Etiket: enflasyon

  • Çandır, Haziran ayı enflasyon verilerini değerlendirdi

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Haziran ayında meyve ve sebzede yaşanan bolluğa rağmen Ramazan ayındaki talep nedeniyle fiyatların askıda kaldığını kaydetti. Çandır, son aylarda enflasyon belirleyicisinin gıda ve tarım fiyatları olduğunu belirterek, enflasyonla mücadelenin tarımdaki yapısal reformlara bağlı olduğunu söyledi.

    ATB ve BAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyon verilerini değerlendirdi. TÜİK’in açıkladığı verilere göre, ülke genelinde tüketici fiyatlarının Haziran ayında yüzde 0,47 artarak beklentinin üzerinde gerçekleştiğini kaydeden Çandır, aylık bazda yurt içi üretici fiyat endeksinde de yüzde 0.41 oranında artış gerçekleştiğini belirtti. Enflasyonun yıllık bazda Haziran ayında TÜFE’de yüzde 7,64, ÜFE’de yüzde 3,41 artış gösterdiğine dikkat çeken Çandır, “Uzmanların tüketiciler açısından aylık bazda yüzde 0,10 civarında, yıllık bazda ise yüzde 7,60 civarında bekledikleri fiyat artışları, hem aylık hem de yıllık bazda beklenenin üzerinde yer alırken, yıllık bazda 2 ay aradan sonra yeniden yüzde 7 seviyelerini aştı. Bunda geçtiğimiz yılın aynı döneminden hareketle elde edilen baz etkisi etkili oldu. Ancak bu gerçekleşmelere karşın Merkez Bankası’nın son dönemlerde faiz oranlarını aşağı yönde güncellemesi, fiyat artışı beklentilerinin Merkez Bankası nezdinde günden güne iyiye gittiğinin bir göstergesi” değerlendirmesinde bulundu.

    “Batı Akdeniz en ucuz 2. bölge”

    Antalya, Burdur ve Isparta’nın yer aldığı Batı Akdeniz Bölgesi’nde Haziran ayında tüketici fiyatlarında artış görülürken, aylık fiyatların artış oranının yüzde 0,26 olduğunu belirten Ali Çandır, tüketici fiyatlarının da bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,30 arttığını kaydetti. Çandır, “Geçtiğimiz ay Batı Akdeniz’in aylık ve yıllık bazda Türkiye ortalamalarının altında bir enflasyona sahip olduğu söylenebilir. Haziran ayında manşetin artış oranı bakımından bölgemiz en ucuz 2. bölge olmuştur. Bunda tarla ve tezgahta yaşanan bolluk etkili olmuştur. Ramazan ayında artan talebe rağmen elde edilen bu sonuç sevindiricidir” dedi.

    “Tarladaki bolluk fiyatlara yansıdı”

    Türkiye genelinde Haziran ayındaki fiyat artışlarını ürün bazında değerlendiren Çandır, yüzde 28,43 artışla sivri biberin, harcama grubu bazında yüzde 1,16 artışla gıda ve alkolsüz içecekler grubunun ilk sıralarda yer aldığını kaydetti. Çandır, ürün gruplarında eğitim ve sağlık fiyatlarının önemli ölçüde artış gösterdiğine dikkat çekti.

    Son aylarda özellikle gıda ve tarım ürünleri üretiminin artmasının enflasyona olumlu yansıdığını belirten Çandır, “Ramazan ayında yaşanan talep artışı bu olumlu etkiyi sınırladı” dedi. Gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin, enflasyonun gevşemesinin önündeki en büyük engel olduğunu söyleyen Ali Çandır, “Bu nedenle bizler tarımsal ürünlerin, üretiminden tüketimine geçen süre zarfındaki tüm zincirin kontrol altında tutulması ve fiyat artışına neden olacak tüm etmenlerin bertaraf edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca her Ramazan ayında yaşanan fırsatçılığın önüne geçebilmek için de denetimlerin sıklaştırılmasının tüketiciye olumlu yansıyacağına inanıyoruz” diye konuştu.

    “Üretimin önü açılmalı”

    Ülkenin içerisinde bulunduğu durumun, özellikle de turizmdeki tıkanıklığın olumsuz etkisine dikkat çeken Ali Çandır, “Ekonominin üzerindeki gri renk özellikle sanayi sektörü girişimcilerinin üretimlerini artıramaz hale getirdi. Bu durum, bir yandan arzı olumsuz etkilerken, diğer yandan da fiyatları askıda tuttu. Gelinen noktada ise enflasyon yılsonu hedefinin oldukça uzağında bir görüntü sergiledi” dedi. Geçtiğimiz ay yaz sebze ve meyvedeki arz artışının enflasyona olumlu yansıması beklenirken Ramazan ayındaki talep artışının bu gelişmeyi dizginlediğini söyleyen Çandır, “Batı Akdeniz’in tarımsal üretimde öncü olması, bölgemizin gelecekte oluşacak manşet enflasyona katkısını ortaya koyması bakımından önemlidir. Bu nedenle tarım ve gıdada yaşanan fiyat katılığının önüne geçilmesi ve hedeflenen enflasyonun elde edilmesi için tarım sektörün sorunlarının ortadan kaldırılmasına, üretiminin önünün açılması zorunludur” diye konuştu.

    “Enflasyonla mücadele tarımdaki yapısal reforma bağlı”

    Türkiye’de son zamanlarda tarım gıda fiyatları nispeten yavaş şekilde hareket ederken, tüm dünyada son 4-5 yılın en düşük seviyelerini gördüğüne dikkat çeken Ali Çandır, “Bir yandan talep düşüklüğü, bir yandan da güçlü stok, güçlü dolar, zayıf petrol fiyatlarının etkisiyle dünyadaki tarım fiyatları sürekli bir düşüş yaşıyor olması, dünyada, başta tahıl olmak üzere güçlü üretim beklentisinin oluşmasına da katkı sağlamakta. Bizde ise tarım ve gıda ürünleri sektörlerinde, başta enerji olmak üzere tüm üretim maliyetlerinden oluşan baskının düşük seviyelere çekilememiş olması, fiyatların asılı kalmasına ya da yavaş hareket etmesine yol açmakta” dedi.

    Tarımda yapısal reformların en kısa zamanda uygulanması gerektiğini vurgulayan Çandır, “Küresel ölçekte enerji fiyatlarındaki aşağı yönlü ivme gelecek açısından her ne kadar olumlu görünse de, enflasyonla kalıcı mücadele ancak ve ancak tarımda gerçekleşecek yapısal reform kanallarıyla mümkün olabilecektir. Ayrıca sanayi ve hizmetler sektörlerine sağlanacak destekler topyekun üretim artışıyla sonuçlanacaktır ki bu da enflasyonu yumuşatacaktır” diye konuştu.

    Rus vatandaşlarının Türkiye’ye seyahat edebileceği yönünde atılan adımları geç kalınmış ancak olumlu adım olarak değerlendiren Çandır, “Gün artık ekonomiye odaklanma ve birbirini besleyen tarım, sanayi ve hizmetler sektörlerinin bütünleşmesini sağlama günüdür. Üretimin sürdürülebilirliği ancak bu üç sektörün bütünleşmesine bağlıdır ki bu da enflasyonun belini kıracak yegane anahtardır” dedi.

  • ATSO Başkanı Çetin’den Enflasyon Değerlendirmesi

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Nisan ayı enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    ATSO Başkanı Davut Çetin, TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, 2016 Nisan ayı enflasyonunun bir önceki aya göre TÜFE’de yüzde 0,78, yurt içi ÜFE’de yüzde 0,52 artış gösterdiğini söyledi.

    Çetin’in verdiği bilgiye göre, “Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 6,57, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 2,87 artış gösterdi. Aylık olarak en yüksek artış gösteren seçilmiş maddeler yüzde 42,79 ile spor müsabakalarına giriş ücreti, yüzde 28,56 ile ceket (kadın için) ve yüzde 23,86 ile etek olurken; en fazla düşüş gösteren seçilmiş maddeler yüzde 53,93 ile sivri biber, yüzde 43,95 ile çarliston biber ve yüzde 41,27 ile patlıcan oluşturdu. Ana harcama gurupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 12,60 ile giyim ve ayakkabı gurubunda görülürken, en yüksek düşüş yüzde 1,48 ile “gıda ve alkolsüz içecekler” gurubunda gerçekleşti.

    Çetin, TÜFE’’de yüzde 0.78 olan aylık artışta belirleyici etkenin giyim fiyatlarındaki artış olduğunu belirterek şunları söyledi: “Gıda fiyatları yüzde 1.48 azalırken aylık enflasyonu 0.30 puan aşağı çekmiştir. Gıda fiyatlarındaki düşüş, beklediğimiz gibi, Antalya örtüaltı tarım fiyatlarındaki sert düşüşün sonucudur. Sebze ve meyve dışı gıda ürünlerinde, özellikle tavuk eti, un, tuz, içme suyu ve kolalı içecekler gibi işlenmiş gıdalardaki fiyat artışları toplam gıda fiyatlarındaki düşüşü azaltmıştır.”

    GIDADA TÜKETİCİ KAZANDI, ANTALYA ÜRETİCİSİ KAYBETTİ

    TUİK verilerinde domatesin aylık olarak yüzde 21 oranında arttığının görüldüğünü hatırlatan ATSO Başkanı Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Antalya’da domates fiyatları Nisan ayının ilk günlerinde artarken daha sonra yeniden yüzde 30’a yakın oranda düşmüş, ancak bu düşüş TUİK verilerine henüz yansımamıştır. Dolayısıyla, Nisan ayı enflasyonunda tüketici kısmen kazanırken, Antalya üreticisi kaybetmiştir. Bu konuda daha önemli husus Antalya ürünlerinde fiyatların yıllık bazda da sert bir düşüş göstermesidir. Yine TUİK’in tüketici veya perakende fiyat verileri, 2015 yılı Nisan ayına göre biber fiyatlarının yüzde 35-40, domates fiyatının yüzde 20, patlıcan fiyatının yüzde 38 düştüğünü ortaya koymaktadır.”

    Toptancı hal fiyatlarındaki düşüşlerin daha yüksek oranda gerçekleştiğine dikkat çeken Çetin, “Yani market fiyatlarındaki düşüş, diğer maliyetler nedeniyle, toptan fiyatlardaki düşüşün gerisindedir. Antalya toptancı halinde salatalık, patlıcan, sivri biber fiyatları 0.50-070 kuruş arasındayken, TUİK verilerinde perakende fiyatlar 1.7, 1.9, 2.7 TL’dir” diye konuştu.

    TARIM VE TURİZMDEKİ GELİR KAYBI BÜTÜN ANTALYA EKONOMİSİNE YANSIYOR

    Antalya tarımındaki gelir kaybına ve önlem alınması gerektiğini savunan Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Turizmin etkisiyle birlikte gelir kaybı bütün Antalya ekonomisinde finansman ve istihdam sorunlarının artmasına neden olmaktadır. Şubat ayı itibariyle Antalya kayıtlı istihdamında yıllık olarak yüzde 1 düşüş görülmektedir ve bu henüz sezon dışında gerçekleşmiştir. Diğer taraftan Antalya’da takipteki kredilerin toplam kredilere oranı Mart ayında Türkiye ortalamasını belirgin biçimde aşmıştır. Dolayısıyla bu veri Antalya ekonomisine finansman desteği talebimizin haklılığını ortaya koymaktadır.”

    PETROL VE EMTİA FİYATLARINDAKİ YÜKSELME ENFLASYONDA KALICI DÜŞÜŞÜ ENGELLİYOR

    Çetin, enflasyon konusunda sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye enflasyonu aylık enflasyonda tarım ürünleri ve baz etkisi katkısıyla yaşanan düşüşün çekirdek enflasyonda görülmemesi, çekirdek enflasyonun yıllık bazda halen yüzde 9’un üzerinde kalması dikkat çekicidir. Petrol ve diğer emtia fiyatlarının yükselmeye başlaması enflasyonda kalıcı düşüşü engelleyici bir etkendir. Nitekim bir önceki aya göre endekslerin en fazla artış gösterdiği alt sektör; ham petrol ve doğal gaz (yüzde 9,80), ana metal (yüzde 2,64), kok ve rafine petrol ürünleri (yüzde 2,43) alt sektörleridir. Buna karşılık bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler (yüzde -1,90), ağaç ve mantar ürünleri (mobilya hariç) (yüzde -1,56) ve metal cevherleri (yüzde -0,99), bir ay önceye göre endekslerin en fazla düştüğü alt sektör olmuştur. Ülkemizde verimliliği artıracak, maliyetleri düşürecek yapısal değişim olmadıkça ekonomi yönetiminin ve TCMB’nin işinin kolay olmadığı bir kez daha görülmektedir.”

    Batı Akdeniz’de giyim ve ayakkabı fiyatlarının yüzde 13,8 arttığını belirten Çetin, şunları söyledi:

    “Bölgemizdeki TÜFE oranı, aylık yüzde 0,78, dört aylık yüzde 2,92 ve yıllık bazda yüzde 6,74 olarak gerçekleşmiştir. Bölgemizde ana harcama gurupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 13,83 ile giyim ve ayakkabı grubunda görülürken en fazla düşüş ise yüzde 0,22 ile gıda ve alkolsüz içecekler gurubunda görülmüştür. Giyim fiyatları bölgemizde Türkiye ortalamasının üzerinde artarken, gıda fiyatları aynı oranda düşmemiştir.”

    Turizmdeki yavaşlamanın otel ve lokanta fiyatlarına yansıdığının izlendiğini anlatan Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Batı Akdeniz, 26 bölge arasında aylık enflasyonda 3., dört aylık enflasyonda 6., yıllık enflasyonda 9. sırada yer almıştır. Bu oranlara göre Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesinin, aylık, dört aylık ve yıllık bazda Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu görülmüştür.”

  • Çandır: “Son 3 Yılın En Düşük Enflasyon Oranı”

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Nisan ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi.

    Ali Çandır, ılıman havanın etkisinin tezgahlara olumlu yansıdığını ve gıda fiyatlarının yumuşak seyrettiğini belirtti. Gıdanın enflasyondaki olumlu etkisine karşın çekirdek enflasyona dikkat çeken Çandır “Gıdadaki bu seyir enflasyonu aşağıya çekiyor görünmekte ancak imalat sanayi fiyatlarındaki katılık göz ardı edilmemeli” dedi.

    Tüketici fiyatlarının Nisan ayı gerçekleşmelerinin yüzde 0,78 ile beklentilere yakın olduğunu belirten Çandır, 2013 yılından bu yana en düşük Nisan ayı enflasyonun elde edilmesinin sevindirici olduğunu kaydetti. Çandır, “Söz konusu gerçekleşmede ılıman havanın gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki fiyatları düşürmesi etkili oldu. Nisan’da yıllık TÜFE’nin ise yüzde 7,46’dan, yüzde 6,57’ya gerilediği görülmekte. Bu gerilemede de gıda fiyatlarının etkisi öne çıkmakta. Ancak gıdanın bu olumlu etkisi diğer sektörler tarafından desteklenmediğinden çekirdek enflasyon (I endeksi) yüzde 9,41’de asılı kalmıştır. Bu durum özellikle imalatçı sanayicilerimizin halen yüksek maliyetlerini fiyatlara yansıtmak durumunda kaldığının bir işareti” şeklinde konuştu.

    NİSAN ETKİSİ

    Mart ayın enflasyon değerlendirmesinde enflasyonun gerilemesinde Nisan ayının fırsat sunacağını belirttiğini anımsatan Ali Çandır, “Önceki yılın aynı ayındaki yüksek değerden kaynaklanan baz etkisi bizleri bu yönlü beklentiye yöneltmişti. Nisan gerçekleşmesi bu beklentimizi haklı çıkardı, bu fırsat geri çevrilmedi ve yıllık TÜFE’de gerileme devam etti. Buna ek olarak TL/Dolar’ın gerilemesinin de döviz temelli maliyetleri azaltarak fiyatları düşürmesini bekliyoruz. Ancak bunun özellikle imalatçı sektörlere yansımadığını da üzülerek görüyoruz. Yani mevsimsel ve kur bazlı avantajlar tüm sektörlere yayılmalı ki enflasyon topyekün ve sürekli düşürülebilsin. Zira bakıyoruz ki sadece giyim ve ayakkabı sektöründe bile Nisan ayı gerçekleşmesi yüzde 12,60 ile hayli yüksek gerçekleşmiş. Bahar alışverişlerinin talebi artırmasından kaynaklanabilecek bu artışlarının önüne geçebilmenin tek yolunun üretimi artırmak olduğunu düşünmekteyiz.”

    BATI AKDENİZ DAHA PAHALI YEDİ

    Batı Akdeniz’deki fiyat değişimlerini de değerlendiren Çandır, Antalya, Burdur ve Isparta’nın yer aldığı bölgemizde Nisan ayında TÜFE’de ülke ortalamalarının üzerinde bir artış gerçekleştiğini ve artış oranının yüzde 1,17 olduğuna dikkat çekti. Çandır, “Batı Akdeniz’de Nisan ayında tencereler ülke geneline göre daha pahalıya kaynamıştır. Bölgedeki fiyat artış oranı yıllık olarak da ortalamanın üzerinde iken, oranı yüzde 7,60’tır” dedi. Batı Akdeniz Bölgesi’nin 26 alt bölge içinde 3. pahalı bölge olduğunu kaydeden Çandır, “Özellikle bölge ticaretinin nispeten daraldığı son çeyrekte, bölge fiyatlarının ülke ortalamasından göreli yüksek olması bölge hane halkı ve üreticimiz açısından kaygı vericidir.”

    ILIMAN HAVA YARADI

    Ali Çandır, ürün bazında “spor müsabakalarına giriş ücretinin” yüzde 42,79’luk artışla, harcama grubunda ise “giyim ve ayakkabı” grubunun yüzde 12,60 artışla zam şampiyonu olduğunu belirtirken, “Ürün fiyat artışı sıralamasında sonraki sıralarda da kadın ve erkek giysisi ön planda. Bunda bahar alışverişi kaynaklı talep artışının etkisi yadsınamaz. Buna karşın geçtiğimiz ay fiyatı en fazla düşen ürünler ise ılıman havanın etkiyle birlikte gıda ürünler grubu içerisinde yer almakta iken, bunların başında yüzde -39,27 azalışla kabak ve yüzde -32,93 ile yeşil soğan gelmekte” dedi.

    OLUMLU SEYİR ÇEKİRDEK ENFLASYONA YANSITILMALI

    Manşet enflasyon Nisan ayında her ne kadar pozitif değer almış olsa da gıda ve alkolsüz içecekler grubunun negatif değer almasının enflasyonu frenlediğini kaydeden Çandır, şu değerlendirme bulundu:

    “Bu nedenle tarımsal üretim her iki yönlü de olmak üzere adeta ülkenin ekonomik kaderini belirlemektedir. Mevsimsel gelişmelerin ve Rusya’ya gönderilmeyen malların iç piyasaya sürülmesinin desteklediği bu olumlu havanın diğer sektörlere de yansıması en büyük temennimiz. Özellikle doların düşmesinin etkilerini zaman kaybetmeden imalat sanayimizde de görmeyi ve çekirdek enflasyonun yumuşamasını beklemekteyiz. Şunu da açıkça görüyoruz ki gıda destekli son 3 aylık olumlu seyir çekirdeğe yansıtılmazsa yıl sonu gerçekleşmesi bu olumlu havayı ortadan kaldırabilir.”

  • ATSO Başkanı Çetin, Şubat Ayı Enflasyon Rakamlarını Değerlendirdi

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından açıklanan Şubat ayı enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Çetin, Antalya tarımının 2.3 milyon ton üretimle ana ürünü olan domatesin market fiyatının 2013 yılı düzeyine gerilediğini kaydederek, “TÜFE’de kuru soğan, salatalık, limon, ekmek, patates gibi ürün fiyatlarındaki artışa karşılık, domates, ıspanak, patlıcan gibi ürün fiyatlarındaki sert düşüş aylık gıda enflasyonunun sıfıra inmesine neden olmuştur. Ümidimiz önümüzdeki günlerde iç ve dış talebin canlanması ve ürünün bollaşacağı günlerde fiyatların maliyetin altında kalarak ciddi zarara yol açmamasıdır” dedi.

    Başkan Çetin yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    “Şubat ayı enflasyonu Antalya olarak tarım sektöründe korktuğumuz durumun gerçekleştiğini göstermektedir. Antalya tarımının 2.3 milyon ton üretimle ana ürünü olan ve örtü altı üretimin neredeyse yarısını temsil eden domatesin market fiyatı TÜİK verilerine göre 2013 yılı düzeyine, üretici fiyatı ise 2009 düzeyine gerilemiştir. TÜFE’de kuru soğan, salatalık, limon, ekmek, patates gibi ürün fiyatlarındaki artışa karşılık, domates, ıspanak, patlıcan gibi ürün fiyatlarındaki sert düşüş aylık gıda enflasyonunun sıfıra inmesine neden olmuştur. Ümidimiz önümüzdeki günlerde iç ve dış talebin canlanması ve ürünün bollaşacağı günlerde fiyatların maliyetin altında kalarak ciddi zarara yol açmamasıdır. Aksi halde Antalya tarım sektörü ihracat geliri kaybı dışında üretici gelirinde de yüksek bir kayıpla karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle domates başta olmak üzere örtü altı ürünlerin ihracat destekleri ve ihracata navlun desteği verilmesi acil olarak ele alınmalıdır. Türkiye’de ihracatın yüzde 17’si havayolu taşımacılığı ile gerçekleştirilirken, buna en çok ihtiyaç duyan il olarak Antalya’nın bu imkandan yararlanamamaktadır. Nisan-Mayıs aylarında hava kargo taşımasına dönük bir eylem planı da artık acil bir konu haline gelmiştir.”

    ŞUBAT ENFLASYONU 2009 YILINDAN SONRA İLK KEZ NEGATİFTE

    Şubat ayında TÜFE’deki gerilemenin büyük ölçüde giyimde sezon indirimlerinden kaynaklandığını ifade eden Çetin şöyle devam etti:

    “Sigara fiyatları ve toplu ulaşım ücretlerindeki artış dışında otomobil ve elektronik ürünlerinde döviz kuru kaynaklı fiyat artışlarının enflasyona pozitif katkı yaptığı görülmektedir. Buna rağmen Şubat ayı enflasyonunda 2009 yılından sonra ilk kez negatif enflasyon görülmektedir. Benzer durum üretici fiyatlarında da gerçekleşmiş, ayrıca çekirdek enflasyon göstergelerinde de düşüş başlamıştır. Emtia fiyatlarında düşüş ve döviz kurunun son haftalarda yatay seyretmesi enflasyonda düşüşe zemin hazırlamıştır. Bununla birlikte Türkiye ekonomisinde genel bir yavaşlama riskine de dikkat edilmelidir. 2016 Şubat ayı enflasyonu bir önceki aya göre TÜFE’de yüzde -0,02, Yİ-ÜFE’de yüzde -0,20 olarak açıklanmıştır. Yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 8,78, Yİ-ÜFE’de yüzde 4,47 olmuştur. Ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 1,80 ile sağlık, yüzde 1,31 ile çeşitli mal ve hizmetler ve yüzde 0,98 ile alkollü içecekler ve tütün gruplarında gerçekleşmiştir. Giyim ve ayakkabı grubunda ise yüzde 6,16 oranında düşüş gözlenmiştir. İki aylık bazda, en yüksek artışlar yüzde 10,69 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 4,27 ile sağlık ve yüzde 4,24 ile gıda ve alkolsüz içecekler gruplarında gerçekleşmiştir. En fazla düşüşün görüldüğü harcama grubu ise, yüzde 12,45 ile giyim ve ayakkabı olmuştur. Yıllık bazda ise en yüksek artışların sırasıyla yüzde 13,12 ile lokanta ve oteller, yüzde 12,78 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 12 ile çeşitli mal ve hizmetler gruplarında gerçekleştiği görülmektedir. Şubat 2016’da endekste kapsanan 417 maddeden; 38 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 245 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 134 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşmiştir.”

    ZAM ŞAMPİYONU KURU SOĞAN

    Şubat ayında en yüksek artış gösteren ürünün yüzde 29,18 ile kuru soğan olduğunu kaydeden ATSO Başkanı Davut Çetin, “Kuru soğanı yüzde 20,29 ile salatalık ve yüzde 19,56 ile limon takip etmiştir. En fazla düşüş gösteren ürünler ise yüzde 31,94 ile domateste, yüzde 26,93 ile karnabahar ve yüzde 14,73 ile ıspanak olmuştur. Yİ-ÜFE ise, 2016 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde -0,20, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,47 olmuştur.

    Sanayinin dört sektörünün bir önceki aya göre değişimleri; madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yüzde 0,09 artış, imalat sanayi sektöründe yüzde 0,15 artış, elektrik ve gaz sektöründe yüzde 4,17 düşüş ve su sektöründe yüzde 0,98 artış olarak gerçekleşmiştir.

    Bir önceki aya göre endekslerin en fazla düşüş gösterdiği alt sektörler; elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme (yüzde -4,17), kok ve rafine petrol ürünleri (yüzde -2,57), kimyasallar ve kimyasal ürünler (yüzde -1,64) alt sektörleridir. Buna karşılık diğer mamul eşyalar (yüzde 5,13), ağaç ve mantar ürünleri (mobilya hariç) (yüzde 2,79) ve basım ve kayıt hizmetleri (yüzde 2,41) bir ay önceye göre endekslerin en fazla arttığı alt sektörler olmuştur. Ana sanayi grupları sınıflamasına göre 2016 yılı Şubat ayında en yüksek aylık ve yıllık düşüş enerji mallarında gerçekleşmiştir” dedi.

    “BATI AKDENİZ’DE AYLIK ENFLASYON TÜRKİYE ORTALAMASININ ÜZERİNDE”

    “Batı Akdeniz’de aylık enflasyon Türkiye ortalamasının üzerinde” diyen Çetin, “Bölgemizdeki TÜFE oranı, aylık bazda yüzde 0,20, iki aylık bazda yüzde 1,71 ve yıllık bazda yüzde 8,91 olarak gerçekleşmiştir. Bölgemizde ana harcama grupları itibariyle aylık en yüksek artışlar yüzde 1,08 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 0,96 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 0,87 ile sağlık harcama gruplarında olmuştur. İki aylık enflasyonda en yüksek artışlar, yüzde 10,64 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 4,38 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 3,74 ile gıda ve alkolsüz içecekler harcama gruplarında görülmüştür. Yıllık enflasyonda ise en yüksek artış yüzde 14,14 ile lokanta ve oteller, yüzde 12,75 ile alkollü içecekler ve tütün ve yüzde 12,65 ile çeşitli mal ve hizmetler gruplarında gerçekleşmiştir. Aylık ve iki aylık bazda en fazla düşüş giyim ve ayakkabı grubunda görülmüştür. Bölgemizde enflasyon, aylık ve yıllık bazda Türkiye ortalamasının üzerinde, iki aylık bazda ise ortalamanın altında kalmıştır. Bu oranlara göre Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi, 26 bölge arasında aylık bazda üçüncü, iki aylık bazda on yedinci ve yıllık bazda ise onuncu sırada yer almıştır” ifadelerini kaydetti.

  • BAGEV Başkanı Çandır’dan Enflasyon Değerlendirmesi

    Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV), Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TÜİK’in açıkladığı 2016 yılı Ocak ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Çandır, enflasyonun ülke ve bölge için piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleştiğine dikkat çekti.

    Tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) ülke için yüzde 1.82 olan Ocak ayı enflasyonunun, Antalya, Burdur, Isparta illerinin yer aldığı Batı Akdeniz’de yüzde 1,51 olarak gerçekleştiğine dikkat çeken Çandır, Batı Akdeniz enflasyonunun İstanbul’dan sonra enflasyonu en az artan bölge olduğunu belirtti.

    “TANSİYON YÜKSEK”

    Son 12 yılın ocak aylarına bakıldığında, ülke geneli için 2014 yılındaki yüzde 1.98’lik ve 2010 yılındaki yüzde 1.85’lik artıştan sonraki en yüksek üçüncü fiyat artışının gerçekleştiğine dikkat çeken Çandır, “Halbuki bölgemiz ve kentimiz için, 2014 yılı Ocak ayındaki yüzde 1.66’lık artıştan sonra, son 12 yılın en yüksek ikinci artışı söz konusu olmuştur. Bir taraftan 2016 yılı Ocak ayı itibariyle fiyat artışı en düşük kalan ikinci bölge olurken, diğer taraftan da son 12 yılın ikinci en yüksek fiyat artışını yaşayan bölge olduk” dedi.

    Ocak ayında TÜFE’deki yıllık değişimlerde benzer eğilimler gözlendiğini kaydeden Çandır, şunları kaydetti:

    “2016 yılı Ocak ayı yıllık enflasyonu yüzde 9.58 ile son 12 yılın en yüksek üçüncü enflasyonu olurken, Batı Akdeniz için yüzde 9.7 olarak ilan edilen yıllık enflasyon, 2012 yılındaki yüzde 10’dan sonraki en yüksek ikinci enflasyon olmuştur. Bir yıl önce ile kıyaslarsak, ülke genelindeki yüzde 32’lik enflasyon artışına karşılık bölgemizde ve kentimizde bu artış yüzde 48 olarak gerçekleşmiştir.”

    “ÜRETİM MALİYETİ TÜKETİCİYE YANSIYACAK”

    Yurtiçi üretici enflasyon (Yİ-ÜFE) değişiminin aylık yüzde 0.55 ve yıllık yüzde 5.94 düzeyinde açıklandığını belirten Ali Çandır, “Doğrudan üretici ve imalatçı kesimlerin yaşadığı fiyat artışlarını gösteren Yİ-ÜFE, dövizden kaynaklanan pahalanmayı henüz fiyatlarına yansıtabilmiş değildir. Önümüzdeki dönemde bu yansımayı ister istemez daha fazla hissedeceğiz. Bu da TÜFE’ye gecikmeli olarak yansıyacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

    “SUÇLU TARIM ÜRÜNLERİ DEĞİL”

    Yüksek enflasyonu sadece, gıda, tarım ürünlerinin fiyatlarına bağlamanın kolaycılık olduğunu kaydeden Çandır, içinde tarım ve gıda ürünleri yokken ilan edilen enflasyon ile içinde tarım ve gıda ürünleri olan enflasyon arasında hiçbir fark olmadığını kaydetti. Çandır, şu değerlendirmede bulundu:

    “Enflasyonun yükselmesinde tarımı hedef göstermek gibi bir yanlışa düşülmektedir. Çekirdek enflasyon olarak bilinen ve tarım/gıda ürünleri hariç tutularak hesaplanan H ve I endeksleri, son açıklanan verilerle yıllık olarak H endeksi yüzde 9.37 ve I endeksi yüzde 9.63 olarak ilan edilmiştir. Üstelik 2015 yılı Ocak ayında da aynı endeksler sırasıyla yüzde 9.36 ve 8.63 olarak gerçekleşmişti. Yani 2 yıldır çekirdek enflasyonlar yüzde 9.5 civarına demir atmıştır. İçinde tarım ve gıda ürünleri yokken ilan edilen enflasyonlar ile içinde tarım ve gıda ürünleri olan enflasyonlar arasında hiçbir fark yoktur. Bu nedenle, yüksek enflasyondan gıda ve tarım ürünlerini sorumlu tutmak doğru bir yaklaşım değildir.”

    “MB’NİN FONLAMA POLİTİKASI ENFLASYON OLARAK YANSIYOR”

    Yüksek enflasyonla ilgili Merkez Bankası’nın (MB) negatif reel faizle bankacılık sistemini fonlamasını eleştiren Çandır, “Merkez Bankası uzun bir süredir bankacılık sistemini negatif reel faiz ile fonlamaktadır. Yani bankalara bedavanın altında borç vermektedir. Bankalar ise fonlarını ortalama yüzde 18 ile ticarete ve yüzde 22 ile tüketicilere kredi olarak vermektedir. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın bankaları fonlama politikası ekonomik ve enflasyon gerçekleri ile sürdürülemez yapıdadır. Bunun maliyeti enflasyon olarak hepimize yansımaktadır” dedi.

    Ali Çandır, içinde bulunulan kaotik ortamdan biran önce çıkılması gerektiğini belirterek, “Bunun için ilk yapmamız gereken iş, gerçekçi ve sürdürülebilir tespitler yaparak alternatif çözümleri, can sıkıcı olsa bile tartışabilmektir” ifadelerini kaydetti.