Etiket: Ellerinde

  • Hakkarililer ellerinde Türk bayrakları il kalmak için yürüdü

    Hakkari İl Kalsın Komisyonu “Hakkari, Yüksekova’ya Şırnak’ta Cizre’ye dönüştürülecek” açıklaması üzerine aldığı eylem kararı doğrultusunda yürüyüş düzenledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Hakkari, Yüksekova’ya Şırnak’ta Cizre’ye dönüştürülecek” açıklaması üzerine kentin ileri gelenleri, STK temsilcileri, iş adamları ve esnaflarla önceki gün Teravih namazının ardından HATSO konferans salonunda acil bir toplantı düzenlemişti. Toplantıda demokratik eylem kararı alınmıştı. Alınan bu kararlar doğrultusunda “Hakkari İl Kalsın” yürüyüşü düzenlendi. İstiklal Caddesi üzerinde bulunan AHS alışveriş merkezi önünde başlayan yürüyüşe HATSO Başkanı Servet Taş, kentin kanaat önderleri, iş adamları, Hakkari barosu, STK temsilcileri, esnaflar ve yediden yetmişe binlerce kişi katıldı.

    Ellerinde Türk bayrakları ve “Alimlerin yaşadığı kadim kentime dokunma, kutsal Kudüs topraklarında el Hakkari sokağı, MHP Genel Başkanı sayın Bahçeli Hakkari size minnettar, Hakkari ildir il kalacak” ve değişik pankartlar taşıyan Hakkarililer İstiklal Caddesi’nden Cumhuriyet Caddesine ve oradan da Valilik Konağı’na kadar yürüyüşe geçtiler. Burada basın açıklamasını okuyan, Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası (HATSO) Başkanı Servet, “Bildiğiniz gibi bir hafta önce Sayın Cumhurbaşkanımızın gündeme getirdiği Hakkari ve Şırnak illerimizin taşınması ile ilgili gündem bizlerde yine hayal kırıklığı oluşturdu” dedi. 2016 yılının şubat ayından bu yana il konusunun üç defa gündeme geldiğini hatırlatan HATSO Başkanı Taş, “Şimdi biz buradan toplumumuzun bütün kesimi olarak çok sevdiğimiz, saygı duyduğumuz, güvendiğimiz ve her zaman icraatlarını hayranlıkla izlediğimiz Türkiye’mize her alanda çağ atlatan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sesimizi buradan duyurmak istiyoruz” ifadesini kullandı.

    Taş, sözlerine şöyle devam etti: ”Defalarca randevu talebinde bulunduğumuz Sayın Cumhurbaşkanımızın ilgili makamlarından bugüne kadar herhangi bir yanıt alamadık. Halbuki biz Sayın Cumhurbaşkanımızın misafirperverliğini çok iyi biliyoruz. Bir de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin halkın evi olduğunu da çok iyi biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız bu mütevazılığını her zaman bizlere his ettirmektedir. Ancak buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza yine basınımızın çok değerli mensupları vasıtasıyla tekrar arz etmek istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanım, bizi kabul ediniz bizi dinlemenizi rica ediyoruz. Bizi Külliye’de kendi evimizde kabul ediniz, lütfen dinleyiniz. Bizler sizin entelektüel kişiliğinizi çok iyi biliyoruz. Hakkârimizin geçmişini, değerlerini, tarihini bu güzel coğrafyasını size arz etmek istiyoruz.”

    “Hakkari olarak yıllardır kalkınmada, birlik ve beraberlikte, sosyal yaşamda ve umutlarımızın büyümesinde bir ilki yaşıyoruz. Bu kalkınma hamlesinde bizleri heyecanlandıran, bizleri hep motive eden, bizleri yalnız bırakmayan çok değerli valimize ve devleti temsil eden bütün yetkililerimiz ile bürokratlarımıza minnettarız.” ifadesini kullanan Taş, şunları kaydetti: “Hakkari kurum ve kuruluşlarıyla oturmuş bir şehirdir. Her geçen gün büyüyor. Üniversitemiz, yeni valiliğimiz, kayak merkezimiz, modern spor komplekslerimiz, yapılacak olan organize sanayi bölgesinde kurulacak tesisler, sınır kapılarımız, madencilik, hayvancılık alanlarında sürekli gelişme ve atılımlarla hep gelişiyor. Gençlerimize, işsizlerimize istihdam alanları açılıyor. Bir eksiğimiz yok hep beraber güzel icraatlar yapmanın çabası içerisindeyiz. Biz büyük bir şehiriz, anlamlı, köklü çok ciddi bir coğrafyası olan kadim bir yeriz. Biz Anadolu’nun, Mezopotamya’nın ve İslamiyet’in ilk şehirlerinden biriyiz. Cumhuriyet tarihinde 1936 yılında yüce Meclis tarafından il kimliğini almış bir bölgeyiz. Bu şehirde, değerlerimiz var. Geçmişimiz, evlerimiz ve işyerlerimiz var. Köylerimiz ve arazilerimiz var. Babalarımızın, dedelerimizin ve atalarımızın manevi değerleri ile ebediyetleri var. Bizleri yurdumuzdan, şehrimizden, köylerimizden, evlerimizden, cadde ve sokaklarımızdan ve en önemlisi geçmişimizden ayrı bırakmayın. Sayın Cumhurbaşkanımız sizi makamınızda heyet olarak ziyaret etmek en büyük arzumuzdur. Biz sizi seviyoruz, yüreğinizi, merhametinizi biliyoruz”

    Kalabalık yürüyüşün başladığı HATSO binası önüne giderek sesiz bir şekilde dağıldı.

  • Çini sanatı kadın kursiyerlerin ellerinde hayat buluyor

    Edirne’de Osmanlı’dan günümüze gelen geleneksel el sanatlarından çini işlemeciliği, ‘geleneksel el projeleri’ kursları kapsamında kadınların ellerinde hayat bularak, gelecek nesillere aktarılacak.

    Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü bünyesinde açılan kursta her aşaması ince işçilik isteyen çini işlemeciliği sanatını yaşatmak isteyen kadınlar, haftanın 3 günü toplam 18 saat kurs görüyor. Kurs sonunda aynı zamanda ev ekonomilerine de katkı sağlamayı hedefliyor.

    “Gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyoruz”

    Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Hacıoğlu, çini sanatının unutulmaması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini belirterek, “Özellikle çini sanatı Edirne’de unutulmaya yüz tutmuş önemli bir sanattır. Bu işi yapan sanatçı ve zanaatçi sayısı azdır. Amacımız Kültür Bakanlığı’nın desteği ile buradaki kursiyerlere çiniciliği öğretmek. Hatta onları sertifika sahibi yapmak. Bu sertifikalar vasıtasıyla da gelecekte bu işten ekmek yemek, para kazanmalarını sağlamak niyetindeyiz. Amacımız bu sanatımızın unutulmaması ve gelecek kuşaklara aktarılmasıdır” dedi.

    “Güzel sonuçlar elde ettik”

    Kursta genelde Edirne’ye ait figürleri işlediklerini ifade eden Kültür Müdürlüğü’ne bağlı Çini İşlemeciliği Öğretmeni Işıl Talaşmanlı, “16 kişilik kursiyerimiz var, 6 Şubat itibariyle kursumuz başladı. 13 Haziran’da sonlanacak. Kursiyerlerimiz çok hevesli, çok güzel çalışıyorlar ve güzel sonuçlar elde ettik. Bir kısmı tecrübeliydi, bir kısmı da yeni sıfırdan başladı. Ona rağmen, gayet başarılı bir şekilde kursumuz devam etmekte. Kurs bittikten sonra sergimiz olacak” diye konuştu.

    Boyaması bitmiş bir çini ürününün baştan sona nasıl yapıldığını anlatan Talaşmanlı, “Çiniye başlarken ilk önce desenimizi ayarlıyoruz. Kül pişirimi yapılmış önce bir objemiz olması gerekiyor. Aynı ölçülerde desenimizi ayarlıyoruz. Ondan sonra desenimizi deliyoruz, ince kağıt üzerine. Desenimizi aktarmak için kömür tozu kullanıyoruz. Kömür tozu ile desenimizi ortaya çıkardıktan sonra kontörümüzü çekiyoruz. Kontör işleminden sonra boyama aşamasına geçiyoruz. Boyamadan sonra sırlama ve fırın işlemi yapıyoruz. Fırından sonra çini ürünümüzü elde etmiş oluyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Maddi olarak geri dönmesini istiyoruz”

    Kursiyer Fatma Gülönül ise kendilerini geliştirip bir atölye çalışması yapmak istediğini belirterek, “Çinide benim bu sene dördüncü yılım. Boş vaktimi değerlendirmek için başladım çok sevdim ve devam ediyorum. Bizim buradaki kurstaki amacımız Osmanlı sanatının desenlerini günümüze uyarlıyoruz. Genelde lale, karanfil gibi desenler ile çalışıyoruz. Edirne’de bulunan Selimiye Camii, Eski Camii ve Muradiye Camii’nde bulunan tüm desenlere burada hepimiz farklı farklı kursumuzda çalışıyoruz. Buradaki tüm arkadaşlarımızla beraber hepimizin amacı, kendimizi geliştirip, bir atölye çalışması yapmak istiyoruz. Yaptığımız ürünlerin de bize maddi olarak geri dönmesini istiyoruz” dedi.

  • (Özel Haber) Bir ellerinde neşter, bir ellerinde saz

    Tepecik Akustisk Müzik Topluluğu, yoğun mesai sonrası neşterleri bırakıp ellerine saz alan doktor ve hemşirelerden oluşuyor. Hastanenin kasvetli ortamından uzaklaşarak enstrümanları ve birbirinden güzel sesleri ile prova salonunda yerlerini alan sağlık çalışanları, özel günlerde hastane çalışanları ve hastalara konser veriyor.

    İzmir’de, Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli doktor ve hemşirelerin müzik tutkusundan Tepecik Akustisk Müzik Topluluğu doğdu. Her biri bireysel olarak müzikle ilgilenen sağlık çalışanları, enstrümanlarını ve güzel seslerini bir araya getirmeye karar verdi ve bir müzik topluluğu kurdu. Yoğun mesai sonrası hastanenin kasvetli ortamından uzaklaşarak bir araya gelen 12 kişilik topluluk; ellerine tambur, ud, gitar, bas gitar, kanun ve ritmli çalgılarını alarak prova yapıyor. Özel günlerde hastane çalışanları ve hastalara konserler de veren topluluğun içinde birbirinden güzel sesler de bulunuyor.

    “Yorgunluğumuzu atıyoruz”

    Tepecik Akustisk Müzik Topluluğu hakkında bilgi veren Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç Dr. Sinan Başoğlu, “Tepecik Akustisk Müzik Topluluğu’nun tamamı doktor ve hemşirelerden oluşuyor. Haftada bir iki kez toplanıp müzik yapıyoruz. Hepimiz müzik yapıyorduk zaten ancak toplu olarak bir şeyler yapmanın verdiği mutlulukları da yaşamak istedik. Bazı zamanlar konser veriyoruz. Hastanenin verdiği sıkıcı havadan veya hastaları tedavi etmenin yorgunluğu atmaya çalışıyoruz” dedi.

    “Hastalarımızı tedavi etmek birinci görevimiz”

    Her birinin ayrı ayrı müzikle ilgilendiğini ve bir süre sonra bir araya gelerek topluluk kurma kararı aldıklarını belirten Başoğlu, “Topluluğumuzda gitar, bas gitar, kanun, tambur, ud ve ritm sazlarımız var. Çok güzel sesi olan arkadaşlarımız da var. Özel günlerde hastane çalışanları ve hastalarımıza konser veriyoruz. Hastalarımızın da çok hoşuna gidiyor. Bizi sadece doktor olarak değil müzisyen olarak da tanıma imkanı buluyorlar. Şu anda elimizde sazımız var ama çoğu zaman elimizdeki tıbbi malzemelerimizle hastalarımızı tedavi etmek birinci görevimiz” diye konuştu.

    Tepecik Akustik Müzik Topluluğunda, Kulak Burun Boğaz Uzmanı, Üroloji Uzmanı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı, Dermatolog, Göz Hastalıkları Uzmanı, Diş Hekimi, Patoloji Uzmanı, Dahiliye Uzmanı, Alerji Uzmanı ve hemşireler yer alıyor.

  • Aşut: “Devletten, kuklaların iplerini ellerinde tutanların politikalarını bozmalarını bekliyoruz”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, terörün bir insanlık suçu olduğunu ve Türkiye’nin yaşananları hak etmediğini belirterek, “Devletimizden sadece birer kukla olan terör örgütleri ile mücadele etmesini değil, asıl bu kuklaların iplerini ellerinde tutan ve ikiyüzlü politikaları ile bölgemizi ve dünyayı cehenneme çeviren kişi, grup ve bazı samimiyetsiz ülkelerin teröre izin ve bazen destek veren politikalarını bozmalarını bekliyoruz” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, yazılı bir açıklama yaparak, Türkiye’de giderek tırmanan terör olayları, geçen hafta İsrail ve Rusya ile atılan yeni adımlar, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma kararı ve iş dünyasının beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Her terör eyleminin, amacı ne olursa olsun bir insanlık suçu olduğunu vurgulayan Aşut, terör eylemlerinin dünyanın neresinde ve hangi ülkesinde gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, sadece o ülkeye karşı değil, tüm insanlığa ve tüm dünyaya karşı işlenmiş suçlar olduğunu kaydetti.

    “Tüm ülkeler teröre karşı samimiyetle işbirliği yapmalı”

    İstanbul Atatürk Havalimanı’nda meydana gelen terör saldırısında hayatını kaybeden vatandaşlara ve şehit düşen emniyet görevlilerine Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Aşut, Mersin iş dünyası olarak tüm terör eylemlerini şiddetle lanetlediklerini bildirdi. Terörün, tüm ülkelerin samimiyetle işbirliği yapması gereken bir konu olduğunun altını çizen Aşut, “Özellikle devletimizden sadece birer kukla olan terör örgütleri ile mücadele etmesini değil, asıl bu kuklaların iplerini ellerinde tutan ve ikiyüzlü politikaları ile bölgemizi ve dünyayı cehenneme çeviren kişi, grup ve bazı samimiyetsiz ülkelerin teröre izin ve bazen destek veren politikalarını bozmalarını, onlara karşı elimizdeki yaptırımları uygulamalarını bekliyoruz. ‘Yurtta barış, dünyada barış’ gibi bir kuruluş felsefesi olan bir ülke ve millet olarak bu olayları hak etmiyoruz. Bu olaylar bu felsefeden uzaklaşmamıza neden olmamalı, ülkemiz dünyada barışa hizmet etmeye devam etmelidir” ifadelerini kullandı.

    “AB bize yarar sağladığı sürece bir parçası oluruz”

    İngiltere’nin referandum sonucunda AB’den ayrıldığını da anımsatan Aşut, verilen sözler, imzalanan anlaşmalar ve yükümlülükler olduğu için bu ayrılışın bir günde bitecek bir olay olmadığına dikkat çeken Aşut, şöyle devam etti: “En az iki yıl sürecek bir çıkış süreci var. Ancak, sonuçta artık İngiltere AB’de değil. Bu bizim AB üyelik sürecimizi etkilememelidir. İngiltere’nin şartları ve nedenleri başka, bizim amaçlarımız başka. AB üyelik sürecimiz her anlamda ülkemize katkı sunmuştur. Yılların kazanımları ile kurulan AB, bir günde dağılacak bir oluşum değildir. Elbette ülkemiz için önemli bir hedefse de bize yarar sağladığı sürece bir parçası oluruz. Aksi takdirde Türkiye, büyük önder Atatürk’ün dediği gibi yeni kurulan dünyada yerini alır, boşta kalmaz.”

    “Korkmadan ve çekinmeden bu olumlu ilişkileri arttırmalıyız”

    Türkiye’nin geçen hafta İsrail ve Rusya ile başlattığı yeni döneme ilişkin Mersin iş dünyasının görüşlerini de aktaran Aşut, Türkiye’nin dış politikasında uzun süredir sıkıntılar olduğunu ve sıfır sorunun, sıfır huzura döndüğünü dile getirdi. Ancak, İsrail ve Rusya ile başlayan yeni süreci olumlu ve akılcı dış politika olarak niteleyen Aşut, bu politikanın duygusal yaklaşımlarla zarara uğrayan dış ilişkileri düzeltecek gibi göründüğünü belirtti. “Korkmadan ve çekinmeden bu olumlu ilişkileri arttırmalıyız” diyen Aşut, şunları kaydetti: “Barış ülkelere sadece refah getirir, mutluluk getirir ve savaşın galibi olmaz. Mersin iş dünyası olarak, bu olumlu adımların Mısır ile de başlayacağını umuyor ve hükümetimizin bu adımlarını destekliyoruz. Bu konuda üstümüze düşen görevlere hazırız. Biz Mersin iş dünyası olarak gerek İsrail’le gerek Mısır iş dünyası ile iletişimimizi zaten kesmemiştik. Bir aracı rol oynamayı bırakmadık. Hükümetimizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın attığı bu adımlar bizim de başlattığımız olumlu ilişkileri taçlandırmış oldu. Bölgenin denge devleti olan Türkiye’den beklenen de budur. Sorun oluşturan değil, sorunları çözen ülke olmak.”

    “Yatırım için arazi üretilmesini bekliyoruz”

    Bu gelişmeler olurken iş dünyası olarak ekonominin gerçek sorunlarını ihmal etmeden, unutulmasına izin vermeden çalışmalarına devam ettikleri kaydeden Aşut, Mersin iş dünyasının devletten paradan çok yatırım ortamının geliştirilmesini istediğinin altını çizdi. Aşut, Mersin iş dünyasının beklentilerini şöyle sıraladı: “İş dünyası yatırım için arazi üretilmesini bekliyor. Tüm iş dünyasının tek ses olduğu Çukurova Uluslararası Bölgesel Havalimanı, Mersin Lojistik OSB ve yeni OSB’lerin artık hayata geçmesini bekliyor. Çünkü bölge ve ülke için hayati olan bu yatırımlar geciktikçe ülkenin 2023 hedeflerine darbe vuruluyor. Havalimanı ve lojistik merkez projemiz hayata geçerse bu sadece Mersin’in değil, bölgenin ve ülkenin zenginliği olacaktır.”

    “Hükümetimizin yatırım ortamını iyileştirme atağını destekliyoruz”

    Yatırım ortamının iyileştirilmesi ile ilgili 13 Haziran 2016’da Başbakanlık tarafından Meclis’e sunulan bazı yasa maddelerindeki tasarı değişikliklerini olumlu ve yerinde bulduklarını da dile getiren Aşut, sözlerini şöyle tamamladı: “Tasarıda yatırım ortamına ilişkin işlem maliyetlerin azaltılması, faizsiz finans ürünlerinin arttırılması, Ar-Ge desteklerinin arttırılması ve uygulama farklılıklarının kaldırılması, şirket kuruluş maliyetlerinin azaltılması, yatırımcılara teşvik belgesi süresince emlak vergi muafiyeti getirilmesi, çek düzenlemesi öngörülmesi gibi konulardaki gelişmeleri olumlu buluyor ve yatırım ortamı düzeldikçe üretime dönük yatırımların artacağına inanıyoruz. Başta Başbakanımız Binali Yıldırım, Kalkınma Bakanımız Lütfi Elvan olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.”

  • Savaş Çocuklarının Ellerinde Resim Sergisi Açıldı

    İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Malatya Valiliği iş birliğiyle düzenlenen ‘Savaş Çocuklarının Ellerinde Resim Sergisi’ bugün açıldı.

    İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin organize ettiği ‘Savaş Çocuklarının Ellerinde Resim Sergisi’ bugün Malatyapark AVM’de açıldı. Düzenlenen açılışa İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik, Malatyapark AVM Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Kavuk, İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Işık, Vali Yardımcısı Ömer Dağdelen, Malatya İl Afet ve Acil Durum Müdürü Hamza Demiralp, Eğitim Sen Malatya Şube Başkanı Kerem Yıldırım, Suriyeli çocuklar ve vatandaşları katıldı. Açılışta konuşan Malatya Vali Yardımcısı Ömer Dağdelen, Malatya Beydağı Konaklama Tesislerinde, 3 yıldır 8 bine yakın Suriyeliyi misafir ettiklerini söyledi. Dağdelen, “Bu misafirlerimizin arasında 3 bin 500’e yakın da öğrencimiz var. Öğrenciler, kampımızda, geçici eğitim merkezlerimizde eğitimlerine devam ediyor. Eğitimin yanında kültürel ve sanatsal faaliyetlerde yapıyorlar. Bu resim sergisi de bunlardan bir tanesi. Halk Eğitim Merkezi ile birlikte yapılan bu etkinlikte çocuklarımız çok güzel resimler çizdi ve bu resimler bugün sergileniyor. Savaşın çocukları, yaşadıklarını çizdikleriyle yansıttılar. Ben inanıyorum ki bu gençlerin içinden ressamlar çıkacak” şeklinde konuştu. Daha sonra konuşan İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Görevlisi Yasemin Keskin Yılmaz, “Bu sene topluma hizmet uygulamaları dersini 4. sınıf öğrencilerimiz için ders müfredatına koyduk. Öğrencilerimiz çok güzel ve anlamlı projeler ürettiler. Bu sergi de bunlardan bir tanesi. Son sınıf öğrencilerimizden bir ekip oluşturmalarını ve bu ekibin bir proje üretmesini istedik. Öğrencilerimiz çok güzel çalışmalar yaptı. Malatya Valiliği, Malatya İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesine katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

    Konuşmalardan sonra resim sergisi açıldı.