet enflasyon gıda fiyatları kaynaklı gerilese de çekirdek enflasyon (Enerji ve Gıda fiyatları hariç) oranında bir miktar yükseliş dikkat çekiyor. Çekirdek enflasyon için takip ettiğimiz C endeksi yıllık bazda yüzde 9,60 seviyesine yükseldi. Bu yükseliş döviz kurunun enflasyona geçiş etkisinin devam ettiğini gösteriyor. Manşet enflasyonda yaşanan gerileme önemli olsa da çekirdek enflasyon Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını (TCMB) sıkı duruşunun devam etmesine neden olabilir. Yıl içinde TCMB’nin geç likidite penceresinde ılımlı faiz indirme ihtimali hala daha var ancak bunun gerçekleşmesi için enflasyon oranında kalıcı bir düşüş olması birinci öncelik olarak karşımıza çıkabilir. Bu bağlamda kısa vade de TCMB’nin politikasını değiştirmediğini görebiliriz. Enflasyon oranı sonrası Dolar kuru 3.5150 – 3.55 arasındaki yatay görüntüsüne devam ediyor. Öte yandan, yarın açıklanacak olan tarım dışı istihdam rakamları dolar kuru üzerinde etkili olabilir” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Tüfenkci’den işsizlik ve enflasyon açıklaması

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “Enflasyonu hiç şüpheniz olmasın inşallah yılsonunda tek hanelilere, işsizlik rakamlarını tek rakamlara düşüreceğiz” dedi.

    Bir dizi ziyaretlerde bulunmak için Edirne’ye gelen Bakan Tüfenkci, il olarak partisinin il başkanlığını ziyaret etti. Bakan Tüfenkci, yaptığı konuşmada, “Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda hükümetimizin almış olduğu tedbirler ve teşvikler neticesinde Allah’a hamdolsun 2016’yı 2.9 oranında bir büyüme yakaladık. Bu büyüme oranları bizim istediğimiz rakamlar değildi. Ama o hain darbe girişimi bizim dışımızda dünya üzerinde herhangi bir ülkede meydana gelseydi. İnanın bu kadar kısa zamanda toparlanmazlardı. Yine 2017 yılına güçlü bir başlangıç yaptık. Yüzde 5 oranında büyümeyi yakaladık, ikinci çeyrekte daha da büyüyeceğiz. İnşallah orta vadeli büyüme planımızın üzerinde 2017’de bir büyüme yakalayacağız. Enflasyonu hiç şüpheniz olmasın inşallah yılsonunda tek hanelilere, işsizlik rakamlarını tek rakamlara düşüreceğiz. Ama bu yeter mi, yetmez. Daha fazla çalışmamız lazım. Biz her yıl 1 milyon genç insanımıza, işsiz insanımıza iş bulmak zorundayız. Daha fazla aş bulmak zorundayız. Daha fazla istihdam üretmek zorundayız. Sadece geleneksel pazarlarımıza üretim yaparak ihracatımızı arttıramayız. Yeni yeni pazarlar bulmamız lazım. Üretimimizi çeşitlendirmemiz lazım” dedi.

    Bakan Tüfenkci, parti binasında yaptığı konuşmanın ardından Kapıkule Sınır Kapısına geçti.

  • ATB Başkanı Çandır: “Tarımın enflasyon sebebi gösterilmesi haksızlık”

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, tarım ve gıda ürünlerinin yükselen enflasyona temel sebep gösterilmesinin büyük bir haksızlık olduğunu söyledi.

    ATB Mayıs ayı Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. ATB Toplantı salonunda yapılan meclis toplantısında yönetimin bir aylık çalışması üyelerle paylaşıldı. Kent gündemi ve ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATB Başkanı Ali Çandır, Ramazan ayının Türk milletine ve tüm insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesini dileğinde bulundu.

    “Çevreci duyarlılığımız devam edecek”

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir’ sözlerini anımsatan Çandır, “Toprağını, suyunu, havasını, dağını ve taşını kullandığımız kentimizin eşsizliğini, hem bize bir kez daha hatırlatmış hem de torunlarımıza nasıl bir miras bırakmamız gerektiğini vasiyet etmiştir” dedi. Göreve geldikleri günden beri Antalya için söylemleri ve yaptıklarının bu anlayış çerçevesinde gerçekleştiğini kaydeden Çandır, “Tabii ki kentimiz için bu sahiplenmeyle çalışan sadece biz olmadık. Antalya’mızı bu düsturla sahiplenen kurumlar ve kişilerle de her zaman birlikte hareket ettik. Mademki bu eşsiz kentimizin doğasını, çevresini ve nimetlerini kullanmaktayız, o zaman torunlarımızın emaneti olan da bu nimetleri tahrip etmeden kendilerine ulaştırmalıyız. İşte birlikte hareket ettiğimiz tüm kurum ve kişilerin ortak vazgeçilmezi de bu prensip olmuştur” diye konuştu.

    Çevreci Büyüknohutçu’yu andı

    Çevre mücadelesi verirken öldürülen Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşini anan Çandır, “Öncelikle kendilerine Allah’tan rahmet, kederleri ailelerine ve tüm Antalyalılara da baş sağlığı dilerim. Finike’de komşularının ve köylülerinin Ali Baba namıyla bildiği Ali Ağabey ve eşi, Antalya’yı eşsiz yapan değerlerinden Finike’nin, meyvesinden ağacına, toprağından taşına topyekun sahip çıkmayı ve mücadele etmeyi bir yaşam tarzı haline getirmişlerdi. Kışın yaptığımız bir görüşmede rahmetli Ali Ağabey, Finike’nin asırlık sedir ormanlarını, sedir salgı ballarını, nar ve portakal ağaçlarını ve nihayet tüm doğasını korumamız gerektiğini bizlere yaşadığı örneklerle anlatmıştı” ifadelerini kaydetti.

    “Rehavete kapılmayalım”

    Ali Çandır, toplantıda ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. 2016 yılında tarım sektörünün yüzde -4.1, ilk çeyreğinde ise yüzde -4.3 küçüldüğünü belirten Ali Çandır, “Bu yıl sektörümüzün ilk çeyrekte daha fazla büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Bunun en önemli nedenlerinden biri, geçen yılın yarattığı düşük baz etkisi olacaktır” dedi.

    Antalya tarımının da bu büyümeden nasibini alacağını söyleyen Çandır, şunları kaydetti:

    “Nitekim kriz öncesi rakamlardan uzak olsak da yılın ilk dört ayında kentimizin toplam ihracat performansı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27 artış gösterirken, yaş meyve sebze ihracat performansımız yüzde 36 artış göstermiştir. Diğer taraftan sektörümüzü doğrudan ilgilendiren tarım kredilerinde yüzde 31’lik, toptan ticaret kredilerinde yüzde 10’luk artış yaşanmıştır. Büyümemize pozitif etkide bulunan mevduatlarımızda Türk Lirası cinsinden yüzde 12, döviz cinsinden ise yüzde 16’lık artış gerçekleşmiştir. Bu temel göstergeler Antalya ekonomisinin ve sektörümüzün 2016 yılında yaşadığı sıkıntıyı belirli ölçülerde azalttığını göstermektedir. Ancak hemen belirtmeliyim ki, gerçek potansiyelimizi göstermekten uzak bir büyüme rakamı ile karşı karşıya kalacağız. Yani önümüzdeki günlerde açıklanacak olan 2017 yılı ilk çeyrek büyüme rakamları bizi rehavete sürüklememelidir.”

    Bütün iyileşmelere rağmen hala tarımda bir seferberlik halinin geçerliliğini koruduğunu ifade eden Çandır, “Antalya Ticaret Borsası olarak bu tespiti yaptığımız günden beri üyelerimizle, çalışma gruplarımızla, tarım sohbetleri, sektörel analiz toplantılarımızla bu seferberlik halinin kapsamını ve özünü tartışıyoruz. Bu konuyu tartışmaya açmamızın sebebi, tarımsal üretim ve ticarette uzun dönemdir yaşadığımız bozulmaların yanı sıra, son dönemde ortaya çıkan ve sektörü son derece olumsuz etkileyen olaylardır” diye konuştu.

    Tarım ve gıda ürünlerindeki fiyat artışı

    Tarım ve gıda ürünlerinin yükselen enflasyona temel sebep gösterilmesini büyük bir haksızlık olduğunu kaydeden ATB Başkanı Çandır, “Hem uzun dönemli geçmiş veri analizleriyle hem de kısa vadeli veri analizleriyle defalarca enflasyonun yükselmesinde tarım ve gıda fiyatlarının diğer kalemlere oranla enflasyona daha az etkide bulunduğunu ifade ettim. Ancak, hala bu durumun gerçekmiş gibi ulusal medyada işleniyor olması, tarımı nesnel bilgilere dayalı olarak değerlendiren sektör paydaşlarını harekete geçirmelidir. Bu örnekten devam etmek gerekirse, geçen ay ulaştığı 10 TL’lik rakamlarla ülke gündemini meşgul eden domates bugün itibariyle Antalya halinde 1 TL civarında işlem görmektedir. Birkaç gün sonra açıklanacak Mayıs ayı enflasyonu hala yüksek çıkarsa bunun sorumlusu ne olacak? Domates fiyatı düşünce Gıda Komitesi’nin meşguliyeti ne olacak? Çok merak ediyorum” açıklamasında bulundu.

    “İthalat sopası kolaycılık”

    Tarımda seferberliğe ihtiyaç olduğunu vurgulayan Çandır, “Tarımda seferberlik çağrısının diğer amacının tarımsal üretim ve ticaretle uğraşan insanları ithalat sopasıyla ve zaptiye tedbirlerle terbiye etme veya fırsatçılık suçlamasıyla hizaya getirme kolaycılığından vazgeçmeyi sağlamaktır. Her sektörde olduğu gibi tarımda da kötü örnekler olabilir” diye konuştu.

    Devletten beklentilerini de sıralayan Ali Çandır, “Birincil beklentimiz, bütün sektörü töhmet altında bırakan ve sektöre hak etmediği itibar kaybı yaşatan uygulamalar yerine, bunları titizlikle ayıklayan bir uygulamaya gitmesidir. Böylece mevsimsel etkilerden kaynaklanan arz talep dengesizliğinin yarattığı doğal fiyat hareketliliğinin dışında hareket edenleri ayıklamak daha somut ve kolay olacaktır. Bu beklentimiz, hayati derecede önem taşımaktadır. Çünkü doğrudan sektörel itibarımızı zedelemektedir” dedi. Çandır, Ramazan ayında tarım ürünleri ve gıda ürünlerinin fahiş fiyatlarla satıldığı ve tüm sektörün fırsatçılık yaptığı gibi oluşturulan algıdan da rahatsız olduğunu vurguladı.

    “Rusya’nın yöntemi yasaklama olmamalı”

    Rusya ile ticari ilişkilerin yapılan üst düzey görüşmelerin ardından normalleşme yolunda ilerlediğini belirten Çandır, “Ancak domates ve benzeri tarım ürün ihracatı henüz bu iyileşmeden nasibini almamıştır. Rus yetkililerce üreticilerini korumaya yönelik bir gerekçe sunulsa da dünya ticaretinde bunun yöntemi yasaklama değil, üretim dönemine uygun olarak vergilendirmedir. Yetkililerimizden talebimiz, bu konuyu müzakere ederken iki ülke üretimindeki mevsimsel üretim dönemlerini göz önünde bulundurarak her iki ülke üreticilerini ve ihracatçılarını rahatlatacak çözümü sağlamalarıdır. Bu çözümün teknik detayları için sektör her zaman katkı vermeye hazırdır” diye konuştu.

    “Zeytinlikler imara açılmasın”

    Sanayi, Ticaret, Enerji Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nun gündeminde zeytinlik, mera ve kıyıların imara açılmasını öngören ’Üretim Reform Tasarı’ bulunduğunu anımsatan ATB Başkanı Çandır, tasarıya iktidardan muhalefete, sanatçılardan üreticilere kadar toplumun her kesiminden itirazlar geldiğini belirtti. Özellikle zeytinlikleri tehdit eden tasarının kendilerini de endişeye sevk ettiğini söyleyen Çandır, şunları söyledi:

    “Meclis gündemine defalarca getirilen ve her defasında reddedilen düzenlemeyi zeytinciliğin idam fermanı olarak görüyoruz. Bu ısrarı anlamakta zorluk çekiyoruz. Komisyon üyelerinin bu yanlıştan döneceğini düşünüyor, dönülmezse de Gazi Meclisimizin genel kurulda bu yanlışa dur diyeceğine inanıyoruz. Gerekçesi ne olursa olsun, tarım topraklarımızı ve zeytinliklerimizi tehdit eden her türlü girişimin karşısında olduğumuzu bir kere daha ifade ediyorum.”

    “Tarımı geliştirecek güzel haber”

    Hazine taşınmazlarının tıbbi ve aromatik bitkiler ve süs bitkilerini yetiştirmek üzere kiraya verilmesinin önünün açıldığını belirten Çandır, son 10 yıldır başta inşaat ve turizm sektörüne sağlanan kiralama olanağının tarım sektörüne de getirildiğini belirtti. Çandır, “Umuyorum ki son yıllarda arazi darboğazı yüzünden yatırım ve büyüme sıkıntısı çeken sektörlerimiz uzun dönemli kiralama olanağı ile sürdürülebilir yatırım imkanına kavuşacak, büyüme ivmesi kazanacak ve ihracat motivasyonunu artıracaktır. Hazineye ait olan tarım yapılacak olan arazilerin envanterlerinin sektörümüzle paylaşılması, yatırıma hız kazandıracaktır” diye konuştu.

    “Yöresel ürünlere duyarlılık devam etmeli”

    ATB Başkanı Çandır, yöresel ürünlerle ilgili son dönemde Antalya’da yaşanan sıkıntıları da Meclis gündemine taşıdı. Artık neredeyse her mahallede ya da semtte hemen hemen hergün yöresel ürünler sergisi, panayırı, pazarı veya günleri adı altında etkinlik yapıldığını belirten Çandır, şunları söyledi:

    “Artık öyle bir hale geldi ki bir taraftan nerede ve nasıl imal edildiği belli olmayan ürünler, vergi ve denetime tabi bulunmayan etkinlikler yöresel adı altında düzenlenmektedir. Bu etkinlikler çevredeki esnafın tepkisini çekmekte ve işlerini sekteye uğratmaktadır. Defalarca yerel ve merkezi mercilere bu rahatsızlığı yazılı ve sözlü olarak iletmemize rağmen, gerekli önlemlerin yeterince alınmadığını gördük. Yine yöresel adı altındaki bir etkinlikle ilgili Cumhuriyet Savcılığı, Antalya Ticaret İl Müdürlüğü ile Antalya İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne yazılı şikayette bulunduk. Üstelik bu kez marka tescili Borsamıza ait olan YÖREX adıyla tanıtım ve davette de bulunulmuştu. Şikayetimizin ardından hızlı ve duyarlı tepki göstererek etkinliğe son veren yetkililerimize teşekkür ediyoruz. Valiliğimiz ve belediyelerimizden bu duyarlılığın devamını talep ediyoruz.”

  • Bakan Zeybekci’den kabine değişikliği ve enflasyon açıklaması

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Değişiklikler hep olagelmiştir ve bunlarda hap sağlıklı olmuştur. İhtiyaç duyulursa bu alanların her ikisinde de gerek parti yönetiminde gerekse kabinede bu değişikliklerin olması bunlar öncekiler gibi son derece normal olacaktır” dedi.

    Ekonomi Bakan Nihat Zeybecki, MÜSİAD Denizli Şubesinin düzenlediği Mermer ve Maden Sektör Toplantısına katıldı. Başaranlar Mermer Toplantı salonunda yapılan toplantıya Bakan Zeybekci’nin yanı sıra, AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, AK Parti İl Başkanı Necip Filiz, MÜSİAD yetkilileri ve davetliler katıldı.

    Bakan Zeybekci, toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

    Merkez Bankasının aldığı kararların arkasında olduklarını belirten Bakan Zeybekci, “Merkez Bankasının son dönemlerdeki yaptığı uygulamaların arkasındayız. Yaklaşık bir yıldan beri, 61. Hükumet dönemindeki bakanlık dönemimizde, genel itibariyle bu açıklamalarda bulunuldu. Son dönemlerdeki gerek faiz uygulamalarıyla ilgili, genel itibariyle faizin alt ve üst mantığını sabit bırakmasıyla, borç verme faizlerinde belli başlı bir artışa gitmesi uygulamalarının arkasındayız. Bunları hesap ettik. Diğer taraftan enflasyon beklentisi ile ilgili öngörüleri de, inşallah ileriye doğru yukarıya revize edilmiş haliyle değil, önceki haliyle gerçekleşir. İnşallah onları yakalarız” dedi.

    “Spekülatif amaçlı fiyatlara müdahale ediyoruz”

    Tarım fiyatlarındaki artış hakkında da açıklamalarda bulunan Zeybekci, “Tarım fiyatlarındaki oynaklık, ekonomi bakanlığı olarak müdahale ettiğimiz bir dönemdedir. Gerek kuru bakliyatta, kuru gıdada, son dönemde nohutta fasulyede ve diğer ürünlerde, gümrük vergisi oranlarını sıfırlamış olmamız, bu müdahalelerdendir. Gerekirse ette de müdahale edecek olmamız da aynı şekilde, daha doğrusu spekülatif amaçlı fiyat artışları olan tarım ürünlerinde, şu demek değil Türkiye tarımla, hayvancılıkla, etle ve sütle, tavukla tüm bu ürünlerde kendi kendine yete bilen bir ülkedir. Yani yurt dışından tarım ürünü ithal ederek bir gelenek ve böyle bir alışkanlık olmaması için çok özel gayret gösteriyoruz. Malumunuz Türkiye’de, tarım ürünleri yüksek oranda gümrük vergileriyle de korunmaktadır. Ama diğer taraftan biz, tüketiciyi de korumak zorundayız” diye konuştu.

    “Domates fiyatları mevsim geçişiyle ilgilidir”

    Son dönemdeki domates fiyatlarındaki artışın sezon geçişi sebebiyle yaşandığını belirten Bakan Zeybekci, Spekülatif amaçlı bazı hareketlenmeler olduğunda ona müdahale ediyoruz. Domateste son dönemdeki fiyat artışı da, sezon geçişi sebebiyle ortaya çıkan bir şeydir. Yani seralardan açık alanlardaki domatesin devreye girmemesi sebebiyle bir gecikme oldu. Belki bir hafta içinde bunlar normale dönecektir, normal fiyata gelecektir. Ama diğer taraftan da, biz sezonun en bol olduğu zamanda da, çiftçimizin de üreticimizin yanında yer almak için tedbir alıyoruz. Şuanda da gıda komitesi olarak, aldığımız kararlar sonucunda da, ekonomi bakanlığı olarak üretimden tüketime olan zincirin, aşamalarını gerek depolama, gerek ambalajlama işlemlerini, gerek onları soğuk zincirle taşınması ile ilgili tüm yatırımları da teşvik kapsamın alıyoruz, destekler hale geliyoruz” şeklinde konuştu.

    Piyasalardaki nakit sıkıntısın olup olmadığını ile ilgili soruya Bakan Zeybekci, “Piyasada nakit sıkıntısı yok, daha doğrusu biz bankacılık sistemleri içinde bildiğimiz kadarıyla da, tam tersi belki de biraz nakit bolluğunun olduğunu görebiliriz. Bu da şu, son dönemde kredi garanti fonundan piyasalara, sadece yararlananlara yönelik piyasaya 150 milyar TL’lik imkan sağlandı. Bu da piyasalara oldukça olumlu etkileri oldu. Şuanda piyasalar çok hızlı bir şekilde normalleşti” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’ye üyeliği ile ilgili konuşan Bakan Zeybekci, “Cumhurbaşkanı’mızın AK Parti’ye üyeliği, AK Parti genel başkanlığa adaylığı resmen başladı. 21 Mayıs’ta çok aksine bir şey olmazsa veya 21 Mayıs’a yakın bir zamanda, partimizin merkez kurulunun alacağı bir karar, ondan sonraki süreçte gereken yerine getirilecektir. Eğer kongre kararı onaylarsa, Cumhurbaşkanımız partinin yönetiminde aktif olarak üstlenecektir. Bu da Türkiye’de siyasetin istikrarı ve öngörülebilirliği son derece pozitif bir dönem başlayacak” dedi.

    “Kabine değişikliği normal bir şeydir”

    Kabine değişikliği ile ilgili konuşan Bakan Zeybekci, gerek partide gerekse yönetimde ve gerekse hükumette yapılan değişikliklerin normal olduğunu söyledi. Bakan Zeybekci, “Değişiklikler hep olagelmiştir ve bunlarda hep sağlıklı olmuştur. İhtiyaç duyulursa bu alanların her ikisinde de gerek parti yönetiminde gerekse kabinede bu değişikliklerin olması bunlar öncekiler gibi son derece normal olacaktır. Yani kabinede ne olacak, kabinede değişikliklerin içeriği ne olacak, onun için Türkiye’de belirsizliğin veya ekonomiyle ilgili veya başka alanlara bunun maliyetini, faturasını çıkarmaya çalışmak, artık bunlar eski moda olan şeyler. Kongre süreci ve diğer süreçler İnşallah bu da hızlı bir şekilde tamamlanır. Türkiye 2019 Martına kadar yerel seçimler, 2019’un son baharı Kasım’ına kadar da genel seçimler ile ilgili seçimsiz bir dönemle artık önüne bakacak” açıklamasını yaptı.

  • Prof. Dr. Aybar: “‘Sepet’ değişse de enflasyon fazla değişmez”

    TÜİK tarafından geçtiğimiz günlerde değiştirilen enflasyon hesaplamalarını değerlendiren İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Sedat Aybar, bu düzenlemelerin enflasyon oranında radikal bir değişiklik oluşturmayacağını, ancak enflasyon hesaplamalarında yalnızca TÜİK’in değil, daha geniş katılımlı bir yapının söz sahibi olması gerektiğini söyledi.

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) geçtiğimiz günlerde güncellediği enflasyon hesaplamaları, kamuoyunda farklı yorumlara neden oldu. Bu tip güncellemelerin her yılın sonunda yapılageldiğini söyleyen İstanbul Aydın Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi ve Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sedat Aybar, bu değişikliklerin enflasyon oranına direkt olarak etki etmeyeceğini, sadece dönemsel fiyat değişikliklerinden dolayı birtakım dalgalanmaların olabileceğini söyledi.

    “TÜİK hesaplama yöntemini değiştirdi”

    TÜİK’in enflasyon sepetindeki ürün kalemlerinin ağırlıklarını hesaplarken mevsimsel ürünlerin ağırlığını her ay değiştirdiği bir hesaplama yöntemini kullandığını, 2017 yılı Ocak ayından itibaren ise Avrupa Birliği tarafından önerilen, her ürünün yıl boyunca ve bütün aylarda aynı ağırlığa sahip olduğu sabit ağırlık yöntemi kullanılmaya başladığını kaydeden Prof. Dr. Aybar, “TÜİK, Hanehalkı Bütçe Anketi’ni kullanarak Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) değerlerini hesaplar. Bu ortalama bir tüketicinin satın aldığı belli ürün ve hizmet grubunun fiyatlarındaki ortalama değişimleri gösteren bir endekstir. Yıllık enflasyon buna göre ölçülür. Yapılan hesaplamalarda kullanılan endeks sepeti ve ağırlıklar hanehalkına sorulan sorulara göre oluşturulur” dedi.

    “Mevsimsel değişiklikler yakalanabilecek”

    Endekse eklenen stor perde, derin dondurucu ve test kitabı gibi maddelerin de enflasyon değerine yüksek bir etki yapmasının beklenemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Aybar, “Daha önce ağırlıkların sabit olması ve mevsim koşulları nedeniyle incelenen ayda üretilmeyen ve satılmayan maddelerin sepetteki ağırlığı sıfıra iniyordu, incelenilen ayda satılan ya da üretilen maddelerin ağırlığı ise yükseliyordu. Yeni uygulamada sabit ağırlıklar kullanılacak bu da mevsimsel etkilerin yakalanabilmesini sağlayacak. Ancak bu düzenlemenin enflasyon verisinde yol açacağı etkinin yalnızca düşüş ya da artış olacağı söylenemez. Bilindiği gibi yaz aylarında sebze-meyve fiyatlarında üretim nedeniyle bir düşüş yaşanır. Ağırlıkların sabit olması bu düşüşün enflasyona daha az yansımasına yani enflasyon eski yönteme göre daha yüksek çıkmasına neden olur. Kış aylarında ise bunun tam tersi gerçekleşir” diye konuştu.

    “Değişiklikler normal”

    Endekste ağırlıkları artırılan ve düşürülen kalemlere bakıldığında düşük gelir gruplarının harcamalarında yüksek yer kaplayan gıda ve barınma gibi harcamaların ağırlıkların düştüğünü söylenebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Aybar, “Bu ve benzeri mal ve hizmetleri ağırlıklı olarak tüketen hanehalkı için enflasyon, hissedilenden daha düşük gerçekleşecek. Ana akım iktisat yazını tüketici geliri arttıkça gıda harcamalarının toplam harcama içindeki payının azalırken kültürel harcamalara ayrılan payın arttığını vurgular. Türkiye’de kentleşmedeki artış ve dünyada yaşanan teknolojik gelişme göz önünde bulundurulduğunda, tüketim malları harcama gruplarının gıda ve barınmadan farklı sektörlere kaymasının beklenmesi normaldir. Bu nedenle gıda ve barınmanın harcama içindeki payının azalması gerekir” şeklinde konuştu.

    “TÜİK’in yapısı değiştirilmeli”

    Enflasyon sepeti oluşturulmasında Avrupa Birliği’nin kullandığı milli muhasebe usullerinin kabulü ve adapte edilmesi yoluna girilebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Aybar, “Bu konuda yalnızca hükümetin atadığı bürokratların yetkili kılınması, toplumsal algıyı olumsuz etkiliyor. Bu yüzden, TÜİK’in yapısı değiştirilmeli, üniversiteler, TOBB, mesleki kuruluşlar gibi kurumların da enflasyon hesaplanmasında gözlemci olarak temsili mümkün kılınmalıdır. Türkiye’nin öncelikli gündemi, enflasyon hesaplamasının ötesinde, sınai ve ticari aktivitenin arttırılması için alınacak tedbirler ve bu alanların ölçümü ile de bağlantılıdır. Döviz kurlarının stabilizasyonu, faizlerin gerçekçi seviyelerde tutulması da ekonomi için önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.