Etiket: Enfeksiyonlarına

  • Kış enfeksiyonlarına karşı tüyolar

    Doç.Dr. Yavuz Selim Yıldırım, kış enfeksiyonlarına karşı bilgiler verdi.

    Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Yıldırım, “Kış geldi, havalar soğudu, üst solunum yolu enfeksiyonları arttı. Hastalığın ilk belirtisi genellikle Boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı ve burun akıntısıdır, devamında öksürük, geniz akıntısı, baş ağrısı, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, halsizlik, terleme, ateş , kas eklem ağrısı ve boyunda şişlikler eşlik edebilir” dedi.

    Dr. Yıldırım, enfeksiyonlardan korunmanın basit yöntemlerini şöyle sıraladı:

    “Öksürme ve hapşırma esnasında ağız ve burnun kapatılması, Toplu ortamlarda hasta kişilerin bulaştırmasının engellenmesi, hastalık ilk başladığında basit yöntemlerle; burun spreyi, boğaz pastili ve vitaminler ile önlem alma, Ihlamur, adaçayı, ballı süt, nane limon ve çay ile istirahat , Alerjik şikayetlerin ön planda olduğu durumda Alerji ilaçları- burun spreyleri daha hızlı çözüm oluşturur, Öksürük şikayetlerinin ön planda olduğu durumda öksürük şurubu, balgam söktürücü, bol su ve bal-ıhlamur, Boğaz ağrısı ön planda ise Boğaz spreyi, Boğaz pastili ağrı kesici tabletler ve istirahat önerilir, Kas eklem ağrısı yüksek ateş boğaz ağrısı fazla ise kesin istirahat ve doktor kontrolü önerilir, Ses kısıklığı yutma güçlüğü öksürük ön planda ise Bol sıvı almak, yatak istirahati, boğaz spreyi ve sakız çiğnemek.”

    Burun tıkanıklığının ağızdan nefes almaya neden olarak üst solunum yolu enfeksiyonları sıklığını artırdığını ifade eden Dr. Yıldırım, “Yine burun tıkanıklığı horlamaya neden olarak uykuyu bozar ve uykuda tıkanmaya neden olur. Burun tıkanıklığın çözülmesi uyku kalitesini ve burundan solunumu rahatlatarak solunum yolu enfeksiyonları sıklığını azaltır. Uzun süren boyun şişlikleri, İlaçlar ile geçmeyen burun tıkanıklığı, ağız içerisindeki yaralar, İstem dışı kilo kaybı, uykuda solunum durması, sık üst solunum yolu enfeksiyonları ve sürekli yorgunluk ve halsizlik durumunda mutlaka bir hekim tarafından muayene edilmelidir” açıklamalarında bulundu.

  • Üst solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji (İntaniye) Uzmanı Doç. Dr. Vuslat Keçik Boşnak, üst solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu.

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji (İntaniye) Uzmanı Doç. Dr. Vuslat Keçik Boşnak, Sonbahardan kışa ve kıştan ilkbahara geçişte üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşandığını söyledi.

    Doç. Dr. Boşnak, “Üst solunum yolu enfeksiyonları; sıklıkla virüslerle olan hastalıklar olup, bulaş yolu çok hızlıdır. Bu nedenle kısa zamanda geniş kitlelere yayılım gösterebilir. Bu tür enfeksiyonlar damlacık yoluyla bulaşır yani hasta bir birey, hapşırırken öksürürken ya da yüksek sesle konuşurken havaya damlacıklar saçar, bu damlacıklar havada asılı kalır ve sağlıklı bireyler bu havayı soluduğu zaman ya da bu damlacıkların sağlıklı bireylerin eline, yüzüne, gözüne konması ile bulaş gerçekleşir’’ dedi.

    “Bulaşıcı bir hastalıktır”

    Doç. Dr. Boşnak hastalığın bulaşıcı olduğuna dikkat çekerek, “Soğuk algınlığı ve grip başlıklarından bahsedecek olursak, Birden çok virüsün yol açtığı, kişiden kişiye bulaşan üst solunum yollarını tutan ’hafif’ seyirli bir hastalıktır. Halk arasında nezle ve üşütme olarak ta ifade edilmektedir. Soğuk algınlığında etken yüzde 90 virüslerdir. Bulaşma sıklıkla ellerle temasla olmaktadır. Hasta kişiler elleriyle burunlarından mikrobu alıp dokundukları yerlere bulaştırırlar. Soğuk algınlığı virüsleri; mendiller üzerinde 1 saat, eller üzerinde 2 saat kadar canlı kalabilirler. Dokunma yoluyla hastalığın bulaşma riski çok yüksektir” şeklinde konuştu.

    “Bulaşıcı hastalıktan korunma yollar”

    Doç. Dr. Boşnak Bulaşıcı hastalıktan korunma yolları hakkında açıklamalarda bulunarak, “Eller gereksiz şekilde sık ağza ve burna götürülmemeli, Aksırıp, öksürürken mutlaka ağız bir mendille kapatılmalı, Mendiller tekrar tekrar kullanılmamalı. Mutlaka kapalı bir çöpe atılmalı, Kapalı mekanlardan uzak durulmalı,Bu aylarda hasta insanlar özellikle küçük çocuklardan uzak tutulmalı, Bulunduğumuz ortamı havalandırmak havadaki mikrop sayısını belirgin azaltacağı için sık sık havalandırılmalıdır. Hava yoluyla bulaşan solunum yolu hastalıklarını önlemek son derece zordur. Grip olduğu bilinen kişilerden uzak durulmalı veya koruyucu maske ile yaklaşılmalıdır. Ortam sık sık havalandırılmalı ve yüzeyler temiz tutulmalıdır. Hasta olan kişiler hapşırma sırasında el yerine kolla veya mendille ağızlarını kapatmalı, solunum sekresyonlarının (tükürük, salya, sümük, balgam vb) ellerle yayılımını önlemelidir. Eller sık sık yıkanmalı, başkasına ait tabak, çanak, çatal, kaşık, havlu gibi özel eşyalar ortak kullanılmamalıdır.

    “Ölümcül olabilir”

    Hastalığın ölümcül olabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Boşnak, “Grip, burun, bronşlar ve akciğerden oluşan solunum sisteminde meydana gelen, virüslerinin neden olduğu yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur. Hastalığın etkeni, Influenza A, B,C virüsleridir. On ile onbeş gün içinde hastalar genellikle iyileşirler ancak etkileri haftalarca devam edebilir. Grip potansiyel olarak ölümcül komplikasyonlara yol açabilir. Tipik komplikasyonlar arasında tüm solunum yolunun (burun, – sinüsler, – boğaz, – orta kulak ve – akciğerler) ikincil enfeksiyonları vardır. Özellikle zatürre (pnömoni), sıklıkla gribal enfeksiyonla ilişkilendirilir ve griple bağlantılı ölümlerin en sık görülen nedenidir. Risk altındaki kişi ve gruplara uygun zamanda grip aşısı yapılması gereklidir” diye konuştu.

  • Tekrarlayan İdrar Yolu Enfeksiyonlarına Dikkat

    Böbrek hastalıklarına davetiye çıkaran idrar yolu enfeksiyonlarının önemsenmesi gerektiği belirtildi.

    Ege Üniversitesi Organ Nakli Merkezi doktorlarından Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cüneyt Hoşcoşkun, şiddetli ve uzun süren, iyi tedavi edilmeyen ya da tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının böbrek yetmezliğine neden olabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Hoşcoşkun, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının böbrek yetmezliği sonucunu doğurduğunu belirterek “Çocuklarda doğumsal bozukluk, idrar yollarındaki yapısal bozukluk, idrar yollarında darlık, mesaneden geriye kaçış, kalıtsal böbrek hastalıkları ve nefrit ilerleyen zamanlarda kronik böbrek yetmezliğine neden olabilir. Çocuklardaki böbrek hastalıkları yeterince tedavi edilemezse böbrek yetmezliğine kadar ilerler, diyaliz ve böbrek nakli yapılması gerekebilir” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARDA DA HAYATI TEHDİT EDEBİLİR”

    Böbrek hastalıklarının her yaştan insanı etkilediğini anlatan Prof. Dr. Cüneyt Hoşcoşkun, bir çok çocuğun da yaşamın erken yaşlarından itibaren böbrek hastalığı riski altında olduğunu dile getirdi.

    Yeni doğan döneminden itibaren böbrek hastalıklarına yönelik eğitim, erken tanı ve sağlıklı bir yaşam tarzı önerdiklerini belirten Hoşcoşkun, “Erişkin yaşta saptanan bazı böbrek hastalıkları ilk olarak çocuk yaşlarda başlamış olabilir. Böbrek hastalıkları çocukları değişik şekillerde etkiler. Bazı hastalıklar herhangi bir sekel (araz) bırakmadan iyileşir. Ama bazen hayatı tehdit edecek boyutta hastalık gelişebilir” dedi.

    Çocuklardaki böbrek ve idrar yolu hastalıklarının bir kısmının doğuştan olabileceğini ifade eden Hoşcoşkun, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunlar, bebek daha anne karnında iken ve hiçbir belirti vermeden önce, ultrasonografi ile tarama incelemesi yapıldığında görülebilir. Anne karnında en sık olarak teşhis edilen bozukluk, idrar yollarındaki genişlemedir. Bunlar, idrar yollarındaki darlık nedeniyle, darlık öncesinde idrarın birikmesi neticesinde ortaya çıkar. Böbrek havuzunun hemen sonrasındaki darlık böbrek havuzunda, idrar kesesinin çıkımındaki darlıklara bağlı olarak da idrar kesesi ve tüm idrar yolları genişler. Ayrıca çocuklarda idrar kesesi enfeksiyonları ve idrar kesesinin dolmasını ve boşalmasını bozan hastalık görülebilir. Şiddetli ve uzun süren, iyi tedavi edilmeyen ya da tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları (mikrop hastalıkları) böbrek yetersizliğine neden olabilir. Çocuklarda doğumsal bozukluk, idrar yollarındaki yapısal bozukluk, idrar yollarında darlık, mesaneden geriye kaçış, kalıtsal böbrek hastalıkları ve nefritler ilerleyen zamanlarda kronik böbrek yetmezliğine neden olabilir.”

    BÖBREKLERİ KORUMA TEDBİRLERİ

    Böbreklerin korunması için sekiz kuralın olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hoşcoşkun, “Düzenli egzersiz yapın, şeker hastalığınızı ve tansiyon yüksekliğinizi kontrol altında tutun, tuzdan uzak durun, sağlıklı beslenin, fazla kilonuz olmasın, yeterli su için, sigara içmeyin, böbreklere zarar verebilecek ilaçları kullanmayın” dedi.

    ÇOCUKLARDA BELİRTİLER

    Çocuklarda böbrek hastalığının belirtilerinden bahseden Prof. Dr. Hoşcoşkun, sözlerine şöyle devam etti:

    “İdrar renginde değişiklik, çay rengi idrar yapma, göz kapaklarında, yüzde ve bacaklarda şişlik karın ağrısı, böğür ağrısı, idrar yaparken yanma, sızlama, sık sık idrara çıkma, geceleri yatağa idrar kaçırma, idrarı fışkırtamama ve damla damla idrar yapma, ateş yüksekliği, idrar miktarının aniden azalması, kilo alımının ve büyümenin duraklaması, kansızlıktır. Böbrek ve idrar yolu hastalıklarında, bu belirtilerden biri veya birkaçı ortaya çıkabilir. Bazen belirtiler çok hafif olabilir ve çocuğu fazla rahatsız etmez. Çocuklardaki böbrek hastalıkları yeterince tedavi edilemezse böbrek yetmezliğine kadar ilerler, diyaliz ve böbrek nakli yapılması gerekebilir.”

  • Çocuklarda Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarına Dikkat

    Acıbadem Eskişehir Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kuşku, kış aylarında çocuklarda en sık üst solunum yolu enfeksiyonu görüldüğünü söyledi.

    Kış aylarının gelmesiyle çocuklarda üst solunum enfeksiyonlarında da artış gözlendi. Özellikle toplu alanlarda daha çabuk yaygınlaşan hastalıklar hapşırma ve öksürük yoluyla yayılıyor. Okul, kreş gibi öğrencilerin toplu olarak bulunmaları birbirlerine yayılmasına da neden olabiliyor. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşma ve tedavileri hakkında konuşan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kuşku, üst solunum enfeksiyonuna virüslerin neden olduğunu belirtti.

    Hastalıkta bulaşmanın kişiden kişiye hapşırık ve öksürükle ortama yayılan tükürük parçaları geçtiğini dile getiren Kuşku, “Ortama yayılan solunum damlacıklarının eller ve eşyalar üzerine konması ve bunların daha sonra göz ya da burna iletilmesi ile vücuda girmektedir. Virüs vücuda girdikten 12-36 saat sonra belirti vermeye başlar. Bunlar burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı, boğazda yanma, kuru öksürük, baş ve boğaz ağrısı, halsizlik ve hafif ateştir.Ayrıca gözlerde yanma, yaşarma ve kızarıklık görülebilmektedir” dedi.

    Hastalıkta Aspirinin kullanılmaması gerektiğine dikkat çeken Dr. Kuşku, sözlerini bir bölümüne şöyle devam etti:

    “Özel bir tedavisi yoktur. Belirtilere yönelik ilaçlar verilir. Ağrı ve ateşi varsa paresetamol içeren şuruplar kullanılabilirken, Aspirin kesinlikle kullanılmamalıdır. Burun akıntı ve tıkanıklığa yönelik serum fizyolojik damla ya da spreyler, antihistaminik ve dekonjestan etkili ilaçlar verilebilir. En önemlisi bol sıvı alınmalı ve istirahat etmelidir. Antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur. Ancak orta kulak ve sinüzit gibi hastalıklara neden olmuşsa kullanılabilir. Genel olarak soğuk hava üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olmaz. Kışın bu hastalıkların daha sık görülmesi zamanın büyük kısmını açık havada değil toplu olarak yaşanılan kapalı ortamlarda geçirilmesidir.Hastalık solunum damlacıkları ile bulaştığı için kalabalık ortamlardan uzak durulmalıdır. Bu ortamlar sık havalandırılmalıdır. Eller sık yıkanmalı, kâğıt mendil kullanılmalı ve sık sık değiştirilmelidir.”

  • Çocukluk Çağında İdrar Yolu Enfeksiyonlarına Dikkat

    Çocukluk dönemi hastalıkları arasında üst solunum yolu enfeksiyonlarının ardından en çok görülen sağlık sorunu, idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Özellikle kız çocuklarında erkeklere oranda daha çok görülen hastalık, tuvalet alışkanlıkları ve çocukları rahatsız eden dar iç çamaşırlarıdır.

    İdrar yolu enfeksiyonu düzenli takip ve tedavi edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunudur. Teşhis ve tedavide geç kalındığında enfeksiyona bağlı hastalık nedeniyle çocuklarda gelişim geriliği, hipertansiyon ve ilerleyici böbrek hasarı ortaya çıkmaktadır. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Emel Ünsür, çocuklardaki idrar yolu enfeksiyonları ile ilgili bilgi verdi.

    Kız çocuklar erkeklere göre daha risk altında

    İdrar yolu enfeksiyonları bağırsaktaki bakterilerin idrar yoluna bulaşması ile ortaya çıkmaktadır. Bir yaşın altındaki erkek çocuklarda daha sık görüldüğüne dair toplumda yaygın olan kanının aksine, kız çocuklarının bu hastalıktan etkilenme oranı erkeklere göre 6-8 kat daha fazladır. Kız ve erkek çocuklardaki fizyolojik farklılıklar, hastalığı, kız çocukları için daha riski hale getirmektedir.

    Belirtiler yaşa göre değişir

    Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunun belirtileri yaşa göre değişmektedir. İki yaşından küçük çocuklarda; kusma ve ishal, huzursuzluk, karında şişkinlik, normale göre daha az kilo alma, vücut ısısındaki düzensizlik, yüksek ateş, iştahsızlık en önemli belirtilerdir. Büyük çocuklarda ise idrar yaparken yanma, sızı ve ağrının olması, çok sık idrar kaçırma, sık işeme isteği, karında ağrı, kötü kokulu ve kanlı idrar görülmektedir. İdrarını uzun süre tutma, iç çamaşırını ıslatma, damla damla idrar yapma durumları da enfeksiyonun belirtisi olabilir.

    Enfeksiyon böbrek yetmezliğine neden olabilir

    Çocuklardaki idrar yolu enfeksiyonunun tekrarlama olasılığı yüksek olduğundan tedavisi uzun sürmektedir. Zamanında tedavi edilmeyen enfeksiyona bağlı hastalık nedeniyle çocuklarda gelişim geriliği, hipertansiyon ve ilerleyici böbrek hasarı ortaya çıkmaktadır. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ileri dönemde kronik böbrek yetmezliğine yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve yapısal bozuklukların tespit edilerek tedavi sürecinin belirlenmesi yaşamsal önem taşımaktadır. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu nedeniyle ateşlenen, sürekli idrar kaçıran ve idrarını bekletme belirtisi olan çocukların doktor kontrollerinin ihmal edilmemesi gerekmektedir.

    Tuvalet eğitimi önemli

    İdrar yolu enfeksiyonlarının özellikle kız çocuklarında görülmesinde fizyolojik özelliklerin yanı sıra dar iç çamaşırları, tuvalet temizliğinin arkadan öne doğru yapılması, işeme bozuklukları ile tuvalete gitmek yerine idrarın uzun süre tutulmasıdır. Mesane içinde biriken idrar, bakterilerin üremesine yol açmaktadır. Bu nedenle çocukların, tuvalet ihtiyaçlarını düzenli olarak giderme ve tuvalet temizliği konusunda aileleri tarafından bilinçlendirilmeleri çok önemlidir.