Etiket: Enerjisinde

  • ETB ile Aras Elektrik “indirimli elektrik enerjisinde” anlaştı

    ETB ile Aras Elektrik “indirimli elektrik enerjisinde” anlaştı

    Erzurum Ticaret Borsası Başkanlığı ile Aras Elektrik Perakende Satış A.Ş. Genel Müdürlüğü arasında Erzurum Ticaret Borsası üyelerine yönelik “ İndirimli Elektrik Enerjisi” protokolü imzaladı.

    Bugün Erzurum Ticaret Borsası hizmet binasında gerçekleşen toplantıda Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan vekili Muammer Aydın ile Aras Elektrik Perakende Satış A.Ş. Genel Müdürü Fahrettin Tunç arasında Erzurum ticaret Borsası üyelerini kapsayan “İndirimli Elektrik Enerjisi” protokolü imzalandı.

    Aras Elektrik Perakende Satış A.Ş. Genel Müdürü Fahrettin Tunç ile “İndirimli Elektrik Enerjisi” protokolüne imza atan Erzurum Ticaret Borsası Başkan vekili Muammer Aydın, “Enerji fiyatları karşısında esnafımız ve üyelerimiz zor bir süreçten geçiyor. Bu noktadan hareketle Aras Elektrik A.Ş. ile yaptığımız istişareler sonucunda Aras Elektrik ile “İndirimli Elektrik Enerjisi” konusunda anlaşma sağladık. Esnafımıza ve üyelerimize hayırlı olsun” dedi.

    Bu protokol ile elektrik faturalarında indirimden yararlanmak isteyen Erzurum Ticaret Borsası üyelerinin, Aras Elektrik Perakende Satış A.Ş. ile yapacakları sözleşme için yanlarında nüfus cüzdanı ve vergi levhası fotokopisi ile birlikte başvurmaları gerektiği bildirildi.

  • Güneş enerjisinde trafo sorunu

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 37 No’lu Enerji Üretim ve Ticareti Meslek Komitesi Başkanı Eşref Akdoğan, güneş enerjisi sektöründe en büyük sorunun, üretilen enerjiyi ulusal şebekeye bağlayacak trafoların yetersizliği olduğunu belirterek, bu alandaki yatırımların artması adına gerekli lobi çalışmalarına ağırlık vereceklerini söyledi.

    Akdoğan, sektörün sorunlarıyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’nin en büyük cari açık kaynağının enerji olduğuna dikkat çekerek, “Maalesef enerjide dışa bağımlı bir ülkeyiz. Belki bu bağımlılığımızı kaldırmada yetersiz kalacaktır ama sınırsız ve ücretsiz bir kaynak olan güneşe yatırımın önünün açılması halinde bu açığımızın giderilmesine önemli katkılar sağlanabileceğine inanıyorum” dedi.

    Mevcut durumda Türkiye’de özellikle Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ciddi bir güneş potansiyeli bulunduğuna dikkat çeken Akdoğan, bu alanda yatırım için arazi ve yatırımcı bulunmasına rağmen EPDK’nın enerjiyi şebekeye aktaracak bağlantı noktası bulunmaması nedeniyle lisans vermemesinin sıkıntısını yaşadıklarını söyledi. Gelişen, büyüyen Türkiye’de enerjiye ihtiyacın her geçen gün daha fazla arttığını vurgulayan Akdoğan, “Mevcut bağlantı sayısı en az iki kat artırılması gerekiyor. Bu alandaki talep 10 birimse, talebin güvenilir karışlanması için üretimin 12-13 birim olması gerekiyor. Oysa çok daha düşük. Hızla büyüyen ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması için acil çözüm bekliyoruz” diye konuştu.

    Bugün güneşli gün sayısı Türkiye’nin 3’te 1’i olmasına rağmen Almanya ve İngiltere’de dahi güneş enerjisine yatırımlarda ciddi kolaylıklar sağlandığına dikkat çeken Akdoğan, Enerji Bakanlığı’nın bu konuya daha hassas ve çözümcül yaklaşması adına komite olarak gerekli lobi faaliyetlerini artırmayı planladıklarını belirtti.

    “Yabancı kredi kullanımının önü açılmalı”

    Güneş enerji sektöründe yatırım noktasında bir takım iyileştirmeler yapılması gerektiğine de değinen Akdoğan, “2 Mayıs itibariyle devlet yabancı kredi kullanımının önünü kapattı. Bu da sektördeki bir diğer önemli sorun haline geldi. Bu durumun özellikle bizim sektörümüz açısından vakit kaybedilmeden gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz” değerlendirmesini yaptı.

    Akdoğan devletin lisanssız elektrik üretimine yönelik döviz ile kredi kullanımını kaldırması nedeniyle birçok firmanın zor durumda kaldığını belirterek, devletin biran önce dövizle kredi kullanımının önünü açması gerektiğini söyledi. Devletin 1 megavatlık lisanssız üretime izin vermesinin ve 13.3 cent üzerinden alım fiyatı belirlemesinin ardından birçok yatırımcının sektöre girdiğini anlatan Akdoğan, firmaların bu yatırımların bir kısmını TL üzerinden bir kısmını da döviz kredileri ile finanse ettiğini anlattı.

    Yatırımcıların sürekli yeni yatırımlar yapmasına rağmen devletin birçok noktada karar değiştirdiğine dikkat çeken Akdoğan, sektörle ilgili önce panel kısıtlaması geldiğini, akabinde yabancı yatırım teşviklerinin kaldırıldığını, daha sonra da yerli montajı desteklemek adına gözetim vergisi gelmesinden dolayı yurt dışından panel getiremez olduklarını kaydetti.

    “Sektör adeta kilitlendi”

    Şu an sektörün adeta kilitlendiğine dikkat çeken Akdoğan, birçok firmanın iflas aşamasına geldiğini, sektörde sürekli yeni iflaslar duymaya başladıklarını söyleyerek, “Firmalar şu an döviz kredisi kullanamıyorlar ve bu yüzden zor durumdalar” değerlendirmesini yaptı. Devletin kuralları baştan belirlemesi ve süreç devam ederken kural değişikliğine gitmemesi gerektiğini vurgulayan Akdoğan, mayıs ayından bu yana hiçbir şekilde kredi kullanamadıklarını, TL kredi faizlerinin yüzde 20-22’lere çıktığını ve tüm yatırımların durduğunu söyledi.

    Son olarak mutfak tüpü satışlarına değinen Akdoğan, bu alanda da denetimsiz satışlar gerçekleştirildiğini bildirdi. Riskli bir sektör olması ve son dönemlerde artan terör olaylarında sıkça kullanılması nedeniyle çok sayıda denetim yapılmasına rağmen denetimsiz satışların önüne geçilemediğini ifade eden Akdoğan, “Bu noktada kaçak tüplerin toplatılması yerine cezaların artırılması daha etkili olacaktır. Hatta cezaların ana dağıtım firmalarına verilmesi etkiyi artıracaktır” şeklendi konuştu.

  • İzmir rüzgar enerjisinde Türkiye’nin lideri oldu

    Son on yılda Rüzgar Enerjisi Santrallerinde (RES) pek çok yatırımın devreye alındığı İzmir, 2017 yılı ile birlikte kurulu güçte 1000 megavat (MW) sınırını aşarak Türkiye’nin lideri oldu.

    Kentte Aralık ayında 127 MW gücünde RES yatırımının devreye alınması ile toplam kurulu güç 1076 MW olurken; İzmir’i, 971 MW ile Balıkesir, 597 MW ile Manisa izliyor. Türkiye’deki RES kurulu gücü ise 2016 yılında bir önceki yıla göre 1240 MW artarak 5738 MW seviyesine yükselirken; toplam kurulu güç içinde RES’in payı yüzde 7.31 oldu.

    Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ENSİA) ve Bergama OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Vatansever, Türkiye’nin son aylarda terör saldırıları ile kritik bir süreçten geçtiğini belirterek, rüzgar enerjisinde yaşanan güzel gelişmelerin yüreklere su serptiğini söyledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan Rüzgar Enerjisi Atlası’nda İzmir’in en yüksek potansiyele sahip illerin başında geldiğini hatırlatan Hüseyin Vatansever, bu çalışmada kentin rüzgar enerjisi güç potansiyelinin 11.854 MW olarak belirlendiğini kaydetti. Gerçekleşen enerji üretiminin ise potansiyelin 11’de biri seviyesinde olduğuna dikkat çeken Vatansever, “Türkiye’deki her beş rüzgar santralinden biri, yenilenebilir ve temiz enerjinin başkenti İzmir’de. Bu yatırımları ülkemize kazandıran tüm şirketlerimize ENSİA olarak teşekkür ediyoruz. İzmir’de halen 444 MW güçte RES inşaat aşamasında. Yanı sıra 79 MW gücünde lisansı, 23 MW gücünde ise ön lisansı alınmış projeler var. Tüm bunlar devreye alındığında İzmir’in toplam RES kapasitesi 1622 MW’a yükselecek. Ancak potansiyel enerji üretimine ulaşmamız için daha çok yolumuz var. İzmir, hem temiz enerji yatırımlarının, hem de bu yatırımlara hizmet veren makine, ekipman ve komponent üreticilerinin merkezi olacak. Bergama OSB’miz ana ve yan sanayi yatırımları için yatırımcılarımızı bekliyor” dedi.

    Döviz kurlarında yaşanan artışın, toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiğini vurgulayan Hüseyin Vatansever, OSB’lerde yaşanan kesintilerin sanayicilerin üretim maliyetlerinin artırdığına işaret etti. Türkiye’nin elektrik üretiminin üçte birini hâlâ doğalgazdan yaptığını anımsatan Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Elektrik üretiminde yüzde 98 oranında ithal ettiğimiz bir kaynağa bu kadar bağımlı olmak sürdürülebilir değil. Yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarımıza çok daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Enerji Bakanlığımızın bu konuda yaptığı çalışmaları yürekten destekliyoruz. 2030 hedefimiz 30 bin MW gücünde yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşmak. Tek başına İzmir’in, sadece rüzgarda 12 bin MW potansiyeli olduğunu hatırlarsak, Türkiye’nin çok daha yüksek kurulu güç rakamlarına ulaşması işten bile değil. Türkiye hem enerjide dışa bağımlılığını azaltabilir, hem de 2023 yılına kadar yapılacak 25 milyar dolarlık yatırımı yerli ana ve yan sanayi ile gerçekleştirerek müthiş bir sinerji oluşturabilir.”

  • Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar: “Türkiye Rüzgar Enerjisinde Büyük Bir Fırsatı Kaçırmak Üzere”

    Dünya Rüzgar Enerji Birliği ve Dünya Biyoenerji Birliği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, Paris’teki iklim zirvesi sonrasında sadece önde gelen çevre örgütlerinin değil, devletlerin de ’Yenilenebilir Enerjiyi’ çözüm olarak gördüğünü söyleyerek, “Türkiye’nin göz göre göre bir fırsatı kaçırmak üzere” dedi.

    Dünya Rüzgar Enerji Birliği ve Dünya Biyoenerji Birliği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, Paris’te düzenlenen COP21 İklim Değişikliği Konferansı sonrasında sadece önde gelen çevre örgütlerinin değil, devletlerin de ’Yenilenebilir Enerjiyi’ çözüm olarak işaret ettiği bir dönemde, Türkiye’nin göz göre göre bir fırsatı kaçırmak üzere olduğunu söyledi.

    Rüzgar ve Güneş Enerjisi alanında dünyanın önemli otoritelerden biri sayılan Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, Türkiye sınırsız kaynaklara sahipken yenilenebilir enerji üretimi ve kullanımı konusunda birçok ülkenin gerisinde kaldığının altını çizerek, “Yüzde 100 yenilenebilir kaynakları kullanan ve kendi enerjisini üreten, ekolojik ve demokratik topluma geçiş ancak bilinçli bir toplum ve enerjide çözümden yana yerel, ulusal karar vericilerce gerçekleşebilecek” dedi.

    30 Kasım’da Paris’te gerçekleşen COP21 İklim Değişikliği Konferansı’nda da yine yenilebilir enerji gündeme geldiğini bildiren Uyar, bu sene yüzde yüz yenilenebilir enerjinin global iklim değişikliği ve enerji kaynaklarının tüketimine çözüm olduğu konuşulmaya başlandığını belirterek, şunları söyledi: “Türkiye ise yenilenebilir enerji kaynakları konusunda henüz çok yeni bir oyuncu, ülkemizde yenilenebilir enerjiden elde edilen üretim 4 bin megavat. Elektrik üretiminin sadece yüzde 4’ü rüzgar enerjisinden elde ediliyor. Amerika ve Çin ise Türkiye’nin toplam elektrik ihtiyacının iki mislini yenilenebilir enerjiyle üretiyor, Hindistan da bu yönde planlamalar yapıyor. Türkiye yatırım tercihlerini endüstrileşmiş ülkelerde artık terk edilmeye başlanan enerji teknolojilerine yaparken; diğer ülkeler kaynak maliyeti olmayan ve bu nedenle daha da ucuz olan biyoenerji, rüzgar ve güneş enerjisi kullanımı için çoktan harekete geçmiş durumda. Biyoenerji üretimi ise orman, tarım ve belediye atıklarının değerlendirilmesi ve işe koşulması anlamına geliyor”.

    Türkiye’de rüzgar, güneş ve biyoenerjiden faydalanılmayan her günün bu maliyetsiz kaynaklar yabana gittiğini bildirerek “Ülkemizin rüzgarını, güneşini ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarını daha aktif bir şekilde nasıl kullanacağız bunu düşünmemiz gerekiyor.

    Türkiye yenilenebilir enerji kullanımında nasıl daha etkin olur sorusunun yanıtları ise oldukça basit; öncelikle mevcut kullanılan kaynaklarla, yenilenebilir enerji kaynaklarının karşılaştırmalı bir stratejik araştırması hazırlanmalı, enerjinin etkin kullanımına öncelik verilmeli ve Türkiye’nin ekonomi, enerji ve ekoloji karar destek sistemi kurularak geleceğin enerji modellemesi ve uzun vadeli stratejik planlaması yapılmalı. Türkiye’nin her yeri güneşli ve her yerde o kentin elektriğini üretecek kadar kaynak var; akıllı şebeke altyapıları oluşturarak istenilen yerde, dağıtılmış üretim ve güneşin ulaştığı, rüzgarın ulaştığı her yerde, yerinde tüketim mümkün. Akıllı şebeke sistemiyle üretilen elektrikten, her konut, her kent güneş enerjisinden faydalanabiliyor” ifadelerini kullandı.

    Rüzgar ve güneş enerjisi ile elektrik üretimi; kaynağı ücretsiz en ucuz üretim yöntemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’nin yenilenebilir enerji kullanımı konusunda acil adımlar alması, doğru bir stratejiyle hareket etmesi gerekiyor. Enerjide dış kaynaklara bağlı olmayan bir Türkiye için; yerel ve ulusal yönetimlerin ve toplumun; yüksek yatırım maliyetlerine sahip konvansiyonel enerji üretimini, yani eski teknolojiyi terk edip, çevre ve ekonomi dostu yenilenebilir enerjiye geçmesi gerekiyor”.

  • Etader Rüzgar Enerjisinde Bilinen Şehir Efsanelerini Açıkladı

    Enerji ve Isı Tasarrufu Derneği (ETADER), rüzgar enerjisi hakkında doğru bilinen yanlışları açıkladı.

    Fosil yakıtları tüketmekten vazgeçip yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmediği sürece Türkiye’yi karanlık bir geleceği beklediğini belirten Enerji ve Isı Tasarrufu Derneği (ETADER), rüzgar enerjisinin yenilenebilir enerji seçenekleri arasında kirliliğe neden olmayan ve çevreye etkisi asgari düzeyde kalan bir kaynak olduğunu belirterek rüzgar enerjisine dair hala kuşkuları olanlar için doğru bilinen 8 yanlışı açıkladı.

    ETADER doğru bilinen 8 yanlışı şöyle açıkladı:

    “Türkiye rüzgar enerjisinden yeterli verimi alabilecek bir coğrafya değildir” iddiasının yanlış olduğunu; Almanya Rüzgar Enerjisi Enstitüsü DEWI’nin verilerine göre Türkiyenin rüzgar potansiyeli İspanya’nın rüzgar potansiyeline eşdeğer olduğunu belirten ETADER, İspanya’nın Avrupa’da rüzgar santrali kurulu gücüne sahip ülkeler arasında Almanya’dan sonra ikinci sırada yer aldığını açıkladı.

    Rüzgar enerjisinin kesintisiz bir güç kaynağı olmadığı iddiasıyla ilgili olarak ETADER, Türkiye’nin rüzgar haritasının yılın neredeyse tamamında rüzgar enerjisinden elektrik üretilebileceğini gösterdiğini vurgulayarak depolama kapasitesinin saatlik üretimin ortalama 6 katı civarında oluşturulduğu takdirde başka hiçbir enerji desteğine ihtiyaç duymadan enerji üretebileceğini kaydetti.

    Rüzgar enerjisi doğal yaşama zarar verdiği ve kuş ölümlerine yol açtığı kanısının da yanlış olduğunu açıklayan ETADER,”Her rüzgar enerji santrali projesi Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarının titizlikle incelenmesi sonucunda oluşturulur. Göç güzergahları gibi büyük kuş ya da yarasa gruplarını çeken bölgelere kurulmamasına büyük özen gösterilir. İspanya’da Navarra eyaletinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre büyük ve orta büyüklükteki kuşların yıllık ölüm oranı türbin başına 0.13. ABD istatistiklerine göre, her yıl binalara çarparak ölen kuş sayısı 1 milyar, taşıtlara çarparak ölen kuş sayısı ise 80 milyon. ABD’deki ticari rüzgar türbinlerinin, insan yapımı yapılar ve faaliyetlere çarpmalarla kıyaslandığında, her yıl ölen tüm kuşların yalnızca yüzde 0.01-0.02’sinin direkt ölümünden sorumlu olduğu hesaplanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

    Rüzgar enerjisi santrallerinin gürültü kirliliğine neden olduğunun da iddia edildiğini açıklayan dernek şunları açıkladı; “Teknolojideki gelişmelerle birlikte modern bir rüzgar türbinin 300 metrelik bir mesafede artık en fazla bir buzdolabı kadar gürültü yayar duruma geldi. Öyle ki sessiz kırsal bölgelerde esen rüzgarın sesi, genellikle türbinlerin sesinden daha yüksek olduğunu, yine de ÇED raporlarına istinaden muhtemel rahatsızlıkların önlenmesi için rüzgar türbinleri civardaki yerleşim yerlerinin yeterince uzağına kurulması önceliklidir”.

    Rüzgar enerjisi santrallerinin tarımsal faaliyetlere zarar verdiği iddiasıyla ilgili olarak Enerji ve Isı Tasarrufu Derneği “Santraller kurulu olduğu alanın yalnızca yüzde 1’ini işgal ediyor. Alanın geri kalanı tarım, ormancılık gibi faaliyetlerde kullanılabilir. Rüzgar türbinleri hiçbir atık çıkarmadığından topraklar, göller ve akarsular temiz kalır. Su da kullanmadığı için tasarruf edilen su, tarıma ve insanların kullanımına ayrılır. Oysa termoelektrik santrallerde her gün binlerce ton su tüketilir” açıklamasında bulundu.

    Rüzgar türbinleri elektronik aletlerin çalışmasını engeller iddiasının da yanlış olduğunu açıklayan dernek şunları açıkladı “Rüzgar türbinlerinde kullanılan kanatlar manyetik dalgaları etkilemekten çok onları engelleyebilir bu da kısa mesafeler için geçerlidir. Kulenin tepesinde bakım yapan ekipten bazı insanların telefonu çekemeyebilir. Uzaklık 20 metreden fazlaysa telefon ve telsiz gibi cihazların çalışmalarında bir sorun yaşanmaz”.

    Rüzgar türbinlerinin insan sağlığına zararlı elektromanyetik radyasyona sebep olduğu kanısının da yanlış olduğunu belirten ETADER, “Bir rüzgar santralinde elektromanyetik radyasyona sebep olacak kısımlar elektrik jeneratörü ve trafolardır. Bunların yaydığı manyetik radyasyon da son derece düşük ve çok az bir alanda etkilidir. Yapılan ölçümler bu parçaların sebep olduğu manyetik radyasyonun türbinin tabanına geldiğimizde bile ihmal edilebilir şekilde düşük olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

    Son olarak ETADER, rüzgar enerjisinin güvenilmezliği ve diğer enerji kaynakları ile desteklenmek zorundalığı iddialarıyla ilgili olarak “İster rüzgar santrali olsun ister başka bir santral, her elektrik üretim santrali, çıkışında tüm elektrik sistemi tarafından desteklenir. Sistemin bir bütün olarak hareket eder ve içeriğinde tüm santrallerden en üst verimi almak için planlamalar yapar. Danimarka ve İspanya gibi ülkelerin elektrik ihtiyaçlarının yüzde 20’si ile 40’ı arasındaki miktarın rüzgar enerjisinden sağlıyor ve bunu güvenlikten bir şey kaybetmeden başarıyor. Rüzgar enerjisini elektrik arzına eklemek ve sistemin devamlılığını sağlamak için herhangi bir yedek sisteme de ihtiyaç duymuyorlar” açıklamasını yaptı.